<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı &#8211; Radyo Ülkü FM 100.1 Konya</title>
	<atom:link href="https://ulkufm.com.tr/tag/mhp-genel-baskani-devlet-bahceli-mhp-grup-toplantisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulkufm.com.tr</link>
	<description>Gönüllerin Radyosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Nov 2022 19:06:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.6</generator>
	<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri TBMM Parti Grubunda Konuştu</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/11/03/mhp-lideri-tbmm-parti-grubunda-konustu/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/11/03/mhp-lideri-tbmm-parti-grubunda-konustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2022 19:06:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM grup konuşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7983</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, “Siyasetimizin ilkesel çerçevesi, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” anlayışıyla sınırlıdır. Milletimizin ve ülkemizin çıkarlarının yanındayız, her zaman da yanında olacağız.” Dedi. MHP Lideri oldukça önemli açıklamalar yaptığı grup konuşmasında şu ifadelere ter verdi; Değerli Milletvekili Arkadaşlarım, Saygıdeğer Misafirler, Basınımızın Değerli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, “Siyasetimizin ilkesel çerçevesi, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” anlayışıyla sınırlıdır. Milletimizin ve ülkemizin çıkarlarının yanındayız, her zaman da yanında olacağız.” Dedi.</strong></p>
<p>MHP Lideri oldukça önemli açıklamalar yaptığı grup konuşmasında şu ifadelere ter verdi;</p>
<p><strong>Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,</strong></p>
<p><strong>Saygıdeğer Misafirler,</strong></p>
<p><strong>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</strong></p>
<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken sizleri en iyi dileklerimle selamlıyorum.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum.</p>
<p>Zaman su gibi akıp giderken, 2023 yılının aydınlık ufuk çizgisi gittikçe belirginleşmeye, günbegün netleşmeye başlamıştır.</p>
<p>Bizde diri umutlarımızla 2023’e hazırlanıyoruz.</p>
<p>Dengeli ve dirayetli siyasetimizle 2023’ün yol haritasını hazırlıyoruz.</p>
<p>İnançlı mücadelemizde hiçbir ihtimali göz ardı etmiyoruz.</p>
<p>Sürekli faal haldeyiz, siyasi faaliyetlerimizle devamlı arazide bulunuyoruz.</p>
<p>2023 yılında başarmanın dışında ikinci bir seçenek tanımıyoruz.</p>
<p>Çünkü başarıyı hak eden bir irademiz, başarıya müstahak bir itibarımız, başarımızla yükselecek bir ülkemiz olduğunu çok iyi biliyoruz.</p>
<p>85 milyon Türk vatandaşımızın tamamına elimizi uzatıyoruz.</p>
<p>Her insanımıza gönlümüzü açıyor, yüreğimizden bir yer ayırıyoruz.</p>
<p>Gönül vermedikçe gönül bulamayacağımızın farkındayız.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimize gönlümüzü verdik, ülkemize de ömrümüzü adadık.</p>
<p>Gönül bir bina ise mimarbaşı muhabbettir dedik.</p>
<p><strong><em>“Muhabbetten Muhammed oldu hasıl,</em></strong></p>
<p><strong><em>Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl?”</em></strong></p>
<p>Muhammedi ahlakla, muhabbet ikliminde hep birlikte çok daha güçlü olacağımıza inanıyoruz.</p>
<p>Hiç kimseyi öteki görmüyoruz, ötekileştirmiyoruz.</p>
<p>Milletimizin tüm güzelliklerini sahipleniyoruz, sahici bir tutumla benimsiyoruz.</p>
<p>Hz. Mevlana’nın dediği gibi, <strong><em>“aşk nasip işidir, hesap işi değil; aşk adayıştır, arayış değil.”</em></strong></p>
<p>Nitekim milletimize adanmışlığımız hesabi değil hasbidir, aşkımız ise kuru laf değil kalbi hakikattir.</p>
<p>Bu ilhamla Türkiye’mizin her yerindeyiz.</p>
<p>Milletimizle buluşuyor, konuşuyor, görüşüyor, dertleşiyor, vuslat sıcaklığında birlikte ısınıyoruz.</p>
<p><strong><em>“Adım Adım 2023; İl İl Anadolu”</em></strong> dedik, herkesle kucaklaştık.</p>
<p><strong><em>“Adım Adım 2023; İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma”</em></strong> dedik, her insanımızı samimiyetle kuşattık.</p>
<p>Şimdi de <strong><em>“Adım Adım 2023; Köyüm Benim Sohbet Toplantıları”</em></strong>yla milletimizin efendilerinin ayağına gittik, onların baş tacımız, ümit aşımız, sevda pınarımız, güç kaynağımız olduğunu gösterdik, buna da kararlılıkla devam ediyoruz.</p>
<p><u>Şu mısralarda şair ne güzel de anlatmış köylerimizi:</u></p>
<p><strong><em>Kekik kokan yaylada dertli bir kaval sesi,</em></strong></p>
<p><strong><em>Kangallar gözlerini şimdi dört açacaklar.</em></strong></p>
<p><strong><em>Sessizliğe renk katan bir kuzu melemesi,</em></strong></p>
<p><strong><em>Ve rüzgarla ‘Huu’ çekip sema yapan başaklar…</em></strong></p>
<p><strong><em>Medeniyet ölse de, her zaman diridir köy,</em></strong></p>
<p><strong><em>Saftır, temizdir, dürüsttür, sözünün eridir köy,</em></strong></p>
<p><strong><em>Son kalan iyilerin barınma yeridir köy,</em></strong></p>
<p><strong><em>Hiç tanımasak bile bizlerden biridir köy.</em></strong></p>
<p>Köylerimizi tanıyoruz, köylülerimizi biliyoruz.</p>
<p>Elma yanaklı çocuklara, nasır tutmuş ellere, emektar gelinlere, fedakar analara, alınlarında tomurcuk tomurcuk birikmiş terleriyle çileye kafa tutan babalara, görevini yapmış olmanın huzuruyla yaşayan ninelere, dedelere, bilcümle bereketli topraklara, çorak tepelere, yeşil ovalara Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in mesajlarını, hedeflerini, geleceğin büyük Türkiye’sinin müjdesini taşıyor, bunları anlatıyor, bunları paylaşıyoruz.</p>
<p>8 Ekim 2022 tarihinden bu tarafa 451 köyümüzü şevkle ziyaret ettik.</p>
<p>Bununla birlikte 4-5-6 Kasım 2022 tarihlerinde tam 81 köyümüzü de ziyaret etmiş olacağız.</p>
<p>Bu seferberlik hali, bu seri çalışma disiplini tavsamadan, aksamadan, ara vermeden menzile varıncaya kadar sürecektir.</p>
<p>“Köyüm Benim Sohbet Toplantıları”yla, yeniden su yürüdü dalımıza yaprağımıza, çiçeklendik bağımızla bahçemizle, şenlendik tarlamızla bostanımızla.</p>
<p>Köylümüzün bir bakışı candır, bir sözü Lider Ülke Türkiye’nin şafağıdır.</p>
<p>Toprağın dilini bilen, köyün ve köylünün hissiyatını her açıdan tanıyan bir Genel Başkan olarak diyorum ki, köylülerimizin her sorunu sorunumuz, her talepleri siyasi ahlakımıza emanettir.</p>
<p>Kredi ekip borç kaldırdıkları dönemler artık geride kalacaktır.</p>
<p>Mahsulleri para edecek, besileri karın doyuracaktır.</p>
<p>Mazot, tohumluk, gübre, elektrik, ilaç gibi girdi maliyetleri Cumhur İttifakı’yla birlikte mesele olmaktan eninde sonunda çıkacaktır.</p>
<p>Türkiye’yi doyuran vatandaşlarımıza ne yapsak azdır, yetersizdir.</p>
<p>Arka ayağıyla kulağını kaşıyanlar köylerimizi bilemez.</p>
<p>El tavuğunu beslerken kümeste pisliği kalanlar köylülerimizle can beraberi olamaz.</p>
<p>Yaparsak biz yaparız, yaparsa Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı yapar ve mutlaka başarır.</p>
<p>Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımızın koordinesinde, <strong><em>“Adım Adım 2023; Köyüm Benim Sohbet Toplantıları”</em></strong>nda görev alan siz değerli milletvekillerimize, Merkez Yönetim Kurulu’yla Merkez Disiplin Kurulu’nun değerli üyelerine, il ve ilçe başkanlarımızla tüm dava arkadaşlarımıza huzurlarınızda içtenlikle teşekkür ediyorum.</p>
<p>Yorulmamızı bekleyenler, yokuşlarda kalacağımızı hesap edenler, biliniz ki hayal kırıklığına uğrayacaklardır.</p>
<p>Durmayacağız, açık hava toplantıları halkamıza Kasım ayında da yenilerini ekleyeceğiz.</p>
<p>13 Kasım 2022 tarihinde, <strong><em><u>“2023’e Doğru: Aday Belli, Karar Net”</u></em></strong> temalı Elazığ Mitingimizi Malatya, Tunceli, Diyarbakır ve Adıyaman il teşkilatlarımızın; 20 Kasım 2022 tarihinde de Samsun Mitingimizi Ordu, Giresun, Sinop ve Kastamonu il teşkilatlarımızın dört başı mamur iştirakleriyle gerçekleştireceğiz.</p>
<p>Yılmamızı gözleyenler, vazgeçmemizi düşleyenler emin olunuz ki, emeğin yerde kalmayacağını, çalışmanın millet nezdindeki mükâfatını kesinlikle görüp yaşayacaklardır.</p>
<p>Biz erik dalına basmıyoruz, boş sözlere asla kulak asmıyoruz, asmaya da hiç niyet etmiyoruz.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Türk milleti adına, 20’inci yüzyılın ilk çeyreğinde bir asırlık olaylar vasat ve varlık bulmuştur.</p>
<p>Belki de, 1900 ile 1925 yılları tarihin akış hızının hiç olmadığı kadar yavaşladığı ve üstelik aleyhimize işlediği bir zaman aralığıdır.</p>
<p>Bitmeyen savaşlar, durmayan saldırılar, dinmeyen kanamalar, eksilmeyen ızdıraplar, azalmayan operasyonlar, ara vermeyen şer oyunlar, çatırdayarak çöken İmparatorluk, bezginlik ve yokluk içinde kıvranan milyonlar, biteviye kaybedilen topraklar bizim hazin gerçeklerimizden bazıları olarak hala milli hafızalardadır.</p>
<p>Batılı bir filozofun vurguladığı üzere;</p>
<p><strong><em>“Maddi medeniyet ahlaki mükemmelliğin zirvesine yücelten bir merdiven olması gerektiğini unuttuğu gün ölümcül bir güç olmaya mahkumdur.”</em></strong></p>
<p>O yıllarda Batı’nın hali tam da budur.</p>
<p>Haçın Hilale tahammülsüzlüğünün özünde Türk ve İslam düşmanlığı yatıyordu.</p>
<p>Vatan topraklarımızı kana bulayanlar, tarihi mirasımızı yağmalayanlar geldikleri gibi giderken arkalarında korkunç zulüm sahneleri bırakmışlardı.</p>
<p>20’inci yüzyılın ilk 25 yılında eşi benzeri çok az görülmüş bir beka mücadelesi verildi.</p>
<p>Bu kısa zaman aralığında bir Türk devleti yıkılıp yeni bir Türk devleti kuruldu.</p>
<p>1912’den 1922’ye kadar aralıksız cepheden cepheye koştuk durduk.</p>
<p>Var oluşumuzun bedelini çok ağır bir şekilde ödedik.</p>
<p>Bu kapsamda pek çok felakete, pek çok acıklı ve hazin gelişmeye göğüs gerdik, meydan okuduk, ancak istiklal ve istikbal mücadelemizden en küçük taviz vermedik.</p>
<p>Çünkü Türk milleti bağımsızlık onuruna düşkün bir millettir.</p>
<p>Esaret ve kölelik Türk milletinin asla kabul etmeyeceği bir ilkelliktir.</p>
<p>20’inci yüzyılın ilk çeyreğinde bir İmparatorluk kaybettik, ancak tarihi süreklilik içinde yeni bir Türk devletini de kuvveden fiile geçirmeyi başardık.</p>
<p>Milletimizin vicdanında saklı duran mukavemet ve mücadele ruhuyla teslimiyet anaforuna düşmedik, tarihten silinmemizi hedefleyenlere asla boyun eğmedik.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden tıpkı bir Anka Kuşu gibi milli bir devlet formatında Türkiye Cumhuriyeti doğdu ve tarih sahnesindeki yerini aldı.</p>
<p>Bu yeni devlet mimarisi, bu yeni Türk devlet egemenliği mazinin bir reddi mirası olmayıp şartların zorluğundan, tarihin mecburi rota değişikliğinden ve bizatihi Türk milletinin kutlu iradesinden tecelli etmiştir.</p>
<p>Anadolu topraklarında kurduğumuz üçüncü Türk devleti Türkiye Cumhuriyeti’dir.</p>
<p>Bu itibarla Selçuklu Devleti Türk’tür, Osmanlı Devleti Türk’tür, Türkiye Cumhuriyeti de Türklüğün muzafferlik beratıdır.</p>
<p>99’uncu yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet, evvela cumhurun kararı, ardından tarihi müktesebatımıza dayanan kurucu kahramanların Milli Mücadele’nin üzerine inşa edip kararlaştırdıkları millet egemenliği ve demokrasi anıtıdır.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar gökten zembille inmemişlerdir.</p>
<p>Nitekim hepsi Osmanlı İmparatorluğu döneminde hayata gözlerini açmışlar, Osmanlı İmparatorluğu’na hizmet etmişler, başka bir alternatif kalmadığından Türkiye Cumhuriyeti’nin doğumunu sağlamışlardır.</p>
<p>20’inci yüzyıl hem ülkemiz hem de dünya bakımından sarsıcı ve sancılı hadiselerin yoğunluğuyla geçmiştir.</p>
<p>Bu yüzyılın ilk çeyreğinde tek dişi kalmış canavara rağmen milli devletimizi kurarak Cumhuriyet rejimini tesis ve temin başarısını gösterdik.</p>
<p>Şayet bir tarif ve tanım gerekirse, 20’inci yüzyıl Türk milletinin beka, Türkiye’nin de derlenme toparlanma yüzyılıdır.</p>
<p>Bize göre, Cumhuriyet’in ilk evresi doğrusuyla yanlışıyla, fazlasıyla eksiğiyle 1923-1946 arasında vücut bulan 23 yıllık tek parti dönemidir.</p>
<p>1946-2017 yılları arasında tecessüm ve tezahür eden 71 yıllık çok partili parlamenter sistem hayatı Cumhuriyet’in ikinci evresidir.</p>
<p>Cumhuriyet’in 2017’den geleceğe açılan üçüncü evresi ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle anılacak ve bu şekilde tanımlanıp anlam ve derinlik kazanacaktır.</p>
<p>Yeni hükümet sistemi esasen önümüzdeki yeni bir Türk asrının mukaddimesidir.</p>
<p>Cumhuriyet’in üçüncü evresinin ve ikinci yüzyılının ruh köküyle felsefi muhtevası “Türkiye Yüzyılı” ifadesiyle ortaya konulmuştur.</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 28 Ekim 2022 tarihinde açıklanan “Türkiye Yüzyılı” beyanı devlet ve toplum hayatımıza yeni bir hedef, yeni bir moment, yeni bir nefes, yepyeni bir ivme kazandırmıştır.</p>
<p>“Türkiye Yüzyılı” çağrısı yeniden bir Kızılelma seferberliğinin tefekkür safhasından tezekkür, terakki, teklif ve tedarik sahasına geçişidir.</p>
<p>Kanaatimiz odur ki, Türk milletine hizmet azmi “Türkiye Yüzyılı” kavrayışıyla daha da zirveye çıkacak, nihai gayemiz olan İ’la-yi Kelimetullah’a biraz daha yaklaştıracaktır.</p>
<p>5 Kasım 2000 yılında gerçekleştirdiğimiz 6’ıncı Olağan Büyük Kurultayı&#8217;mızda “Yüzyılla Sözleşme” hedefimizi açıklamıştık.</p>
<p>Memnuniyetle ifade etmek isterim ki, o günkü “Yüzyılla Sözleşme” beyanımızla bugünkü “Türkiye Yüzyılı” kararlılığı üst üste çakışmış, birbirini tamamlamış, Türkiye ve Türk milleti muazzam bir kalkışa ve uyanışa geçmiştir.</p>
<p>Biz, “Türkiye Yüzyılı”nın dünya geneline, insanlık gündemine tıpkı bir cemre gibi düşme mücadelesinde sonuna kadar varız ve buna da kararlıyız.</p>
<p>Biz, Sayın Cumhurbaşkanı’nın, “<strong><em>Gelin, Türkiye Yüzyılı, vizyonunu birlikte oluşturalım, birlikte inşa edelim. Gelin, Türkiye Yüzyılını, yeni bir millî mutabakat zemini hâline dönüştürelim.”</em></strong> davetine icabet ediyor, çağrıya kulak veriyor, buna da hazır olduğumuzu açık yüreklilikle dile getiriyoruz.</p>
<p>Türkiye Yüzyılı vizyonunun ruhunu ve özünü ifade eden 17 başlığın hepsini de yararlı ve yerinde buluyor, hiç kuşku yok ki destekliyoruz.</p>
<p>Türk milleti sinesinden çağ açıp çağ kapatan Fatihler yetiştirmiştir.</p>
<p>Türk milleti adalet, şefkat, iyi yönetim ve huzur açlığı çeken mazlumlara tarihin her devrinde hızır gibi yetişmiştir.</p>
<p>Zira Türk milleti beklenendir, özlenendir, sevilendir, yolu gözlenendir, merak edilendir, hoşgörü ve merhametin sancak gibi yükselen erdemidir.</p>
<p>İstiklal, istikbal, huzur ve şefkat yüzyılımızın kapısı aralanmıştır.</p>
<p>Dünyadan Türk’ü ve Türkiye’yi çekip çıkarın, geriye hiçbir şey de kalmayacaktır.</p>
<p>Tarihi yapan, tarihi yazan, tarihe kahramanlıklarıyla, ilmi ve irfanıyla istikamet çizen Türk milletine de Cumhuriyet’in yeni yüzyılına mühür vurmak yakışacaktır.</p>
<p>Türkiye Yüzyılı, örselenmek istenen hak ve hukukumuzun sembolüdür.</p>
<p>Türkiye Yüzyılı, görmezden gelinen hakikat mücadelemizin semeresidir.</p>
<p>Türkiye Yüzyılı, Türk yüzyılıdır, Türk tarihinin yüz akıdır.</p>
<p>Türkiye Yüzyılı, Türk milletinin yeni bir zafer atılımıdır.</p>
<p><u>Merhum Hüseyin Nihal Atsız’ın dediği gibi;</u></p>
<p><strong><em>İçim yine sevinçlerle dolup yanıyor,</em></strong></p>
<p><strong><em>Ruhum sanki deniz olmuş dalgalanıyor,</em></strong></p>
<p><strong><em>Uzak uzak ülkelerden döndüm seferden,</em></strong></p>
<p><strong><em>Yaralarım ağır, fakat mestim zaferden.</em></strong></p>
<p><strong><em>Zafer ümit kaynağının bir çeşmesidir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Zafer bir çok gönüllerin birleşmesidir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Gönülleri birleşenler ölse de bir gün,</em></strong></p>
<p><strong><em>Gök kubbede kalacaktır seslerinden ün.</em></strong></p>
<p><strong><em>Gönülleri birleşenler, selam sizlere!</em></strong></p>
<p><strong><em>Uzaklarda dertleşenler, selam sizlere!</em></strong></p>
<p>Ayrıntısına girmeyeceğim zecri ve zedeleyici sebeplerden dolayı Cumhuriyet’in birinci yüzyılında treni kaçırdık.</p>
<p>İkinci yüzyılında ise kaçırdığımız treni bu kez biz yapacağız, gecikmeye fırsat vermeyeceğiz ve Türkiye Yüzyılı doğrultusunda hep birlikte ilerleyeceğiz.</p>
<p>Allah’ın izniyle muvaffak olacağız, yüzyılın alnına Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü gururla yazacağız.</p>
<p>Zillet ittifakı Cumhurbaşkanı adayının arayışıyla uğraşırken Cumhur İttifakı eserleriyle, hizmetleriyle, haysiyetiyle ve vizyon projeleriyle konuşmakta ve göz doldurmaktadır.</p>
<p>Leyleğin ömrü nasıl laklakla geçiyorsa, bunlarınki de dedikoduyla heba ve heder olmaktadır.</p>
<p>Bu ittifakta buluşanların alayının aklını toplasınız bir incir kabuğunu doldurmayacaktır.</p>
<p>Bunlarda ufuk yoktur, umut yoktur, huzur yoktur, hayır yoktur, halktan yana irade yoktur.</p>
<p>Hep birlikte düşmüşler bir arka, yakında ya bir kuzgun kapacak ya da bir karga, durumları aynısıyla budur.</p>
<p>Zillet, millete galip gelemeyecektir.</p>
<p>Zillet, Türkiye Yüzyılının yakılan meşalesini söndüremeyecektir.</p>
<p>Zillet, Türkiye’nin önünü kesemeyecektir.</p>
<p>Siyaset yapıyorum diye çullarını yırtanlara, kumlu dereden geçip emeli çarpık olanlara Türk milletinin gönül kapıları sürgülüdür.</p>
<p>Bu vesileyle Türkiye Yüzyılı vizyonunun milletimize, ülkemize, Cumhur İttifakı’na, ülkemizi umut gören mazlum toplumlara hayırlı olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyor, Sayın Cumhurbaşkanımızı, hükümetini ve partisini tebrik ediyorum.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Siyasetimizin ilkesel çerçevesi, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” anlayışıyla sınırlıdır.</p>
<p>Milletimizin ve ülkemizin çıkarlarının yanındayız, her zaman da yanında olacağız.</p>
<p>Türkiye’nin gelişmesi, güçlenmesi, zenginleşmesi, büyümesi, kalkınması, mutlu ve müreffeh hale gelmesi maksadıyla yapılan her girişimin, gösterilen her çabanın, yapılan her çalışmanın istisnasız destekçiyiz.</p>
<p>Bugün milli ve yerli silah sanayimiz imrenilecek bir seviyeye ulaşmıştır.</p>
<p>İhtiyacımızı karşılamanın yanında, İHA’lar, SİHA’lar, Akıncı’lar, kara araçları, deniz platformları, milli uçak ve helikopter projeleriyle birlikte yine milli silah ve füze imalatı milletimize haklı bir gurur yaşatmaktadır.</p>
<p>Türkiye 170 ülkeye savunma sanayii ürünleri ihraç eden bir konumuna gelmiştir.</p>
<p>İşte Tayfun füzesini görüyorsunuz, dosta güven, almasını bilen husumet yuvalarına da en iyi mesaj verilmiş, buna da devam edilmektedir.</p>
<p>Türkiye’nin hiç şakası yoktur.</p>
<p>Milli güvenliğimizin, milli varlığımızın, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğümüzün risk ve tehlikelere atılması diye bir şey söz konusu olamayacaktır.</p>
<p>Üzerimizde hesap yapan, punduna getirip ülkemize zarar vermeyi amaçlayan terör çeteleri ve muhasım ülkeler dikkat etsinler, akıllarını başlarına alsınlar, bizden söylemesi, dev artık uyanmakla kalmamış çok şükür muhteşem bir teknolojik atılımla ayağa kalkmıştır.</p>
<p>Büyük bir memnuniyetle müşahede ve mütalaa ediyoruz ki, Türkiye artık kendine has birikim, imkan ve kabiliyetiyle otomobilini yapacak bir aşamaya gelmiştir.</p>
<p>Bundan sadece Türkiye alerjisi olan odaklar rahatsız olacaklardır.</p>
<p>Hani Kılıçdaroğlu, <em>“otomobil üretiyoruz dediler. Hani nerede? Milleti kandırıyorlar” </em>diye konuşmuştu ya, sorduğu sorunun cevabını Allah’a çok şükür gözlerimizle 29 Ekim 2022 tarihinde Bursa Gemlik’te gördük ve şahit olduk.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, sana kötü bir haber vereyim, TOGG’un seri üretimi 2023 yılında başlıyor, buna şimdiden hazır ol, siparişini vermek için de haydi şimdiden kuyruğa gir.</p>
<p>İlk yerli ve milli elektrikli otomobil olan TOGG’un banttan indirilme törenine katılarak ortak sevinci paylaştık, bundan da iftihar ettik.</p>
<p>Tek bir fabrika kurulmadı diyerek kuyruklu yalanlarına yenisini eklemekten utanmayan Kılıçdaroğlu’na diyorum ki, zaman bulursan, yolunu öğrenirsen, Gemlik’e gitmeni hassaten ve hakikaten tavsiye ediyorum.</p>
<p>Kılıçdaroğlu ABD’de ve bazı Avrupa ülkelerinde parlak beyin bulmak için gezip tozarken, bu beyinlerle Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını konuşacağım derken, pırıl pırıl zekalarıyla, gerçekten volkan ağzı gibi fışkıran akıl ve bilgi dolu beyinleriyle vatan evlatları Gemlik’te harikalar yaratmışlar, hayranlık uyandıran işler çıkarmışlar.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu parlak beyinleri uzaklarda, johnda, hansta, onda bunda değil, Ahmet’te ara, Mehmed’te ara, yabancısı olduğun Türk milletinde ara ve mutlaka bulacağını da kafandan çıkarma.</p>
<p>Akaryakıt koyulmadığından dolayı 100 metre sonra duran ve pek çok tartışmaya neden olan Devrim otomobilinden 61 yıl sonra Türkiye’de bir çığır açılmış, muhkem ve müstesna bir adım atılmıştır.</p>
<p>Hayaller sonunda gerçeğe dönüşmüştür.</p>
<p>TOGG Gemlik Kampüsü göz kamaştırmış, Türkiye Otomobil Girişim Grubu’nun ortakları ve paydaşları muazzam bir yatırıma imza atmışlardır.</p>
<p>Yapamazsınız diyenler ters köşededir.</p>
<p>Başaramazsınız diyenler şarampoldedir.</p>
<p>Üretemezsiniz diyenler uçurumun dibindedir.</p>
<p>Satamazsınız diyenler de yakında tel tel dağılacaklardır.</p>
<p>Yerli otomobil üretmek intihardır diyenler ise Türk milletinin özgüvenini hançerlemek isteyen mandacılardır, hepsi birden yabancı beslemeleridir.</p>
<p>İnandık ve dedik ki, bir Türk dünyaya bedeldir.</p>
<p>İnandık ve dedik ki, Türk milletinin karakteri yüksektir, Türk milleti zekidir, Türk milleti çalışkandır, Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini her zaman bilmiştir.</p>
<p>Hülasa muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda gizlidir.</p>
<p>Atak ve Gökbey helikopterlerini, Anadolu savaş gemisini, Hürkuş uçağını, Akıncı, Bayraktar, Anka insansız hava araçlarını, Tayfun füzesini yapmak için emek verip ter akıtan Türk milletidir.</p>
<p>Kim yapamazsınız, kimler başaramazsınız diyorsa, onlara dikkat ediniz, gerçekten hepsinin başkalarının nam ve hesabına çalışan etki ajanları olduklarını göreceksiniz.</p>
<p>Bunlara vursanız duymazlar, çalsanız oynamazlar, söyleseniz anlamazlar.</p>
<p>Yüzlerinin nuru gitmiş, gözlerinin narı sönmüş.</p>
<p>El var, alem var, inşallah daha neler neler var.</p>
<p>Türkiye Avrupa’nın bir numaralı ticari araç üreticisidir.</p>
<p>Üstelik dünya çapında ön sıralarda yer alan otomotiv üreticisi ülkelerden birisidir.</p>
<p>Tablo böyleyken milli ve yerli bir otomobil markasına sahip olamamak hepimizi rahatsız etmedi mi? Bundan dolayı içimiz acımadı mı? Günden güne özlemlerimiz kabarmadı mı?</p>
<p>Elbette bu iç muhasebe mahiyetli sorularım Kılıçdaroğlu ve diğerleri için geçerli değildir, zira onlar her yapılanı karalamakla, her yapılana kulp takmakla meşgul olmaktan gayri milli şekilde haz almaktadır.</p>
<p>Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Şakir Zümre gibi hürmetle andığımız müteşebbislerimizin yaptıkları boşa gitmemiş, gitmeyecektir.</p>
<p>Kılıçdaroğlu duymadıysa söyleyeyim, TOGG Gemlik Tesisi 1,2 milyon metrekare arazi üzerinde 230 bin metrekare kapalı alana sahip, çevreci nitelikli muazzam bir üretim sahasıdır.</p>
<p>Bu tesiste maşallah yok yoktur.</p>
<p>TOGG’un fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde 100 Türkiye’ye aittir.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu hani nerede diyordun, işte her şey meydanda, gerçi gemlenmiş iradenle Gemlik’e baksan bile göremeyeceğini de aziz milletimiz gayet iyi biliyor.</p>
<p>TOGG Gemlik Kampüsü tam kapasiteye ulaştığında her yıl 175 bin aracın üretileceği, 4 bin 500 kişiye doğrudan, 20 bin kişiye dolaylı iş imkanı doğacağı anlaşılmış ve bu sevindirici gerçek ortaya çıkmıştır.</p>
<p>2030 yılına kadar üretilecek 1 milyon otomobille milli gelirimize 50 milyar dolar seviyesinde bir destek de sağlanmış olacaktır.</p>
<p>Bize düşen bu imrenilecek milli başarının ucundan tutan kim varsa Allah onlardan razı olsun demektir.</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımıza, ilgili bakanlarımıza, mühendislerimize, işçilerimize, işadamlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.</p>
<p>TOGG’un Türkiye’mize, Türk milletine ve tüm vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.</p>
<p>Hamd olsun aşı tutmuştur.</p>
<p>Hamd olsun sabırla verilen emekler meyvesini vermiştir.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Cumhuriyet tarihimizin geneline baktığımızda, Türkiye’mizin siyasi ve ekonomik dönüşümleri gerçekleştirip kalıcı, istikrarlı ve huzurlu bir ülke olarak hakettiği düzeye tırmanma mücadelesinin çetin bir süreci ifade ettiği hemen fark edilecektir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin hem hassas bir coğrafyaya sahip olması, hem de dünyada yaşanan gelişmelerin ulaştığı karmaşık boyutlar bu mücadelenin çok cepheli yürütülmesini mecburi kılmıştır.</p>
<p>Başka bir şekilde ifade edecek olursam, ekonomik istikrarı ön plana çıkartıp siyasi istikrarı ihmal etmek ya da ikinci plana itmek makul ve mantıklı bir tercih değildir.</p>
<p>Benzer şekilde, siyasi istikrarı temel alıp ekonomik ve toplumsal istikrarı ihmal etmek de akıl işi değildir.</p>
<p>Zaten ekonomik ve siyasi istikrarsızlık birbirinin yapışık ikizi gibidir.</p>
<p>Öyle ki iki istikrarsızlık hali de birbirini beslemekte, sorunların karşılıklı olarak derinleşmesine hizmet etmektedir.</p>
<p>1920&#8217;li yıllarda başlayan yeniden imar ve inşa çabaları, çeşitli şekillerde, değişen hızlarda günümüze kadar süregelmiştir.</p>
<p>Aynı dönem boyunca birçok aksama ve sıkıntılarla da iç içe geçen bu sürecin analizi her bakımdan çok iyi yapılmalıdır.</p>
<p>Bu analizin sonucunda ortak akıl ve katılımla alınacak köklü demokratik tedbirler Lider Ülke Türkiye’nin Cumhuriyet’in yeni yüzyılına damga vurmasının önünü açacaktır.</p>
<p>Türkiye bir yanda siyasi istikrar ve güvenliğini, diğer yanda da ekonomik istikrar ve dengesini aynı anda başarmış bir ülke mertebesindedir.</p>
<p>Bunun gerisinde de Cumhur İttifakı’nın vatan ve millet sevdasıyla billurlaşmış sağlam iradesi, ilaveten de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yönetim hayatımıza kazandırdığı milli, stratejik, tutarlı ve bütünüyle milletimize dayanan muteber özellikleri bulunmaktadır.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne, şahsım hükümeti ve tek adam rejimi diyenler Cumhuriyet’i ve yeni yüzyılını karalamak için ellerine tutuşturulmuş talimat listelerine müzahir hareket eden devşirilmiş zihniyetlerdir.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti gelişerek ilerleyecektir.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti gücüne güç katıp yoluna devam edecektir.</p>
<p>Buna engel olmak veya taş koymak isteyen işbirlikçiler ya yoldan çekilmeli ya da ezilmeyi göze almalıdır.</p>
<p>Zaman Türkiye zamanıdır.</p>
<p>Yüzyıl Türkiye’nindir.</p>
<p>Yüzsüzler bu yüzyılın silik gölgeleri olmaktan kaçamayacaklardır.</p>
<p>Devlet, milletiyle elbirliği halindedir ve omuz omuza duruş sergilemektedir.</p>
<p>Tehdit nereden gelirse gelsin, Türk milleti tek yürek, tek nefes, tek bilek halinde azgınlaşan tehditlere karşı koyacaktır.</p>
<p>Dünyayı Türkçe okuma amacı “Türkiye Yüzyılı”nın ana çatısı olacaktır.</p>
<p>Milli kimliğin, milli birlik ve kardeşliğin kudreti maşeri vicdanda saklı duran hükümran maziyi tekrar ayaklandıracaktır.</p>
<p>Başkalarına özenen, başkalarını taklit eden, kendine güveni olmayan, kendi insanına hor bakan, Tanzimatçı ablukanın altında on yıllardır debelenen siyasi ve sosyal elitler Türkiye’nin büyüklüğünü ve tayin edilmiş kutlu hedefleri anlayacak ve anlamlandıracak asgari milli ruha sahip olmayan nasipsizlerdir.</p>
<p>Gelişmeyi sarıktan fese, festen şapkaya geçişte görenlerin, yakıcı meselelerin özüne nüfuz etmeden şekilde, gösterişte ve yüzeyde çırpınanların milletimize anlatacağı hiçbir şey de olamayacaktır.</p>
<p>Cumhuriyet’in yüzüncü ve devamında başlayacak yeni yüzyılı sıradan bir takvim değişikliği değildir.</p>
<p>Bu durum ülkemiz ve milletimizle birlikte beşeriyeti, Türk-İslam alemini ve dünyanın tamamını yakından ilgilendiren tarihi bir kavşak noktasına işaret etmektedir.</p>
<p>Zira beşeriyet sahnesinin ışıkları artık Türk milletini aydınlatmaktadır.</p>
<p>Geçmiş yüzyılın kaotik dar kalıplarına sıkışıp kalanlar için Cumhuriyet’in gelecek yüzyılı sadece kuru hamasetten öte bir manaya gelmeyecektir.</p>
<p>Sorunlarla beraber çözümler de aynı hızla gelişmektedir.</p>
<p>Türkiye çözüm odaklı, insani ve vicdani diyalogların cazibe ve çekim mihveridir.</p>
<p>Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın İstanbul’da çözülme ümidi, Kanal İstanbul Projesi’nin İstanbul’dan tüm dünyayı etkileme kapasitesi, tahıl koridorunun ağırlık merkezi olarak İstanbul’un sivrilmesi Türkiye’nin siyaset ve diplomaside 2023’e ve müteakip yıllara tesir kuvvetinin de ön habercisidir.</p>
<p>Bu yüzden Cumhuriyet’in yeni yüzyılı Türkiye Yüzyılının doğumu ve doğruluşudur.</p>
<p>Bu yüzyılda zillete yer yoktur.</p>
<p>Kaldı ki zillet demek tarihin gerisine düşmek demektir.</p>
<p>Zillet demek medeniyet ve milletler mücadelesinden yenik çıkmak demektir.</p>
<p>Zillet demek eğilmiş baş, çökmüş diz, taviz ve teslimiyet döngüsüne hapsolmuş siyaset anlayışı demektir.</p>
<p>Bizim böylesi bir karanlık ve köhne siyaset anlayışına asla tahammülümüz yoktur.</p>
<p>Bizim ABD’deki bir benzinlikte şaibeli isimlerle hamburger yiyen tok esirlerle yürüyecek yolumuz kesinlikle yoktur.</p>
<p>Bizim zillete değil, cumhurun zaferiyle perçinlenmiş, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümüyle taçlanmış şahlanmaya ihtiyacımız vardır.</p>
<p>Türkiye Yüzyılı vizyonu açıklanır açıklanmaz, CHP’lilerin taciz ve tahrik sırasına girmeleri, mesnetsiz itham ve isnatlarla çarpıtma görevini üstlenmeleri hayasızlığın siyaset görüldüğü ayıplı bir durumdur.</p>
<p>Sabrınıza sığınarak CHP’li Mersin Belediye Başkanı’nın şu alçak sözlerine dikkatinizi çekiyorum:</p>
<p><em>“Vizyona bakın, gözlerim yaşardı iki gündür. Vizyona bakın, ikinci yüzyıl vizyonuna, tank, top, SİHA, İHA, vur, öldür, kahramanlık türküleri, Cumhuriyet bunun için kurulmadı.”</em></p>
<p>Belediyesinde PKK’lıları işe alıp terör yuvası haline getiren CHP’li bir belediye başkanından başka bir söz duymak mümkün müdür?</p>
<p>Teröristler sınır içinde, sınır ötesinde, dağda, ovada, bu küstahın yönettiği belediyede yakalanıp etkisiz hale getirildikçe kuduruyorlar, çılgına dönüyorlar.</p>
<p>And olsun sizi kudurtmaya devam edeceğiz.</p>
<p>Biz kahramanlık türküleri söyleyeceğiz, siz saklanacak delik bile bulamayacaksınız.</p>
<p>Tankımızdan, topumuzdan, SİHA’mızdan, İHA’mızdan rahatsız olanlar terörün yedeğine düşmüş onursuzlardır, nitekim onlara huzur yüzü yoktur, onlara rahat yoktur, onlara merhamet yoktur.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, “Erdoğan benim aday olmamdan çok korkuyor”, demiş.</p>
<p>Korkaklar milli başarıları gölgelemek için sıraya girenlerdir.</p>
<p>Korkaklar Türkiye’yi taşa tutanlardır.</p>
<p>Korkaklar terör örgütlerinin, emperyalist tertipçilerin arkasına saklananlardır.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu davul sen de, tokmak başkasında, önce aday ol, sonra konuş.</p>
<p>Ardından da siyasetinde milli ve ahlaklı olmaya çalış.</p>
<p>Bu zihniyet zehirlidir, zillettedir.</p>
<p>Sözde bir film yönetmeninin, düzenlenmiş bir ödül töreninde, PKK havarisi, terör heveslisi Tabipler Birliği Başkanı için, “sırf barış dedi diye hapse attılar” sözü ve aldığı kirli ödülü söz konusu bölücü şahsa ithaf etmesi de zillet ittifakının kokuşmuş ana fikri, ana eğilimidir.</p>
<p>Terörizme, ihanete, melanete, rezalete barış diyenler, barışın yegane düşmanıdır.</p>
<p>Bu tiplerin barış, adalet, demokrasi ve özgürlük çıkışları Türkiye’ye kurulmuş bir nevi bombalı tuzaktır.</p>
<p>Buna karşılık doğrudan yana tavır alan, Türk Silahlı Kuvvetleri’mize iftira atıldığını haykıran, bu suretle milletimizin takdirini toplayan gerçek sanatçımız Burak Haktanır’ın cesareti ve dik duruşu da hakikaten alkışlanacak düzeydedir ve kendisini tebrik etmek, helal olsun demek boynumuzun borcudur.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, siz değerli milletvekili arkadaşlarımı hürmet ve muhabbetle selamlıyor, bilhassa Plan ve Bütçe Komisyonu’yla birlikte Genel Kurul çalışmalarınızda başarılar diliyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/11/03/mhp-lideri-tbmm-parti-grubunda-konustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; Bahçeli; &#8220;Seçimler Zamanında yapılacak&#8221;</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/06/09/bahceli-secimler-zamaninda-yapilacak/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/06/09/bahceli-secimler-zamaninda-yapilacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jun 2022 08:21:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7808</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada önemli açıklamalar yaptı. Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Muhterem Arkadaşlarım, Değerli Basın Mensupları, Partimizin bu haftaki olağan Meclis Grup Toplantısı’na başlarken saygın heyetinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından takip eden aziz vatandaşlarımıza,  gönül ve kültür coğrafyalarımızda varlık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada önemli açıklamalar yaptı.</p>
<p>Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>“Muhterem Arkadaşlarım,</strong> <strong>Değerli Basın Mensupları,</strong></p>
<p>Partimizin bu haftaki olağan Meclis Grup Toplantısı’na başlarken saygın heyetinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p>Toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından takip eden aziz vatandaşlarımıza,  gönül ve kültür coğrafyalarımızda varlık ve birlik mücadelesi veren değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyor, bilvesile şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p>Ülkemizin her yöresiyle, milletimizin her ferdiyle gönül köprüleri kuruyor, bu köprüde kucaklaşmanın, uzlaşmanın ve paylaşmanın güzelliklerini tadıyoruz.</p>
<p><strong>Yürekte olanı görmek için yürekten ilerliyor, yüreğimizle bakıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Duruşumuzu samimiyet ve sevgiyle pekiştiriyoruz.</strong></p>
<p><strong>Mücadelemizi inançla ve iradeyle sürdürüyoruz.</strong></p>
<p><strong>Siyasi, ahlaki ve vicdani hiçbir ölçü tanımayan,</strong></p>
<p><strong>İlkesi, iradesi ve heyecanı olmayan,</strong></p>
<p><strong>Yalan, riya ve istismardan başka sermayesi kalmayan,</strong></p>
<p><strong>Sorunlara başka başkentlerin odağından bakan,</strong></p>
<p><strong>Başarısız, kötü niyetli, şaibeli ve zillete düşmüş çirkef siyasi zihniyetlerin maskesini indirmek için mücadele ediyoruz.</strong></p>
<p><strong>Bunun yanında Cumhur İttifakı’nın gelecek hedeflerini anlatıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi’nin muazzez siyasetini, muhtevalı mesajlarını yüksünmeden ve öf bile demeden aktarıyoruz.</strong></p>
<p>Hiçbir insanımızı dışlamıyor, hiçbirisini önemsiz görmüyoruz.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bütün imkânlarımızı seferber ederek, bunun yanında geceyi gündüze katarak 2023 yılında yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerine hazırlanıyoruz.</p>
<p><strong><em>“Adım Adım 2023; İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma”</em></strong><strong> temasıyla icra ettiğimiz çalışmaların cesameti günden güne etkinlik, derinlik ve genişlik kazanmaktadır.</strong></p>
<p>Tıpkı bir derviş sabrıyla, tıpkı bir akıncı cesaretiyle, tıpkı vatan nöbeti tutan bir kahraman edasıyla, tıpkı sevdası uğruna dağları delen bir Ferhat adanmışlığıyla milletimize hizmet aşkıyla dolup taşıyoruz.</p>
<p><u>Merhum Şairimiz Necip Fazıl Kısakürek’in söylediği gibi;</u></p>
<p><strong><em>Doğar bir gün benim günüm,</em></strong></p>
<p><strong><em>Çoğu gitti, azı kaldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kırk gün, kırk gece düğünüm,</em></strong></p>
<p><strong><em>Çoğu gitti, azı kaldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ektik, ektik yetişecek,</em></strong></p>
<p><strong><em>Çoğu gitti, azı kaldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bütün yollar bitişecek,</em></strong></p>
<p><strong><em>Çoğu gitti, azı kaldı.</em></strong></p>
<p>Yüze yüze kuyruğa kadar yaklaştığımız da ortadadır.</p>
<p>2023 yılında müstesna bir demokrasi şöleni, muhteşem bir cumhur zaferi, Cumhuriyet’in birinci yüzyılıyla birlikte ikinci yüzyılına girişinin ilk adımı da coşkuyla kutlanacaktır.</p>
<p><em>Şurası kesindir ki, yarın elbet bizim, elbet bizimdir.</em></p>
<p><em>Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!</em></p>
<p><strong>Kısır gündemlere sıkışmıyoruz, algı operasyonlarına bakmıyoruz, siyaset cambazlarına aldırmıyoruz, ters propagandalara aldanmıyoruz, sahte ve düzmece anketlere hiç takılmıyoruz.</strong></p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin oy oranlarını düşük gösterenlere, siyasetimizi küçümseme hayasızlığına düşenlere, sipariş kamuoyu araştırmalarıyla devamlı itibar cellatlığı yapanlara diyoruz ki, sizler bizi yok sayacaksınız, Allah’ın izniyle biz daha çok var olacağız.</p>
<p>Sizler bizi hafife alacaksınız, günü geldiğinde ağırlığımız altında ezilmekten de kurtulamayacaksınız.</p>
<p>Anketler partimizi ha yükseğe çıkarmış, ha dibe çekmiş, ha uçurmuş ha uçurumdan itmiş, hiç ama hiç önemli değildir.</p>
<p><strong>Anketle doğmadık ki, anketsiz ölelim.</strong></p>
<p><strong>Anketle var olmadık ki, anket olmayınca yok olalım.</strong></p>
<p>Dava ve siyasi mücadelemizi kundaklamak için ellerini ovuşturanlara Türk milleti günlerini gösterecek, bunları rezil edecektir.</p>
<p><strong>Cumhur, fazilet ve feragatiyle sinesinden doğan ittifak ruhuna sahip çıkacaktır.</strong></p>
<p><strong>Cumhur, Milliyetçi Hareket Partisi’ni mükafatlandıracak, layık olduğu zirveye taşıyacaktır.</strong></p>
<p><strong>Cumhur, başkanını seçecek, o da Sayın Recep Tayyip Erdoğan olacaktır.</strong></p>
<p><u>Merhum Yahya Kemal Beyatlı’nın “Deniz Türküsü” isimli şiirinde belirttiği gibi,</u></p>
<p><strong><em>Çıktığın yolda, bugün yelken açık, yapayalnız,</em></strong></p>
<p><strong><em>Gözlerin arkaya çevrilmeyecek, pervasız,</em></strong></p>
<p><strong><em>Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>İnsan, alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.</em></strong></p>
<p><strong>Biz yürüyoruz, yürüyüşümüz korkakları ürkütüyor.</strong></p>
<p><strong>Biz yürüyoruz, yürüyüşümüz hainleri telaşlandırıyor.</strong></p>
<p><strong>Biz yürüyoruz, yürüyüşümüz Türkiye düşmanlarının uykularını kaçırıyor.</strong></p>
<p>Bizi durduracaklarmış, ne masal şey; bizim durmamız demek Türklüğün susması demektir.</p>
<p><strong>Bizi durduracaklarmış, ne tuhaf şey; bizim durmamız demek tarihin sessizliğe gömülmesi demektir.</strong></p>
<p><strong>Şirret emel sahipleri boşuna heves etmesin, ne duracağız, ne yorulacağız, ne de yılacağız.</strong></p>
<p>Cenab-ı Allah Necm Suresi’nde şöyle buyuruyor:</p>
<p><strong><em>“İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.”</em></strong></p>
<p>Biz çalışıyoruz, Allah için, millet için, vatan için, istiklal için, istikbal için, evlatlarımız için, henüz doğmamış yavrularımız için çalışıp çabalıyoruz.</p>
<p>Çalışmamızın karşılığını üç beş anketçi müsveddesinden, beş on yarım porsiyon aydın ve kiralık kalemden beklemiyoruz, bunu aklımızdan dahi geçirmiyoruz.</p>
<p><strong>Milletimiz görsün, duysun ve taltif etsin yeter diyoruz.</strong></p>
<p><strong>Allah’ımız bilsin ve takdir etsin tamamdır inancındayız.</strong></p>
<p><strong>Gerisi kuru gürültüdür, laf salatasıdır, zillet ağzıdır.</strong></p>
<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi önüne bakıyor, mücadelesine odaklanıyor.</strong></p>
<p><strong>Cumhur İttifakı Türkiye’yi büyütme ve yükseltme arayış ve amacına kilitleniyor.</strong></p>
<p>Şunun da farkındayız ki, gerçek anketi yapacak olan asıl güç millettir.</p>
<p>Hiç kimse suyu bulandırma, ortalığı karıştırma sinsiliğine kapılmasın.</p>
<p>Bu yolun sonu çıkmaz sokaktır, sonucu ise soytarılıktır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’ne kefen biçenler, günü saati geldiğinde o kefeni bizatihi kendileri giymek zorunda kalacaklardır.</p>
<p>Biraz daha kendi kendilerini avutsunlar.</p>
<p>Biraz daha yalana, dolana ve dalavereye bel bağlasınlar.</p>
<p>2023 yılında Türk milleti sevdalılarını mahcup etmeyecektir.</p>
<p>Hasımlarını da kesif bir mağlubiyetle tanıştıracaktır.</p>
<p>Dava arkadaşlarımdan bilhassa rica ediyorum, sahtekarların fermanı olan anketlere asla itibar etmesinler, hatta bununla da kalmayıp ellerine geçirdiklerini buruşturup çöp sepetine fırlatsınlar.</p>
<p>İl il dolaştık, ilçe ilçe dolaşıyoruz, köylere kadar gidiyoruz.</p>
<p>Nerede bir vatandaşımız varsa onunla görüşüyor, derdimizi anlatıyor, dertlerini dinliyor, 2023 yılı için anlaşıyoruz.</p>
<p>Henüz Cumhurbaşkanı adayını bile açıklayamayan zillet ittifakına Türk milletinin yüzü dönüktür. Bunu da çok açık görüyoruz.</p>
<p>HDP’nin, PKK’nın, FETÖ’nün, muhasım çevrelerin masa altında gizlendiği altılı masaya Türk milletinin itimadı asla yoktur.</p>
<p>Bu masa kinin, kirin ve kifayetsizliğin masasıdır.</p>
<p>Bu masa hıyanetin, husumetin ve hezimetin masasıdır.</p>
<p>Bu masa zilletin mayalandığı, her yerinde çatlakların ve çürüklerin olduğu zararlı kımıl masasıdır.</p>
<p>Türkiye’nin geleceği şaibeli masayla, Makyavelist komployla, siyaset mantarlarıyla değil, cumhurun muazzez iradesiyle tecelli edecektir.</p>
<p>Bizim ayaklarına çıyanların tutunduğu masamız yoktur, buna mukabil çok şükür milletimiz vardır.</p>
<p>Umudumuz millettir, huzurumuzun ufku milli birlik ve dayanışma ruhudur.</p>
<p>Biz masalara yüz sürmeyiz, masalarda keyif çatmayız, milletimiz ne diyorsa ona kulak veririz, ne istiyorsa onu yaparız, neyi hedefliyorsa onu söyler, ona hizmet eder, onunla bir ve beraber oluruz.</p>
<p><strong>Sevdamız millettir, gücümüz devlettir.</strong></p>
<p><strong>Çünkü biz; Dedem Korkut’un, Ahmet Yesevi’nin, Hacı Bektaş’ın tarihten gelen sesiyiz.</strong></p>
<p><strong>Çünkü biz; Kürşad’ın, Ertuğrul neslinin, Milli Mücadele kahramanlarının maziden ulaşan heybetiyiz.</strong></p>
<p><strong>Bizim duruşumuz, zedelenmek, aşağılanmak, hor görülmek istenen milli onurun duruşudur.</strong></p>
<p><strong>Bizim sesimiz, teslimiyetçi, tavizkâr ve kişiliksiz zillet siyasetine karşı halkın, hakkın ve haklının gür sesidir.</strong></p>
<p><strong>Değerli Dava Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>İlkeli, milli ve dürüst siyaset önümüzdeki çetin sorunların aşılması hususunda yegâne imkân, aynı zamanda hayalleri gerçeğe dönüştürecek asıl fırsattır.</p>
<p><strong>Aziz milletimizin meçhul ve mefluç maceralara kapılması, buna gönüllü olması elbette düşünülemeyecektir.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin gelecek rotası zilletin ilkelliğiyle değil, cumhurun iradesiyle çizilecektir.</strong></p>
<p>İçinden geçtiğimiz zaman diliminde bazı sorunlarımız olabilir.</p>
