<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MHP Lideri &#8211; Radyo Ülkü FM 100.1 Konya</title>
	<atom:link href="https://ulkufm.com.tr/tag/mhp-lideri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulkufm.com.tr</link>
	<description>Gönüllerin Radyosu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Aug 2022 11:04:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>
	<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri Bahçeli Önemli Açıklamalar Yaptı</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/08/15/7888/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/08/15/7888/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 11:04:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli'den Açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Lideri]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7888</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İç ve Dış Siyasi Gündeme İlişkin” yazılı basın açıklaması yaptı. Açıklamasında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığına ve Türk Milletinin birliğine karşı hain emellerin olduğuna dikkat çeken Bahçeli; “Demokrasi kalpazanları, hukuk katliamcıları, milli irade dolandırıcıları zillet ittifakı çatısı altında birleşmiş ve buluşmuştur.” Dedi. Cumhur İttifakı’nın haklı ve haysiyetli yürüyüşü parlak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İç ve Dış Siyasi Gündeme İlişkin” yazılı basın açıklaması yaptı.</strong></p>
<p>Açıklamasında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığına ve Türk Milletinin birliğine karşı hain emellerin olduğuna dikkat çeken Bahçeli; “Demokrasi kalpazanları, hukuk katliamcıları, milli irade dolandırıcıları zillet ittifakı çatısı altında birleşmiş ve buluşmuştur.” Dedi.</p>
<p><strong>Cumhur İttifakı’nın haklı ve haysiyetli yürüyüşü parlak bir başarının kapılarını aralayacağını, bunun sonucunda Cumhuriyetimizin yüzüncü yıl dönümü Türk milletinin muhteşem bir uyanışına vesile olacağını belirten Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi;</strong></p>
<p>“Türkiye’mizin istikrarlı ve iddialı ilerleyiş ve yükseliş süreci hem ülke içinde hem de ülke dışında emeli ve hedefi makus olan siyasi zihniyetler ve bunun haricindeki menfur mihraklar tarafından kaygıyla izlenmektedir.</p>
<p>Özellikle zillet ittifakı korkuya düşmüş, telaşa kapılmıştır.</p>
<p><strong>Siyasi rant ve çıkar devşirmek uğruna toplumsal huzur ve güveni baltalayan, bu suretle fitne seferine çıkartılan muhalefet partileri Türkiye’nin milli ve tarihsel haklarına kesif bir cephe açmışlardır.</strong></p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve diğer zillet ortakları zıvanadan çıkmakla kalmamışlar, artık bayağılıklarını ve bağnazlıklarını her saha ve zeminde deşifre etmişlerdir.</p>
<p><strong>  Türk siyaset hayatı ruhunu ve gururunu emperyalizme satan, kullanım ömrünü zalimlerin insafına bırakan malum ve mahut partiler eliyle karalanmış, sistematik olarak kundaklanmıştır.</strong></p>
<p>Karşımızdaki mide bulandırıcı tablo ülkemiz aleyhine olduğu kadar demokrasi adına da vahim bir tehdit olarak belirginlik kazanmıştır.</p>
<p><strong> Bir masa etrafında toplanıp PKK ve FETÖ’nün senaryolarına gönüllüce boyun eğen altı partinin Türkiye karşıtlığı, milli değerlerimizle kutuplaşması izahı ve ifadesi olmayan bir çarpıklık noktasına ulaşmıştır.</strong></p>
