<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bahçeli &#8211; Radyo Ülkü FM 100.1 Konya</title>
	<atom:link href="https://ulkufm.com.tr/tag/bahceli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulkufm.com.tr</link>
	<description>Gönüllerin Radyosu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 Oct 2022 06:46:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.6</generator>
	<item>
		<title>&#8211; Lider Bahçeli Önemli Mesajlar verdi</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/10/12/lider-bahceli-onemli-mesajlar-verdi-2/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/10/12/lider-bahceli-onemli-mesajlar-verdi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 06:46:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Lideri Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Grup toplantısında konuşan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7951</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada,  gündemi ilgilendiren önemli açıklamalar yaptı. Lider Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Muhterem Milletvekilleri, Değerli Misafirler, Basınızın Değerli Temsilcileri, Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları, sosyal medya platformları vasıtasıyla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada,  gündemi ilgilendiren önemli açıklamalar yaptı.</strong></p>
<p>Lider Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>“Muhterem Milletvekilleri, </strong><strong>Değerli Misafirler, </strong><strong>Basınızın Değerli Temsilcileri,</strong></p>
<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p>Yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları, sosyal medya platformları vasıtasıyla toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımızı, gönül ve kültür coğrafyalarımızda nice zorluğa direnerek varoluş mücadelesi veren kardeşlerimizi içtenlikle selamlıyor, hepsini kucaklıyorum.</p>
<p>Nasıl bir hayat sorusuna verilecek en makul ve muhtevalı cevap nasıl bir siyaset sorusuna yüklenecek anlam halkalarında gizlidir.</p>
<p>Siyaset özü itibariyle bir mesuliyet, bir meftuniyet, bir mecburiyettir.</p>
<p>Aynı zamanda ahlaki, insani, vicdani ve fikri temellere dayanması, sınır hatlarının milli ve manevi ilkelerle ihata edilmesi hem gerekli hem de gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.</p>
<p>Uçta yatıp ortada duranlar, tarlası sırtında gezip hilenin harmanını yapanlar, rüzgâra göre yelken açıp ilk sallantıda gemiden kaçanlar, kulaksıza küpe burunsuza hızma olanlar, sözlerini heybenin delik gözüne koyanlar, suyu kesik değirmen gibi boşa dönüp duranlar elbette ne siyaset ne de samimiyet iddiasında bulunabilirler.</p>
<p>Siyaset, soğuk tandırdan sıcak ekmek alma hesabı yapanların, rüyasında sinek avına çıkanların, şapkayı ayağına çarığı başına giyenlerin, yalanı kana kana içip de bir damla hakikati yudumlamaktan mahrumiyet çekenlerin hakkı ve harcı olamaz.</p>
<p>Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikamet ve ilhamını milletimizin hedef ve özlemlerinden alan büyük bir atılım haline ileri düzeyde ihtiyacı vardır.</p>
<p>Kabuk bağlamış yaraları deşerek siyaset üretilemez.</p>
<p>Uçurum kenarında sahte pehlivanlık pozu vererek siyaset yapılamaz.</p>
<p>Toplumsal yapıyı önce ideolojik mahallelere ayırıp sonra da iki ayrı yakayı birleştirmek amacıyla köprü kurmaya çalışmanın adı da siyaset olamaz.</p>
<p>Kutuplaşmaya can suyu verenlerin kucaklaşma söylemi kuyruklu yalandır.</p>
<p>İstismar çarkıyla inkar tekerini çevirip eşzamanlı barışma masalı anlatanlar palavracı tiplerdir.</p>
<p>CHP Genel Başkanı, “Türkiye’yi barıştıracağım” diyor.</p>
<p>Helalleşme çağrısı yaparak geçmişi değil de geleceği kurtarmaya çalıştığından bahsediyor.</p>
<p>Barışmak için küslüğün ve küslerin olması gerekmiyor mu?</p>
<p>Türkiye’nin barışması için doğudan batıya, kuzeyden güneye küslüğün hâkimiyeti lazım değil mi?</p>
<p>Peki bu küslük nerededir? Birbirine küsen kimledir? Kılıçdaroğlu’nun görüp de bizim göremediğimiz, müşahede ve mülahaza edemediğimiz bu küsler nereye saklanmış, nerede sadır olmuştur?</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun ya ruh sağlığında kaygı verici bir bozulma vardır, ya da siyaseti akıl dağılması, rota sapması yaşamaktadır.</p>
<p>İki durum da kendisi ve partisi adına buhrandır.</p>
<p><u>Kılıçdaroğlu’nun vaki durumu aynen şöyledir:</u></p>
<p><strong><em>“Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin.”</em></strong></p>
<p>Aklı arkada tutup ahmaklığı kılavuz yapan Kılıçdaroğlu ve CHP yönetiminin hali pürmelali tamı tamamına budur.</p>
<p>Türk milleti birlik ve beraberliğin iftiharıdır, itibarıdır, ibrasıdır, ihyasıdır.</p>
<p>Türkiye barış ve huzurun, sevgi ve saygının gıpta edilen ülkesidir.</p>
<p>Üzerinde yaşadığımız topraklarda bin yıldır kardeşlik hüküm sürmektedir.</p>
<p>Türkiye küs değildir, tam tersini iddia eden Kılıçdaroğlu ve çıkarcı ortakları kündeye gelmiş müfteriler koalisyonudur.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’na tavsiye ediyorum, diken olup ayağa batıncaya kadar, gül ol da yakaya takıl.</p>
<p>Namertliğin izini süreceğine mertliğin kulvarına gir de adamlıkla anıl.</p>
<p>Fakat ne gezer, ne söylesek nafile, ne yapsak beyhude, bir kulağından girip diğerinden çıkıyor, sanki duvara konuşuyoruz, aynı tas aynı hamam.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun siyaseti siyaset değildir,  yolu yol değildir, çizgisi belirgin ve net değildir.</p>
<p>Bildiğiniz üzere, başörtüsü meselesi milletimizin kalıcı ve köklü mutabakatıyla çözülmüş bir meseledir.</p>
<p>Bu konuyu ısıtıp tekrar gündeme getirmenin, yeniden kısır bir tartışma ortamı yaratmanın hiç kimseye bir faydası dokunmayacaktır.</p>
<p>Türkiye’de başörtüsü sorunu bitmiş, mağduriyetler dönemi kapanmıştır.</p>
<p>Ancak Kılıçdaroğlu’nun derdi başkadır, hesabı başkadır, hedefi başkadır, hevesi başkadır.</p>
<p>Bu kapsamda CHP’nin geçen hafta hazırlayıp TBMM’ne vermiş olduğu kanun teklifi samimiyetsiz, tutarsız, içerik itibariyle de baştan savmadır.</p>
<p>Kaldı ki yeni bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç da yoktur.</p>
<p>Hatırlatırım ki, 9 Şubat 2008 tarihli 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla Anayasa’nın 10. maddesinin dördüncü fıkrasına “<strong><em>bütün işlemlerinde”</em></strong> ibaresinden sonra gelmek üzere “<strong><em><u>ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında”</u></em></strong> ifadesiyle,</p>
<p>42.maddesine altıncı fıkradan sonra gelmek üzere, <strong><em><u>“kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğretim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanılmasının sınırları kanunla belirlenir”</u></em></strong> fıkrası eklenmişti.</p>
<p>Ak Partiyle birlikte yaptığımız bu değişiklik esas itibariyle başörtüsü meselesini tamamen çözerek anayasal güvenceye kavuşturmuştu.</p>
<p>411 milletvekilinin eli adalet için, inanç ve ifade hürriyeti için kalkmıştı.</p>
<p>Ancak CHP Anayasa Mahkemesi’nin kapısında soluğu alarak bu kanunu iptal ettirmişti.</p>
<p>Bu nedenle, Kılıçdaroğlu’nun 3 Ekim 2022 gecesi sosyal medya hesabından bir video yayımlayarak başörtüsüne yasal düzenleme çağrısı yapması, müteakiben hazırlanmış teklifin TBMM Başkanlığına sunulması baştan ayağa sahtekarlık, savrukluk, sakatlık ve saçmalıktır.</p>
<p>Biz o günlerde 411 el kaosa kalktı manşetlerini unutmuş değiliz.</p>
<p>Biz o günlerde, bizzat Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne bez parçası dediğini unutmuş değiliz.</p>
<p>Bugün ise Kılıçdaroğlu’nun başörtülü kardeşlerimize rehine iftirasını da unutacak değiliz.</p>
<p>Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi şayet samimiyse, şayet mazilerindeki ayıplı sayfalardan nedamet duyuyorlarsa, buyursunlar, gündemdeki anayasa değişiklik teklifine destek versinler.</p>
<p>Başörtüsü meselesini yasal değil, anayasal güvenceye kavuşturmak için haydi gelin elinizi taşın altına koyun, dürüstseniz gereğini yapın, karnınızdan konuşmayın, işte er meydanı, işte demokrasi imtihanı, işte tutarlılığınızı göstermenin altın fırsatı.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi başörtüsü sorununun bütünüyle gündemden çıkarılması amacıyla hayırlı bir girişim olarak değerlendirdiği anayasa değişikliğine sonuna kadar vardır ve sözünün de 2008 yılında olduğu gibi arkasındadır.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, minderden kaçma, kaçak güreşme, bahane arama, açık sofraya oturmak için teklif ve ısrar bekleme.</p>
<p>Gerçi sütünde olanın tırnağında getireceğini biz gayet iyi biliriz.</p>
<p>Niyet okumasak da, geçen hafta CHP sözcülerinin açıklamalarıyla yine pişmiş aşa su kattıklarına, anayasa değişikliğine sıcak bakmadıklarına şahit olduk.</p>
<p>Her şeye rağmen umudumuzu kaybetmek istemiyoruz, CHP’den milli iradeye, inanç hürriyetine saygı bekliyoruz.</p>
<p>Ziyaret çalısı gibi, gelene takılan gidene takılan, erken kalkanın elinde kalan, yangına çırayla koşan, suyu yüzeyde kaynatmanın peşine düşen CHP’nin ve diğer zillet ortaklarının ne yapacağını, nasıl bir tutum takınacağını eninde sonunda Türk milleti görecek ve bir kez daha teyit edecektir.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Türkiye’nin geçmişten tevarüs edip geleceğini risk ve tehlikelere sevk eden sorun alanlarına ciddiyetle eğilmek, bu mahut sorunları cesaretle de ele almak evvela siyaset müessesinin başlıca sorumluluğudur.</p>
<p>Anlaşmazlıkların, görüş ayrılıkların, soğuk bakışların, katılaşmış diyalogların, yanlış anlamaların, canlı önyargıların muhakkak bitirilmesi halisane dilek ve temennimizdir.</p>
<p>Toplumsal yaraların sarıldığı, kronik meselelerin köklü çözümlerle buluşturulduğu, milli ve manevi değerlerle kenetlenmiş bir Türkiye’ye Allah’ın izniyle vasıl olmak hepimizin müşterek gayesidir.</p>
<p>Elbette her alan ve sahada bir uzlaşma vasatı tezahür etmelidir.</p>
<p>Yalnız başına uzlaşmak da yetmeyecektir, nitekim mühim olan doğruda uzlaşmak, adalette uzlaşmak, ahlakta uzlaşmak, vicdanda uzlaşmak, huzurda uzlaşmak, ebediyete kadar birlikte yaşamakta uzlaşmaktır.</p>
<p>Bize göre uzlaşmanın adresi de büyük Türk milletinin kutlu varlığıdır.</p>
<p>Bizim üstesinden gelemeyeceğimiz, altından kalkamayacağımız hiçbir sorun yoktur.</p>
<p>Sürekli erteleyerek, sürekli yok sayarak, bunların yanı sıra ihmal ve iradesizliğin pençesine düşerek ulaşacağımız hiçbir yer yoktur, olamayacaktır.</p>
<p>Vakit yüreklerin toplu vurma vaktidir.</p>
<p>Vakit el ele vermenin vaktidir.</p>
<p>Bildiğiniz gibi, Alevi İslam inancına sahip kardeşlerimizin haklı ve meşru talepleri vardır ve bu talepler temiz bir mizaçla, kardeşliğin alicenaplığıyla; adil, eşitlikçi, insani, tarihi, kültürel, hukuki ve hakkaniyetli ilkeler mihverinde karşılanmalı, ortak akıl ve geniş bir uzlaşma zemini oluşturulmalıdır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak kanaatimiz hep bu yönde olmuştur.</p>
<p>Alevi İslam inancına sahip kardeşlerimiz bizim canımız, can beraberimizdir.</p>
<p>Ne ayrımız ne de gayrımız vardır.</p>
<p>Cami ne kadar bizimse Cemevi de o kadar bizimdir.</p>
<p>Saz bizim söz bizimdir, cem bizim semah bizimdir.</p>
<p>Hamd olsun hepimiz Müslümanız, Allah’ımız bir, Peygamberimiz bir, kıblemiz bir, kitabımız bir, imanımız bir, acımız bir, sevincimiz birdir.</p>
<p>Mezhepçilik fitnesini yayanlar, bu çerçevede yıllarca husumet aşısı yapanlar bizden olmayan, bizim gibi hissetmeyen, bizim gibi inanmayan bozgunculardır.</p>
<p>Hz.Ali diyordu ki, <strong><em>“gönülleriniz bir olmadıkça sayıca fazla olmanızın bir anlamı yoktur.”</em></strong></p>
<p>Bizim gönlümüz birdir, bu suretle maksadımız gönüller yıkmak değil, gönül üstüne gönül yapmak, gönülleri kazanmaktır.</p>
<p>Kerbela ortak sızımız, Hz.Ali manevi büyüğümüz, Cennet gençlerinin efendileri Hz.Hasan ile Hz.Hüseyin başta olmak üzere zulme uğrayan, kanları dökülen ehlibeytin muhterem isimleri yaslı gönüllerimizin şehit abideleridir.</p>
<p>Geçmişin karanlık dehlizlerinde geleceğin saadet ve selamet cevherini bulamayız.</p>
<p>Geçmişteki bazı müessif ve münferit olaylara saplanarak cephelere ayrılamayız, yarınlarımızı heba edemeyiz.</p>
<p>Önemli olan her acıklı ve hepimizi hüzne boğan hadiselerden ders ve ibret almak, tekerrürünün önüne geçmektir.</p>
<p>Hep dedik, yine diyoruz, Alevi kardeşlerimizin hayatında tartışılmaz bir yer etmiş olan Cemevi gerçeği, siyasi kaygılardan uzak, Cami-Cemevi karşıtlığına dönüştürülmeden kabul edilmelidir.</p>
<p>Cemevi inanç ve kültür hayatımızın vazgeçilemez bir gerçeğidir.</p>
<p>Bu gerçeği tahrip ederek asıl manasından ve müktesebatından koparmak çok tehlikelidir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin dayandığı asırlık Türk milliyetçiliği düşüncesi, hiçbir zaman ayrımcı ve uzaklaştırıcı olmamış; toplumun tamamını temel değerler ekseninde buluşma ve kucaklaşmaya çağıran bir anlayışın temsilciliğini üslenmiştir.</p>
<p>Bizim gönlümüzde herkese yer vardır.</p>
<p>Bizim sevgimiz herkese yetecektir.</p>
<p>İster Alevi, ister Sünni, ister Caferi olsun, yöresi, kökeni, anasının dili de ne olursa olsun, milletimizin her güzel insanını muhabbetimiz ve müşfik tavrımız kucaklamaya kafi gelecektir.</p>
<p>Asırlar boyunca oluşan ve olgunlaşan kaynaşma kültürümüz kardeşlik bağlarımızın güvencesi, ülkemizi küresel bir güç yapma hedefinde takip etmemiz gereken yolun da rehberidir.</p>
<p>Dün de söyledik, bugün de söylüyoruz:</p>
<p>Gelecek ay yıldızlı bayrağın altındadır. Türkiye’nin birliği, refahı ve geleceğinin teminatı al bayrak altında birleşmekten geçmektedir.</p>
<p>Bu milletin şerefi ve haysiyeti, kardeşlik ve kahramanlık üzerine inşa edilmiş milli birliğidir.</p>
<p>Milli birliğimiz yara alır, kardeşlik ruhumuz sarsılırsa, bunun geriye dönüşü mümkün değildir.</p>
<p>Türk milleti yapay ayrımlara, sinsi çabalara fırsat vermeyerek beraberliğini sonsuza kadar mutlaka sürdürecektir.</p>
<p><strong><u>18 <em>Kasım 2008 tarihli Grup Konuşmamda demiştim ki:</em></u></strong></p>
<p><em>“Büyük Türk milletini meydana getiren muhteşem beşeri varlığın bir bölümünün Alevi İslam inancını benimsediği ve bu kardeşlerimizin inanç ve kültür temelli bazı sorunları, sıkıntıları ve beklentileri olduğu bir gerçektir.</em></p>
<p><em>Bu durumun görmezden gelinemeyeceği ve bu sorunların milli bütünlük, toplumsal hoşgörü ve dayanışma ruhu ile ele alınıp çözüm yolları üzerinde iyi niyetle ortak çaba gösterilmesi gerektiği açıktır.</em></p>
<p><em>Esasları ve hedefleri doğru konulmuş sağlıklı bir tartışma ve değerlendirme ortamının şartlarının hazırlanması devlet ve toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluğudur.</em></p>
<p><strong><em>√ </em></strong><em>Bu konuda başta siyaset kurumu, parlamento ve hükümet olmak üzere devletin ve toplumun tüm kurumlarına, Aleviliğin çatı kuruluşlarına, inanç önderlerine, üniversiteler ve akademik çevrelere önemli görevler düşmektedir.</em></p>
<p><strong><em>√ </em></strong><em>Bu çabalarda temel amaç, Türk milletinin birliğini ve beraberliğini koruyarak toplumsal huzursuzluk alanlarının cepheleşmelere dönüşmesini önlemek ve herkesin inancına saygı duyarak birlikte yaşama ideali etrafında kenetlenip toplumsal sıkıntı ve sorunları çözmek olarak görülmelidir.</em></p>
<p><em>Alevilik, tıpkı diğer inanç alanlarında olduğu gibi siyasi istismar ve rant aracı olmaktan çıkarılmalı, şahsi ve kurumsal nüfuz ve iktidar alanı olarak görülme eğilimleri terk edilmelidir.</em></p>