<p>Sorunsuz hayat, hayatsız sorun yoktur.</p>
<p>Marifet, karşımızda yığınak yapan sorunların el birliğiyle, güç birliğiyle, inanç birliğiyle çözüme kavuşturulmasıdır.</p>
<p>Birlikte çok daha güçlü olacağımız unutulmamalıdır.</p>
<p>Hayat pahalılığının kuşatması mutlaka kırılacaktır.</p>
<p>Hiçbir vatandaşımız enflasyon canavarına ezdirilmeyecektir.</p>
<p>Fırsatçıların, karaborsacıların, ganimet avına çıkanların, fiyat ve finansal istikrarı bozucu tahrik ve tertip içinde olanların birer birer tespiti yapılarak hak ettikleri cezayı almaları muhakkak sağlanacaktır.</p>
<p>Bu kapsamda hükümet dikkatli, dengeli, uyanık ve titiz bir mücadelenin içindedir.</p>
<p>Vatandaşımızın cebine ve cüzdanına göz dikenler hesap verecektir.</p>
<p>Fiyat etiketlerini sürekli yukarı yönlü güncelleme gayesinde olan vicdansızların iyi niyetinden bahsetmek mümkün değildir.</p>
<p>En başta, döviz fiyatları, gıda fiyatları, enerji fiyatları, kira ve konut fiyatları alanında gözlemlenen dengesizliklerin, insanımızı tedirgin eden fahiş oynaklıkların kuşkusuz ekonomik bir temeli, makul ve meşru bir nedeni yoktur.</p>
<p>Fiyat istikrarını sakatlayan piyasa aksaklıklarının yanı sıra, bu sorunu siyasi bir fırsata dönüştürüp toplumsal dayanaklılığı yıkmayı amaçlayan, spekülasyon ve manipülasyon silahıyla ekonomik huzur ve güvenliği yıpratmayı projelendiren iç ve dış odakların üzerine kararlılıkla gidilmektedir.</p>
<p>Nitekim ekonomik ve mali bağımsızlığımızı tehdit edenlere, vatandaşlarımızın helal kazancına, el emeğine, göz nuruna ve alın terine musallat olanlara seyirci kalınmayacaktır.</p>
<p>Şu anda küresel ekonomi bilhassa enflasyon artışından dolayı; gıda ve enerji arz güvenliğinin riske girmesi açısından çok ciddi bir sınavdan geçmektedir.</p>
<p>Muhatap olduğumuz, mücadele ettiğimiz ekonomik sorunların önemli bir kısmı küresel bağlantılıdır ve bu kanaldan Türkiye doğal olarak etkilenmektedir.</p>
<p>Tedarik zincirlerindeki sarsıntılar, para ve mal piyasalarındaki gelgitler, siyasal ve jeopolitik temelli kırılmalar sonuçta ekonomiye, dolayısıyla insanımızın omuzlarına ilave yük ve maliyetler bindirmektedir.</p>
<p>Bunun yanında fiyatların artışı konusunda adeta ajan provokatör gibi faaliyet halinde olanların lekeli varlığı da artık ihmal ve inkar edilemez seviyelerdedir.</p>
<p><strong>Türkiye, bugünkü darboğazdan çıkacaktır.</strong></p>
<p><strong>Kaldı ki, bunun çok güçlü işaretleri alınmaya başlanmıştır.</strong></p>
<p><strong>2022 yılı birinci çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla artışı, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,3 olarak gerçekleşmiştir.</strong></p>
<p><strong>Büyümedeki bu yüksek oran, aş demektir, iş demektir, refah demektir.</strong></p>
<p><strong>Diğer yandan ihracatımız rekorlar kırmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Türkiye bütün siyasi ve ekonomik tuzakları teker teker bozmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Ekonomiye pranga vurmak için hava koklayan, zemin yoklayan, fırsat kollayan kim varsa ademe mahkum edilecektir.</strong></p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan buğday ve arpa alım fiyatları memnuniyet vericidir.</p>
<p><strong>Pirim desteğiyle birlikte, sert ekmeklik buğday alım fiyatının ton başına 7 bin 50 lira; arpa alım fiyatının ton başına 6 bin lira olması çiftçilerimizin</strong> ümitlerini yeşertmiş, yüreklerine su serpmiştir.</p>
<p><strong>Ayrıca bütün memurlarımızın ek göstergelerinde 600 puanlık bir artış yapılması kararlaştırılmıştır. </strong></p>
<p><strong>Yeni yıldan itibaren 5,3 milyon kamu görevlimizin bu haktan istifadesiyle birlikte, birinci derece terfi şartının yerine gelmesiyle hak sahiplerinin 3600 ek göstergeye ulaşacak olması hem sevindirici bir gelişme hem de geçim standartlarını yükseltici bir hamledir. </strong></p>
<p>Nihayetinde acil bir ihtiyaç karşılanmış, verilen sözler tutulmuştur.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak, memurlarımızın, emekliklerimizin ve tüm vatandaşlarımızın ekonomik yararını gözetecek, gelir ve ücret artışını sağlayacak, enflasyona karşı güvenlik kuşağı tesis edecek her adıma, her karara sonuna kadar destek vereceğiz.</p>
<p><strong>TBMM’de üzerimize ne düşüyorsa mutlaka yapacağız.</strong></p>
<p><strong>Hiç kimseyi dara düşürmeyeceğiz, zorda bırakmayacağız. </strong></p>
<p><strong>Biz Türkiye’yiz, biz Türk milletiyiz, biz Cumhur İttifakı’yız.</strong></p>
<p><strong>Kriz severleri güldürmeyeceğiz, kaos bekçilerini keyiflendirmeyeceğiz, ekmeğimize ve emeğimize göz koyanları ise affetmeyeceğiz.</strong></p>
<p><strong>Zillet ittifakının Türkiye aleyhtarı tezgahları, tabansız telkinleri, bayağı tezvirleri, batık tenkitleri işe yaramayacak, ekonomik ve siyasi istiklalimizin dönen çarkına çomak sokamayacaktır.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’ye güven duyan sonunda kazanacaktır.</strong></p>
<p><strong>Bugünleri aşacağız, bugünkü zorlukları yeneceğiz, muzaffer ve müreffeh günlere hep birlikte ulaşacağız.</strong></p>
<p>Karamsarlığın zil takıp oynayan faillerine de Türkiye’mizi bırakmayacağız.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Güney sınırlarımız boyunca çatısı örülmek istenen terör devleti, peş peşe yapılan askeri harekatlarla engellenmiş, ihanetin Akdeniz’e ilerleyiş ve çıkış noktaları kapatılmıştır.</p>
<p>Türkiye, bölücü teröre merhamet göstermeyeceğini, müsaade etmeyeceğini hem sınır içinde hem de sınır ötesinde güç kullanarak ve şehitler vererek kanıtlamıştır.</p>
<p><strong>Bölücü terörün hudutlarımızda tutunması, mücavir bölgelerde yuvalanması, bunun yanı sıra ülkemizi zehirleme ve tehdit amacı Allah’ın inayetiyle başarılı olamayacaktır.</strong></p>
<p><strong>Fitnenin başı gövdesinden koparılacak, kökü de kazınacaktır.</strong></p>
<p><strong>Terörle mücadele bir millet kararıdır. Karşı çıkanlar teröristlerin safındadır.</strong></p>
<p><strong>Terörle mücadele hukuki temeli olan meşru bir müdafaa sürecidir.</strong></p>
<p><strong>Geçtiğimiz hafta PKK/YPG’li bir terör elebaşı, ABD’den ve NATO üyesi AB ülkelerinden silah aldıklarını açıklamıştır.</strong></p>
<p><strong>Ve de şerefsizce Türkiye’ye gözdağı vermiştir.</strong></p>
<p>Bölücü terör örgütüne envaı çeşit silah veren, mühimmat temin neden, diğer pek çok alanda yardım ve yataklık halinde olan ülkeleri, ahlaken ve hukuken müttefiklik kategorisinde nasıl göreceğiz?</p>
<p><strong>Hani NATO güvenlik mimarisi içinde yan yanaydık?</strong></p>
<p><strong>Hani terör bir insanlık suçuydu? </strong></p>
<p>Terörizmin emel ve hedeflerine destek veren hiçbir ülke insan haklarından, insanlık değerlerinden, ittifak kültüründen, uluslararası hukukun normlarından bahsedemez, bahsetse bile buna inanan çıkamaz, çıkmayacaktır.</p>
<p>Terör örgütlerine aleni ve alçak desteğini sürdüren NATO üyesi ülkelerin Türkiye’ye şaşı ve şüpheli bakışı ortadayken, İsveç ve Finlandiya’nın ittifak ortağı olmasına nasıl tamam diyelim? Buna nasıl rıza gösterelim?</p>
<p>NATO’yu fiilen PKK/YPG ittifakına dönüştürmek için kolları sıvayanlara, Türkiye’nin kuyusunu kazmak için nifak seferine çıkanlara duyarsız, tepkisiz ve etkisiz durmamız söz konusu olamayacaktır.</p>
<p>Bizimle aynı güvenlik şemsiyesi altında toplanan veya buna talip olan ülkelerin, terörle aralarına hilesiz-hilafsız kalın ve kesin bir çizgi hattı çekmesi insan şerefinin, devlet olma onurunun ikamesi olmayan mecburiyetidir.</p>
<p>İsveç ve Finlandiya hükümetleri öncelikle ellerine bulaşan kanları yıkamak durumundadır.</p>
<p>Türkiye’nin bu iki ülkeden iade talebinde bulunduğu 33 teröristin derhal ve gecikmeksizin verilmesi de şarttır ve süreç samimiyet testi olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p>Terör örgütünü savunmanın, teröristleri sahiplenmenin, demokrasi ve özgürlüğün infaz ve ihlal hükmü olduğunu hiç unutmamak gerekmektedir.</p>
<p><strong>Terörizmi bir hak arayışı gören ülkeler, eğer bu ilkel ve düşmanca tutumu devam ettirmekte ısrar ediyorlarsa, buyursunlar, Kandil’de ve sınır ötesinde ne kadar terörist varsa kendi ülkelerine taşısınlar, tepe tepe kullansınlar, hatta Avrupa’nın göbeğinde coğrafi bir alan belirleyip terörizmin karargâhını kursunlar.</strong></p>
<p>Ancak biz teröre ve teröriste taviz vermeyeceğiz.</p>
<p>Canileri araya araya bulacağız ve hepsini birden de imha edeceğiz.</p>
<p>Terör örgütü neredeyse, katillerin ürediği ve yuvalandığı bölgeler neresi ise, oralar Türkiye’nin ezici müdahalesine sahne olacaktır.</p>
<p>Bundan kaçış yoktur, teröristlerin kurtuluş şansları sıfırdır.</p>
<p>Tel Rıfat ve Münbiç’te dip bucak temizliği yapılmak suretiyle, terör örgütü Fırat’ın doğusundan da batısından da sökülüp atılmalıdır.</p>
<p>Türkiye’nin bu kararlı ve kahramanca duruşundan rahatsız olan malum ülkelerin Yunanistan’ı koz olarak sahaya sürmesi tesadüfi değildir.</p>
<p>Miçotakis’in tıpkı dedeleri gibi tekraren maşalığa heves etmesi, Ege’de gerginliği tırmandırıcı söz ve politik eylemleri bardağı taşıracak aşamaya doğru hızla mesafe almaktadır.</p>
<p>Egemenliği tartışmalı olan ve burnumuzun dibinde bulunan adaları ziyaret ederek Türkiye’yi tahrike yeltenen küstah Miçotakis, Ege’yi bir Yunan denizi haline getirmek, gerekirse de silahlı bir çatışma ortamı yaratmak için devamlı provokasyon halindedir.</p>
<p>Emperyalizmin miçosu haddini aşmaktadır.</p>
<p>ABD ile AB’nin arkasında olduğunu iddia ederek Türkiye’ye aba altında sopa gösterme yanlışına düşmektedir.</p>
<p>Bizim dileğimiz Ege’nin bir barış ve huzur denizi olması, bu şekilde kalmasıdır.</p>
<p>Tam tersi bir iklim vasat bulursa, sonuçlarına katlanacak sadece ve sadece bedbaht Miçotakis ve hükümeti olacaktır.</p>
<p>Ülke ülke, ada ada gezip Türkiye’ye silah gösteren, Mavi Vatan haritamızı her gittiği yerde şikayet konusu haline getiren Miçotakis bilmelidir ki, el atına binen çok çabuk inecek, güvendiği dağlara da kar yağacaktır.</p>
<p>Bizim tasavvur ve telakkimize göre, vatan vatandır, vatan namustur, denizi, karası olamaz, nihayetinde haremi ismetimize uzanacak muhasım eller ise kırılıp atılacaktır.</p>
<p>Ege’de boğulmak isteyen hiç durmasın çıksın karşımıza.</p>
<p>Türk milleti hakkından vazgeçmez, egemenlik haklarını çiğnetmez, sorulacak hesabı da hiçbir mihrakın yanına bırakmaz.</p>
<p><strong>Muhterem Milletvekilleri,</strong></p>
<p><strong>Türkiye, terörle mücadeleyi ve küresel emperyalizme direncini hamd olsun imanla ve muazzam bir iradeyle sürdürmektedir.</strong></p>
<p><strong>Ancak CHP Genel Başkanı’nın gündemi bambaşkadır.</strong></p>
<p><strong>Ülkemizin yüksek mücadelesine en küçük desteği yoktur.</strong></p>
<p><strong>Devamlı üç maymunu oynamakla meşguldür.</strong></p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun hangi ülkenin siyasetini yaptığını, kimin hesabına çalıştığını, kimlerin dümen suyunda çırpındığını aziz milletimiz doğal olarak merak etmekte ve haysiyetli bir izah beklemektedir.</p>
<p>Diğer zillet partilerinin ne söyledikleri, neyi önerdikleri, Türkiye’nin yanında mı karşısında mı hizalandıkları hakikaten de muammadır.</p>
<p>Ülkemizin en kritik döneminde CHP kayıptır, diğer marjinal zillet partileri su kaynatmış ve kenara çekilmişlerdir.</p>
<p>Sırayı erken seçim yaygarasının koparılması alınca hepsi kuyruğa girmektedir.</p>
<p>Bunlar bir süre sonra söyledikleri yalanlara kendileri inanacak kadar da akıl ve zeka yoksunu olduklarını her seferinde ispat etmektedir.</p>
<p>Beğenseler de beğenmeseler de seçim zamanında yapılacaktır, o demokratik randevunun tarihi ise 2023 yılının Haziran ayıdır.</p>
<p>Gerçekte milli güvenlik sorunu olan zillet ittifakının boşuna kurduğu bir komisyon vasıtasıyla seçim güvenliğiyle ilgili çağrıda bulunması ve yaptığı sözde çalışmayı kamuoyuyla paylaşması tam bir pişkinlik ve çelişkidir.</p>
<p>Bunlar seçim güvenliğini sağlama yetkisini nereden almayı düşünmektedir?</p>
<p>Bu devletin hakimi varken, savcısı varken, polisi varken, jandarması varken, zillet ittifakı sandık güvenliğini hangi vasıtalarla sağlamanın peşindedir?</p>
<p>Yoksa bizim bilmediğimiz bir hazırlıkları mı söz konusudur? Mesela dağdan indirecekleri teröristleri sandık başına mı dikecekler? Güvenliği bölücülere mi havale edecekler?</p>
<p>Birbirine benzemeyen partilerin ittifakıyla vücut bulan zillet bedeni, taşınması çok külfetli siyasi bir ağırlık haline gelmiştir.</p>
<p>Bunların elle tutulacak hiçbir projesi yoktur.</p>
<p>Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ezberi dışında söyledikleri ikinci bir şey yoktur.</p>
<p>Türkiye’ye inançları yoktur.</p>
<p>Türk milletine mensubiyet ve muhabbetleri yoktur.</p>
<p>Henüz kimi Cumhurbaşkanı adayı gösterecekleri de derin bir anlaşmazlık ve tartışma konusudur.</p>
<p><strong>Sayın Kılıçdaroğlu, bal yapmayan arı gibi vızıldamayı bırak, mertsen çık söyle, adamsan kararını açıkla, aday mısın? Değil misin?</strong></p>
<p><strong>Neden susuyorsun? Niçin duruyorsun? Neyi bekliyorsun? Hangi mantıkla keçeyi suya atıp çıkan yerlerini taşlıyorsun?</strong></p>
<p><strong>Sayın Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı adayı olacak yürek sende var mı onu söyle? Gözün kesiyor mu ondan bahset? Er meydanına çıkabilecek cesaretin var mı onu ifade et?</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı adayını belirlemekten dahi aciz bir zihniyete ve siyaset köhneliğine aziz milletimiz hiç prim verir mi?</p>
<p>Böylesi bir dağınıklığa, böylesi bir çarpıklığa, Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini protokole bağlamayı düşünen siyaset ve hukuk cahillerine Türkiye’nin geleceği emanet edilebilir mi?</p>
<p>Kılıçdaroğlu aday olup olmayacağıyla ilgili kesin bir dil kullanmasa da, buna çok hevesli, çok istekli ve çok iştahlı olduğu herkesin malumudur.</p>
<p>Ne var ki, masanın altında ve üstünde sabitlenen zillet ortaklarından hala vize çıkmamış, dar alanda kısa paslaşmalar, mevzi mücadeleler, marazi cepheleşmeler günbegün kökleşmiştir.</p>
<p>Kılıçdaroğlu aday olursa, bu adaylığı yeminli Türkiye düşmanlarının telkin ve tembihiyle gerçekleşebilecektir.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu, terörist Demirtaş için adaylığa hazırdır.</strong></p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu, Sorosçu Osman Kavala için adaylığa gönüllüdür.</strong></p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu FETÖ’cüleri eski görevlerine iade etmek için adaylığa heveslidir.</strong></p>
<p>Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi şikayet ettiği yabancı ülke sefirlerinin talimat listesini yerine getirmek, Biden’ı memnun etmek için adaylığa sıcaktır.</p>
<p>Bu zat önceliğimiz Türkiye diyor. Bu sözüne aslında kendisi bile inanmıyor.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu ne senin ne de ittifak ortaklarının önceliği Türkiye değildir, hiç de olmamıştır.</p>
<p>Bize hikaye anlatmayın, sizi bilen biliyor, Türk milleti topunuzla birlikte sandık başında hesaplaşmak için sabırsızlanıyor.</p>
<p>Terörle mücadelemiz kararlılıkla icra edilirken, yeni bir harekatın eli kulağındayken, Kılıçdaroğlu’nun Terörle Mücadele Yasası’nı yumuşatma sözü vermesi işbirlikçiliğin ve Batı’nın namına siyaset yaptığının belgesi ve tescilidir.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, Terörle Mücadele Yasası’nın neresinden rahatsızsınız ?</p>
<p>Bu yasayı uluslararası hukuk normlarına göre nasıl şekillendireceksiniz?</p>
<p>AB’nin her yıl hazırladığı İlerleme Raporu’nda Türkiye’nin bu yasa nedeniyle eleştirilmesine sahip mi çıkıyorsunuz?</p>
<p>Terörle mücadeleden geri mi dönelim?</p>
<p>Silahı bırakan terör örgütü değil de, Türkiye mi olsun?</p>
<p>Bu kapsamda, CHP’li Maltepe Belediyesi tarafından 4-5 Haziran 2022 tarihinde düzenlenen, “Yeni Dönemde AB ve Türkiye Forumu”nda belirlenip kamuoyuna açıklanan sonuç bildirgesi Kılıçdaroğlu ve zihniyetinin utanç ve teslimiyet belgesidir.</p>
<p>İnançla haykırıyorum ki, zillet ittifakının, tarihi vakarımızdan ve milli varlığımızdan rövanş ve intikam almaya gücü yetmeyecektir.</p>
<p>Biz bu oyunu bozarız, zalimlere figüranlık yapan kokuşmalara asla boyun eğmeyiz.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak önemle ve altını kalın bir şekilde çizerek ifade ediyoruz ki:</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti adıyla ve üniter devlet çatısı altında, Türk milleti kimliği ile beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde Atatürk ve kurucu kahramanlar tarafından konulmuştur.</p>
<p>Bu tarihi gerçeği değiştirmek hiç kimsenin harcı olamayacaktır.</p>
<p><strong>Başkentimizin Ankara, dilimizin Türkçe, bayrağımızın ay yıldızlı al bayrak, milli marşımızın İstiklal Marşı olduğu belirlenmiş ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır.</strong></p>
<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti, ülkesiyle, milletiyle bölünmez bir bütündür, egemenlik unsurları itibariyle tektir, milli ve üniter bir devlettir.</strong></p>
<p><strong>Türk milleti tarihi ve kültürel kökleri bakımından birdir, diridir, çelik gibi sağlamdır.</strong></p>
<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, istiklâl mücadelemizin taçlandırılmasıdır.</strong></p>
<p><strong>Ay yıldızlı al bayrağımız şehitlerimizin örtüsü, bağımsızlığımızın,  egemenliğimizin, birlik ve beraberliğimizin sembolüdür.</strong></p>
<p><strong>İstiklal Marşımız, bu onurlu mücadelenin kahramanlık destanıdır ve o günlerin aziz hatırasıdır.</strong></p>
<p><strong>Milli birlik ve bölünmez bütünlüğümüzün dayandığı temeller tek devlettir, tek millettir, tek vatandır, tek bayraktır, tek dildir.</strong></p>
<p><strong>Biz bu kutlu değerleri ve kutsal emanetleri, göstermeye ant içtiğimiz yüksek fedakârlıkla, kararlılıkla, milli şuur ve millet sevgisiyle korumaya ve geleceğe taşımaya yeminliyiz.</strong></p>
<p><strong>Bunlar, bizim varlık ve yaşama nedenlerimiz, kırmızı çizgilerimizdir.</strong></p>
<p><strong>Bizim diyalog zeminimiz ancak bu kurucu ruha ve kurtuluş felsefesine saygı ve riayetle mümkündür. </strong></p>
<p>Bizim ayrılıkta, bölünmede, çözülmede, dağılmada, bölücü terörün ve Türkiye düşmanlarının dayatmalarında mutabakat aramamız, korkup sinmemiz asla ve asla mümkün değildir.</p>
<p>Beklentimiz ve ümidimiz, devamlı olarak yaptığımız sağduyu ve kucaklaşma çağrılarının bu ilkeler etrafında cevap bulması, zillet ittifakının da aklını başına alıp milletimizin ayranını kabartmaktan mutlak surette kaçınmasıdır.</p>
<p>Nitekim rüzgar eken, aynen ektiği yerde, ektiği zaman sadece fırtına değil, milli iradenin tufanını da biçmek durumunda kalacaktır.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken siz değerli milletvekili arkadaşlarımı saygılarımla selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/06/09/bahceli-secimler-zamaninda-yapilacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri Gündemi Değerlendirdi</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/05/17/mhp-lideri-gundemi-degerlendirdi-4/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/05/17/mhp-lideri-gundemi-degerlendirdi-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 May 2022 08:57:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM grup konuşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7777</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, muhalefetin tutumunu eleştirerek, “Türkiye’nin ayak bağı olan zillet ittifakı aynı zamanda demokratik siyasetin kelepçesi, milli hedeflerin barikatı, tarihi haklarımızın karşı cephesidir.” Dedi. Konuşmasında, geçtiğimiz günlerde hizmete açılan Rize-Artvin Havalimanı için; “Deniz dolgusuyla inşa edilen Türkiye’nin ikinci, dünyanın da beşinci hava limanının hizmete girmesinden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, muhalefetin tutumunu eleştirerek, “Türkiye’nin ayak bağı olan zillet ittifakı aynı zamanda demokratik siyasetin kelepçesi, milli hedeflerin barikatı, tarihi haklarımızın karşı cephesidir.” Dedi.</p>
<p><strong>Konuşmasında, geçtiğimiz günlerde hizmete açılan Rize-Artvin Havalimanı için; “Deniz dolgusuyla inşa edilen Türkiye’nin ikinci, dünyanın da beşinci hava limanının hizmete girmesinden gurur duyduk.” Sözleri ile emeği geçenlere teşekkür etti.</strong></p>
<p>“Adım Adım 2023; İlçe İlçe Aydınlatma ve Anlatma” toplantılarının ikinci etabının başladığını belirten Bahçeli; Planlanan çalışma takvimi uyarınca Kurban Bayramı’na kadar çalışmaların devam edeceğini, sürekli sahada ve gönüllerde olacağını söyledi.</p>
<p>Ülke gündemi, iç dış konularda önemli masajlar veren MHP Lideri konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>&#8220;Muhterem Arkadaşlarım,  </strong><strong>Değerli Basın Mensupları,</strong></p>
<p>Partimizin bu haftaki olağan Meclis Grup Toplantısı’na başlarken mümtaz heyetinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p>Toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından takip eden aziz vatandaşlarımıza,  gönül ve kültür coğrafyalarımızda varlık ve birlik mücadelesi veren değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyor, bilvesile şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p>Aziz milletimiz bugün iki ayı uçta sabitlenmiş siyaset tarzıyla karşı karşıyadır:</p>
<p>Bir yanda eser ve hizmet siyaseti milli şuurun refakat ve riyasetinde devamlı serpilirken, diğer yanda iftira ve yalan siyaseti gittikçe etkinlik ve derinlik kazanmaktadır.</p>
<p>Türkiye’mizin büyümesinden, gelişmesinden, gücüne güç eklemesinden rahatsız olanların nasıl bir zafiyete, nasıl bir zillete düştüğü fazla söze hacet bırakmayacak ölçüde ortadadır.</p>
<p><strong>Milletimizin nam ve hesabına yapılan her icraata kulp takanlar esasen kafalarına fitne külahı geçirip haset ve hüsran içinde çırpınan zavallılardır.</strong></p>
<p>Her atılıma, her yatırıma, her milli kazanıma leke sürmek için fırsat kollayanların bize göre basiretleri kapanmış, vicdanları katılaşmıştır.</p>
<p>Türkiye hak ettiği seviyelere, layık olduğu gelişmişlik mertebelerine hamd olsun aşama aşama ulaşmaktadır.</p>
<p>Siyaset ve ekonomide zorlu şartlara rağmen ülkemiz dev bir şantiye görüntüsündedir.</p>
<p>Yollar yapılmakta, köprüler kurulmakta, havalimanları açılmaktadır.</p>
<p>Ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve milli bütünleşme yolunda atılan sağlam ve sağduyulu adımlar umutlarımızı kamçılamaktadır.</p>
<p><strong>İhracat rekorları kırılırken hızlanan yatırım seferberliği, yaygınlaşan hizmet siyaseti Türkiye’mizin çehresini değiştirmekle kalmayıp geleceği lehimize çevirme iradesini de güçlendirmektedir.</strong></p>
<p>İnanıyorum ki, pazarda, markette ve diğer alanlarda insanımızın refahını ve geçim standartlarını olumsuz etkileyen fiyat artışlarının da önüne geçilecek, enflasyon canavarının başı mutlaka ezilecektir.</p>
<p>Niyet hayır olduğundan akıbetin de hayır olacağına güvenmek lazımdır.</p>
<p>14 Mayıs 2022 Cumartesi günü tarihi bir güne, muazzam bir yatırımın açılışına milletçe şahit olduk.</p>
<p>Deniz dolgusuyla inşa edilen Türkiye’nin ikinci, dünyanın da beşinci havalimanının hizmete girmesinden gurur duyduk.</p>
<p><strong> Rize-Artvin Havalimanı ulaştırma alanında önemli bir boşluğu doldurmakla kalmayacak, vuslatın sıcaklığını, kucaklaşmanın saadetini de uzakları yakın ederek takviye edecektir.</strong></p>
<p>Coğrafyamızın en uç noktasında yapılan bu havalimanı, doğu-batı koridoru üzerinde bir geçiş köprüsü, bir buluşma potası, mesafeleri kısaltan bir sembol eser olarak sivrilmiştir.</p>
<p>Doğu Karadeniz’in çetin doğa şartları milletimize hizmet aşkının, kalkınma hamlelerinin önünde duramamıştır.</p>
<p>Dedeleri karadan gemi yürüten bir milletin denizin üzerine havalimanı inşa etmesi kanın ve fıtratın değişmediğinin delili, şanlı ve şerefli mazimizin zincirleme devam ettiğinin yegane ispatıdır.</p>
<p>5 yılda 4,4 milyar liralık yatırımla tamamlanan, 3 milyon metrekarelik alanıyla, yıllık 3 milyon yolcu kapasitesiyle göz dolduran Rize-Artvin Havalimanı’nın milletimize ve yöre insanımıza hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.</p>
<p>Huzurlarınızda Karadeniz’in yiğit insanlarına sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.</p>
<p><strong>Bu havalimanın proje aşamasından yapımına kadar emeği geçen başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza, yüklenici firmalarımıza, mühendis ve mimarlarımıza, emek veren bütün işçi kardeşlerimize gönülden teşekkür ediyorum.</strong></p>
<p>Ayrıca gıpta edilen açılış münasebetiyle haklı sevincimizi paylaşmak maksadıyla düzenlenen törene katılan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’e de içtenlikle teşekkür ediyorum.</p>
<p>Türkiye-Azerbaycan, iki ezeli, iki ebedi kardeş.</p>
<p><strong>Soyumuz bir, huyumuz bir, hedefimiz bir, iki devlet tek milletiz.</strong></p>
<p>Ayrımız yoktur, gayrımız yoktur, çünkü biz Türk milletiyiz.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Siyasi ve fikri görüş ayrılıkları ortak milli ve manevi değerlerdeki kenetlemenin önünde engel teşkil etmemelidir.</p>
<p>Siyaset yapıyor olmanın bir ahlakı, bir vasfı, bir vakarı, ilkesel bir vaziyeti olmalıdır.</p>
<p>Milletimizin haklı gururunu paylaşmaktan korkup saklananlar siyasetin değil siyasetsizliğin ve sevimsizliğin tarafıdır.</p>
<p>Sorarım sizlere, sevincimiz aynı değilse acımız nasıl aynı olacaktır?</p>
<p>Türkiye’ye ve Türk milletine dev eserler kazandırmanın, çözüm odaklı proje siyasetinin neresi yanlıştır?</p>
<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi olarak yerli ve yabancı husumet odaklarına tamahkar ve tavizkar, ancak ülkesinin gelişmesine tahammülsüz ve tacizkar bir muhalefet anlayışını sancılı ve sakat değerlendiriyoruz.</strong></p>
<p>Türkiye hepimizindir.</p>
<p>85 milyon Türk vatandaşı cananımız ve can beraberimizdir.</p>
<p>Milletimizin yararına çalışan, üreten, geliştiren, hayalleri gerçekleştiren, kısacası taş üstüne taş koyan kim olursa olsun şükran duymak, Allah razı olsun demek hem insani hem de vatandaşlık görevimizdir.</p>
<p>Fuzuli suçlamalar, eften püften şikâyetler, temelsiz sızlanmalar makul ve mantıklı değildir.</p>
<p>İncir kabuğunu doldurmayan bayağı eleştireler ahlaki değildir.</p>
<p>Zillet ittifakı yıkmaktan, bozmaktan, yozlaştırmaktan, akıntıya karşı kürek çekmekten başka bugüne kadar ne yapmış, ne söylemiş, neyi önermiştir?</p>
<p>Yol yapılır, telaşa kapılıp sözde çetelerden bahsederler.</p>
<p>Köprü yapılır, nefret saçıp sözde yolsuzluktan dertlenirler.</p>
<p>Havalimanı yapılır, karalamak için bir yalana bin yalan eklerler.</p>
<p><strong>Ne talihsizliktir ki, Türkiye’de hâkim muhalefet zihniyetinin dünyada eşi ve benzeri yoktur.</strong></p>
<p>Bu muhalefet ziyandadır, zillettedir, iktidara değil ülkesine ve milletine açıktan muhalif, yabancıların da muhbiri ve muhibbidir.</p>
<p>Her tohumda, tomurcuk tomurcuk açan her fikirde bir özlem gizlidir.</p>
<p>Bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum aslında bir elma bahçesidir.</p>
<p>Ancak bu tohum bir kayaya rastgelirse ondan herhangi bir şey çıkmayacaktır.</p>
<p>Zillet ittifakı da sert bir kayaya çarpmış, istikametini, itibarını ve iradesini kaybetmiştir.</p>
<p>Kaldı ki bunlardan hiçbir yol olmayacaktır.</p>
<p>Türkiye’nin ayak bağı olan zillet ittifakı aynı zamanda demokratik siyasetin kelepçesi, milli hedeflerin barikatı, tarihi haklarımızın karşı cephesidir.</p>
<p>Bu düşüncelerimin elbette pek çok gerekçesi vardır ve kalbi temiz her insanımız tarafınca da bilinmektedir.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta sonu zillet partilerinden birisinin başkanı çıkmış, <em>“ seçime bir yıl kaldı, ondan sonra her şeyi cümbür cemaat değiştireceğiz”</em> diye konuşmuş.</p>
<p><strong>Allah fırsat vermesin, bunlar değiştirse değiştirse parti değiştirirler, ev değiştirirler, ülke değiştirirler, fikir değiştirirler, rota değiştirirler, bunun dışında bir şey değiştirmeye Türk milleti asla izin ve icazet vermez, elhak vermeyecektir.</strong></p>
<p>Vesayet altında bulunan, statüko labirentinde sıkışan çarpık bir zihniyetin iktidar ruhsatını alması zaten mümkün değildir.</p>
<p>CHP’nin İstanbul il başkanıyla ilgili Yargıtay tarafından verilmiş kararın hitamında zillet ortak paydasında buluşan bütün partiler ağız birliği halinde aynı kaftana sarılmışlardır.</p>
<p>Bizim doğrudan muhatabımız söz konusu marjinalleşmiş ve kriminal bir vaka haline gelmiş il başkanı değildir, nihayet Türk yargısı hükmünü vermiş ve konu kapanmıştır.</p>
<p>Ne var ki adalet ve hukuku temelinden istismar eden CHP Genel Başkanı karar açıklanır açıklanmaz soluğu milletvekilleriyle birlikte İstanbul’da almış, şov sahnesine çıkmıştır.</p>
<p>İstanbul’a doğru bir kez daha yalın ayak yürür diye bekliyorduk, fakat bunu göze alamadığını ve cesaret edemediğini de görmüş olduk.</p>
<p>CHP’nin İstanbul il başkanı özellikle kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etmiş, Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağılayarak seri katil demiş, suç işlemiştir.</p>
<p>Cumhurbaşkanı’na terbiyemizin müsaade etmediğinden dolayı ağzımıza alamadığımız şekilde hakaret ederek suç işlemiştir.</p>
<p>Sonuç itibariyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2’inci Ceza Dairesi’nin vermiş olduğu hükümler temyiz edilmiş; zanlının toplam üç ayrı suçtan aldığı 4 yıl 11 ay 20 günlük hapis cezaları Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi tarafından onanmıştır.</p>
<p><strong>CHP Genel Başkanı bize açık açık söylemelidir; Türk devletine seri katil iftirasının yanında mıdır, karşısında mıdır?</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti devletinin alenen aşağılanmasına destek midir, yoksa itiraz mı etmektedir?</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu susma, sinme, saklanma, çık karşımıza devlete seri katil demek namertliktir diyecek dirayeti göster.</p>
<p>Yaparsan eyvallah, yapamazsan bu ihanete, bu melanete, işlenmiş bu suça sen de ortak sayılırsın, bu şerefsiz bühtanın sen de faili olmaktan kurtulamazsın.</p>
<p>Çeyrek porsiyon domuz etini yedi dakikada bitirmekle övünenlerin partisi CHP’dir, ittifakı zillettir.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı önünde “zulme son vereceklerini, her bir vatandaşımızın onuruyla ve özgürce yaşayabileceği bir ülke yaratacaklarını” iddia etmiş, gene sap yiyip saman savurmuştur.</p>
<p><strong>Sayın Kılıçdaroğlu şimdi iyi dinle; bebek katilinin posterleri altında şarkılı türkülü konser veren sözde sanatçı müsveddelerine sahip çıkmak zulmün ta kendisidir.</strong></p>
<p>Kürtçe müzik yasak diyerek toplumu kamplaştırmak zulümdür.</p>
<p>Zulüm, devlete katil demektir.</p>
<p>Zalim ise buna ses çıkarmayan alçaktır.</p>
<p>Zulüm, Türkiye düşmanlarına yanaşmalık ve yandaşlık yapmaktır.</p>
<p>Zalim ise buna gönüllü razı olan, vatan ve millete zehir saçandır.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu zalimi görmek istersen, zulme tanık olmayı düşünürsen abartısız ifade ediyorum ki, Türkiye düşmanlarıyla çektirdiğin aile fotoğraflarına, kendi yüz hatlarına, gizli bağlantılarına, bölücü emellerine, aldığın talimat listelerine dikkatle bakman, dikkatle incelemen yeterlidir.</p>
<p>Tarihin hiçbir döneminde milletimizin sinesinden zalim çıkmadı, tiran çıkmadı, bundan sonra da çıkmayacaktır.</p>
<p><strong>Türk milletinin her ferdi onurludur, saygındır, eşit haklarla ve hürriyetle yaşamaktadır.</strong></p>
<p>Tam tersi iddia ve isnadın figüranları hakikatin aydınlığında gözlerini kapatan siyaset yarasalarıdır.</p>
<p><strong>CHP’nin İstanbul il başkanı için siyaset yolu kapanmış, artık siyaset yasağıyla tasfiye olduğu hukuken netleşmiştir</strong>.</p>
<p>Bu kapsamda kesinleşen ceza bir yıldan fazla olduğu için gerek Milletvekili Seçim Kanunu gerekse de Mahalli İdareler Kanunu mucibince tartışmaya mahal kalmamıştır.</p>
<p>Siyaset suçun ve suçlunun himaye edileceği bir alan olamaz.</p>
<p>Siyaset devletin ve milletin hükmü şahsiyetine, insan hak ve onuruna saldırıların sevk ve idare merkezi hiç olamaz.</p>
<p>Kim suç işlemişse bunun bedeline katlanmak durumundadır.</p>
<p>Tunceli’de bir HDP’li milletvekilinin şerefli Türk polisine taş atması da suçtur, ihanettir, bir terör yöntemidir.</p>
<p>Askerimize, polisimize uzanan eller kırılmalı, uzanan diller koparılmalıdır.</p>
<p>Herkes haddini bilsin, hukukun sınırlarını zorlamaya, milletini sabrını sınamaya asla heves etmesin, bunu aklında dahi geçirmesin.</p>
<p>Bilinmelidir ki, alemde şer, Oğuz’da da er tükenmez, tükenemez, tükenmeyecektir.</p>
<p>Bu devlet sokakta bulunmadı, istiklalimiz spot piyasadan alınmadı, ne devletimiz, ne de milletimiz sokak serserilerine, husumet senaristlerine teslim edilmeyecek, hiçbir vatan evladı zillete boyun eğmeyecek, taviz vermeyecektir.</p>
<p>Türk milleti tesadüfen bir araya gelmedi, asırların göz nuruyla, şehitlerimizin tertemiz kanıyla, büyük bir kaynaşma hasletiyle, meydanlarda Allah Allah haykırışlarıyla; sevgi, hürmet, kardeşlik, ortak kültür ve ortak kader bağlarıyla bir oldu, diri oldu, iri oldu, yeryüzünün adalet ve huzur burcu haline yükseldi.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi; bu şuurla, bu inanışla, 2023 yılının Haziran ayında yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerine hazırlanmakta, bütün imkan ve inancıyla çalışmalarını sürdürmektedir.</p>
<p>Vesikalı hainlere Türkiye’yi bırakmayacağız.</p>
<p>Ne efendi olacağız ne de uşak.</p>
<p>Ne mağrur olacağız ne de mahkum.</p>
<p>Yalnızca hizmetkar ve sevdalı bir gönülle aziz milletimizi bütün güzellikleriyle kucaklayacağız.</p>
<p><strong>Derler ki, bir insanın değerini ve yüreğini öğrenmek isterseniz başardıklarına değil, başarmak istediklerine bakınız</strong>.</p>
<p>Bizim hedeflerimiz yüksek, başarma azmimiz sınırsızdır.</p>
<p>Sevmek insana verilmiş en büyük hediyedir.</p>
<p>Biz milletimizi ve vatanımızı canımızdan aziz bilip her zamanki gibi çok seveceğiz.</p>
<p>18 Şubat 2022 tarihinde, “Adım Adım 2023; İlçe İlçe Aydınlatma ve Anlatma” toplantılarımızın ilk etabını başlatmış, bu çerçevede 132 ilçemizde çalışmalarımızı tamamlamıştık.</p>
<p>Ramazan ayı münasebetiyle ara verdiğimiz gönül seferberliğimizin ikinci etabına 13 Mayıs 2022 tarihinde tekrar başladık ve şu ana kadar 41 ilçemizi ziyaret ettik.</p>
<p>18 Şubat 2022 tarihinden buyana 173 ilçemizde vatandaşlarımızla, sivil toplum kuruluşlarıyla, muhtarlarımızla, kanaat önderlerimizle, emeklilerimizle, esnaflarımızla, işçilerimizle, memur ve çiftçilerimizle buluştuk.</p>
<p>Planlanan çalışma takvimiz uyarınca Kurban Bayramı’na kadar durmayacağız, sürekli sahada ve gönüllerde olacağız.</p>
<p>Adım adım 2023’e ulaşacağız, ilçe ilçe gezip insanlarımızla görüşeceğiz, konuşacağız, desteklerini isteyeceğiz, mutlaka da anlaşacağız.</p>
<p>Yaz ayının hemen bitiminde, yani Eylül başında siyasi çalışmalarımızda üçüncü etaba geçmiş olacağız.</p>
<p>Bu süreçte ilçe ilçe dolaşıp siyasetimizi, ilkelerimizi, mesajlarımızı, duruşumuzu ve hedeflerimizi birer birer aydınlık bir mizaçla anlatan siz değerli milletvekili arkadaşlarıma, MYK ve MDK üyelerimize, fedakarlık numunesi teşkilatlarımıza çok teşekkür ediyorum.</p>
<p>Allah hepinizden razı olsun diyorum.</p>
<p>Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımızın koordinasyonunda ifa ve icra edilen çalışmalarımızın karşılığını inşallah göreceğiz.</p>
<p>Gayret bizden, tevfik Allah’tan, takdir aziz milletimizdendir.</p>
<p>Sefer bizden zafer Allah’tandır.</p>
<p><u>Kalemiyle ve kelamıyla şiire ruh aşılayan merhum Şairimiz Necip Fazıl Kısakürek “Utansın” isimli şiirinde bakınız neler diyordu:</u></p>
<p><strong><em>Tohum saç, bitmezse toprak utansın!</em></strong></p>
<p><strong><em>Hedefe varmayan mızrak utansın!</em></strong></p>
<p><strong><em>Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!</em></strong></p>
<p><strong><em>Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!</em></strong></p>
<p><strong><em>Eski çınar şimdi Noel ağacı;</em></strong></p>
<p><strong><em>Dallarda iğreti yaprak utansın!</em></strong></p>
<p><strong><em>Ustada kalırsa bu öksüz yapı,</em></strong></p>
<p><strong><em>Onu sürdürmeyen çırak utansın!</em></strong></p>
<p><strong><em>Ölümden ilerde varış dediğin,</em></strong></p>
<p><strong><em>Geride ne varsa bırak utansın!</em></strong></p>
<p><strong><em>Ey binbir tanede solmayan tek renk;</em></strong></p>
<p><strong><em>Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!</em></strong></p>
<p><u>Yine bir başka şairimizin dediği gibi:</u></p>
<p><strong><em>Dudaklarımızda Türk’ün türküsü,</em></strong></p>
<p><strong><em>Elde bayrak, şafaklarımın süsü,</em></strong></p>
<p><strong><em>Turan vatan, Kızılelma Ülküsü,</em></strong></p>
<p><strong><em>Yürüyoruz kutlu hedefe doğru.</em></strong></p>
<p>Niyazım odur ki, Allah samimi çabalarımızı mübarek etsin, dilerim ki emeklerimiz zayi olmasın, geleceğimiz mağlup düşmesin, milletimiz mahcup etmesin.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasında süregelen çatışma ortamının bölgesel ve küresel boyutlarda tehlikeli sonuçlara kapı açtığı, tehdit saçan gelişmelere açılım sağladığı her türlü izahtan varestedir.</p>
<p>Bu iki devlet arasında günbegün çetrefilleşen mahut krizin çözümü hususunda samimiyetle ve sorumluluk bilinciyle mücadelesini sürdüren yegane ülke Türkiye’dir.</p>
<p><strong>Silahların susması, akan kanın durması, mağduriyetlerin son bulması, müzakere masasında görüşülen konu başlıkları üzerinde mutabakat sağlanması bölgesel ve küresel tüm aktörlerin çıkarınadır</strong>.</p>
<p>Moskova ile Kiev arasında barış köprüsünün inşası için henüz arayışlar sonlanmamış, ümitler solmamıştır.</p>
<p>Ancak Ukrayna savaşını körükleyen, fiilen yayılmasını tetikleyen, Rusya’nın enerji ve gücünün irtifa kaybını hedefleyen devletlerin ve uluslararası kuruluşların varlığı da artık gizlenemez noktadadır.</p>
<p>Kan tacirleri, silah baronları, küresel cinayet şebekeleri devrededir.</p>
<p>Çok açık ifade etmek gerekirse, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın hazmedilebilir ve kontrol edilebilir ölçülerde devamını amaçlayan ülkelerin takip ettikleri politikalar, insanlığın ortak hafızasına, ortak mirasına, ortak değer ve kazanımlarına haksızlık ve hayasızca karşı çıkıştır.</p>
<p>Özellikle ABD’nin öncülük yaptığı Batı bloku tehdit algılamalarını Ukrayna’yla sınırlı tutmaktansa Doğu Avrupa’dan İskandinav ülkelerine kadar yayma, krizin çapını esnetme gayretindedir.</p>
<p>Adeta bir dünya savaşının test sürüşü yapılmakta, cephe hatları kalın şekilde çizilmekte, stratejik mevzilere biteviye tahkimat ve yığınak faaliyeti sistematik olarak devam etmektedir.</p>
<p>Bize göre gidişat normal, barışçıl gayretleri destekleyici ve dahası hayra alamet değildir.</p>
<p>Gelişmeler kaygılı bekleyişleri, kabus senaryolarını, kara kampanyaları teşvik etmiş, tedavüle sokmuş haldedir.</p>
<p>İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olmasıyla ilgili sürecin tartışmaya açılması, önemle ifade etmek isterim ki, Ukrayna savaşının dozajında, kapsamında ve şiddetinde azalmaya değil, bilakis artışa, kronikleşmesine ve hatta küreselleşmesine yol açabilecektir.</p>
<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu şartlar altında oluşturduğu politikası, gündeme taşımak istediği görüş ve düşünceleri şunlardan ibaret olacaktır:</strong></p>
<p><strong>1–</strong> NATO, 1949 tarihinde kurulduğunda 12 üyesi bulunuyorken şu andaki mevcut ve mecmu üye ülke sayısı 30’dur.</p>
<p>NATO bugüne kadar tam sekiz genişleme evresinden geçmiş, en son 2017’de Karadağ, 2020’de de Kuzey Makedonya Atlantik Paktı’nın içine girmiştir.</p>
<p>Rusya’nın bilinen en ciddi ve göze çarpan itirazlarından birisi NATO’nun doğuya genişleme stratejisidir.</p>
<p>Ukrayna’da savaş sürüyorken, Rusya’nın tahrik edilmesi, bölgesel gerilimi daha da sertleştirecek maksatlı ve marazi tertiplerin NATO’yu Rusya sınırlarına tutundurması dünya barışına hizmet eden bir hedef olamayacaktır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi, NATO’nun genişleme ve doğuya açılma stratejisini bugünkü statükoda ve siyasi angajmanlar muhtevasında oldukça mahsurlu değerlendirmektedir.</p>
<p><strong>2- </strong>İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya girme sürecinin, bu konuda yapılan müspet analiz ve çağrıların bize göre üç ayaklı sakıncası vardır ve şöyledir:</p>
<p><strong><em><u>Birinci olarak</u></em></strong>, bu üyeliklerin gerçekleşmesi halinde Rusya’nın askeri veya siyasi tepkiselliği de kışkırtılmış olacaktır.</p>
<p>Ayrıca Finlandiya’nın Rusya’yla sınır uzunluğu bin 340 km’dir.</p>
<p>Şayet bu iki Kuzey Avrupa devleti NATO’ya alınırsa, Ukrayna savaşının Finlandiya’dan İsveç’e kadar sıçrama ihtimalini hiç kimse yabana atmamalıdır.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı’nın başında Hitler’in Kuzey Avrupa’yı işgal stratejisini yeniden gözden geçirmek, tarihten doğru ve nesnel sonuçlar çıkarmak önümüzü görmek adına mühim bir ihtiyaçtır.</p>
<p>Finlandiya ile İsveç’in NATO’ya alınması demek Ukrayna savaşının uzaması, hatta coğrafi olarak genişlemesi demektir ve bize göre böylesi bir niyet insanlık suçudur, uluslararası norm ve değer piramidinin yıkımı anlamına gelecektir.</p>
<p><strong><em><u>İkinci olarak</u></em></strong><strong><em>, </em></strong>hem Finlandiya hem de özellikle İsveç’in Türkiye düşmanlarına nasıl kucak açtığı herkesin bildiği gerçekler arasındadır.</p>
<p>PKK’nın, FETÖ’nün, DHKP-C’nin barınağı, ikmal ve ihanet merkezi İsveç’tir.</p>
<p>Hiç kimse bize maval okumasın, hikaye anlatmasın.</p>
<p>Viking mantığı vandal mantığıdır.</p>
<p>Asırlar evvel bize sığınan İsveç Kralı’na müşfik kollarını açan aziz ecdadımıza vefasızlık yapanların, yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’i yakanların, bize laf yetiştirmeye ne yüzleri olacak ne de yürekleri yetecektir.</p>
<p>Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Gayri Resmi Toplantısı’nda Sayın Mevlüt Çavuşoğlu belge, bilgi ve fotoğraflarla terör örgütlerine verilen desteği muhataplarının yüzüne vurmuştur.</p>
<p><strong>Mehmetlerimize kurşun sıkan, vatandaşlarımıza zulmeden damgalı hainleri periyodik olarak ziyaret eden, sonra dönüp bu kez de malum bölücü teröristleri başkentlerinde ağırlayan ülke ya da ülkelerle bir güvenlik mimarisi altında, karşılıklı müttefiklik hukuku içinde bir araya gelmemiz nasıl mümkün olacaktır?</strong></p>
<p>Bir yanda elimizi sıkarlarken, diğer yanda sırtımıza hançer vurmalarına seyirci mi kalalım?</p>
<p>Terör örgütleriyle silah çatanların, katillere yardım ve yataklık edenlerin sözüne nasıl güvenelim? İttifaklarına hangi mantıkla itimat ve itibar edelim?</p>
<p>Finlandiya ile İsveç’in bekleme odasına alınması geldiğimiz bu aşamada akla yatkın en doğru seçenektir.</p>
<p><u>Merhum Vatan Şairimiz Akif’in dediği gibi;</u></p>
<p><strong><em>Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; </em></strong></p>
<p><strong><em>Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam. </em></strong></p>
<p><strong><em>Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle, </em></strong></p>
<p><strong><em>Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle! </em></strong></p>