<p>Emperyalizme taşeronluk yapan bu partilerin tezvirat ve tefrikaları da tahammül sınırlarını tehlikeli şekilde aşmıştır.</p>
<p><strong>Henüz Cumhurbaşkanı adayını dahi belirlemekten aciz bir siyasi güruhun hiç kuşkusuz aziz milletimize ve ülkemize sağlayacağı bir şey olmadığı gibi, bu kapsamda ümitvar olması dahi boş bir hayal, boşuna bir beklentidir.</strong></p>
<p>Müstakbel başbakanlık pozu veren bir şahsın hal-i pürmelali mizah konusu olmasının yanı sıra, “kadından imam olmaz” çıkışı ve bu doğrultuda Cumhurbaşkanı adaylığı için yanıp tutuşan Kılıçdaroğlu’nun buna ne diyeceği, nasıl bir yorum getireceği hala belirsizliğini koruyan bir muammadır.</p>
<p><strong>Sokak sokak gezip konuştuğu esnaflarımızdan istediği cevapları alamayınca kabalaşan ve kaskatı kesilen zihniyetlerin ne iyiliğinden, ne iradesinden, ne de demokratik nezaketinden bahsetmek mümkündür.</strong></p>
<p>Bir kısım tetikçi gazeteciyi ve bazı tasmalı anket şirketini maaşa bağlayan, belirli aralıklarla algı operasyonu yaptıran partilerin foyası nihayetinde ortaya çıkmıştır.</p>
<p><strong>  Demokrasi kalpazanları, hukuk katliamcıları, milli irade dolandırıcıları zillet ittifakı çatısı altında birleşmiş ve buluşmuştur.</strong></p>
<p>Aziz milletimizin iradesini gasp ve rehin almak amacıyla sipariş anketleri yayımlatanların düzenbaz siyaset taktikleri ayaklarına dolanmıştır.</p>
<p><strong>Bilhassa Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Cumhur İttifakı’nı oy oranı bazında aşağı çekip zillet ittifakını yüksek gösteren laçkalaşmış kamuoyu araştırma şirketleri esasen dış bağlantılı hain bir kurgunun içimize kadar sızmış lejyonlarıdır.</strong></p>
<p>Bu köksüz anketçilerden elbette hukuk nezdinde ve maşeri vicdan eşliğinde hesap sorulacaktır.</p>
<p>Vaki hesaptan hiçbir demokrasi infazcısı kaçamayacaktır.</p>
<p><strong>     Türkiye’nin var oluş mücadelesini, 2023’ün muazzez hedeflerini, gücüne güç katan istikbal ve istiklal müdafaasını engelleme hevesinde olan ciğeri beş para etmez odaklar mutlaka kaybedeceklerdir.</strong></p>
<p>Cumhur İttifakı’nın haklı ve haysiyetli yürüyüşü parlak bir başarının kapılarını aralayacak, bunun sonucunda Cumhuriyetimizin yüzüncü yıl dönümü Türk milletinin muhteşem bir uyanışına vesile olacaktır.</p>
<p><strong> Kaldı ki sömürgeleşmiş partilerin ülkemizin önünü kesme çabası tutmayacak, zillet terazisi aziz milletimizin tarihi vakarını asla çekemeyecektir.</strong></p>
<p>Gerçekleri çarpıtmanın hiç kimseye bir yararı dokunmayacaktır.</p>
<p><strong> Türkiye bugün sağlam, sağduyulu ve milli bir iradenin marifetiyle zincirlerinden kurtulmaktadır.</strong></p>
<p>Son günlerde ardı arkasına sahnelenen provokasyonlar, milli birliğimizi ve dayanışma ruhumuzu hedef alan sabotajlar bizi yolumuzdan çeviremeyecektir.</p>
<p><strong>Bu provokasyonlardan birisi de, Sümela Manastırı’nda 9’ncu kez ayin yapmak için Trabzon’a gelen Fener Rum Patriği Bartholomeos’a ekümenik yazılı Trabzonspor formasının hediye edilmesidir.</strong></p>
<p>Bu yürek yaralayıcı tertip skandal olmasının ötesinde tahrik, tahrip ve taciz tonu çok yüksek bir meydan okumadır.</p>
<p><strong>Trabzonspor’umuza ve bu kulübümüze gönül veren muhterem vatandaşlarımıza hakaret niteliğindeki bu kepazeliğin hiçbir vicdan tarafından kabul edilmeyeceği ortadadır.</strong></p>
<p>Türkiye’de ekümenik diye bir kurum ve görev tanımı yoktur.</p>
