Semih Yalçın’dan Muharrem İnce’ye Sert Açıklamalar.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Ylçın, “Muharrem İnce’nin açıklamalarını "Hince İfadeler” olarak tarif ettiği basın açıklaması yaptı..açıklamasında Muharrem İnce'nin açıklamalarını sert bir dille eleştiren Yalçın, CHP'nin kurucu değerlerden hızla uzaklatığını, HDP ve İP’le birlikte kendi siyasi çıkarlarını bugünün müstevlilerine taşeron olan örgütlerin kirli emelleriyle birleştirdiğini iddia etmesi dikkat çekti.

MHP Genel merkezinden gönderilen açıklamada Yalçın, şu ifadelere yer verdi; "Yerel meclisler, Osmanlı döneminden beri politikacı yetiştiren kurumlardır. Ancak bir de madalyonun öbür yüzü vardır. Siyasi hayatımızda hastalıklara yol açan bölücülük ve ayrılıkçılık mikrobunun kökleri, Tanzimat’tan sonra Osmanlı Devleti’nin taşra yapılanmasını şekillendiren mahallî meclislere kadar uzanmaktadır.
Tarih bugün de tekerrür etmekte, Türk siyasetine arız olan hastalıklar bugün de sürmektedir. Günümüzde bölücülüğün yeni taşeronları, iş birlikçileri ve hamileri vardır. Belediyelerdeki, belediye meclislerindeki yapılanmaların sıhhati bugün de eskisi kadar önemlidir. Cumhuriyet’in sınıfsız, imtiyazsız ve kaynaşmış bir toplum yapısı inşa etme çabalarına karşı bölücü terör örgütü PKK; siyasi kanadı vasıtasıyla belediyelerde ve yerel meclislerde örgütlenmiştir. PKK’nın son siyasi temsilcisi HDP’nin belediye teşkilatlarıyla parlamento yapılanması arasında sıkı bir bağ ve geçişkenlik mevcuttur. PKK, yerel örgütlenmeleri ayrılıkçı hesapları için kullanmaktadır. Bölücü örgütün yetiştirdiği ve yerel meclislere aday ettiği militanların HDP ile ilişkilerine bakıldığında bu girift yapılanma çıplak gözle görülecektir. Belediyelerin; PKK’nın siyasi kanadı tarafından kazanıldığında, milletin imkân ve kaynaklarının örgüte nasıl peşkeş çekildiği, ayaklanma provalarına nasıl harcandığı geçmişte ibretle görülmüştür.
Bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi kanadı, yerel seçimleri, kapısı sözde bağımsızlığa açılan özerklik için fırsat olarak görmektedir. Yerel seçimlerde oluşturulan belediye ve il genel meclisleri, PKK’nın kravatlı siyasi temsilcileri için ayrılıkçı çabaların birer provası, ihanet projelerinin uygulama alanı mahiyetindedir. Bu itibarla PKK, mahallî seçimlerde il genel meclisleriyle belediye meclislerinin oluşacağı belediyelere birer yerel parlamento gözüyle bakmaktadır. HDP’lilerin 2014 Yerel Seçimlerinde doğu ve güneydoğuda alınan sonuçları “haritayı çizmek” şeklinde değerlendirdikleri dün gibi hatırlardadır.
Kripto FETÖ üyesi veya FETÖ destekçisi bir politikacının yerel seçimlerde mevki kazanmasının ne anlama geleceğini ise izaha bile gerek yoktur.
Demek ki yerel seçim sadece yerel seçimden ibaret değildir. Mesele; Türkiye'nin bekası, milletin kaynaklarının sadece milletin geleceği için harcanmasıdır. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında mahallî idareler ve parlamentodaki ayrılıkçıların oynadığı rol, acı bir misal gibi tarihimizin sayfalarındaki yerini almıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin payidar kalması ise toplumsal barışa ve bekamıza uzanan kirli elleri kırmakla mümkün olacaktır. Lakin bu bağlamda öncelikle beka sorununu zekâ sorunu olarak görüp küçümseyen “zekâ yoksunu” mantalitenin siyasi hayatımıza egemen olmasının önüne geçilmelidir. Zira bu kafanın en büyük temsilcisi konumundaki CHP sözcüleri, bahsettiğimiz çarpıcı hakikatleri setretmek için yerel seçimlerini mahiyetini sıradanlaştırma ve MHP'nin beka söylemini değersizleştirme çabasına girmiştir.