<p><strong><em>Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? </em></strong></p>
<p><strong><em>Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!</em></strong></p>
<p><strong><em><u>Üçüncü olarak, </u></em></strong>Kuzey Avrupa’nın mezkur iki ülkesinin NATO’ya girmesiyle ilgili hazırlık süreci, bir bakıma tehditleri Batı Avrupa’dan süpürme ve uzaklaştırma sinsiliğinden başka bir şey değildir.</p>
<p>Bunu görüyoruz, bu sarih gerçeği fark ediyoruz.</p>
<p>Batı Avrupa’ya yüklenen ağırlık Kuzeye kaydırılacaktır.</p>
<p>Baltık Denizi ve mücavir bölgeleri askeri ve siyasi kutuplaşmalara havale edilecektir.</p>
<p>Bu itibarla, Milliyetçi Hareket Partisi Finlandiya ile İsveç’in NATO üyeliğini zamansız, yersiz, gereksiz olarak değerlendirmekte ve soğuk bakmaktadır.</p>
<p><strong>3-</strong> Türkiye’ye bazı NATO ülkeleri tarafından kısıtlama ve yaptırım uygulanmaktadır.</p>
<p>ABD’yle süren stratejik sorunlar çözüm kulvarına hala girememiştir.</p>
<p>F-16 savaş uçakları konusunda somut bir gelişme yoktur.</p>
<p>F-15 savaş uçaklarını ağzına alan yoktur.</p>
<p>Üstelik ABD, PKK/YPG’ye inatla, iştahla, isyan ettiren ilkellikle destek vermeyi sürdürmektedir.</p>
<p>ABD Dışişleri Bakanı’nın, <em>“fikir birliğine varacağımızdan eminim”</em> demekten önce terör örgütleriyle fikir ve emel birliğinden ne zaman vazgeçeceklerini itiraf etmesi tutarlı ve ilkeli bir açıklama olacaktır.</p>
<p>Biden yönetimi, geçtiğimiz hafta, ABD’lilerin terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye’de fiilen işgal ettiği bölgelere yatırım yapmalarının önünü açmıştır.</p>
<p>Yani Suriye’ye uygulanan yaptırımlar terör örgütünün bulunduğu alanlarda geçerli olmayacaktır.</p>
<p>Bu şu demektir: ABD, yani müttefikimiz, NATO’da beraber olduğu Türkiye’ye yaptırım uygularken, terör örgütlerini bundan muaf tutmuş, kollamış, pozitif ayrımcılık muamelesi yapmıştır.</p>
<p>Bu küstahlık bize reva mıdır? Bu kadir bilmezlik bize hak mıdır? Bu kifayetsizlik meşru mudur? Böylesi kasıtlı ve kindar tutuma hangi vatan evladı tamam diyebilecektir?</p>
<p>NATO’nun genişleme patikasına girebilmesi için Türkiye’nin tavrı belirleyicidir.</p>
<p>Çünkü NATO kararı, 30 üye ülkeden her birinin müşterek şekilde vereceği oyun sonucudur ki, tüm kararlar oy birliğiyle somutlaşmaktadır.</p>
<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi’nin kanaati bellidir: ABD’nin Batı’yı ve NATO ülkelerini konsolide etmek için fırsat gördüğü Ukrayna savaşı bitmeden, ateşkes ve barış rejimi temin ve tesis edilmeden NATO’ya yeni üye katılımı insanlığı yeni bir ateşe sürükleyecektir.</strong></p>
<p>Finlandiya ve İsveç’in muhtemel çok riskli NATO üyeliği, Avrupa’nın güvenlik haritasını kaotik ölçülerde güncellemekle kalmayacak, var olan dengeleri sarsarak Rusya’yı daha farklı ve kuvvet kullanımını provoke eden bir pozisyona taşıyacaktır.</p>
<p>Herkesi uyarıyorum, bunun sonu ve sonucu barış değil, topyekûn savaştır.</p>
<p>Türkiye barışın, huzurun, istikrarın, demokrasinin, insan hak ve hukukunun yanındadır, mazlumların da sonuna kadar davacısıdır.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Merhum Mithat Cemal Kuntay, Merhum Mehmet Akif’in çok yakın arkadaşıydı.</p>
<p>Bir gün Akif’e, Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı ima ve işaret ederek bu defa nasıl inandığını sorar.</p>
<p>Akif’in verdiği cevap etkileyicidir ve şu şekildedir:</p>
<p><strong><em><u>“Başımızdaki adamı kim görse inanırdı.”</u></em></strong></p>
<p>Yine bir keresinde söylediği şuydu: <strong><em><u>“Vallahi azizim, eğer Atatürk olmasaydı bu zafer kazanılamazdı.”</u></em></strong></p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk yalnızca duygusuyla değil, yalnızca heyecanıyla değil; aynı zamanda akıl, sabır, ihtiyat, strateji, iman, denge, sorumluluk ve milli değerlerle hareket etmiş, hedeflerine kilitlenmişti.</p>
<p>Zorluklar karşısında geri adım atan değil, üstüne üstüne giden, sonuç almak için direten, direnç gösteren azim ve irade sahibi bir kumandandı.</p>
<p>Zulme ve zulmete boyun eğen değil, bunlara karşı direnen ve kazanan, başka seçeneği aklının ucuna getirmemiş bir siyaset dehasıydı.</p>
<p>Mustafa Kemal, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’ni duyar duymaz, <em>“bütün felaketlere rağmen ben, Türk’ün sesini işittirebileceği kanaatindeyim. Bu yolda işe başladım.”</em> demişti.</p>
<p>13 Kasım 1918’de Adana treninden inip Haydarpaşa rıhtımına ayak basınca karşısındaki tablo içler acısıydı.</p>
<p>Düşman donanması bayraklarını açarak İstanbul’a girmişti.</p>
<p>Sahiller Levantenlerin sarhoş çığlıklarıyla, palikaryanın meydan okumasıyla çınlıyordu.</p>
<p>Bu kahredici manzara karşısında bile ürkmedi ve dedi ki; geldikleri gibi giderler.</p>
<p>Çok şükür, gün geldi aynen de dediği gibi oldu.</p>
<p>Tutsak alınmış Anadolu’yu milletiyle tek nefes olarak ve emsalsiz bir kurtuluş mücadelesiyle haçlı bakiyelerinden birer birer temizledi, bağımsızlığımızı kazandırdı.</p>
<p>Biliyordu ki, esir düşmüş insan yürüyen ıstıraptır.</p>
<p>Bunu kabullenmedi, istilayı reddetti, zillete rıza göstermedi.</p>
<p>Bu maksatla da 103 yıl önce Samsun’a çıktı, sönmeyecek meşaleyi tutuşturdu.</p>
<p>Anadolu’ya taşınan bağımsızlık ülküsü ve mücadele azmi önce Havza’da alevlendi, Amasya’da körüklendi, Erzurum’dan yayıldı ve Sivas’tan tüm vatan sathında yankı buldu.</p>
<p>Türk milleti, onun liderliğinde hürriyetini zincire vurmak isteyen zalim tutkulara karşı amansız ve acımasız bir savaş verdi.</p>
<p>Bu savaş haklıydı, haysiyetliydi ve meşruydu.</p>
<p>Bilinsin ki, 103 yıl önce, Türk milleti etnik topluluklar koleksiyonu olsun diye Samsun’a çıkılmadı.</p>
<p>103 yıl önce, etnik ve mezhepsel aidiyetler millet bilincinin önüne geçsin diye ilk adım atılmadı.</p>
<p><strong>Samsun’a Türk milletinin namus ve şerefini kurtarmak, kimseye muhtaç olmadan var olabilmesini sağlamak ve sağlama almak için ayak basıldı.</strong></p>
<p>Ne kadar övünsek azdır ve ne kadar gururlansak yetersizdir.</p>
<p>Önemle altını çizmek isterim ki;</p>
<p>Milli beka için gösterdiğimiz duruş ve kararlılığı siyaset icabı, zayıflık, acizlik zannederek göz ardı edenler, geçen yüzyılın başlarında milletimizi kurtaran ve devletimizi kuran kahramanları tıpkı dönemin işgalcileri gibi fark edememiş olanlardan başkası değildir.</p>
<p>Bu bakımdan Türkiye&#8217;nin milli birliği ve kardeşliğinin devamı için sergilediğimiz sorumlu ve sağduyulu tutumu, öngördüğümüz uyarıları hiç kimse bir zaaf belirtisi olarak görmemeli, sonu ağır olacak hesap hatasına düşmemelidir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi 19 Mayıs ilkeleriyle bezenen, kurucu ve kurtarıcı bir fikre dayanan, işgal ve ihanete asla prim vermeyen, vermeyecek olan muhteşem bir millet eseridir.</p>
<p>Biz damarlarımızda dolaşan kanın kudretinden şüphe duymayan bir duruşun neferleriyiz.</p>
<p>“Ne Mutlu Türküm Diyene” seslenişi bizim irade bayrağımızdır.</p>
<p>Türk tarihi övüncümüzün, milli ömrümüzün, daha büyük işler yapma azmimizin kaynağıdır.</p>
<p>Şehit ve gaziler var oluşumuzun manevi sırrı ve güvenceleridir.</p>
<p>19 Mayıs’tan intikam ve 29 Ekim’in rövanşını aramak için pusuya yatmış köksüz ve işbirlikçiler önce bizi aşmak, bizi yenmek, bizi etkisiz hale getirmek mecburiyetindedir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi Samsun’a çıkan fikirdir, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Büyük Taarruz’da düşmanı mahv-ı perişan eden, önüne kattığı gibi kaçtıkları yere kadar kovalayan kahramanlığın varisidir.</p>
<p>19 Mayıs; teslimiyet belgelerini yırtıp atan cesaretin timsalidir.</p>
<p>Aynı zamanda manda ve himaye çağrılarını düşmanla birlikte bozguna uğratan ilham ve istiklal sevdasının ta kendisidir.</p>
<p>19 Mayıs 1919 unutulmamış, unutulmayacak, unutturulmayacaktır.</p>
<p>Cenab-ı Allah’ın himayesi ve aziz milletimizin fedakârlıklarıyla Samsun’da başlayan tarihi yolculuk gün gelmiş başkent Ankara’da Cumhuriyet’le birlikte taçlanmıştır.</p>
<p>Ne var ki, geçen yıllar içinde Türk milletinin maruz kaldığı operasyonların ve hunhar saldırıların seyrinde bugüne kadar bir azalma, bir hafifleme, bir zayıflama olmamıştır.</p>
<p>Milli ve manevi değerlerimizi tahrip ve imha etmek için bu defa da maşa kullanmaya heveslenenler dün alamadıkları sonuçları bugün almayı denemişlerdir.</p>
<p>FETÖ maşadır, PKK/YPG maşadır.</p>
<p>Zillet ittifakı da maşalığa dünden gönüllüdür.</p>
<p>Hiçbir kötü ve aşağılık oyun başarıya ulaşamayacak, tehditler mesafe alamayacak ve bağımsızlık iradesi kırılamayacaktır.</p>
<p><strong>Elbette 19 Mayıs’ın; ‘Gençlik ve Spor Bayramı’ olarak kutlandığı dikkate alındığında, Türk gençliğine çok büyük görev ve sorumluluklar düşeceği de ortadadır.</strong></p>
<p>Gençlerimizin, dünün saygın hatıralarına mutlaka sahip çıkacağına, art niyetlilere ve bunlara çanak tutanlara fırsat vermeyeceğine yürekten inanıyorum.</p>
<p>Temennim, her bir gencimizin huzurlu, mutlu ve gelecek kaygısı taşımadan hayatlarını sürdürmeleri, geleceğe hazırlık yapmalarıdır.</p>
<p>Biz bunu sağlamak için varız, başarmaya da kararlıyız.</p>
<p>Rivayet odur ki, zamanın Venedik büyükelçisi itimatnamesini sunmak için Payitahta gelerek Yavuz Sultan Selim’in huzuruna çıkar.</p>
<p>Görüşmesi bittikten sonra ülkesine döner ve kiminle karşılaşmışsa cihan padişahının nasıl birisi olduğu sorusuna muhatap olur.</p>
<p>Venedik büyükelçisi bu soruları “Yavuz Sultan Selim’i göremediğini”, söyleyerek geçiştirir.</p>
<p>Bu defa da, huzura kabul edilmesine rağmen nasıl göremediği sorulur.</p>
<p>Söz konusu büyükelçi bu sorular karşısında şu kulaklara küpe olacak cevabı verir: <strong><em>“kılıcı öyle parlıyordu ki yüzüne bakamadım.”</em></strong></p>
<p><em><u>Bunu duyan Hünkarımız çevresine şunları söyler:</u></em></p>
<p><strong><em>“Osmanlı’nın kılıcı parladığı sürece düşmanların başı daima eğik kalır. Amma Allah korusun, bu kılıç bir kınına girer de paslanmaya başlarsa, işte o zaman bu kafalar yavaş yavaş dikilir ve bize bir gün yukardan bakar.”</em></strong></p>
<p>Türk gençliği aklıyla, ahlakıyla, inancıyla, zekâsıyla, zarafetiyle, edebiyle, erdemiyle, cesaretiyle parlayan kılıçtır, tutan kalemdir, okuyan kabiliyettir, seven kalptir, sevilen kalenderliktir.</p>
<p>Türk gençliği öz ufkumuz, göz nurumuz, gönül surumuzdur.</p>
<p>Türk gençliğine en büyük hediyemiz bağımsız ve güçlü bir ülke, kutlu bir millet varlığı, parlak bir gelecek, iş ve aş sorunlarının tamamen çözüldüğü huzurlu ve güvenli bir ortam bırakmak olacaktır.</p>
<p>Canları sağ olsun, kime oy verdikleriyle değil, onların gül yüzünü daha fazla nasıl güldüreceğimizin derdindeyiz.</p>
<p>Gençlerimiz geleceğe yazılmış ve henüz açılmamış mesajımızdır.</p>
<p>Hepsi var olsun, hepsi mutlu olsun, yolları ve bahtları da açık olsun.</p>
<p>Bu vesileyle büyük Türk milletinin ve değerli gençlerimizin iki gün sonra karşılayacağımız 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı şimdiden kutluyorum.</p>
<p>103 yıl önce başlayan istiklal mücadelesi neticesinde, bizlere vatan kazandıran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; Milli Mücadele kahramanlarına ve aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyor, muhterem anılarını hürmetle yâd ediyorum.</p>
<p>Konuşmamın sonunda hepinizi saygılarımla selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/05/17/mhp-lideri-gundemi-degerlendirdi-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri Önemli Mesajlar Verdi</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/04/19/7714/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/04/19/7714/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2022 09:19:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM grup konuşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7714</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada Ülke ve Dünya gündemini değerlendirdi. Konuşmasında, Dünya üzerinde yaşanan olumsuzlukları ve emperyalist ülkelerin bu olumsuzluklara bakış açısı ve yaklaşımlarını eleştiren Bahçeli; “Adaletsizliğin ve eşitsizliğin hüküm sürdüğü küresel siyaset ve ekonomik tablonun yegâne sorumlusu, yegâne suçlusu bize göre malumdur ve aç gözlülükleriyle mazlumların iliğini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada Ülke ve Dünya gündemini değerlendirdi.</strong></p>
<p>Konuşmasında, Dünya üzerinde yaşanan olumsuzlukları ve emperyalist ülkelerin bu olumsuzluklara bakış açısı ve yaklaşımlarını eleştiren Bahçeli; “Adaletsizliğin ve eşitsizliğin hüküm sürdüğü küresel siyaset ve ekonomik tablonun yegâne sorumlusu, yegâne suçlusu bize göre malumdur ve aç gözlülükleriyle mazlumların iliğini kemiğini kurutan emperyalist nobranlıktır.” Dedi.</p>
<p>Yaptığı konuşmada, ekonomik sorunlar, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Ülke içinde ve dışında yaşanan terör olayları, mülteci sorunu, Türk Devletinin yaşadığı sorunlar karşısında muhalefetin olumsuz tutumunu da Eleştiren MHP lideri,  23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı.</p>
<p>Bahçeli Konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>“Saygıdeğer Milletvekilleri, </strong><strong>Değerli Basın Mensupları,</strong></p>
<p>Bu haftaki Meclis Grup Toplantımızda mümtaz heyetinizle paylaşacağım değerlendirmelerime geçmeden evvel hepinizi muhabbetle selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum.</p>
<p><strong>Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından takip eden aziz vatandaşlarımızı, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan muhterem kardeşlerimizi de yürekten selamlıyor, şükranlarımı sunuyorum.</strong></p>
<p>Güney Sudan’da, 1993 yılının Mart ayında çekilen bir fotoğraf insanlık vicdanını utanç içinde titretmiş, bilahare pek çok tartışmalara yol açmıştı.</p>
<p>Açlıktan bir deri bir kemik kalmış bir kız çocuğu barındığı kampına doğru giderken takatsizlikten yere yığılıp kalmış, onu takip eden bir akbaba da hemen arkasından adeta ölüm anını beklemeye koyulmuştu.</p>
<p>Muhtemelen her insanın hayatında bir defada olsa gördüğü bu hazin ve trajik fotoğraf çekilirken Birleşmiş Milletler yardım heyeti yaklaşık bir kilometrelik mesafede bulunuyordu.</p>
<p>Fotoğrafı çeken şahıs bu ibret ve isyan ettiren sahneye müessir bir müdahalede bulunamamış, işini bitirdikten sonra olayın geçtiği muhitten ayrılmıştı.</p>
<p>Hakikaten bu fotoğraf karesi insanlığın tükendiği bir sınır noktasıydı.</p>
<p>Müteakip yıllarda ise söz konusu fotoğrafçı vicdan azabına ve artan tepkilere dayanamayarak intihar yolunu seçmişti.</p>
<p><strong>Güney Sudanlı mazlum kız çocuğuna ne oldu bilemiyoruz, ama bildiğimiz kesin bir şey varsa o da acımazlığın, muhtaçlığın, sefaletin, mağduriyetin ve çaresizliğin coğrafyaları zehirli sarmaşık gibi sardığıdır.</strong></p>
<p>Hayatı pamuk ipliğine bağlı o kızı gören bir Türk evladı olsaydı, akbabanın ya başını ezer ya da kovalar, sonra da bu çocuğu aldığı gibi yedirir, giydirir ve yardımseverliğini gösterirdi.</p>
<p>İç çatışmalar, terör saldırıları, etnik rekabetler, sömürge oyunları, sipariş kutuplaşmalar, sertlik dozajı yüksek hakimiyet ve hükümranlık mücadeleleri yüz milyonlarca insanın mahvına hizmet etmektedir.</p>
<p>Dünya genelinde elde edilen servet şanslı bir azınlığa sürekli akış halindedir.</p>
<p>Dünya nüfusunun beşte birinin kazancı küresel gelirin yalnızca yüzde ikisi seviyesindedir.</p>
<p>Buna karşılık en zengin yüzde 20’nin kazancı küresel gelirin yüzde 75’ine tekabül etmektedir.</p>
<p>Yapılan araştırmalara göre, tüm dünyanın kaynak tüketimi ABD’nin yarısı kadar olursa; bakır, kalay, gümüş, krom, çinko ve diğer birçok stratejik madenin 40 yıl içinde tükeneceği ileri sürülmektedir.</p>
<p>Sürekli büyümenin, sonlu bir gezegenin ekolojik limitlerine çarpmadan nasıl ve ne zamana kadar devam edebileceği ciddi bir şekilde sorgulanmaya başlanmıştır.</p>
<p>1972 yılında, Roma Kulübü’nün hazırlayıp yayımladığı <strong><em><u>“Ekonomik Büyümenin Sınırları”</u></em></strong> isimli rapor, Batı için değil, başta Türk ve İslam coğrafyaları olmak üzere azgelişmiş veya gelişmekte olan ülke ve coğrafyalara pranga vurulması için kaleme alınmıştı.</p>
<p>Böylelikle Müslüman nüfusun artışına ve sonucunda ortaya çıkacak stratejik güce bu sayede set çekileceği, baraj kurulacağı hesaplanmıştı.</p>
<p>Paris’li, Berlin’li, Londra’lı, Newyork’lu söz konusu oldu mu, ekonomik insanın doyum noktası yok bahanesiyle kuramsal ve kurgusal alt yapı imal eden küresel doymaz azınlık, sırayı Türk ve Müslüman aldı mı, <em><u>“bir şey ne kadar çok tüketilirse fazlasına o kadar az ihtiyaç duyulur</u></em>” tanımıyla bilinen <strong><em><u>Azalan Marjinal Fayda Teorisi’ni</u></em></strong> barikat olarak karşımıza dikmişlerdi.</p>
<p>Küresel ekonomik faaliyet, tarihin hiçbir döneminde bugünkü ölçekteki gibi artmadı, ne var ki yaygın ekonomik yıkımlar hiçbir zaman bugünkü gibi tehlikeli bir eşiğe de dayanmadı.</p>
<p>Batılı ülkeler yıllarca yüksek ekonomik büyümeyi muhafaza edebilmek için ağır ekolojik ve insani maliyetlere göz yumdular, hatta tahrik ve teşvik ettiler.</p>
<p>Ancak bu sürecin sonuna geldiklerinde kendi dışındaki ülkelere ekonomik kalkınma ve gelişme bazında kısıtlayıcı ve zorlayıcı dayatmalarda bulunmaktan da geri durmadılar.</p>
<p>Adaletsizliğin ve eşitsizliğin hüküm sürdüğü küresel siyaset ve ekonomik tablonun yegâne sorumlusu, yegane suçlusu bize göre malumdur ve aç gözlülükleriyle mazlumların iliğini kemiğini kurutan emperyalist nobranlıktır.</p>
<p>Halen yeryüzünde toplam insan nüfusunun yüzde 50’ye yakını gelir dağılımı eşitsizliğinin kapanmaz uçurum haline dönüştüğü ülkelerde mukimdir.</p>
<p>Dünyada dört kişiden birisi günde üç dolardan az parayla yaşamaya mahkûmdur.</p>
<p>Aynı şekilde on kişiden birisi temiz içme suyuna ulaşmaktan, oniki-onbeş yaşındaki her altı çocuktan birisi de okula gitmekten mahrumdur.</p>
<p>Salgın dönemi ve Ukrayna kriziyle birlikte bu sarsıcı verilerin daha da derinleşip yoğunluk kazandığı üzücü bir gerçek olarak karşımızdadır.</p>
<p><strong> Mübarek Ramazan ayının 18’inci gününde insanlığın yörüngesinde kıvrandığı perişanlığı, gelir ve servet dağılımındaki korkunç adaletsizlikleri, devamlı genişleyen hak kayıplarını, can çekişen insani değer ve birikimi duyarlı bir kalp eşliğinde ele almak iman sahibi herkesin müşterek hassasiyeti olmalıdır.</strong></p>
<p>Su bulamayan, ekmek alamayan, demokrasi ve hürriyetten mahrum insanların yürek burkan dramları hiç kimsenin yüzünü dönemeyeceği bir skandalın teşhiridir.</p>
<p>Empati yapmak omuzlarımıza belki ilave yükler getirebilir, ancak insan olmanın feraseti, özellikle Müslüman Türk olmanın fehameti gariplere, muhtaçlara, çaresiz ve ümitsizlik içinde çırpınanlara uzatılacak müşfik ellerde, çarpan kalplerde gizlidir.</p>
<p>Bizim vicdan medeniyetimiz, gönül memleketimiz hiç kimsenin deri rengine, etnik kökenine, dilinin kaynağına, millet ve milliyetinin farklılığına bakmamış, böylesi bir ayrımı da mesele yapmamıştır.</p>
<p>Ne kadar paylaşırsak o kadar tok oluruz.</p>
<p>Birbirimizle ilgili ne kadar kaygı duyarsak aynı oranda insan olmanın faziletine mazhar ve müstahak olabiliriz.</p>
<p>Küresel enflasyonun tırmanışı her ülkenin ortak sancısıdır.</p>
<p>Bu sorunun nasıl ve hangi damardan patlayarak ortaya çıktığı bellidir.</p>
<p><strong>Fiyat artışları, ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığındaki konjonktürel sıçrayışlar bugünkü dünya manzarasında tüm ülkeleri meşgul eden, salgın ve Ukrayna kriziyle daha da karmaşıklaşan bir vakadır.</strong></p>
<p>İnancımızın gücüyle, dayanışma ve yardımlaşmanın bereketiyle içine girilen dar geçitlerden çıkılacak, ferah ve selamet dolu günlere inşallah ulaşılacaktır.</p>
<p>İyimserliğimizi her zaman muhafaza ederek, ülkemize güvenerek enflasyon canavarının başının ezileceği günleri de çok yakında görmemiz mümkün olacaktır.</p>
<p>Bu canavarın arkasına saklanarak, dahası fiilen işbirliği yaparak Türkiye’yi taşa tutmaya, atılan her adımı sekteye uğratmaya çabalayan karanlık muhalefet anlayışının biliniz ki kaybetmesi ve kaynattığı dedikodu kazanında haşlanması mukadderdir.</p>
<p>Her şeyin bir vakti merhunu vardır.</p>
<p>Vaki olanda da hayır olacaktır.</p>
<p>Halden anlamayanın dilden anlamayacağını biliyoruz.</p>
<p>İman ışığı olmadan gözün görmeyeceğinin, gönlün hissetmeyeceğinin farkındayız.</p>
<p>Bu mübarek günlerde Rabbim’den niyazım kötülere fırsat vermemesidir.</p>
<p>Bir olacağız, birlikte harekete edeceğiz, inşallah sorunları inanç ve irade birliğiyle aşacağız.</p>
<p><strong>Her Ramazan’da olduğu gibi, bu Ramazan’da da İsrail güvenlik güçlerinin Filistinli kardeşlerimize reva gördüğü orantısız saldırıları, şiddet sahnelerini, Mescid-i Aksa’ya yönelik mütecaviz eylemlerini kınıyorum.</strong></p>
<p>Unutmayınız, kutlu ceddimiz Filistin’i 400 yıl boyuna tek top mermisi atmadan huzur ve güven içinde yönetmiştir.</p>
<p>Mescid-i Aksa’nın maneviyatına ve tarihi statüsüne zarar vermeye çalışmak kabul edilemez bir ilkelliktir, ateşle oynamaktır ve sadece bölgesel değil küresel bir felakete çağrıdır.</p>
<p>İsrail’i haksız ve hukuksuz saldırılarından vazgeçmeye davet ediyor, çıkan olaylarda hayatlarını kaybeden Filistinli masumlara Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize de şifalar diliyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Mültecilerin, göçmenlerin ve sığınmacıların trajedileri de bir diğer vahim konu başlığı olarak insanım diyen herkesin ortak meselesidir.</p>
<p>Ülkelerindeki savaş, açlık, hastalık ve istikrarsızlıktan dolayı yerinden yurdundan kopup <strong>Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçmeye çalışan binlerce göçmen medeni dünyanın gözü önünde boğularak balıklara yem olmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Sahillere vuran cansız bedenler, sınırlarına dayandığı ülkelerin kaba güç gösterisine maruz kalan biçare insanlar elbette hepimizin yürek sızısıdır.</strong></p>
<p>Bazı düşünürlere göre yaşadığımız çağ merhamet çağı olarak tarif ve tefrik edilmişse de, bize göre hakikat dikte ve servis edilenden, görünen gösterilmek istenenden çok farklıdır.</p>
<p>Dünyada bir yerden başka bir yere doğru hareket halinde olan, evinden barkından kopup başka coğrafyalarda gelecek arayan göçmen sayısı 300 milyona yaklaşmıştır.</p>
<p>Savaş, çatışma ve zulümden kaçan mülteci sayısı da yine dünya çapında 80 milyonu aşmıştır.</p>
<p>Nihayetinde beşeriyet çok ciddi bir sorunla yüz yüze kalmıştır.</p>
<p>Bu sorun ya eş güdüm halinde ve külfetin ortak paylaşımı yoluyla çözüme kavuşturulacak ya da gelecekte öngörülemeyen, önü alınamayan, ölümcül gelişmelere meydan açılacaktır.</p>
<p><strong>Milli bekamızın tarihsel sürekliliğini canlı tutmak, mazi kayıtlarını gelecek hedefleriyle eklemleştirip kültürel zenginliği titizlikle korumak başlıca görevimizdir.</strong></p>
<p>Bize göre Türkiye’nin bekası sınır aşan düzensiz göçlerin akıbetiyle ve kontrol dışı akınıyla yakından ve ters orantıyla bağlantılıdır.</p>
<p>Bu sorunun elbirliğiyle, istismarına çanak tutmadan, provokasyon ortamını beslemeden, ihtirastan uzak bir yaklaşımla, hepsinden önemlisi akılcı, adilane, insani, vicdani ve kalıcı stratejilerle köklü bir şekilde çözmek milli bir sorumluluk olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p>Türk milleti zorda kalanlara, darda olanlara, uzanacak el bekleyenlere, çare arayanlara, imdat çığlığı atanlara hiçbir zaman bigane kalmamış ve mesela Suriyeli sığınmacılara kapısını ve kucağını sonuna kadar açmıştır.</p>
<p>Bu tavır asil ve alicenap bir tavırdır.</p>
<p>Tarihi, kültürel ve inanç temelinde inkârı mümkün olmayan müştereklerimiz bulunan sığınmacıların, geçici koruma statüsüyle buyur edilip güvence altına alınması gayet doğal ve insani bir muameledir.</p>
<p><strong>Türk milleti her zaman mazlumların yanındadır.</strong></p>
<p><strong>Kaldı ki Türk milleti beklenen, istenen, sevilen, özlenen, yolu gözlenen, iyi gün değil kötü gün dostu olan muhteşem bir beşeri kudretin adıdır.</strong></p>
<p>Türk olmak, diğer bütün hasletlerinin ve haysiyetle pekişmiş muazzez değerlerinin yanında, düşene vurmak için tetikte bekleyen odaklara dik duruş demektir.</p>
<p>Türk demek, mazluma sığınak, garibe korunak, zalime hezimet, zulme mağlubiyet, Hakk’a teslimiyet, hakikate sadakat, halka riayet demektir.</p>
<p>Türk olmak haksızlığa direnen cesaret, aç ve açıkta olana sahip çıkacak hayatiyet demektir.</p>
<p>Türkiye gelişmişliği ve medeniliği ile övünen tüm ülkelere insani ve vicdani nitelikleriyle teçhiz edilmiş ibret ve insaf dersi vermiştir.</p>
<p>Ekmeğimizin azlığına çokluğuna bakılmadan soframız açılmıştır.</p>
<p>Biliniz ki, bir yıldız ne kadar büyükse, o kadar sıcak ve parlak olur.</p>
<p>Türk milleti medeniyetler ve milletler gökyüzünde sıcaklığıyla, parlaklığıyla şan almış, şöhret olmuş Süheyl Yıldızı’dır.</p>
<p>Kıskanan kıskansın, çekemeyen kendi işine baksın, biz vakarımıza yakışanı yaparız, tarihi mirasımız hangi istikameti gösteriyorsa oraya doğru yol alırız.</p>
<p>Ancak düzensiz göç ve sığınmaco sorununu, soğukkanlı ve sağduyulu şekilde kavramanın daha da ötesinde dün, bugün ve gelecek mizanında stratejik akılla ve milli çıkarlarımıza muvafık halde analiz etmek, tedbir geliştirmek mecburiyetindeyiz.</p>
<p>Biz demografik istikbalimizi, bununla içiçe geçmiş egemenlik ve istiklal haklarımızı düşünmek, dert etmek, ne yapabiliriz sorusuna köklü cevaplar bulmak zorundayız.</p>
<p>Anadolu coğrafyasının en az yüz yıl, hatta beş yüz yıl sonraki nüfus yapısının nasıl olacağını, bu kapsamda doğabilecek muhtemel risk ve tehditlerin nesnel boyutunu bütün yönleriyle hesaba katmak, muhasebesini yapmak, bihakkın sonuca varmak durumundayız.</p>
<p>Gecikemeyiz, geride kalamayız, atalete düşemeyiz, ağırdan alamayız.</p>
<p>Biz yalnızca bu döneme değil, geleceğin Türk asırlarına, Türk varlığına, Türk coğrafyasının her karışına, her köşesine karşı da maddi ve manevi sorumluluklar taşıyoruz.</p>
<p>Bizden sonraki nesillere kuşku duyacakları, zora girecekleri, kendi ülkelerinde garip olacakları, çok bilinmeyenli denklemlerle kilitlenmiş bir vatan coğrafyası, bir nüfus müktesebatı asla ve kat’a bırakamayız.</p>
<p><u>Sakarya Şiir’inde diyor ya büyük şairimiz Merhum Necip Fazıl Kısakürek:</u></p>
<p><strong><em>Nerede kardeşlerin cömert Nil yeşil Tuna</em></strong></p>
<p><strong><em>Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir,</em></strong></p>
<p><strong><em>Bulur mu deli rüzgar o sedayı Allah bir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bütün bunlar sendedir bu girift bilmeceler,</em></strong></p>
<p><strong><em>Sakarya kandillere katran döktü geceler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya,</em></strong></p>
<p><strong><em>Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya. </em></strong></p>
<p>Allah şahit ve Allah kerimdir, Türklük ne bugün ne de gelecekte öz yurdunda garip, öz vatanında parya olmayacaktır.</p>
<p>Aksine hizmet edenler fiilen işgale yeltenen, bunu aklından geçiren alçaklardır ki, biz bu alçakların oyununu vatan ve millet sevdasındaki yüksekliğimizle bozacağız, alayını birden hüsrana uğratacağız.</p>
<p>Biz düzensiz göç ve sığınmacı konusunu duygusallıktan arınarak gerçekçi bir temele oturtmakla, ortak bir iradeyle Türkiye’nin ve Türk milletinin gündeminden kademeli bir şekilde çıkarmakla mezunuz, mesulüz ve buna da muktediriz.</p>
<p>Son günlerde ülkemizde geçici koruma statüsüyle bulunan Suriyeli sığınmacıları bahane ederek toplumsal infialin ateşini tutuşturmak arayışında olan bazı görevli provokatörlerin, sosyal medyada taşeronluk yapan müfsitlerin devrede olduğu net olarak görülmektedir.</p>
<p>En küçük bir anlaşmazlığın, incir kabuğunu doldurmayacak ihtilafların büyütülmesi, toplumun geneline körüklenerek yayılması hedeflenmektedir.</p>
<p>Oyun sinsidir, tehlike kol gezmektedir.</p>
<p>Bu karmaşık ve riskli sürecin iç cephesi olduğu kadar, dış tazyik ve tertibinin de bulunduğu gün gibi ortadadır.</p>
<p><strong>Hepinizin ve herkesin bilhassa dikkatini çekiyorum, duygusallıkların tetiklediği cepheleşmelerin açtığı öfke ve nefret çukurları ve buna taammüden refakat edilmesi feci sonuçlara kapı aralayacaktır.</strong></p>
<p>Kötü niyet sahipleri bir kıvılcımın nerelere kadar yayılacağını ya bilerek ya da bilmeden sorumsuzca siyasi ve toplumsal eylem halindedir.</p>
<p>İstanbul Bağcılar’da, bir densizin, bir serserinin sokak ortasına sandalye koyarak oturması dahi kor halinde duran gerginliği anında tırmandırmış, günlerce ülke gündemini meşgul etmiştir.</p>
<p>Ankara Altındağ’da yaşananların toz bulutu bile henüz dağılmış değildir.</p>
<p>Öncelikle şunu söylemek isterim ki, Türkiye’de geçici koruma statüsüyle bulunuyorken asayişi ve toplumsal huzuru kim ya da kimler bozuyorsa derhal, gözünün yaşına bakılmadan sınır dışı edilmelidir.</p>
<p>Türkiye onun bunun elinde oyuncak olamayacaktır.</p>
<p>Türkiye’de hakim güç ve irade Türk milletidir.</p>
<p>Eşkıyalığa hiç kimse heves etmemelidir.</p>
<p>Huzur bozucu fiillerin failleri de yaptıklarının bedelini misliyle ödemelidir.</p>
<p>Memnuniyetle müşahede ediyoruz ki, bugüne kadar hükümet bu konuda tavizsiz bir duruş sergilemiş, tedbirleri zamanında ve yol kazasına mahal vermeden peyderpey almıştır.</p>
<p>Maksatlı ve marazi zihniyet sahipleri görmese de, itiraf etmese de yalın gerçek budur.</p>
<p>Altını çizerek söylemek isterim ki, Milliyetçi Hareket Partisi sınır aşan göçler konusunda en hazırlıklı partidir.</p>
<p>Bizi eleştiren, niye susuyorsunuz, neden sessiniz, niçin tepkisizsiniz diyen kim varsa ya cahil ya da gelişmeleri takip ve okuma özrü çeken zavallılardır.</p>
<p>Bizim açığımızı arayanlara diyorum ki, önce yama tutmayan yırtıklarınızı dikin, konuşacak yerde susmanın, susulacak yerde konuşmanın ancak ve ancak ahmaklara özgü bir hal olduğunu da asla hatırınızdan çıkarmayın.</p>
<p>Aralarında çok değerli akademisyenlerimizin ve fikir insanlarımızın bulunduğu <strong><em><u>“Sınır Aşan Göçler Komisyonu”</u></em></strong> partimizin AR-GE bünyesinde kurulmuş ve ortaya çıkan muazzez çalışma hem ilk haliyle hem de güncellenmiş şekliyle milletimizin ve siyasi muhataplarımızın bilgisine sunulmuştur.</p>
<p>Biz hamd olsun her şeye hazırız.</p>
<p>Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlar karşısında ne verilemeyecek bir cevabımız ne de eziklik duyacağımız bir acziyet ve geriliğimiz vardır.</p>
<p>Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş, geride kalanlar da çölde deve izi saymaya kadar işi götürmüşlerdir.</p>
<p>Bu müfteriler acınacak haldedir.</p>
<p>Bu müptezeller tükenmişlik sendromuna yakalanmışlar ve pişmiş aşa su karıştırayım derken istikametlerini şaşırmışlardır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin düzensiz göç konusunda ve geçici koruma statüsüyle Türkiye’de bulunanlara yönelik bakışı ve temin ettiği politikası açıktır.</p>
<p>Bir defa düzensiz göç adı konmamış bir istiladır.</p>
<p>Mutlak süratte önüne geçilmeli, yakalananlar derhal gönderilmelidir.</p>
<p>İkinci olarak ve esasen Suriyeli sığınmacıları sabahtan akşama ülkelerine göndermek hem doğru hem de mümkün değildir.</p>
<p>Uluslararası hukuktan doğan sorumluluklarımız vardır.</p>
<p>F<strong>akat Suriyeli sığınmacıların ülkelerinden ayrılış ve kopuşlarına neden olan ağır şartlar ortadan kalkar kalkmaz güvenli ve gönüllü bir şekilde geldikleri gibi uğurlamak da bizim asıl önerimiz, asıl önceliğimiz ve şaşmayacağımız hedefimizdir.</strong></p>
<p><strong>Misafirin ve misafirliğin süresi sınırlıdır.</strong></p>
<p>Türk milletinin mevcut nüfus dokusunun, toplumsal huzur ve güvenliğinin sağlam esaslara bağlanması vazgeçilmez amacımızdır.</p>
<p>Her insanın kendi yurdunda emniyetli ve esenlik içinde yaşamaya hakkı vardır.</p>
<p>Özellikle önümüzdeki bayram günlerinde ülkelerine gidebilen Suriyeli sığınmacıların tekrar geri dönmelerine de hiç gerek yoktur.</p>
<p>Suriye’de ateş söner sönmez herkes evine barkına Türkiye’nin güvencesi altında kavuşmalıdır.</p>
<p>Ülkemizin ekonomik büyümesine, sosyal gelişmesine ve milli bütünleşmesine destek veren, katkı sunanlar da başımızın üstündedir. Onlara diyecek bir şeyimiz yoktur.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaların dinmemesi, ateşkes ve barış arayışlarının bir türlü arzu edilen kıvama ulaşmaması bölgesel huzur ve güven iklimine zarar vermektedir.</p>
<p><strong>İki ülke arasında müzakeresi yapılan konu başlıkları üzerinde mutabakata varılamaması krizin derinleşerek devamını tetiklemektedir.</strong></p>
<p>Rus donanmasının göz bebeği olarak gösterilen bir savaş gemisinin batırılmasından sonra Rusya’nın Kiev’e yönelik füze saldırıları, liman kenti Mariupol’un kuşatma altında tutuluyor olması diplomasi ataklarını ve diyalog hamlelerini baltalamaktadır.</p>
<p>Türkiye sabırlı, ısrarlı ve iyi niyetli bir şekilde ateşkes ve barış ortamının yeşermesi için mücadelesini sürdürmektedir.</p>
<p>Bu ahlaki ve ilkeli tutum her türlü takdirin üstündedir.</p>
<p>Görülmektedir ki, Türkiye’nin tesiri olmadan iki ülke arasında ateşkes rejiminin tezahür etmesi imkânsız değilse de çok zordur.</p>
<p>Rol kapmak için kuyruğa giren ülkelerin ise iyi niyetli olmadıkları, bir yanda silahların susmasını gönülsüz şekilde isterlerken diğer yanda savaş bölgesine iştahla silah ve cephanelik sevk ettikleri bilinmektedir.</p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasındaki kanlı çekişmenin sona ermesine samimiyetle hizmet edemeyen, omurgalı duruş gösteremeyen, insanlık değerlerine tercüman olamayan, daha vahimi savaşın kızışmasına ve uzamasına zımnen destek veren her ülke dökülen kanlarda, alınan canlarda, yıkılan şehirlerde pay sahibidir.</p>
<p>Rusya geçtiğimiz hafta ABD’ye nota vermiş, Birleşik Krallık Başbakanı’nın da aralarında bulunduğu 13 isme yaptırım kararı almıştır.</p>
<p>Gerek ABD gerekse Birleşik Krallık barışın değil savaşın fanatik taraftar grubu olarak sivrilmiştir.</p>
<p><strong>İnsan haklarının, insan varlığının yok sayılması bunların umurunda değildir.</strong></p>
<p><strong>Şu garip ve tenakuzla pekişmiş duruma bakınız ki, ABD Dışişleri Bakanlığı 12 Nisan 2022 tarihinde hazırlanan 2021 yılı İnsan Hakları Raporu’nu yayımlamıştır.</strong></p>
<p>Buruşuk ve sararmış bir kağıt parçasından ibaret bu raporda Türkiye’ye tam 93 sayfa ayrılmıştır.</p>
<p>Zannederseniz ABD sütten çıkmış ak kaşık, insan hakları sevdalısıdır.</p>
<p>Mezkur raporda 15 Temmuz hain darbe girişiminden sözde FETÖ darbe girişimi olarak bahsedilmiş, FETÖ’cülerin bütün iftira ve yalanları referans olarak alınmıştır.</p>
<p>Bu bakış, küstah, kifayetsiz ve köhne bir bakıştır.</p>
<p>Bize göre ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yayımladığı 2021 yılı İnsan Hakları Raporu ayan beyan bir FETÖ komplosudur.</p>
<p>Raporun öntaslağı sanıyorum Pensilvanya’da hazırlanmıştır.</p>
<p>Çünkü temelsiz ifadeler, önyargılı eleştiriler, haksız iddialar, sapkın değerlendirmeler ancak ve ancak bir FETÖ’cü hainin kaleminden satırlara dökülecektir.</p>
<p>Raporda deniyor ki, <strong><em>“Türkiye, Fethullah Gülen ile 2016 darbe girişimi arasında bir bağ olduğunu iddia ediyor.”</em></strong></p>
<p>Ne iddiası, gerçekleri saptırmak kimin haddinedir? Musalla taşına sırtını vermiş bir dostluğa, böylesi bir müttefikliğe inanmak, itibar etmek nasıl mümkündür?</p>
<p><strong>ABD, kiraladığı canileri 15 Temmuz gecesi üzerimize salmadı mı?</strong></p>
<p><strong>FETÖ’yü Anadolu’nun işgali için görevlendirmedi mi?</strong></p>
<p><strong>Kime ne anlatıyorlar?</strong></p>
<p><strong>Bu masalı çocukların bile dinlemeyeceğini hala anlamıyorlar mı?</strong></p>
<p>15 Temmuz 2016’da emperyalizmin nam ve hesabına Türkiye ve Türk milletine silah çeken, bomba atan, 251 vatan evladının şehadetine neden olan hain ve haşhaşi örgüt FETÖ’dür.</p>
<p>FETÖ, Türk ve Türkiye düşmanlarının can beraberi, kan beraberi, terörist yandaşıdır.</p>
<p>ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yayımladığı 2021 yılı İnsan Hakları Raporu bizim nezdimizde yok hükmündedir, yırtılıp atılacak kağıt parçasıdır.</p>
<p>Bu raporu kınıyor, müelliflerine şahsen, gıyaben ve milletim adına iade ediyorum.</p>
<p>Türkiye’nin terörle mücadelesini görmeyen, görmek istemeyen, bilakis terör örgütleriyle aynı kanlı ve hain devriyeye çıkan ülkenin adı Amerika Birleşik Devletleri’dir.</p>
<p>Biden’ın geçen hafta pervasızca ve şuur kaybıyla boşluğa uzattığı el teröristler tarafından uzaktan da olsa hem tutulmuş hem de öpülmüştür.</p>
<p>Tavsiyemiz ABD’nin kendi geçmişine, kabarık suç siciline odaklanmasıdır.</p>
<p>Türkiye terörün belini kıracak, teröristleri de doğduklarına pişman edecektir.</p>
<p>Buna itiraz edenler, düşmana yardım ve yataklık yapanlar bizim dostumuz da, ittifak ortağımız da ahlaki ve manevi planda olamaz, olmaya fıtratları elvermez.</p>
<p>Diyarbakır’da Abluka 1 operasyonu icra edilmiş, 13 terörist etkisiz hale getirilmiştir.</p>
<p>17 Nisan 2022 tarihinde Irak’ın kuzeyindeki terör yuvalarını imha etmek için başlatılan Pençe-Kilit Harekatı milletimizi heyecanlandırmıştır.</p>
<p>Bilinsin ki, bu harekatı yürekten destekliyoruz.</p>
<p>Metina, Zap ve Avaşin-Basyan bölgelerinde önceden belirlenmiş terörist hedefler havadan ateş altına alınmış ve başarıyla vurulmuştur.</p>
<p>Türk milletinin kuvvetli pençesi hainlerin kafasını koparacaktır.</p>
<p>Bordo berelilerimiz, komandolarımız hamd olsun karadan teröristlerin inlerine kadar girmişlerdir.</p>
<p>Komuta heyetimizi tebrik ediyor, kahraman Mehmetlerimizin gözlerinden öpüyor, dua ve desteğimizle yanlarında olduğumuzu bu vesileyle ifade ediyorum.</p>
<p>Türkiye terör örgütlerine göz açtırmayacaktır.</p>
<p>Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, kime sığınırlarsa sığınsınlar, Türk’ün adalet ve celadeti eninde sonunda o hainleri bulacak ve cezalandıracaktır.</p>
<p><strong>PKK/KCK terör örgütü adına ekonomik ve mali yapılanma içinde olan, teröristlere para aktaran ve değer ailesi ismi altında toplanan terörist yakınlarının sözde maaşa bağlanmasına hizmet eden 91 kişi hakkında 12 Nisan 2022 tarihinde başlayan hukuki süreç ve gözaltına alınmalarına dönük adli tasarruf çok yerinde ve sevindirici bir gelişmedir.</strong></p>
<p>Terör ile güvenlik arasında üçüncü bir seçenek yoktur.</p>
<p>Terörün kökü kazınacaktır.</p>
<p>Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümü olan 2023 yılında Türkiye bu melanetten, bu rezaletten, bu cinayet döngüsünden Allah’ın izniyle kurtulacaktır.</p>
<p>Bunun başka alternatifi, başka bir çaresi yoktur.</p>
<p>Günü geldiğinde ABD’nin gözetim ve denetiminde bulunan Gülen haini de ölmeden Türk mahkemeleri önüne yaka paça çıkarılacak, hafızalardan asla silinmeyen ihanetinin hesabını birer birer verecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Teröre vurulan her darbe zillet ittifakını çılgına çevirmektedir.</p>
<p>Her operasyon zillet cephesinin yüzünü düşürmektedir.</p>
<p>İttifak içinde ittifak kazısı yapan, günaşırı Cumhurbaşkanı adayının kimliği üzerinden tezvirat perdesi açan çürük çarık partilerin yeni seçim yasasıyla birlikte kimyaları da bozulmuştur.</p>
<p>Alayı korku ve telaşa kapılmıştır.</p>
<p>İnce hesaplar yapılmaya başlanmıştır.</p>
<p>İttifak içinde yeni bir ittifak kurulmasına yönelik tercih ve telkinler polemikleri tırmandırmış, zillet partilerinin manevra alanını daraltmıştır.</p>
<p>Bunların birbirine güvenleri yoktur.</p>
<p>Bunların samimiyetleri yoktur.</p>
<p>Bunların Türkiye’nin istikbaline, uluslararası gelişmelerin seyrine milli bir yorum getirme, yeni ve parlak bir öneri paylaşma iradeleri hiç yoktur.</p>
<p>Çünkü bildikleri bir şey yoktur, araştırmaya ve öğrenmeye merakları yoktur, millete mensubiyet ve sevgileri yoktur, siyasetleri ve zihniyetleri de mefluçtur.</p>
<p>Daha düne kadar bir ittifak çatısı altında seçilmeyi garantileyip milletvekili dağılımından istifadeyi planlayan küsurat partileri ne yapacaklarını şaşırmış vaziyettedir.</p>
<p>Bunlar doluya koysalar almıyor, boşa koysalar dolmuyor, evdeki hesapları da çarşıya uymuyor.</p>
<p><strong>HDP’nin bir eşbaşkanı tarafından yapılan itiraf yedi partinin birlikte hareketini, emel ve hedef birlikteliğini netleştirmiştir.</strong></p>
<p><strong>PKK zillet ittifakının demiridir.</strong></p>
<p><strong>FETÖ zillet ittifakının çimentosudur.</strong></p>
<p><strong>İç ve dış işgal cephesi zillet ittifakının kemer taşıdır.</strong></p>
<p>6+1 formatında kurulan, 24 Nisan’da yeni bir toplantıya sahne olacak şaibeli masa çatlamıştır, çıkar kavgaları, koltuk ve liste savaşları şimdiden zillet partilerini rehin almıştır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu da, farklı senaryoları içeren 8 seçenekli bir ittifak çalışması yaptırdığını açıklamış.</p>
<p>Değil 8 seçenek, 18’de olsa, 28’de olsa, bunlar toplanıp fal da açsalar, altın günleri de yapsalar, medyumlara müracaat edip hal çaresi de arasalar nafiledir, çuvallamaları, duvara toslayıp dağılmaları kaçınılmaz bir siyaset gerçeği olacaktır.</p>
<p>İki farklı noktayı bir doğru birleştirir, zillet partilerini de menfaate dayalı çarpık beklentiler buluşturur.</p>
<p>Zillet ittifakı köşeye sıkıştı, her birisi kendi derdine düştü.</p>
<p>Aslına bakarsınız, karşımızda efradını cami ağyarını mani bir ittifak da yoktur.</p>
<p>Gerçekten de yedi partinin yalnızca güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş için bir araya geldikleri, mevsimlik siyaset yaptıkları anlaşılmaktadır.</p>
<p>Cumhur İttifakı’nın farkı da buradadır.</p>
<p>Bizim ittifakımız çıkara veya pazarlığa dayalı bir ittifak değil, vatan ve millet sevgisiyle mücehhez sağlam ve sarsılmaz bir ittifak başarısıdır.</p>
<p>Bu ittifak Türk milletinin ittifakıdır.</p>
<p>Bu ittifak tarihin, kültürün, yaşanmış ve yaşanacak Türk asırlarının ittifakıdır.</p>
<p>Biz de yalan yoktur, yanlış yoktur, riya yoktur, hesap yoktur, pusu yoktur, kuyu kazma yoktur, tuzak yoktur, dümencilik hiç yoktur.</p>
<p>Biz göründüğümüz gibiyiz, olduğumuz gibi de görünmesini biliriz.</p>
<p>Siyaseti mertçe ve adam gibi yaparız.</p>
<p>Milletimiz ne diyorsa ona kulak veririz.</p>
<p>Zillet değiliz, Türk milletinin ta kendisiyiz.</p>
<p>Hedeflerimiz belli, geldiğimiz yer belli, ulaşacağımız ufuk bellidir.</p>
<p>Mayamız belli, sütümüz lekesiz, hamurumuz katıksızdır.</p>
<p>Cumhur İttifakı Türkiye’nin zırhı, demokrasinin ziynetidir.</p>
<p>Zillet ittifakı henüz adayını bile bulamamıştır.</p>
<p>Bitmiş ve unutulmuş bir savaşın sanki kayıp askerleri gibi ne yaptıkları belirsiz, ne yapacakları bilinmezdir.</p>
<p>Zillet ittifakı bulmaca içinde bulmacadır.</p>
<p>Bu ittifakın medyaya yuvalanmış ayakları da gün aşırı muhtemel adaylar hakkında spekülasyon yapmaktadır.</p>
<p>Bütün televizyon ve gazetelerde toplasanız bir adam etmeyecek ne kadar yorumcu varsa aday o mu olsun, bu mu olsun tartışmalarıyla milletimizi oyalamakta, sistematik algı kampanyasını diri tutmaktadır.</p>
<p><strong>Zillet ittifakına sesleniyorum, kimin çıkarırsanız çıkarın, ister İnan Kıraç’ı, ister terörist Demirtaş’ı, isterse de Osman Kavala’yı aday olarak gösterin, mahut ve mutlak son değişmeyecek, Türkiye’nin yükseliş ümitlerini, tarihi yürüyüşünü kesemeyeceksiniz.</strong></p>