<p><strong> Lozan Antlaşması gereğince, Fener Rum Patriği’nin siyasi ve idari işlerle uğraşmaması, ülkemizdeki Rum-Ortodoks vatandaşlarımıza ruhani hizmet vermesi hüküm altına alınırken, Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir din görevlisi olmasının dışında hiçbir statüsü de olamayacaktır.</strong></p>
<p>Türkiye’nin dört bir koldan tuzağa çekilerek milli ve manevi hassasiyetlerinin tahriş edilmesi etap etap ilerletilen bir kumpasın içyüzünü açığa vurmaktadır.</p>
<p><strong>Amaç kaos çıkarmak, kriz ortamı yaratmaktır.</strong></p>
<p>Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimiz üzerinde oynanan şirret oyunlar, KPSS şaibesi, etnik kimlikleri kaşıyan sinsilikler, Moody’s isimli derecelendirme şirketinin Türkiye ekonomisi hakkında kuşku uyandırma densizliği ve Azez’de Türk bayrağını yakma şerefsizliği bir kaos planlamasının birbiriyle bağlantılı olaylarından yalnızca bir kısmıdır.</p>
<p><strong>Türkiye’nin ufkunu perdelemek, enerjisini tüketmek, manevi direncini kırmak gayesiyle emre amade bekleyen iç ve dış odaklar eşzamanlı faaliyet halindedir.</strong></p>
<p>Fırsatçılar devrede, fesat yuvaları tetiktedir.</p>
<p><strong> Buna rağmen Azez’de al bayrağımızı yakma girişiminde bulunan soysuzların yaka paça yakalanmaları ve ihanetlerinin bedelini ödeyecek olmaları çok sevindirici bir gelişmedir.</strong></p>
<p>Bağımsızlığımızın sembolü al bayrağımıza el uzatan, egemenlik haklarımıza dil uzatan, milli varlığımıza göz koyan kim ya da kimler varsa bunun acıklı sonuçlarına en ağır biçimde katlanacaklardır.</p>
<p><strong>Ayrıca devası derdine yetmeyen, küçücük ve ipotekli aklıyla partimizi şiddetle bir gösteren selamsız sevimsiz Babacan’ın asıl şiddet ve dehşet faili bölücü terör örgütüne tek kelam edememesi, hatta teröristlere şirinlik taslaması düştüğü çukurun derinliğini göstermesi bakımından ibret verici bir hüsrandır.</strong></p>
<p>Bu şahsın muadili ve mukallit benzeri serok Ahmet’in Suriye’de yaşayan Kürt kökenli kardeşlerimizi istismar eden ayıplı sözleri şahsıyla müsemma olan bozgunculuğa yeni bir misaldir.</p>
<p><strong>Türkiye’nin Suriye konusunda attığı adımlar değerli ve isabetlidir.</strong></p>
<p><strong>Bu ülkede yaşayan hiç kimse, kökeni ve mezhebi ne olursa olsun ülkemizin ötekisi veya hasmı değildir.</strong></p>
<p>Hepsi kardeşimizdir, aramızda tarihe, kültüre ve inanca dayanan kuvvetli bağlar vardır.</p>
<p><strong>Dışişleri Bakanımızın Suriyeli muhaliflerle Esad rejimi arasında barışın tesis edilmesi hususundaki yapıcı ve gerçekçi sözleri kalıcı çözüm arayışlarına güçlü bir nefestir.</strong></p>
<p>Bundan hiç kimsenin rahatsız olmasına gerek yoktur.</p>
<p><strong>Türkiye’nin Suriye ile görüşme düzeyini siyasi diyalog mertebesine çıkarması, bu çerçevede terör örgütlerinin yuvalandıkları her coğrafi alandan işbirliğiyle sökülüp atılması önümüzdeki siyasi gündem konularından birisi olmaya namzettir ve hatta ciddiyetle ele alınmaya değerdir.</strong></p>
<p>2023’e kadar her alanda ve her komşumuzla normalleşme atmosferinin hakim olması samimi arzumuz ve umudumuzdur.</p>
<p><strong>Üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyanın bize söylediği; çatışarak değil kucaklaşarak yaşamanın tek seçenek olduğudur.</strong></p>
<p>Bunu başaracak tek siyasi irade de Cumhur İttifakı’dır.</p>
<p><strong>Gerisi sadece fasa fisodur, fuzuli ezberdir, gürültü kirliliğidir</strong>.</p>