CHP'nin belediyecilik anlayışı arızalıdır, tehlikelidir. Geçmişte Gaziantep, Adana, Mersin ve Antalya gibi illerde oy çoğunluğu sağlamak için doğu ve güneydoğudan toplu göç furyası başlatıp ayrılıkçılara kucak açan parti, CHP olmuştur. CHP bu çabalarıyla özellikle anılan illerdeki sosyal barışa zarar vermekle kalmamış, Türk milletini oluşturan unsurlar arasındaki nifak tohumlarını da ekmiştir. CHP'li belediyelerin; milletin kaynaklarını millete harcamak yerine kendi yandaşlarına akıttıkları, altyapı ve kamu hizmeti vermek yerine sadece yandaş ve militan yığınları değil, çöp dağları oluşturdukları unutulmamıştır.
Bunun içindir ki MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin yerel seçimlerle ilgili kös vururcasına yaptığı “beka” vurgusu doğru adreslere gidince bundan en çok CHP yöneticileri rahatsız olmuştur.
CHP sözcüleri; partilerinin kuruluş felsefesine sadakat içinde olmaları ve Türkiye’nin bütünlüğü, milletimizin bekası için herkesten çok titizlenmeleri gerekirken, “Ben ne derim, tamburum ne çalar.” misali, ayrı telden çalmaya ve ayrılıkçıların “Ne bekası!” nakaratını okumaya başlamışlardır.
Kurucu değerlerden hızla uzaklaşmış olan CHP, yancıları HDP ve İP’le birlikte kendi siyasi çıkarlarını bugünün müstevlilerine taşeron olan örgütlerin kirli emelleriyle birleştirmiştir.
Bu arada CHP’li Muharrem İnce, yerel seçimlerin beka açısından taşıdığı önemi küçümseyerek “zekâ sorunu”na indirgemekle, soyadına inat kalın bir zekâya, mahdut ve sığ bir kavrama yeteneğine sahip olduğunu ispatlamıştır.
“Muharrem Hince”, siyaseten galip gelebilmek ve rekabette üste çıkmak uğruna, ulaşma emeline kapıldığı malum mevkie layık duruşun gereklerini çekinmeden çiğneyebilmektedir.
Onun zurnasının peşrevi olmadığını öteden beri biliyoruz. Ancak dilinin akortsuz, kelamının ayarsız, üslubunun patavatsız ve siyaset denizinde pusulasız rotasız seyreden gönül kayığının delik olduğunu da bu vesileyle görmüş bulunuyoruz. Kabalığın, kibrin, küstahlığın, nadanlığın ve münasebetsizliğin CHP sözcülerinin meşrebi ve itiyadı hâline gelmiş olmasını, aziz milletimizin dikkat nazarlarına sunuyoruz.
CHP’nin; siyasi rakiplerini değersizleştirerek, tahkir ve tahfif ederek galebe çalma çabasının, bu partide bir hastalık hâline geldiğinin farkındayız. Bu partinin sözcülerinin samimiyetsizlik ve alaycılığının, rakiplerinin değil ama kendilerinin zaaflarını ele verdiğini gözlemliyoruz. Buna bir de devlet ve demokrasi terbiyesi yokluğuyla tarih bilgisi eksikliği eklenince, CHP sözcülerinin çökük omuzlarının bu ağır yükü taşıyamadığını müşahede ediyoruz.
Yerel seçimlerin sadece mahallî idarecileri seçmekten ibaret olmadığını, Bay İnce ve partisi CHP 31 Mart’ın ertesi sabahı gaflet uykusundan millet iradesinin Cumhur İttifakı lehine tecellisiyle uyandığında anlayacaktır. Bunun bir rüya, bir kâbus veya Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na düzenlenmiş 1 Nisan şakası olmadığı da işte o zaman ortaya çıkacaktır.
Esasında biz Sayın Kılıçtaroğlu’nun “Muharrem İnce gel bakalım buraya” dediğinde, dörtnala koşarken kendisinin ne kadar zeki olduğunu anlamıştık. Beka meselesine de bu zekâ seviyesinden bakmasına şaşırmıyoruz. Çünkü cır cır böceğinin kulağı bacağındadır.
Şundan hiç şüphemiz yoktur: Büyük Türk milleti bekasına sahip çıkacak; belediyelerin, siyaset coğrafyasında “Bekaa Vadisi” veya “Pensilvanya bahçesi” olmasına izin vermeyecektir."