<p>Milli Mücadele 29 Ekim 1923’de nasıl taçlanmışsa, 2023’de de bir kez daha taç takıp tahta çıkacak, Anzavur beslemeleri, Kuvayı İnzibatiye yedekleri, Damat Ferit havariler, Şark Meselesi holiganları, müstevli hayranları, manda ve himaye heveslileri, Allah’ın inayeti, Türk milletinin iradesiyle kesif bir yenilgiyle tanışacaklar ve siyasi tarihin bodrum katına atılacaklardır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Muazzam ahlakı, muhteşem aklı, müstesna şuur ve ruhuyla Söğüt’ten volkan ağzı gibi fışkıran Türk yükselişi, asırlar içinde pek çok nedenden mülhem inişe geçmiş; Balkanlar, Ortadoğu, Afrika, Kafkasya ve Yemen sahillerini vuran dev dalgalar maalesef geriye çekilmişti.</p>
<p>Çetin ve yıpratıcı mücadele yılları birbirini takip ederken topraklarımız ve insan varlığımız zaman içinde erimişti.</p>
<p>Kök sağlam kalsa da iftihar ettiğimiz ulu çınar asırlar içinde yavaş yavaş kurumuş, bir başka baharda açmak üzere yaprak dökmüştü.</p>
<p>Vatanımız düşman postalları altında inlerken, milletimiz uzun savaş yılları nedeniyle yorgun ve bitap düşmüştü.</p>
<p>Büyük Millet Meclisi işte böylesi ağır ve kasvetli şartlarda tecelli ederek 23 Nisan 1920 Cuma günü dualarla açılmıştı.</p>
<p>Merhum Yunus Nadi’nin <strong><em><u>“Ankara’nın İlk Günleri”</u></em></strong> isimli eserinde Mustafa Kemal Paşa’nın şu sözleri yer almıştır.</p>
<p><strong><em>“Bir devre yetiştik ki onda her şey meşru olmalıdır. Millet işlerinde meşruiyet ancak milli kararlara istinat etmekle, milletin temayülat-ı umumiyesine tercüman olmakla hasıldır. Evvela Meclis, sonra ordu. Orduyu yapacak olan millet ve ona niyabeten Meclis’tir.”</em></strong></p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin tecelligahı olmasının yanı sıra, ordular kurup ordular yönetmiş, emsalsiz bir mücadeleyi yürütmüş, aynı zamanda bir devlet kurmuş, bu yönüyle dünya da bir ilki başarmıştır.</p>
<p>23 Nisan 1920 tarihine anlam ve özel değer katan bir başka husus da şudur:</p>
<p>Bu tarihi gün, Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyet havzalarını birer birer kaybederek, Türklüğün yaşama alanının Anadolu&#8217;ya sıkıştığı, ıztırapla dolu bir tablo içinde, milletimizin o dönemdeki en son ve en etkili hamlesinin de adıdır.</p>
<p>Türk milleti için, artık dönülecek toprak parçasının, izlenecek göç yolunun, kaptırılacak vatan köşesinin kalmadığının nihai kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıdır.</p>
<p>Ankara&#8217;nın Ulus Meydanı’ndaki tek katlı taş binadan ortaya çıkan sonuç,</p>
<p>Yaklaşık iki asrı aşan elem ve çile dolu geri çekilmenin artık son bulacağının,</p>
<p>Bugünkü coğrafyamız üzerinde sonsuza kadar yaşamaya devam edeceğimizin,</p>
<p>Vereceğimiz tavizin nihai sınırları olarak kalpgâhımız olan Anadolu&#8217;yu sonuna kadar koruyacağımızın,</p>
<p>Akıl, hesap, irade, iman ve süngü ile birleşen bir mücadele ile Türklüğün makûs talihini döndüreceğimizin <u>bütün insanlığa tebliğ ve mesajıdır.</u></p>
<p>Bu itibarla, Meclisimizin açılışı, milletler mücadelesinin acımasızca sürdüğü <u>bir dönemde;</u></p>
<p>Milletimizin tam bir mutabakatla, milli kimlikte ve milli hedefte buluşmasının,</p>
<p>Yıllardır süren kayıpların çöküntüsünü atarak güç ve moral toplamasının,</p>
<p>Silahla verilen bir mücadelede bile toplumsal mutabakatlarla sağlanan milli meşruiyetin ve demokratik onurun <u>nirengi ve dönüm noktasıdır.</u></p>
<p>TBMM, izzeti nefsi ve haysiyeti ile oynanmayı reddeden Türk milletinin topyekûn ayağa kalktığı bir diriliş abidesidir. Ne kadar övünsek azdır.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin yükselişi de, tıpkı 23 Nisan 1920‘de tecelli eden şuurda anlamını bulduğu gibi; sorunlara yalnızca başkent Ankara&#8217;dan bakan, ayrışmayı değil birleşmeyi, dağılmayı değil buluşmayı, parçalanmayı değil kucaklaşmayı, farklılaşmayı değil bütünleşmeyi hedefleyen kolektif anlayışla mümkün olabilecektir.</strong></p>
<p>23 Nisan 1920&#8217;nin aziz hatıralarını aramak ve anlamak için çok uzaklara gitmeye gerek yoktur.</p>
<p>İsli gaz lambalarının altında kaleme alınan kararlarda,</p>
<p>Ardı arkası gelmeyen sararmış telgraflarda,</p>
<p>Heyecanla buluşulan kongre salonlarında,</p>
<p>Asker götüren katarların loş vagonlarında,</p>
<p>Mermi taşıyan kağnıların gıcırdıyan teknelerinde,</p>
<p>Uykusuz gecelerle geçen Meclis sıralarında ve nihayet, şehadetlerle dolu vatan topraklarında, onu anlamak ve tanımak isteyenler için kutlu anıları ve belgeleri canlılığını hala korumaktadır.</p>
<p><strong>MHP</strong></p>
<p>Sevgili çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da tebrik ediyor bütün yavrularımızın gözlerinden öpüyor, konuşmamı noktalarken sizleri de saygıyla selamlıyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/04/19/7714/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri Önemli Mesajlar verdi</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/03/04/mhp-lideri-onemli-mesajlar-verdi-3/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/03/04/mhp-lideri-onemli-mesajlar-verdi-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Mar 2022 16:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7662</guid>

					<description><![CDATA[ Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3 Mart 2022 Perşembe günü TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada ülke gündemindeki iç ve dış konular hakkında önemli açıklamalar yaptı. Rusya&#8217;nın Ukrayna’ya yaptığı saldırı sonrası yaşanan gelişmeleri ve Millet ittifakını oluşturan partilerin yayınladığı mutabakat metnine de değerlendiren Bahçeli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Saygıdeğer Milletvekili Arkadaşlarım, Medyamızın Değerli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>  Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3 Mart 2022 Perşembe günü TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada ülke gündemindeki iç ve dış konular hakkında önemli açıklamalar yaptı.</strong></p>
<p>Rusya&#8217;nın Ukrayna’ya yaptığı saldırı sonrası yaşanan gelişmeleri ve Millet ittifakını oluşturan partilerin yayınladığı mutabakat metnine de değerlendiren Bahçeli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>“Saygıdeğer Milletvekili Arkadaşlarım, </strong><strong>Medyamızın Değerli Temsilcileri,</strong></p>
<p>Bu haftaki Meclis Grup Toplantımız münasebetiyle sizlerle paylaşacağım düşüncelerime geçmeden evvel hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranları, sosyal medya platformları, radyo kanalları vasıtasıyla toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyor, şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p>Beşeriyetin, her zamankinden daha fazla huzura, sükûna, sakinliğe, dayanışmaya ve uzlaşmaya ihtiyacı olduğu bir tarih döneminden geçtiğini düşünüyorum.</p>
<p>Çatışma dinamiklerinin yaygınlık kazanması, cepheleşme eğilimlerinin genişlemiş olması, hakimiyet ve hegemonya mücadelelerinin yaygınlaşarak bir üst faza, ileri bir aşamaya, tehlikeli bir evreye sıçrama emaresi taşıması bu düşüncemin temelini teşkil etmektedir.</p>
<p>Şayet bugünün güven arayışları, bugünkü güvenlik çabaları geleceğin dünyasına hizmet etmiyorsa ahlaken ve manen yok hükmündedir.</p>
<p>Tarih, geçmişe dönerek anlatılır, geleceğe bakarak anlaşılır.</p>
<p>Haklının güçsüz, güçlünün haklı görüldüğü; hukukun hükümranlığı yerine hükümranlığın hukuk olduğu bir dünya düzeni adaletli ve hakkaniyetli olmadığı gibi, insani ve vicdani hiçbir değerle de bağdaşmayacaktır.</p>
<p>Maalesef genel geçer dünya düzeni milyonlarca insanın ölümüne yol açan küresel bir savaşın ardından galip ve muktedir devletlerin eliyle ve onların lehine inşa edilmiş, hâkimiyet ve nüfuz alanları kalın hatlarla çizilmiştir.</p>
<p>Bu nedenle barış ve istikrara duyulan haklı talepler her seferinde kesintiye uğramış, husumetin yalçın kayalıklarına çarpıp dağılmıştır.</p>
<p>Medeniyet ve milletler arasındaki fay hatları, yıllar içinde biriken gerilim düzeyi yüksek enerjiyi bazen sudan sebeplerle, bazen suizan vesilelerle, bazen de daha fazlasını elde etme hırsıyla çatlamıştır.</p>
<p>Bu çatlamayla tetiklenen şiddetli deprem etkisi zincirleme felaketleri beraberinde getirmiş, sonuçta insanlığın umutlarını birer birer devirmiştir.</p>
<p>24 Şubat 2022 Perşembe günü, sabahın erken saatlerinde Rusya Federasyonu komşu ülkesi Ukrayna’ya karşı haksız ve hukuksuz, hiçbir şekilde tasvip edilemeyecek bir işgal hareketi başlatmıştır.</p>
<p>Bu askeri operasyon uluslararası hukuka, Ukrayna’nın egemen toprak bütünlüğüne, bağımsız siyasi varlığına ve Minsk sürecine bütünüyle terstir.</p>
<p>45 yıl boyunca Avrupa’yı bölen Demir Perde, Soğuk Savaş’ın nasıl ki simgesiyse, Ukrayna’nın işgali de Soğuk Savaş sonrasının en ciddi krizlerinden birisi olarak sivrilmiş, alarm veren küresel cepheleşmeyi sertleştirmiştir.</p>
<p>Rusya aynı şekilde, Ukrayna’nın sınırlarını güvence altına alan, üstelik taraf olarak imza koyduğu anlaşmaları da Kırım’ın ilhakında olduğu gibi aleni olarak çiğnemiştir.</p>
<p>5 Aralık 1994 Budapeşte Memorandumu ile Ukrayna’ya karşı güç kullanmayacağının garantisini veren, sınırlarına ve egemenliğine saygı duyacağını taahhüt eden Rusya sözünde durmamış, 2014’den itibaren işgal planlarını aşama aşama tatbik etmiştir.</p>
<p>Nitekim Putin’in mütecaviz tutumu devletlerarası ilişkilerde geçerli kuralların A’dan Z’ye ihlali ve hiçe sayılmasından başka bir manaya gelmemiş, gelmeyecektir.</p>
<p>Birleşmiş Milletler üyesi bir devletin toprakları, sınır güvenliği, insan varlığı, siyasi birliği ve egemenlik hakları çok tehlikeli şekilde saldırıya uğramıştır.</p>
<p>Sekizinci güne giren bu saldırı bütün vahametiyle sürmektedir.</p>
<p>Ne var ki, aynı Birleşmiş Milletler yasa dışı ve gayri meşru askeri harekât karşısında cılız ve zayıf kınama mesajlarından başka hiçbir şey yapamamış, suya sabuna dokunan hiçbir irade gösterememiştir.</p>
<p>Tarih nehrinde kan akarken, dünya utanç verici bir seyre dalmış, ekonomik ve finansal mahreçli yaptırım kararlarıyla oyalanmıştır.</p>
<p>Söz konusu yaptırımların fırlatılan balistik füzelerle nasıl boy ölçüşebileceğini, ağır silahlarla mukayese edildiğinde nasıl bir etki uyandıracağını nedense hiç kimse ağzına alma gereği şu ana kadar duymamıştır.</p>
<p>1 Ağustos 1975 Helsinki Zirvesiyle kurulan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı bize göre işlevini ve iddiasını yitirmiş, ilkesel bazda inandırıcılığını da kaybetmiştir.</p>
<p>Ukrayna’nın işgaliyle, devletlerarası ilişkilerde makuliyet ve meşruiyet dışı yeni bir sayfa açıldığı, gelişigüzel tarih yorumu üzerinden bir ülkenin varlığının yargılandığı ve işgalin arka dekorunun hazırlandığı anlaşılmıştır.</p>
<p>Putin’in tarihe yalancı şahitlik yaptırarak kanlı işgali haklı çıkarmaya kalkışması mahsurlu bir mantık, çelişki içinde bocaladığının marazi ve trajik bir örneğidir.</p>
<p>Yine Putin’in 19’uncu yüzyıl jeopolitiğini diriltme gayesi çok tehlikeli bir Rus ruleti oynama girişiminden başka bir manaya gelmeyecektir.</p>
<p>Ayrılıkçı Donbas’ın tarihsel olarak Rusya’nın parçası olduğunu söylemesinin yanı sıra, Ukrayna kıyılarını Osmanlı’ya karşı koruduklarını iddia etmesi de yanlıştır, kafa karışıklığının yoğunlaşmasıdır.</p>
<p>Hatırlatırım ki, daha düne kadar Karadeniz adete bir Türk gölüydü.</p>
<p>Karadeniz’in kuzeyi bir zamanlar Türk yurduydu, Kavimler Göçü diye bilinen ve atalarımızın üstüne basarak Batı’ya geçtikleri topraklardaki hatıralarımız Türklüğün vicdanında hala kor gibi yanmaktadır.</p>
<p>Şayet tarihin şahitliğine müracaat edersek bırakınız Putin’i, Türk milletinin karşısında konuşmaya, ahkâm kesmeye, tarih hatırlatmasına hiç kimsenin, hiçbir devletin ne yüzü ne de cüreti yetecektir.</p>
<p>Tarih dile gelirse, tarihi gerçekler şakır şakır konuşmaya bir kez başlarsa, Türk milletinin okunan fermanını duymayan da, dinlemeyen de, hatta dize gelmeyen de kalmayacaktır.</p>
<p>Etnik ve kültürel yakınlıktan bir ülkenin işgal bahanesi çıkartılıyorsa o zaman üç kıta bizi söyleyecek, üç kıta bizi anlatacak ve coğrafyalar durmaksızın bizi çağıracaktır.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Donbas’ı Ukrayna’dan koparma hamlesi bölücülüktür.</p>
<p>Bu bölgenin sözde bağımsızlığının ve egemenliğinin Rusya Parlamentosu tarafından tasdiki evrensel hukuk kurallarını infaz etmektir.</p>
<p>Putin’in Donetsk ve Luhansk’ı tanınma kararının ardından sözde barışı sağlamak üzere ayrılıkçı bölgeye asker sevk ettiği malumlarınızdır.</p>
<p>Söz konusu askeri işgalin <u>iki amacı olduğu anlaşılmaktadır:</u></p>
<p>İlki, NATO desteği olan Ukrayna’nın Rusya’yı tehdit eder halden çıkartılması, ikincisi de Ukrayna’daki Rus nüfusun güvenliğinin sağlanmasıdır.</p>
<p>Rusya, Ukrayna’nın NATO’ya alınmaması hususunda yazılı güvence talep etmiş, fakat bu güvenceyi alamamıştır.</p>
<p>Ukrayna krizinin bir ucunda Rusya zorbalığı varken, diğer ucunda NATO ve Batılı ülkelerin tahrik ve provokasyonlarının yer aldığı açıkça meydandadır.</p>
<p>Esasen Ukrayna arada kalmış, güç blokları çemberine sıkışmış, deyim yerindeyse filler tepişirken çimenler ezilmiştir.</p>
<p>Ateşlenen füzelerin yıkım sahneleri, Putin’in nükleer silah tehditleri, tankların palet gürültüleri, askeri konvoyların sürekli gösterimi, masumların feryat figan sesleri, meskun mahal çatışmaları, yollara dökülen suçsuz günahsız insanların dramı, dünyanın çaresizlik içinde kıvranışı, tuzu kuruların beyanat üstüne beyanat vermeleri aslında güç konsolidesini hedefleyen ülkelerin vahşi hesaplaşma özetidir.</p>
<p>Dün kanlı gündemin üst sıralarında Bosna vardı, Bağdat vardı, kabil vardı, Kosova vardı, Sana vardı, Şam vardı, bugün emperyalizmin vizyonuna Kiev girmiştir.</p>
<p>Putin’in, NATO’nun doğuya genişleme stratejisinden duyduğu rahatsızlık sır değildir.</p>
<p>Bu kapsamda muhataplarıyla ters düşmesinden dolayı Ukrayna işgaline mecbur kaldıklarını söylemesi de henüz çok yenidir.</p>
<p>1962’de Küba füze krizinde dönemin ABD Başkanı, dönemin Sovyetler Birliği Başkanı’na güvence vermesiyle dünyanın büyük bir savaşın eşiğinden döndüğü insanlığın ortak hafızasında kayıtlıdır.</p>
<p>2008 yılında gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nde Ukrayna’nın üye yapılmasına ilişkin alınan kararın sürüncemede bırakılması, kutuplaşmayı ve Kafkaslardaki gerilimi tırmandırmaktan başka bir işe yaramadığı bugün daha da gün yüzüne çıkmış durumdadır.</p>
<p>Ukrayna madem NATO üyesi yapılmayacaktı, bunca yıldır ABD tarafından neden boş vaatlerle avutulmuş, hangi gayelerle demirin tavında dövülmesi geciktirilmiştir?</p>
<p>Bu kapsamda, Ukrayna’yı ateş çukuruna çeken, savaş ortamına hapseden bir yanda Rusya iken diğer yanda batılı ülkeler değil midir?</p>
<p>Gürcistan’ın NATO’ya girdi giriyor dedikleri bir süreçte, Abhazya ile Güney Osetya’yı Rusya’ya kaptırmak, perde gerisinde kızışan bir pazarlığın mı yoksa bir akılsızlığın veya bir strateji zafiyetinin eseri mi olduğu hala tartışmaya açık bir muammadır.</p>
<p>ABD ile AB ülkeleri, küresel sahnenin ön tarafında yaptırım üstüne yaptırım kararları açıklarken, arka tarafında Rusya’yla müzakere ve mutabakat zemini aramadıklarını hiç kimse iddia edemeyecek, bize de yutturamayacaktır.</p>
<p>ABD Başkanı, Rusya’ya karşı askeri güç kullanmayacaklarını, böyle bir niyetlerinin olmadığını defalarca duyurma ihtiyacı hissetmiştir.</p>
<p>Çok geçmeden NATO da aynı hizaya girmiştir.</p>
<p>Ekonomik, finansal ve siyasi yaptırımların peyderpey artırılması, Rus uçaklarına uçuş yasağı getirilmesi Rusya’nın saldırganlığına şimdiye kadar engel olamamıştır.</p>
<p>Batı sürekli top çevirmiş, yavan açıklamalarla zamana oynamış, otomatik pilota bağlanmış kınama mesajlarıyla durumu kurtardığını zannetmiş, Ukrayna’yı Rusya’nın kucağına ve kursağına teslim etmiştir.</p>
<p>ABD, AB ve NATO, tehditleri öngörme, ölçme, önleme ve karşı koyma kabiliyet ve yeterliliğinden ne kadar mahrum olduklarını ispatlamışlardır.</p>
<p>Bize göre, Ukrayna’nın bugüne kadar ki talihsizliği bağımsız kararlar alamamış olmasıdır.</p>
<p>Biliyoruz ki, Ukrayna’nın işgali yeni değildir.</p>
<p>2014 yılından itibaren sistematik bir kuşatma, planlı askeri operasyonlar, ele geçirme süreci bu ülkeyi rehin almış, felç etmiştir.</p>
<p>Kaldı ki Kırım’ın haksız ve hukuksuz ilhakına hiçbir güçlü cevap verilemediği gibi, caydırıcı ve müessir yaptırımlar da devreye sokulamamıştır.</p>
<p>Donbas bölgesi sekiz yıldır kaynayan kazan, patlamaya hazır bombadır.</p>
<p>Ayrılıkçılığın ve bölücülüğün ana damarı olan, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü yıllardır tehdit eden Donetsk ile Luhansk’da sözde bağımsızlık ilanları yeni bir vaka da değildir.</p>
<p>6 Nisan 2014’ten beri Donbas bölgesinde sürmekte olan çatışmalarda bugüne kadar 13 binden fazla kişi hayatını kaybetmiştir.</p>
<p>Rusya Federasyonu, Ukrayna üzerinden eski hakimiyet havzalarına tutunmayı ve buraları kontrol altına almayı hedeflerken, ABD de afişe ettiği Rus tehlikesine dayanarak Avrupa’yı ve NATO müttefiki ülkeleri ortak tehdit mimarisi etrafında toplamaktadır.</p>
<p>Yani kazan kazan politikası devrededir.</p>
<p>Yeni dünya düzeni diye hikayesi yazılan, tanımı yapılan çok vektörlü, çok bilinmeyenli karmaşık denklemin, ABD ile Rusya arasında yeşeren adı konmamış bir al-ver sürecinin mahsulü olduğunu görmek lazımdır.</p>
<p>Ukrayna, kesintisiz devam edegelen nüfuz ve güç mücadelelerine bahane olan ülkelerden sadece birisidir.</p>
<p>Süreli ve bölgesel çatışmalar dönemi irtifa kaybederken, sürekli savaşlar döneminin kapısı maalesef ki açılmaktadır.</p>
<p>Mazlumların canı ve kanı üzerinden kurulmak istenen küresel siyaset ve strateji dengeleri milyarlarca insanın müşterek geleceğini, dünyanın ekolojik ve ekonomik mirasını, bugüne kadar ki ahlaki, hukuki ve vicdani kazanımları uçuruma sürüklemektedir.</p>
<p>Ukrayna krizinin görülen yüzüyle gösterilmeyen yüzünü dikkatle tefrik ve tefsir etmek daha iyi, daha huzurlu, daha gelişmiş, daha adaletli bir dünya için ertelenemez bir mecburiyettir.</p>
<p>2006 yılında, dönemin ABD Dışişleri Bakanı tarafından telaffuz edilen <u>“yıkıcı kaos”</u> dalgası, Asya-Pasifik’ten Atlantik’e, Ortadoğu’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Kafkaslara kadar her yeri tesiri altına almıştır.</p>
<p>Ukrayna’dan Tayvan’a, Güney Çin Denizi’nden Adriyatik kıyılarına, Afrika düzlüklerinden Hicaz çöllerine varoluş trajedisi yaşamayan coğrafya neredeyse kalmamıştır.</p>
<p>Türkiye de çatışma haritasının tam ortasındadır.</p>
<p>Karşımızda yeni bir dünya düzeninden ziyade, yeni sömürgecilik akımının, formatlanan, zaman zaman forma değiştiren yepyeni bir emperyalist dayatmanın karanlık oyunları sahnelenmektedir.</p>
<p>Başkent Ankara’dan dünyaya göz attığımızda, tarihi tecrübelerimizin ışıklarını bu karanlık oyun sahnesine tuttuğumuzda gördüğümüz gerçekler korkunç risk ve tehditlerin vahim boyutlara dayandığıdır.</p>
<p>Şunu bir defa kararlılıkla söylemek isterim ki, küresel emperyalizmin dünya tasarımında insan insanın canavarıdır.</p>
<p>Türk-İslam medeniyetinin prizmasından baktığımızda ise insan insanın canı, cananı, can beraberidir.</p>
<p>Bizi diğerlerinden ayıran bariz fark da burada yatmaktadır.</p>
<p>Ukrayna’nın zalim işgali, buna karşı gösterilen nevzuhur ve etkisiz tepkiler kerameti kendinden menkul yeni dünya düzeni hakkında hepimize ipucu vermektedir.</p>
<p>NATO’nun kuru gürültüden farksız taktik açıklamaları üzerine, Putin’in “Rus Nükleer Caydırıcı Kuvvetleri”ne yüksek alarma geçme emri vermesi korkunç senaryoların tedavüle girmesini hızlandırmıştır.</p>
<p>İnsanlığın bu zamanında nükleer savaş kaynaklı bir dünya savaşı ihtimaline vurgu yapılması küresel vicdanın, küresel adaletin, insan hakları müktesebatının mahvıdır.</p>
<p>Dünyanın dehşet verici bir riskle muhatap olması bile felakettir, akıl kaybıdır, demokrasi ayıbıdır, skandal bir hüsrandır.</p>
<p>Diğer yandan Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi devletlerarası yeni bir usulü, yeni bir yöntemi de gün ışığına taşımıştır.</p>
<p>Böylelikle silah gücüne güvenen, küresel yaptırımları göğüslemeye hazır olan bir devletin, üzerinde hak iddia ettiği bir başka devlete saldırmasının önü açılmıştır.</p>
<p>Rusya’nın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kendisiyle ilgili alınan kınama kararını veto etme hakkına sahip olması başlı başına çarpıklık, bu kuruluşun iflas ilamıdır.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın toplanıp toplanıp dağılması şu ana kadar hiçbir sonuç vermemiş, üstelik bu kuruluşun baştan ayağa reforma muhtaç olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Dünyanın kaderi beş devletin keyfine emanet edilemez.</p>
<p>İnsanlığın güvenliği beş devletin çıkarlarıyla bir ve aynı görülemez.</p>
<p>Rusya Federasyonu’nun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde pasifize edilerek bu konseyin ana yapısının değiştirilmesi, ayrıca farklı ülkelerin dönüşümlü olarak Konsey’de yer almasının sağlanması uluslararası toplumun öncelikli hedefi olmalıdır.</p>
<p>Geldiğimiz bu aşamada, Milliyetçi Hareket Partisi olarak Rusya-Ukrayna arasındaki silahlı çatışmaların ivme kaybetmesi, süren yüksek gerilimin hafifletilmesi, barış için güçlü bir adım atılabilmesi maksadıyla, Türkiye ve dünya kamuoyuyla paylaşmak istediğimiz görüş ve düşüncelerimiz <u>maddeler halinde şunlardan ibarettir:</u></p>
<p><strong>1-</strong> Ukrayna’nın siyasi ve toprak bütünlüğüyle egemenlik haklarına mutlak surette saygı duyulmalıdır.</p>
<p><strong>2- </strong>Rusya ile Ukrayna arasında çok acil ateşkes rejimi tesis edilmelidir.</p>
<p><strong>3-</strong> Rusya işgalden derhal ve önşartsız vazgeçmeli, askeri unsurlarını geri çekmelidir.</p>
<p><strong>4- </strong>NATO, doğuya genişleme stratejisini kesinlikle gözden geçirmeli, sanal korkular üreterek, gücünü ve üye ülkeleri devamlı bir arada tutma arayışından vazgeçmelidir.</p>
<p><strong>5-</strong> Krizin çözülmesi için tek seçenek diplomasi ve diyalogdur.</p>
<p>Müzakere masası silahlı çatışmaya üstün gelmelidir.</p>
<p>Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında mutabakat arayışları memnuniyet vericidir.</p>
<p>Şu ana kadar Belarus sınırında iki görüşme yapılmıştır.</p>
<p>Ancak barış için yüreklere su serpen bir karar alınamamıştır.</p>
<p>Gelişmeler ve gerçekler göstermiştir ki, hem Rusya hem de Ukrayna ile doğrudan temas kuracak, görüşecek ve masaya oturabilecek tek ülke Türkiye’dir.</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımızın, bölgesel ilişkileri göz önüne alıp, çok yönlü siyasi, ekonomik ve ticari ilişkileri kullanarak <em><u>“aktif arabuluculuk”</u></em> girişimi, ateşkesin sağlanması için samimi gayretleri bize göre barışın, huzurun, istikrarın ve kalıcı çözümün anahtarıdır.</p>
<p>Türkiye’nin hakemliğinde, İstanbul merkezli bir müzakere ikliminin vasat bulması barışçıl çabaları destekleyecek, krizden çıkışın orta yolu inanıyorum ki arana arana bulunacaktır.</p>
<p>Rusya-Ukrayna arasındaki çatışmalara bizim bakışımız insanidir, ilkeseldir, uluslararası hukuk temellidir.</p>
<p>Kategorik olarak hiçbir ülkenin ne yanında ne de karşısında bir pozisyonumuzun olması düşünülemeyecektir.</p>
<p>Buna ilave olarak dostluk ve komşuluk hukukumuz olan hiçbir ülkeyi gözden çıkarmamız da söz konusu değildir.</p>
<p>Türkiye, cephe ülkesi olmayacaktır.</p>
<p>Türkiye, Batı’nın nam ve hesabına silah kuşanmayacaktır.</p>
<p>Milli çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa, başkent Ankara’nın politik dinamikleri neye vurgu yapıyorsa adresimiz ve konumumuz orasıdır.</p>
<p>Dış politika hassas bir alandır, maceranın sonu acıklıdır, milli beka her zaman önceliğimizdir.</p>
<p>Ukrayna’yı işgal eden Putin haksızdır, bu haksızlığın cezasız kalması mümkün değildir.</p>
<p>Fakat bu durum Rusya ile siyasi, ticari ve ekonomik ilişkilerimizi de zedelememelidir.</p>
<p>Dış politikamız dengelidir, akılcıdır, sağduyuludur, çok boyutludur, millidir ve ön alıcıdır.</p>
<p>Biz sırtımızı ona buna yaslamayız, ondan bundan medet ummayız.</p>
<p>Savaşın karşısındayız, işgal ve istilaların karşı cephesindeyiz.</p>
<p>Kalıcı ve köklü barışın yanındayız, adaletle yaşamanın yolundayız.</p>
<p>Devletlerarası ilişkilerin karşılıklı egemenlik haklarına saygı esasına dayalı ve hukuk normlarına bağlı kalması anlayışındayız.</p>
<p>Küreselci değiliz, eyyamcı değiliz, entrikacı değiliz, oncu değiliz, buncu değiliz, hamd olsun kaynağını Türk-İslam Ülküsünde bulmuş Türk milliyetçileriyiz.</p>
<p>Başı yalnızca secdede eğilen Milliyetçi-Ülkücü Hareketiz.</p>
<p>Bastığımız vatan topraklarını baktığımız ülkülerin sancağı gören bir davanın neferleriyiz.</p>
<p>Zalimlerin hasmı, mazlumların dostu ve sığınayız.</p>
<p>Haksızlık karşısında susmanın dilsiz şeytanlık olduğunu çok iyi biliriz.</p>
<p>Yolumuzdan şaşmayız, çizgimizden sapmayız, davamızı satmayız, esen her rüzgârla savrulmayız.</p>
<p>Çift Başlı Selçuklu Kartal’ından ilhamını alan bir kavrayış marifetiyle hem doğuya hem de batıya elimizi uzatır, her iki yöne başımızı ve bakışımızı çeviririz. Çünkü biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması sonucunda Batı’nın ikiyüzlülüğü iyice belirginlik kazanmış, içimizde yuvalanan işbirlikçilerin gerçek hüviyetleri de bir kez daha görülmüştür.</p>
<p>Konu Türk ve Müslüman oldu mu üç maymunu oynayan, katliamlara sessiz kalan uluslararası toplumun insanların deri rengine, etnik ve köken niteliklerine göre politika geliştirmesi, sınırlarda ayrımcılık yapması bir defa su katılmamış ırkçılıktır.</p>
<p>Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın, kendi ülkesinin AB üyesi yapılması çağrısına, Avrupa Komisyon Başkanı’nın, “<em>Ukrayna bizden biri ve onları içimizde istiyoruz”</em> sözleri hastalıklı bir yaklaşımdır.</p>
<p>Yani bu zamana kadar Türkiye’nin AB’ye alınmaması, size benzemediğinden dolayı mıdır?</p>
<p>Bunu mu söylüyor, bunu mu itiraf ediyorsunuz?</p>
<p>Avrupa barışının tehdit altında olduğunu iddia edenler, sırayı Türk ve İslam ülkeleri aldı mı ne gariptir ki, çıtlarını çıkarmaktan, seslerini yükseltmekten kahredici şekilde uzaktır.</p>
<p>Başını ABD ile Birleşik Krallığın çektiği Batı ülkeleri sekiz yıldır Ukrayna ile Rusya’yı birbirine kışkırtırken, demokrasi tacirleri, insan hakları misyonerleri, özgürlük havarileri ne hikmetse kayıplara karışmıştır.</p>
<p>Dünya adaletsizliğin pençesinde sıkışıp kalmıştır.</p>
<p>Biz ve onlar ayrımı insanlığın başına nice felaketleri musallat etmiştir.</p>
<p>Avrupa Birliği, Ukrayna krizinde demagojiden, ucuz polemikten, çürük eleştiriden başka hiçbir şey yapmamıştır. Dahası ırkçı ve faşist bir söylem çıkmazına sürüklenmiştir.</p>
<p>Bu nedenle Dünyanın geleceği adına endişemiz daha da katlanmıştır.</p>
<p>Türkiye, Ukrayna krizinde milli bir duruş sergilemiş, gelişmeleri isabetle okumuş, yeri ve zamanı geldiğinde gerekli uyarılarını çekinmeden yapmıştır.</p>
<p>Ne var ki, zillet ittifakı bundan bile rahatsız olmuştur.</p>
<p>Rusya-Ukrayna arasındaki çatışmaları neredeyse hükümete fatura edecek kadar kötü niyetli, taş kalpli ve gafil hale düşmüşlerdir.</p>
<p>Ukrayna’da mukim vatandaşlarımızı Türkiye’ye büyük bir mücadeleyle getiren hükümete kara çalanlar, İstanbul’a kar yağdığında iki mahalle arasındaki ulaşımı sağlamaktan aciz kaldıklarını ne çabuk unutmuşlardır?</p>
<p>Bu çirkin muhalefet zihniyeti, iktidarı düşürmek adına vatanı düşürmeye çoktan hazır olduğunu her defasında göstermiştir.</p>
<p>Rusya’nın askeri operasyonu esnasında CHP Genel Başkanıyla İP Başkanı ağız birliği halinde, S-400 Füze ve Hava Savunma Sistemi’nin aleyhine açıklamalar yapmışlardır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu daha da ileriye gitmiş, NATO’nun 21’inci yüzyılda demokrasinin güvencesi olduğunu ileri sürerek halt etmiştir.</p>
<p>Zillet ittifakının ana ortakları Ukrayna krizi esnasında majestelerinin muhalefeti olarak sivrilmiş, Biden’ın muhbiri olarak serpilmiş, fener ışığı gibi emperyalist ülkeleri selamlamışlardır.</p>
<p>Kanaatimiz odur ki, NATO’yu demokrasinin güvencesi görmek, Türk milletinin demokratik ve tarihsel egemenliğine büyük bir karşı çıkış, aymaz bir itirazdır.</p>
<p>Demokrasinin güvencesi NATO değil, millettin tertemiz iradesi ve egemenlik hükmüdür.</p>
<p>CHP yönetiminin zulme yandaşlığı ve küresel güçlere yaranma siyaseti geçmişiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine tamamen aykırıdır.</p>
<p>Türkiye sözüne güvenilir bir ülkedir.</p>
<p>Türkiye taahhütlerine bağlı bir devlettir.</p>
<p>S-400 ihtiyaç doğduğunda kullanılacak bir silah sistemidir.</p>
<p>CHP Genel Başkanı kime karşı kullanacağız, diye soruyor.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, “YPG bize mi saldıracak?” dediğinden beri şuursuz bir şekilde konuşuyor, hayal aleminde geziyor, Türk ve Türkiye düşmanlarını aklamak için uğraşıyorsun.</p>
<p>Düşman her kimse, her nerede ise S-400’ün hedefi orasıdır.</p>
<p>Tehdit nereden geliyorsa S-400’ün yönü oraya dönecektir.</p>
<p>Yine Kılıçdaroğlu Türkiye’nin Rusya’ya bağımlı hale geldiğini söylemiş ve bu ülkenin buğday vermemesi halinde aç kalacağımızı iddia etmiş.</p>
<p>Bir de şalteri indirirse karanlıkta kalacağımızdan bahsetmiş.</p>
<p>Tasa etme Sayın Kılıçdaroğlu, üzerinde yaşadığımız topraklar dualıdır, bereketlidir, verimlidir, buğday ambarıdır, şehit kanıyla sulanmıştır.</p>
<p>Ne aç kalırız, ne de açıkta yaşarız.</p>
<p>Zillet ittifakı yeter ki gölge etmesin, Allah’ın izniyle karanlıkları yarar da çıkarız.</p>
<p>Bağımlılık bağımsızlığın zehridir.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti hür ve bağımsız bir ülkedir.</p>
<p>Kılıçdaroğlu hala bu gerçeğin farkında değildir.</p>
<p>CHP Genel Başkanı’nın tam da Ukrayna krizi esnasında Rusya’yı kötülemeye başlaması ilkesel bir duruş değil, akıntıya kapılan sinyalci ve teslimiyetçi bir iradenin ağır kusurlu tezahürüdür.</p>
<p>Ön sıralarda CHP olmak üzere, Ukrayna’da çatışmaların yaygınlaştığı bir sırada, Montrö’yü kasıtlı olarak yanlış yorumlayanlar, Kanal İstanbul’un çöktüğünü yazıp çizenler Türkiye’nin elini zayıflatmanın hesabını yapan çevreler olarak dikkat çekmiştir.</p>
<p>Montrö Konvansiyonu, Boğazlar Bölgesi’nden geçiş rejimini düzenlemektedir.</p>
<p>Sözleşme, Boğazlar Bölgesi’nden geçişi, ticaret gemileri ve savaş gemileri açısından dört ayrı ihtimali öngörerek belirlemektedir.</p>
<p>Bunlar Türkiye’nin tarafsız olduğu savaş hali, Türkiye’nin taraf olduğu savaş hali, Türkiye’nin kendisini çok yakın bir savaş tehdidi altında gördüğü şartlar ile barış halidir.</p>
<p>Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. Maddesinin 1. Fıkrasında Türkiye’nin tarafsız olduğu savaş durumunda, tarafsız olan devletlerin savaş gemilerinin, barış zamanı için belirlenen esaslara göre Boğazlar Bölgesi’nden geçip Karadeniz’e çıkabilecekleri tespit edilmiştir.</p>
<p>Savaşan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlar Bölgesi’nden geçişi ise yasaklanmıştır.</p>
<p>Montrö Boğazlar Sözleşmesi hususunda Türkiye’nin duruşu sağlam, tutumu dengeli ve berraktır.</p>
<p>Zillet ittifakının Montrö hatırlatması siyasi tuzak, sözleşmenin gerçek boyutuyla terstir.</p>
<p>Küresel ve bölgesel gelişmelerin kurşun gibi ağır olduğu bugünkü ortamda, zillet ittifakının haksız, mesnetsiz ve ahlaken çarpık eleştirileri vatan ve millet sevgisiyle ters düştüğü gibi, sorumlu muhalefet anlayışıyla da çelişmektedir.</p>
<p>Ukrayna’da mevcut Cumhurbaşkanıyla son seçimdeki siyasi rakibi aynı anda çelik yelek giyip ülkelerini savunurken, zillet ittifakı Allah muhafaza sırtımıza hançer vurmanın hazırlığı içindedir.</p>
<p>Bu ittifakın sözcüleri, Türk milletini kimlik siyasetiyle bir görecek kadar millet muhalifi, dar bir anlayış olduğunu iddia edecek kadar da köksüzdür.</p>
<p>Siyaset yapmak başka, milli ve tarihi meselelerde ortak bir duruşa sahip olmak başkadır.</p>
<p>Esas olan önce ülkem ve milletim diyebilmektedir.</p>
<p>Asıl olan milli hedefleri ortaklaşa benimseye bilmektir.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>28 Şubat post-modern darbesinin yıl dönümünde, Ankara Bilkent Otel’de uzun bir masanın etrafında dizilen güdümlü altı parti “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” adıyla 48 sayfalık bomboş bir metni kamuoyuna açıklamışlardır.</p>
<p>Yarının Türkiye’sini inşa etmek için adım attıklarını söyleseler de, metinde Türkiye yoktur, Türk milleti yoktur, inanç yoktur, tutarlılık yoktur, insicam yoktur, irade yoktur, milli birlik ve kardeşliğe en küçük atıf yoktur.</p>
<p>Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem teklifi, güçsüzleştirilmiş Türkiye’nin taslak beyannamesidir.</p>
<p>Ve bizim nazarımızda buruşturulup atılacak kağıt parçasından farksızdır.</p>
<p>Neymiş, Türkiye’nin yıllardır umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya gelmişler.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’na bakarsak, altı partiye tarih bir sorumluluk yüklemiş.</p>
<p>Tarihi anlamayanların, milleti takmayanların, Türkiye’nin hak ve çıkarlarını tanımayanların küresel güçlerin telkiniyle buluşmaları omuzlarına binen sorumlulukla değil, onurlarını lekeleyen suçluluk psikolojisiyle izah edilecektir.</p>
<p>48 sayfalık metnin içeriği tamtakır kuru bakırdır, hiçbir somut ve yeni bir öneri de yoktur.</p>
<p>Bu metni tarihi yapan tek şey, 28 Şubat zihniyetine uygun olarak “güçlendirilmiş istikrarsızlık” bildirisi olmasıdır.</p>
<p>Açıklanan metin nitelik olarak bir anayasa önerisi değil, yeni bir 28 Şubat bildirisi olarak tarihe geçecektir.</p>
<p>Bütüne bakıldığında bir uzlaşma değil, “uzlaşamama metni” olduğu çok açıktır.</p>
<p>6 partinin ortak çalışmasında ne yeni bir anayasa ne içeriğine ilişkin somut teklifler ne de bir yol haritası vardır.</p>
<p>Bu durum aslında zillet ittifakının hiçbir konuda uzlaşamadığını ve milletimize söyleyecek sözlerinin olmadığını işaret etmektedir.</p>
<p>28 Şubat bildiri metninde uzlaşılan tek nokta milletin ortak iradesi ile kabul edilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi karşıtlığıdır.</p>
<p>Mezkur metin ile 1982 Anayasası’nın da gerisine giderek 1961 Anayasası’nda olduğu gibi <em><u>“devletin güçsüzleştirilmesi”</u></em> amaçlanmaktadır.</p>
<p>1961 Anayasası ile getirildiği gibi Cumhurbaşkanının bir defalığına 7 yıllığına seçileceği söylenirken nasıl seçileceğinin kurnazca üzeri örtülmektedir.</p>
<p>1961 Anayasası döneminde olduğu gibi olağanüstü hal kararnamesinin kaldırılacağı, olağanüstü hal şartlarında devletin mücadele gücünün zayıflatılacağı görülmektedir.</p>
<p>Hâkimler ve savcılar kurulunun birbirinden ayrılarak geriye gidişin yargısal çatısı örülmek istenmektedir.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ortaya konulan mutlak millet iradesi ve güçlü devlet modeli tersine çevrilerek devletin etkisizleştirilmesi,</p>
<p>Ayrıca “düşürülemeyen istikrarlı hükümet” anlayışı yerine, Parlamenter Sistem’de “gensoru yoluyla düşürülebilen istikrarsız hükümetler” dönemine geçiş hedeflenmektedir.</p>
<p>Ortaya çıkacak istikrarsız hükümetler baştan kabul edilerek, çözüm adına “yapıcı güvensizlik oyu” önerisi getirilmektedir.</p>
<p>Almanya’da uygulanan bu yöntemde hükümeti düşürme çoğunluğuna sahip partilerin yeni hükümeti kurması gerekmektedir.</p>
<p>Bu öneri istikrarsız hükümetlerin kurulacağını baştan kabul ederek, hükümeti düşürenin alternatifini oluşturması önerisidir.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde kabul edilen seçim ittifakı sayesinde ne oy aldığına bakılmadan tüm partiler Meclis’te temsil edilebilirken, Parlamenter Sistem’e geri dönülüp barajın yüzde 3’e çekileceğini ve Meclis’in daha güçlü hale geleceğini söylemek, ne söylediğini bilmeyenlerin şuursuzluğudur.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Meclis’te kaç partinin olduğu hükümetin istikrarına hiçbir şekilde tesir etmemektedir.</p>
<p>Parlamenter Sistem’de yüzde 3 barajı getirmek, hükümetin kurulmasını zorlaştırırken, düşürülmesini kolaylaştıracaktır.</p>
<p>28 Şubat bildirisi 1961 Anayasası gibi zayıf ve istikrarsız hükümetler dönemine ülkeyi mahkum etmek istemektedir.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ortaya konulan güçlü ve istikrarlı hükümet modeli 15 Temmuz darbe girişiminin yaralarını sarmış, milli beka kararlılıkla ve kahramanca müdafaa edilmiştir.</p>
<p>Irak, Suriye, Libya, Karabağ gibi bölgesel sorunların üstesinden gelinmiştir.</p>
<p>Dünya tarihine geçen küresel bir salgınla mücadelede kararlı bir yönetim sergilenmiştir.</p>
<p>Rusya-Ukrayna Savaşı’nda dirayetli bir yönetim ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin rüştü yeniden ispat edilmiştir.</p>
<p>Parlamenter Sistem döneminin istikrarsız ve zayıf yürütme modeline geri dönmeyi istemek tarihin akışını tersine çevirmeye kalkışmaktır ve sonuçsuz kalacağı kesindir.</p>
<p>28 Şubat günü zillet ittifakı hiçbir öneride bulunmadığı gibi, yeni bir anayasa vaadini de paylaşamamıştır.</p>
<p>Hâlbuki Milliyetçi Hareket Partisi olarak, aylar önce Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kurumsallaştıran 100 maddelik yeni anayasa metnini hazırlayıp kamuoyunun bilgisine sunduğumuz herkesin bildiği bir gerçektir.</p>
<p>Parlamenter Sistemi kötü bir makyajla tekrar sunan bu 28 Şubat bildirisine karşı milletimizin ortak iradesi ile kabul ettiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini ve 2023’ü yeni bir anayasa ile taçlandırmak temel hedefimizdir.</p>
<p>Ölmüş ve ortadan kalkmış bir sistem güçlendirilemez.</p>
<p>Milletin geleceği nasıl ve ne zaman yapılacağı belirsiz bir hükümet sistemi değişikliği ile karartılamaz.</p>
<p>HDP’nin Dolmabahçe Mutabakatıyla ilgili açıklaması zilletin altı partisine atılmış pas, gönderilmiş selam, biz de varız ve sizinleyiz mesajıdır.</p>
<p>Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışması, PKK’ya, FETÖ’ye, küresel çevrelere, bölücü ve yıkıcı mihraklara ikramdır, itinayla uzatılan kirli elin ibrasıdır.</p>
<p>Yasama, yürütme ve yargı alanında yapılan tespit, değerlendirme ve hedeflerin hiçbir yenilik taşımadığı ortadadır.</p>
<p>Açıklanan metin geçmişe dönüş beyannamesidir.</p>
<p>Yarının Türkiye’sine değil dünün Türkiye’sine özlemdir.</p>
<p>Koalisyonlar dönemini tekrar canlandırma niyetidir.</p>
<p>Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem dedikleri beyhude bir oyalanma, yükselen Türkiye’nin önünü kesme gayesidir.</p>
<p>Türk milleti bu zillete inanıyorum ki müsaade etmeyecektir.</p>
<p>Türkiye’yi tarihin gerisine düşürme emelini hiç kimse başaramayacaktır.</p>
<p>Sıradan, basit, etkisiz, kimliksiz, ruhsuz, eskinin kötü bir kopyası olan 28 Şubat Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem açıklaması zillet partilerinin elinde patlamış, hevesleri kursaklarında kalmış, deyim yerindeyse nal topladıkları açığa çıkmış, alayı birden havlu atmıştır.</p>
<p>Türkiye’nin geleceği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, gelecek ümidi de Cumhur İttifakı’dır.</p>
<p>Türk milleti emsalsiz kararını 16 Nisan Halkoylamasıyla vermiştir.</p>
<p>Zillet ittifakı ya bu muazzam yönetim sistemine kuzu kuzu alışacak, ya da Türk milleti bunların hepsini birden ayıklayıp, önüne kattığı gibi tarihin bodrum katına süpürecektir.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/03/04/mhp-lideri-onemli-mesajlar-verdi-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-MHP Lideri Önemli Açıklamalar Yaptı</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/02/01/7582/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/02/01/7582/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 15:50:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7582</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi hareket partisi genel başkanı Devlet Bahçeli, TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti doğrudur, sistemi doğrudur, sevdası doğrudur, seciyesi doğrudur, seferi doğrudur, sedası doğrudur, hamd olsun duruşu dosdoğrudur.” Dedi. Konuşmasında gündemi meşgul eden birçok konu hakkında açıklamalar yapan Bahçeli: Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan gerginlik, ABD’nin bölücü hain örgüt PKK/YPG’ye verdiği destek, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Milliyetçi hareket partisi genel başkanı Devlet Bahçeli, TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti doğrudur, sistemi doğrudur, sevdası doğrudur, seciyesi doğrudur, seferi doğrudur, sedası doğrudur, hamd olsun duruşu dosdoğrudur.” Dedi.</strong><br />
Konuşmasında gündemi meşgul eden birçok konu hakkında açıklamalar yapan Bahçeli: Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan gerginlik, ABD’nin bölücü hain örgüt PKK/YPG’ye verdiği destek, İstanbul’da yaşanan kar yağışı sonrası ortaya çıkan sıkıntılar, İBB başkanının sorunlar karşısında ki tutumu, Millet ittifakını meydana getiren siyasi partilerin yanlış tutumları gibi meseleleri dile getirdi.<br />
<strong>Yaptığı her grup toplantısında olduğu gibi bu toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeler yer verdi:</strong><br />
“Saygıdeğer Milletvekili Arkadaşlarım,<br />
Medyamızın Saygın Temsilcileri,<br />
Yaklaşık 11 günlük bir aradan sonra TBMM bugün çalışmalarına tekrar başlamış, bu vesileyle de parti grubumuz sizlerin katılımıyla toplanmıştır.<br />
Konuşmamın başında hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum.<br />
<strong>   Yurt içinden ve yurt dışından; televizyon ekranları, sosyal medya platformları, radyo kanalları aracılığıyla toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı gönderiyorum.</strong><br />
Bir yandan ülkemizdeki mahut gelişmeleri yakından takip ederken, diğer yandan da bölgesel ve küresel olayların akış istikametini dikkatle okumak, isabetle yorumlamak durumundayız.<br />
<strong> Türkiye’mizle ilgili, milletimizle ilişkili her konu başlığı fikir ve siyasetimizin merak ve mücadele sahasıdır. Kaldı ki böyle de olmalıdır.</strong><br />
<strong>Elbette siyasetin doğru olması kadar, bu siyasetin tatbik edileceği zamanın doğru olması da şarttır.</strong><br />
Yanlış bir zamanda doğru siyaset yalnızca mantıksız bir oyalanmadır.<br />
Doğru bir zamanda yanlış siyasetin temin çabası ise başlı başına avunmadır.<br />
Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti doğrudur, sistemi doğrudur, sevdası doğrudur, seciyesi doğrudur, seferi doğrudur, sedası doğrudur, hamd olsun duruşu dosdoğrudur.<br />
Bacası eğri olan evin dumanı doğru tütmez.<br />
<strong>Doğru duvar yıkılamaz, yolu ve yönü doğru olanın yükü ağırsa da bizim için hiç fark etmez.</strong><br />
<strong>     Çünkü bizim baktığımız yer ile bastığımız yer başkent Ankara’nın politik dinamikleriyle yoğunlaşmış, tarihi emanetleriyle yoğrulmuştur.</strong><br />
<strong>     Bu nedenle Türkiye’nin karşı karşıya olduğu her neviden risk ve tehditlere yaklaşımımız belirsiz ve bulanık değildir, hiç de olmamıştır.</strong><br />
Doğudan batıya, kuzeyden güneye Türkiye’yi etkileyen, hatta çevreleyen sarsıcı olayların, sancılı ilişki ağlarının, sıcak gerilim hatlarının milli ve müteyakkız bir şuurla ele alınması bize göre mecburiyettir.<br />