<p>Türkiye tarihi müktesebatının yol haritasında mesafe aldıkça, komşularıyla tutarlı, seviyeli, saygılı ve dengeli diyaloglar kurdukça, ne zillete gün doğacak, ne küresel emperyalizm fırsat bulacak, ne de mücavir bölgelerde terör örgütleri tutunacaktır.</p>
<p>2023 yılı büyük Türk-İslam asrının miladı ve misakı olacaktır.</p>
<p>Bizimle milliyetçilik yarışına girip kutlu ceddimiz ve rahmetle yad ettiğimiz Süleyman Şah’ın türbesiyle ilgili dedikodu yapan Kılıçdaroğlu’na asıl cevabı Türk milleti verecek, Dersim ayarlı bu şahsın gerçek yüzünü muhakkak ifşa edecektir.</p>
<p>Bu ise yalnızca bir sabır ve zaman meselesidir.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/08/15/7888/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri Zor Günlerin Aşılacağını Söyledi</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/04/07/mhp-lideri-zor-gunlerin-asilacagini-soyledi/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/04/07/mhp-lideri-zor-gunlerin-asilacagini-soyledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2022 12:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli Grup toplantısında konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Lideri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7698</guid>

					<description><![CDATA[ Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, her hafta Salı günü yaptığı TBMM Grup Toplantısını bu hafta 7 Nisan 2022 Perşembe günü yaptı ve toplantıda yaptığı konuşmada gündemi değerlendirdi. Konuşmasının başında, Alparslan Türkeş’in vefatının 25’inci sene-i devriyesi nedeniyle kabrini ziyaret ettiklerini dualarla andığını söyledi. Rusya &#8211; Ukrayna savaşı,  Avrupa’nın ve ABD’nin tutumu, Türkiye’nin barış çabaları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, her hafta Salı günü yaptığı TBMM Grup Toplantısını bu hafta 7 Nisan 2022 Perşembe günü yaptı ve toplantıda yaptığı konuşmada gündemi değerlendirdi.</strong></p>
<p>Konuşmasının başında, Alparslan Türkeş’in vefatının 25’inci sene-i devriyesi nedeniyle kabrini ziyaret ettiklerini dualarla andığını söyledi.</p>
<p><strong>Rusya &#8211; Ukrayna savaşı,  Avrupa’nın ve ABD’nin tutumu, Türkiye’nin barış çabaları yanında muhalefetin sergilediği duruşu eleştiren Bahçeli, Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 177’inci yıl dönümünü kutladığını, bütün polislerimizi kucakladığını söyledi.</strong></p>
<p>Yapılan haftalık grup toplantısında her zaman olduğu gibi gündemi ilgilendiren önemli konular hakkında açıklamalar yapan Bahçeli Konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>Saygıdeğer Milletvekili Arkadaşlarım, </strong><strong>Medyamızın Değerli Temsilcileri,</strong></p>
<p>Bu haftaki Meclis Grup Toplantımız münasebetiyle sizlerle paylaşacağım düşüncelerime geçmeden önce hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından,<strong> radyo kanallarından</strong> toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyor, şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p><strong>Bu hafta başında Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Beyi, vefatının 25’inci sene-i devriyesinde dualarımızla andık.</strong></p>
<p><strong>Mukaddes görevimizi kabri başında bihakkın ifa ettik.</strong></p>
<p><strong>Merhum Türkeş Bey, Türk siyaset ve devlet hayatının muhterem bir yüzü, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in de hürmetle, hasretle ve her daim rahmetle yad edilecek yüksek bir değeridir.</strong></p>