<p><strong><em>√</em></strong><em> Bu konuyu inancın dışında başka mecralara çekme, ideolojik muhteva ve nitelik kazandırma ve politik bir akım haline getirerek siyasallaştırma çabalarına itibar edilmemelidir.</em></p>
<p><strong><em>√</em></strong><em> Bir inancın ifadesi olan bu anlayış, karşıtlık ilişkisi ve zıt kutupların çatışması denklemine hapsedilmemeli, Sünni-Alevi; Cami-Cemevi karşıtlığı olarak görülmemeli ve bu noktaya indirgenmemelidir.</em></p>
<p><strong><em>√</em></strong><em> Karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışı hakim kılınmalı, hiçbir inanç, kültür, gelenek ve değeri aşağılamanın hiç kimsenin hakkı ve haddi olmadığı unutulmamalıdır.</em></p>
<p><strong><em>√</em></strong><em> Toplumsal hassasiyet taşıyan konularda küçümseyici ve dışlayıcı ifade ve tavırlardan özenle kaçınılmalıdır.</em></p>
<p><strong><em>√</em></strong><em> Konunun kavramsal çerçevesi doğru koyulmalı ve anlaşılmalı, çözüm imkanları, bütüncül bir çerçeve içinde ele alınmalıdır.”</em></p>
<p><strong><u>24 Kasım 2009 tarihli Grup Konuşmamda da;</u></strong></p>
<p><em> Aleviliğin öncelikle nitelikli eğitim ve nitelikli kadro ihtiyacını karşılayacak “Türkiye Alevilik Araştırmaları Merkezi”nin devlet desteğinde kurulmasını, bu merkezin genel bütçeden ayrılacak ödenekle desteklenerek idari bakımdan özerk olmasını,</em></p>
<p><em>Alevi inanç önderlerinin akademik seviyede eğitilmesi için İlahiyat Fakültelerinde “Tasavvuf İlimleri Bölümü” kurulmasını,</em></p>
<p><em>Milli Eğitim Bakanlığınca din derslerinin müfredatına, doğrudan Alevi toplumunun katılımıyla şekillenmiş doğru, objektif ve bilimsel bilgilerin girmesini,</em></p>
<p><em>Bu kapsamda olmak üzere Alevi İslam inancı önderlerinden, konusunda uzman ilahiyatçılardan ve akademisyenlerden oluşan “Özel İhtisas Komisyonu” kurulmasını,</em></p>
<p><em>Kültür Bakanlığı ve ilgili kuruluşların işbirliği ile Alevi İslam inancının ve tarihi-kültürel şahsiyetlerinin envanteri ve külliyatının çıkarılmasını, varsa yabancı dilde olanların Türkçe’ye çevrilmesini,</em></p>
<p><em>Alevi İslam inancını da bünyesinde temsil edecek şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı’nda yapısal düzenlemeye gidilmesini,</em></p>
<p><em> Cemevi gerçeğinin kabul edilmesini,</em></p>
<p><em>İnanç ve kültür hayatımızın bir unsuru olan Cemevlerine devlet yardımı yapılmasını, genel bütçeden ödenek tahsis edilmesini” </em>önermiştim.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin konuya günübirlik siyasetin dışında ve üstünde bir anlayışla yaklaştığını da ayrıca vurgulamıştım.</p>
<p>Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimiz, Cemevinin ibadethane olarak tarif ve tanımlamasının arzusundadır.</p>
<p>Aleviliğin hem inanç boyutu hem de kültürel bir yapısı vardır.</p>
<p>Şayet Alevi kardeşlerimiz Cemevini ibadethane görüyorsa, ki öyledir, bize düşen buna saygı duymak ve peşin hükümlerin ambargosundan kurtularak yapıcı ve destekleyici bir tavır almaktır.</p>
<p>Bunda çekinecek, tereddüt edecek, endişeye kapılacak hiçbir şey olamayacaktır.</p>
<p>Kimin nerede ve nasıl ibadet edeceğinin yazılı bir kuralı, bağlayıcı bir hükmü, genel geçer bir ilkesi yoktur.</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından geçtiğimiz hafta Cuma günü Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimize yönelik iyileştirici ve müspet açıklamaları tümüyle destekliyor, çok isabetli bulduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum.</p>
<p>Ankara, Elazığ, Erzurum, Erzincan’da açılışı yapılan,</p>
<p>Kütahya, Burdur, Denizli, Bilecik, Kayseri, Aydın ve Kırklareli’nde temeli atılan Cemevlerinin de hayırlı olmasını diliyorum.</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulacağının,</p>
<p>Cemevi hizmetlerinden eğitim faaliyetlerine kadar tüm çalışmaların, bu kurumsal yapı altında kamu güvencesi desteği ve denetimiyle yürütülecek olmasının,</p>
<p>Cemevlerinin aydınlatma, içme ve kullanma suyu, yapım, onarım, bakım giderlerinin karşılanması ve imar planlarındaki yeriyle ilgili tüm sorunların çözüleceğinin,</p>
<p>Cemevlerinde erkân hizmetlerini yürütmekten sorumlu Alevi Bektaşi inanç önderlerinden talep edenlere de bu kurumsal yapı bünyesinde kadro verileceğinin bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız marifetiyle ilan edilmesi milli birlik ve beraberliğimize muazzam bir katkıdır.</p>
<p>Bu reform mahiyetli demokratik, kültürel ve inanç bazlı adımların Alevi kardeşlerimize bir lütuf değil, gecikmiş haklarının önemli bir kısmının verilmesiyle ilgili karar olduğunu ifade etmek de boynumuzun borcudur.</p>
<p>Bizim geçmişten bugüne söylediğimiz de bunlardır.</p>
<p>Unutmayalım ki, yürekleri volkan gibi patlayanların avuçlarında çiçekler açamaz.</p>
<p>Acılar, ahlar, kötü anılar üzerinden bir gelecek inşa edilemez.</p>
<p>Alevi kardeşlerimizi istismar etmek için kuyruğa girenlerin, yüce dinimizi karalamak için fırsat kollayanların, mezhepçiliğin ihtilaf bakiyesini diri tutarak milli bünyemizi yarmaya çalışanların ne soyu soydur, ne huyu huydur, ne de iddiaları iffetle maluldür.</p>
<p>Hiç şüphesiz Allah indinde son din İslam’dır.</p>
<p>Ve tüm Müslümanlar da kardeştir.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>ABD ve Avrupa ülkelerinin inatçı faiz artırımları, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’yla IMF’nin yüksek faiz kaygısı, bununla mündemiç küresel ekonomiyi çembere alan resesyon tehlikesi, aynı zamanda gıda ve enerji güvenliğinde yaşanan darboğazlar sıkıntılı bir sürece açıkça işarettir.</p>
<p>Küresel ekonominin bu yıl için tahmin edilen büyüme oranının yüzde 3,2’ye, 2023 için de yüzde 2,9’a düşürüleceği İMF Başkanı tarafından açıklanmıştır.</p>
<p>Ayrıca Rusya’dan Almanya’ya direkt olarak doğalgaz taşıyan hatlar olan Kuzey Akım 1 ile Kuzey Akım 2’de meydana gelen sızıntılar, üstelik bu sızıntıların sabotaj neticesinde olabileceğine dair iddialar enerji alanında kargaşa ve kutuplaşmaya yeni bir boyut katmıştır.</p>
<p>Artık enerji ihtiyacını güvenceye alma stratejisinin önümüzdeki dönemde dış politikaların ana parametresi olacağı anlaşılmaktadır.</p>
<p><u>Enerji güvenliğinin dört ayağı vardır:</u></p>
<p>Birincisi, enerji kaynağının mevcudiyeti,</p>
<p>İkincisi, enerji kaynağına kesintisiz erişim,</p>
<p>Üçüncüsü, enerjinin uygun maliyeti,</p>
<p>Dördüncüsü de, enerjinin kabul edilebilirliğidir.</p>
<p>Bunlardan birisi yoksa enerji güvenliğinden bahsetmek mümkün değildir.</p>
<p>Bugünkü zaman diliminde küresel ölçekte enerji tüketiminin yaklaşık üçte ikisi petrol ve doğalgaza dayanmaktadır.</p>
<p>Enerjinin rezerv ve tüketim noktaları arasında güvenli iletimi her ülke için stratejik hedeflerden birisi haline gelmiştir.</p>
<p>Avrupa’ya enerji nakleden kuzey rotası artık güvensizdir.</p>
<p>Enerji jeopolitiği açısından gelişmeleri yorumladığımızda, Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Kafkasya’daki zengin gaz ve petrol kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasında en emin ve güvenli terminal Türkiye’dir.</p>
<p>Ukrayna, Polonya ve Baltık Denizi’ndeki tehditleri ve belirsizlikleri dikkate aldığımızda Hazar Bölgesi’nden Avrupa’ya ulaşan TANAP, diğer yandan Rusya’dan çıkıp Türkiye’den geçerek Avrupa’yla buluşan Türk Akım en emniyetli hatlara dönüşmüştür.</p>
<p>Ülkemizin Libya ile imzaladığı hidrokarbon anlaşması da tarihi nitelikte olup Batılı ülkeleri bir hayli rahatsız etmiştir.</p>
<p>Enerjinin üretimi, tedariki ve iletimi konusunda mukayeseli avantajları olan ülkeler büyük bir koza sahip duruma gelmişlerdir.</p>
<p>Türk Akımının hedef alındığına yönelik iddialar da dikkatle takibi gereken bir tehdittir.</p>
<p>Bu iddianın sahibi Putin, suçlanan ülke de Ukrayna’dır.</p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasında; askeri, enerji ve iletişim altyapılarına uzun menzilli yüksek hassasiyetli füzelerle yapılan saldırıların ağır maliyetleri olacağı şüphesizdir.</p>
<p>İki ülkenin de aklıselim bir çizgiye gelmesi bölge ve dünya barışı adına bir mükellefiyettir.</p>
<p>Diğer yandan Yunanistan’a enerji taşıyan hat TANAP’tır.</p>
<p>Bu ülkenin Türkiye’ye parmak sallamaktan vazgeçip sabrımızı taşırmaktan uzak durması enerji güvenliği açısından lehine bir durum olacaktır.</p>
<p>Avrupa ülkeleri bu kış nasıl ısınacaklarını, nasıl aydınlanacaklarını kara kara düşünmektedir.</p>
<p>Çok şükür Türkiye’nin böyle bir sorunu, böylesi bir korkusu asla yoktur.</p>
<p>Zillet ittifakı kuru gürültü yapsa da, ülkemiz enerji jeopolitiğinde kilit bir aktördür, tatbik ve temin edilen aktif, dengeli, milli ve çok boyutlu dış politika milletimize refah ve huzur olarak yansımaktadır.</p>
<p>Zillet partilerinin Türkiye’nin büyüklüğünü anlayacak ne basiretleri, ne siyasetleri, ne de ufukları vardır.</p>
<p>Zira her şey ortadadır.</p>
<p>Türkiye’nin Putin’e teslim olduğunu vahim, cehil ve çürük bir dille ileri süren İP Başkanı’nın bu işleri zaten kafası almaz, devleti, milleti, dış politikayı bilmesi de söz konusu olamaz.</p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta taraf tutan, Türkiye’yi bir kampa yerleştirmeye, dahası cepheye sürmeye çalışan zillet ittifakının ilkel dürtülere, iradesiz politikalara rehin düştüğü tartışmasızdır.</p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasında Türkiye şayet bir tarafsa, bu da barışın, huzurun, silahların susmasının tavizsiz tarafıdır.</p>
<p>İç ve dış odaklar bu sabit gerçeği kesinlikle ihlal edemeyecektir.</p>
<p>Allah muhafaza, Türkiye’yi zillet partilerinin koalisyonu yönetiyor olsaydı, ABD’nin sınır devriyesi, ileri karakolu, tetik çeken eli olmaya ne kadar hevesli oldukları çok büyük badire ve belalar eşliğinde görülür ve ortaya çıkardı.</p>
<p>Türkiye’yi yönetmek için mangal gibi yürek lazımdır.</p>
<p>Türkiye’yi yönetmek için milli onur ve milli mensubiyet şuuru şarttır.</p>
<p>Türkiye’yi yönetmek için nereden gelip nereye gittiğimizi gösteren tarihi süreci bilmek hayat memat konusudur.</p>
<p>Zillet ittifakında bunların hiç birisi yoktur.</p>
<p>Süpürülmedik eve bilinmedik misafir gelirmiş, bunların ellerine yetki geçmiş olsaydı, Türkiye’yi her türlü tehdit ve felakete maruz hale getirirler, sonunda da adımız hıdır elimizden gelen budur diyerek teslimiyetçiliğin dibini boylarlardı.</p>
<p>Su tersine dönünce uyuz keçi nasıl öne düşerse, zillet ittifakı da ancak dünya tersine dönerse karışık ve kirli emellerinde muvaffak olabileceklerdir.</p>
<p>Bir kez daha ifade ediyorum, Türkiye savaşın değil barışın tarafındadır.</p>
<p>Çevremizde bir barış kuşağının tesisi öncelikli amacımızdır.</p>
<p>Ümit ediyoruz ki, Rusya ile Ukrayna arasında süregelen ve çetrefil bir hal alan kanlı savaşın İstanbul’da kurulacak muhtemel bir müzakere masasıyla kalıcı bir çözüme ulaşması da inşallah gerçekleşecektir.</p>
<p>Barış istiyoruz, barış diyoruz ve bunu çok acil bekliyoruz.</p>
<p>Zillet ittifakının akıl ve siyaset rehberi ABD Başkanı Biden, nükleer savaş riskinin 1962 Küba Krizi’nden bu yana en yüksek seviyede olduğunu geçen hafta açıkladı.</p>
<p>Hatta dedi ki: <strong><em><u>“Putin nükleer silah kullanırsa dünya Armageddon ihtimaliyle karşı karşıya kalır.”</u></em></strong></p>
<p>Tehdit tonu çok yüksek olan, adeta alarm zilleri çalan bu skandal açıklama dünyayı anında tesiri altına almıştır.</p>
<p>Altını kalın bir şekilde çizerek diyorum ki, Evangelist Hristiyanlar, Hz.İsa’nın yeryüzüne geleceğine, Deccal ile savaşacağına ve Kıyamet Savaşı denen bu savaşın Tel Aviv yakınlarındaki Armageddon denilen yerde olacağına inanmaktadır.</p>
<p>Bu durum sadece siyasi değil inanç temelli bir konudur.</p>
<p>Evangelistlerin ABD siyasetindeki özgül ağırlığı çok fazladır.</p>
<p>Beyaz Saray’da nüfuz gücü olan bazı Evangelistler, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali üzerine, Putin’in bir süre sonra Ortadoğu’ya yöneleceğini, bunun da Kıyamet Savaşı’nı başlatacağını söylemişlerdir.</p>
<p>Biden’in beyni sulansa da, akli melekeleri tartışılsa da, Armageddon tehlikesini gündeme taşıması bize göre tesadüfi değildir.</p>
<p>ABD Başkanı’nın bu açıklamasından hemen sonra, Ukrayna Devlet Başkanı da Putin’in nükleer saldırıya hazırlandığını, sivil yerleşim yerlerinin vurulduğunu duyurmuştur.</p>
<p>Muhtemel felaketin gerçekleşmesi demek beşeriyetin hayat ve varlık haklarına kast etmek, dünyanın yıkımına çanak tutmak demektir.</p>
<p>İnsanlık böylesi bir vahşeti asla kaldıramayacaktır.</p>
<p>Nükleer savaş ihtimalinin konuşuluyor olması bile fecaattir.</p>
<p>Dünya ortak akıl ve iradeyle, barışçıl çabalarla bugünkü tehlikeli ortamdan çıkmalıdır.</p>
<p>Bu işin şakaya gelir hiçbir yanı yoktur.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun bu gelişmelerin gölgesinde apar topar ABD’ye gitmesi talihsizliktir, densizliktir, pervasızlıktır, düşüncesizliktir.</p>
<p>Gerekçeyi de hazırlamışlar, neymiş, ziyaretin amacı teknolojik ve bilimsel gelişmelere yönelik görüş alışverişinde bulunmakmış.</p>
<p>Cumhuriyet’in ikinci yüzyıl vizyonunu en parlak beyinlerle tartışacaklarmış.</p>
<p>Utanın, utanın; parlak beyin arıyorsanız milletimizin gözleri çakmak çakmak parlayan evlatlarına bakın.</p>
<p>“Bir Türk dünyaya bedeldir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına sarılın.</p>
<p>Muhtaç olduğunuz kudreti uzaklarda değil eğer varsa damarlarınızda arayın.</p>
<p>Merakımız şudur: Kılıçdaroğlu teknolojik ve bilimsel gelişmeler hakkında ne söyleyecek, neyi duymayı umut edecek, hangi parlak beyinlerle bir araya gelecektir?</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, bırak bu işleri, geç bu masalları, ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi olur. Buna da çok dikkat et.</p>
<p>Herkes biliyor ki, ABD’ye Cumhurbaşkanı adaylığı için icazet almaya ya da işaret edilecek müstakbel zillet adayının ismini öğrenmeye gittin.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’na diyorum ki, denenin döne dolaşa geleceği yer ya bir kursak ya da bir değirmen taşıdır.</p>
<p>Su yatağını, yel de tepesini mutlaka bulacaktır.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, ağaca dayanma bükülür, suya güvenme dökülür, ABD’ye bel bağlama seni bir dolara ele verir.</p>
<p>Sen sen ol, gene de tedbiri elden bırakma, ne de olsa Türkiye Cumhuriyeti vatandaşısın, sabahın soğunu sayma, akşamın ayazına kalma, Biden ve çevresinin telkinlerine, Pensilvanya’nın tembihlerine asla inanma, sakın kulak kabartma.</p>
<p>Dolduruşa gelip ona buna fazla güvenme, sonra dost bildiklerin postunu doldurur.</p>
<p>Şeytanla aşık oynayanların sonu hüsrandır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun malum ziyareti nefretle hazırlanmış, Türkiye husumetiyle yazılmış talimat listelerini almak maksadıyla planlanmış ve uygulamaya geçirilmiştir.</p>
<p>Zehirden nasıl şifa olmazsa, zillette de vefa olmaz, Türkiye’ye bir fayda beklenmez.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, açma kapıyı el ucuyla, açarlar kapını el gücüyle, yel gücüyle, fitne gücüyle.</p>
<p>CHP Genel Başkanı’nın ABD’ye yüz sürmesi, el açması, aman dilenmesi tek kelimeyle acizliktir, yetersizliktir, milletine sırt dönmektir.</p>
<p>Teslim olmuş başa devlet konmaz, konsa bile çok durmaz, duramaz.</p>
<p>Kılıçdaroğlu barışma ve helalleşme hikayesini anlatadursun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir cenaze nakil aracında yüklü miktarda uyuşturucu yakalanmıştır.</p>
<p>Meğer İstanbul Belediyesi gerçekten de çok çalışıyormuş!</p>