<strong> Özellikle Rusya ile Ukrayna arasında günbegün derinleşen kutuplaşmanın milli varlığımıza, milli çıkarlarımıza hangi düzeyde tesir edeceğini, bu kapsamda muhtemel bir savaş halinin Kafkaslarla birlikte Türkiye’ye nasıl etki edeceğini iyi ölçmek ve öngörmek lazımdır.</strong><br />
Beklentimiz ve temennimiz Rusya ile Ukrayna arasında aklıselimin galip gelmesi, barış ve sükûnetin iki ülkenin politikasına da hâkim olmasıdır.<br />
Ukrayna’nın bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı zaruridir.<br />
Ukrayna, ABD ile Rusya arasında fiilen kurulan stratejik mahiyetli müzakere masasının iştah açıcı mezesi olarak görülmemeli, bu şekilde değerlendirilmemelidir.<br />
<strong>Bu ülkenin en ciddi talihsizliği güç blokları arasına sıkışıp kalmasıdır.</strong><br />
<strong>Ne tuhaftır ki, Ukrayna’nın akıbeti, dahası bir işgale uğrayıp uğramayacağı ABD ile Rusya’nın doğrudan ya da dolaylı görüşme ve diyalog trafiğine bağlanmıştır.</strong><br />
Ocak ayının ikinci haftasından itibaren hızlanan siyasi ve diplomatik temaslar şu ana kadar kalıcı bir iyileşmeye ve yatıştırıcı bir sonuca henüz ulaşamamıştır.<br />
Ukrayna’nın adeta sömürge ülke muamelesi görmesi bize göre büyük bir seviye ve değer kaybıdır.<br />
<strong>NATO Genel Sekreteri, geçtiğimiz günlerde, NATO’nun olası bir Rus işgali durumunda Ukrayna’ya savaş birlikleri gönderme planı olmadığını belirtmiştir.</strong><br />
<strong>ABD Başkanı Biden de aynı çizgidedir, fakat bu ülkenin Dışişleri Bakanı Kiev’e 283 ton mühimmat dahil askeri yardımda bulunduklarını açıklamıştır.</strong><br />
PKK/YPG’ye verilen anti tank füzelerinin tıpkısının aynısı Ukrayna’ya da gönderilmiştir.<br />
ABD yönetimi Kafkaslardaki gerilimi tırmandıran bir strateji izlerken, hem nalına hem de mıhına vurmayı tercih etmektedir.<br />
NATO’nun 2022 planlamasında yer almamasına rağmen, Ocak ayının son günlerinde “Neptune Saldırısı 2022” isimli tatbikat Akdeniz’de başlatılmış, Soğuk Savaş’tan bu yana ilk defa bir ABD uçak gemisi NATO komutasına tevdi edilmiştir.<br />
Rusya da Karadeniz ve Baltık Denizi’ndeki donanmasını sayı ve kuvvet bazında güçlendirirken, Ukrayna sınırındaki askeri yığınağı da genişletmiştir.<br />
Sınıra kan bankası ve tıbbi destek sistemleri kurması her ihtimale hazır olduğuna işaret etmiştir.<br />
<strong>  ABD Dışişleri Bakanı’nın, Rusya’nın Ukrayna’yı NATO’ya alınmaması talebine olumlu cevap vermediklerini dile getirmesi, Rusya Dışişleri Bakanı’nın “savaş bize bağlıysa olmayacak” demesi, Biden’in Ukrayna’nın Şubat ayı içinde işgale uğrama ihtimalinden bahsetmesi tenakuzlarla ve tehlikelerle dolu bir süreci gözler önüne sermektedir.</strong><br />
Rusya’nın, Bulgaristan ve Romanya’dan NATO’nun ayrılmasına dönük çağrısı krizin sadece Kafkaslarla sınırlı kalmayacağını göstermektedir.<br />
NATO’nun “açık kapı siyaseti” ismiyle Rusya sınırlarına genişleme stratejisi, bundan mülhem Moskova yönetiminin istediği güvenlik garantilerini bir türlü elde edememesi istikrarsızlığın kronikleşmesine yaramaktadır.<br />
Diğer yandan, ABD’nin Avrupa’yı bir çatışmaya ikna edemediği anlaşılmaktadır.<br />
ABD Başkanı’nın, Rusya’nın küçük bir işgaline göz yumacakları anlamına gelen ifadeleriyle birlikte, kısa vadede Ukrayna’nın NATO’ya üye olmasını pek mümkün görmediğini itiraf etmesi tavşana kaç tazıya tut siyasetinden başka bir şey değildir.<br />
Kırım’ın ilhakına düşük tonlu cılız tepkilerden başka bir tavır gösteremeyen uluslararası toplumun, Rusya ile Ukrayna arasındaki ihtilafı farklı kanallardan tırmandırma siyaseti bölgesel barışı dinamitlemektir.<br />
<strong>  Ukrayna’nın geleceğine karar verecek yegâne güç bu ülke vatandaşlarının hür iradeleridir. </strong><strong>Kiev’i geleceği bölgesel ve küresel güç merkezlerinin insafına terk edilmemelidir. </strong><strong>Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi, “Ukrayna, Biden ile Putin arasındaki bir anlaşmanın sonucu olmamalıdır.”</strong><br />
Rusya ile Ukrayna arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, barış ve uzlaşmanın tesis edilebilmesi ancak ve ancak bu iki ülkeyle dostane ve yapıcı ilişkileri bulunan üçüncü taraf bir ülke tarafından sağlanabilecektir.<br />
Bu ülke de kuşkusuz Türkiye’dir.<br />
Sayın Cumhurbaşkanımızın aktif, samimi ve ilkeli girişimleri, Rusya ve Ukrayna ile aynı anda konuşma ayrıcalığı ülkemizin arabuluculuk rolünü tahkim ve takviye etmektedir.<br />
Sayın Erdoğan’ın Ukrayna’ya gidecek olması, Rusya Devlet Başkanı Putin’in bu ay içinde Türkiye’yi ziyaret planı, bölge barışına, istikrar ve huzur arayışına büyük bir destek olabilecektir.<br />
M<strong>illiyetçi Hareket Partisi olarak bu sürecin arkasında duruyor, Rusya ile Ukrayna arasındaki anlaşmazlık düğümünün bir an evvel mutabakatla çözülmesini arzu ediyoruz.</strong><br />
Ortadoğu’dan sonra Orta Asya’nın ve Kafkasların iç çatışma ve kargaşa ortamına sürüklenmesini kesinlikle doğru bulmuyoruz.<br />
Türkiye sözü dinlenen, nazı çekilen, vakarına imrenilen, varlığına itibar edilen, ne diyeceği merak uyandıran saygın ve güçlü bir devlettir.<br />
Bu gerçekleri kabulde zorluk çekenler olabilir.<br />
Türkiye’nin bölgesel ve küresel sorunlara müdahale edebilme kapasitesinden dolayı uykuları kaçanlar da çıkabilir.<br />
Bunların hepsi mümkündür, aynı zamanda failleri malumumuzdur.<br />
Ancak hakikat, eşi olmayan bir gücün gerçekliğinde ihlal ve inkar edilemez direniş noktasıdır.<br />
Ne kadar yok sayılırsa sayılsın, hakikat günün birinde aynen bir mektup gibi inkârcıların eline ulaşacak, yüzlerini de kızartacaktır.<br />
CHP’nin, İP’in, HDP’nin, devasız ve geleceksiz çürüklerin çarpıtmaları beyhude, aleyhe propagandaları faydasızdır.<br />
Türkiye büyüdükçe müfteriler buruşacak, kalkındıkça münafıklar buharlaşacak, gücüne güç kattıkça müptezeller budanarak köşe bucak kaçacaklardır.<br />
Bilinmeli ve her zaman da hatırda tutulmalıdır ki, tarihin şaşmaz geleneği, coğrafyanın şüphesiz gerçeği kesinlikle budur.<br />
<strong> Değerli Milletvekilleri,</strong><br />
Geçen hafta ülkemizin tamamında etkili olan soğuk ve karlı hava şartları hayatın olağan akışını olumsuz etkilemiştir.<br />
Vakıa hal böyle olsa da, yağan kar rahmettir, berekettir, bolluğun ve nimetin müjdesidir.<br />
Azalan barajlarımız, kuruyan topraklarımız, sararan ağaçlarımız beyaz örtüyle birlikte önümüzdeki bahar aylarında inanıyorum ki hepimizin yüzünü güldürecek, uyanan doğa yurdumuzun çehresini renklendirecektir.<br />
Rahmetle yad ettiğim Merhum Sezai Karakoç meşhur Kar Şiir’inde ne güzel de söylemiş:<br />
“Karın yağdığını görünce,<br />
Kar tutan toprağı anlayacaksın.<br />
Toprakta bir karış karı görünce,<br />
Kar içinde yanan karı anlayacaksın.”<br />
Ne karın yağdığını görebilen ne de kar tutan toprağı anlayabilen kifayetsiz muhterislerin kış günlerinde vatandaşlarımızı perişanlığa mahkum ettiklerini cümle alem görmüştür.<br />
Meteoroloji uzmanları, bilim insanları günlerce İstanbul başta olmak üzere ülkemizin tamamında yoğun kar yağışının olacağını alarm zilleri çalar gibi duyurmuşlardı.<br />
Yani perşembenin geleceği çarşambadan belliydi.<br />
Sorun karın yağması değil, alınmayan önlemler ve ihmaller zinciridir.<br />
Yağış halindeyken karla tesirli bir mücadele dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş, söz konusu olmamıştır.<br />
<strong>     Mühim olan tedbirleri kar yağmadan sırasıyla ve eşgüdüm halinde almaktır.</strong><br />
<strong>Birleşik Krallığın Türkiye Büyükelçisiyle 25 gün önce programlanan randevusunu saat gibi hatırında tutan İstanbul Belediye Başkanı, ne gariptir ki, ne gafilliktir ki, meteorolojinin uyarılarını bir türlü hatırlayamamış, aklına dahi getirememiştir.</strong><br />
Ucuz bir mantıkla, “kar aniden bastırdı” diyecek kadar savrulmuştur.<br />
Balığa tuz dökmüştür de yollara tuz dökecek yönetim becerisini gösterememiştir.<br />
Diyeceğim odur ki, İstanbul’da balık baştan, tuz da hepten kokmuştur.<br />
Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmiştir.<br />
Kar göstere göstere gelmiş, İstanbul Belediyesi göre göre kara gömülmekle kalmamış, daha vahimi İstanbullu vatandaşlarımızı çileye ve çetin kış şartlarına mahkûm etmiştir.<br />
Kuzeyden gelen kar dalgası özellikle İstanbul’un kuzey batısını vurmuş, bu bölgedeki otoyollarda ulaşım durunca büyük kentimiz 17 saat süren kilitlenme ve esaret yaşamıştır.<br />
İstanbul’a 8 saat içinde metrekareye düşen kar yağışı yaklaşık 60 kg civarında olmuştur.<br />
Sel olunca denize kaçan, deprem olunca kayak yapan, kar yağınca balık masasında keyfe dalan sorumsuz ve duyarsız bir kağıt kaplana İstanbul ve İstanbullu kardeşlerim asla müstahak değildir.<br />
İstanbul, İstanbul olalı böyle bir zillet, böylesi bir zulüm görmemiştir.<br />
Çürük tahtanın çivi tutmayacağı bir kez daha belli olmuştur.<br />
Liyakatsiz, layüsel ve lakayt bir siyaset tellalının elinde İstanbul ser sefil hale düşmüştür.<br />
Bu hazin bir tablodur, hezimetle perçinli ayıplı bir tabansızlıktır.<br />
İstanbullu yolda kalmış feryat figan ediyor, trafik tıkanmış, hayat durmuş, Belediye Başkanı kendisine özel tahsisli kar küreme aracıyla balıkçıya gidiyor.<br />
Bunu yaparken de hiç vicdanı sızlamıyor.<br />
<strong> Üstelik “Büyük elçiyle yemek karla mücadele kadar önemli” diyebilecek kadar şirazesi kaymış bir görüntü vermekten kaçınmıyor, bundan rahatsız olmuyor.</strong><br />
<strong>Çünkü istikameti şaşmış, iradesi sakatlanmış, perdesi yırtılmış, pusulası bozulmuştur. </strong><strong>Bir büyük elçiyi 16 milyon İstanbulludan daha çok önemseyen bir şahsa Türk-İslam medeniyetin en büyük kenti nasıl emanet edilecek?</strong><br />
Emanete leke sürmek millete ihanet, melanete hizmet değil midir?<br />
Normal şartlarda İstanbul gibi bir kentin belediye başkanının pek tabii herkesle görüşmesi normaldir, beklenen bir durumdur.<br />
Buna diyeceğimiz bir şey yoktur.<br />
Normal olmayan husus; karın, kışın tam ortasında lüks bir balık lokantasında vaki görüşmeye niye ve ne maksatla ihtiyaç duyulduğudur.<br />
Bu kadar önem atfediliyorsa, söz konusu görüşmeden Dışişleri Bakanlığı bilgilendirilmiş midir?<br />
Balık masasındaki konuşmalar tutanak altına alınmış mıdır?<br />
Bir belediye başkanı için kentinin ağır hava şartlarıyla mücadeleden daha öncelikli ne olabilir?<br />
<strong>İstanbul Belediye Başkanı, kimlerin dolduruşuna gelmiş, kimlerin dolmuşuna binmiş, nasıl bir siyasi hedef konusunda ikna edilerek kafa kola alınmıştır?</strong><br />
Son zamanlarda ülkemizde görev yapan büyükelçilerle CHP’nin özel ve düşündürücü bağlantısının giderek yaygınlık kazanması ister istemez aklımıza 19’uncu yüzyıl devlet adamlarından Keçecizade Fuat Paşa’nın bir sözünü getirmiştir.<br />
Merhum Paşa’nın dediği aynen şuydu:<br />
<strong>“Bir devlette iki kuvvet olur. Biri yukarıdan biri aşağıdan gelir. Bizim memlekette yukarıdan gelen kuvvet cümlemizi eziyor. Aşağıdan ise bir kuvvet hasıl etmeye imkan yoktur. Bunun için pabuççu muştası gibi yandan bir kuvvet kullanmaya muhtacız. O kuvvet de sefaretlerdir.”</strong><br />
Burada söz konusu edilen muşta, kunduracıların derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmaktır.<br />
CHP’nin tam tersine, Keçecizade Fuat Paşa’nın sözüne dün ve bugün bağlamında katılmamız, onay ve olur vermemiz eşyanın tabiatına tamamen aykırıdır.<br />
Bize göre CHP’nin büyükelçilerle düşüp kalkması tesadüfü olmayıp, demokrasi dışı ve milli irade karşıtı bir arayış ve özlemin mahsulüdür.<br />
Zira artık kartlar açık oynanmaktadır.<br />
Yine bir başka CHP’li büyükşehir belediye başkanının, “Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayını dış güçler belirleyecek” itirafını İmamoğlu’nun sinsi faaliyetleriyle beraber ele almak lazımdır.<br />
<strong>CHP, süngü düşürmüş, teslim bayrağını çekmiş, serbest kullanıma açılmıştır.</strong><br />
<strong>İstanbul Belediye Başkanlığı makamını siyasi hırsları için basamak gören bir kişinin marjinal güvenirliği sıfıra inmiştir.</strong><br />
Bu şahıs Türkiye muhalifleriyle can ciğer kuzu sarması haline gelmiştir.<br />
Şu rezalete bakınız ki, Belediye Başkanı balıkçıda tıka basa yerken, sözcüsü de İstanbul’da değil, tatile gittiği İsviçre’de karla mücadele etmiştir.<br />
Sanıyorum Alpler’de epey zorluğa katlanmıştır.<br />
Ne de olsa yoğun kar yağışı altında kayak yapmak, pahalı otellerde yatıp kalkmak, yiyip içmek ihtimalen bu fukarayı yormuş, oldukça da hırpalamıştır.<br />
İşte CHP’nin önü arkası, özü özeti, başı sonu bundan ibarettir.<br />
Ne utanmaları var, ne sıkılmaları.<br />
Ne edep bilirler, ne de erdem tanırlar.<br />
Fildişi kulesinde, sırça köşklerde sosyal demokratlık taslarlar.<br />
Mobese kayıtlarına düşünce de kızılca kıyamet koparırlar.<br />
Kar yağışını konuşmazlar, İstanbul’un dramını konuşmazlar, balıkçıyı konuşmazlar, ne var ki yüzsüzce mobeseyi dillerine dolamaktan da geri durmazlar.<br />
Takip ediliyorlarmış, izleniyorlarmış, dinleniyorlarmış, geçin bunları, bırakın bu boş bahaneleri, şiddetli kar fırtınası varken balıkçı lokantasında ne aradığınızı, hangi gizli emellerin peşinden koştuğunuzu söyleyin.<br />
Peki yeri ve zamanı mıydı büyükelçiyle protokol yemeğinin?<br />
Yüreğiniz yetiyorsa itiraf edin, cesaretiniz varsa ifade edin, mahcubiyet duyacağınız gizli ilişkileriniz, korkup sineceğiniz gizemli irtibatlarınız yoksa çıkın meydana, milletin kafasında birikmiş soru işaretlerini giderin.<br />
Mobese, yani kent güvenliği yönetim sistemi, toplumsal huzur, güvenlik ve asayişin sağlanması, suç ve suçluların takip ve tespiti açısından büyük bir imkandır.<br />
Açığı olanların mobeseden şikâyet etmeleri gayet doğaldır.<br />
Özgürlüğün ve özel hayatın ihlal edildiğini iddia edenler boşa nefes tüketmektedir.<br />
İstanbul’da geçen hafta yaşanan rezaletlerin bir benzeri dünyanın herhangi bir ülkesinde vasat bulmuş olsaydı, o ülkenin belediye başkanı emin olunuz ki bir gün, bir saat, bir saniye bile koltuğunda oturamazdı.<br />
Sayın Abdülhamid Gül’ün başarıyla icra ettiği bakanlık görevinden affını istemesini mobese kayıtlarının ortaya çıkmasına bağlayan süfli ve müflis CHP zihniyetinin algı oyunları, iftira taarruzları, itibar suikastları asla tutmayacak, hiç kimse de bunlara iltifat ve itimat etmeyecektir.<br />
Bizim dileğimiz Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da görevinden affını bir an evvel talep etmesi ve gecikmeksizin, daha fazla hasara yol açmaksızın İstanbul’un önünü derhal açmasıdır.<br />
<strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong><br />
<strong>Demokrasinin akli ve ahlaki temelleri vardır ve mutlaka da olmalıdır.</strong><br />
<strong>Milletsiz bir vatan, hukuksuz bir özgürlük, halksız bir demokrasi, halsiz bir adalet, hakikatsiz ve hafızasız bir insan düşü kuran mihrakların bitmek tükenmek bilmeyen operasyonel faaliyetleri devamlı tetikte, devamlı teyakkuzda olmamızı gerektirmektedir. </strong><strong>Bu mihrakların hüviyeti esasen meçhul değildir.</strong><br />
Değerlere yönelik kategorik saldırılar, kavramlara yönelmiş işgal niyetleri, maneviyatımıza kurulmuş tuzaklar maalesef vahim bir düzeydedir.<br />
İnsanlığın ortak hazinesi olan demokrasi, hak, hukuk, özgürlük, adalet sürekli aşınmaya, sürekli irtifa kaybına maruz kalmaktadır.<br />
Aslında bu kaygı verici gerçek bilinçli bir tertibin, sistematik bir tahribatın uzun metrajlı sonucudur.<br />
Gerçek manasından koparılmış bir demokrasinin, sadece demagojiyi besleyeceği, bunun yanı sıra despotik tahakkümlere davetiye çıkaracağı açıktır, ortadadır, tecrübeyle sabittir.<br />
Demokrasi işin özünde insana dayanan, insanı esas alan, insanla anlamını bulan bir rejimdir. Ve demokratik sürecin kilit taşı insandır.<br />
Bununla birlikte demokrasinin resmi bir ideolojisi yoktur.<br />
Herkes ne düşünürse düşünsün, bir insanın başka türlü düşünmeye ve bunu savunmaya demokratik ve meşru sınırlar içinde hakkı olacaktır.<br />
Demokrasi salt seçimden seçime varlığını hatırlatan bir rejim de değildir.<br />
İşlevi, siyasal kurumlarla sosyal kesimler arasında denge, denetim, düzen ve karşılıklı mükellefiyetler sağlamaktan ibarettir.<br />
Demokrasiyi yalnızca çoğunluğun yönetimi, seçimlerden elde edilmiş sayısal veya oransal bir üstünlük olarak görmek de makul sayılamayacaktır.<br />
Demokrasi, siyasal katılım ve tercih külliyatı, uzlaşma ve hoşgörü küfesi, saygı ve muhabbet kültürü, sandık ve seçim küresidir.<br />
Batının siyasal düşünürleri, demokrasi için ekonomik gelişmişlik ve batılı değerler sistemini vaaz etseler de, evrensel demokratik kazanımlar tam aksine vurgu yapmaktadır.<br />
Millet varsa, ülke varsa, devlet varsa, insanların adil, hür ve tarafsız seçimlerinden bahsediliyorsa demokrasi kaçınılmaz bir realite olarak karşımıza çıkacaktır.<br />
Çünkü milletin kendi geleceği hakkında hüküm verme ve hedeflerini belirleme hakkı aynı zamanda bir insanlık onurudur, bu onurun muhafazası demokrasi namusudur.<br />
Batılı doğulu, kuzeyli güneyli demokrasi tanımlaması dayatma tonu ağır basan seçkinci, ayrımcı ve mesnetsiz bir iddiadır, ayrıca imtiyazlı bir alan açma çabasıdır.<br />
Asıl sorun maskeli demokratların, mayası ve meşrebi bozuk siyaset bezirgânlarının demokrasiyi kırıp dökmeleri, bozup parçalamaları, işlerine geldiği gibi söküp takmalarıdır.<br />
Demokrasi ihanetin kılıfı olamaz.<br />
Demokrasi egemenliğe kast etmenin kaynağı görülemez.<br />
Demokrasi sövüp saymanın, yakıp yıkmanın meşruiyet zemini olarak asla kullanılamaz.<br />
Demokrasi, hukuk ve hürriyetin, hukuk ve hürriyet, demokrasinin karşılıklı güvencesidir.<br />
Biri olmadan diğerinin varlığından söz edilemez.<br />
İfade ve düşünce hürriyeti, vandal hedeflerin, vahşi emellerin, öfke ve nefret akımlarının, suç ve suçluları koruma alçaklığının ikmal deposu, ikbal dekoru değildir.<br />
Hürriyet öyle bir hassas terazidir ki, kefenin birisi yükselirken diğeri iniyorsa orada sorun var demektir.<br />
Devletin varlığını müdafaa için yaptığı her mücadele meşrudur.<br />
Bu meşruluğu demokrasi ve hürriyet kisvesiyle sulandırmaya çalışmak devlete kast etmektir, bunu adı da ihanettir.<br />
Hiçbir toplum, hiçbir ülke, mensuplarından hiç birine, hürriyetlerin tümünü sınırsız kullanma ehliyeti vermemiştir.<br />
Kaldı ki toplum hayatının bir bedeli vardır.<br />
Sınırlar hukuk kurallarıyla çizilmiştir.<br />
Bu hukuk kurallarına riayet ve sadakat hatırı sayılı pek çok siyaset felsefecisine göre hürriyetin ta kendisidir.<br />
İnsanların birbirine göstereceği hoşgörü hudutları aynı şekilde demokrasi ve hürriyetin de hudut hattının temerküz ve tecelli etmesini sağlayacaktır.<br />
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek, büyükbaş hayvan benzetmesi yapmak ifade ve düşünce hürriyeti sayılamaz.<br />
Bu tip bir kötü söz terbiyesizliktir, edepsizliktir, nitekim suçtur.<br />
Hz.Adem ile Hz.Havva’ya cahil demek bir sanatçı marifeti, demokratik bir hak, sıradan bir şarkı sözü olarak değerlendirilemez.<br />
Herkes aksini söylese de Milliyetçi Hareket Partisi bu görüşte olamaz, bu ilkelliğe göz yumamaz, selin akıntısına kapılamaz.<br />
Hakaret eden, küfreden, faşizan arzularını ilk fırsatta ifşa eden kim olursa olsun, bunun sonuçlarına mutlak surette katlanmalıdır.<br />
Bir televizyon kanalında Sayın Cumhurbaşkanı’na en ağır hakaretleri sıralayan sözde bir gazeteciye sessiz kalanların, Trabzon’da bir çocuğun heyecanla söylediği sözlere ateş püskürmeleri ikiyüzlülüğün deşifresidir.<br />
Dikkat buyurunuz, henüz 10 yaşında olan bu çocuğumuz Cumhurbaşkanı’na amca derken, Kılıçdaroğlu’na hain diye seslenmiştir.<br />
203 sözde yazar, çizer, aydın ve gazetecinin bildiri hazırlayıp yayımlamak yerine bu sorunu ele almalarında yarar olacaktır.<br />
Bu yavrumuzu bu noktaya getiren nedir? Böylesi bir tercihe zorlayan ve bunu da telaffuz ettiren gelişmeler nelerdir?<br />
Şehidimiz Eren Bülbül’ün katilleriyle sarmaş dolaş olanların, ittifak kuranların, yanak yanağa verenlerin, bilahare herkesin, her kesimin geleceğimiz adına bu soruların üstünde kafa yormaları elzemdir.<br />
Terörizmin değirmenine su taşımanın sorarım sizlere, neresi haktır, neresi hukuktur, neresi demokrasidir?<br />
Katile katil, caniye cani, teröriste hain diyemeyen, sırf siyasi rant devşirmek için bölücülerle bir ve aynı kareye girmekten sakınmayan her kim varsa demokrasiyle arasına geceyle gündüz gibi mesafe koymuştur.<br />
Sorosçu Osman Kavala’yı savunmak, terörist Demirtaş’a methiyeler düzmek adalet, demokrasi ve hürriyet konusu değil, işlenmiş suç ve hıyanete taammüden ortaklıktır.<br />
Terörist hem devlet hem de demokrasi düşmanıdır.<br />
Düşmana ganimet olan siyasetçilerin demokrasi iddiası tilkinin kümes bekçiliğine talip olmasıyla aynı kurnazlıktır.<br />
Bilinmelidir ki, demokrasi taşlaşmış kalplerin, buzlanmış vicdanların, kiralanmış akılların, satılmış ruhların, devşirilmiş zihniyetlerin, millete silah çeken şerefsizlerin harcı değildir, hakkı değildir.<br />
<strong>  CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu geçen hafta demiş ki: “Terörle mücadele ediyoruz derken demokrasi askıya alınıyor. Demokrasi askıya alınırsa da en çok terör örgütlerine prim verirsiniz.&#8221;</strong><br />
Sayın Kılıçdaroğlu şu hususu unutma ki, tekerimize taş koymaya kalkışanların alınlarını karışlarız, bunlara karşı da çekilmeye hazır keskin bıçak olup ayağa kalkarız.<br />
Terörle mücadele sürecinde demokrasinin askıya alındığını söylemek su katılmamış bölücü bir dildir.<br />
<strong>Terörle mücadele sürecinde demokrasinin hiçe sayıldığını iddia etmek terörist üslubudur, terör usulüdür, zillet bir bühtandır.</strong><br />
Demokrasiyi korumak için terörle mücadele ediliyor, ey Kılıçdaroğlu bundan haberin var mı?<br />
Vatana ve millete musallat olan seri katilleri cezalandırmak amacıyla terörle mücadele yapılıyor, ey Kılıçdaroğlu bunu biliyor, bunu hazmedebiliyor musun?<br />
Demokrasinin yolu Diyarbakır’dan geçer diyen Kılıçdaroğlu, senin yolun nereye çıkıyor? Karanlık yolculuğun nereye doğru gidiyor?<br />
Kılıçdaroğlu sosyal medyada video çeke çeke akli melekelerini yitirmiş, trolleşmiş bir figür olarak milli ve siyasi hayata bütünüyle aykırı davranmaya başlamıştır.<br />
Demokrasinin bir yolu vardır, o da insanımızın, milletimizin vicdan, asalet ve ahlakından geçmektedir.<br />
Eğer ille de demokrasiye ulaşacak bir yol aranıyorsa başkent Ankara’nın tertemiz ve geniş yolları aziz milletimizin her ferdine sonuna kadar açıktır, her zaman da açık kalacaktır.<br />
Güçlendirilmiş parlamenter sistem hazırlığı yapıyorlarmış.<br />
Bu ay içinde de taslak metni açıklayacaklarmış.<br />
Ama henüz kurulacak masada nasıl oturacaklarını tespit edememişler.<br />
Alfabetik mi olsun, aritmetik mi olsun, yaşa göre mi olsun, yoksa boy sırasına göre mi olsun, karar vermiş değiller.<br />
Kendi aralarında demokratik nezaketin çatısını örmekten aciz kalan, ittifakın isim değişikliğini planlayan, üçüncü bir ittifak projesiyle HDP’yi bagaja koymayı düşünen zillet ittifakının Türkiye’ye katacağı, Türk milletine kazandıracağı hiçbir şey yoktur.<br />
Doğalgaz stokunda olmayan azalmayı bir yalana bin yalan ekleyerek anlatan, benzin fiyatlarını görünce ata bindiklerini açıklayan bu demokrasi kaçkınlarını, ahde vefalarını çiğnemiş bu nimet bilmez taifeyi aziz milletimiz ibretle takip etmektedir.<br />
Kılıçdaroğlu, geçen hafta katıldığı bir televizyon programında pot üstüne pot kırmış, vahamet düzeyinde falso yaparak, “bu milleti barıştıracağız” diyebilmiştir.<br />
Sayın Kılıçdaroğlu barışmak, küsler arasında olur.<br />
Türk milleti ne zaman birbirine küsmüştür?<br />
Bu küslükten bir tek bizim mi haberimiz olmadı?<br />
Sen ne demeye çalışıyorsun? Maksat ve muradın nedir?<br />
Demokrasinin arkasına sığınıp Türkiye’yi yaylım ateşine tutmana, nifak saçmana, sanal ihtilaflar üretip bunu yaymana tahammül etmeyeceğiz, suskun kalmayacağız.<br />
Sayın Kılıçdaroğlu, AB büyükelçileriyle buluşmanda, “Deva partisinin ekonomi çalışmasına katılacağız” sözlerinle küstürdüğün, kızdırdığın, özgüveniyle oynadığın CHP’ye oy veren kardeşlerimle önce barışman, öncelikle onların gönüllerine girmen sana başlıca tavsiyemizdir.<br />
Milletin arasında en küçük bir küslüğün olmadığını, buna dair bir emarenin dahi bulunmadığını görmelisin, hiç kuşku yok aklını da başına acilen devşirmelisin.<br />
<strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong><br />
<strong>Partimiz, gücünü milletinden alan siyasal bir düşüncenin savunucusudur.</strong><br />
<strong>Onun için de adımız Milliyetçi Harekettir.</strong><br />
<strong>Millet olma halinden daha güçlü bir yapı ve kudret henüz bulunmamıştır.</strong><br />
<strong>Millet olmakla, yeryüzünün çehresi değişmiştir.</strong><br />
<strong>Millet olmakla, milli devletler doğmuştur.</strong><br />
<strong>Demokrasiler de millet gerçeğinden beslenmiş ve gelişmiştir.</strong><br />
Bizim vazgeçmeyeceğimiz temel husus millet gerçeği ve demokrasi mirasımızdır.<br />
Milliyetçilik de bu gerçeğin şuurla kavranması ve savunulmasıdır.<br />
Ne var ki; milletleşme, sonuçlanmış değil devam eden bir süreçtir.<br />
Beraberce yaşanan her gün, her saat, üzerinde ittifak edilmiş dile, kültüre, ülkülere doğru artan bir kaynaşmadır.<br />
<strong>  Millet olma hali, toplumun sosyal, kültürel, ekonomik bağın demokratik ve doğal uzlaşma alanıdır.</strong><br />
Bu doğal ve kendiliğinden oluşan uzlaşma sonucu;<br />
Bir halay havası ile neşelenmemiz, bir ağıtla hüzünlenmemiz bu yüzdendir.<br />
Milli bir zaferle sevinmemiz, doğal bir afetle üzülmemiz bu sebepledir.<br />
Millet olma şuurunun zemini ve çıkış noktası ise yükselen üst kimlik ve kültür unsurlarıdır.<br />
Ancak, millet olma hali, onu oluşturan alt kültürlerin, lehçelerin ve hatta kimliklerin inkârı anlamını da taşımayacaktır.<br />
Bu açıdan Milliyetçi Hareket Partisi’nin millet anlayışı ötekileştirici ve uzaklaştırıcı değildir, hiç de olmamıştır.<br />
Tamamen kültürel eksende tecessüm eden “Ne Mutlu Türküm Diyene” beyanı milli bir heyecanda ve bir tarih şuurunda kenetlenmeyi temsil etmiştir.<br />
Bu itibarla, bizim hiçbir zaman kimsenin kökeni veya mezhebini öne çıkaran, kaşıyan, reddeden, aşağılayan, engelleyen, yasaklayan bir zihniyetle yakınlaşmamız mümkün değildir.<br />
<strong>Bizim için Edirne neyse Hakkari odur.</strong><br />
<strong>Yozgat neyse Diyarbakır aynısıdır.</strong><br />
<strong>Bütün yolların çakıştığı nokta Türkiye Cumhuriyeti’dir.</strong><br />
<strong>Yolu sevgiden, mensubiyet şuurundan, bayrak ve vatan sevgisinden geçen herkes kardeşimizdir.</strong><br />
<strong>Hiçbir insanımızın diğerinden, hiçbir yurt köşesinin bir başka yerinden üstünlüğü veya eksikliği yoktur.</strong><br />
Yine bu kapsamda, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda, millet kavramı birleştirici bir rol üstlenmiştir.<br />
Etnik köken, dil ve din gibi farklılıklara bakılmamıştır.<br />
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Türk milletinin eşit ve saygın fertleridir.<br />
Türkiye Cumhuriyeti devletini Türk milletinin birlikte yaşama ülküsü ve aynı kaderi paylaşma iradesi kurmuştur.<br />
Partimiz, ülkemizde yaşayan vatandaşlarımızı “Türk milleti” tanımı içinde görmektedir.<br />
Ancak zillet ittifakının paydaşları milleti oluşturan kimlikleri sorgulamakta, tahriklerini sürdürmektedir.<br />
Asırlar içinde üst birliğe ve millet kimliğine yönelen bütün süreç bu tahriklerle geriye dönme riskini içinde barındırmaktadır.<br />
Etnik kimliklerin kaşınması, kaçınılmaz olarak kimlik taleplerini doğuracak, hepimizin adı olan Türk milleti tanımına itirazlar çoğalacaktır.<br />
Milliyetçi Hareket Partisine göre;<br />
“Türkiye’nin milli birliği ve bütünlüğü, dil, soy ve din unsurlarının da üstünde tarihi bir gerçektir.<br />
Devletimizin beşeri zenginliği ve dayanağı olan tek millet olgusu, bu kucaklaşmanın neticesinde vücut bulmuştur.<br />
Bu asla bir dayatma ve asimilasyon değil, tastamam bir demokrasi ve millet zaferidir.<br />
Bir başka ifadeyle, daha güçlü bir toplumda, daha müreffeh bir ülkede yaşama gayesinden doğmuş sosyal, kültürel bir uzlaşma ve dayanışma halinin zarafetedir.<br />
Türkiye Cumhuriyeti bu birleştirici ve bütünleştirici millet temeli ve sosyolojik uzlaşma üzerinde şekillenmiştir.<br />
Ancak tahripkar süreç devam ederse, mensubu olduğumuz Türk milleti, alt kimlik ve çok kültürlülük talepleri sonucunda bölünme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.<br />
Bu durum, hem milli birliğimizi tahrip edecek, hem de Türk devletinin sonunu hazırlayacaktır.<br />
Kılıçdaroğlu’nun siyaseti buna yöneliktir.<br />
Partimiz, etnik, kültürel ve mezhep zeminindeki siyasallaşmanın bölünmeye götüreceğine inanmaktadır.<br />
Bunun sonucunda ortaya çıkacak tabloda ise Türkiye’nin bu nüfus ve bu coğrafya bütünlüğü ile devamı mümkün olmayacaktır.<br />
Bizim bu konuda duruşumuz nettir ve belgelidir.<br />
Bizim dayandığımız ilkeler:<br />
Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet ve tek dil ülküsüdür.<br />
Tek devlet, üniter yapının korunmasını,<br />
Tek millet, Türk milleti kimliğinin devamını;<br />
Tek bayrak, milli devletin bekasını,<br />
Tek dil, resmi dilin yalnızca Türkçe olabileceğini,<br />
Tek vatan ise, ülkemize ortak koşulamayacağını ilan etmektedir.<br />
Ve bunlar da bizim kırmızıçizgilerimizdir.<br />
Varsa cüret etmek isteyen,<br />
Bu değerleri çiğnemeye hazırlanan,<br />
Ben bunları kabul etmiyorum diyen, buradan açıklıyorum ki;<br />
Ayaklarını denk alsınlar,<br />
Bir kere daha düşünsünler,<br />
Burada biz varız ve buna izin vermeyiz.<br />
Dün vermedik, bugün vermeyiz, yarın da vermeyeceğiz.<br />
Ve tereddüt edenler varsa, buradan tam 1287 yıl önce Orhun’dan yola çıkan buyrukları ve inancı tekrarlamak istiyorum.<br />
<strong>“Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini töreni kim bozabilir? Titre ve kendine dön.”</strong><br />
Kaldı ki böylesi bir felaket ve fecaat hali nasıl mümkün olabilir?<br />
Sözlerimin sonunda, yarın karşılayacağımız mübarek Üç Ayların, bir gün sonrasında idrak edeceğimiz Regaip Kandilinin aziz milletimize, Türk-İslam alemine ve tüm insanlığa sağlık, huzur, selamet ve nice güzellikler getirmesini temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.<br />
<strong>Sağ olun var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/02/01/7582/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-MHP Lideri Önemli Açıklamalar Yaptı</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/01/11/mhp-lideri-onemli-aciklamalar-yapti-3/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/01/11/mhp-lideri-onemli-aciklamalar-yapti-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jan 2022 09:51:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7568</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada gündemdeki konuları değerlendirdi ve önemli açıklamalarda bulunda. Konuşmasının başında, Şanlıurfa’nın Akçakale sınırında bölücü hainler tarafından tuzaklanmış el yapımı patlayıcının askeri aracımızın geçişi esnasında infilak etmesiyle şehit düşen üç askerimize rahmet, yaralı askerimize de şifalar dileyen Bahçeli; “Kararlılıkla ifade ediyorum ki, Türk milleti terörizmin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada gündemdeki konuları değerlendirdi ve önemli açıklamalarda bulunda.</p>
<p><strong>Konuşmasının başında, Şanlıurfa’nın Akçakale sınırında bölücü hainler tarafından tuzaklanmış el yapımı patlayıcının askeri aracımızın geçişi esnasında infilak etmesiyle şehit düşen üç askerimize rahmet, yaralı askerimize de şifalar dileyen Bahçeli; “Kararlılıkla ifade ediyorum ki, Türk milleti terörizmin hain planlarına, terör örgütlerinin kanlı saldırılarına baş eğmeyecek, diz çökmeyecektir.” Dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’de terör sorununun devam ettiğine dikkat çeken MHP lideri, “Biz terör örgütüne eleman devşiren, sözde Kürdistan propagandasıyla sabrımızı kevgire çeviren HDP’yi Türk siyaset ve demokrasi hayatında bir saniye bile görmeye tahammül edemiyoruz.” Diye konuştu.</p>
<p><strong>Tezkere oylamasında yaşanan ve terör milli konularda muhalefetin tutumunu eleştiren Bahçeli; “İP, sadece iki-üç milletvekiliyle oylamaya iştirak edip kerhen evet dedi mi? Bu da oldu, gönülsüz iki-üç evetle durumu kurtarmaya çalıştıkları görüldü.” Sözleri ile millet ittifakını oluşturan partilerin başta CHP olmak üzere, yancıları İyi Partisi, HDP gibi partilerin yanlış yolda olduklarını dile getirdi.</strong></p>
<p>Ülke gündemi yanında içte ve dışta yaşanan birçok gelişmelere değinen Bahçeli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p>“<strong>Değerli Milletvekilleri,  </strong><strong>Medyamızın Mümtaz Temsilcileri,</strong></p>
<p>Haftalık olağan Meclis grup toplantımıza başlarken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en halisane selam ve sevgilerimi iletiyorum.</p>
<p>8 Ocak 2022 Cumartesi günü, Şanlıurfa’nın Akçakale sınırındaki bir yol güzergâhına PKK – YPG’li teröristler tarafından tuzaklanmış el yapımı patlayıcının bir askeri aracımızın geçişi esnasında infilak etmesiyle üç askerimiz şehit düşmüş, bir askerimiz de yaralanmıştır.</p>
<p>Şehitlerimize bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmetler, yaralı askerimize de şifalar niyaz ediyorum.</p>
<p>Hepimizin, aziz milletimizin, kederli ailelerinin ve silah arkadaşlarının başı sağ olsun diyorum.</p>
<p><u>Merhum Hüseyin Nihal Atsız’ın adeta haykırarak söylediği gibi;</u></p>
<p><strong><em>İnsan büyür beşikte, mezarda yatmak için,</em></strong></p>
<p><strong><em>Ve kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için.</em></strong></p>
<p>İşte o kahramanlar aziz şehitlerimizdir.</p>
<p>Merhum Osman Yüksel Serdengeçti ise <em><u>“Bir Kahraman Bekliyoruz”</u></em> isimli şiirinde hamiyet ve heyecanla bezenmiş şu dizeleri terennüm etmişti:</p>
<p><strong><em>Ufukları kaplasın bayraklarımız al, al,</em></strong></p>
<p><strong><em>Göklere zaferimizi çizsin vahşi bir kartal!</em></strong></p>
<p><strong><em>Kahramanlar büyüsün masalda dev misali,</em></strong></p>
<p><strong><em>Eğilsin, öpsün gökler, canım nazlı hilali…</em></strong></p>
<p><strong><em>Ordularım yeniden Tuna’ya akın etsin!</em></strong></p>
<p><strong><em>Bir Yıldırım çaksın da uzağı yakın etsin!</em></strong></p>
<p><strong><em>Selam dursun karşısında bütün şerefler, şanlar!</em></strong></p>
<p><strong><em>Namını tebcil etsin, yıldızlar Kehkeşanlar…</em></strong></p>
<p><strong><em>İçimde hiç sönmeyen bir fetih sevdası var,</em></strong></p>
<p><strong><em>Yavuz gibi diyorum: Bu dünya insana dar!</em></strong></p>
<p>Kararlılıkla ifade ediyorum ki, Türk milleti terörizmin hain planlarına, terör örgütlerinin kanlı saldırılarına baş eğmeyecek, diz çökmeyecektir.</p>
<p>Teröristler sadece insanımızın değil, esasen tüm insanlığın ortak kan davalısı, ortak can düşmanıdır.</p>
<p>Terörizmin hiçbir şekli, hiçbir türü, hiçbir türevi masum değildir, meşru değildir.</p>
<p>Şu gerçeği itiraf etmek gerekir ki, Türkiye’nin üstesinden gelinmesi kaçınılmaz olan öncelikli sorunu, bize göre sorunlar piramidinin zirvesine oturmuş bölücü terördür.</p>
<p>Bu melametin, bu melanetin hakkından gelemedikten sonra hayatın diğer alanlarında tam bir istikrar yakalamamız çok zor ve zahmetli, belki de imkansız olacaktır.</p>
<p>Terör sorunu ülkemizin henüz kabuk bağlamamış yarasıdır.</p>
<p>Zaman zaman kanatılan bu yara açık olduğu müddetçe üzerine konmak için fırsat kollayan pek çok iç ve dış mahreçli haşarat ve husumet odağı çıkacaktır, bugüne kadar da çıkmıştır.</p>
<p>Ekonomik istikrarımızın sürekliliği, siyasal dirliğimizin sürdürülebilirliği, toplumsal huzurumuzun sükûneti, bölgesel ve küresel caydırıcılığımızın sürati terörle mücadeleden alınacak kalıcı ve kesin sonuçlara bire bir bağlıdır.</p>
<p>Sınırlarımızın mücavir alanlarında, dağlarda, şehirlerde, mezralarda, belediyelerde, bürokraside ve Gazi Meclis’te bölücü teröristleri temizlemedikten, her anlamda yüzleşmedikten sonra rahat bulamayız, güvende olamayız.</p>
<p>Nitekim ellerinde hançer ile arkamızdan dolaşıp gaflet ve rehavet anımızı kollayan alçakları köklü bir tasfiye ve tecziye süreciyle berhava etmek mecburiyeti omuzlarımızdadır.</p>
<p>Milli bekamız, milli birliğimiz, milli güvenliğimiz buna bağlıdır.</p>
<p>Bayrak inmesin diye yavrularını mezara indiren şehit analarına, şehit babalarına vefa ve minnet borcumuzu kesinlikle ödemek durumundayız.</p>
<p>Biz TBMM’de terörist istemiyoruz.</p>
<p>Biz terör örgütüne eleman devşiren, sözde Kürdistan propagandasıyla sabırlarımızı kevgire çeviren HDP’yi Türk siyaset ve demokrasi hayatında bir saniye bile görmeye tahammül edemiyoruz.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin görevini de bihakkın yapmasını bekliyoruz.</p>
<p>İblis’e piyonluk yapan bölücü terör uzantılarının, tertemiz millet iradesiyle tecelli etmiş, ordular kurup, ordular yönetmiş, Milli Mücadele’yi cesaretle yürüterek devlet kurmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunması züldür, zulümdür, zillettir.</p>
<p>Mehmetlerimize kurşun sıkan hainlerle düşüp kalkacaklar, terör kamplarında ideolojik ve silah eğitimi alacaklar, sonra da karşımıza geçip demokrasi, özgürlük, insan hakları, barış ezberlerini utanmadan sıkılmadan arka arkaya sıralayacaklar, bu ne kepazeliktir? Bu ne pişkinliktir? Bu ne pervasızlıktır?</p>
<p>29 Nisan 2017’de Adıyaman merkeze bağlı Akçalı kırsalında Türk Silahlı Kuvvetlerimizin operasyonuyla imha edilen dört teröristten birisi olan Koçero Meleti kod adlı Volkan Bora’nın, şu anda HDP Diyarbakır Milletvekili olan bir kadının nasıl karanlık münasebet kurduğu deşifre olmuştur.</p>
<p>Bu bölücü milletvekili hakkında lazım gelen hukuki takibat, dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili tasarruf derhal temin ve tekemmül etmelidir.</p>
<p>Terörist sevdalıları Meclis koridorlarındadır.</p>
<p>Kamplara gidip gelen insanlık defoları, ihaneti tevzi eden terör trafoları Meclis sıralarındadır.</p>
<p>Bu kadar şehit veriyoruz, bu kadar acı yaşıyoruz, bir HDP’linin çıkıp da terör saldırılarını kınadığını, şehitlerimize rahmet dilediğini, hunhar eylemleri reddettiğini bileniniz, işiteniniz var mıdır?</p>
<p>Yeri gelmişken sizlerle daha vahim nitelikli bir tespitimi paylaşayım, geçtiğimiz Cumartesi günü üç kahramanımızın şehadeti neticesinde, toplumun her kesiminden doğal ve doğru olacağı şekilde taziye mesajları paylaşılmıştır.</p>
<p>Bizim de bu kapsamdaki mesajımız sizlerin ve milletimizin malumudur.</p>
<p>CHP Genel Başkanı’nın yayımladığı taziye mesajına lütfen dikkat buyurunuz, Kılıçdaroğlu özet olarak dedi ki: <em>“Barış Pınarı Bölgesi Gültepe Hudut Karakolu’nda askeri araç geçerken yaşanan patlamada şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum.”</em></p>
<p>Daha ilginç ve düşündürücü taziye mesajını bizatihi İP Başkanı gündeme taşıdı ve kısaca şunları dile getirdi: <em>“Şanlıurfa’da patlama sonucu şehit verdiğimiz kahraman Mehmetçiklerimize Yüce Allah’tan rahmet diliyorum.”</em></p>
<p>Patlayan nedir, belli değil.</p>
<p>Patlatan kimlerdir, açık ve net değil.</p>
<p>Balon mu patladı, boru mu patladı, tüp mü patladı, lastik mi patladı, bomba mı patladı, anlayan yoktur, anlatan yoktur.</p>
<p>PKK’ya, YPG’ye tek bir laf yoktur, tek bir atıf yoktur, tek bir eleştiri yoktur.</p>
<p>Bir yanda bu kadar yok ortadayken, diğer yanda bölücülerle işbirliği vardır, terörle ittifak vardır, patlama ortaklığı vardır, ağız birliği vardır, vatan hainleriyle irtibat vardır ve karşımızdadır.</p>
<p>HDP’yi küstürmemek için kırk dereden su taşıyanlar, PKK’yı gücendirmemek, incitmemek için suya sabuna dokunmaktan kaçınanlar samimiyet fukarası, millet ve milliyet muhalifleridir.</p>
<p>Zira her şey gün gibi meydandadır.</p>
<p>Ey zillet partileri, çekinmeyin, telaşa kapılmayın, yürekliyseniz itiraf edin, PKK bomba tuzakladı, sonra da patlattı derseniz sadece ve sadece adam olursunuz, ahlaklı olursunuz, dürüst olursunuz, tutarlı olursunuz.</p>
<p>Faili meçhul kanlı fiille ilgili konuşmaktan imtina etmek su katılmamış korkaklıktır.</p>
<p>Dahası bu korkakça tutum Firavun siyasetidir, bölücülüğe sinyaldir, terör simsarlığıdır.</p>
<p>Ve Türk milleti nezdinde yok hükmündedir.</p>
<p>Şehitlerimizin hakkını bölücü teröristler kadar ağızlarına alamayanların ne yatacak, ne de kaçacak yerleri kalmıştır.</p>
<p>CHP Genel Başkanı, geçen hafta katıldığı bir televizyon programında, milletimizin gözünün içine baka baka, bir yalana bin yalan ekleyerek şu ibret verici değerlendirmelerde bulunmuştu:</p>
<p>“<em>Terör konusunda bir şey geldi de biz hayır mı dedik? Terörle mücadele ederken yapmayın, etmeyin mi dedik, hayır!”</em></p>
<p>Bu temelsiz, mesnetsiz, gerçekle bağdaşmayan açıklamayı duyduktan sonra ne söylesek boştur, neyi dile getirsek boşunadır.</p>
<p>Türkiye’nin değişen terörle mücadele stratejisi kapsamında, terörü kaynağında engellemek asıldır, esastır, önceliklidir.</p>
<p>Bu maksatla Irak ve Suriye’ye asker gönderilmesini iki yıl uzatan Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi 26 Eylül 2021 Salı günü TBMM’de oylanırken CHP hayır dedi mi? Elbette dedi.</p>
<p>Bu Tezkereye HDP hayır dedi mi? Kuşkusuz dedi.</p>
<p>İP, sadece iki-üç milletvekiliyle oylamaya iştirak edip kerhen evet dedi mi? Bu da oldu, gönülsüz iki-üç evetle durumu kurtarmaya çalıştıkları görüldü.</p>
<p>O halde CHP Genel Başkanı kuyruklu yalana nasıl başvurabiliyor?</p>
<p>Milletimizi kandırmaya ne hakla cüret edebiliyor?</p>
<p>Kılıçdaroğlu’na bakarsanız, <em>“Suriye’ye barış getireceğiz”</em> masalını dinlersiniz.</p>
<p><em>“Bütün komşularımızla barışacağız”</em> palavrasını duyarsınız.</p>
<p><em>“Neden bizim askerimiz Suriye’de şehit olsun”</em> diye sorup, ne arıyoruz orada, ne yapıyoruz Libya’da diyen, Irak ve Suriye Tezkeresine hayır oyu kullanan Kılıçdaroğlu mu terörle mücadeleyi destekliyor?</p>
<p>Bu şahıs, herkesi kör, alemi sersem mi sanıyor?</p>
<p>CHP Genel Başkanı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde terör örgütüyle irtibat ve iltisak içinde olanların işe alınmasıyla ilgili devam eden teftiş ve tetkik sürecinde görevli müfettişlere ateş püskürüyor.</p>
<p>Çünkü çiğ süt içtiğinden karnı ağrıyor, hesabını veremeyeceği açıklarından dolayı korkuya kapılıyor.</p>
<p>İmralı canisi tarafından kurdurulan ve PKK/KCK’nın şehir yapılanması arasında yer alan DİAYDER’in referansıyla belediyede işe girdikleri iddia edilenlerin destekçisi çok açık söylüyorum ki, Kemal Kılıçdaroğlu’dur.</p>
<p>Bize sarayın sözcüsü diyen Kılıçdaroğlu, Kandil’in teşrifatçısı, Kandil’in termikçisi, Kandil’in tedarikçisidir.</p>
<p>Buradan soruyorum, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanmış DİAYDER iddianamesinde Kılıçdaroğlu’nun adı geçiyor mu geçmiyor mu?</p>
<p>Bu zat, terör aparatı DİAYDER’in bölücü mensuplarıyla toplantı yaptı mı yapmadı mı?</p>
<p>Saklanma Kılıçdaroğlu, çık karşımıza mertçe söyle, adamsan bu soruların cevabını ver.</p>
<p>Özellikle hatırlatırım ki, yalan söylemek, vicdanı müebbet hapse mahkûm eden bir suçtur.</p>
<p>Bir yalan, bin doğrudan şüphe duyulmasını sağlayacaktır.</p>