<p>Türkiye’nin zorlu yıllarında sahip olduğu engin tecrübesiyle dikkat çekmiş, iliklerine kadar nüfuz eden vatan ve millet sevgisiyle de her kesimin, her çevrenin saygısını kazanmıştır.</p>
<p>Aramızdan ayrılışının 25’inci yıl dönümünde O’na karşı duyduğumuz sevgide herhangi bir zafiyet veya zayıflama emaresi görülmemiştir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi 53 yıllık siyasi birikim ve fikri müktesebatıyla hamd olsun milletimizin gönlünde taht kurmuş ve çok güçlü sosyolojik alan tutmuştur.</p>
<p>Bildiğiniz üzere, her tohumda bir öz, her tomurcukta bir özlem saklıdır.</p>
<p>Milliyetçi-Ülkücü Hareket zaman içinde, tohum olup saçılmış, tomurcuk olup açılmış, filiz olup serpilmiş, çınar olup gelişmiş, inanç olup yürümüş, mücadele olup yükselmiş, gazi olup yüreklenmiş, şehit olup yücelmiştir.</p>
<p>Bazıları vardır, geçmişinin borçlarını geleceğinden ödünç alarak ödemek zorunda kalmıştır.</p>
<p>Bizim geçmişten borç değil, bilakis alacağımız vardır.</p>
<p>Nitekim veremeyeceğimiz hiçbir hesabımız, izahta güçlük çekeceğimiz hiçbir açığımız yoktur.</p>
<p>Mahcubiyet duyacağımız hiçbir karanlık ve karışık ilişkimiz de bulunmamaktadır.</p>
<p>Geçmişimize bakıldığında görülecek tek şey, Türk milletine ve Türkiye’nin istikbaline feda ve emanet edilmiş Ülkücü ömürlerin haklı ve şerefli mücadeleleridir.</p>
<p><strong>Bu mücadelede yol başçımız da Merhum Türkeş Bey’dir.</strong></p>
<p><strong>Bir ara bizim denizimizde yaşayıp, şimdilerde kendi yapay dereleriyle övünenlerin Merhum Türkeş Bey’i ağızlarına almaya ne hakları olacak ne de vefaları yetecektir.</strong></p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi, 53 yıldır tuzakları bozuyor, 53 yıldır tertipleri buduyor, 53 yıldır Türk-İslam ülküsüne leke sürmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakıyor.</p>
<p>Çünkü davamızın hisarları duayla yapılmış, şehadetlerle karılmıştır.</p>
<p>Dün haklıydık, bugün haklıyız, Allah kerim, Allah şahit, yarın da haklı çıkacağız.</p>
<p>Buna karşılık hakkımızı yiyenlerle, halkımızı incitenlerle, hakikatimizi inkâr edenlerle hem bu dünyada hem de Ruz-i Mahşer’de mutlaka hesaplaşacağız.</p>
<p>İkazen söylüyorum, Milliyetçi Hareket Partisi yüzdelere sığmaz, oranlara sıkışmaz, barajlarla sınırlanamaz.</p>
<p>Türklüğün baraja takılacağını ileri sürenler akıl dağılması yaşayan, aidiyet ve ahlak buhranı geçiren münafıklar korosu, müstevli kalıntılarıdır.</p>
<p><strong>Devamlı servis edilen ve sistematik hale gelen algı operasyonlarıyla kamuoyu nezdinde partimizin eridiğini, gerilediğini, inişe geçtiğini yazan, çizen ve açıklayan kokuşmuş araştırma şirketleri, alayınıza soruyorum, siz anketleri yaparken CHP Genel Merkezi’nde mi dolaşıyorsunuz? Yoksa Kandil’de mi geziyorsunuz?</strong></p>
<p>Biliyoruz ki, güvenirliği sıfırlamış anketlerin, ahlaken iflas etmiş anketçilerin Milliyetçi Hareket Partisi’nin hakkını teslim etmeleri eşyanın tabiatına aykırı bir hezeyandır.</p>
<p>Vaki MHP düşmanlığı şeytani emellerin sipariş verdiği bir düşmanlıktır.</p>
<p>MHP’ye düşmanlık Türkiye’ye karşı açılmış ihanet ve melanet cephesinin tahkimidir.</p>
<p>Bizim bu kirli tahkimat karşısında yegâne direncimiz imanımız, irademiz ve millet sevdamızdır.</p>
<p><strong>Bu vesileyle lejyoner anketçilere, onlara ümit bağlayan siyasi işbirlikçilerine diyorum ki, bizim ölümüz bile sizin dirinizi, sizin hepinizi, sizin topunuzu yerle yeksan etmeye çok şükür yetecektir.</strong></p>