<p>Bunlara kalsa, kaçakçılık meşru, hırsızlık olağan, yağma sıradan, ihanet de demokratik bir haktır.</p>
<p>Zillet ittifakı işte budur. CHP’nin gerçek yüzü suçtur, kirdir, çamurdur, kokuşmuştur.</p>
<p>İnanıyoruz ki, Allah bilir kulunu, ona göre verir çulunu.</p>
<p>Zilletin çulu Türkiye’nin başına geçirilmek istenen deli gömleğidir.</p>
<p>Ülkemizin Parlamenter Sisteme geri dönmesi söz konusu değildir.</p>
<p>Henüz Cumhurbaşkanı adayını bulamamış, bulmak için de okyanus ötesinde gezip tozmayı iş edinmiş sömürülmüş bir zihniyete Türkiye teslim edilir mi? Milli gelecek emanetlerine bırakılır mı?</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türk ve Türkiye yüzyılının stratejik gücü, yönetim güvenliğidir.</p>
<p>Cumhur İttifakı zalime aman vermeyen, teröriste fırsat tanımayan, Türk düşmanlarına göz açtırmayan, egemenlik haklarımızı, hükümranlık yetkilerimizi, milli çıkarlarımızı kürenin her köşesinde serdengeçti bir yürekle savunan muktedir ve muhteşem bir millet iradesidir.</p>
<p>Bu bıçkın irade kilitleri açacak, perdeleri aralayacak, ufku aydınlatacak, sis bulutlarını dağıtacak, 2023 ve takip eden yıllarda küresel güç Türkiye’yi inşa ederek zalime Yavuz, mazluma Yunus, mağduriyetin kuyusunda kalmış biçarelere Yusuf olacaktır.</p>
<p>Ağaç gider çalı kalır, çalı gider çakıl kalır, yiğit gider namı kalır, Türk nereye giderse şanı kalır, saygıyla ve şerefle anılır.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Ampute Futbol Dünya Kupası Şampiyonu olan Ampute Futbol Milli Takımımızı ve teknik heyeti gönülden tebrik ediyor, bütün sporcularımızın gözlerinden öpüyor, hayırlı olsun diyorum.</p>
<p>Asıl engel bedende değil kalpte olandır.</p>
<p>Ve engeller aşılmak, zorluklar yenilmek için vardır.</p>
<p>Engelleri geçip dünyaya Türkiye ismini şampiyon diyen söyleten evlatlarımızla gurur duyuyor, başarılarının devamını diliyorum.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken hepinizi bir kez daha hürmet ve muhabbetle selamlıyor, güzelliklerle dolu bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/10/12/lider-bahceli-onemli-mesajlar-verdi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-Bahçeli, TBMM Parti Grubunda Gündemi Değerlendirdi</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2020/11/11/bahceli-tbmm-parti-grubunda-gundemi-degerlendirdi/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2020/11/11/bahceli-tbmm-parti-grubunda-gundemi-degerlendirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2020 10:52:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ulkufm.com.tr/?p=2428</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada gündemi değerlendirdi, önemli konularda açıklamalarda bulundu. Genelde salı günleri yapılan parti grup toplantısı dün 10 Kasıma denk gelmesi nedeni ile Çarşamba günü 11.30’ alındı. Ülkemizi ilgilendiren İç ve dış politikalar konusunda oldukça dikkat çeken açıklamalarda bulunan Bahçeli, Konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Değerli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada gündemi değerlendirdi, önemli konularda açıklamalarda bulundu.<br />
Genelde salı günleri yapılan parti grup toplantısı dün 10 Kasıma denk gelmesi nedeni ile Çarşamba günü 11.30’ alındı.<br />
<strong>Ülkemizi ilgilendiren İç ve dış politikalar konusunda oldukça dikkat çeken açıklamalarda bulunan Bahçeli, Konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</strong><br />
“Değerli Milletvekilleri, Sayın Basın Mensupları,<br />
Bu haftaki Meclis Grup Toplantımıza başlarken müstesna heyetinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.<br />
Yurdumun her köşesinde yaşayan aziz vatandaşlarıma, gönül ve kültür coğrafyalarımızda varlık mücadelesi veren muhterem kardeşlerime en derin şükranlarımı sunuyorum.<br />
Bildiğiniz gibi dün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 82’inci vefat yıl dönümüydü.<br />
Yine bildiğiniz gibi, Anıtkabir’de düzenlenen 10 Kasım Anma Günü Programı nedeniyle salı günü yapmamız gereken mutat Grup Toplantımızı bugüne ertelemiştik.<br />
Aziz Atatürk, harap olmuş bir ülkeyi, yorgun düşmüş bir milleti yeniden kuvvet haline getiren Liderdir.<br />
Önce vatanı kurtaran, sonra devleti kuran büyük bir komutan, muktedir bir siyasetçidir.<br />
Fani hayatı, kutlu varlığından güç ve ilham aldığı Türk milletine hizmetle geçen ilkeli ve inanmış bir insandır.<br />
Atıl ve hareketsiz duran milleti, aciz ve çaresiz olan aydın ve eşrafı adım adım uyanışa sevk etmeyi, ortak hedeflere yönlendirmeyi başarmış önder bir şahsiyettir.<br />
Çağın stratejik boşluklarını gören, bölgesel ve küresel dengeleri isabetle teşhis eden, son aşamada İmparatorluğumuzun yıkıntıları arasından yepyeni bir Türk devletini adeta cevher gibi bulup çıkaran yüksek vasıflı dava adamıdır.<br />
Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’dir, büyük Türk milletidir, Türk milliyetçiliğinin muazzez yüzü, muteber yüreğidir.<br />
Aziz millet varlığını aşındırmak, Cumhuriyet değerlerini hırpalamak için kuyruğa girenlerin başarılı olamayınca, bu defa da Türkiye’nin banisi Gazi Mustafa Kemal’i gözden düşürmeye heves etmeleri, buna yeltenmeleri hepimizin yakinen şahit olduğu sinsi bir oyundur.<br />
Kendilerine Cumhuriyet’in bekçiliğini vehmedenlerle Cumhuriyet’i tahrip etmeyi hedefleyen bölücü ve yıkıcı odakların sebep olduğu kargaşa ve kutuplaşma yıllarca ülkemize çok zaman kaybettirmiştir.<br />
Özellikle son zamanlarda dinimize yönelik Avrupa merkezli saldırıların Peygamberimizin şahsiyeti üzerinden yapılmaya çalışılması da tedavüldeki sinsi oyunun bir diğer boyutu, Batı’ya tutunmuş bir başka ayağıdır.<br />
Kararlılıkla diyorum ki, ne Abdülhamid Han’a sırt döneriz, ne Atatürk’e yüz çeviririz.<br />
Ne inançlarımızdan taviz veririz, ne İstiklal Savaşımızın zafer tacı olan Cumhuriyet’imizden vazgeçeriz.<br />
Ne geçmişi unuturuz ne de geleceği unutulmuşluğa bırakırız.<br />
İstiklal için birlik oluruz, istikbal için dirliği amaçlarız, Türkiye’nin kazanması için tıpkı Milli Mücadele yıllarında olduğu gibi sonuna kadar çalışır, gerekirse çatışır, gerekirse seferberlik ruhuyla çırpınırız.<br />
Temeli yüksek Türk kültürü ve Türk kahramanlığı olan Türkiye Cumhuriyet’i Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük eseridir.<br />
Bu eser ilk günkü onuruyla, ilk günkü heyecanıyla, ilk günkü safiyetiyle ilelebet var olacak, egemenliğin hem sahibi hem de muhafızı Türk milleti tarafından sarsılmaz bir iradeyle korunup kollanacaktır.<br />
Parlak fikirleri, muazzam ilkeleri, önümüzü aydınlatan ülküleri de milli şerefe emanet olacaktır.<br />
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Millet Meclisi’mizin İlk Başkanı, İlk Cumhurbaşkanımız aziz Atatürk’ü bir kez daha rahmetle, minnetle, saygıyla anıyor, ruhunun şad, mekânının da cennet olmasını Allah’tan niyaz ediyorum.</p>
<p>Değerli Milletvekilleri,<br />
Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık Seçimi 3 Kasım 2020 tarihinde yapılmış, her ne kadar Trump itirazlarını seslendirse de Demokrat Parti adayı Joe Biden 46’ıncı başkan olarak seçilmiştir.<br />
Bu durum işleyen demokratik çarkın bu ülkedeki doğal bir sonucudur.<br />
Milliyetçi Hareket Partisi ABD Başkanlık Seçimini elbette yakından takip etmiş, lazım gelen analiz ve değerlendirmeleri fikriyatının kalibresiyle yapmış, buna da devam etmektedir.<br />
Hiç kuşku yok ki, Amerikalı seçmenlerin takdir ve tercihine saygı duymakla birlikte başkan adayları arasında taraf tutacak, tercih yapacak köhne bir anlayışa hiçbir zaman kapılmadık, böylesi bir basitliği aklımızın ucuna dahi getirmedik.<br />
Kimin başkan olup olmadığı öncelikle ABD’lilerin kendi iç meselesidir.<br />
Bizim baktığımız yer Türkiye’dir, bastığımız yer Başkent Ankara’dır, dünyayı kavrayıp okuduğumuz dil ağzımızdaki ana sütümüz Türkçe’dir.<br />
Ülkemizin hak ve çıkarları hangi isim ve istikameti gösteriyorsa, seçilen başkan ve zihniyetinin uygulayacağı politikaların çerçevesi neyi içeriyorsa onunla ilgilenir, ona kafa yorarız.<br />
Türkiye’nin tarihi hakları, devlet olmaktan kaynaklı egemenlik kazanımları neyi işaret ve ifade ediyorsa bizim duruşumuz ve yerimiz orasıdır.<br />
Devletlerarası münasebetlerde duygusallık aklın önüne geçerse ikili ve çok taraflı diyaloglar barış, denge ve istikrar kulvarından tehlikeli şekilde savrulacaktır.<br />
Bizim için önemli olan ABD’nin uygulayacağı politikaların muhtevası, bunun da ülkemize, bölgemize ve uluslararası ilişkilere yansıma düzeyleridir.<br />
<strong>  Kaldı ki, biz ne Biden şakşakçıyız, ne Trump sevdalısıyız, ne filin hortumundan tutuyoruz ne de eşeğe binmek için sıra bekliyoruz, hamd olsun Türk oğlu Türk olarak cihanı kavrıyoruz.</strong><br />
Pek tabii olarak, Amerika Birleşik Devletleri, yönetimindeki değişimin göz ardı edileceği bir ülke değildir.<br />
Bunu biliyor ve kabul ediyoruz.<br />
ABD, özellikle 1.Dünya Savaşı’ndan itibaren dünyanın stratejik denklemlerini etkileyen; askeri, ekonomik ve teknolojik gücüyle medeniyetleri ve milletleri doğrudan ilgilendiren önemli bir ülkedir.<br />
Bu yüzden dikkatle ve uyanık bir şuurla izlenmesinde mutlaka zorunluluk vardır.<br />
Biz ABD Başkanlık Seçim kampanyasının nasıl yapıldığına, adayların hangi kaynaktan beslendiğine, seçimin adil, şeffaf ve objektif demokratik kriterlerle yapılıp yapılmadığına pek bakmıyoruz.<br />
Sertleşen siyasi kutuplaşmanın, eyaletler arası gerilimin, yoğunlaşan toplumsal anlaşmazlıkların, seçime şaibe karıştığına dönük iddiaların ABD’ye nasıl tesir edeceğini, hatta bir çözülme girdabına sokup sokmayacağını bundan sonraki gelişmeler tayin edecektir.<br />
Belki de ABD’ye yakın bir gelecekte etnik kamplaşma hakim olacak, bu ülke eyaletler bazında bir ayrışma sürecine sürüklenebilecektir.<br />
Kanaatim odur ki, yeni ABD Başkanı’nın dış politika ve uluslararası güvenlik konularında izleyeceği temel siyaseti zaman içinde daha iyi anlaşılacak ve değerlendirilebilecektir.<br />
Başkanlığa seçilen Biden’in, Türkiye’yi meşgul eden çetrefilli konularda takip edeceği politikaların müttefiklik hukukuyla ne kadar bağdaşacağını, güven temeli aşınan iki ülke arasındaki ilişkileri koltuğuna oturur oturmaz nasıl ele alacağını zaman gösterecektir.<br />
Yine de temkinli, tedbirli, tedarikli ve kuşkulu bir bekleyişin içinde olduğumuzu herkesin bilmesinde yarar vardır.</p>
<p>Çünkü Biden’in geçmişteki sözleri, temasları, çelişkileri, gelgitleri, mesafeli tutumu, Türkiye’ye şaşı ve soğuk bakışı iyimserliğimizin önüne set çekmekte, baraj oluşturmaktadır.<br />
Ön yargılardan uzak, dostluk ve müttefiklik esasına dayanan, karşılıklı hak ve çıkarları gözetip güçlendiren bir diyalog mekanizmasından iki ülkenin de kazançlı çıkması kuvvetle muhtemeldir.<br />
ABD’de açılan bu yeni sayfanın, dünya barışı, uluslararası güvenlik ve istikrar açısından ümit verici bir dönemi başlatmasını samimiyetle temenni ediyorum.<br />
İnsanlık tarihi, her toplumun, her devletin aynı hızda kalkınamadığını, en zayıftan en güçlüye kadar birbirlerinden farklı kültür ve medeniyet dairesi içerisinde kümelendiklerini göstermektedir.<br />
<strong>  Binlerce yıl boyunca, kıtalar arasında zaman zaman bozulan güç dengelerini terazileyen devletlerin, paktların ve blokların varlığı, kuvvetin tek bir elde toplanmasına izin vermemiştir.</strong><br />
Çok kutupluluk dünyanın siyasi ve stratejik tasarımına sürekli egemenlik kurmuştur.<br />
Alışılagelen bu tarihi süreç, son 30 yılda Soğuk Savaş yıllarının sona ermesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nin tek kutup iddiasıyla ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.<br />
Kendini rakipsiz gören küresel gücün dünyayı tek başına ve dilediğince tanzim etmeye kalkışması, sosyal, kültürel, ekonomik ve diplomatik karmaşayı günden güne tırmandırmıştır.<br />
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi maalesef ülkemizde de siyasetçisinden aydınına kadar pek çok kesim bu yeni anlayışı ve dayattığı değerler sistemini benimsemişlerdir.<br />
Ancak Türkiye bugünkü haliyle, kendi sorunlarını ihmal etmeden, uluslararası alanda söz sahibi olmanın hedefine kilitlenmiştir.<br />
Yükselişimizden rahatsızlık duyulmasının yanı sıra, maruz kaldığımız ekonomik, siyasi ve diplomatik sorunların asıl nedeni de budur.<br />
ABD ve diğer küresel güçlerle kurulan ilişkilerde direnç gösteren, dirayet sergileyen, inisiyatif üstlenen, öne çıkan, inançla direnen, ben de varım diyen bir Türkiye duruşu malumu olduğumuz ülkelerin uykularını kaçırmaktadır.<br />
Emperyalizmin katarına eklemlenen güçler kuşatmayı yaran, kumpası yıkan Türkiye’den ürkmektedir.<br />
Biliyorlar ki, uyanan devin ayağına pranga vurmak, boynuna tasma geçirmek dünyanın tersinden dönmesini istemek kadar ahmaklıktır, aptallıktır, saçmalıktır.<br />
Türkiye’yi dikkate almadan yapılan tüm hesaplar bozulmaya, buruşturulup atılmaya mahkûmdur.<br />
Doğu Akdeniz’den Kafkaslar’a, Ortadoğu’dan Balkanlara, Afrika’dan Avrupa’ya Türkiye her yerdedir, nitekim adaletin yanındadır, insaniyetin safındadır, hakça paylaşımın, haysiyetle yaşamanın tarafındadır.<br />
Hakkımızı hiç kimseye yedirmeyeceğiz.<br />
Hukukumuzu hiç kimseye çiğnetmeyeceğiz.<br />
Onurumuza düşkün bir millet olarak milli bekamızla asla oynatmayacağız.<br />
İşte muhatabı olduğumuz sıkıntıların kaynağı da burada aranmalıdır.<br />
Bizim ABD’den beklentimiz Türkiye’yi küçük görmemesi, küçümseme yanlışına düşmemesidir.<br />
Şayet dost isek buna göre davranmalıdır, şayet müttefik isek bunun gereği yapılmalıdır, yok adı konulmamış, ilanı yapılmamış düşman kamplara ayrılmışsak, bunu da bilmemiz hakkımızdır.<br />
Tarih boyunca Türk milletinin dostluğu aranmış ve beşeriyet için güven uyandırmıştır.<br />
Düşmanlığı ise her zaman korku saçmıştır.<br />
Bizim duruşumuz merttir, varlığımızın özü de sözü de birdir, herkes için senettir.<br />
Sahnenin önünde kucaklayıp, arka tarafta kurşun atmak namerdin özelliğidir.<br />
Türk milleti hiçbir zaman namerde eyvallah etmemiş, muhtaç düşmemiştir.<br />
Neysek oyuz, göründüğümüz gibi oluruz, olduğumuz gibi de görünürüz.<br />
Ölürsem şehit, kalırsam gazi diyen bir milletin diz çöktüğü, aman dilendiği, aman sen de dediği duyulmuş, görülmüş şey değildir.</p>
<p><strong>  Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demedik, bundan sonra da demeyeceğiz.</strong><br />
<strong>Böylesi bir çekingenliği ve çekimserliği en başta ecdadımıza anlatamayız, tarihimize anlatamayız, fıtratımıza yakıştıramayız, Allah muhafaza şühedanın nurlu yüzüne bakamayız.</strong><br />
Yılanı gördük mü ezeriz, ezemezsek kovarız, eğer kovamazsak da kaçmayı düşünmeyiz, imanla karşı çıkarız, irfanla karşı dururuz, eninde sonunda zalimlerin zehrini kursaklarına aynen şırınga ederiz.<br />
Dostluğumuz maskeli, mesafeli, muhataralı, muvazaalı, mukaveleli değildir; kaldı ki doğrudur, tutarlıdır, güvenilirdir, adam gibi adamlığın tezahürüdür.<br />
ABD yönetiminde görmeyi arzu ettiğimiz tavır da aynısıyla bu olacaktır.<br />
Daha adil, daha eşitlikçi, daha hakkaniyetli, daha paylaşımcı, daha huzurlu, daha insani, daha barışsever bir dünya istiyorsak hakim küresel sistemi A’dan Z’ye sorgulamamız lazımdır.<br />
Haklının güçsüz, güçsüzün haklı olduğu adaletsizlik sonlanmalıdır.<br />
Cemiyet-i Akvam’dan beri söylenen bu olsa da, gerçekleşen maalesef tam tersidir.<br />
Bize dayatılan kalıpları kırmadan aydınlık bir geleceğin planlaması sadece suya yazmaktan ibaret kalacaktır.<br />