<p>Her yalancı, aynı zamanda korkaklık simgesidir.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, yalanı avuç avuç içiyorsun da, yeri geldiğinde bir damla gerçeği yutmaya cesaret edemeyecek kadar denge kaybı yaşıyorsun.</p>
<p>Tavsiyem, iyi bir hafızaya sahip olmandır, en azından söylediğin yalanları unutmazsın, ezkaza mahcup düşmezsin, taktığın maskeni de kaybetmezsin.</p>
<p><strong> </strong><strong>Değerli Arkadaşlarım, </strong>Suriye’nin kuzeyi de dahil olmak üzere, 24 Temmuz 2015’ten bugüne kadar sayıları 33 bini geçen terörist, 2021 yılının tamamında ise 2 bin 795 terörist etkisiz hale getirilmiştir.</p>
<p>Şehitlerimizin katilleri için hiçbir yer artık emniyetli değildir.</p>
<p>Cezalandırma operasyonları kahramanca icra edilmektedir.</p>
<p>Hainlerin döktükleri kanda boğulacakları da kesindir.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetlerimize, Türk Polis Teşkilatımıza, güvenlik korucularımıza, bu cümleden olmak üzere devletimize ve hükümetimize sonuna kadar güveniyor, dağ gibi arkalarında durduğumuzu tekraren vurguluyorum.</p>
<p>TBMM Karma Komisyonu’nda bekletilen veya Genel Kurul’a sevk edilen milletvekili dokunulmazlık dosyalarının bir an evvel görüşülüp gereğinin yapılmasını hukuk ve demokrasi namusunun müdafaası açısından zorunlu addediyorum.</p>
<p>Türkiye’nin 2023 yılına bölücü terörün başını kaldıramayacak ölçüde yere sererek gireceğinden; bu belanın, bu badirenin tamamıyla hayatımızdan sökülüp atılacağından en küçük kuşku duymuyorum.</p>
<p>Vatan topraklarına emanet ettiğimiz kahramanlarımızın kanı yerde kalmayacak, sorulacak hesapları da mahşere bırakılmayacaktır.</p>
<p>Türkiye, terörün belini kırıp başını ezdikten sonra ekonomik olarak sıçrayacak, huzuru katbekat büyüyecek, milli birlik ve kardeşlik alanında gücüne güç katacaktır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’ni bilhassa Kürt düşmanı göstermeye gayret eden sicili lekeli şerefsizlere diyorum ki, bizim Kürt kökenli kardeşlerimize duyduğumuz muhabbet ve hürmet, sizin tahayyül ve tasavvur sınırlarınızın alamayacağı kadar derindir, köklüdür.</p>
<p>Türk ile Kürt ezeli ve ebedi kardeştir, Türk milletinin mensuplarıdır.</p>
<p>Bozguncular kalleştir, kahpedir.</p>
<p>Aziz millet varlığının büyük tehlikelere maruz kaldığı bugünkü süreçte, ayrıntılarla meşgul olamayacak kadar hassas bir dönemden geçildiğinin farkındayız.</p>
<p>Ve kucaklaşmanın adresi olarak Milliyetçi Hareket Partisi’ni, Cumhur İttifakı’nı görüyor, buna inanıyoruz.</p>
<p>Uzlaşma ve huzurun adresi Milliyetçi Hareket Partisi’dir, Cumhur İttifakı’dır.</p>
<p>Bizim yüreğimizde herkese yer vardır.</p>
<p>Bizim gönlümüzde herkese yetecek sevgi vardır.</p>
<p>Bu topraklara vatanım diyen,</p>
<p>Bu insanlara milletim diyen herkese kucağımız açıktır.</p>
<p>Bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkes özbeöz kardeşimizdir.</p>
<p>Ürkeceğimiz bir şaibe alanı, izahını yapmaktan uzak duracağımız bir muamma hali, hesabını vermekten korku duyacağımız merdiven altı bir ilişki ağı yoktur, hiç de olmamıştır.</p>
<p>Tarafımız doğrudur, alnımız paktır, yönümüz haktır.</p>
<p>Karşımıza kim çıkarsa çıksın, hiç fark etmez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em><u>22 Mart 2016 tarihli Meclis Grup Toplantımızda</u></em></strong> açıkladığım, şu anda devam eden muazzam mücadele sürecine bir nebze de olsa katkı vereceğini umut ettiğim <em><u>sekiz maddelik terörle mücadele önerilerimizi </u></em>tekraren sizlerle ve aziz milletimizle paylaşmaktan bahtiyarlık duyacağım:</p>
<p><strong>1-  </strong>Terörle mücadele, teröristle mücadele değildir.</p>
<p>Zaman ve mekân üstü, tarihsel perspektiften beslenen yüksek akıl ve algı gerektirmektedir.</p>
<p>Önce olanı, olmuşu ve olacağı bütüncül ve derinlikli yorumlayan yüksekten ve analitik bakış demek olan <strong>“<u>terörizmle mücadele vizyonu”</u></strong> geliştirilmelidir.</p>
<p><strong>2-</strong> Terörle mücadele terörün inisiyatif ve ön aldığı süreçte her ölümden sonra gösterilen günlük tepkiler değildir.</p>
<p>İkinci aşamada yapılacakların tamamının kavrandığı ve unsurların tamamının vizyona göre yapılandırıldığı <strong>“<u>terörle mücadele konsepti”</u></strong> oluşturulmalıdır.</p>
<p><strong>3-</strong> Terörle mücadele, toplumun mağdur ve devletin seyirci durumunda olduğu doğaçlama mücadele sahası da değildir.</p>
<p>Üçüncü aşamada vizyondan beslenen, konseptten çıkartılan ve bütün milli güç unsurlarını sorumluluk bilinciyle seferber eden <strong><u>“terörle mücadele stratejisi”</u></strong> ortaya konulmalıdır.</p>
<p><strong>4-</strong> Terörle mücadele, vizyon, karar ve uygulamanın bütün unsurlara yön verdiği yönetilen, daha doğrusu yönetilmesi gereken bir süreç demektir.</p>
<p>Dördüncü aşamada bu stratejinin ülkemizdeki resmi veya gayri resmi, özel veya tüzel bütün unsurlara görev yükleyen <strong><u>“terörle mücadele siyaseti”</u></strong> oluşturulmalıdır.</p>
<p><strong>5-</strong> Terörle mücadele, mücadele edilen kavram, grup ve taraflar hakkında toplumsal bir ittifakın olmasını, oluşmasını ve olgunlaşmasını gerektirmektedir.</p>
<p>Beşinci aşamada, terör üzerindeki ortak iradenin ve yükümlülüklerin belirlenmesi ve toplumun kazanılması için <strong><u>“terörle mücadelede kitle kazanma programı”</u></strong> devreye sokulmalıdır.</p>
<p><strong>6-</strong> Terörle mücadele yalnızca asker, polis ve korucuya ihale edilmiş basit bir asayiş sorunu değildir.</p>
<p>Sorunun içten ve dıştan alabileceği bütün desteklerin kesilmesini sağlayacak kadar kapsamlı <strong>“<u>diplomatik mücadele eylem planı</u>”</strong> hazırlanmalı, eşgüdüm halinde uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>7-</strong> Terörle mücadele silahtan mayına, tuzaklı bombadan hendek kazmaya, pusudan baskın ve intihar eylemine kadar çok değişken ve dinamik bir alan olması nedeniyle mutat tedbir ve düzenlemelerle önlenemeyecektir.</p>
<p>Teröristin eylem şekli ve yöntemlerinin değişmesi süreçlerinde ön alarak ilgili güvenlik kuvvetlerini yeni şart ve durumlarla uyumlu olarak eğitecek, donatacak ve yönetecek <strong><u>“teröristle mücadele taktik eğitim ve icra programı”</u></strong> uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>8-</strong>  Terörle mücadele içte olduğu kadar dışta da ittifak ve istikrar gerektiren bir ilişkiler alanıdır.</p>
<p>Bu itibarla tutarlı, dengeli, istikrarlı bir <strong><u>“terörle mücadele tanıtım çalışmasına”</u></strong> ihtiyaç vardır.</p>
<p>Ve bunun ikmali diğer önerilerimizle eşzamanlı yapılmalıdır.</p>
<p>İnsanımızın hasretle beklediği ve fazlasıyla hak ettiği ulaşılabilecek hedefimiz;</p>
<ul>
<li>Huzur ve emniyet içinde olacağı,</li>
<li>Ekonomik sorunların tamamen gündemden çıkacağı,</li>
<li>Adaletin, hakkaniyetin ve merhametin hakim kılınacağı,</li>
<li>Başı dik, alnı açık, yüzü ak insanların yaşayacağı bir Türkiye gerçeğidir.</li>
</ul>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bunu sağlamaya hem kararlıdır, hem hazırlıklıdır, hem de kabiliyet ve kalitesiyle muktedirdir.</p>
<p>Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümü bu çerçevede bir misak, bir milat, bir müjdedir.</p>
<p><strong>Muhterem Milletvekilleri,  </strong>İstiklalinden yoksun bir milletin insanlık aleminde uşaklıktan başka bir seçeneği olmayacağını kutlu ceddimiz saat gibi işleyen hafızasında tutmuş, bizlere de miras bırakmıştır.</p>
<p>Türk milleti bağımsızlık onuruna düşkün bir millettir.</p>
<p>Milli varlığımız mazinin ihtişamından doğup istikbalin kör noktalarına, karanlık köşelerine ışık tutan gür bir meşale halinde yüzyıllarca parlamış, buna da devam etmektedir.</p>
<p>Bu meşale sönmedikçe Türk milleti istiklal iradesini, istikbal iddiasını, ihtiramla perçinlenmiş irfanını sürdürecek, zulmetin çıbanbaşları hiçbir zaman nefes ve mesafe alamayacaklardır.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti çok şükür bu meş&#8217;alenin aydınlığıyla ilerlemektedir.</p>
<p>Milli devletimiz; temelleri çürümüş, ömrü tamamlanmış, yedi düvelin paylaşım masasına koyulmuş imparatorluğumuzun yıkıntıları arasından sivrilip çıkmış, silkinip belini doğrultmuştur.</p>
<p>29 Ekim 1923; geçmişten keskin bir kopuş olmayıp, tam tersine asırlarca süregelen Türk-İslam mefkûresinin yeni bir yorumu, yeni bir soluğu, yeni bir mimarisi olarak belirmiştir.</p>
<p>Devletimiz, &#8220;ya istiklâl ya ölüm&#8221; seslenişinden yola çıkılarak verilen Millî Mücadele safhalarını etap etap, hezimetlerin bağrından doğan zaferleri aşama aşama özümseyen bir millet eseri olarak bugünlere erişmiştir.</p>
<p>Tarihin her döneminde, Türk milleti, Türk ve İslam coğrafyaları devamlı hedef olmuş, önyargıların, peşin hükümlerin, bitmeyen hesaplaşmaların, dinmeyen nefretlerin ağırlık merkezini teşkil etmiştir.</p>
<p>Milli kültür havzamız sürekli tahrik ve tertiplere, sonu gelmeyen bölüşüm ve nüfuz mücadelelerine sahne olmuştur.</p>
<p>Bildiğiniz gibi, büyük İslam düşünürü İbn-i Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü tekrar tekrar ifade edilmektedir.</p>
<p>Halbuki coğrafyayı vatan yapan yüksek şuur feyzini ve fikrini her şeyden evvel; sabırdan, akıldan, stratejiden, ülkülerden, çalışmaktan, mücadeleden, imandan, fedakarlıktan, aynı ortak geçmişi, aynı ortak gelecekte buluşturma iradesinden almaktadır.</p>
<p>Türklüğün jeopolitik ufku çok geniş bir coğrafyanın fırsatlarına da, risk ve tehditlerine de açıktır, aşinadır.</p>
<p>Emperyalizmin ele geçirme, kontrol etme, yönetme, sömürme, denetimli istikrarsızlıklar çıkarma planları hiçbir dönemde irtifa kaybetmemiştir.</p>
<p>Ne üzücü bir tarih ve beşeriyet gerçeğidir ki, nerede bir Türk ve İslam ülkesi varsa, nerede azgelişmiş veya gelişmekte olan bir ülke bulunuyorsa, işte orada sistematik oyunlar, sürekli operasyonlar, yürek burkan cepheleşmeler sökün etmiş, provoke edilmiştir.</p>
<p>Aslında içten içe kaynayan, biteviye kamçılanan bir milletler mücadelesi, bir medeniyetler çatışması hakimdir ve müessiriyeti ortadadır.</p>
<p>Önemle ifade etmek arzusu taşıyorum ki, 2 Ocak 2022 Pazar gününden itibaren Kazakistan’da fitili tutuşturulan toplumsal olayların, şiddet dozajı yüksek iç kargaşanın yalnızca sıvılaştırılmış petrol gazına yapılan zamlarla, yalnızca sosyo-ekonomik olumsuzluklarla tanım ve tavzihinin yapılması basit ve kolaycı bir yaklaşımdır.</p>
<p>Bize göre, dost ve kardeş ülke Kazakistan’daki kanlı gösteriler mağdur kitlelerin hak arayışı, refah ve özgürlük talebi de değildir.</p>
<p>Orta Asya, dünyanın kalpgahı olduğu kadar, küresel ekonominin, küresel siyasi mücadelelerin, çok boyutlu ticaret ve güvenlik müzakerelerinin ana mihveridir.</p>
<p>Bu haliyle stratejik değeri üst düzeydedir.</p>
<p>Kazakistan’da şikayet konusu zamlar geri alınmıştır, yeni sözler verilmiştir, yeni paketlerin açıklanması gündemdedir, fakat olayların durulması, önünün alınması ülkenin her bölgesinde mümkün olmamıştır.</p>
<p>Bu ülkede hükümet istifa etmiş, Nur Sultan Nazarbayev Güvenlik Konseyi Başkanlığı’ndan ayrılmak durumunda kalmıştır.</p>
<p>Meselenin can alıcı noktası şudur, Kazakistan’da devlet sokak gösterilerine, kanunsuz göstericilere tüm imkanlarıyla direnmiştir.</p>
<p>Güvenlik güçleriyle göstericiler arasında çatışmalar yaşanarak çok sayıda ölüm ve yaralanma vakası görülmüştür.</p>
<p>Özellikle ülkenin güneyindeki Almatı’da polis araçları ateşe verilmiş, devlet binaları işgal edilmiş, sonuç itibariyle OHAL ilanı mecburi hale gelmiştir.</p>
<p>21’inci yüzyılın ikinci çeyreğinde, Ortadoğu’dan Orta Asya’ya; Doğu Avrupa’dan Balkanlar’a, Hicaz Çöllerinden Sahra Altı Afrika’sına kadar tükenmez, sonu gelmez çatışmaların projelendirildiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Egemen güçler arasında sıkışan devletleri içten çözme, halklarıyla karşı karşıya getirme, yeni bir renkli devrim kuşağı oluşturma çabası kuvveden fiile geçmiştir.</p>
<p>Ortadoğu’da yaşanan budur.</p>
<p>Latin Amerika’da görülen budur.</p>
<p>Balkanlar’da yapılmak istenen bundan ibarettir.</p>
<p>Ekonomik sıkıntıların siyasal itirazlarla tepkimeye girmesi, yabancı vakıfların, sivil toplum kuruluşlarının, taşeron siyasetçilerin kışkırtmasıyla, kılıfı demokrasi olan iç isyan ve karışıklıklar tahrik edilmektedir.</p>
<p>Bu söylediklerim bir vehmin sonucu olarak değerlendirilmemelidir.</p>
<p>Toplumların siyasi ve ekonomik talepleri, dış güçlerin, dış telkinlerin, dış destekçilerin vasıtasıyla silaha dönüştürülmekte, beliren namlu ise bu toplumlar tarafından kendi devletlerine, kendi bağımsızlıklarına çevrilmektedir.</p>
<p>Kazakistan’daki olayların gerçek içyüzünü kesin ifadelerle söyleyebilmek için yeterli bilgi ve belgeye elbette sahip değiliz.</p>
<p>Ancak gelişmelerin seyrine baktığımızda, tarihten edindiğimiz tecrübeleri yorumlarımıza kattığımızda, zalim parmakların, çıkar hesabı yapan küresel emellerin devrede olduğunu söylemek tutarsız ve temelsiz bir iddia olmayacaktır.</p>
<p>Coğrafyaların üzerinde hakimiyet fırtınası esmekte, güç mücadeleleri hiçbir değer ve insani miras tanımamaktadır.</p>
<p>Demokrasi bu süreçte en çok istismar edilen kavramdır.</p>
<p>Özgürlük sorunları, ekonomik çarpıklıklar, hayat pahalılıkları haddinden fazla abartılan, işin özünde dehşet verici güvenlik açmazlarına dönüşme ihtimali olan konu başlıkları olarak sıcaklığını korumaktadır.</p>
<p>Esasen İkinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan dünya düzeni sarsılmaktadır.</p>
<p>En başta Rusya-Ukrayna sorunu çerçevesinde Doğu-Batı arasındaki rekabet kızışırken, bloklar arasındaki fay hatları da çatlamaktadır.</p>
<p>Salgın dönemi dikkate alındığında, başka bir dünyanın kapılarının aralandığı, hatta bu dünyanın mümkün ve muhtemel olduğu hesaba katıldığında, yıldızı parlayan ülkelerin varlığı da açıkça görülecektir.</p>
<p>Bu ülkelerden birisi olan Türkiye’nin, 2023 hedefleri doğrultusunda mücadelesi devam ettikçe, peş peşe engelleyici hamleler, önleyici iç ve dış dayatmalar vuku bulmaktadır.</p>
<p>Aynı şeyin Kazakistan için de geçerli olduğu kanaatindeyim.</p>
<p>Bağımsızlığının 30’uncu yıl dönümünde dünya çapında siyasi ve stratejik bir mevkie ulaşan bu dost ve kardeş ülkenin önünün kesilmesi, buhrana sürüklenmesi, hatta uzaktan kumanda edilen bir iç çatışma girdabına çekilmesi hususunda doğu-batı menşeli bir rol paylaşımının tedavülde tutulduğunu ileri sürmek mantıken ihmal edilmemesi gereken bir husustur.</p>
<p>Kazakistan’ın coğrafyası, bir zamanlar Türk imparatorluklarının merkeziydi.</p>
<p>Muazzam tarihi mirasıyla Türk dünyasının kilit taşı Kazakistan’dır.</p>
<p>2010’daki İstanbul Zirvesi’nde resmen hayata geçirilen Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi yani Türk Konseyi’nin adının 12 Kasım 2021’de Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirilmesi, Kazakistan’ın da bu teşkilatın asli üyesi olması pek çok çevreyi ürkütmüştür.</p>
<p>Daha doğrusu Türk Devletleri Teşkilatı dünya siyasi dengelerini, bölgesel dinamikleri sarsmış, seslendirilen barış, huzur, güvenlik ve adil paylaşım çağrılarını idrakten kaçınan yayılmacı ve bölge üzerinde hak iddia eden ülkeleri teyakkuza geçirmiştir.</p>
<p>Bize kalırsa, Kazakistan’daki yasa dışı gösterilerde FETÖ parmağını çok iyi araştırmak acildir, elzemdir.</p>
<p>Bu casus ve haşhaşi terör örgütünün hedef ülkelerde nasıl maşa gibi kullanıldığını en iyi bilen ve tanıyan ülke Türkiye’dir.</p>
<p>Sorun sadece Kazakistan’ın sorunu değildir, ben Türküm diyen herkesin ortak ve ertelenemez sorunudur.</p>
<p>Kazakistan’ın iç işlerine saygımız vardır ve tartışmasızdır.</p>
<p>Fakat kardeşimiz zordaysa onun yanında durmak, onun yardımına koşmak, onunla dayanışma içine girmek milli irademizin ve kültürel itibarımızın şaşmaz ve şüphe götürmez bir gerçeğidir.</p>
<p>Adımız birse, mücadelemiz de bir olmalıdır.</p>
<p>Acımız birse, teröristlere karşı tavrımız, tutumumuz da aynı olmalıdır.</p>
<p>Komşu komşunun külüne, kardeş kardeşin yardım eline muhtaçtır.</p>
<p>Nasıl Karabağ’da Azerbaycan ile tek yürek olmuşsak, Kazakistan’la da Nur-Sultan’da beraber olmamızın önünde herhangi mani bir hal yoktur.</p>
<p>Kazakistan’da bugün yapılan, yarın Türkiye’de denenmek, Türkiye’de test edilmek istenecektir.</p>
<p>Çünkü Türk Devletleri Teşkilatı’nın iradesi muhasım ve müdahaleci güçleri korkuya sevk etmektedir.</p>
<p>Şablon aynıdır. Söylemler benzerdir. Propaganda kaynakları, provokasyon mekanizmaları birbirine çok yakındır.</p>
<p>Özellikle geçmişte bizatihi şahit olduğum ve bugünle de ilişkilendirdiğim bir hadiseyi takdirlerinize sunmak istiyorum:</p>
<p>4 Temmuz 2002’de, 57’inci Koalisyon Hükümeti’ni oluşturan partilerin Genel Başkanları olarak, Türkiye ekonomisinde yaşanan sorunlarla ilgili Başbakanlık Konutu’nda bir toplantı yapmıştık.</p>
<p>Tutanakları şahsımda mahfuz bu toplantıya ekonomi bürokratları, ilgili bakanlar ve pek tabii Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş de katılmıştı.</p>
<p>Bakanlık görevini DSP kontenjanından üstlenmiş bu kiralık batı komiseri, o günkü toplantıda defalarca siyasi belirsizlikten bahsetmiş, yeni bir siyasi senaryoya ihtiyaç olduğunu sürekli vurgulamıştı.</p>
<p>Aynı şeyi dönemin Merkez Bankası Başkanı’yla diğer ekonomi bürokratları da telaffuz etmiştir.</p>
<p>Derviş, müteakiben Merhum Ecevit’in koltuğundan inmesini sağlayacak, koalisyon hükümetini dağıtacak, kendisine verilen talimat listesinde ne var ne yoksa uygulanmasına refakat edecekti.</p>
<p>Dün siyasi belirsizlikten bahseden tehlikeli zihniyetin çırakları, bugün erken seçim dayatmalarıyla aynısını tekrarlamaktadır.</p>
<p>Gerçekten de Kemal Derviş’in yetiştirmeleri CHP’de köşe başlarını tutmuştur.</p>
<p>Yeni siyasi senaryoya ihtiyaç var diyenler çoğalmıştır.</p>
<p>Dün hedef Bülent Ecevit’ti, bugün Recep Tayyip Erdoğan’dır.</p>
<p>İsimler değişse de oyun hep aynı oyundur.</p>
<p>Kurgu aynıdır, kumpas aynıdır, komplo aynıdır.</p>
<p>57’inci hükümet gitti gitmesine, ama Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesi gitmeyecek, demokrasi düşmanlarının Sayın Cumhurbaşkanımızı göndermeye gücü asla yetmeyecektir.</p>
<p>Egemenliğin sahibi büyük Türk milletidir.</p>
<p>Millet ne diyorsa, neyi hükmediyorsa başımız kıldan incedir, ona uyarız, bunun dışında hükümeti ve devleti hedef alan sokak hareketlerine canımızla, kanımızla direnmesini çok iyi biliriz.</p>
<p>Türkiye&#8217;mizin siyasi mazisi, kurulduğu ilk günden bu yana, Cumhuriyet üzerinde isyan ve ayaklanma girişimlerinin; çok partili hayata geçtiğimiz günden itibaren ise demokrasimize yönelik dayatma, telkin ve zorlamaların görüldüğü sancılı süreçlerin tarihidir.</p>
<p>Demokrasimiz üzerinde dolaşan kara bulutları ortaya çıkartmak, anti demokratik arayışların önünü kesmek elbette ki bizim vatan ve millet görevimizdir.</p>
<p>Özellikle demokrasiye müdahale şartlarını hazırlayan zeminin, demokratik nizama yön veren siyaset kurumunun cephelere ayırıcı kısır siyasi çekişmelerden beslendiği tarihi bir vakıadır.</p>
<p>Çatışma ortamı gözleyen, hatta körükleyen odaklar zillet partileri mihmandarlığında şayet ortaya çıkarlarsa;</p>
<p>Demokrasi dışı arayışların terörden, sokak hareketlerinden, çeteleşmeden ve toplumsal huzursuzluktan aldığı destek ile hız kazandığı bir döneme eğer girilirse,</p>
<p>Herkesi uyarıyorum, emel sahipleri bu yükün altından kalkamayacaklar, milletin soracağı acıklı hesaptan da kurtulamayacaklardır.</p>
<p>Milletimizin artık kesin tercihini yapmış olduğu demokrasi yolunda, önüne çıkacak engellerin temizlenmesi, milli iradeyi sekteye uğratacak emarelerin takip edilerek mani olunması kaçınılmaz sorumluluğumuzdur.</p>
<p>Bütün bu gelişmelerin çerçevesinde diyebilirim ki, Kazakistan’ı kendimizden ayrı görmüyor, toplumsal sükûnet ve iç barışının bir an evvel tesisini ve teminini ümit ediyoruz.</p>
<p>Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün bu ülkedeki iç güvenlik meselesine nasıl bir destek vereceğini, istikrarsızlığı önlemek ve barışı korumak misyonuyla yaptığı müdahale sonuçlarının neler olacağını yakın vadede çok net görmek mümkündür.</p>
<p>Sokak hareketlerinin Kazakistan’da tesirli olmasını elbette üzüntüyle izliyor, bu dost ve kardeş ülkeyle sonsuz bir dayanışma içinde olduğumuzu bir Türk iradesi olarak ilan ediyoruz.</p>
<p>Yalnız değiller, çaresiz değiller, Türkiye ve Türk dünyası Kazakistan için hazırda beklemektedir.</p>
<p>Bugün Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda da çok etkili kararlar alınacağına ümit ediyor, bunu bekliyoruz.</p>
<p>Bozkırın iradesine zincir vurulamayacaktır.</p>
<p>Türk’e kefen biçenin sonu korkunç olacaktır.</p>
<p>Dünümüz Türk’tür bizim, bugünümüz Türk.</p>
<p>Geleceğimiz Türk’tür bizim, birliğimiz Türk kalacaktır.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri, </strong>Türk Tabipleri Birliği isimli tıbbın yüz karası meslek örgütü Türkiye’yi karalamaktan, saygın bilimsel çalışmaları kötülemekten başka hiçbir işe yaramadığını defalarca ispat etmiştir.</p>
<p>Adında Türk olsa da Türk düşmanlarının adeta çatısı, organı, beşiğidir.</p>
<p>Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun acil kullanım onayı verdiği ve şahsımın da seve seve kullandığı Turkovac aşısının Faz-1, Faz-2, Faz-3 çalışmalarının olmadığını iddia eden bu örgüt tıpkı Koronavirüs’ün Omicron varyantı gibidir.</p>
<p>Ortada aşı değil, bir solüsyon olduğunu ileri süren Tabipler Birliği müfteriliğin en önde giden kuruluşudur.</p>
<p>Ülkesine bu kadar yabancılaşan, bu denli şaşı bakan böylesi bir meslek örgütünün halen faaliyetlerine devam ediyor olması bizim için esef verici talihsiz bir durumdur.</p>
<p>Erciyes Üniversitesi’nin değerli rektörü bu sahte ve sözde sağlık örgütünün yalanlarını boşa çıkarsa da, henüz muhataplarında bir nedamet hali görülmüş, duyulmuş değildir.</p>
<p>Yerli ve milli aşımızın itibar ve inandırıcılığını aşındırmaya heves edenler aslında Türkiye’yi hedef alan köksüzlerdir.</p>
<p>KOVİD-19’la mücadelenin başından itibaren insan ve toplum sağlığını muhafaza çabalarını baltalamak için yarış halinde olan Türk Tabipleri Birliği virüs kadar tehlike saçmaktadır.</p>
<p>Turkovac’ın üç faz çalışması yapılmasına rağmen, bunu inkar etmek düpedüz yalancılıktır.</p>
<p>Kime ve neye hizmet ettiği somut ve sahih gerçeklerle belli olan Türk Tabipleri Birliği bugün değilse ne zaman kapatılacak, Türk hekimleri bu bölücü ve husumet yapının tasallutundan ne zaman kurtarılacaktır?</p>
<p>Geçmişte bahsettiğimiz gibi, Milliyetçi Hareket Partisi&#8217;nin siyaset anlayışının öznesi insan, nesnesi devlet, yüklemi demokrasi, cümlesi ise millettir.</p>
<p><u>Bunun anlamı şudur:</u></p>
<ul>
<li>Biz, insanı merkeze alarak, yine insan için yola çıkmış,</li>
<li>Devleti, milletle bir gören,</li>
<li>İnsan-millet, insan-devlet, millet-devlet ilişkilerini demokrasi ile sağlamayı amaçlamış,</li>
<li>Ve bunların tamamının yalnızca millet içinde anlam bulacağına inanan bir siyasi hareketiz.</li>
</ul>
<p>Milleti tehdit eden, insan ve toplum sağlığına zarar veren, milli ve manevi değerlerimizi tartışmaya açan her kim varsa onlarla hesabımız şiddetlidir, husumetimiz derindir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi, kendisini millet üstü görenlerin dayatmaları karşısında, her zaman milletinin yanında sapasağlam yerini almıştır.</p>
<p>Devletin bütünlüğü ile temel değerlerine yönelik tehlikeler yeşerdiğinde, Cumhuriyetin nasıl korunması gerektiğini dosta da düşmana da göstermiştir.</p>
<p>Bizim bu konularda hiç kimseye rüştümüzü ispata ihtiyacımız yoktur.</p>
<p>Dün ne demişsek bugün aynı çizgideyiz.</p>
<p>Bu kapsamda Türk Tabipleri Birliği yönetiminden hesap sorulmalı, milletine, vatanına, bayrağına, mukaddesatına bağlı yeni bir mesleki örgüt planlanıp hayata geçirilmelidir.</p>
<p>Buradan Turkovac aşımızın üretiminde emeği geçen değerli bilim insanlarımıza şükranlarımı sunuyor, hepsini kutluyorum.</p>
<p>Aziz milletimizi de yerli ve milli aşımıza sahip çıkmaya, tereddütsüz kullanmaya samimiyetle davet ediyorum.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyor, başarılarla dolu ve hepsinden önemlisi sağlıklı bir hafta geçirmenizi diliyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/01/11/mhp-lideri-onemli-aciklamalar-yapti-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-MHP Liderinden Önemli Mesajlar</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2021/11/02/mhp-liderinden-onemli-mesajlar-2/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2021/11/02/mhp-liderinden-onemli-mesajlar-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 11:24:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7460</guid>

					<description><![CDATA[   Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada her zaman olduğu gibi gündemi ilgilendiren önemli mesajlar verdi. “Adım Adım 2023: İl İl Anadolu” temasıyla başlatılan yeni çalışma programı ile herkese ulaşılacağını ve ayak basmadık yer bırakmayacağını belirten Bahçeli; “Çarşıda, pazarda, bağda, bostanda, camide, cemevinde, dilde, dilekte, duada, Türkiye’nin geleceğinde birlikte [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>   Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada her zaman olduğu gibi gündemi ilgilendiren önemli mesajlar verdi.</strong><br />
“Adım Adım 2023: İl İl Anadolu” temasıyla başlatılan yeni çalışma programı ile herkese ulaşılacağını ve ayak basmadık yer bırakmayacağını belirten Bahçeli; “Çarşıda, pazarda, bağda, bostanda, camide, cemevinde, dilde, dilekte, duada, Türkiye’nin geleceğinde birlikte olmak, birliğimizi güçlendirmek maksadıyla 2023’e kadar hiç durmayacağız.” Dedi.<br />
<strong>Konuşmasında, 2023 yılında yapılacak seçimlerin önemine değinen Devlet Bahçeli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; </strong>“Saygıdeğer Arkadaşlarım, Değerli Basın Mensupları, Bu haftaki Meclis Grup Toplantımızın başında hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.<br />
Ayrıca yurt içinde ve yurt dışında toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımızı, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan muhterem kardeşlerimizi de yürekten selamlıyor, şükranlarımı sunuyorum.<br />
<strong>Geçen hafta Cumhuriyeti’mizin ilanının 98’inci yıl dönümünü bahtiyar bir vicdanla andık, iftiharla kutladık.</strong><br />
<strong>    Aziz Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Türkiye Cumhuriyeti daha güçlü, daha gelişmiş, daha serpilmiş vaziyette tarihi yolculuğuna devam etmektedir.</strong><br />
<strong>    Cumhuriyet üçüncü evresine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle geçerek büyük bir atılım içine girmiştir.</strong><br />
Yürüyüşümüzü zaafa uğratan paslı zincirler sökülüp atılmıştır.<br />
Cumhurla Cumhuriyet istiklal ve istikbal hedeflerine tam bir kucaklaşma halinde kilitlenmiştir.<br />
Cumhuriyet’in fazileti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin muvaffakiyetiyle kenetlenmiştir.<br />
Büyük düşünür Farabi’ye göre, insanların saadete erişmek amacıyla bir araya geldikleri, dayanışma ve yardımlaşma içinde bulundukları şehir “fazıl bir şehir”dir.<br />
Zaten saadete erişmek maksadıyla kurulan her topluluk da fazıl bir topluluktur.<br />
Türkiye Cumhuriyeti fazıl bir yönetim sistemiyle huzur, refah ve demokratik istikrar içinde geleceğe yürüyüş halindedir.<br />
Elbette gözlerine kara perde inen siyasi ucubelerin bu gerçeği bırakınız anlatmasını, algılayıp anlaması bile hayal mahsulü bir beklentidir.<br />
<strong>Artık Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü için geri sayım başlamıştır.</strong><br />
<strong>2023 yılında Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi’yle birlikte Cumhuriyet’in 100’üncü onur yılına ulaşılmış olacaktır.</strong><br />
Bu amaçla Milliyetçi Hareket Partisi bütün imkanlarını seferber ederek Anadolu’yu karış karış dolaşmanın, vatandaşlarımızla kademe kademe buluşmanın çabasındadır.<br />
81 ilimizin tamamını kuşatan, 4 Eylül 2021 tarihinde Afyonkarahisar’da başlayıp Ankara’da noktalanan 9 ayrı bölge istişare toplantımızdan sonra, şimdi de yeni bir siyasi çalışmayla sahadayız, insanımızla biraradayız.<br />
<strong>Bu kapsamda siz değerli milletvekili arkadaşlarıma ilave olarak MYK-MDK üyelerimizin de iştirakiyle teşekkül eden muteber heyetler vasıtasıyla ülkemizin dört bir yanında vatandaşlarımızla birebire temas ve diyalog kurulmaya başlanmıştır.</strong><br />
Halkımızla özlem gideriyoruz, onları dinliyoruz, gelecek hedeflerimizi paylaşıyoruz, politikalarımızı anlatıyoruz, kafalarda biriken soru işaretlerine cevaplar vermeye çalışıyoruz.<br />
Türkiye’nin her köşesindeki kanaat önderlerine, sivil toplum kuruluşlarına, muhtarlarımıza, esnaflarımıza, iş adamlarımıza, çiftçilerimize elimizi uzatıp gönlümüzü açıyoruz.<br />
<strong>  “Adım Adım 2023: İl İl Anadolu” temasıyla herkese ulaşacağız, her kapıyı çalacağız, ayak basmadık yer bırakmayacağız.</strong><br />
Çarşıda, pazarda, bağda, bostanda, camide, cemevinde, dilde, dilekte, duada, Türkiye’nin geleceğinde birlikte olmak, birliğimizi güçlendirmek maksadıyla 2023’e kadar hiç durmayacağız.<br />
<strong>2023 yılının Haziran ayında yapılacak seçimler konusunda milletimizle dertleşeceğiz, sertleşen kuşatmayı beraberce yarmak için el birliği, emel birliği, inanç birliği yapacağız. </strong><strong>Bir başka çalışmamız da bugünden itibaren şudur: Tarihine sırt çevirmiş, kökünden uzaklaşmış, işgal edilmiş Cumhuriyet Halk Partisi’nin gerçek yüzünü her zeminde, her yöremizde anlatacağız.</strong><br />
Bilhassa 24 Haziran seçimlerinde CHP’nin en fazla oy aldığı 131 seçim bölgesinde; HDP’yle ittifakını, terörle mücadeleye karşı gelişini, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le bağını koparışını tek tek milletimizle, CHP’ye oy veren milli insanlarımızla paylaşacağız.<br />
Atatürk sevdalısı kardeşlerimizi birer birer uyaracağız, CHP’nin neye dönüştüğünü, şu anda nasıl bir hüviyete büründüğünü, kimlere hizmet ettiğini, kaynağından nasıl koptuğunu halka hizmet Hakk’a hizmet şiarıyla izah edeceğiz, takdiri millete bırakacağız.<br />
Bugünden itibaren yeni görevlendirmeleri yapıyorum, CHP’nin gizli gündemini, ağır kusurlu siyasetini halkımıza doğrudan aktarmak ve ifşa etmek amacıyla arkadaşlarımızı Anadolu’ya gönderiyorum.<br />
<strong>Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünü tesadüflere bırakamayız.</strong><br />
<strong>Azgınlaşan tehditlere dudak bükemeyiz.</strong><br />
<strong>Kabaran tehlikeleri alttan alamayız.</strong><br />
<strong>Yerimizde sayamayız, bu nedenle erkenden yol almalıyız.</strong><br />
İnanıyorum ki, Trakya’dan itibaren yaktığımız mücadele ve demokrasi meşalesi adım adım Anadolu’nun her tarafını aydınlatacak, millete güven, Türkiye muhaliflerine korku salacaktır.<br />
Vatandaşlarımızla konuşacağız, mutlaka anlaşacağız.<br />
Her insanımıza dokunacağız, onlarla kesinlikle uzlaşacağız.<br />
Cumhur İttifakı olarak Cumhuriyet’e sahip çıkacağız.<br />
Geleceğimize sahip çıkacağız.<br />
Milli bekamıza sahip çıkacağız.<br />
Adım adım 2023’e vasıl olacağız.<br />
Nerede bir vatan evladı varsa onunla kucaklaşacağız.<br />
Edirne’den Diyarbakır’a; İzmir’den Hakkari’ye; Mersin’den Rize’ye; Tunceli’den Balıkesir’e, Erzurum’dan Çanakkale’ye; Bingöl’den Sinop’a ülkülerimizi taşıyacağız, hedeflerimizi anlatacağız, umutları dirilteceğiz, her yerde olacağız, her yürekte bulunacağız, Allah’ın izniyle başaracağız, 2023’te bir Türk mucizesine, bir millet yükselişine Cumhur İttifakı olarak imza atacağız.<br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi nerede diye soranlara diyorum ki, görmesini bilenler için her taraftayız, Anadolu’nun yollarındayız, tarlaya kazınmış izdeyiz, nasırlı ellerdeyiz, solgun yüzlerdeyiz, harman yerlerindeyiz, işleyen tezgâhlardayız, verilen emeklerdeyiz, dökülen alın terlerindeyiz, akan göz nurundayız, kısacası Türk milletinin ta kendisiyiz, Türkiye’nin şah damarıyız.</strong><br />
Şehit kanlarıyla sınırları çizilmiş aziz vatanın nurlu ufkunda parlayan hilal aydınlığıyız.<br />
2023’te Lider Ülke Türkiye hedefini gerçekleştirecek olan Türkiye sevdalılarıyız.<br />
Cumhur İttifakı aşkla, adanmışlıkla, coşkuyla, şevkle, heyecanla mücadelesini sürdürüyor, buna da devam edecektir.<br />
Fitne bariyerleri dikseler de, yıkıp geçeceğiz.<br />
Mütecaviz engeller çıkarsalar da, aşıp gideceğiz.<br />
Müstevlilerle kolkola girip karşımıza çıkan olsa da, alayını ezip işimize bakacağız.<br />
Oyalanacak vaktimiz yoktur.<br />
Boş bahanelere sığınmaya hakkımız yoktur.<br />
Tekerimize çomak sokturmaya eyvallahımız yoktur.<br />
Nitekim bizi durdurmaya güçleri yetmeyecek.<br />
Çünkü Türk milleti yayından çıkan ok gibi geleceğe koşmaktadır.<br />
Önümüzü kesemeyecekler, ölümü gösterip sıtmaya razı edemeyecekler.<br />
<strong>  Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü cumhurun zaferi, milletin zaferi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin zaferi, milli onurun zaferini tescil ve tevzi edecektir.</strong><br />
<strong>    Biz buna hazırız, bunun için de inançla, engin bir sağduyuyla geceyi gündüze katıp Türk milletiyle bütünleşeceğiz.</strong><br />
İçinden geçtiğimiz çağda söz sahibi olmanın yolu, güçlü bir milli kimliğe ve özgüvene sahip bir millet olmaktan geçmektedir.<br />
Türk milletinin ve bütün insanlığın barış ve mutluluk içinde insanca yaşayacağı bir dünya ideali, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet projesinin hayata geçirilmesiyle mümkündür.<br />
Türkiye Cumhuriyeti’ni geleceğe taşımak, yeni nesilleri Türk-İslam kültürüyle, vatan sevgisiyle yetiştirmek, milletimizin refah ve mutluluğunu her zaman en üst seviyede tutmak ihmal edemeyeceğimiz bir gayedir.<br />
<strong>  Parti olarak, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet ve yeni bir dünya tesis etme anlayışını kendimize siyasi misyon olarak belirledik.</strong><br />
<strong>    Bu misyon, Türkiye’yi lider ülke konumuna taşıyacak, bütün mazlum milletlerin de hür ve onurlu bir şekilde yaşamasına ilham olacaktır.</strong><br />
Bunu başarmanın yolu Türkiye’nin, zilletin dayatmalarından ve kronikleşmiş ayak bağlarından öncelikle kurtulmasıdır.<br />
Milli ve tarihi değerleriyle barışık,<br />
Sorun çözme kabiliyeti olan etkin bir devlet düzeni kurmuş,<br />
Ülkenin kaynaklarını seferber edecek milli bir ekonomi modeli uygulamaya koymuş,<br />
Ve küresel sistemde saygın konuma gelmiş güçlü bir Türkiye; 21’inci yüzyılda dünya siyasetinde ve ekonomik hayatında söz sahibi olacaktır.<br />
<strong>       Bize göre, bu topraklara vatanım, bu insanlara milletim, bu bayrak, bu ülke benim, ben Türk milletine mensubum diyen herkesle kucaklaşmak, Cumhuriyetimizin devamının gereği, üç kıt’ayı asırlarca yönetmiş aziz ceddimizin manevi mirasıdır.</strong><br />
Büyük Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözünde anlamını bulan millet gerçeği, Türkiye’mizin bağımsız, güçlü ve demokratik bir ülke olarak ilelebet var olmasının da sosyal ve kültürel temeli ve olmazsa olmaz kilit taşıdır.<br />
Ecdadımızın duaları,<br />
Şehitlerimizin ruhları,<br />
Şehit analarının gözyaşları,<br />
Yetimlerin yürek yaraları,<br />
Nesillerin gelecek ümitleri,<br />
Bizimledir, bizim yanımızdadır, şerefimize emanettir.</p>
<p><strong>Değerli Dava Arkadaşlarım,</strong><br />
<strong>Yerkürenin en önemli sorunlarından birisi teknolojik sıçramadaki göz kamaştırıcı ivmenin aynı oranda insani ve ekolojik gelişmeye yansımamasıdır.</strong><br />
<strong>Bu temel ve iç karartıcı sorun beşeriyetin ortak açmazıdır.</strong><br />
<strong>Uygarlık merdivenlerinden çıkıldıkça tam tersi istikamette çevreye duyarlılık, insana saygı, adalet ve hakkaniyete duyulan hassasiyet maalesef hızla iniş halindedir.</strong><br />
Sömürgeciliğin yol açtığı tahribatlar, daha fazla kazanma, daha çok zenginleşme arayışları vahşi rekabetlere kapı aralayarak dünyanın ekolojik çehresini tanınmaz hale getirmiştir.<br />
Zulüm, baskı, sömürü, tahakküm, hegemonya mücadeleleri aynı zamanda doğayı da zehirlemiştir.<br />
Sözde gelişmiş ülkelerin doymaz kursakları, dinmez hırsları insanlığı uçurumun dibine kadar savurmuştur.<br />
Dünyada sera gazı emisyonunun yayılmasında başı çeken ülkelerin küresel ısınmadaki payları ileri düzeylerdedir.<br />
Çevre kirliliğinin, doğa katliamının bir numaralı failleri demokrasi, özgürlük ve insan hakları konularında mangalda kül bırakmayan ülkelerden başkası değildir.<br />
Bu çerçevede ortaya çıkan zararların kapsamı bugün çok tehlikeli boyutlardadır.<br />
Açlık, yoksulluk ve sefaletten ayrı olmayan ekolojik yıkım insanlığı geri dönüşü olmayan bir eşiğe sürüklemektedir.</p>
<p>Bir yanda küresel sıcaklık artarken, diğer yanda buzullar erimekte, çöller genişlemektedir.<br />
Bir yanda tropikal bölgelerdeki ekolojik ve biyolojik çeşitlilik kaybolurken, diğer yanda mercan yatakları kuruyup denizler kirlenmektedir.<br />
Nehir sularının azalmasına eşlik eden sağlığa uygun içme ve kullanma suyundaki azalmalar bozulan insan-doğa-çevre dengesiyle birlikte daha da vahim bir noktaya gerilemektedir.<br />
Ormanların yanması, buzulların erimesi, denizlerin ısınması, iklim değişiklikleri, erozyonların yaygınlaşması, su baskınları, çamur taşıyan seller, asit yağmurları, balık türlerinin yok olması, çevre kirliliği dünyanın doğal ve tarihi dokusunu mahvetmektedir.<br />
Bizim bir vatanımız, bir de dünyamız vardır.<br />
Birisi olmadan diğerinin varlığı elbette anlamsızdır.<br />
Hem vatanımızı hem de içinde yaşadığımız gezegenimizi düşünmek, sorunlarını dert etmek, payımıza düşen sorumlulukları yerine getirmek durumundayız.<br />
Çünkü bizim milliyetçiliğimiz ekolojik dengenin sürdürülebilirliğine saygıyı gerektirir.<br />
Çünkü bizim milliyetçiliğimiz çevre duyarlılığıyla eş anlamlıdır.<br />
Bir defa şu hususun altı kalın bir şekilde çizilmelidir:<br />
İnsanlık küresel ısınmanın ağır problemleriyle muhataptır.<br />
Türkiye’miz bundan bağımsız değildir.<br />
Bugünümüzü düşünürken gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya mirası bırakmak hepimizin, tüm insanlığın ahlaki ve vicdani görevi olmalıdır.<br />
Dünyanın sıcaklığı sistematik bir şekilde artış halindedir.<br />
Güney Kutbu’nda bugüne kadar görülmemiş büyüklükte buzul parçaları koparak ana kütleden ayrılmaktadır.<br />
Küresel ısınma denilen süreç, sera gazlarının atmosferde yoğun olarak artması sonucunda, yeryüzüne yakın atmosfer tabakaları ile yeryüzü sıcaklığının yükselişidir.</p>
<p>Küresel ısınmadan kaynaklı iklim değişikliği sonucunda milyarlarca insan sel, kasırga, kuraklık, susuzluk ve salgın hastalıklarla karşı karşıyadır.<br />
Böyle giderse 2025 yılından itibaren 3 milyardan fazla insanın su kıtlığı yaşayacağı tahmin edilmektedir.<br />
Yükselen deniz seviyeleri pek çok adayı yutma riski taşımaktadır.<br />
Büyüklüğü 4,2 milyon kilometrekare olan Amazon’un bugüne kadar neredeyse yüzde 25’i yok olmuştur.<br />
Kavurucu sıcaklar ve kuraklık tarımsal ürünlerin çeşidiyle birlikte miktarının da azalmasına yol açarak küresel açlık ve yoksulluk sorununu derinleştirecektir.<br />
Önümüzdeki yıllarda su kaynakları, temel gıda maddeleri üzerinden küresel cepheleşme ve hatta sıcak çatışma ihtimali oldukça fazladır.<br />
Yine yapılan tahminlere göre, denizlerin yükselmesinden kıyı kesimleri ciddi ölçülerde etkilenecek, deltalardaki tarım alanları, plajlar ve yat limanları belki de kullanılamaz hale gelecektir.<br />
Türkiye’nin 27 ilinin deniz kıyısında olduğu düşünülürse, kıyı yapıları, balıkçılık, turizm gibi ekonomik ve ticari ilişkiler gelecekte öngörülemez zararlar görebilecektir.<br />
Allah’ın verdiği nimetlerin doğru ve dengeli kullanılmamasından dolayı insanlık vahim felaketlerle yüz yüzedir.<br />
Ülkemiz küresel ısınmanın, bununla mündemiç iklim değişikliğinin kuşku yok ki endişe verici sonuçlarına maruzdur.<br />
İklim krizinin tesirlerini en aza çekmek için fosil yakıt kullanımını azaltmak, bunu ikame için yenilebilir enerji kaynaklarını yaygın ve yoğun olarak gündeme almak mecburiyetindeyiz.<br />
Rüzgâr ve güneşi merkeze alan bir enerji dönüşümü, teknoloji içeriği yüksek bir sanayi gelişimini de beraberinde getirecektir.<br />
Ayrıca güneş ve rüzgârdan elektrik üretim kapasitesinin artması sanayi üretimindeki değer zincirini önemli oranda büyütecektir.<br />
Türkiye bu alanlarda zengindir, doğru planlama, doğru strateji ve doğru yatırımlarla mesela enerjideki dışa bağımlılığımız zayıflayacak, milli gelirimiz ilerleyen dönemlerde yükseldikçe yükselecektir.<br />
Artık çevreyle dost ve barışık bir gelecek planlaması sadece Türkiye için değil, bütün ülkeler, bütün toplum ve milletler için hayati bir zorunluluktur.<br />
Paris Anlaşması, iklim değişikliği konusunda yasal olarak bağlayıcı nitelikte uluslararası bir anlaşmadır.<br />
12 Aralık 2015’te 196 ülke tarafından kabul edilmiş, Türkiye’de bu anlaşmaya 22 Nisan 2016’da imza atmıştır.<br />
Müteakiben mezkur anlaşma, geçtiğimiz ay TBMM’de onay süreci tamamlanarak yürürlüğe girmiştir.<br />
Paris İklim Anlaşması sera gazı salınımın azaltılmasını, küresel sıcaklık artışını da yüzde 2’yle sınırlandırmayı, eğer mümkünse yüzde 1,5 derecenin altında tutmayı amaçlamaktadır.<br />
İşte böyle bir tablo karşısında Roma’da, “İnsanlar, gezegen ve refah” sloganıyla 30-31 Ekim’de toplanan 16’ıncı G-20 Zirvesi’nde; salgın, ekonomik krizden çıkış ve iklim değişikliği masaya yatırılmıştır.<br />
Hemen akabinde, 1 Kasım-12 Kasım tarihleri arasında İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenecek “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ıncı Taraflar Konferansı” önemli bir küresel zirve olarak kayıtlara geçecektir.<br />
Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle Roma’da muhatap devlet veya hükümet başkanlarıyla verimli, yararlı ve art niyetlileri sukutu hayale uğratacak temaslar kurmuştur.<br />
ABD Başkanı Biden ile 1 saat 10 dakikalık görüşmesi, bu görüşmede iki ülke ilişkilerini güçlendirmek ve geliştirmek için ortak mekanizma oluşturulması konusunda mutabık kalınması, NATO ve stratejik ortaklığa vurgu yapılması bize göre değerlidir.<br />
Bundan sonra kimin samimi kimin maskeli olduğu daha da gün yüzüne çıkacaktır.<br />
Türkiye ile ABD arasındaki köprülerin atılması iki ülkenin aleyhinedir.<br />
Ortak akılla, dahası karşılıklı çıkarlara ve egemenlik haklarına saygıyla kökleşmiş sorunların çözümü mümkündür.<br />
Müttefiklik yalnızca lafta kalacak, yalnızca zirve toplantılarında hatırlanacak bir ilişkiler mecmuu değildir.<br />
En azından bizim bakış açımız bu değildir.<br />
İki ülke arasında siyasi, ekonomik ve ticari diyalogların artırılması, sevsek de sevmesek de herkesin çıkarına uygundur.<br />
Türkiye dostluğuyla aranan, duruşuyla anıtlaşan bir ülkedir.<br />
Uluslararası alanda edineceğimiz mevkii, elimizdeki stratejik, jeopolitik, beşeri, ekonomik, kültürel, tarihi ve askeri milli imkânları kullanabilme kabiliyetimizle sınırlıdır.<br />
Gücümüz bu mevcudiyeti harekete geçirebildiğimiz kadardır.<br />
Bu imkân ve yetenekleri konjonktürün verdiği fırsatlar içinde değerlendiremeyen ülkelerin sahip oldukları potansiyelleri yalnız başına bir anlam taşımayacaktır.<br />
Dinamik ve devam eden süreçlerden oluşan uluslararası ilişkiler ağı, gücünü harekete geçiremeyen ülkelerin atalete sürüklenmesini kaçınılmaz hale getirmektedir.<br />
Bu nedenle, küresel boyutta müdahalelere ve aktörlüğe heveslenen ülkelerin yalnızca niyetleri yeterli değildir, imkânlarının elverişli ve uyumlu olması da uluslararası ilişkiler mekaniğinin sarih bir gerçeğidir.<br />
Tarih, yanlış hevesler ve dürtülerle, milli imkânlarını küresel kargaşada heba etmiş, itibar kaybetmiş ülkelerin beyhude hamleleriyle doludur.<br />
Bu itibarla dünya çapında kurulan ilişkilerin gerçek güçle orantılı olacak şekilde muadiliyet, denge, istikrar, hakkaniyet, mütekabiliyet, saygı ve işbirliği üzerine bina edilmesi esas olmalıdır.<br />
Bunlar yapılırken de en önemli husus, diplomasinin ve uluslararası ilişkilerin ciddiyet taşıdığının bilinmesi, bir milletin şeref ve haysiyetinin temsil edildiğinin şuurunda olunmasıdır.<br />
Çok şükür Türkiye uluslararası zirve toplantılarında, ikili ya da çoklu görüşmelerde şerefle ve şuurla temsil edilmekte, milli haklarımızdan, milli kararlılığımızdan en küçük taviz verilmemektedir.<br />
Milliyetçi Hareket Partisi, önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışıyla, bu gelişmelerden memnuniyet duymaktadır.<br />
Ülkemizdeki yabancı hayranlarının içi kan ağlasa da, sırtını taşeron arayan dış güçlere yaslamak için ortam kollayan zavallıların yüzleri asılsa da her şey ortadadır. Zira Güneşi balçıkla sıvamak akıl karı değildir.<br />
Türkiye’yi küçük görenlerin, küçümseme yanlışına düşenlerin, bizden bir şey olmaz diyenlerin ya kanında bir bozukluk ya da karakterinde bir bodurluk vardır, bizim nazarımızda durumları hiç de iç açıcı değildir.<br />
Roma’da başımız eğik olsaydı, CHP mutlu olurdu.<br />
Kiralık kalemler, sözde aydınlar, kripto alçaklar kaşık alıp oynamaya bile başlarlardı.<br />
Sayın Cumhurbaşkanımızla ABD Başkanı Biden arasındaki görüşmeyi hazmedemeyen odaklar, bu defa da söz konusu görüşmeyle ilgili Beyaz Saray açıklamasına sığınarak karşımızdaki manzaranın hiç de iddia edildiği gibi olmadığını ileri sürmüşlerdir.<br />
Biden’in, savunma ortaklığı ve Türkiye’nin NATO müttefikliğinin altını çizdiği, S-400 satın alınmasına ilişkin ABD’nin endişelerini not ettiği, güçlü demokratik kurumların önemini, insan haklarına saygıyı, barış ve refah için hukukun üstünlüğünü vurguladığı Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada ifade edilmiştir.<br />
Bunlar ABD’nin görüşüdür, şu anki yönetiminin Türkiye’ye muhabbet beslemediği de açıktır.<br />
Biz hiç kimsenin övgüsüyle, taltifiyle, talimatıyla, tahkimatıyla olmadık, bugünlere gelmedik.<br />
ABD yönetimi bilmiyorsa söyleyeyim, Türkiye insan haklarına onlardan çok daha fazla saygılıdır, yargı bağımsızlığımıza müdahale için Kavala bildirisi hazırlayan bu ülkenin sahip olmadığı kadar hukukun üstünlüğü bu ülkede hakimdir, havidir.<br />
S-400 konusu ise egemenlik sınırlarımız içindedir, hiç kimsenin bu konuda Türkiye’ye ayar verip istikamet çizme densizliği cevapsız bırakılmayacaktır.<br />
Mühim olan Türkiye’nin ne dediği, ne yaptığı, bilahare muhatap ülkeyle hangi konularda uzlaşma sağlandığı, diyaloglardaki yapıcı ve pozitif havadır.<br />
Türkiye’nin ABD’nin terör örgütleriyle yakın ilişki ve bağlantısı hakkında üzüntü ve kaygılarını paylaşmasının ne hikmetse üzeri örtülmek istenmektedir.<br />
ABD’nin fiili ortak veya kara gücü olarak seçtiği terör örgütleri bumerang gibidir, günü geldiğinde tutan elleri de yaralayacaktır.<br />
Biden’den çok Biden’cı kesilenler; Türkiye’ye yuvalanmış Washington lobisidir, emperyalizmin lekeli yüzleridir, iki taraflı çalışan ajanlardır.<br />
Kaldı ki, Sayın Erdoğan ile Biden’ın görüşüp görüşmeyeceğinin günlerce çetelesini tutanların, Sayın Cumhurbaşkanı’nın beyanatlarından ziyade ABD’nin açıklamalarına kulak kabartanların işin özünde kimlerin hesabına çalıştıkları fazla söze yer bırakmadan deşifre olmuştur.<br />
<strong>Birleşmiş Milletler Zirvesi’nde sonra kaynatılan dedikodu kazanı şimdi zilletin başına kaynar su olarak dökülmüş, alayını birden yakıp kavurmuştur.</strong><br />
<strong>Bu çevreler, 18 Ekim bildirisinin tarafı olan büyükelçilerin geri adımlarını tevil maksadıyla, yok Türkçesi böyleydi, yok İngilizcesi şu anlama geliyordu diyerek kendi kendilerini yiyip bitirmişlerdir.</strong><br />
Geçin bunları geçin, Türkiye’nin geri adımı, milli tezlerinden ödünler vermesi tökezlemesi, tarihi mücadelede geriye düşmesi demektir, bu da Allah’ın izniyle olmayacak, görülmeyecek ham bir hayalden ibarettir.<br />
Başımız dik, sözümüz doğru, duruşumuz sağlam, hedeflerimiz büyüktür. Çünkü biz Türkiye’yiz, çünkü biz Türk milletiyiz.</p>
<p>Değerli Milletvekilleri,<br />
Türkiye’nin terörle mücadelesi bekasının gereği, istiklal ve istikbalinin güvencesidir.<br />
Terörle huzur arasında üçüncü bir seçenek yoktur.<br />
Ya, karşımızdaki bölücü terör cephesi Türkiye’nin birlikte yaşama iradesini kırarak ülkeyi kanlı bir bölünme ve iç çatışma sürecine itecektir.<br />
Ya da, Türkiye Cumhuriyeti devleti, bütün milli güç unsurlarıyla ayağa kalkarak bu saldırılara ve destekçilerine gereken cevabı vererek bu ihanetin belini kıracaktır.<br />
Bunun başka yolu ve yordamı kalmamıştır.<br />
Vatanını seven hiç kimsenin tepkisiz kalamayacağı, suskun duramayacağı; hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği terör eylemleri karşısında, ne öne sürülecek bahaneler, ne de mazeret olacak gerekçeler meselenin vahametini azaltmayacaktır.<br />
Son günlerde peşpeşe aldığımız şehit haberleri hepimizi üzmektedir.<br />
Bu vesileyle aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, başımız sağolsun diyorum.<br />
Tedavi gören gazilerimize şifalar diliyorum.<br />
Şunu iyi bilmek lazımdır ki, şayet biz bölücü terör örgütünün üzerine üzerine gitmezsek onlar silahlarıyla, bombalarıyla, hain planlarıyla bize gelecekler.<br />
Biz gördüğümüz yerde vurmazsak, onlar bizi vuracaklar.<br />
Teröristlerin kökünü kurutamazsak, onlar Türkiye’yi kurcalaya kurcalaya kundaklayacaklar.<br />
Türkiye, teröre karşı savunmada değil taarruzdadır, üredikleri, beslendikleri, palazlandıkları bataklıkları A’dan Z’ye temizlemek hayat memat meselesidir.<br />
Bu kanlı sayfa mutlak surette kapatılmalı, eşkıyanın fermanı yırtılıp atılmalıdır.<br />
Bunu yapacak güç bizde vardır, iman vardır, inanmışlık vardır, kararlılık vardır, fedakarlık vardır, kahramanlık vardır ve destansı şekilde kıyamdadır.<br />
Hepinizin bizatihi şahit olup destek verdiğiniz sınır ötesine asker göndermeyi esas alan Irak ve Suriye tezkeresi 26 Ekim 2021 Salı günü TBMM’de görüşülerek kabul edilmiştir.<br />
Türkiye’nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan menfur gelişmeler ve süregiden çatışmalar kuşkusuz milli güvenliğimiz açısından aşırı riskler taşımaktadır.<br />
Irak’ta PKK ve DEAŞ terör örgütlerinin melun varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölge barışına, bölge istikrarına ve milli bekamıza doğrudan tehdit saçmaktadır.<br />
Suriye’nin sınırlarımıza yakın alanlarında PKK-PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere, yuvalanan diğer terör örgütlerinin milli güvenliğimize ve sivillere yönelik suikast ve eylemleri artarak devam etmektedir.<br />
Türkiye’nin milli güvenliğini hedef alan terör saldırılarına karşı uluslararası hukuk çerçevesinde her türlü tedbiri alması hakkıdır.<br />
Tezkere oylamasında CHP ile HDP hayır demiş, İP çok az sayıda milletvekiliyle evet oyu kullanmıştır.<br />
Diyeceğim odur ki CHP, HDP ile ele ele tutuşarak, sınır ötesine asker gönderilmesine, terörle mücadelenin devamına, ihanetin tepelenmesine hayır demiştir.<br />
Bilfarz, Irak ve Suriye tezkeresi CHP ve HDP’nin istediği gibi reddedilmiş olsaydı, sınır ötesinde terör örgütleriyle mücadele eden Türk askeri geri çekilecek, güney sınırlarımız boydan boya terörizmin kontrolüne girecekti.<br />
CHP, tarihin yanlış yerinde durmakla kalmamış, Türkiye’nin de karşısında resmen ve belgeli şekilde konuşlanmıştır.<br />
<strong>Geldiğimiz bu aşamada, CHP ile HDP, İP’in teşvikiyle tek bünyede birleşmiş, PKK’nın siyasetteki kolonları haline gelmişlerdir.</strong><br />
<strong>Sorarım sizlere, bu olup bitenler zillet değil midir?</strong><br />
<strong>Bu rezil ittifak düşmanın ileri karakolu olarak görülmeyecek midir?</strong><br />
<strong>CHP, HDP’yle birlikte tezkereye hayır, PKK’ya evet demiştir.</strong><br />
<strong>Türkiye’ye hayır, Türk ve İslam düşmanlarına evet demiştir.</strong><br />
<strong>Şehitlere hayır, gazilere hayır, milli haysiyete hayır, teröristlere evet demiştir.</strong><br />
<strong>Milli birlik ve dayanışma ruhuna hayır, bölücülüğe ve bölünmeye evet demiştir.</strong><br />
<strong>Türk askerine hayır, Türkiye karşıtlarına evet demiştir.</strong><br />
CHP yönetimi, tarihi çizgisine hayır, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hayır, Milli Mücadele’ye hayır, hıyanete ve husumete evet demiştir.<br />
Ey Kılıçdaroğlu artık geri dönüş yolların tümden kapanmıştır, geçmiş olsun sana, kendini de yaktın, partini de ateşe attın.<br />
Kılıçdaroğlu, geçen haftaki grup konuşmasında diyor ki; “Yabancı askerler bu tezkerede var, yabancı askerler Türkiye’ye geliyor. Yabancı askerlerin potinlerini Türkiye Cumhuriyeti devletinin topraklarında istemiyoruz.”<br />
Hiç kimsenin topraklarımızı çiğnediği, çiğnemeye cüret edeceği falan yoktur. Bu iddia kuyruklu yalandır.<br />
Tezkerede bulunan “yabancı askerlerin Türkiye’de bulunması” ifadesi ülkemizin DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyonun Türk üslerinden yararlanmasına imkan tanımaktadır. Meselenin özü sadece budur.<br />
Aynı ifadeler 8 Ekim 2019, 7 Ekim 2020 tarihlerinde TBMM’de görüşülen tezkere metinlerinde de yer almıştır.<br />
O zamanki CHP, yabancı asker ayrıntısını büyütmemiş, tezkere oylamalarında evet tercihini kullanmıştı.<br />
Kılıçdaroğlu, geçen haftaki grup toplantısında bize soru sormuş ve şöyle demiş:<br />
“Bu yabancı askerler kim? Söyle bakalım; milliyetçi sen misin, biz miyiz?”<br />
Sayın Kılıçdaroğlu, bu sorunun cevabını öncelikle sen vermelisin.<br />
Kaldı ki bu sorunun muhatabı esasen sensin, zira aynı mahiyetteki tezkerelere geçmişte evet diyen bir şahsiyetsin.<br />
Milliyetçiliğine gelince, sevsinler senin gibi milliyetçiyi.<br />
Bizim milliyetçiliğimizi anlaman için kırk fırın ekmek yesen de nafile, bizim liglerimiz farklı, sen çoktan küme düşmüşsün, biz ise milletin gönlündeyiz, tarihin izindeyiz, ecdadın emanetçisiyiz, Türk asırlarının varisleriyiz.<br />
Sen PKK’nın tutsağı, biz de milletin meftunu, yılmaz hizmetkarıyız.<br />
Peki şimdi ne oldu? Geride kalan iki tezkerede sorun olmayan bir ifade bugün neden gündeme taşınıp istismar ediliyor?<br />
Çünkü HDP’nin dayatmasına CHP boyun eğmiştir.<br />
Çünkü PKK’nın tebliğ ettiği dağ emri, emperyalizmin talimat listesi CHP’nin iradesini boyunduruk altına almıştır.<br />
Kılıçdaroğlu, Kurtuluş Savaşı geleneğinden gelen bir parti olduklarını, dokularında Kurtuluş Savaşı olduğunu söylüyor.<br />
Bugünkü CHP, Kurtuluş Savaşı yıllarında olsaydı, yeri ve siperi kesinlikle düşmanın yanında olur, işbirlikçiliğin kitabını yazar, sonra da hepsi birden 150’liklerin arasına girerdi.<br />
CHP Genel Başkanı, köşeye sıkıştıkça ağzından çıkanı kulağı duymayacak kadar şuur kaybı içindedir.<br />
Diyor ki, tezkereye evet deseydik, Cumhuriyet’e ihanet etmiş olurduk.</p>
<p><strong>Zavallı iyice şaşırdı, iyice su kaynattı, şanzımanı dağıttı, istikameti hepten şaştı.</strong><br />
<strong>Sayın Kılıçdaroğlu, ortağın İYİ Parti de ihanet etti mi?</strong><br />
<strong>Bunu onların yüzüne karşı söylemeyi düşünüyor musun?</strong><br />
<strong>İhanet edenlerle yol yürümek fıtratında mı vardır, mayan mı böyledir?</strong><br />
<strong>Sana göre Cumhuriyet nedir? İhanet ne anlama gelmektedir?</strong><br />
<strong>Tezkereye hayır demekle asıl vatana, millete ve Cumhuriyet’e katmerli ihanet eden sensin ve siyasi zihniyetindir.</strong><br />
Eline avucuna düştüğün HDP, Cumhuriyet Bayramı’nı bile kutlamadı, Aziz Atatürk’ü ağzına almaya tenezzül dahi etmedi.<br />
CHP yoğun bakımdadır, şiddetli iç kanama geçirmektedir, bugünkü yönetiminin devamı halinde bitkisel hayata mahkum olması yakındır.<br />
CHP-HDP ikiz kardeştir, ihanet beşiğinde PKK’nın, Türkiye düşmanlarının dokunuşuyla sallandıkları açıktır.<br />
CHP bunları yapıyorken, tezkereye evet demenin sancılarını yaşayan İP Başkanı, soluğu Siirt Kurtalan’da almıştır.<br />
Ve karşısına çıkan bölücü bir alçağın, “burası Kürdistan’dır” bühtanına tek kelime edememiştir.<br />
Yazıklar olsun, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları dahilinde Kürdistan diye bir yer yoktur, asla da olmayacaktır, gerekirse şehit oluruz, gerekirse şahit oluruz, ama üniter milli devletimizi asla parçalatmayız, asla böldürmeyiz, Kürdistan fitnesine bedenlerimizle direnir, Bozkurt gibi karşı dururuz.<br />
Paris’te yaptığı açıklamayla İP Başkanı’nı tamamlayan, Anayasa Mahkemesi’nin lehine hak ihlali kararı verip Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkum ettiği şerefsiz bir bölücü aynen şöyle şunları söylemiş:<br />
“Siirt Kürdistan’dır. İşgalciler bilmelidir ki, şu an üzerinde misafir oldukları yeri ya Kürdistan olarak kabul edecekler ya da gelecekte Kürdistan’a komşu olacaklar.”<br />
Osman Baydemir isimli terörist, gelsin de bu sözleri Türkiye’de söylesin, uzaktan konuşması kolay, yüreği varsa karşımıza çıksın da Siirt Kürdistan’dır desin.</p>
<p><strong>Görüyorsunuz, Anayasa Mahkemesi kimlerin yanında duruyor, kimlerin kılıcını hak ihlali kisvesi altında utanmadan, sıkılmadan sallıyor.</strong><br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye Cumhuriyeti adı ile temsil edilen siyasi, beşeri, fiziki, kültürel ve ekonomik coğrafyayı; Türk milli kimliğinde vücut bulmuş milletimizi bir ve bütün olarak korumaya yemin etmiş siyasi bir anlayışın temsilcisidir.</strong><br />
Çağdaş bir devlet olabilme, müreffeh ve medeni bir millet haline gelebilme, bireysel hak ve hukuka insaniyetin ulaştığı evrensel ölçülerde sahip olabilme hedefi elbette önceliklerimizdir.<br />
Ancak partimiz bu hedeflerin üstünde bir kavrayışla, milli değerlerin ve milli bekanın korunmasını vazgeçilmez varlık sebebi, hatta kutlu bir vatan görevi olarak ele almaktadır.<br />
Kimliksiz ama demokrat, kişiliksiz ama özgür, birey olmuş ama milletsiz, vatandaş ama vatansız; içi boşaltılmış, değer taşımayan, geride kalan alt kimlik ve kültürlerine yeniden sığınmış ‘yitik toplum’ modelini Türk milletinin sineye çekmesi mümkün değildir.<br />
Birileri millet kimliği dışında yeni arayışlar ve tanımlar talep ediyor diye milleti bu yapay talepler üzerinden yeniden adlandırmak; devleti bu taleplere göre yeniden tanzim etmeyi planlamak emsali görülmemiş bir yıkım olacaktır.<br />
Milleti oluşturan ana gövdeden kimliklerin kaşınarak parçaların kopartılması, oluşmuş bir milleti sosyolojik anlamda geriye götürecek, boy ve kabilelere dönüştürerek ilkel, geri ve ırkçı bir akıbeti doğuracaktır.<br />
Türk milletinin en büyük güç kaynağı tarihin her döneminde koruduğu ve yücelttiği milli birliği ve kardeşliğidir.<br />
Gösterilen mücadele ve kahramanlığa rağmen 37 yıldır dağlarda devam eden eşkıyalığı, bir kimlik talebi gibi algılayıp birlikte yaşama ülküsünün zayıfladığına yorarak Kürdistan nifakını seslendirmek tarihi bir ihanettir.<br />
Kim ne söylerse söylesin, biz her vatandaşımızı büyük Türk milletinin saygıdeğer bir evladı olarak görmeye sonuna kadar devam edeceğiz.<br />
Milliyetçi Hareket Partisi’nin ayrılmada, bölünmede, çözülmede, dağılmada, ayrışmada, farklılaşmada mutabakat araması mümkün değildir.</p>
<p><strong>Büyük Türk milletinin, üzerine oynanan kirli oyunları, engin sağduyusu, birlik ve dayanışma ruhu ve geleceğine sahip çıkma şuuruyla bozacağına olan inancımız tamdır.</strong><br />
<strong>Türkiye’nin etnik kutuplaşmalara ve kardeş kavgalarına sürüklenmesini amaçlayan tahrikler karşısında Türk milleti bir bütün olarak ayağa kalkacaktır.</strong><br />
Partimiz, milli bekanın devamında mutlaka gerekli ve zorunlu olduğuna inandığı “tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek dil” ülkümüzü tartışmaya açacak gelişmelere sonuna kadar karşı çıkacak, karşı olacak, karşı duracak, karşı koyacaktır.<br />
Her milliyetçinin bütün benliği ile savunduğu bu ilkeler başka hesaplar içinde olanlar açısından dikkat edilmesi gereken hususlardır.<br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi’nin terör ve bölücülük konusundaki duruşu ve bu hususta kimseyle tartışmayacağı kırmızıçizgileri herkes tarafından çok iyi bilinmelidir.</strong><br />
<strong>Milli meselelerde nerede durduğumuz bellidir, milli vicdanda tescil edilmiştir.</strong><br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi, herkesi vatan ve millet sevgisi etrafında, siyasi kaygıların üstünde bir gönül birliğine, muhalefeti de iflah olmaz yanlışlarından bir an evvel dönmeye davet etmektedir.</strong><br />
Hiçbir siyasi düşünce, hedef, iktidar amacı veya projesi, Türkiye’nin birliğinden, dirliğinden, kardeşliğinden daha önemli, daha öncelikli olamayacaktır.<br />
Buradan Türkiye’ye karşı ihanet yolunu seçen, Türk milletinin kardeşliğini yıkarak amaçlarına ulaşacaklarını zanneden mihraklara bir gerçeği yeniden hatırlatmayı yararlı görüyorum:<br />
Hiç kimse Türk milliyetçilerinin vatan sevgisinden kaynaklanan sorumlu, soğukkanlı ve aklıselim tutumuna bakarak, başka anlamlar çıkarmamalı, altından kalkamayacakları hesap hatalarına düşmemelidir.<br />
Tek bir taşımızdan, tek bir insanımızdan, tek bir değerimizden, tek bir milli servetimizden vazgeçmeyiz, bunlara göz dikenlerin de gözünü oymasını biliriz.<br />
CHP Genel Başkanı ve arkadaşlarının sonu gelmeyen kimlik arayışları ve bölücüleri meşru gören gafletleri; terör örgütünün ümit ve cesaret kaynağının kimler olduğunu belgeleyen somut veriler olarak karşımızdadır.<br />
<strong>    Tezkere oylaması bu hususta ki en çarpıcı delildir.</strong><br />
<strong>Milletleşme sürecini durdurarak, geriye döndürerek, sekteye uğratarak gelişmiş, kalkınmış, demokratikleşmiş, hatta ayakta kalmış bir ülkeye henüz rast gelinmemiştir.</strong><br />
<strong>    Türklük tarih içerisinde çok ağır bedeller ödenerek kazanılmış milli kimliktir.</strong><br />
<strong>Milletine mensubiyet duyan hiçbir vatan evladı, bu değerin örselenmesine sessiz ve seyirci kalmayacaktır.</strong><br />
Ve unutulmasın ki cumhurun uyanan, doğrulan iradesi bunun hesabını müsebbiplerinden er geç soracaktır.<br />
İhanete çanak tutanlar, buna yardım ve yataklık yapanlar bedelini mutlaka ödeyeceklerdir.<br />
Buradan zillet ittifakını uyarmayı milli bir görev addediyorum. Girdiğiniz yol tehlikelerle doludur.<br />
Ulaşılacak sonuç Anayasamızın değişemeyecek maddelerini değiştirmeye yönelik girişim olup “vatana ihanet”le eşdeğerdir.<br />
CHP-İP-HDP ve diğer zillet yedeklerinin Serv sevdalısı olarak karşımıza geçmesine Türk milleti tahammül etmeyecek, zillete tamam demeyecek, Allah’ın izniyle sahnelenen oyunu bozacaktır.<br />
<strong>    Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum.</strong><br />
<strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2021/11/02/mhp-liderinden-onemli-mesajlar-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; Bahçeli&#8217;den Muhalefete Ağır İthamlar</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2021/10/12/bahceliden-muhalefete-agir-ithamlar/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2021/10/12/bahceliden-muhalefete-agir-ithamlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2021 09:30:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7428</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Parti Grup Toplantısında yaptığı toplantıda konuşmada önemli mesajlar verdi. Geçtiğimiz hafta sonu yapılan kurultayların önemine değinerek, “Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen “Türk Gençliği Büyük Kurultayı” ile partimizin Aile, Kadın ve Engellilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından gerçekleştirilen “Analar-Bacılar Kurultayı” muazzam bir katılama sahne olmuştur.” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Parti Grup Toplantısında yaptığı toplantıda konuşmada önemli mesajlar verdi.<br />
<strong>Geçtiğimiz hafta sonu yapılan kurultayların önemine değinerek, “Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen “Türk Gençliği Büyük Kurultayı” ile partimizin Aile, Kadın ve Engellilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından gerçekleştirilen “Analar-Bacılar Kurultayı” muazzam bir katılama sahne olmuştur.” Dedi.</strong><br />
Ülke gündeminde ki birçok konu hakkında açıklamalar yapan MHP Lideri konuşmasında şu ifadelere yer verdi;<br />
“Değerli Arkadaşlarım, Sayın Basın Mensupları,<br />
<strong> Bu haftaki Meclis Grup Toplantımız münasebetiyle yapacağım değerlendirmelere geçmeden evvel muhterem heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.</strong><br />
Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyor, hepsini birden hasretle kucaklıyorum.<br />
Ankara, geçtiğimiz hafta sonu göz kamaştırıcı iki toplantıya ev sahipliği yaptı.<br />
Bunlardan birisi “Türk Gençliği Büyük Kurultayı”, diğeri de “Analar Bacılar Kurultayı”dır.</p>
<p><strong> Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen “Türk Gençliği Büyük Kurultayı” ile partimizin Aile, Kadın ve Engellilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından gerçekleştirilen “Analar-Bacılar Kurultayı” muazzam bir katılama sahne olmuştur.</strong><br />
<strong>Türk gençliği diri umuduyla, yüksek ufkuyla, heyecan ve hedef dolu tutumuyla yeni bir tarih yazmış, almasını bilenlere mesajların en görkemlisini kararlılıkla vermiştir. </strong><strong>Gençlerimiz milletimizin gelecek özlemidir.</strong><br />
Bu özlem Allah’ın izniyle büyük Türkiye ülküsünün gerçekleşmesiyle vuslata erecektir.<br />
Merhum şairimiz Arif Nihat Asya, Türk gençliğine bakınca neler gördüğünü nasıl da güzel, nasıl da özlü anlatmıştı:<br />
<strong>Delikanlım! İşaret aldığın gün atandan!</strong><br />
<strong>Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan!</strong><br />
<strong>Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan!</strong><br />
<strong>Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştansın;</strong><br />
<strong>Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!</strong><br />
İşte o gençlik, işte o diriliş ve yükseliş ruhundan mülhem asil duruş 9 Ekim günü Ankara’da tecessüm etmiştir.<br />
<strong>  Merhum Cemil Meriç’in söylediği üzere; “Dava irfanımızı yeniden fetheden, bugünümüzü düne bağlayan” bir gençlikle önümüze çekilen kalın perdeler birer birer yırtılıp atılacak, Türkiye büyüyüp Turan olacaktır.</strong><br />
<strong>Türk tarihi, hasretini çektiğimiz eski ve ölümsüz bir eserdir.</strong><br />
<strong>Bu eseri tekrar kaleme alacak, geleceğin tertemiz ve yaşanmamış ortamına inançla taşıyacak Türk gençliğidir.</strong><br />
<strong>Gençlik aydınlık çehremiz, ahlaklı çağrımız, en çevik mizacımızdır.</strong><br />
<strong>Bir derviş sabrıyla kozasını ören onlardır.</strong><br />
<strong>Açık sözlülüğün ve kalender meşrebin omurgası onlardır.</strong><br />
<strong>Akıl ve irade anıtı, yine merhum Cemil Meriç’in dediği gibi, tefekkür okyanusunun Barbarosları, Türk milli varlığının aşılmaz dağları onlardır.</strong></p>
<p>İstifhamların kafalarda kök salmasına engel olan, kin ve nefretin kalplerde yuva yapmasına müsaade etmeyen asil Türk gençliği, bu gençliği temsilen de Milliyetçi-Ülkücü gençliktir.<br />
Gençlerimiz milli varlığın şuuru, Türk milletinin gururudur.<br />
Aynı şekilde Türk gençliği, ruh köküne bağlanarak zirve kulelerine çıkmayı gözüne kestiren, tevazuu elden bırakmayan, sevgi ve saygıyı kılavuz edinen, kendine has bir üslupla büyük bir irade hamulesi, yüksek bir idrak haysiyetidir.<br />
<strong>Kim ki Türk gençliğini yok sayıyorsa, adını anmıyorsa, siyasi ve ideolojik istismarın konusu yapıyorsa, biliniz ki, karanlık, kabalık, kuraklık ve küstahlık içindedir.</strong><br />
<strong>Onlar soysuz bir çağdaşlığın fevkinde çağlar üstüdür.</strong><br />
<strong>Dönemlere hapsolanların aksine devirler üstüdür.</strong><br />
<strong>Bildiğiniz gibi, şöhret, şehvet ve servet kör bir labirenttir. </strong><br />
<strong>Burada elinde bir kandil bile olmadan dolaşmaya kalkışanlar aynısıyla dibi görünmeyen uçurumlara kanat çırpanlardır.</strong><br />
Gençlerimiz yeri geldi mi, sağduyu ve sorumlulukla uçurumların önüne göğsünü geren, yeri geldi mi de milli geleceği kötürüm hale sokmak için fırsat kollayan odaklara hak ettikleri şamarı indiren soylu duruştur.<br />
Gençliğimiz yüz akımız, önü arkası kesilmeyecek akınımızdır.<br />
Onların ihtiyaç ve taleplerini karşılamak, sitem ve şikâyetlerini çözümle kesiştirmek siyaset kurumunun ana görevidir.<br />
<strong> Milliyetçi-Ülkücü gençlik, Türk gençliğinin kalpgahıdır.</strong><br />
<strong>Kökü Ötüken’de, kaynağı Issık Gölü’nde, kavgası da Türk ve İslam düşmanlarıyladır.</strong><br />
<strong>Bu gençlik bizim baş tacımız, medarı iftiharımızdır.</strong><br />
Aynı zamanda analarımız-bacılarımız dua, huzur, güven, sevgi ve saygı bağlarımızdır.<br />
Ana hakkı iman ve insanlık hakkıdır.<br />
<strong> Gençlerimizle birlikte yurdumun dört bir yanından teşrif ederek kurultayımıza can ve kan veren analarımıza, bacılarımıza müteşekkirim.</strong><br />
<strong>Biz analarımıza bakınca, bacılarımızı görünce gelecek Türk nesillerinin ayak sesini duyuyoruz.</strong><br />
Bu kapsamda Türk gençliği varsa analarımızın ve bacılarımızın sayesinde vardır.<br />
İki kurultayımız da manevi olarak birbiriyle pekişmiş ve örtüşmüştür.<br />
Dikkatlerinizi çekmek isterim ki, bugün batı dünyasına hakim olan sosyal ve ekonomik mimari, bunun yanında değerler sistemi büyük çapta tatminsizlik ve huzursuzluklara yol açmaktadır.<br />
<strong> İnsan gün geçtikçe sadece yiyip içen, sadece diğer temel ihtiyaçların peşinden koşan, insani ve vicdani felaketlere tamamıyla sessiz kalan, niçin var olduğunu, neden yaşadığını düşünmeye fırsat bulamayacak şekilde sürüklenip giden bir felaket döngüsünün pençesindedir.</strong><br />
Analarımızın, bacılarımızın, gençlerimizin fedakarane mücadele ve çabasıyla bu döngü bizim semtimize bile uğramayacak, Türk-İslam medeniyeti yeni bir yükseliş hamlesiyle ayağına geçirilmek istenen prangaları kırıp atacaktır.<br />
Bu vesileyle Milliyetçi-ülkücü gençliğinin mümtaz neferlerine, muhterem analarımıza, bacılarımıza bir kez daha teşekkür ediyor; hepsine şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p><strong>Değerli Dava Arkadaşlarım,</strong><br />
<strong>  Merhum Hocamız Prof.Dr.Erol Güngör, “İslam’ın Bugünkü Meseleleri” isimli başucu eserinde milliyetçilikle ilgili çarpıcı görüşlerinin bir kısmını paylaşmış ve şunları ifade etmişti:</strong><br />
“Milliyetçilik, bir dış mesele olarak göründüğü zaman yerli kültürün yabancı kültüre karşı çıkması şeklinde cereyan etmektedir.<br />
Bir iç mesele olduğu zaman ise asıl iş memlekette milli birliğe engel olacak mahiyetteki kültürel, ekonomik ve sosyal farklılaşmaların asgariye indirilmesidir.<br />
Milliyetçilik ilk hamlede milli birlik ve bütünlüğün kazanılması davasıdır.”</p>
<p><strong> Bu düşüncelerden anlaşılacağı üzere, milliyetçilik yabancı akımlara karşı güvence, milli birlik ve dayanışma ruhunun da güvenlik duvarıdır.</strong><br />
Hayattan kopuk, insandan mahrum, gerçeklerden uzak bir milliyetçilik havada ve boşlukta uçuşan fikir kırıntıları gibidir.<br />
Bizim milliyetçiliğimiz bizatihi hayatın içindedir, milletimizin vicdanındadır, Allah’ın izniyle iradesinin de tezahürü olacaktır.<br />
<strong>Arzumuz, amacımız ve arayışımız öteden beri budur.</strong><br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi’ne atılan iftiraların, yoğunlaşan saldırıların, yaygınlaşan küresel tahammülsüzlüklerin gelişim ve ilerleyiş rotası titizlikle okunduğu takdirde, bunların hiç birisinin tesadüfi olmadığı görülecektir.</strong><br />
Nevzuhur yeni bir Dünya düzeni söylem ve dayatmasının, hatta milletsiz devlet, devletsiz millet projelerinin önündeki en büyük engel milli devletler ve güçlü millet oluşumlarıdır.<br />
Bu nedenle küresel güçler ve mütecaviz ülkeler, milli devletlerdeki yönetim iradesinin millet üstü birliklerle ve güçlerle paylaşılmasını uzun süreden beri dayatmaktadır.<br />
Bu paylaşma, elbette ki egemen gücün lehine, mahkûm milletin aleyhine gerçekleşecektir.<br />
Ancak, bu asimetrik etki aslında milliyetçiliğin yükselmesinin de bir dayanağıdır.<br />
Bu itibarla küresel aktörler açısından, ülkelerdeki yükselen milliyetçiliğin kırılması; dil, din, etnik veya mezhep farklılıklarının kaşınması ve bunların üzerinden ilk etapta özerk, sonra da federal devletler oluşturulması melun bir hedef olarak her zaman güncelliğini korumuştur.<br />
<strong>Bu hedefe öncelikle taşeronlar eliyle ulaşılması esas alınmıştır.</strong><br />
<strong>Bununla mündemiç CHP, HDP, İP, Deva, Gelecek Partisi ve irili ufaklı diğer zillet partileri tembihli, görevli ve taşeron siyasetin lekeli temsilcileridir.</strong><br />
Zillet ittifakı çözülme ve yıkım siparişini bedeli mukabilince almıştır.<br />
Zira her şey gün gibi ortadadır, zelil siyaset simalarının kaçacak, gerçekleri inkar edecek hayası da, hali de kalmamıştır.</p>
<p><strong>Egemen güçler kendi yayılmacı emelleri için milliyetçi perspektifle hareket ederken, ellerini uzattıkları ülkeler için milliyetçiliği bastırmaya, karalamaya, kötü göstermeye çalışmak gibi bir ikilemin ve tenakuzun dibindedir.</strong><br />
Ancak maksadı ne olursa olsun, küresel sömürünün önündeki en önemli engel milli devlet yapısı ve bu yapının temel taşı olan Milliyetçi Hareket ve Cumhur İttifakı’dır.<br />
Başka bir deyişle, bir milletin yükselişinin müspet dayanağı milliyetçiliktir; milli kimliğin gücü de milli devletin çelik gibi sağlamlığıdır.<br />
<strong>Küresel gelişmelerin bir figüranı, pasif bir ögesi, edilgen bir yüklenicisi değil baş aktörü olmayı hedefleyen milliyetçi fikriyat, yalnızca Türkiye’yi değil soydaşlarımızı ve müşterek kültür dairesinde yaşayan mazlum milletleri de kurtaracak muhteşem bir anlayışı temsil etmektedir.</strong><br />
Buradan çıkarılması gereken sonuç, çoğulcu yeni bir dünya sistemine duyulan ihtiyacın, yeni baştan kurgusu yapılması gereken uluslararası yeni bir dengenin şart olduğu gerçeğidir.<br />
Bugün bütün insanlık, çevre sorunundan enerji sorununa, ekonomik eşitsizlikten terör sorununa, bulaşıcı hastalıklardan adalet sorunlarına kadar yüz yüze bulunduğu tehlikelerle ortak bir kaderi paylaşmaktadır.<br />
Bu ortaklık insanlık değerlerinin, insanlık mirasının, insan olmanın onur ve şerefinin ortak paydasıdır.<br />
<strong>  Dünyayı daha yaşanır bir yer haline getirebilmek, Afrika&#8217;dan Asya’ya, Avrupa’dan Amerika’ya kadar yerkürenin her köşesinde yaşayan bütün insanlık için kaçınılmaz bir amaç haline gelmelidir.</strong><br />
Bu anlayış, bir yönüyle Türk milliyetçilerine düşen tarihi görev ve sorumlulukları göstermektedir.<br />
Aynı zamanda cihan imparatorluğu kurmuş olan aziz ecdadımızdan kalan yönetim mirasının da bir gereğidir.<br />
<strong>İnsan merkezli, hak ve adalet ilkelerine müzahir, gönüllü paylaşımı ve işbirliğini amaçlayan, küresel kaynakları hakkaniyetle insanlığın istifadesine sunan yeni bir aydınlanma süreci, inanıyorum ki Türk milletinin doğrulmasıyla başlayacaktır.</strong><br />
<strong>Bu ümit yeşerdikçe ihanet kamçı yemiş, çifte yemiş gibi tepinmektedir.</strong></p>
<p>Gelişmelerin seyrine baktığımızda, ilhamını ve sevgisini büyük Türk milletinden alan Milliyetçi Hareket, devlet ve milletimizin bekası için dünden daha önemli ve kutsal bir görevle karşı karşıyadır.<br />
Ve Cenab-ı Allah’ın izniyle bu kutlu görevi partimiz Cumhur İttifakı çatısı altında başarıyla yerine getirecektir.<br />
İnancımız, kararlılığımız ve hedefimiz bu yöndedir.</p>
<p><strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong><br />
<strong>Türkiye’nin önünü kesmek, ilerleyişini engellemek için tetikte bekleyen iç ve dış işgal cephesi, milli devletimizi, milli bekamızı, milli kimliğimizi, milli direncimizi sekteye uğratmanın hesabındadır.</strong><br />
Çünkü milletimizin milli ve manevi mukavemet halkalarını teker teker kırınca sonuca ulaşacaklarını, ilave olarak Türkiye’nin milli devlet yapısını harabeye dönüştüreceklerini biliyorlar ve bu yolda zehir saçıyorlar.<br />
<strong>İşin özünde oynanan oyunun gizlenecek bir yanı kalmamıştır.</strong><br />
<strong>Zillet ittifakının kurduğu kumar masasında kartlar açık oynanmaktadır.</strong><br />
<strong>Bu masada hile vardır, desise vardır, densizlik vardır, dümencilik vardır, dalavere vardır, sahtelik vardır; hepsini geçtik hıyanetin daniskası vardır.</strong><br />
Görüldüğü üzere, zillet ittifakını oluşturan partiler gün aşırı birbirlerini ziyaret ediyorlar.<br />
Birbirlerine sürekli gidip geliyorlar, yoklama yapıyorlar, hava kokluyorlar, ne var ne yok ona bakıyorlar.<br />
Ancak arka kapıda da birbirlerine kazık atıyorlar, tuzak kuruyorlar.<br />
Bir yapmadıkları kısırlı, pastalı, altın günleriydi; zannediyorum bu gidişle onu da gerçekleştirirler.<br />
Toplanıp toplanıp dağılıyorlar, ne dedikleri bellidir, ne de söyledikleri nettir.<br />
Muğlak ifadelerle gürültü ve gündem kirliliğine neden oldukları da alenen meydandadır.<br />
Bunlar ayrıca “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” toplantıları için üçüncü defa Meclis’te bir araya gelmişlerdir.<br />
<strong>CHP, İP, SP, DP, Gelecek Partisi ve Deva’nın temsilcileri HDP’yi masa altında tutarak sözde bir uzlaşmaya vardıklarını açıklamışlardır.</strong><br />
<strong>Uzlaşma, doğru hedefler üstünde olur.</strong><br />
<strong>Uzlaşma, dürüst ve temiz bir siyaset anlayışıyla vasat bulur.</strong><br />
<strong>Allah için söyleyiniz, bunların neresi dürüst, neresi düzgün, neresi temizdir?</strong><br />
<strong>Uzlaşmak için irade lazımdır.</strong><br />
CHP’nin kolonisi, ideolojik kolonu, siyasi kordunu İP’in iradesi mi vardır?<br />
PKK’nın tutsağı, FETÖ’nün kuklası, Türk ve Türkiye düşmanlarının teşrifatçısı CHP’nin iradesi mi kalmıştır?<br />
Teröristbaşı Duran Kalkan, CHP’yi ikaz ederek diyor ki:<br />
“HDP’nin çıkışı, bazı CHP’liler tarafından ters yorumlanabilir; ama öyle değil. CHP’ilerin önünü açtı. Güçlendirdi. İrade kazandırdı. Bu bakımdan HDP’ye muhtaçlar.”<br />
Bir terör örgütü elebaşı, Aziz Atatürk’ün kurduğu partiye ayar veriyor, hizaya getiriyor, aba altından sopa gösteriyor; buna karşılık bir tek CHP yöneticisi de kalkıp “ey katil sen ne diyorsun?” diyemiyor, buna cesaret dahi edemiyor.<br />
<strong> Bize gelince yalan yanlış konuşan CHP sözcülerinin ağızlarını bıçak açmıyor.</strong><br />
<strong>Korkuyorlar, telaşlanıyorlar, çekiniyorlar, çünkü iradelerini ve siyasi ikballerini terör örgütlerine bağlamış durumdalar.</strong><br />
<strong>Bu bir zillet değil midir?</strong><br />
<strong>Bu bir rezalet değil midir?</strong><br />
<strong>Biz boşuna mı bunlara zillet diyoruz?</strong><br />
<strong>Biz boş yere mi bunların maskesini bir bir indiriyoruz?</strong><br />
<strong>HDP’li bölücü söylediğimiz okkalı sözlerin cevabını Kandil’in CHP’si veriyor.</strong><br />
<strong>Şu ibret verici kepazeliğe bakar mısınız?</strong><br />
<strong>Kendileri terör örgütünün boyunduruğuna girmişler, haberleri yok.</strong><br />
<strong>Kendileri mağara önlerinde gıyabi nöbete girmişler, anladıkları yok.</strong><br />
<strong>HDP’yi gücendirmemek, pişmiş aşa su katmamak için takmadıkları kılıf, girmedikleri kılık neredeyse kalmamış.</strong><br />
Hatırlarsanız, İP Başkanı, bu aralar yine il-ilçe gezen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı Fatih’e benzetmiş, Kılıçdaroğlu’na çalım atmış, ters köşeye yatırmak için hamle üstünlüğünü kazanmaya çalışmıştı.<br />
Bir nevi anılan Belediye Başkanı CHP Genel Başkanı muamelesi görmüştü.<br />
HDP takviyeli ve tembihli Kılıçdaroğlu da misilleme yaparak İP Başkanı’nın Cumhurbaşkanı hayallerini suya düşürmüş, mizahi ve münhal bir Başbakanlık yemiyle tufaya getirmiştir.<br />
İP Başkanı, yeni yönetim sisteminde yer almayan bir göreve mahkum ve mecbur edilen zavallıdır.<br />
<strong>Bunlar birbirlerini aldatmakla, kandırmakla, yüze gülüp arkadan film fırıldak çevirmekle uğraşmaktadır.</strong><br />
<strong>Yalan bunlardadır, iftira bunlardadır, ayak oyunu bunlardadır, samimiyetsizlik bunların alameti farikasıdır.</strong><br />
<strong>Şimdi de Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem adında ne idüğü müphem, ne içerdiği meçhul, neyi hedeflediği meknuz bir çalışmayla meşgullerdir.</strong><br />
Şecaat arz ederken sirkatin söyleyen merd-i kıbti gibiler.<br />
CHP’nin 2-3 Ekim 2021 tarihinde düzenlediği Abant Toplantısı, bir bakıma zilletin tehlikeli yol haritasının kavşak noktalarını açığa vurmuştur.<br />
Hakikaten merak ediyoruz, Abant Toplantısının tavsiyesi kimden geldi?<br />
Kripto damar mı dayattı? Pensilvanya’dan mı talimat alındı?<br />
<strong>Anlaşıldığı kadarıyla özerlik ve federasyon gayesi CHP’ye nüfuz etmiştir.</strong><br />
<strong>Bununla birlikte CHP’nin gizli gündeminde Anayasa’nın ilk dört maddesini kaldırmak esastır.</strong><br />
<strong>Sabıkalı bir milletvekili kalemiyle hazırlandığı anlaşılan; “Demokratik muhalefetin anayasa değişikliği için izlenmesi gereken yol haritası” Kılıçdaroğlu’nun önsözüyle kaleme alınmıştır.</strong></p>
<p><strong>Siz bakmayın bu önsözün sahibine, bunun gerisinde PKK’nın hain dokunuşu, siyasi bölücülerin iğrenç telkinleri bulunmaktadır.</strong><br />
<strong>CHP Genel Başkanı’na soruyorum, kıvırmadan cevap vermesini, kaçak güreşmemesini bekliyorum.</strong><br />
<strong>Soru 1: Anayasa’dan Atatürk’ü çıkarmayı düşünüyor musunuz?</strong><br />
<strong>Soru 2: Anayasa’ya hakim olan Türk ismini tasfiye etmeyi planlıyor musunuz?</strong><br />
<strong>Soru 3: Türk vatandaşlığı kavramı yerine “Anayasal yurtseverlik”, Türkiye yerine “Ülke”, Türkiye devleti yerine “Cumhuriyet”, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yerine, “Türkiye Cumhuriyeti insanı” kavramlarının getirilmesini amaçlıyor musunuz?</strong><br />
<strong>Soru 4: Demokratik muhalefet diyerek TİP’i, HDP’yi yanınızda ve yörenizde görüyor, bunlara kucak açıyor musunuz?</strong><br />
<strong>Soru 5: Terörist Demirtaş’ı hala savunuyor, ona elçiler yolluyor musunuz?</strong><br />
<strong>Sayın Kılıçdaroğlu, bu sorularım gayet basittir.</strong><br />
<strong>Ya evet diyeceksin, ya da hayır.</strong><br />
<strong>Boş kağıt vermen halinde bütün sorulara evet dediğin anlaşılacaktır.</strong><br />
<strong>Yüreğin yetiyorsa, çiğ süt içip karın ağrısı çekmiyorsan konuş ve sorularıma cevap ver.</strong><br />
<strong>Korku edebiyatını bırak, siyasi cinayet işlenebilir masallarını geç, bir şey bilip de söylemiyorsan adam değilsin</strong><br />
CHP’nin bir milletvekilinin; “keşke Demirtaş cumhurbaşkanı seçilse” diyecek kadar gözünü ve gönlünü kararttığı herkesin bildiği bir beyanattır.<br />
HDP’nin sözde demokratik tutum belgesiyle, CHP’nin ikinci yüzyıla çağrı beyannamesinin benzerliğini iddia eden de CHP’li bir milletvekiliydi.<br />
Bugünkü CHP yönetimi, HDP’nin oyun uşağı haline gelmiş, yapboz tahtasına dönüşmüştür.<br />
Bugünkü CHP yönetimi, Gazi Mustafa Kemal’in hatıra ve emanetleriyle yollarını kapanmamak üzere ayırmıştır.<br />
Bugünkü CHP yönetimi, PKK’yla ittifak tüneline girmiş, HDP’yle bölücülüğün gergefinde işlenmiştir.<br />
İP ise bunların proje süsüne, zillet mezesine dönüşmüştür.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong><br />
<strong>10 Ekim 2021 Pazar günü, Suriye’nin Azez’e bağlı Mare ilçesinden gelen acı bir haberle sarsıldık.</strong><br />
<strong>Fırat Kalkanı Harekat Bölgesi’nde vatan evlatlarımız şehit düştüler.</strong><br />
<strong>PKK/YPG’li teröristler tarafından Tel Rıfat’tan fırlatılan tanksavar roketler kahraman özel hareket polislerimize isabet etmiştir.</strong><br />
<strong>Partimizin Adıyaman Merkez İlçe Başkanı Mehmet Doğan arkadaşımızın evladı Fatih Doğan kardeşimizle Elazığlı Cihat Şahin kardeşimiz maalesef şehit düşmüş, iki kahraman özel harekat polisimiz de yaralanmıştır.</strong><br />
<strong>Yine geçtiğimiz Perşembe günü, Fırat Kalkanı Harekat Bölgesi’nde hainler tarafından yapılan hunhar saldırıda Samsunlu Deniz Piyade Sözleşmeli Erimiz Tayfun Özköse şehit olmuştur.</strong><br />
<strong>Elbette acımız büyüktür, ama sorulacak hesabımız da büyüktür.</strong><br />
Kahraman kardeşlerimin şehadetleri mübarek olsun.<br />
Allah rahmetiyle muamele etsin inşallah.<br />
Ailelerinin, silah ve mesai arkadaşlarının, milletimizin ve hepimizin başı sağ olsun.<br />
Ayrıca şu anda tedavi altında tutulan kardeşlerime de şifalar diliyorum.<br />
Kılıçdaroğlu taziye mesajı yayınlamıştır, ne var ki özne yoktur, saldırıyı kimin yaptığına dair en ufak bir ibare görülmemektedir.<br />
<strong>Sayın Kılıçdaroğlu, ‘onlar bize mi saldıracaklar’ dediğin PKK/YPG’li şerefsizler vatan evlatlarının kanına girmişlerdir.</strong><br />
<strong>Korkma itiraf et, PKK’ya tek bir laf et, kaygılanma, bu seni sadece ve sadece insan yapar, milletimizin derdiyle dertlenen bir siyasetçi yapar.</strong><br />
<strong>CHP böyle de, HDP nasıl peki?</strong><br />
<strong>Özellikle iki gündür takip ediyorum, YPG/PKK’yı kınayan tek bir mesajlarını duymadım, aranızda duyanınız oldu mu?</strong><br />
Milli acılarımızı paylaşan numune de olsa tek bir açıklamalarına şahit olanınız var mı?<br />
Kitabın ortasından konuşuyorum, HDP’yle ortaklık, şehitlerimizin kanının, analarımızın gözyaşlarının dökülmesine alçakça hizmettir.<br />
<strong>HDP’yle gelecek planlamak, siyaset denkleminde buluşmak Türk milletini kundaklamak, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü kurcalamaktır.</strong><br />
<strong>CHP ile İP işte böylesi bir tezgahın gönüllü müdavimleridir.</strong><br />
<strong>Bunlar yüz karasıdır, yürek sızıdır, demokrasi infazcısıdır.</strong><br />
Pazar günü gerçekleştirdiğimiz “Analar-Bacılar Kurultay”ında HDP’nin kapatılmasına yönelik ifadelerim, emperyalizmin ve terörizmin maşalarını anlaşılan epey rahatsız etmiş.<br />
Halbuki rahatsız olmasalar üzülürdüm, kendi kendime durum musahabesi yapardım.<br />
Onları yalnızca rahatsız etmeyeceğiz, iki dünyada da ellerimizle yakalarından tutacağız.<br />
Bana cevap vermişler ve demişler ki: “Açılmamak üzere kapatman gereken senin kin ve nefret kusan ağzındır.”<br />
Siz bunu gidin de HDP’nin Diyarbakır İl Başkanlığı’nın önünde evlat nöbetine giren cesur analara söyleyin de görelim.<br />
<strong>Bu bölücü ahmaklar nerede yaşıyorlar, hadiselere nereden bakıyorlar bilemiyorum, ama benim ağzımı kapatacak bir babayiğit henüz anasının karnından doğmadı.</strong><br />
<strong>Kapanması ve kapatılması gereken terörün siyaset uzantısıdır.</strong><br />