Reel ile norm arasındaki gerginliğin, medeniyet ve milletler arasındaki cepheleşmenin, doğu ile batı arasında vasat bulan uçurumun yumuşayarak mutabakata ulaşması insanlığı altın çağa taşıyacaktır.<br />
Huzur ise özlenen, bu sayede bulunacak; kucaklaşma ise arzulanan, bu vesileyle tahkim ve temin edilecektir.<br />
Bizim anlayış ve inancımızda insan insanın kurdu değil hem ufku hem de yurdudur.<br />
Ülkeler arası ilişkilerin ana direği, ana fikri bu ufuk çizgisinin sağlıklı ve sağduyulu mimarisine bağlıdır.<br />
Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından feragat etmeye zorlayan hastalıklı ve zulüm temelli sistemin bir an önce son bulması Türk milliyetçilerinin samimi dileğidir.<br />
Küresel projeler için engel görülen milli devletler ve güçlü millet yapıları insanlığın susadığı barış ve istikrarın yegane çaresidir.<br />
Dünyaya nizam vermeye çalışan küresel güç mertebesindeki devlet ve yöneticilerin, bu gerçeklere saygı gösterip riayet etmeleri insanlığın geleceğini kurtaracak, insan onuruna saygıdeğer bir hizmet olacaktır.<br />
İnsandan ve ahlaktan azade değerler sisteminin devamlı servis ve propagandasının yapıldığı, gerçeğin yerini görülenin, görselliğin ve algının aldığı bugünkü dünyanın bu haliyle devamı kaçınılmaz şekilde kaosu tırmandıracaktır.<br />
İşte asıl kıyamet de o zaman kopacaktır.</p>
<p>Muhterem Arkadaşlarım,<br />
Bizim anlayamadığımız, ABD’deki Başkanlık Seçimi kampanyasına Türkiye’den fiilen ve gıyaben katılıp, adaylar arasında mekik dokuyan ateşli taraftarların varlığıdır.<br />
Meğer ne çok Biden şarlatanı, ne çok Trump soytarısı varmış da haberimiz olmamış.<br />
Günlerce medya her meselede olduğu gibi kasıla kasıla ABD Başkanlık Seçimini yorumlayan yandan çarklı sözde uzman yorumcuların fanatik görüşlerini seslendirmiştir.<br />
Bir baltaya sap olamamış ne kadar ucube varsa siyaset allamesi kesilmiş, zannederseniz Biden veya Trump’ın akıl hocalığını yapmışlardır.<br />
Bizim değerlendirmemize göre, bunların kılavuzluğu karganın kılavuzluğuyla tıpatıp aynıdır.<br />
Diliyle dimağı sömürgeleşmekle kalmayan bu güruhun akli ve zihni melekeleri de sönüp gitmiştir.<br />
Beşlik simit gibi dizildikleri televizyon ekranlarına nasıl çıktıkları, nereden bulundukları, hangi müktesebat ve tecrübeye sahip oldukları meçhul ve muammalı olan zevatın ABD’nin Başkanlık Seçimi’ni hararetle, zaman zaman da hırsla anlatma çabaları traji-komik bir manzarayı ortaya çıkarmıştır.<br />
Biden’cilerle Trump’çılar sürekli tartışmışlar, hezeyandan hezeyana yelken açmışlardır.<br />
Hakikaten de ülkemiz ve milletimiz adına hazin ve ibret verici talihsiz tartışma programları uzun bir süre ekranları karartmıştır.<br />
Biz izlerken utandık, ama onlar konuşurken utanmadılar.<br />
ABD’deki başkanlık değişimini, bu ülkenin vatandaşlarından daha fazla önemseyen, daha fazla sevinen, gereğinden çok anlam ve sonuç çıkartan sözde aydın ve akmaz kokmaz yorumcuların bu denli kalabalık olması kaygı verici oranda düşündürücüdür.<br />
İçine düşülen aydın bunalımının, derin aşağılık kompleksinin tipik örnekleri olan bu şahısların mevcudiyeti kolonileşmiş zihniyetlerin esasen delili, hatta görsel belgesidir.<br />
Aynısını Obama seçildiğinde de gösteren bu köksüzlerin cehaletleri şöyle dursun, mensubiyetleri bile ağır hasarlıdır.<br />
Fikrini beğenmediğine hakaretleri ardı ardına sıralayan, ABD’nin 50 eyaletini bildiği kadar, mesela Kırşehir’in, Yozgat’ın, Şırnak’ın, Rize’nin, Muğla’nın, Balıkesir’in vatan coğrafyamızdaki yerini bilmeyen kurumuş vicdanlardan herkes sitem ve şikâyet etmiştir.<br />
Bunları bıraksak, televizyon programlarında ilişip oturdukları masaların birden bire üstüne çıkıp tarafı oldukları başkan adayları hesabına nutuk atmaları dahi mümkün ve muhtemeldir.<br />
Karşımızdaki yabancılaşma, karşımızdaki yozlaşma, emin olunuz tehdit edici boyutlardadır.<br />
ABD Başkanlık Seçimine umut bağlayanların, insanlığın binbir meşakkatle bugün geldiği vicdani aşamaya, aziz ceddimizin yüzyıllar öncesinden nasıl ulaşmış oluğunu görmelerini tavsiye ve temenni ediyorum.<br />
Bu zihniyet sahipleri, milyonlarca kilometre karelik, üç kıtaya yayılan büyük coğrafya üzerinde yüzlerce yıl süren hükümranlığın ırkçılıkla ve ayrımcılıkla, zorbalıkla ve cebren gerçekleşmiş olduğunu zannediyorlarsa büyük Türk milletini asla tanımıyorlar, onun asalet ve hürmete dayalı yönetim anlayışını bilmiyorlar demektir.<br />
Biden’in başkanlığa yükselişini alkışlayanları, Cumhuriyet Türkiye’sinde bakanlıktan Cumhurbaşkanlığına, milletvekilliğinden generalliğe kadar her göreve Anadolu’nun her yöresinden, her meslek gurubundan, her sosyal zümreden hiçbir ayrıma ve imtiyaza tabi tutulmadan gelen Cumhuriyet çocuklarını ikazla hatırlatmak istiyorum.<br />
Bugün Türkiye Cumhuriyeti içindeki bütün vatandaşlarımız, kan ve soy bağının üstünde bir yüksek buluşma ile bu ülkenin eşit ve şerefli mensuplarıdır.<br />
Büyük Türk milletine birlikte vücut vermişler ve Cumhuriyetimizin bütün imkânlarına hukuki bir eşitlikle layık olmuşlar, hak kazanmışlardır.<br />
Nitekim ülkemizdeki her mevki ve makam herkese ardına kadar açıktır.<br />
Hatıraları ile iftihar ettiğimiz İmparatorluk tarihimiz asla ırkçı, dışlayıcı ve ayrımcı değildir.<br />
Milli devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti aynı vicdan ve insanlık mirasının devamı olarak bu düşüncenin soylu bir temsilcisidir.<br />
Ancak bunları görebilmenin ve düşünebilmenin yolu sorunlarımıza, Başkent Ankara’dan bakmaktan ve büyük Türk tarihinin şerefli sayfalarını titizlikle incelemekten geçmektedir.<br />
Yoksa, Washington’dan, köle ticaretinin acı tarihinden, Amerikan iç savaşından, tren soygunculuğundan, kovboy mantığından alınacak ilhamlardan ve zorlama sonuçlardan asla değildir.<br />
<strong>Bizim tuhafımıza giden bir başka husus ise CHP Genel Başkanı’nın Biden’i kutlamasındaki çabukluğu, hızı, telaşı ve acelesidir.</strong><br />
<strong>HDP’ye bakınız, o da hemen kutlamıştır.</strong><br />
<strong>Bir türlü köşesine çekilmeyen, farklı zamanlarda sivri açıklamalarla kendisini hatırlatan bir siyaset eskisi de, Türk dış politikasının ABD’yle uyumlu olmasına vurgu yaparak Biden’i şans olarak gördüğünü söylemiştir.</strong><br />
Ruhu kiralanmış olanlar ortadadır.<br />
İradesini devretmiş çarpık yüzler adeta podyuma çıkıp ABD’ye beni unutmayın mesajı iletmişlerdir.<br />
Tek kelimeyle kepazelik olarak nitelendireceğimiz bu resmin neresinde millet sevdalısı, neresinde vatan ve bayrak aşığı bir yüz vardır?<br />
Bilhassa merak ediyorum, Sayın Kılıçdaroğlu nereye yetişeceksin? Gizlenemez bu memnuniyetin esbab-ı mucibesi nedir?<br />
Henüz seçim sonuçları kesinleşmeden, resmi açıklama yapılmadan, başkanlık makamı yeni sahibini bulmadan bir muhalefet partisi liderinin kutlama mesajı neyin nesi, kimin sesidir?<br />
CHP’yi, ABD’nin sevdalısı yapan ilişkiler ağını neye yoralım?<br />
Biden’in ağzına sürdüğü bir tutam balın lezzetini almış olmalı ki, Kılıçdaroğlu yeni efendisiyle sosyal medyayla temas kurma gereği hissetmiştir.<br />
Yoldaşlarımı sattım, senin yandaşın oldum demiştir.<br />
Dünya üzerinde kaç muhalefet partisi başkanı alelacele Biden’i tebrik etmiştir?<br />
Kılıçdaroğlu meşruiyetini yabancı başkentlerde arayan, alın beni kullanın mesajı veren kökünden kopmuş, kimliğini kaybetmiş bir siyasetçidir.<br />
Allah için söyler misiniz, şu sözlerim yanlış mıdır? Gazi Mustafa Kemal Atatürk yerinden kalksa bunları gerçekten de İzmir’e, hatta Okyanusun karşı kıyısına kadar vura vura kovalardı.<br />
Türk tarihinin yaklaşık son ikiyüz yıllık seyri, siyaset üzerinde tahakküm kurmayı hak sayan mihrakların zaman zaman gerçekleştirdikleri talihsiz olaylarla doludur.<br />
Millet iradesine karşı anti demokratik arayışlarda bugüne kadar şablon olarak önce ekonomik kriz, sonra toplumsal bunalım, ardından yönetim istikrarsızlığının ürettiği buhranlar zinciri, talihsiz bir döngü olarak milletimizin üstünde dönüp durmuştur.<br />
Bugüne kadar yaşadıklarımız demokrasiye müdahale heveslerine zemin hazırlayan temel gelişmelerin özellikle kutuplaştırıcı, çatıştırıcı ve tahrik edici siyaset yanlışlarından beslendiğini ortaya koymuştur.<br />
Bundan ders çıkarmak lazımdır.<br />
Ülkemizin demokrasi tecrübeleri tehlikenin yalnızca siyaset dışından değil, ağır kusurlu siyaset ve demokrasi algısının da darbeci zihniyetler kadar demokrasimize ve demokratik kültürümüze zarar verdiğine işaret etmektedir.<br />
Bu nedenle demokrasiyi yaşatmanın tek yolu sadece dış müdahale kanallarını kapatmak değildir.<br />
İşbirlikçi ve yabancı başkentlerin yörüngesine giren siyasi akımlar da demokrasinin kategorik muhalifidir.<br />
Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP, milletimizden umudu kesmiş, tehlikeli sularda kulaç atmaya başlamıştır.</p>
<p><strong>  Sokak telkinlerinin son zamanlarda ziyadesiyle gündemde olması bunun bir göstergesidir.</strong><br />
<strong>CHP devleti kurmakla övünmektedir, fakat gerçek kurucu aziz Atatürk liderliğinde büyük Türk milletidir.</strong><br />
Kuruluşunda payı olmayanın yıkımda öne çıkması ya da yıkımı hedeflemesi halinde bunun bedeline katlanması tarihe, millete, gelecek nesillere biliniz ki namus borcumuzdur.<br />
Bugün Türkiye’de devlet krizi değil, muhalefet krizi, siyasi ahlak krizi, son tahlilde CHP krizi vardır, her geçen gün de kökleşmektedir.<br />
Milli Mücadele tertemiz millet iradesine dayanılarak kazanılmıştı, emperyalizmin gönüllü tutsağı olan zilleti de bertaraf edecek yine millet iradesi olacaktır.<br />
Bilinmelidir ki, Türkiye, tozlu raflarından indirilmiş Sevr planının yeni sahiplerine asla teslim olmayacak, zalimlerle ve hainlerle imanla, iradeyle mücadele edecektir.</p>
<p>Değerli Arkadaşlarım,<br />
Büyük bir bahtiyarlık ve memnuniyetle ifade ediyorum ki, Karabağ’da 30 yıla yakındır devam edegelen düşman tasallutuna tarihi bir darbe indirilmiş, can Azerbaycan kahramanlıkla topraklarını almıştır.<br />
Çok şükür hak sahibini bulmuştur.<br />
Çok şükür Türklük büyük bir zafer elde etmiştir.<br />
Ermeni çeteleri tutundukları vatan topraklarından sökülüp atılmıştır.<br />
Katil Paşinyan acıyla kıvranarak yenilgiyi kabullenmiş, elleri titreye titreye uzlaşılan anlaşma metnine imza atmak zorunda kalmıştır.<br />
Zafer inancın başarısı, azmin mükafatıdır.<br />
İman ediyoruz ki, Allah zalimi imhal eder, ama asla ihmal etmez, etmemiştir, etmeyecektir.<br />
Ermenistan döktüğü kanların bedelini ödemiştir.<br />
Tarihi rövanş alınmıştır.</p>
<p>Şehitlerin, mağdurların, mazlumların, evlerinden barklarından koparılan masum soydaşlarımızın hesabı terörist devlet Ermenistan’dan sorulmuştur.<br />
30 yıllık zulüm dönemi kapanmış, işgal süreci sona ermiştir.<br />
Ne mutlu bizlere, ne mutlu Azerbaycan Türklüğüne, ne mutlu büyük Türk milletine.<br />
Azerbaycan, Rusya ve Ermenistan arasında yapılan antlaşmaya göre, 10 Kasım 2020’den geçerli olmak üzere ateşkes tesis edilerek muzaffer Türk askerinin haklı mücadelesi tescillenmiştir.<br />
Dokuz maddelik anlaşma metni Azerbaycan’ın zaferine tarafların onayıyla hukuki bir hüviyet kazandırmıştır.<br />
Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev’in de ifade ettiği gibi, Paşinyan’ın anlaşmaya yanaşması kendi isteğiyle değil, Azerbaycan’ın demir yumruğuyla gerçekleşmiştir.<br />
Ermenistan, işgal ettiği Ağdam ve Gazah bölgelerini 20 Kasım 2020 tarihine kadar Azerbaycan’a iade edecektir.<br />
Dağlık Karabağ ve Laçin koridorundaki temas hattı boyunca Rus ve Türk barış gücü konuşlanacaktır.<br />
Haydut devlet Ermenistan, 15 Kasım 2020 tarihine kadar Kelbecer bölgesini, 1 Aralık 2020 tarihine kadar da Laçin bölgesini Azerbaycan’a geri verecektir.<br />
Dağlık Karabağ’ın kalbi, kadim Türk şehri Şuşa 8 Kasım 2020 Pazar günü işgalden arındırılmıştır.<br />
Şuşa şehrinden 5 km’den fazla yakın olmamak üzere Hankendi ve Ermenistan’ı Laçin koridoru boyunca birbirine bağlayan yeni bir ulaşım yolu inşa edilecektir.<br />
Azerbaycan her iki yönde Laçin koridoru ile vatandaşlarının, araçlarının ve yüklerin geçiş güvenliğini sağlayacaktır.<br />
Yurtlarını terke zorlanan soydaşlarımız BM Mülteciler Yüksek Komiserliği gözetiminde Dağlık Karabağ’a ve çevre bölgelerine döneceklerdir.<br />
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında ulaşım bağlantıları temin edilecek, yeni bir ulaşım koridoru inşa edilecektir.<br />
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’i, şanlı Türk askerini, mücadeleye dua ve destek veren her kardeşimi gönülden kutluyor, hayırlı olsun diyorum.<br />
Şehitlerimize Allah’tan rahmet, tedavi gören gazilerimize şifalar diliyorum.<br />
Şimdi gerisini şer güçlerin piyonu Paşinyan ve hunhar şebekesi düşünsün.<br />
Artık kendisine sığınacak, kaçacak delik aramaya koyulsun.<br />
Fakat su uyusa da Ermenistan uyumayacaktır.<br />
Bu itibarla tetikte olmak, rehavete kapılmamak şarttır.<br />
Karabağ Türk’tür, Karabağ özgürdür, Karabağ Azerbaycan’dır, Karabağ Türk’ün çelikten bileğidir.<br />
İki devlet, tek milletiz, iki ayrı bedende aynı canız.<br />
Bir kere yükselen bayrak düşmemiş, düşmeyecektir.<br />
13 Şubat 2009’da aramızdan ayrılan merhum şairimiz Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi:<br />
Bir ananın iki oğlu,<br />
Bir amacın iki kolu,<br />
O da ulu, bu da ulu,<br />
Azerbaycan-Türkiye.<br />
Dinimiz bir, dilimiz bir,<br />
Ayımız bir, ilimiz bir,<br />
Aşkımız bir, yolumuz bir,<br />
Azerbaycan-Türkiye.<br />
Bir milletiz iki devlet,<br />
Aynı arzu, aynı niyet,<br />
Her ikisi Cumhuriyet,<br />
Azerbaycan-Türkiye.<br />
Zaferimiz kutlu olsun, daim olsun, nice diriliş ve yükseliş mücadelemize vesile olsun.</p>
<p><strong>Bu haftaki konuşmama son verirken hepinizi bir kez daha saygı ve sevgilerimle selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.</strong><br />
<strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2020/11/11/bahceli-tbmm-parti-grubunda-gundemi-degerlendirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri, TBMM Parti Grubunda Önemli Mesajlar Verdi.</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2020/10/27/mhp-lideri-tbmm-parti-grubunda-onemli-mesajlar-verdi/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2020/10/27/mhp-lideri-tbmm-parti-grubunda-onemli-mesajlar-verdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2020 13:32:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Parti grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ulkufm.com.tr/?p=2403</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında bir konuşma yaptı. Konuşmasının başında Osman Durmuş’un vefatından duyduğu üzüntüyü dile getiren Bahçeli, “Merhum dava arkadaşım Prof. Dr. Osman Durmuş&#8217;a Cenab-ı Allah&#8217;tan rahmetler niyaz ediyor, ailesine, sevenlerine, camiamıza sabır ve metanet diliyorum.” Dedi. Gündemdeki konulara değinen ve önemli mesajlar veren MHP Lideri, konuşmasında şu ifadelere [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>          <strong>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında bir konuşma yaptı.</strong><br>               Konuşmasının başında Osman Durmuş’un vefatından duyduğu üzüntüyü dile getiren Bahçeli, “Merhum dava arkadaşım Prof. Dr. Osman Durmuş&#8217;a Cenab-ı Allah&#8217;tan rahmetler niyaz ediyor, ailesine, sevenlerine, camiamıza sabır ve metanet diliyorum.” Dedi.<br>    <strong>Gündemdeki konulara değinen ve önemli mesajlar veren MHP Lideri, konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</strong><br>“Değerli Milletvekilleri, Sayın Basın Mensupları,<br>Bu haftaki Grup Toplantımız vesilesiyle yapacağım konuşmaya geçmeden evvel müstesna heyetinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.<br>Aziz milletimin her güzel insanına, her vatandaşıma buradan selamlarımı gönderiyorum.<br>Gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan kardeşlerime şükranlarımı sunuyor, haklı mücadelelerinde başarılar diliyorum.<br>Değerli dava arkadaşım, siyaset ve ilim hayatına silinmez izler bırakan Prof. Dr. Osman Durmuş&#8217;u kaybetmenin acısını yaşıyoruz.<br>Merhum kardeşim Osman Durmuş inanmış bir ülkücü, çalışkan bir hekim, başarılı bir siyasetçi, ahlaklı bir insan, mücadeleci bir devlet adamı, kısacası adam gibi adamd.  Partimizin siyasi sorumluluk üstlendiği 57&#8217;inci Cumhuriyet Hükümeti&#8217;nde Sağlık Bakanı olarak görev almış; dirayeti, gayreti, tecrübesi, bilgi birikimi, samimiyeti ve cesaretiyle taraflı tarafsız herkesin takdirini toplamıştı.<br>O şimdi ebediyete irtihal etti.<br>Bir hilal gibi kayıp aramızdan ayrıldı.<br>Üzüntümüz büyüktür.<br>Türk milleti ve Milliyetçi-Ülkücü Hareket önemli bir ismini kaybetmiştir.<br>Merhum dava arkadaşım Prof. Dr. Osman Durmuş&#8217;a Cenab-ı Allah&#8217;tan rahmetler niyaz ediyor, ailesine, sevenlerine, camiamıza sabır ve metanet diliyorum.<br>Başımız sağ olsun, mekânı cennet olsun.<br>      Muhterem arkadaşlarım,<br>Tarih, beşeri tecrübenin verimli bir laboratuvarı, çağlar ve zamanlar arasında yapılan mukayeselerin ana yatağı, gelecek planlamalarının kilit taşıdır.<br>Sosyal olaylarla siyasal müesseselerin insan hayatını aşan bir geçmişleri vardır ve etkileyici gerçekleri varittir.<br>İnsanın ufuk derinliği kazanabilmesinin, hatta ufuk ötesini görebilmesinin kabiliyet ve kalitesi şahsi tecrübe sınırlarını aşıp daha geriye gitmesine bağlıdır.<br>Merhum Hocamız Prof. Dr. Erol Güngör’e kulak verirsek, bir şeyin izahını yapmak, her şeyden önce onun tarihine bakmak demektir.<br>Yine Güngör Hocamıza göre, milli devletler “Milli tarih şuuru” üzerine bina edilmiştir.<br>Tarih şuuru ise tarihin akışı hakkında belli bir görüş sahibi olmak, tarih olaylarını manalı bir bütün içindeki parçalar halinde görmektir.<br>Bu sayede arkamızda sonsuz bir geçmişin bulunduğunu, önümüzde de sonsuz bir geleceğin durduğunu kavrar, kararlarımızı buna müzahir tayin ve tespit ederiz.<br>Türk milliyetçileri olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna tutarlı ve tafsilatlı bir tarih şuuruyla bakıyor, bu şekilde yorumluyoruz.<br>Maziye önem vermemiz, özlem ve hürmet duymamız, bugüne yönelik bir memnuniyetsizlik hali veya bir mahrumiyet halsizliği olarak okunmamalıdır.<br>Tarihimizin haşmet ve görkemi her milletperver, her vatansever için gıpta edilecek bir gurur kaynağıdır.<br>Gerçekçi olmak lazım gelirse, biz saadet ve selameti geçmişimizin sayfalarında değil, onu her seviyede aşma başarısı ve becerisi göstermiş bir istikbal yükselişinde görüyoruz.<br>Ancak geçmiş bazen geleceği perdeleyecek kadar gözlerimizi kamaştırabilir, hatta gerçeklerden kopartabilir.<br>Bu durum bir hamaset çıkmazıdır.<br>Unutmayalım ki, zaman tünelinden geçip bugüne ulaşan, hatta karmaşıklaşıp yeni boyutlar kazanan her neviden sorunu dünün ilhamıyla, bugünün imkânlarıyla çözmekten başka seçeneğimiz yoktur.<br>Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarını şuurla idrak edemeyenler için yanlışa düşmek, çelişkide bocalamak, değişime ve gelişime direnç göstermek kaçınılmazdır.<br>Bizim tarih anlayışımız devri, coğrafya algımız dönemsel değildir.<br>Tarih ve coğrafyaya baktığımızda gördüğümüz dağınık parçalardan, birbirinden kopuk paydalardan müteşekkil bir yapı da değildir.<br>Tarih birdir ve bütündür, adı da Türk tarihidir.<br>Coğrafya birdir ve bellidir, adı da Türk vatanıdır.<br>Türkiye Cumhuriyeti, binlerce yıllık Türk tarihinin ana güzergâhından kategorik bir kopuş, kesif bir ayrılış, keskin bir sapış olarak görülemeyecek asla gösterilemeyecektir.<br>Aksi teşebbüs ve tevessüller tarihsizliktir, tahammülsüzlüktür, köksüzlüğün tezahürüdür.<br>Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 14 Ekim 1925’te İzmir’de yaptığı konuşmasında, Cumhuriyet’in milletin kendi istek ve arzusu ile oluştuğunu dile getirmişti.<br>Hatta Samsun’dan Sadarete gönderdiği 22 Mayıs 1919 tarihli raporunda, “Millet, millî hakimiyet esasını ve Türk milliyetçiliğini kabul etmiştir. Bunun için çalışacaktır.” demek suretiyle milli iradeye dayanarak milletin kaderini çizmişti.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>Samsun’dan sonra Anadolu’nun içlerine doğru ilerleyerek, vilayetlere ve kolordu kumandanlarına gönderdiği meşhur Amasya Genelgesi’nde Türk yurdunun ve istiklâlinin kurtarılması yolundaki parolayı şu şekilde dile getirmişti: “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”</code></pre>



<p>Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet fikrini ta Milli Mücadele yıllarına kadar bir sır gibi vicdanında taşımıştı.<br>Erzurum Kongresi’nin toplanmasından önce, Mazhar Müfit Kansu’nun, ileride kurulmasını düşündüğü hükümet biçiminin ne olacağı sorusuna şu cevabı vermişti: “Açıkça söyleyeyim, hükümet biçimi zamanı gelince Cumhuriyet olacaktır.”<br>İşte beklenen o zaman 97 yıl önce gelmiş, 28 Ekim 1923&#8217;te Çankaya Köşkü&#8217;nde milletvekilleri ve yakın arkadaşlarının bulunduğu yemek masasında; &#8220;Efendiler! Yarın Cumhuriyet&#8217;i ilan edeceğiz&#8221; diyerek kurtuluşun eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’ni müjdelemiştir.<br>29 Ekim günü de TBMM&#8217;de Cumhuriyet ilan edilmiştir.<br>Cumhuriyet, Türk milletinin bağımsızlık onurudur.<br>Bir başka ifadeyle Cumhuriyet, demokrasinin en gelişmiş halidir.<br>Ve Cumhuriyet, milletin üstünde hiçbir otorite veya makam tanımayan, temeli ve dayandığı esas milli egemenlik olan fazilet demektir.<br>Hüküm milletindir, hükümet millettir.<br>Türkiye Cumhuriyeti, nice fedakârlıkların, nice mücadelelerin, nice kahramanlıkların mecmuudur.<br>Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu gerçeği şöyle ifade etmiştir:<br>“Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız.”<br>Her karış toprağıyla bölünmez bütün olan Türkiye Cumhuriyeti; Edirne’den Kars’a, İzmir’den Hakkari’ye, Sinop’tan Hatay’a devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin, her bir insanımızın ortak iradesi, ortak sevdası, ortak değeridir.<br>Cumhuriyet, Milli Mücadele’nin taçlanmış, milli gönüllerde taht kurmuş halidir.<br>Meydanlardaki zaferlerimizin ibra ve ifade haysiyetidir.<br>Şehit ve gazilerimizin bedelini çok ağır ödediği kahramanlık beratıdır.<br>Kısaca söylemek gerekirse, Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.<br>Aziz Atatürk demişti ki;<br>“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır. Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir.”<br>Bizlere, “Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz.” beyanıyla seslenip katiyen çiğnetmeyeceğiz, hiçbir şart altında ihmal ve inkar etmeyeceğimiz bir emanet bırakmıştır.<br>Türkiye Cumhuriyeti; duymasını bilene ses, almasını bilene nefes, gitmesini bilene hedef, sevmesini bilene yürek, savaşmasını bilene ebedi zaferdir.<br>Aziz Atatürk’ün en büyük eserim dediği bu zafer yaşayacak, nesilden nesile taşınıp yaşatılacaktır.<br>Bu zafer istiklalimizin muhafızı, Türk tarihinin geleceğe uzanan var oluş sancağıdır.<br>Sancak inmeyecek, bayrak düşmeyecek, ezan susmayacak, Türkiye Cumhuriyeti yıkılmayacaktır.<br>Hesap hatası yapanlar dökülen şehit kanlarını unutmasınlar.<br>Hıyanete yakasını kaptıranlar Türk milletinin muzaffer ruhunu hatırlarından çıkarmasınlar.<br>Bizim verecek toprağımız yoktur, çizilecek sınırımız yoktur, vazgeçecek insanımız yoktur, bölünecek milletimiz yoktur, sokakların izbeliğine bırakılacak devletimiz yoktur.<br>Buna karşılık, yerli ve yabancı husumet cephesine dünyayı dar edecek imanımız vardır, her zorluğa göğüs gerecek irademiz vardır, her saldırıyı, her işgal girişimini def edecek, yerin yedi kat dibine gömecek inanmış yüreğimiz vardır.<br>Denemek isteyen varsa buyursun denesin, hainler nerede olurlarsa olsunlar, millet sevdalıları sonuna kadar buradadır, vatanın burcunda Ulubatlı Hasan olmaya yeminlidir.<br>Türkiye Cumhuriyeti’nin 97’inci yıldönümünü müftehir bir ruhla kutluyorum.<br>İlk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, kahraman şehitlerimizi, gözüpek yiğitlerimizi, feragat timsali gazilerimizi, cephelere can ve kan nakli yapmış kutlu ceddimizi rahmetle, hürmetle, minnetle yad ediyorum.<br>Cumhuriyet sonsuza kadar korunup kollanacak, milletimizin canberaberi olacaktır.</p>



<p>Değerli Milletvekilleri,<br>Cumhuriyet’in yüzüncü yıldönümüne üç yıllık bir süre kala, Türkiye’nin yükseliş çabası her tür engellemeye rağmen kararlılıkla devam etmektedir.<br>Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, istikbali hür Türk milleti, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne toz kondurmama azmindedir.<br>Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin muharrik ve muhkem vasfıyla Türkiye Cumhuriyeti prangalarını kırmış, kronik sorunlarına neşter vurmuştur.<br>Cumhur ile Cumhuriyet ayrılmamak üzere kucaklaşmıştır.<br>Geçmiş ile gelecek, ülke ile ülkü, tarih ile coğrafya, akıl ile duygu, duruş ile yükseliş birleşmiş, bütünleşmiş, kenetlenmiştir.<br>Devlete hakim olan güç ve yetki kargaşası sonlanmıştır.<br>Başkalarının ağzına bakan değil baktıran, onun bunun kirli senaryolarına boyun eğen değil gerekirse boyun eğdiren, yeri gelirse kafa tutan bir kudret sivrilmiş, bir kuvvet serpilmiştir.<br>Yönetim sistemimizdeki reform Türkiye’nin önünü açmıştır.<br>Cumhuriyet’in yüzüncü yıldönümüne giden süreçte sistemsel aksaklıklar telafi edilmiş, devlet yönetimindeki zaaflar demokratik vasıtalarla giderilmiştir.</p>



<p>Türk milletinin karakterine ve tarihi müktesebatına en uygun idare şekli olan Cumhuriyet, en az bu kadar milletimizin ruh kökünü yansıtan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle iyice güçlenmiş, sağlam ve sağlıklı bir bünyeye kavuşmuştur.<br>Türkiye Cumhuriyeti’nin daha mesut, daha muvaffak, daha muzaffer, daha muasır, daha müreffeh olmasının önünde hiçbir pürüz kalmamıştır.<br>Öncelikli stratejik hedefimiz Cumhur İttifakı’nın devamıyla birlikte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarıyla oturması, devlet ve toplum hayatına kök salarak olgunlaşmasıdır.<br>Güçlendirilmiş parlamenter sistem amaçlayanların ne hallere düştükleri, nasıl bir tenakuz ve tutarsızlığın içine yuvarlandıkları ortadadır.<br>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne abuk sabuk eleştiri getirenlerin iddiaları çürük, ithamları güdük, isnatları düşüktür.<br>Güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş emeli taşıyanlar, önce kendilerine çeki düzen vermeli, öncelikle alev alan çatılarını söndürmenin derdiyle dertlenmelidir.<br>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, parlamenter sistemle mündemiç kriz damarını kesip atmıştır.<br>Hastalık tedavi edilmiştir.<br>Bu damara bağlananların, bununla birlikte eski alışkanlıklardan kurtulamayanların hala birbirlerine nasıl tuzak kurdukları, nasıl taarruz ettikleri malumdur, tüm çıplaklığıyla bilinmektedir.<br>Kriz severlerin, kavgadan ve kutuplaşmadan beslenenlerin güçlendirilmiş parlamenter sistem arayışları doğal ve normaldir.<br>Çünkü bu tip siyaset anlayışlarının gıdası cepheleşmedir, kaldı ki Cumhur İttifakı karşısında tutunma ihtimalleri olmadığı gibi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uyum sağlamaları da eşyanın tabiatına bütünüyle aykırıdır.<br>Türk milleti kimin kime hangi yalan ve ayak oyununu fısıldadığını açıkça görmekte, lazım gelen notlarını sandık vaktinde değerlendirmek üzere almaktadır.<br>Zillete düşenlerin birbirini yemeleri, birbirlerini kötüleyip uluorta hızara vermeleri bir siyaset değil, kaotik ve hazin bir çarpıklığın özetidir.<br>Milletimizin istediği kaos ve kriz değil; refah, huzur, sükûnet, zenginleşme, büyüme, gelişme, birlik ve beraberliktir.<br>Kulislerin ve hiziplerin partisi olan ne CHP, terörün yedeği ve teröristlerin siyasi yeleği olan ne HDP, ne de karanlık bir projeden mütevellit olan İYİ Parti aziz Türk milletine bir gelecek vaat edemeyecektir.<br>Etseler bile, bunun sonu üzeri çiçeklerle tuzaklanmış uçuruma açılacaktır.<br>Bunların ahı gitmiş vahı kalmıştır.<br>Bunları ayakta tutan mecalleri bile tükenmiştir.<br>Cumhur İttifakı vatan ve millet sevdasıyla yedi düvele direnmektedir.<br>Zillet siyaseti ise vurgun yemiş, konusu melanet ve rezalet olan bu masalın sonuna karmaşık ihtilaflarla gelinmiştir.<br>“Gerekirse Türkiye Komünist Partisi’ne bile geçeriz” diyen siyaset fukaralarının, aslında kimlerle vakit geçirdiği, kimlerin değirmenine su taşıdığı, kimlerin icazetine mahkûm olduğu bizim tarafımızdan çok nettir.<br>Ha TKP ha HDP; ha TKP ha CHP, sorarım sizlere bunlar arasında ne fark vardır?<br>Dümen aynı, sadece dümenciler farklıdır.<br>Gövde aynı, yalnızca görev paylaşımı ayrıdır.<br>Türkiye’yi sokakta teslim almaya niyetlenen, ait olduğu terör örgütüyle birlikte iç isyana kalkışan terörist Demirtaş’ı aynı üslupla öven bunlar değil midir?<br><strong>Birbirlerinin gönlünü kahvaltı jestleriyle almak için kuyruğa giren, birlikte anayasa yazmaya hazırlanan, birbirlerine gülücükler saçan bunlar değil midir?</strong><br>HDP’yi, MHP’ye tercih edecek kadar zıvanadan çıkan bu yüreksizler, bu kimliksizler değil midir?<br>Tehlikeli sokak edebiyatı son günlerde sık sık telaffuz edilmektedir.<br>Siyaseti sokağa havale edenlerin sonu elbette meçhuldür.<br>ABD Başkan adaylarından Biden’in iktidarı devirme planlarının gündeme yansıması, parti kurmayın sokağa dökülün tavsiyesi verenlerin deşifre edilmesi son derece uyanık olmamızı gerektirmektedir.</p>



<p>Bazı alçak kalem sahipleri ve televizyon yorumcuları da CHP propagandası yapayım derken ateşle oynamaktadır.<br>Neymiş, sokak hazır, muhalefetin silkinmesi gerekiyormuş.<br>Ve de yeni Meclis oluşmalıymış, sözde Kürt meselesi demokratik ve şeffaf biçimde çözülmeliymiş.<br>Hele bir çıksınlar sokağa da, acıklı şekilde görsünler anyayı konyayı, dünyanın kaç bucak olacağını.<br>Hodri meydan, Türkiye Cumhuriyeti sokakta kurulmadı, sokakta bulunmadı, sokağa bırakılmayacak, sokağın girdabına, sokak serserilerine teslim edilmeyecektir.<br>Bizim Askıda Ekmek Kampanyamızı eleştirenlerin alayı ümidini aslında sokağa bağlamıştır.<br><strong>Dış saldırıların ve KOVİD-19 salgının neden olduğu konjoktürel ekonomik sorunları toplumsal zeminde dayanışma ve yardımlaşma ahlakıyla nispeten zayıflatma düşüncemiz CHP’yi, İYİ Parti’yi, HDP’yi aynı anda neden rahatsız etmiştir?</strong><br>Bunların nimeti, helal lokmayı kötüleme densizliğini nasıl anlayalım? Nasıl anlatalım?<br>Biz ekmek dedikçe, ekmeksizler topyekûn saldırıyor.<br>Meğer ekmeğe düşman kesilmişler, bizim de bundan haberimiz olmamış.<br>Dünyanın her ülkesinde, her yerinde muhtaçlık yaşayan, temel ihtiyaçlarını teminde zorluk çeken, mesela ekmek alamayan, ekmeğe ulaşamayan insanlar vardır ve bilinmektedir.<br>Zilletin yüksek voltajına çarpılanlara sesleniyorum; nasıl olsa ekmek derdiniz yok, ekmeğinin peşinde olan vatandaşlarımızla ilgili bir kaygınız yok.<br>İşleriniz tıkırında, küpünüz dolu, keseniz şişkin, keyfinize diyecek yok.<br>Daha vahimi, dünyanın kavrulduğu salgın döneminde, bütün ekonomiler sarsılırken, haksız şekilde Türkiye’yi kötü göstermeye, ekonomik ihtiyaçlardan siyasal tepki oluşturmaya tenezzül edecek kadar demokrasi karşıtı, millet muhalifisiniz.</p>