<strong>Şehitlerimizin kanlılarına sessiz kalırsak, canilerin suikastlarını alttan alırsak, bölücü ve terör faaliyetlerini aman sen de diyerek görmezden gelirsek, onurumuzla birlikte şerefimizi kaybetmiş oluruz.</strong><br />
Biz şehitlerin hesabını soracak millet iradesinin temsilcileriyiz.<br />
Biz ihanetin kafasını ezecek, milli varlığımıza ve egemenlik haklarımıza can pahasına sahip çıkacak millet kudretiyiz.<br />
Biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz. Biz Cumhur İttifakı’yız.<br />
Herkes şerefi kadar, ederi kadar, haysiyet ve namusu kadar konuşursa, karşımızda siyasi bölücülerden, terör işbirlikçilerden ağzını açıp da bir sey söylemeye kimsenin hakkı olamaz.<br />
PKK/YPG tanksavar kullanıyor, güdümlü füze kullanıyor, envaı çeşit ve teknolojik düzeyi yüksek silahlara sahip bulunuyor.<br />
Bu silahları hangi odaklar veriyor?<br />
<strong>Teröristleri kimler eğitiyor, kimler donatıyor, hangi dost ve müttefik görünümlü ülkeler silahlandırıp üzerimize kışkırtıyor?</strong><br />
<strong>ABD yönetimi, Türkiye’nin Suriye’deki varlığını ulusal çıkarı için olağanüstü tehdit olarak değerlendiriyormuş.</strong><br />
Biliniz ki, karşımızdaki terazi milli sıkleti çekemez, artık böyle gelse de bu şekilde gidemez.<br />
Müttefik olduğumuz bir ülkenin PKK kamplarında aradığı nedir?<br />
Suriye’nin kuzey doğusunda yaptıkları nasıl izah edilmelidir?<br />
Tehdidin adını doğru koymak geldiğimiz bu aşamada zorunluluktur.<br />
Tehdit Türkiye’nin Suriye’deki varlığı değil, ABD’nin cinayet planları, ihanet senaryoları, terör örgütüyle eylem ve emel birlikteliği içine girmesidir.<br />
<strong>Buna dostluk diyen varsa beri gelsin, böyle dostluk düşman başınadır.</strong><br />
<strong>Biraz önce de temas ettiğim gibi, milli devleti ve milli hassasiyetleri köreltmek için bir kampanya devrededir ve bu çerçevede ABD operasyon üstüne operasyon yapmaktadır.</strong><br />
<strong>Mızrağın çuvala sığması mümkün değildir.</strong><br />
ABD’nin besili canavarı DEAŞ, 8 Ekim Cuma günü, Afganistan’ın Kunduz vilayetindeki bir camiye dehşet veren bombalı saldırıda bulunmuş, çok sayıda din kardeşimizi katletmiş ve yaralamıştır.<br />
<strong>Bu kanlı olay Afganistan’ın henüz durulmamış ve dengeye kavuşmamış devlet ve toplum hayatını çok ciddi ölçülerde sarsmıştır.</strong><br />
<strong>Dost ve kardeş ülke Afganistan’a taziyelerimi iletiyor, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifalar diliyorum.</strong><br />
Camiye bomba atmak inanılması mümkün olmayan ve ifadesi bulunamayacak bir vandallık, bir şeytanlıktır.<br />
ABD yönetimi, Türkiye’nin DEAŞ’la mücadeleye zarar verdiğini ileri sürüyor.</p>
<p><strong> Bu haksız ve hasmane iddianın ne denli asılsız, ne kadar temelsiz olduğunu en iyi onlar biliyor.</strong><br />
<strong>Biliyorlar, ama itiraf edemiyorlar, çünkü işlerine öyle gelmiyor.</strong><br />
<strong>NATO üyesi olup DEAŞ’a karşı en çok mücadele veren, en çok bedel ödeyen ülke Türkiye’dir.</strong><br />
<strong>PKK’ya silah veren bellidir, Mehmetlerimizin, polislerimizin şehadetine çanak tutanlar bellidir.</strong><br />
DEAŞ’ı, YPG’yi, PKK’yı kiralık tetikçi olarak kullananlar gün gibi karşımızdadır.<br />
Ve bunların dost olması, müttefiklik söylemleri eşyanın tabiatına aykırıdır.<br />
Dost dediklerimiz, adam olacak, mert olacak, hesapsız olacak, saygılı olacak, onurlu olacak, dürüst olacak, kendi çıkarlarını kolladıkları kadar bizim de çıkarlarımızı kollayacaklar.<br />
Terörle mücadelemizin önüne kim bariyer dikiyorsa, yolumuza kimler hendek kazıyorsa, egemenlik haklarımıza kim diş biliyor ve hançer sallıyorsa, işte onlar Türklüğün varlığına, Türkiye’nin bin yıllık kardeşlik müktesebatına kuyu kazan, Anadolu’dan çıkarılmamızın düşünü kuran ehli saliptir, öyle ki şehadet pahasına da olsa alayına birden direnmek farz-ı kifayedir, boynumuzun yegane borcudur.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong><br />
<strong>Milliyetçi Hareket, herkesin istediği ve arzuladığı gibi tanımlayabileceği, bir şablona sokabileceği bir parti değildir.</strong><br />
<strong>Partimizin şerefli siyasi geçmişi, değişmeyen ilke ve inançları, kırılmaya uğramadan bugünlere taşınan siyasi çizgisi aziz milletimiz tarafından çok iyi bilinmektedir.</strong><br />
<strong>Bizim devletle, Cumhuriyetle, milletle ve ortak değerlerle hiçbir devirde sorunumuz olmamıştır.</strong><br />
Bunlara yönelik tehdit ve tehlikelerle ise her zaman sorunumuz olmuştur, bundan böyle de olacaktır.<br />
Biz bu hüviyetimizle alnı açık, başı dik olarak büyük Türk milletinin hizmetindeyiz.<br />
Türkiye’nin sorunlarına bakış açımızı ve hareket tarzımızı belirleyen temel düşüncelerin kaynağı budur.<br />
Bu konularda hiç kimsenin rehberliğine, uyarısına veya yol göstericiliğine ihtiyacımız yoktur.<br />
Değerleri çatıştırarak siyasi geleceğini kurtarmaya çalışanların, cepheleşmeleri siyasi varlık sebebi olarak görenlerin ve gerilim ortamından beslenenlerin şu hususu çok iyi anlamaları gerekmektedir:<br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’nin milli birliğinin, toplumsal huzurunun, dayanışma ruhunun temel harcı, en emin güvencesidir.</strong><br />
<strong>Türkiye’yi kamplara ayırarak çatışma ortamına davetiye çıkaranlara geçit vermeyecek yegâne siyasi güç Milliyetçi Hareket Partisi ile yaprağın dahi kımıldamadığı en ağır ve ümitsiz şartlarda fikri namus imtihanından şerefle geçmiş olan Türk milliyetçileridir.</strong><br />
<strong>Gelişmeler, geçmişte yaşanmış olan kısır ve gergin tartışmaların önümüzdeki dönemde yoğunlaşacağının işaretlerini vermektedir.</strong><br />
Biz bu tartışmalara Cumhur İttifakı olarak karşı koyacağız.<br />
Türkiye’de, etnik bölücülüğe statü ve kimlik kazandırmak maksadıyla devreye giren zillet ittifakının hesaplarını elbette tarumar edeceğiz.<br />
<strong>Anadilde eğitim,</strong><br />
<strong>Devlet yapısının yeni esaslara bağlanması,</strong><br />
<strong>Anayasal teminat altında yeni bir ortaklık devleti kurulması,</strong><br />
<strong>Türkiye’nin idari yapısının yeniden düzenlenmesi,</strong><br />
<strong>Genel siyasi af ve İmralı canisine özgürlük talepleri,</strong><br />
<strong>Etnik kimliklerle bölücü siyasetin kızışması ve yoğunlaşması karşısında Cumhur İttifakı olarak tek nefes, tek bilek, tek yürek olacağız.</strong><br />
Sayın Cumhurbaşkanımızın sağlığı üzerinden polemik yaparak, yalan ve tezviratları yayarak aşağıların da aşağısına düşenlere and olsun itibar etmeyeceğiz.<br />
Bugün Türkiye’nin karşısına çıkartılan güvenlik ve bölücülük sorunu, özü itibariyle bir demokratik hak talebi, bireysel özgürlük, çoğulcu demokrasi ve siyasal katılım sorunu değildir.<br />
<strong>Bu sorun, etnik bölünmeyi amaçlayan silahlı terör sorunudur.</strong><br />
<strong>Türkiye’de farklı kökene mensup vatandaşlarımızın tümünü kapsayan bir sorun değil, tahrik ve terörün beslediği bir siyasi ayrılıkçılık sorunudur.</strong><br />
<strong>Bölücü mihrakların nihai hedefi, Türk milletinin kardeşliği, devletin kuruluş esasları, siyasi yapısı, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüdür.</strong><br />
Çok kültürlülük, mozaik edebiyatı, Anayasal yurtseverlik, demokratikleşmenin ve çağdaşlaşmanın gereği gibi klişeler, bu hain emellerin maskesi, bölücülük ticaretinin ambalajlarıdır.<br />
B<strong>u gerçekler ortadayken, etnik bölücülük ve siyasi ayrılıkçılık sorununa, meşru bir kimlik, hak ve özgürlük sorunu etiketinin yapıştırılmasının yegane amacı, sorunun bu şekilde tanımından hareketle çözüm esaslarının da siyasi bir zemine oturtulmasıdır.</strong><br />
Yapılmak istenen, etnik bölücülüğün siyasi bir sorun olarak siyasi süreçlerle çözümü için uygun bir ortam yaratılması, bunun siyasi ve toplumsal altyapısının hazırlanmasıdır.<br />
Bu siyasi senaryonun sahneye konulması mümkün olabilirse, PKK’nın siyasi talepleri ve eylem planı, bu süreçte demokratik ittifak platformu haline getirilecektir.<br />
CHP’nin hedefi budur, İP’in hedefi budur, HDP’nin hedefi budur, siyasi hayatı döneklikle geçenlerin gayeleri budur.<br />
<strong>Devletimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde verilen muhteşem bir bağımsızlık ve kurtuluş mücadelesi ile aziz milletimizin iradesiyle kurulmuştur.</strong><br />
<strong>Büyük milletimizin değer ve ülküleri ise 98 yıl boyunca varlığında ruh ve anlam bulduğu Cumhuriyetimizin himayesi ve koruması altında şekillenmiş ve yükselmiştir.</strong><br />
Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’de birlik ve beraberlik içerisinde toplumsal barışın, refahın, huzurun ve güven ortamının kalıcı olarak tesis edilmesini arzulamaktadır.<br />
Bu hedefe ise demokratik rejimin bütün kurum ve kuralları ile sağlıklı işleyebilmesi şartıyla, demokrasiyi özümsemiş bir kavrayışla, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi vasıtasıyla ulaşılacağına inanıyoruz.</p>
<p><strong> Milletin temsili ve devletin korunmasında, bu iki vazgeçilmez değerin birbirini tamamlayarak mutabakatında üzerine düşen her sorumluluğu yerine getirmeye kararlı olan Cumhur İttifakı için yüksek hedeflere ulaşmak bir milli görev ve vatan borcudur. </strong><strong>Hiç kimse boş yere hayal kurmasın, boşuna heveslenmesin.</strong><br />
Bu millet biziz, bu devlet biziz, bu vatan biziz, istikbalin mimarı da bizler olacağız.<br />
Türkiye’nin geleceğinin en büyük teminatı, cepheleşme, kamplaşma ve kutuplaşmalara son vermek, terörün kökünü kazımak, ortak milli ve manevi değerler etrafında birleşmek, kenetlenmek ve kucaklaşmaktır.<br />
Bizim gönlümüzde herkese yer vardır.<br />
Bizim muhabbetimiz her insanımızı kavramaya ve kuşatmaya yetecektir.<br />
Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceğini her mülahazanın üstünde tutuyoruz.<br />
Türkiye Cumhuriyeti devletini kuruluş ilkeleri, siyasi yapısı ve milli ve manevi değerleriyle sonsuza kadar yaşatmaya ve bu uğurda gerekiyorsa her bedeli seve seve ödemeye hazırız, buna da yeminliyiz.<br />
<strong>  Bu duygu ve düşüncelerle muhterem heyetinizi hürmetle selamlıyor, Meclis çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum.</strong><br />
<strong>Sağ, var olun, Yüce Allah’a emanet olun.&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2021/10/12/bahceliden-muhalefete-agir-ithamlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri Gündemi Değerlendirdi</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2021/07/06/7305/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2021/07/06/7305/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2021 09:05:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. MHP grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Lideri Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM grup konuşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7305</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada Meral Akşener’in katıldığı bir televizyon programında kullandığı, “HDP’yi şeytanlaştırıyorlar” açıklamasını hatırlatarak; “İP’in Başkanı anlaşılan yine bilye dağıtmış, yine mayası ve meşrebine uygun bir değerlendirme yapmış. Nifakla perçinlenmiş gezmelerinden vakit buldukça aklının dibini döken İP Başkanı, bizim ve AK Parti’nin HDP’yi şeytanlaştırdığını ifade etmiş. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada Meral Akşener’in katıldığı bir televizyon programında kullandığı, “HDP’yi şeytanlaştırıyorlar” açıklamasını hatırlatarak; “İP’in Başkanı anlaşılan yine bilye dağıtmış, yine mayası ve meşrebine uygun bir değerlendirme yapmış. Nifakla perçinlenmiş gezmelerinden vakit buldukça aklının dibini döken İP Başkanı, bizim ve AK Parti’nin HDP’yi şeytanlaştırdığını ifade etmiş.</p>
<p><strong> Bu Bayan, HDP’nin zaten şeytan olduğunu bilmiyor mu? Şeytana şeytan demek günah değil sevaptır, helaldir, hukuktur, hakikatin yanında durmak, iman alametidir.</strong></p>
<p>Şeytana öyle ya da böyle, açık ya da gizli destek çıkmak, kol kanat germek, masumiyet kisvesine büründürmeye çalışmak bir defa ayan beyan günahkârlıktır. İP’in, HDP’nin dibinde ne işi vardır?” sözleri ile eleştirmesi dikkat çekti.</p>
<p>Her hafta olduğu bu hafta yine oldukça önemli konulara değinen Milliyetçi Hareket Partisi lieri Konuşmasında şu ifadeler yer verdi;</p>
<p><strong> </strong><strong>Değerli Milletvekili Arkadaşlarım, Basınımızın Güzide Temsilcileri,</strong></p>
<p>Bu haftaki Meclis grup toplantımızın başında muhterem heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. Yurt içinde ve yurt dışında yaşayan aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda varlık ve birlik mücadelesi veren tüm kardeşlerimize en halisane selamlarımla birlikte şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p>Fikir ve düşünce ufkumuzun parlayan yıldızı olan merhum Ziya Gökalp, milli kültürü kuvvetli medeniyetçe zayıf milletlerin, medeniyetçe kuvvetli fakat milli kültürce zayıf milletleri siyasi mücadelede her zaman yendiğine dair misaller vermişti.</p>
<p>Milli kültürün anlatım ve aktarım mekanizmaları arasında sinemanın kayda değer bir rolü olduğu inancındayım.</p>
<p>Gerçekten de milli sinemanın en önemli görevi, Türk milletinin öz değerlerini yakalamak ve beyaz perdeden bu değerleri yansıtmaktır.</p>
<p>Aynı şekilde milletimizin değerleriyle mündemiç derin tarihi kültürel birikimi, sosyal ve ekonomik değişmeleri sinema vasıtasıyla toplumun geniş kesimlerine ulaştırmak mümkün ve muhtemeldir.</p>
<p>Diyeceğim odur ki, milli sinema, milli kültürün ve milli bakış açısının şuurlu bir dille takdim ve ifadesidir.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta ebediyete irtihal eden Sayın Kartal Tibet bu alanda öne çıkmış, gönüllerde taht kurmuş, canlandırdığı tarihi karakterlerle milletimizin takdirini kazanmıştır.</p>
<p>Tarkan ve Karaoğlan filmleriyle de milli hafızalara kazınan, oyuncu, yönetmen, senarist Sayın Tibet geçen Cuma günü son yolculuğuna uğurlanmıştır.</p>
<p><strong>Türk tarih ve kültürünü usta oyunculuğuyla sahneleyen, efsaneleşmiş tarzıyla gösteren ve elbette Yeşilçam’a damga vuran Sayın Kartal Tibet’e Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.</strong></p>
<p>Muhterem ailesine, sevenlerine, sanat ve sinema camiasına, aziz milletimize baş sağlığı diliyor, mekanı cennet olsun diyorum.</p>
<p>Bu vesileyle sinema sektöründe yaşanan sorunların çözümü hususunda atılacak her adıma, yapılacak her iyi niyetli girişime destek vereceğimizi de buradan belirtmek istiyorum.</p>
<p><strong>Değerli Dava Arkadaşlarım, </strong>Demokrasilerde her siyasi düşüncenin, her siyasal partinin az ya da çok, büyük veya küçük bir karşılığı vardır ve olmalıdır.</p>
<p>Siyasal partiler demokrasi hayatımızın vazgeçilmez kurumlarıdır.</p>
<p>Her siyasal hareket, üzerinde şekillendiği aynı topluma dayanmasına ve aynı sorunlara bakmasına rağmen teşhiste, tedavide ve teklif ettiği çözüm yollarında ayrılmaktadır.</p>
<p>Birbirine benziyor gibi gözüken siyasal partileri ayıran temel farklılıklar burada aranmalıdır.</p>
<p>Bu ayrılıklar siyasetin doğasında vardır, fikir ve tercihlerine katılmasak bile bu farklılıklar bize göre saygındır ve demokratik bir sonuçtur.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’mizin tamamında zemin bulmuş ve kök salmış; milletimizin gönlünde yer tutarak kendisine sevgiyle bağlı, duruşuna ve fikriyatına inanmış bir seçmen kitlesine kavuşmuştur.</p>
<p>Bu kavuşma hali aynı zamanda toplumsallaşmayı da beraberinde getirmiştir.</p>
<p>Bugün üç hilal, milyonlarca insanımızın kalbine girmiş, hamd olsun bir sevda halini almıştır.</p>
<p>Bu gurur tablosu karşısında ne kadar övünsek, ne kadar bahtiyarlık duysak biliniz ki azdır, yetersizdir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi bir demokrasi namusudur.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi büyük bir millet eseridir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi huzurun, umudun, güvenliğin, istikrarın, vatanseverliğin, dik duruşun, dik başın, devrilmez inancın markasıdır.</p>
<p>Hayata nasıl baktığımız, hadiseler geçidini nasıl yorumladığımız, haysiyetli bir insan ve millet yaşamını nasıl savunduğumuz taraflı tarafsız herkesçe bilinmektedir.</p>
<p>Bizi diğer partilerden ayıran siyasi kavşak noktalarında;</p>
<p><strong>√ </strong>Türkiye’nin ana meselelerini okuyuş biçimimiz,</p>
<p><strong>√ </strong>Milli ve manevi değerleri kavrayış niteliğimiz,</p>
<p><strong>√ </strong>Siyasal çizgimizin anlayış ve ilkeleriyle karşı karşıya olunan sorunları ele alış şeklimiz hem müessiriyetini hem de mümeyyiz farkını belirgin olarak göstermektedir.</p>
<p>Tabii olarak, bütün bunları hangi program, hangi yol, hangi yöntemlerle, dahası nasıl bir kadro marifetiyle yapacağımızın ayrıntılarıyla tarifi milli ve ilkeli siyasetimizin yaygınlaşmasına hizmet edecektir.</p>
<p>Milli iradeyi milliyetçi iradeye dönüştürmek için daha çok gönüle gireceğiz.</p>
<p>Her eli tutacağız, he kapıyı çalacağız, hiç kimseyi ayırmayacağız, ayrı görmeyeceğiz.</p>
<p>Devleti yaşatmak için insanı yaşatacağız.</p>
<p>Daha mutlu, daha güvenli, daha müreffeh, daha gelişmiş bir millet hayatı için geceyi gündüze katacağız.</p>
<p>Bunu yaparken geçmişimizi göz ardı etmeyeceğiz.</p>
<p>Bugüne kadar siyasi meşruiyetimizin kaynağını çıkar lobilerinin kapılarında, yabancı başkentlerin sokaklarında aramadık.</p>
<p>Hiçbir şey adına dürüst ve samimi siyasetimizi karalatmadık, buna tevessül edenlere fırsat tanımadık.</p>
<p>Aldatmaya sırtımızı döndük.</p>
<p>Riyakârlığa yüzümüzü çevirdik.</p>
<p>Yegâne güç kaynağımız olan milletimizin şaşmaz sağduyusu ve tertemiz vicdanına ümitlerimizi bağlayarak dedik ki; yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya, yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya!</p>
<p><u>Yine dedik ve her zaman da diyeceğiz ki;</u></p>
<p><strong><em>Tarihin dilinden düşmez bu destan,</em></strong></p>
<p><strong><em>Nehirler gazidir, dağlar kahraman,</em></strong></p>
<p><strong><em>Her taşı bir yakut olan bu vatan,</em></strong></p>
<p><strong><em>Can verme sırrına erenlerindir.</em></strong></p>
<p>Birileri gibi vicdanımız ipotekli değildir.</p>
<p>Birileri gibi irademiz tutsak düşmemiştir.</p>
<p>Biz Milliyetçi Hareket’iz, biz Cumhur İttifakı’yız, biz ya istiklal ya ölüm diyen bir kahramanlığın varisleriyiz.</p>
<p>Huzur isteyen milletimizle tek yüreğiz.</p>
<p>Refah ve bolluk isteyen boynu büküklerle aynı yolun yolcusuyuz.</p>
<p>Hayattan nasibini alamamış gariplerin, el çizgileri nasırla örtülmüş biçarelerin, ağlamaktan göz pınarları derinleşmiş mağdurların, zorluklar karşısında bakışlarının feri silinmiş mazlumların hem davacısıyız, hem de dağ gibi arkalarındayız.</p>
<p>Siyaseti sanal korkulara tahvil etmek isteyen pişkin zihniyetler, pireyi deve yapan palavracılar, bir kaşık suda fırtına koparan pervasızlar akıllarından çıkarmasınlar ki, hak edene fırlatılacak taşlar cebimizdedir, hesapsız uçanlar, istismar dallarına yüzsüzce konanlar bedel ödemeyi muhakkak surette göze almalıdırlar.</p>
<p>Bizim gayemiz ülkemizi hak ettiği gelişmişlik düzeyine ulaştırmaktır.</p>
<p>Bunu yaparken her yolu mubah gören, her rüzgâra yelken açan, tarlasını sırtlayıp yağmur neredeyse oraya taşıyan ikiyüzlülük ve karaktersizliğe itibar etmedik, etmeyeceğiz.</p>
<p>Neysek öyle görüneceğiz, göründüğümüz gibi de olacağız.</p>
<p>Bu nedenle zillet ittifakıyla ayrıyız, gayrıyız, uzağız.</p>
<p>Çünkü yalancı değiliz, çünkü inkârcı değiliz, çünkü gece başka, gündüz başka değiliz.</p>
<p>Şirazlı Sadi’den esinlenerek ifade etmek isterim ki, kendi ayıplarının hamalı olanlar, başkalarının kusurlarıyla uğraşıyor.</p>
<p>Bunu yaparken çok tehlikeli bir dile tevessül ediyorlar.</p>
<p>Yanlışı ve yalanı savunacak kadar cahil olanlardan, doğruyu ve doğruluğu göremeyecek kadar kör olanlardan, iyiliği ve iyi niyeti inkar edecek kadar nankör olanlardan Rabbim cümlemizi korusun ve böylelerini milletimizden her daim uzak tutsun.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi’nin çarpıtılması, İstanbul Kanalı’nı hedef alan bayağı saldırılar ve Katarlı öğrencilerin sınavsız tıp fakültesi okuyacakları ile ilgili yalan dozu yüksek kara kampanyalar Türkiye’yi zor duruma sokmaya yönelik taktik adımlardır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu Tank-Palet Fabrikası’nı sattılar yalanını söylüyor, yardımcısı Öztrak daha geçen hafta basının karşısına çıkıp <strong><em>“ne satması, biz satmaktan hiç bahsetmedik” </em></strong>diyebiliyor.</p>
<p>Hadi kuldan utanmıyorsunuz, Allah’tan da mı korkmuyorsunuz?</p>
<p>Bunlar gerçekten de yalancının daniskasıdır. Güvenirlikleri sıfıra inmiştir.</p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin hal-i pür melali kelimesi kelimesine işte budur.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, paylaştığı bir videoda “<strong><u>beni hapse atmak istiyorlar”</u></strong> diye yakınıyor.</p>
<p>Oysaki hakkında düzenlenip TBMM’ye gönderilen fezlekelerin detaylarından bahsetmiyor, buna hiç cesaret edemiyor.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun, çiğ süt içmediyse karın ağrısı çekmesini gerektirecek bir hali de olmayacaktır.</p>
<p>Daha mühimi sabırlı ve sakin olmasında, hukuka saygı duymasında yarar vardır.</p>
<p>Bir yanda adalet ve hukuka vurgu yapan, diğer yanda konusu suç teşkil eden fiillerinden dolayı hakkında düzenlenen fezlekeleri sulandırmaya çalışan Kılıçdaroğlu tam bir açmazda, tam bir çıkmazdadır.</p>
<p>Hukukun karşısında imtiyazlı bir zümre, ayrıcalıklı bir tabaka, dokunulmaz ve ulaşılmaz bir kesim düşünülemeyecektir.</p>
<p>Adaletin terazisi yeri geldi mi herkesi tartmalıdır.</p>
<p>Eğer hukukun üstünlüğüne inanıyorsak, eğer hukukun evrensel ilkelerine bağlıysak ahlaki tutarlılıktan ödün veremeyiz.</p>
<p>Kılıçdaroğlu mağduriyet pozlarını bıraksın da, hangi sözlerinin, hangi eylemlerinin kanunlarla çeliştiğini düşünsün.</p>
<p>Türk mahkemelerinin önünde herkes eşittir.</p>
<p>Görevi ve taşıdığı unvanı ne olursa olsun hiç kimse hukuktan üstün değildir.</p>
<p>Geçen hafta 21 milletvekilini kapsamına alan fezlekeler TBMM’ye intikal etmiştir.</p>
<p>Gazi Meclis; suçun barınağı, suçluların sığınağı, kanun kaçaklarının meskeni ve mekânı olamaz.</p>
<p>Aksine hizmet edenler Meclisi’mizin demokratik ve tarihi ruhuna kast eden aymazlardır.</p>
<p>TBMM Karma Komisyon’da bekletilen fezlekelerin bir an evvel görüşülerek Genel Kurul’a getirilmesi, bölücü, yıkıcı, devletin ülkesi ve milletiyle ters düşen söylem ve eylemlerinden dolayı şüpheli olan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının derhal kaldırılması hukuk ve siyaset ahlakının vazgeçilmez şartıdır.</p>
<p>Oyalanmaya vaktimiz yoktur.</p>
<p>Zamana oynamaya, ağırdan almaya hakkımız da yoktur.</p>
<p>Fezlekelerin görüşülüp karara bağlanmasını savsaklamak bizim nezdimizde sorunlu ve şaibeli bir tutum olarak değerlendirilecektir.</p>
<p>Hukuk diyorsak gereğini yapmakla mükellefiz.</p>
<p>Kılıçdaroğlu bir ara yollara düşüp adalet arıyordu.</p>
<p>Akılsız başının ceremesini ayakları çekiyordu.</p>
<p>İşte fırsat, işte ortam, saklayacağı, gizleyeceği, utanacağı ilişkiler ağı bulunmuyorsa çıksın mahkeme karşısına, versin üzerine atılı suçlamaların hesabını.</p>
<p>Dolandırıcı tosuncuk nasıl bedel ödeyecekse Kılıçdaroğlu da ödesin.</p>
<p>Kılıçdaroğlu kendine güveniyorsa dokunulmazlığının kaldırılmasına bizzat kendisi önayak olmalı, karar sürecini bizatihi kendisi başlatmalıdır.</p>
<p>Söz veriyorum, ilk kez CHP’ye destek vereceğiz, onlara tamam diyeceğiz.</p>
<p>27’inci Yasam Döneminde Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon’a ulaşan Yasama Dokunulmazlığı Tezkerelerinin sayısı şu anda 1429, dosya sayısı da 1354’tür.</p>
<p>HDP’li milletvekillerine ait tezkere sayısı bini geçmiştir.</p>
<p>Yani hukukun peşine düştüğü milletvekili sayısı çizmeyi çoktan aşmıştır.</p>
<p>Türkiye’de üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü hâkimdir.</p>
<p>İşlenmiş suçlar hiç kimsenin yanına bırakılmamalıdır.</p>
<p>Türk siyaseti ahlaki ve hukuki bir arınma dönemi yaşamalı, safralarından kurtulmalıdır.</p>
<p>Bu ihtiyaç herkes ve hepimiz için geçerlidir.</p>
<p>Biz şerefli Cumhuriyet savcılarına güveniyoruz.</p>
<p>Biz cüzdanı ile vicdanı arasına sıkışmayan hâkimlerimize inanıyoruz.</p>
<p>Bağımsız ve tarafsız yargı günü ve saati geldiğinde her insana lazımdır.</p>
<p>Kanundan kaçış yoktur, hukuka deli gömleği giydirmek kimsenin harcı değildir.</p>
<p>Teröre yardım ve yataklık yaptıkları belgeli ve tespitli bulunan, ellerine şehitlerimizin kanı bulaşan, PKK’nın tasması boğazlarına geçen HDP’li vekillerin uzun süredir gündemde olan fezlekelerinin görüşülmesi niye gecikmektedir?</p>
<p>Daha ne olacaktır da suçluların mahkeme karşısına çıkarılması sağlanacaktır?</p>
<p>Bu kapsamda TBMM Başkanı’nı göreve davet ediyorum.</p>
<p>Karma Komisyonu üstlendiği tarihi sorumluluğu ifa etmeye çağırıyorum.</p>
<p>Fakat şu hususu da önemle hatırlatmak istiyorum ki;</p>
<p>Dokunulmazlıkları kaldırılan, milletvekilliği düşürülen vekillerin ön kapıdan gönderilmelerinden bir müddet sonra hak ihlali kılıfıyla arka kapıdan tekrar TBMM’ne kabul edilmeleri millet iradesini yok sayan bir tasarruftur.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun bireysel başvurusunda hak ihlaline hükmederek tahliyesini istemiştir.</p>
<p>PKK/KCK propagandası yaptığından dolayı 96 gündür Sincan Cezaevi’nde bulunan söz konusu karanlık şahsın, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine Anayasa Mahkemesi karar vermiştir.</p>
<p>Yani CHP’li Berberoğlu gibi Gergerlioğlu’nun da milletvekilliğine dönüş yolu açılmıştır.</p>
<p>Terör propagandası nasıl oluyor da hak ihlali olarak değerlendiriliyor?</p>
<p>Bununla birlikte günü geldiğinde dağdaki eşkıya için de hak ihlali kararı verilecek midir?</p>
<p>Anayasa Mahkemesi bu tip davalara terör örgütlerinin hücre evinden ya da mağara deliklerinden mi bakıyor?</p>
<p>Gergerlioğlu gibileri milletin hakkını hukukunu çiğnerken bir şey yok da, bu çiğneyen ayaklara hesap sorulduğunda mı maraza çıkıyor?</p>
<p>Anayasa Mahkemesi bölücüler lehine hak ihlaline hükmederken, devletimizin, milletimizin, şehitlerimizin, milli şerefimizin tartışılmaz hak ve tarihi çıkarlarını gasp ettiğinin farkına ve bilincine ne zaman varmayı planlıyor?</p>
<p>Ne hakkı, neyin ihlali, ne zamandır hainin hakkı oluyormuş?</p>
<p>Şayet oluyorsa kahramanların hakkını ne yapacağız?</p>
<p>Türk milletinin hakkını nereye koyacağız?</p>
<p>Hiç kimse bugünkü sıfatlarına güvenip de yanlışa ortak olmamalıdır.</p>
<p>Volkan olsalar bile, sonları elbette bir avuç küldür.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri, </strong>Karma Komisyon’da dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili görüşme mümkün olursa Milliyetçi Hareket Partisi’nin komisyon üyesi olan değerli milletvekilleri oylamada evet diyecektir.</p>
<p>Müteakiben aynı minvalde Genel Kurul’da dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili tezkereye Milliyetçi Hareket Partisi tam kadro olur verecektir.</p>
<p>Tavrımız ve tarafımız bellidir.</p>
<p>Zulme ortak olamayız, yanlışa göz yumamayız.</p>
<p>PKK’nın siyaset koruluğu olanlara sessiz kalamayız.</p>
<p>Kimin hakkında ne iddia varsa çıksın mahkeme önüne.</p>
<p>Hukuk kararını versin, sonucu ne olursa olsun biz de saygı duyalım.</p>
<p>Fakat hiç kimse bize bölücülerin hak ihlaline maruz kaldığını ileri sürmesin, bunu kabullendirmeye, bunu dikte etmeye çalışmasın.</p>
<p>İP’in Başkanı anlaşılan yine bilye dağıtmış, yine mayası ve meşrebine uygun bir değerlendirme yapmış.</p>
<p>Nifakla perçinlenmiş gezmelerinden vakit buldukça aklının dibini döken İP Başkanı, bizim ve AK Parti’nin HDP’yi şeytanlaştırdığını ifade etmiş.</p>
<p>Bu bayan, HDP’nin zaten şeytan olduğunu bilmiyor mu?</p>
<p>Şeytana şeytan demek günah değil sevaptır, helaldir, hukuktur, hakikatin yanında durmak, iman alametidir.</p>
<p>Şeytana öyle ya da böyle, açık ya da gizli destek çıkmak, kol kanat germek, masumiyet kisvesine büründürmeye çalışmak bir defa ayan beyan günahkârlıktır.</p>
<p>İP’in, HDP’nin dibinde ne işi vardır?</p>
<p>CHP’nin küçük beslemesi haline dönüşen bu parti yönetiminin, HDP’ye sevimli görünme çabası siyasi münafıklık, siyasi madrabazlıktır.</p>
<p>İP Başkanı’nın öylesine bozuk ve buhranlı bir dili söz konusudur ki, ya ne dediğini kulağı duymuyor, ya da duyduğunu aklı almıyor.</p>
<p>Geçen hafta katıldığı bir televizyon programında, 31 Mart seçimlerine giderken Sayın Cumhurbaşkanı’nın <strong>“<u>toptan Kürtlere terörist</u>”</strong> dediğini iddia eden bu devşirme siyasetçi, halkı kin ve nefrete alenen kışkırtarak büyük bir suç işlemiştir.</p>
<p>Bu küstah ve hayasız üslup Türkiye düşmanlarını sevindirmiş, havalara uçurmuştur.</p>
<p>Aynı üslup PKK’nın ve FETÖ’nün de üslubudur.</p>
<p>İP Başkanı, bu iddiasını ispat etmek zorundadır.</p>
<p>Kürt kökenli kardeşlerimize hiçbir devlet veya hükümet yetkilisinin en küçük incitici, en ufak kırıcı bir ithamı olmamış, olması akıllara dahi gelmemiştir.</p>
<p>Geçmişte MHP’yi iftiralarla yaralamaya ve tarihi hüviyetine kara çalmaya azmeden bu müfteriye teröristin kim olduğunu bizzat Kürt kökenli kardeşlerim Allah’ın izniyle öğretecektir.</p>
<p>Kandil ve Pensilvanya arasında ipten köprü kuranlar bunun bedelini ağır ödeyeceklerdir.</p>
<p>Kürt’ten terörist olmaz, teröriste Kürt denemez.</p>
<p>Diyen varsa bu milletin evladı olamaz.</p>
<p>Zira terörün inancı, yöresi, etnik kökeni, mezhebi, ahlaki bahanesi olmaz, olmayacaktır.</p>
<p>Terörist PKK’dır, KCK’dır, PYD’dir, YPG’dir, FETÖ’dür, DEHAŞ’tır, DHKP-C’dir.</p>
<p>Kürt kökenli kardeşlerimin terör örgütleriyle hiçbir bağ ve bağlantısı yoktur, var diyen çıkarsa biliniz ki vatan hainidir.</p>
<p>Terör bir insanlık suçudur.</p>
<p>İP’in Başkanı Kürt kökenli kardeşlerimden kesinlikle özür dilemek mecburiyetindedir.</p>
<p>Aksi halde bozguncu, fitneci, millet düşmanı olarak ilanihaye anılacak, alnına çalınan kara leke ömrü boyunca çıkmayacaktır.</p>
<p>Kürtlerle terörü özdeş görmek korkunç bir bühtan, affı imkansız bir cinayettir.</p>
<p>Akıl yönünden de ahlak yönünden de iflas edenler tek kelimeyle püsküllü beladır.</p>
<p>Bu millet öyle bir asalete haizdir ki, gölgesinde oturduğu yaprağın bile incinmesine tahammül etmemiştir.</p>
<p>Siyasi, ahlaki ve vicdani hiçbir ölçü tanımayan,</p>
<p>İlkesi, iradesi ve heyecanı olmayan,</p>
<p>Yalan, riya ve istismardan başka sermayesi kalmayan,</p>
<p>Kimliğini kaybetmiş, inancını kaybetmiş, değerlerini kaybetmiş bir siyasetçinin ve siyasi partinin milli hassasiyetleri bırakınız anlatmasını, anlaması dahi mümkün değildir.</p>
<p>Kardeşlik deyince,</p>
<p>Huzur deyince,</p>
<p>Dirlik deyince,</p>
<p>Millet deyince,</p>
<p>Al bayrağı görünce,</p>
<p>Gözleri hasretle yaşarmayanla,</p>
<p>Yürekleri coşkuyla çarpmayanla,</p>
<p>Vicdanları titremeyenle, paylaşacak bir dilim ekmeğimiz dahi yoktur.</p>
<p>Onlar asla ve asla bizden değildir.</p>
<p>Bizim sesimiz, bizim seslenişimiz muhabbet üzerinedir.</p>
<p>Bizim sesimiz, bizim sedamız bin yıllık kardeşlikle perçinlidir.</p>
<p>Bizim sesimiz, Yesevi’nin, Dedem Korkut’un, Hacı Bektaş’ın tarihten gelen sesidir.</p>
<p>Kürşad’ın, Ulubatlı’nın, Sütçü İmam’ın, Kara Fatma’nın maziden ulaşan sesidir.</p>
<p>Zedelenen, aşağılanan, hor görülen milli onurun sesidir.</p>
<p>Teslimiyetçi, tavizkâr ve kişiliksiz zillet faillerine karşı duruşun sesidir.</p>
<p>Zilleti yalnızca siyasette aramak yeterli değildir.</p>
<p>Bunlar bazen, kalemi kiralanmış sözde yazarlardır.</p>
<p>Bazen, üniversite zeminini kullanmaya çalışan fırsatçı mihraklardır.</p>
<p>Bazen, siparişle sonuç çıkartan araştırma şirketleridir.</p>
<p>Bazen, güdümlü rapor üreten sözde düşünce kuruluşlarıdır.</p>
<p>Bazen, ecdadımıza hakaret eden kadrolu sahte aydınlardır.</p>
<p>Bazen, sözde sivil toplum işbirlikçileridir.</p>
<p><u>Ekranlarda, manşetlerde, sütunlarda, kürsülerde boy gösteren bu şer cephesinin ortak paydasını;</u></p>
<p>Millî ve üniter yapımızdan duydukları rahatsızlık,</p>
<p>Türk tarihini karalamak için kolladıkları fırsatlar,</p>
<p>Terörle elde edilememiş sonuçların siyasetle sağlanması,</p>
<p>Milli kimliği parçalamak için yürütülen kampanyalar oluşturmaktadır.</p>
<p>Bu milletin adı, parçalamaya çalışan zillet ittifakına inat “Türk milleti”dir.</p>
<p>Milli varlığımız etnik kalıntı değildir.</p>
<p>Aşiret bozuntusu değildir.</p>
<p>Muhteşem bir beşeri hazinenin adıdır, ahlakıdır, şanıdır.</p>
<p>Kimliksizlere bir kez daha duyuruyorum ki adı: Türk milletidir.</p>
<p>Bin yılda doğmuş,</p>
<p>Bin yılda yetişmiş,</p>
<p>Bin yılda oluşmuş ve olgunlaşmıştır.</p>
<p><u>Büyük bir aile olan Türk milleti;</u></p>
<p>Aynı gövdenin dalları, aynı dalın yapraklarıdır.</p>
<p>Aynı denize dökülen nehirler, dereler, çaylardır.</p>
<p>Ayırmak ne mümkün, etle tırnak gibi kaynaşmıştır.</p>
<p>Şırnaklı ne ise Tekirdağlı odur.</p>
<p>Rizeli ne ise Antalyalı odur.</p>
<p>Tuncelili ne ise Muğlalı odur.</p>
<p>Diyarbakırlı ne ise Ankaralı da odur.</p>
<p>Hepsi birdir. Hepsi bir milletin eseridir.</p>
<p>Ve hepsinin adı, Türk milletidir.</p>
<p>Kürt kökenli kardeşlerimizin HDP’yle bağı kalmamıştır.</p>
<p>PKK’yı meşru ve müspet görmeleri ham bir hayaldir.</p>
<p>Kürt kökenli kardeşlerimizi istismar etmek isteyenler alçağın en önde gidenleridir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’ni zan ve töhmet altında bırakmaya gayret eden odakları uyarıyor ve hatırlatıyorum ki;</p>
<p>Biz insanımızın köküne, kökenine bakmayız.</p>
<p>Biz inançlara, mezheplere ayırmayız.</p>
<p>Bölmeyiz, parçalamayız, dağıtmayız.</p>
<p>Bayrağa saygı var mı, ona bakarız.</p>
<p>Millete hürmet var mı, ona bakarız.</p>
<p>Vatana sadakat var mı, ona bakarız.</p>
<p>Ve bin yıl boyunca ne yapıldığına,</p>
<p>Bin yıl boyunca ne söylediğine değer veririz.</p>
<p><u>Bu duruşumuzu hazmedemeyen kimliksizler diyor ki;</u></p>
<p>Siz bir millet değilsiniz,</p>
<p>Bin yıllık kaynaşma ve kardeşlik sona erdi.</p>
<p>Eğitiminizi, yönetiminizi, camilerinizi, okullarınızı, mezarlarınızı, illerinizi, köylerinizi <strong><u>ayırın.</u></strong></p>
<p>Yine diyorlar ki, gönüllerde, yüreklerde, heyecanlarda, hayallerde, umutlarda, düşlerde <strong><u>bölünün, kopun, dağılın.</u></strong></p>
<p>Dayatılan ve propagandası yapılan bunlardır.</p>
<p>Zillet ittifakının Türkiye’de sorumluluk aldığı bir süreçte, eskaza Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı olduğu bir dönemde zalimlerin ve emperyalist çevrelerin 1,5 asırlık projesi olan Kürdistan’ın kurulması için her şey tamamlanmış, ihanet kıvama gelmiş olacaktır.</p>
<p>Tehlike işte budur, tehdit bu denli ağırdır, tezgah bu kadar sinsidir.</p>
<p>Türk milleti bunu asla kabul edemez.</p>
<p>Bu zilleti çekmeye hiçbir kantar yetmez, yetemez.</p>
<p>Milletimiz bir olur, birlik olur, zillete unutamayacağı dersini verir.</p>
<p><u>Türk milleti;</u></p>
<p>İzmir’iyle, Siirt’iyle, Eskişehir’iyle,</p>
<p>Malatya’sı, Şırnak’ı, Kahramanmaraş’ıyla,</p>
<p>Batman’ı, Balıkesir’i, Ağrı’sıyla,</p>
<p>Erzurum’u, Trabzon’u, Muş’uyla,</p>
<p>Iğdır’ı, Adana’sı, Bitlis’iyle,</p>
<p>Van’ı, Ağrı’sı, İstanbul’uyla,</p>
<p>Doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle ayağa kalkacak ve bu ihanete  topyekûn karşı duracaktır.</p>
<p>Teröre teslimiyeti kabul etmeyecektir.</p>
<p>Ve etnik bölücülük zilletine geçit vermeyecektir.</p>
<p>CHP Genel Başkanı’na bakarsanız, YPG kendi vatanını koruyan bir örgüttür ve bize saldırması da söz konusu değildir.</p>
<p>İP Başkanı’na kulak verirseniz, HDP Kürt siyasal hareketidir, hatta terörist Demirtaş ile kahvaltı sofrasında buluşmak bahtiyarlıktır.</p>
<p>Bu zillet ittifakının ana paydaşları, HDP’yi dost görüp sahiplendikleri kadar terörle mücadele eden kahramanları sahiplenecek milli dirayeti gösterememişlerdir.</p>
<p>Bu utanç duyulacak bir kırılma ve zaaftır.</p>
<p>Kim terörle mücadelede azim ve irade sergiliyorsa onlara saldırmakla adeta görevlendirilmişlerdir.</p>
<p>Mehmetçiğe sahip çıktığımız gibi, hükümetimize, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli komuta heyetine, Türk polisine, Türk jandarmasına, korucularımıza da sonuna kadar sahip çıkma kararlılığımız vardır.</p>
<p>Alayının bir adım arkasındayız, dönersek de namerdiz.</p>
<p>Bilhassa terörle mücadele alanında ismini altın harflerle yazdıracak İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu’ya yapılan itibar suikastlarını, siyasi linç girişimlerini, zulme varan isnatları kaygıyla izlediğimizi, asla ama asla kabul etmediğimizi tarihe not olarak düşmek istiyorum.</p>
<p>Kim demiş Sayın Soylu yalnız diye?</p>
<p>Kim demiş Sayın Soylu kimsesiz diye?</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı görevini vatan ve millet sevgisiyle yerine getiren, gece demeden gündüz demeden bölücü terörle mücadele eden mert ve milletperver bir devlet adamıdır.</p>
<p>Hakkında ne söylenirse söylensin, bizim bölücülerle iş tutan, terör örgütlerine hayranlık besleyen odakların hayasız tezviratlarına aldırış etmemiz mümkün değildir.</p>
<p>Zelil emel failleri terörle mücadeleyi sekteye uğratma arayışındadır.</p>
<p>Zillete batanlar, sütre gerisine saklanıp iftira oku atanlar Sayın Soylu’yu yıpratma gayesiyle PKK/PYD/YPG’yi selamlarken şirinlik taslama hevesindedir.</p>
<p>Geçin bunları geçin, terörle mücadeleyi dağda taşta, sınır içinde sınır ötesinde cesaretle yürüten bir hükümeti, bir bakanı, topyekûn tüm güvenlik güçlerimizi ama, ancak, fakat demeden önşartsız destekledik, bundan sonra da destekleyeceğiz.</p>
<p>Bizim bu türden tahrik ve tacizlere karnımız toktur, tahammülümüz yoktur, mücadele kararlılığımız ise ziyadesiyle çoktur.</p>
<p>Biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.</p>
<p>Biz Cumhur İttifakı’yız.</p>
<p>Ya birlikten beraberlikten yana olacağız, ya da gerilim ve kavga dolu bir geleceğe sürükleneceğiz.</p>
<p>Ya kardeşliğin devamını isteyeceğiz, ya da ağır bir yıkımı göze alacağız.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı kararını çoktan vermiştir.</p>
<p>Biz Türk milletinden tarafız.</p>
<p>Biz milli kimlikten yanayız.</p>
<p>Biz bin yıllık kardeşliğin safındayız.</p>
<p>Barışmak, kucaklaşmak için fırsat arayan vatandaşlarımı Türkiye ve Türk milleti değerleri etrafında buluşmaya davet ediyorum.</p>
<p>Bu davet huzura davettir.</p>
<p>Bu davet 2023’ün Lider Ülke Türkiye’sine davettir.</p>
<p>Bu davet aşa, işe, refaha, adil paylaşıma, adaletli bölüşüme, hak ve hukuka davettir.</p>
<p>Bu davet Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği milli rotaya davettir.</p>
<p>Bu davet cumhurun Cumhuriyetle ilelebet kucaklaşmasına davettir.</p>
<p>Bilinmelidir ki, bu aziz vatan hepimizindir.</p>
<p>Türkiye’mizin bir yıkıma sürüklenmesini önlemek hepimiz için milli bir görevdir.</p>
<p>Herkes üstüne düşen sorumluluğu, siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmelidir.</p>
<p>Bizim gönlümüzde herkese yer vardır.</p>
<p>Bize göre bütün vatandaşlarımız Cenab-ı Allah’ın bir emanetidir.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong>ABD Dışişleri Bakanlığı’nın açıkladığı 2021 yılı İnsan Ticareti Raporu kendi içinde tenakuzlarla doludur.</p>
<p>Bir tarafta Türkiye’nin insan ticaretiyle mücadelesini arttırdığı vurgulanırken, diğer tarafta şüpheli ve maksadı sorunlu sivil toplum kuruluşlarının iddialarına yer verilerek ülkemiz suçlanmaktadır.</p>
<p>Özellikle çocukların silahlandırılması konusunda Türkiye’nin kötülenmesi skandal bir saptırmadır.</p>
<p>Ülke olarak, çocuk haklarının korunmasına ilişkin Birleşmiş Milletler bünyesinde kabul edilen düzenleme ve sözleşmelere açık seçik taraf olduğumuz bilinmektedir.</p>
<p>Bu kapsamda sicili en temiz ülke Türkiye’dir.</p>
<p>Kimin çocukları kaçırdığı, kimlerin zorla ellerine silah tutuşturduğu insanlık vicdanında mahfuzdur.</p>
<p>Kaldı ki sadece bir ahmak suyun derinliğini iki ayağıyla test edecektir.</p>
<p>Çocukları terör eylemlerinde kullanan PKK/PYD/YPG’ye aleni destek veren, para yardımı yapan, silah ve cephanelik temin eden ABD’nin Türkiye’yi karalama teşebbüsü hem müfterilik hem de beyhude bir çabadır.</p>
<p>Bölücü terör örgütünün çocukları zorla silah altına alması, kaçırması, özgürlükten mahrum bırakması, okulları terörizme alet etmesi gibi pek çok ağır suç, Birleşmiş Milletler Çocuklar ve Silahlı Çatışma Özel Temsilcisi’nin 21 Haziran 2021 tarihli raporuyla teyit edilmiştir.</p>
<p>ABD Dışişleri Bakanlığı’nın terör örgütüne numune de olsa atıf yapmaması yüzsüzlüktür, çirkefliktir, kifayetsiz muhterisliktir.</p>
<p>PKK/PYD/YPG’yi bu derece kollayan bir ülkenin nesine güveneceğiz?</p>
<p>Her fırsatta Türkiye’yi itham eden, sudan sebeplerle kriz çıkaran bir ülkeyi nasıl hoş göreceğiz?</p>
<p>Bugün dünyada çocuklar ölüyorsa bunun yegane faili ABD’dir.</p>
<p>Bugün mazlumlar inim inim inliyorsa bunun sorumlusu ABD yönetimidir.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde yayımlanan “Çocuklar ve Silahlı Çatışmalar” isimli Birleşmiş Milletler Raporu dehşet verici tespitleri ihtiva etmiştir.</p>
<p>2020 yılında 19 bin 300 çocuk silahlı çatışmalarda ağır ihlallere uğramıştır.</p>
<p>Suriye, Yemen, Somali ve Afganistan’da çocuklar felaketi yaşamışlar ve bu ülkelerde 8 bin 400’den fazla çocuk hayatını kaybetmiş veya sakat kalmıştır.</p>
<p>Myanmar ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Suriye ve Somali’de 7 bin çocuğun eline silah verilmiştir.</p>
<p>2019’a kıyasla 2020 yılında, çatışma bölgelerinde çocuk kaçırma olaylarında yüzde 90, cinsel şiddet olaylarında yüzde 70 artış yaşanmıştır.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, 2020 yılının çocuklar için üzücü bir yıl olduğunu söylerken hiçbir utanma emaresi, mahcubiyet hali göstermemiştir.</p>
<p>Bu Genel Sekreter’e tavsiyemiz, görevini insanlık onuruna müzahir ve münasip bir şekilde icra etmesi, çocuklarla ilgili vahim gerçekleri şayet cesareti varsa ABD Başkanı’nın ve ABD Dışişleri Bakanı’nın yüzüne söylemesidir.</p>
<p>5 Temmuz 1993’de Erzincan’ın Kemaliye ilçesi Başbağlar Köyü’nde rahmetle andığımız 33 vatandaşımızı şehit eden, 30 kadınımızı dul bırakan, 100’e yakın çocuğumuzu da yetim koyan PKK’ya ABD’nin diyeceği bir şey yok mudur?</p>
<p>Kundaktaki bebeklere bile mermi sıkan şerefsizlere suskun kalmak, onların hunhar eylemlerine ortak olmak anlamına gelmeyecek midir?</p>
<p>Güçlü şekilde kınadığımız ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı 2021 yılı İnsan Ticareti Raporu çocuk düşmanlığının açık delilidir.</p>
<p>Ve bizim nazarımızda buruşmuş bir kağıt parçasından farksızdır.</p>
<p>Gür bir şekilde haykırıyoruz ki, çocuklar ölmesin, bebekler öksüz ve yetim kalmasın.</p>
<p>İnsan sevgisini temel alan Türk-İslam medeniyeti kendi gerçeklerine döndükçe, ilhamını ve iradesini kültüründen ve maneviyatından aldıkça hiçbir zalim, hiçbir hain, hiçbir muhasım odak üst perdeden konuşamayacak, vicdanında taşımadığı insanlık değerlerinden bahsedemeyecektir.</p>
<p>Hiç kimse Türk milletine tepeden bakmasın, dünyayı bir vakıf, kendisini de mütevelli zannetmesin.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.&#8221;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2021/07/06/7305/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