<p>Askıda ekmek vardır, ama size sokakta ekmek yoktur, sokakta hayır yoktur, sokakta adım atacak yeriniz yoktur, var diyorsanız sonuçlarını göze almak zorundasınız.<br>CHP’nin oyunu bozuldu.<br>İYİ Parti’nin filmi geriye sardı.<br>Yuları Kandil’den tutulan HDP bunalıma girdi.<br>Diğer marjinal partilere laf söylemek bile zaman israfıdır.<br>Hepsi birden aynı çuvalda buluşmuştur.<br>Ekmek bilmezler, yoksul bilmezler, rızık nedir desek aval aval yüzümüze bakarlar.<br>Ama sokağa çıkalım diyen olsa hemen Kırgızistan, Belarus akıllarına gelir, damarlarına zehirli kan yürür.<br>Yok öyle yağma, ekmeğe de vatana da sahip çıkacağız.<br>İnsanımıza da, milletimize de, devletimize de destek vereceğiz.<br>Askıya fatura koyup bununla öğünenlerin, ekmekten şikâyet etmeleri en başta milletimize, inançlarımıza, geleneklerimize hakarettir, hayâsız karşı çıkıştır.<br>Vatandaşlarımızın çorbası kaynayacak, ekmekleri sofrada olacaktır.<br>Milliyetçi Hareket Partisi insani, vicdani ve İslami sorumluluğunu tam ve eksiksiz yerine getirecektir.<br>Aç ve açıkta yaşayan kim varsa bizim meselemizdir.<br>Darda ve yolda kalmışların yegâne umudu Cumhur İttifakı’dır.<br>Aşımızı paylaşacağız, ekmeğimizi bölüşeceğiz, vatanımızı bölmeye çalışanları, kardeşliğinizi doğramaya yeltenenleri doğduklarına doğacaklarına bin pişman edeceğiz.<br>Biz gücünü büyük Türk milletinden alan Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.<br>Biz haksızlık karşısında taviz vermeyen, yılgınlığa düşmeyen, istiklal haklarımızdan vazgeçemeyecek olan Milliyetçi-Ülkücü Hareket’iz.</p>



<p>Muhterem Arkadaşlarım,<br>Merhum vatan şairimiz Akif’in dediği gibi, medeniyet tek dişi kalmış canavardır.<br>Zira medenilik gösterisi yapan, istismar ettiği demokrasi, özgürlük ve insan hakkı değerlerinin içini boşaltan Batı zihniyeti ahlaken ve siyaseten çöküş patikasındadır.<br>AB ülkelerine hakim olan Türk ve İslam düşmanlığı kaygı verici boyutlardadır.<br>Küresel hoşgörü, küresel adalet, küresel vicdan kurumuştur.<br>Berlin’de bulunan Mevlana Camii’ne geçen hafta bir sabah namazı vakti yapılan kalabalık polis operasyonu inançlarımıza yönelik adi bir suikast girişimidir.<br>Irkçılık, İslamofobi ve Türk düşmanlığı yaşlı kıtaya karargah kurmuştur.<br>Hollanda Özgürlük Partisi’nin soysuz Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na terörist diyecek kadar alçalmış, gerçek manada teröristin, caninin, faşistin ve barbarın kim olduğunu gözler önüne sermiştir.<br>Terör örgütleriyle yasak ilişki yaşayan bu karanlık siyasetçinin ve destekçilerinin terörizmin Avrupa’da konuşlanan temsilcileri oldukları izahtan varestededir.<br>Türk ve İslam değerlerine adı konulmamış Haçlı Seferi başlatan bu ilkel zihniyet nefret suçu işlemektedir.<br>Son zamanlarda Müslümanlara ve yüce dinimize yönelik Fransa’da sergilenen hayasız ambargo ve ablukalar hepimizi derinden yaralamaktadır.<br>Macron, sözde “İslamcı ayrılıkçı” görüşlerle mücadeleye ilişkin hazırlanan yasa tasarısının 9 Aralık 2020’de Bakanlar Kurulu’na sunulacağını utanmaz bir yüzle açıklamıştır.<br>İslam’ı yeniden yapılandıracaklarını söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı cehaletin ve husumetin taşeronluğuna soyunmuştur.<br>İslam’ın dünyanın her yerinde kriz yaşadığını ileri sürmek, bu nedenle yapılandırılacağından bahsetmek muhteris ve müflis Macron’un haddi değildir.<br>Akli melekelerini hepten kaybetmiş Macron’un kafa yoracak, mesele yapacak başka işi, başka gündemi, başka meşgalesi yok mudur?<br>Bu siyasi şizofren ne hakla İslam’ı yapılandırmayı hedef olarak belirlemiştir?<br>Biliyor ve iman ediyoruz ki; Allah katında kıyamete kadar geçerli olan tek hak din İslam’dır.<br>Bütün insanlığın ebedi kurtuluşu Allah’ın son dini İslam’a teslim olmaktan geçer.<br>Dünya ve ahiret saadeti, Kur’an-ı Kerim’in hayat veren mesajlarına, Resûlullah Efendimizin emsalsiz tebliğine, eşsiz ahlakına bağlıdır.<br>Dinin sahibi Allah’tır.<br>Peki Macron’un sahibi kimdir?<br>Müşrik dayanışmasının içinde olanlar kimlerdir?<br>Türk ve İslam düşmanlarının hizmetkârlığı kimlerin lehine, kimlerin çıkarınadır?<br>Batı ülkelerinde artan İslam karşıtlığı alarm verici seviyelerdedir.<br>Buna yönelik tüm Türk ve İslam alemi bir olmalı, beraber hareket etmeli, zalim ve emperyalist komplolara birlikte cephe almalıdır.<br>İnanç hakkı insan hakkıdır.<br>İnsan hakkının muhafazası eşref-i mahlûkatın şeref bahsidir.<br>Bizim hiç kimsenin Kilise’sinde, Havrası’nda, Sinegog’unda gözümüz yoktur, bunlara dair sözümüz yoktur, müdahalemiz yoktur.<br>Camimize, dinimize, inanç değerlerimize yapılacak saldırı ve sabotajlara da tahammülümüz olamayacaktır.<br>Türkiye&#8217;de 180 bin 854 Hristiyan ve yaklaşık 20 bin Yahudi yaşamaktadır.<br>Bu kapsamda aralarında yüzlerce yıllık kilise ve havraların da olduğu 435 ibadethane bulunmaktadır.<br>Türk milleti inançlara saygılıdır.<br>Aynı saygıyı kendi inançlarına gösterilmesini beklemesi tartışılmaz hakkıdır.</p>



<p>Macron istişarelerde bulunmak üzere madem Türkiye Büyükelçisi’ni geri çağırmıştır, bir zahmet ya okuyup araştırıp bu gerçekleri öğrenmeli, diplomatik misyonuna bunları anlatmalı, ya da nifak yayan, zehir saçan ağzını kapatmalıdır.<br>Dinler arası kutuplaşma beşeriyete felaket getirecektir.<br>Macron aslında en büyük dersi kendi ülkesinde alacaktır.<br>Anlaşılan geçtiğimiz haftalarda yaşadığı sarsıntının etkisinden henüz kurtulamamıştır.<br>Şöyle ki;<br>Batı Afrika ülkelerinden Mali’nin Kuzeydoğusundaki Gao Bölgesi’nde insani yardım çalışması yürüten bir Fransız kadın Mağrib El Kaidesi isimli örgüt tarafından 2016 yılında kaçırılmıştır.<br>Bu kadın dört yıl aradan sonra serbest bırakılarak Fransa’ya dönmüştür.<br>Karşılama heyeti arasında Macron’da yerini almıştır.<br>Kendisine eski ismiyle seslenenlere itiraz eden bu Fransız kadın, din olarak İslamiyet’i seçtiğini, isminin de Meryem olduğunu haykırmış, Macron şaşkınlıktan şoka girerek olay mahallini apar topar terk etmiştir.<br>Düşmez kalkmaz bir Allah’tır.<br>İnanıyorum ki, Macron’un ve havarilerinin düşeceği günler, hüsrana uğrayacağı dönemler yakındır, hatta muhakkaktır.</p>



<p>Değerli Milletvekilleri,<br>Azerbaycan Dağlık Karabağ’da kahramanca mesafe almaktadır.<br>İşgal edilen yurt toprakları birer birer kurtarılmaktadır.<br>En son Kubatlı kent merkezi özgürlüğüne kavuşmuştur.<br>Fuzuli, Hadrut, Cebrail, Zengilan, Kelbecer illerinin bir kısmı işgalden arındırılmıştır.<br>3 kent merkezinde, 3 kasabada, 150 civarında köy ile bazı önemli tepelerde işgal sonlandırılmıştır.<br>Karabağ Azerbaycan’dır, Karabağ Türk’tür, işgalci Ermenistan haksızdır, hukuksuzdur, teröristtir.<br>İlan edilen ateşkeslere riayet etmeyen, her seferinde korkakça arkadan saldıran Ermenistan’dır.<br>Sivil ve masumları katleden yine aynı ülkedir.<br>Bir yanda ateşkes, diyalog, müzakere çağrısı yapan ülkelerin, diğer yanda Ermenilere silah yardımı yapması tarihin şahit olduğu en korkunç ikiyüzlülüktür.<br>Azerbaycan’a önde durun mesajı verenlerin, arkada Ermenistan’a vurun demesi zulmün oyunudur.<br>ABD’nin müşahitliğinde ilan edilen insani ateşkesi ihlal eden bir kez daha Ermenistan olmuştur.<br>Ateşkes aldatmadır, oyalamadır, zaman kaybıdır.<br>Vatan toprakları ancak ve ancak sonuna kadar mücadeleyle alınacaktır.<br>Ermenistan’ın onun bunun vesayetinden medet umması makus sonunu değiştirmeye yetmeyecektir.<br>Türk milleti görüş menzili içine giren işgalcileri her zeminde devirmeye muktedirdir.<br>Çünkü Dağlık Karabağ Azerbaycan’ın öz yurdudur, azatlığı namus konusudur.<br>ABD’nin Dağlık Karabağ üzerinden yaptırım tehdidinde bulunması beyhude bir hevestir.<br>Ayrıca S-400 hava savunma sisteminin test edilmesinden ürken ABD’nin Türkiye’yi üst perdeden kınaması bizim nazarımızda yok hükmündedir.<br>Ne yapacağız, hangi silahı alıp almayacağımızı, kimi destekleyip desteklemeyeceğimizi ABD’ye mi soracağız?<br>Türkiye’yi ne sanıyorlar? Nasıl görüyorlar? Nereye konumlandırıyorlar?<br>Bu nasıl bir küstahlıktır?<br>Aziz Atatürk demişti ki: “Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan istiklal aşkı ile yaratılmış bir adamım. Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple millî istiklâl bence bir hayat meselesidir.”<br>Biz bu hayat meselesinden, beka gayesinden ödün vermeyeceğiz.<br>Türkiye Cumhuriyeti tam bağımsızdır. Böyle de kalacaktır.<br>Her meselede Türkiye’nin karşı kutbunda yer alan ABD, önce dost mu düşman mı buna karar vermelidir.<br>Şayet müttefiksek, bu müttefiklik hukukuna bağlı olup olmadığını gözden geçirmelidir.<br>Böylesi sanal müttefiklik, böylesi sahte dostluk, böylesine soğuk stratejik ortaklık nereye kadar sürecektir?<br>Bu kapsamda Hatay&#8217;ın İskenderun ilçesi Fener Caddesi&#8217;nde dün akşam saatlerinde meydana gelen menfur olay zamanlama itibariyle oldukça düşündürücüdür.<br>Güvenlik güçlerimizin emniyet kontrol noktasında şüphelendiği iki teröristten birini takibi sırasında şiddetli bir patlama vuku bulmuştur.<br>Anlaşılmaktadır ki, kokuşmuş bedenine bomba saran hain kendini patlatmış, yeni bir canlı bomba vakası yaşanmıştır.<br>ABD&#8217;nin Türkiye Büyükelçiliği&#8217;nin, İstanbul başta olmak üzere, ülkemizin diğer illerindeki vatandaşlarına dönük güvenlik uyarısından kısa süre sonra bu terör olayının ortaya çıkması kuşkularımızı daha da yoğunlaştırmıştır.<br>Alınan ihbarların ardından kendi vatandaşlarına kalabalık yerlerden uzak durmasını tembihleyen ABD Büyükelçiliği sahip olduğu bilgi ve iddiaları ülkemizin yetkili mercileriyle paylaşmadıysa büyük bir skandala imza atmış demektir.<br>Neresinden bakarsak bakalım nezaketsiz ve art niyetli bir durum karşımızdadır.<br>İskenderun ilçemizde yaşayan vatandaşlarımıza, yaralanan kahraman polisimize geçmiş olsun diyor, terörü ve terörizmi siyasi araç olarak kullanan çevreleri lanetliyorum.<br>Biz istiklal için birlik, istikbal için dirlik diyoruz, kazanın da Türkiye olacağına gönülden inanıyoruz.<br>Kaybetmemizi, bağımlı olmamızı, sopa diplomasisine diz çökmemizi, yaptırım tehdidine boyun bükmemizi bekleyen varsa, diyorum ki, kıyamete kadar bekleye dursunlar, biz yolumuza ve tarihi yolculuğumuza imanla devam edeceğiz.<br>Muhterem Arkadaşlarım,<br>2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’yle 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi ve 2019 Yılı Sayıştay Raporları TBMM’ye sunulmuştur.<br>Hükümet tarafından, Bütçe Kanun Teklifi’yle Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki sunumu 21 Ekim 2020 tarihinde gerçekleştirilmiştir.<br>Bugün de mezkûr kanun tekliflerinin geneli ile Sayıştay Raporları üzerindeki görüşmelere devam edilecektir.<br>Bundan sonra kamu kurum ve kuruluşlarının bütçeleri üzerinde planlanan müzakereler belirlenmiş takvim kapsamında ilgili komisyonda yapılacaktır.<br>Sizlerden ricam, bütçe sürecini yapıcı, katılımcı ve sağduyulu bir şekilde takip etmeniz, Cumhur İttifakı’nın doğasına ve partimizin politikalarına uygun biçimde değerlendirmelerde bulunmanızdır.<br>24 Kasım 2020 tarihine kadar Plan ve Bütçe Komisyon’unda sürecek çalışmalara hem komisyon üyelerimizin hem de zamanı müsait milletvekillerimizin katılmalarında yarar vardır.<br>Bütçe maratonunda siz değerli arkadaşlarımın tam bir hazırlık içinde, konuları omurgasından yakalayan fikir ve görüş maharetiyle partimizi temsil etmeniz gerekmektedir.<br>Dipsiz polemiklerden kaçınmanız, anlamsız tartışmalardan uzak durmanız, KOVİD-19 salgınıyla mücadelede alınan kararlara ve uygulanan tedbirlere uymanız tavsiyem ve talimatımdır.<br>2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’yle 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin ülkemize, milletimize, devletimize hayırlı olmasını niyaz ediyor, müspet ve destekleyici tavrımızı bu süreçte de koruyacağımızı açık açık dile getiriyorum.<br>       <strong>Aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin ve siz değerli milletvekili arkadaşlarımın yarın idrak edeceğimiz Mevlid Kandili’ni bugünden tebrik ediyor, hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını Allah’tan diliyorum.<br>Konuşmama son verirken hepinizi saygılarımla selamlıyor, hafta boyunca yapacağınız çalışmalarda kolaylıklar ve üstün başarılar temenni ediyorum.<br>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2020/10/27/mhp-lideri-tbmm-parti-grubunda-onemli-mesajlar-verdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MHP Lideri Devlet Bahçeli TBMM Parti Grubunda Konuştu.</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2019/07/09/mhp-lideri-devlet-bahceli-tbmm-parti-grubunda-konustu/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2019/07/09/mhp-lideri-devlet-bahceli-tbmm-parti-grubunda-konustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 09:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli Parti Grubunda Konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ulkufm.com.tr/?p=1625</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada gündemi değerlendirdi. Konuşmasında MHP’nin üstlendiği önemli misyonu ve geçmişten bu güne yapılan yıpratma çabalarına dikkat çeken Bahçeli ; “Tarih içinde yönetim sistemleri değişti, yöneticiler değişti, çağlar değişti, yıllar yılları kovaladı devirler değişti; yeri geldi devletin adı farklılaşıp rejim değişikliği gerçekleşti; ancak Türk milleti [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>      Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada gündemi değerlendirdi. <br>      Konuşmasında MHP’nin üstlendiği önemli misyonu ve geçmişten bu güne yapılan yıpratma çabalarına dikkat çeken Bahçeli ; “Tarih içinde yönetim sistemleri değişti, yöneticiler değişti, çağlar değişti, yıllar yılları kovaladı devirler değişti; yeri geldi devletin adı farklılaşıp rejim değişikliği gerçekleşti; ancak Türk milleti varoluş kararlılığından, vakarıyla perçinlediği ilkelerinden, ülkülerinden ve ülkesinden asla taviz vermedi.” Dedi.<br>      Son seçimlerde birlikte hareket eden CHP, HDP ve İP üçlüsünün yanlışlarına dikkat çeken Devlet Bahçeli; “Leyleğin ömrü laklakla geçer, tıpkı zillete düşenler gibi. Bunu biliyoruz. CHP-HDP-İP siyasi üçüzünün, birbirinin çıkar cüzü olan zillet sacayağının günleri iftira ve izansızlıkla pekişir, bunu da görüyoruz.” Şeklinde konuştu.<br>   Oldukça önemli konulara değinen ve önemli açıklamalara yer veren Bahçeli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi;<br>  “Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,<br> Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,<br> Değerli Basın Mensupları,<br> Meclis Grup Toplantımızın başında hepinizi muhabbetle selamlıyor her birinize üstün muvaffakiyetler diliyorum.<br> An itibariyle bizleri izleyen, dinleyen, takip eden bütün vatandaşlarımıza saygı ve şükranlarımı sunuyorum.<br> Dünden bugüne, devlet ve millet hayatında daha ileri, daha iyi, daha gelişmiş, daha güzel merhale ve menzile duyduğumuz özlem hiç azalmadı, hiç aksamadı, hiç de ara vermedi.<br> Özümüzü koruyarak, birlik ve dirliğimizi kollayarak yüksek hedeflere ulaşmayı istedik.<br> Hep bir adım önde olmayı gaye bildik.<br> Zamanın sorunlarıyla başa çıkabilmek, zalimlerin oyunlarıyla mücadele edebilmek için azmimizin ve ahlakımızın yörüngesinden sapma göstermedik.<br> Mesele milli bekamızın, milli varlığımızın güvenli, istikrarlı ve iradeli şekilde istikbale taşınmasıydı.<br> Bu itibarla arayışımız, çabamız, çalışmamız hiç bitmedi.<br> Türk milleti; zorlu bir coğrafyayı, üzerinde asırlarca hesap yapılan bereketli toprakları nice fedakârlık ve fazilet örnekleri sayesinde vatan yaptı.<br> Bir vatana sahip olmanın ağır bedelleri vardı, bu bedeller de destanlaşan şehadetlerle, devleşen kahramanlıklarla ödendi.<br> Türk milleti varlığına kefen biçen barbarlara, vandallara, haçlılara direne direne, her gün yeniden doğa doğa kurulan tuzakları bozdu, esaret senaryolarını yırtıp attı.<br> Milli yeminler çiğnenmedi, çiğnetilmedi.<br> Tarih içinde yönetim sistemleri değişti, yöneticiler değişti, çağlar değişti, yıllar yılları kovaladı devirler değişti; yeri geldi devletin adı farklılaşıp rejim değişikliği gerçekleşti; ancak Türk milleti varoluş kararlılığından, vakarıyla perçinlediği ilkelerinden, ülkülerinden ve ülkesinden asla taviz vermedi.<br> Caber’e giderken Fırat Nehri’nin koynunda ruhunu teslim eden Süleyman Şah’ın sancağı elden ele, gönülden gönüle taşınarak kıtalara uzandı.<br> Söğüt’te yakılan kutlu ateş tüm dünyaya ulaştı.<br> Filiz filiz büyüyen, fıtrat ve fikir gücüyle yükselişe geçen, müşfik ve müthiş bir yürekle sevdasını ve sedasını haykıran niyazlı bir millet tarihe sığmayıp taştı, haysiyetiyle asırların engellerini aştı. <br> Hangi dönem ve yüzyıl olursa olsun, kan aynı kandır. Kahramanlık aynıdır. Nitekim hedef de aynıdır, bu suretle milli ruh asırları kavramış, cihanı kuşatmış, beşeriyeti kendisine hayran bırakmıştır.<br> Türk milleti üzerinde yaşadığı aziz vatana tutunarak geleceğinin yol haritasını çizmiştir.<br> Bunu yaparken de karşılaştığı sorunlara teslim olmak yerine üstüne üstüne gitmeyi tercih etmiştir.<br> Kaldı ki bu tercihin içinde geri adım yoktu, alttan almak yoktu, gevşemek yoktu, yılgınlık yoktu, vazgeçmek yoktu.<br> Huşunet ve husumet karşısında hulus ve huzurun safında olduk.<br> İhanet ve işgalin karşısında inanç ve imanın yanında durduk.<br> Çözülmenin ve çöküşün karşısında birliğin, beraberliğin, bekanın hizasında toplanarak etten duvar çektik.<br> Fakat gene de pek çok badire ve belayla karşılaştık.<br> Zaman oldu, aklımıza gelmeyen ne varsa başımıza geldi.<br> Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesi şöyle dursun, yıkımını durdurmak için çareler arandı, yollar açıldı, fermanlar hazırlandı, zincirleme reformlar yapıldı.<br> Ne var ki, 19.yüzyılda içine düştüğümüz anafor günbegün umutlarımızı çaldı, huzurumuzu kaçırdı, topraklarımızın kaybına neden oldu.<br> Lütfen dikkat buyurunuz, 3 Kasım 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı’ndan bugüne kadar geçen 180 yılda devlet ve millet hayatını istikrara kavuşturmanın, güvenceye almanın, düzlüğe çıkarmanın amansız gayreti içindeyiz.<br> Dışarıdan gelip yenemeyenlerin içeriden çözme denemelerine karşı hala direniyor, hala karşı geliyor, hala karşı çıkıyoruz.<br> Hükümran mazimize hasretiz, bunun düşünü kuruyoruz.<br> Hükmedilen değil hükmeden, istikamet verilen değil istikamet veren, önü alınan değil ön alan, ağza bakan değil ağzına bakılan bir ülke olmanın hayal ve hedefiyle mücadelemizi sürdürüyoruz.<br> Merhum Hocamız Erol Güngör’ün ifade ettiği gibi, geçmişin olaylarını manalı bir bütün halinde yorumladığımız anda meselelere tarih şuuruyla bakmamız mümkün hale gelecek, nereden gelip nereye gittiğimiz hakkında bir fikir sahibi olunacaktır.<br> Önemle ifade etmek isterim ki, tarih şuuru varsa, dün-bugün arasındaki rabıta kopmayacak, gelecek vizyonu canlı bir resim gibi önümüzde duracaktır.<br> 19.yüzyıl batmak üzere olan devasa bir geminin zaman zaman hatalı ve yanlış rotalara sapmış olsa da yüzdürülmesine ve yüzeyde tutulmasına sahne olmuştur.<br> Mahvımız demek olan malum akıbetin ertelenmesi, hatta ortadan kaldırılması için çok uğraşılmıştır.<br> Ancak niyetler halis olsa da, seçilmiş yöntemlerin, belirlenmiş sistemlerin milli gerçeklerle uyumsuzluğu, yabancıların tazyik ve telkiniyle reçete hazırlığı ve tedavi temini beklenmeyen pek çok menfi neticeye açık kapı bırakmıştır.<br> Kapı bir defa açılmaya görsün, sosyal bünyeyi zehirleyen, siyasal bütünlüğü zayıflatan ne varsa içeri dolmuş, her yeri kaplamıştır.<br> Tanzimat reformlarının yetersiz kaldığını iddia eden sömürgeci güçlerin kesif baskı ve kategorik dayatmalarının mahsulü olarak bu defa da 163 yıl evvel bir Şubat ayının 25’inde Islahat Fermanı ilan edilmiştir.<br> Bu da tutmayınca, 143 yıl önce Anayasa yapılmış, Meşrutiyet kümesinde kısa ömürlü de olsa parlamento açılmıştır.  <br> 1821’den 1897’e kadar Şark Meselesi üzerine sadece Fransızca yazılmış 2 bin 142 eser ortada duruyorken, çözüm ve çarenin ruh kökümüzün haricinde aranması çok ciddi sorun ve sıkıntıların doğmasına yol açmıştır.<br> Akif Paşa’dan Pertev Paşa’ya, Mustafa Reşit Paşa’dan Ali Paşa’ya, Fuat Paşa’dan Ziya Paşa’ya, aralarındaki gerilimin hiç bitmediği Mithat Paşa’dan Abdullah Cevdet Paşa’ya kadar pek çok devlet ve siyaset adamı Osmanlı İmparatorluğu’na kendi fikir örgüsü ve düşünce kalıbı çerçevesinde bir güzergâh çizmeye çalışmışlardır.<br> Ne kadar başarılı veya başarısız oldukları, maksat ve mizaçlarının neye hizmet edip nereye kadar işe yaradığı elbette tarihin konusudur.<br> Ancak bizim meselemiz arayışların hiç bitmeyişidir.<br> Aslında Nizam-ı Ceditle başlayan süreç pek çok kırılma, hezimet, isyan, savaş ve çözülmeyle birlikte adeta tarihin derin kovuklarına gömülmüş gitmiştir.<br> Sözde reformcu nazırlar arasında biteviye süren kavga ve anlaşmazlıklar, yabancı ülke sefirlerinin bitmek bilmeyen müdahaleleri, emperyalist ülkelerin bilenmiş komploları Tanzimat’tan Meşrutiyet’e kadar devlet ve millet hayatını rehin almıştır.<br> Bu tablonun bir benzerine içinde bulunduğumuz zaman diliminde de şahit olmuyor muyuz?<br> Tarihten ibret aldığını söyleyenlere sormak isterim ki, hiç ibret alınsaydı tarih tekerrür eder miydi?<br> Devleti yeni temeller üstünde canlandırma çabaları makus talihin kayalıklarına tehlikeli ölçüde çarpmış, reformlar tarihin tozlu raflarına kaldırılmak durumunda kalmıştır.<br> Miadı dolan devlet ve siyaset adamları gözden düşmek şöyle dursun, kah sürgünlere, kah zindanlara, kah idamlara maruz kalmışlardır.<br> Darbeler, mali iflaslar, israflar, bozgunlar, savaşlar, taht mücadeleleri, darboğazlar, sömürgecilerin oyunları, çağın akıntısına karşı kürek çekmeler zincirleme felaketleri tetiklemiş, feci derecede kamçılamıştır.<br> İç bütünlük sağlanamayınca, dış etkiler sonuç vermiş, Osmanlı İmparatorluğu fırtınaların kol gezdiği karanlık dehlizden sakin ve durulmuş limana bir türlü yanaşamamıştır.<br> Yeni bir yönetim ve hukuk sistemi vaaz eden Tanzimat, bunun devamı olan Islahat, bundan mülhem Meşrutiyet, hepsinin başarısız olmasıyla tarihin ve talihin parlak bir vetiresi halinde yükselen Cumhuriyet Türk milletinin var oluş mücadelesinin karar ve kader duraklarıdır.<br> İktisadi ve içtimai temelleri çürüyen, iradesi ve ifade kudreti çölleşen bir devleti pansuman tedbirlerle hayatta tutmaya çalışmak boşuna bir gayrettir.<br> Dünya siyasi tarihinde buna dair çok sayıda misal verilebilecektir.<br> İnanıyorum ki, Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.<br> Tarihten çıkardığımız derslerle önümüze bakmaksak geçmişten daha ağır olaylara mahkumiyetimiz mutlak ve mukadder olacaktır.<br> Siyaseti kavga ve çıkar çatışmalarının merkez üssü haline getirmenin, milli birliği tahrip edip bekayı yok saymanın vahameti hepimize ağır ve acıklı fatura çıkaracaktır.<br> Başkalarına özenerek, başka başkentlerin büyüsüne kapılarak, Türklüğün ve Türk vatanın jeopolitiğini ihmal edersek, dahası Türk tarihinin çekim alanından koparsak, bilinsin ki, derin uçurumların önümüze açıldığını görmemiz kaçınılmaz hale gelecektir.<br> Her yüzyılın dimağı ve dinamikleri farklıdır.<br> Buna karşı hazırlıklı ve uyanık olmak şarttır.<br> Türk milletinin birinci ve öncelikli hedefi ne pahasına olursa olsun bekasını korumak olmalıdır.<br> Bunu yaparken siyasi ve ekonomik bağımlılığa yol açan kalıntı ve tortuları temizlemek, milli birlik ve dayanışma ruhunu pekiştirip güçlendirmek esas olmalıdır.<br> 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsünün habis sonuçlarıyla hala meşgulüz.<br> Ederi bir dolar olan şerefsizlerin devlet ve toplum hayatında açtıkları dipsiz kuyuları kapatmanın mücadelesindeyiz.<br> Kuşkusuz FETÖ işgal girişiminin yıkıntılarını kaldırmakla da sonuna mesulüz.<br> Düşünebiliyor musunuz, İzmir’in Yunan işgalinden 97 yıl, İstanbul’un işgalinden 96 yıl sonra Türk vatanı az kalsın tam bir kabus ve karanlığa mahkum olacak, yeniden işgal kapanına sıkışacaktı.<br> 15 Temmuz’da yaşananlar tarihimizin çağrısını tekrar hatırlatmış, hepimize ihmal edilemez görev ve sorumluluklar yüklemiştir.<br> Demek ki, Türk vatanını işgal emelleri hala bitmemiştir.<br> Demek ki, küresel odakların mütecaviz akınları hala kesilmemiş, daha doğru bir ifadeyle kesilmeyecektir.<br> Bu nedenle hükümet sisteminin değişmesi, milli birlik ve beraberliğin tahkimi gerekiyordu.<br> Siyasetteki itiş-kakış son bulmalıydı.<br> Kutuplaşma en aza çekilmeliydi.<br> Cephe siyaseti değil toparlayıcı, kucaklayıcı ve kaynaştırıcı bir siyaset anlayışının kök salması temin edilmeliydi.<br> Tanzimat’tan bu tarafa süren arayışlar muhkem ve muhterem bir iradeyi mahfuz tutarak devrilmeden evrilmeyi başarabilmeliydi. <br> Parlamenter sistemden kaynaklanıp siyaset ve devlet hayatımızı doğrudan kuşatan kriz ve kaosların milli mutabakatla bitirilmesi, değilse bile hatırı sayılır ölçüde azaltılması en acil gündemdi.<br> Türkiye siyasi, ekonomik, diplomatik ve güvenlik sorunlarıyla boğuşurken, hızlı, verimli ve zamanlama hatasına düşmeyen bir yönetim ve idare sistemine kavuşturulmalıydı.<br> TBMM güçlendirilmeli, yasama-yargı ve yürütme arasındaki yetki kargaşasına, görev karmaşasına, sınır ihlallerine nokta koyulmalıydı.<br> Efradına cami, ağyarına mani bir hükümet sistemi inşa etmeliydik.<br> Çıkmaz sokaktan kurtulmak için gereği yapılmalıydı.<br> Tarihimizin sesine kulak verdik, coğrafyamızın politik müktesebatını titizlikle değerlendirdik, ecdadımızın hedeflerini rehber ettik.<br> Siyaseti köhneleştiren tıkanıklıklar, artan beka sorunları, ülkemizin küresel ve bölgesel düzeyde muhatap kaldığı tehditler, 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşanan mücadele süreci sonucunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hayata geçirilmiştir.<br> 16 Nisan 2017 Halkoylamasında aziz milletimiz yüzde 51,41 oy oranıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne evet demiş, bu yeni sistemi kabul ve tasdik etmiştir.<br> Böylelikle ülkemiz fiilen yeni bir sürece girmiştir.<br> Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin müellifi Cumhur İttifakı, mimarı ise elbette Türk milletidir.<br> Türkiye’nin çok nazik ve hassasiyet yüklü döneminde ortaya çıkan Cumhur İttifakı yalnızca seçim ittifakı değildir.<br> Bu şekilde tasavvur ve tahayyül de edilmemiştir.<br> Türkiye’ye karşı iç ve dış kaynaklı düşmanca muamele ve müdahaleler karşısında milli ve ahlaki bir duruş, duyuş ve tarihi direniş ruhudur.<br> Cumhur İttifakı’nın üzerinde yükseldiği zemin 7 Ağustos Yenikapı dirilişidir.<br> Bu diriliş ki, kaynağını ve kararını 15 Temmuz’da bulmuş, Türk milletinin muteber azim ve iradesiyle tezahür etmiştir.<br> Günlük siyasi hesaplar kenara itilmiştir.<br> Ortak akıl devreye girmiş, ezcümle tarihi kudret ayağa kalkmış, yeni bir hükümet sistemini hem mecburi kılmış, hem de yolunu açmıştır.<br> Milli kararlılık ve işbirliği sayesinde Türkiye’nin bölgesinde bileği bükülmez bir güç ve lider ülke haline gelmesi konusunda Cumhur İttifakı 2023 hedeflerine kilitlenmiştir.<br> Hedefimiz İla-yı Kelimetullah’tır, hedefimiz Kızılelma’dır.<br> Hatırlarsanız, Afrin operasyonu öncesi tankın üzerine çıkan bir kahraman askerimize istikamet neresi diye sorulduğunda verdiği cevabın milli vicdanda muhteşem bir yankısı olmuştu.<br> Alnı öpülesi bu evladımız demişti ki, “İstikamet Kızılelma”. <br> Ailene bir mesajın var mı diye sorulduğunda da yine kahramanca ve yüreklerimizi titreterek şöyle seslenmişti: <br> “Beklemesinler, bu vatanı kimse bölemez.”<br> Plevne’de sivrilen duruş bu duruştur. <br> Edirne’yi müdafaa eden ruh bu ruhtur.<br> Şıpka’daki cesaret bu cesarettir. <br> Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Büyük Taarruz’da ihanete, işgale, küfre, batıla, mülhide, müfside cüretkarlığının, soysuzluğunun ve şımarıklığının bedelini ödeten şuur bu şuurdur, bu asalettir.<br> İşte bu asalet ve şuur halinin siyasi ve ahlaki birliktelikle bezenmiş, billurlaşmış özeti Cumhur İttifakı’dır.<br>   Muhterem Arkadaşlarım,<br> 16 Nisan Halkoylamasının bir nevi güven testi ve en önemli dönemeci olan 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerine Cumhur İttifakı mührünü vurmuş, milli gönüllerde takdir ve teveccüh görmüştür.<br> Sayın Erdoğan yüzde 52,95 oy oranıyla Cumhurbaşkanı seçilirken, Cumhur İttifakı da yüzde 53,66’lık oy gücüyle TBMM’de sayısal ve siyasal çoğunluğu elde etmiştir.<br> Tam bir yıl önce, yani 9 Temmuz 2018’de, Sayın Cumhurbaşkanı TBMM’de yemin ederek görevine başlamış, ardından kısa süre içinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Birinci Bakanlar Kurulu’nu açıklamıştır.<br> Parlamenter sistemde hükümet kurulma sürecinde yaşanan uzun süreli gerginlik ve çalkantıların hiçbiri vasat bulmamıştır.<br> Hükümet süratle teşkil etmiş, ülke gündemine, temel meselelere odaklanmıştır.<br> Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 9 Temmuz 2018’den itibaren resmen yönetim hayatımıza girmiştir.<br> Tanzimat’tan bugüne kadar geçen 180 yıllık sürede edindiğimiz birikim ve tecrübelerin kılavuzluğuyla, tarihimize ve kültürümüze en uygun hükümet modeline intikal sağlanmış, Türkiye Cumhuriyeti de üçüncü evresine eklemlenmiştir.<br> Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 2023’ün emniyetli ana kulvarıdır.<br> Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi milli misyon ve vizyonumuzla 2053 ve 2071 hedeflerinin temellerini kazacak, alt yapısını oluşturacak, siyasi uzlaşmayı kurumsallaştıracaktır.<br> Geride kalan bir yıllık sürede Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tutmuş, uyum ve uygulama süreci kazasız belasız mesafe almıştır.<br> Kimisi vardır, karanlığa sövüp sayar, kimisi vardır karanlıktan sızlanıp şikayet etse de nemalanmanın peşindedir.<br> Biz karanlığı gördük, bunu dert ettik, sonra da bir mum yakıp etrafı aydınlattık.<br> Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sinin terennümü, tecellisi ve teminatıdır.<br> Türk milleti aradığı sistemi tarihimizin kuytularda kalan cevherinde bulup çıkarmasını bilmiştir. <br> Yeni sisteme alışma devresi de son derece uyumlu geçmiştir.<br> Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde hükümet krizleri yoktur.<br> Koalisyon çatlakları, güvenoyu virajları, yürütmenin yasama üzerinde ördüğü vesayet ağları görülemeyecek, bulunamayacaktır.<br> Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye’nin önünü açmıştır.<br> Milli güvenliğimizle ilgili atik ve çevik kararların alınmasını kolaylaştırmış, devlette çift başlılığa neşter vurmuştur.<br> Güçlü devlet, güçlü millet, güçlü Meclis, güçlü yargı, güçlü Türkiye bir güneş gibi doğmuştur.<br> Yeni hükümet sistemiyle birlikte kalıcı siyasi istikrarın kilidi açılmış, hızlı ve etkin icraat sistematik olarak serpilip yerleşmiş, güvenli ve huzurlu Türkiye’nin ufku görülmüş, birlik ve uzlaşmanın alanı genişlemiştir.<br> Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarıyla oturması, emekleme döneminden çok kısa zaman içinden çıkarak olgunlaşma aşamasına geçmesi, ilaveten ülkemizin demokratik, sistemik ve hukuki zırhı olması ana hedefimizdir.<br> Bu hedef için seferber edilecek anayasal, yasal ve idari imkanların saptanıp en verimli şekilde kullanılması, yeni sistemin karşısında duran çevrelerin olabildiğince yalnızlaştırılması beka düzeyinde önemlidir.<br> Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kökleşmesi, itibar ve inandırıcılığının genişlemesi maksadıyla belirlenecek milli stratejilere, siyasi ve hukuki eylem planlarına çok büyük ihtiyaç vardır ve ortadadır. <br> CHP’nin ucuz siyasi kafasına göre, Cumhurbaşkanı tarafsız olmalıymış.<br> Yani partisiyle bağı kesilmeliymiş.<br> Sayın Kılıçdaroğlu, eğer biliyor ve inanıyorsa, Cumhuriyet tarihinde bize tek bir tarafsız Cumhurbaşkanı göstersin? <br> Yüreği varsa, bilgi ve görgüsü yetiyorsa tek bir numune isimden bahsetsin?<br> Devlet demek hukuk demektir.<br> Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır.<br> Bununla birlikte taşıdığı ve işgal ettiği makam ve mevki ne olursa olsun her devlet ve siyaset adamı hukuka uymakla mükelleftir.<br> Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle devlet hayatında fiili-hukuki uyumsuzluk ve uygunsuzluk devri sona ermiştir.<br> Sahnenin önünde tarafsız, arkasında siyasi ve ideolojik saiklerle hareket eden Cumhurbaşkanları dönemi kapanmıştır.<br> Kim olursa olsun, mühim olan Cumhurbaşkanlığı sıfatını taşıyan değerli şahsiyetin, görevinin yeter ve gerek şartlarını objektif esaslara muvafık, hukuki ve ahlaki kurallara riayet ederek icra etmesidir.<br> Bugünkü hayat ve siyaset verileri ışığında diyebiliriz ki, mutlak bir tarafsızlık akıl ve mantık ölçüleriyle çelişecek, eşyanın tabiatıyla ters düşecektir.<br> Hz. Mevlana’nın “Ya göründüğü gibi ol, ya da olduğun gibi görün” tavsiye ve tembiği devlet hayatında 16 Nisan Halkoylamasıyla hukukileşmiş, 9 Temmuz 2018’den itibaren de resmileşmiş ve tescillenmiştir.<br> Sayın Kılıçdaroğlu’nun kıvranması, huzursuz olması, keyfinin kaçması, kriz ayinine çıkması amaçsız ve çarpık siyaset hastalığıdır.<br> Millet zillete rağmen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni sevmiş, benimsemiş, geleceğini bu yeni sistemde görmüştür.<br> Bor’un pazarı çoktan bitmiş, Niğde yolu görünmüştür.<br> CHP Genel Başkanı, devşirilmiş ve döne döne çula çaputa dönmüş siyasi iplikçilerle eski sistemin özlemini duyarken, tenakuzlara batmaktan da kendisini kurtaramamaktadır.<br> Aklıyla dili arasına kara kediler girdiğinden pot kırmanın yanında zor durumlara bodoslama düşmektedir.<br> CHP Genel Başkanı’nın, 5 Temmuz 2019 tarihinde İstanbul’a yaptığı bir ziyaret esnasında, gönlüne inen perdenin düşünme melekelerini de etkilediğine dinleyen herkes bizzat şahit olmuştur.<br> Sayın Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının siyasi çap ve çeperini genişletip “hıyarım var” diyen kim varsa tuz alıp koşmasından anlaşılan biraz ürkmüş, “ne oluyoruz, nereye düştük” sorusunu zannederim kendisine sormaya başlamıştır.<br> İstanbul’da sorulan bir soruyu şu ilginç ve her tarafa çekiştirilecek cevabı veren aynısıyla CHP Genel Başkanıdır.<br> Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki: “Eski sisteme dönülmesiyle ilgili bir talebimiz olmadı. Eski sistemden zaten biz de şikâyetçiydik.”  <br> Madem rahatsızdın, bu kadar beyhude çırpınışa ne gerek vardı?<br> Gül gibi geçinip gidiyordun, Merhum Neşet Ertaş’ın dediği gibi, “Nemize yetmiyor el kadar hasır” der dururdun.<br> CHP Genel Başkanı şafak vakti başka, karanlık basınca başka konuşmaktadır.<br> Yalan derseniz, çizmeyi aşmıştır.<br> Sayın Kılıçdaroğlu için bazen hüzünleniyorum, su alan teknesinin içinde ayağına geçirdiği dalış paletiyle yüzme hazırlığı yapmasını doğrusunu isterseniz hayretle takip ediyorum.<br> HDP’nin Meclis’e ittiği, CHP’nin çekiştire çekiştire koltuklarına oturttuğu ipçilerin aklına bakıyorsa, elde olta su dolu bardakta balık avına çıkması bile neredeyse an meselesidir.<br> İki ileri bir geri gide gide, ya uçtuğuna inanarak bir uçurumdan kendisini boşluğa bırakacak, ya da dolandığı iple Kandil’e tırmanıp bir mağara deliğinde başını yiyecektir.<br> Demedi demesin, beni dinlesin, gidişat hayra alamet değildir.<br> Sayın Kılıçdaroğlu için çember daralıyor, suyu ısınıyor, kader ağlarını dört bir koldan örüyor.<br> Eski sistemden şikâyetçi olduğunu ileri süren CHP Genel Başkanı, burada dursa iyi, bununla yetinse tamam, fakat bir kere yama dikiş tutmayınca dil döndükçe dönüyor, kendisini yalancı çıkarıyor.<br> Konuşmasının başka bir yerinde de diyor ki, “Güçlü, liyakatli bir devlet yapısıyla parlamenter sistem isteriz.”<br> “Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı, ben annemi çok özledim, bugün 23 Nisan.” CHP Genel Başkanı’nın hal-i pür melali aynen budur.<br> Genel Başkanı’ndan rol kapmak için durum ve fırsat gözleyen İstanbul’un yeni Belediye Başkanı da, boş zamanlarında makamına uğrarken, geri kalan zamanlarında üstüne vazife olmayan her şeyle uğraşmaktadır.<br> İstanbul’u halletmiş olacak ki, Diyarbakır’a gitmek istediğini söyleyerek, “Bu toplumu barıştırmamız lazım” sözleriyle dikkatleri üzerine çekmiştir.<br> Hatta dilinin altındaki baklayı çıkarmış ve şöyle konuşmuştur:<br> “Yarınlarda siyasette bir başka alanda başarı elde edebilir miyim sorusunun kriteri İstanbul’daki başarımdır.”<br> Maksat hizmet değil, gizli ve adrese teslim hesaptır.<br> Terörist Demirtaş hasreti ise bu şahısta günden güne kabarmaktadır.<br> Herkes iyi bilmelidir ki, bu toplumda, bu millette, bu ülkede küslük, dargınlık, kırgınlık olmadığı için barış ve barıştırma söylemleri tehlikelidir, fitneyi selamlamaktır. <br> Aynı zamanda şeytani bir üsluptur.<br> Türk milleti asırlar boyunca var olagelmiş köklü bir kardeşliğin, kaderde, sevinçte, anıda, acıda bir ve beraber olmayı başarmış kuvvetli bir iradenin beşeri kıvanç ve onurudur.<br> Bu kıvanç özenle korunacak, bu onur övgüyle yaşayacak ve yaşatılacaktır.<br> Yeni sistem olmuştur.<br> Yeni sistemin siyaset ve stratejisi el birliğiyle, güç birliğiyle Türk milletinin tamamını kucaklayacaktır.<br> CHP’nin takoz koyma hevesleri ters tepecektir.<br> Bilhassa vurgulamalıyım ki,<br> 15 Temmuz bir milattı, bir kavşaktı.<br> Biz Tanzimat döneminin hatalarına düşemezdik.<br> Kaht-ı rical, yani devlet adamlığı eksikliği var diyerek boş bahanelere sığınamazdık.<br> Tehditlere sırtımızı dönemezdik.<br>   Milli bekamıza pusu kuran alçaklarla gerekirse göz göze, gerekirse göğüs göğüse mücadele etmekten de korkamazdık, nitekim korkmadık, kaçmadık.<br> Aynı yollardan geçerek farklı bir sonuca ulaşılacağını düşünemeyiz.<br> Kendi içimizde bir olmazsak, iri olmazsak, diri kalmazsak bölünüp parçalanmamız katidir, kesindir.<br> Leyleğin ömrü laklakla geçer, tıpkı zillete düşenler gibi. Bunu biliyoruz.<br> CHP-HDP-İP siyasi üçüzünün, birbirinin çıkar cüzü olan zillet sacayağının günleri iftira ve izansızlıkla pekişir, bunu da görüyoruz.<br> Gafillerin evleri çökmüş, çatılarını gizlemeye çalışıyorlar.<br> Alan almış, satan satmış, kimin kimi Meclis’i soktuğu alenileşmiştir.<br> Artık söz bitmiş, ilişki, irtibat ve ittifaklar açığa çıkmıştır.<br>  Birbirlerini tam bulmuşlar, dibi yanık tencere yuvarlana yuvarlana küflü kapağıyla buluşmuştur.<br> Birbirlerine kefil olmuşlar, nasılsa işleri yok şahit olurlar, paraları bol kefil olurlar, CHP-İP-HDP’ye söylüyorum, bozacıdan kefil istemişler, şıracıyı göstermiş.<br>    HDP/PKK dersem siz İP’i anlayın, CHP dersem hemen Kandil’i aklınıza getirin.<br> Pensilvanya dersem hepsini birden gözünüzün önüne getirin, hatırınızda tutun.<br> Doğru duvarın eğri gölgesi olmazmış, ama bunların doğru tek yanları yoktur.<br> Ne yapsalar boştur, Türkiye’yi heba ettirmeyeceğiz.<br> Türk vatanını hüsrana uğratmayacağız.<br> Hodri meydan, bu vatan bölünmeyecek, bu devlet budanmayacak, bu bayrak buruşmayacak, bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, nitekim ezanı susturmaya hiçbir bozguncunun gücü yetmeyecek.<br> Türkiye Cumhuriyeti’nin her karışında şehidimizin şühedamızın aziz hatırası vardır.<br> Şunu da biliriz ki, kahramanlık ruhun bedene karşı müstesna bir zaferidir.<br> Ruhu olmayanların, vicdanı olmayanların, mensubiyeti olmayanların uydur kaydır kahramanlık hikâyeleri kurnaz tilkinin aç tavuğa darı ambarı daveti yapması kadar akıl tutulması, hezeyan turudur.<br> Türk milleti kahramandır. <br> Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu kahramanlığın ilelebet bayrak gibi dalgalanması hususunda Hakka, hakikate, halka, tarihe, şühedaya karşı son ferdine kadar sorumludur.<br> Sözlerimin bu kısmında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birinci yılını heyecanla kutluyor, daha nice yıllar ve asırlarda var olmasını diliyor, milletime ve devletime ebedi saadet ve selametler temenni ediyorum.<br>   Değerli Milletvekilleri,<br> Türkiye sistem tartışmalarını uzlaşmayla bağlamış, seçim süreçlerini huzurla tamamlamış, esas gündem başlıklarını sırasıyla çözmek için harekete geçmiştir.<br> Milliyetçi Hareket Partisi bu süreçte Cumhur İttifakı’nın varlığını müdafaa ve hükümeti desteklemek için milli ve demokrasi mücadelesini inanmışlıkla sürdürecektir.<br> Geçtiğimiz hafta 12 yıllık bir dava nihayete ermiştir.<br> İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesi 235 sanıklı Ümraniye Davası’nda tüm sanıklar hakkında beraat kararı vermiştir.<br> 12 Haziran 2007 tarihinde, Ümraniye’de bir gecekonduda bulunduğu iddia edilen 27 el bombasıyla soruşturmalar başlatılmış, FETÖ’cülerin sahte delillerle suç imal etmeleri ve organize hukuk katliamlarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri maalesef hedef alınmıştı.<br> Darbe hazırlığı yapan, darbeye niyetlenen, demokrasiye kast etmek için el ovuşturan kim varsa haklarında her türlü cezai takibatın yapılması elbette mecburidir.<br> O tarihlerde sürekli ifademiz bu olmuştur.<br> Ancak Ümraniye davasının ilerleyen safhalarında görülmüştür ki, Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde alçak ve hain bir kurgu yapılmıştır.<br> Ümidim ve beklentim, gerçek darbe plancılarıyla masumların hiçbir şart altında yan yana getirilmemesi, bir ve aynı görülmemesidir. <br> Kozmik odaya girmek için uydurulmuş sözde suikast iddialarından tutun da Balyoz Davasına kadar pek çok hukuki süreç yıllar yılı devam etmiş, ülkemiz özel yetkili mahkemelerin tasallutu altına sokulmuştur.<br> FETÖ’cülerin yargı ve hukuk alanındaki ihanetleri hazin mağduriyetlere ve haksız mahkûmiyetlere neden olmuştur.<br> Türkiye’yi içten içe çürütmek için harekete geçen FETÖ’cü alçaklar şerefli Türk askerine kara çalmak, terörist yandaşlarına yer açmak için adeta saldırıya geçmişlerdir.<br> Bu dönem geride kalmıştır.<br> Duyarlı ve hassas olmamız gereken başlıca konu şudur: Hiçbir kurum ve kuruluş milli iradenin önünde ve üstünde değildir.<br> Devlet çarkı içindeki her kurum millete hukuk ölçüleri içinde ve verilmiş görevler çerçevesinde hizmet etmekle yükümlüdür.<br> Bilhassa Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınmasıyla başlayan tartışmaların tehlikeli bir seviyeye ulaştığı, krizseverlerin, kaos bekçilerinin gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında, siyaset alanında ortaya çıktıkları görülmektedir. <br> Merkez Bankası Başkanı hükümet tarafından ataması yapılan bir bürokrattır.<br> Hiçbir bürokrat imtiyazlı değildir.<br> Görevini layıkıyla yapan kalır, yapamayan gider, devletteki işleyiş budur, böyle de olmalıdır.<br> Görevden alınan Merkez Bankası Başkanı’nı siper yapıp ekonomide felaket senaryosu yazanlar en hafif tabirle utanmasını kaybetmiş densizlerdir. <br> Bir dönem Kemal Derviş’in emir eri gibi çalışan CHP’li malum ismin, Merkez Bankası’ndaki görev değişiminin bedeli ağır olacak demesi kendisi ve bürokratik mazisi gibi kara mizahtır.<br> Merkez Bankası’nın bağımsızlığı başka bir şey, Başkanı’nın kurumsal hedeflere ulaşamadığından olayı hükümet tasarrufuyla görevden alınması başka bir şeydir.<br> Merkez Bankası Başkanı ayrıcalıklı değildir.<br> Fiyat istikrarı konusunda sorunlar varsa, enflasyonla mücadele tekliyorsa Banka kendisini gözden geçirmek, politika enstrümanlarını ve ekonomik müdahale araçlarını sorgulamak durumundadır.<br> CHP’nin ganimet avına çıkması art niyetliliktir.<br> CHP’li sözcüler dedikodu yapmak yerine şu sıralar moda haline gelen, cevabı da oldukça zor olan &#8220;Yeni doğmuş, sütle beslenen sığır yavrusuna ne ad verilir?&#8221; sorusunun cevabını aramaya koyulmalıdırlar.<br> Şıklar arasında bulunan “oğlak, sıpa, kuzu, buzağı” seçeneklerinden birisini tercih edebilecekler, arzu ediyorlarsa telefon jokeri veya çift cevap haklarını da kullanabileceklerdir.<br> Bize göre daha yararlı bir iş yapmış olacaklar, böylece zamanları da boşa geçmemiş sayılacaktır.<br> CHP inkar etse de, Türkiye ekonomisi bugün çok cepheli bir kuşatma ve saldırı altındadır.<br> Ekonomik tetikçiler, sermaye çeteleri, ulus ötesi şirket ve bankalar ekonomik operasyonun içindedir.<br> Türkiye’de ise CHP’nin ve diğer zillet partilerinin bu operasyona mihmandarlık yapmaları adamlık değildir, millilik değildir, doğru değildir, siyaset hiç değildir.<br> Biz tarafız, Türkiye’nin tarafındayız.<br> Onların hepsi gelsin, Allah’ın izniyle alayına yeteriz, hepsinin hakkından ve üstesinden kesinlikle geliriz.<br> Muhterem Arkadaşlarım,<br> Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi geçtiğimiz hafta skandal bir görüşmeye sahne olmuştur.<br> Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin özel danışmanı olan bir zatın YPG/PKK’lı bir teröristle masaya oturması, sözde bir eylem planına bu teröristle imza atması tarifi olmayan bir alçalmadır.<br> Türkiye söz konusu gelişme üzerine Birleşmiş Milletler makamları nezdinde derhal gerekli girişimlerde bulunmuştur.<br> Birleşmiş Milletler’in bir terör örgütünü resmi muhatap kabul etmesi terörizmle mücadeleyi köstekleyecek, küresel adaleti ve insanlık vicdanını sukutu hayale uğratacaktır.<br> Bir diğer skandal da PKK’lı bir teröristin Washington Post’ta karanlık makalesinin yayınlanmasıdır.<br> Türk milleti kanlı ve kirli emel sahiplerinin ne yapmaya çalıştığını, hangi şer ve sinsi hazırlıklar içinde olduğunu gayet iyi bilmektedir.<br> Hiçbir oyun Türkiye’yi tarihsel hak ve tezlerinden caydıramayacaktır.<br> Hiçbir tezgâh ve tuzak Türk milletine boyun eğdiremeyecektir.<br> İşte görüyorsunuz, son günlerde devamlı ülkemizi tehdit eden topal ördek Çipras sandıkta layığını bulmuş ve pılısını pırtısını toplayarak iktidardan göçüp gitmiştir.<br> Unutulmasın ki, öfke akıldan büyük olursa varılacak yer pişmanlıktır.<br> Yunanistan’da seçimi kazanan parti ve liderinin Türkiye’yle ilişkilerinin nasıl olacağını, Doğu Akdeniz ve Ege’deki gerilimlerin hangi boyutlara ulaşacağını zaman içinde net olarak görmek mümkün hale gelecektir.<br> Biz sabırlıyız, ama ayağımıza basanın da dalını kırarız.<br> Sinir uçlarımıza dokunan olursa alınlarını karışlarız, sınırlarımızı zorlayan çıkarsa Osmanlı şamarını indiririz.<br> Biz Türkiye’yiz, biz onuruna düşkün, bağımsızlığına vurgun büyük Türk milletiyiz.<br> Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken değerli milletvekillerimizi, muhterem misafirleri bir kez daha muhabbetle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum.<br> Sağ olun,  var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2019/07/09/mhp-lideri-devlet-bahceli-tbmm-parti-grubunda-konustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