<p>Şimdiden haberiniz olsun, 2023 Haziran ayında sokağa çıkacak yüzünüz dahi olmayacaktır.</p>
<p>Bizi bilmek ve öğrenmek isteyenler, Türk’e ve Türkiye’ye hasım olmuş odaklara değil, aziz milletimizin asil iradesine bakarak sarih gerçekleri görebileceklerdir.</p>
<p><strong>Türklük var olduğu sürece Milliyetçi Hareket Partisi vardır ve olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Türk milleti dünya üzerinde tıpkı bir bayrak gibi dalgalandığı müddetçe Üç Hilal de ona eşlik edecek, gölgesinde karanlıkları aydınlatan bir nur parçası gibi sonsuza kadar parlayacaktır.</strong></p>
<p><strong>İnancımız budur, iddiamız budur, irademiz budur.</strong></p>
<p>Hiç kimse yalan anketlerle, yozlaşmış kamuoyu araştırmalarıyla bize ayar veremez, gözümüzü korkutamaz, umut ışığımıza ve ufuk çizgimize karanlık perde çekemez.</p>
<p>Dahası gönlümüze kuşku düşürmek hiç kimsenin harcı olamaz.</p>
<p>Biz kendimizden eminiz, varlığını kaderimiz ve kavlimiz gördüğümüz aziz milletimize şüphesiz güveniyor ve inanıyoruz.</p>
<p>Zira biz Türkiye’yi, Türk milletini canımızdan aziz biliyoruz.</p>
<p>Uğruna şehitler verdiğimiz bu cennet vatanı onun bunun siyasal ihtiraslarına, dış bağlantılı oyunlarına teslim edemeyiz, heba ve heder ettiremeyiz, elhak ettirmeyeceğiz.</p>
<p>Durduğumuz yer doğrudur, baktığımız yer doğrudur, doğduğumuz yer Türk milletinin sinesi, doğrulduğumuz bereketli toprak Türk vatanıdır.</p>
<p><strong>Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey başta olmak üzere; bayrak düşmesin, ezan dinmesin, vatan bölünmesin diyerek kara toprakla koyun koyuna yatan aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.</strong></p>
<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi bugün çok daha güçlü, çok daha tesirli, çok daha şuurludur ve gelecek Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı’yla birlikte Milliyetçi Hareket Partisi’nindir.</strong></p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Günümüz şartlarında, savaşların çehresi, çatışmaların çerçevesi köklü değişimlere, köşesiz devinimlere uğramıştır.</p>
<p>Bir bakıma savaş, siyasetin şiddete dayalı araçlarla idame ve ihata edilmiş şeklinden başka bir şey değildir.</p>
<p>İnsanlık tarihinde uzun barış dönemlerinin yalnızca küresel güç dengesinin kurulduğu zamanlarda görüldüğü bilinmektedir.</p>
<p>Tarih boyunca değişmeyen kural şudur: Bir devletin malum ve mahut rakiplerine karşı aşırı derecede silahlanıp tehdit odağı haline gelmesi savaş riskini de beraberinde getirmiştir.</p>
<p><strong>Gerek ulusal düzeyde, gerek uluslararası zeminde rol üstlenen siyaset aktörlerinin, bununla mündemiç hakim sistem yapısının temel açmazı, sert meydan okumaları, olağanüstü kutuplaşmaları zamanında sezme, isabetle süzme, noksansız öngörme kabiliyetindeki zaaflardır.</strong></p>
<p>Hiçbir kaybın, hiçbir mağlubiyetin, stratejik körlükten mülhem hiçbir yanlış kararın esasen bahanesi olamaz.</p>
<p>Mesela Roma İmparatorluğu tarafından yıkılan Kartaca için, birkaç yüz yıl sonra Roma’nın da haritadan silinmesi bir teselli, bir sığınak, bir paye olarak değerlendirilemez.</p>
<p>Öyle bir dönemdeyiz ki, kara propagandalar çatışmaların önündedir, savaşların yönünü tayin edecek düzeydedir.</p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta bunu çok açık görmek mümkündür.</p>
<p>Hibrit savaş diye bilinen yeni savaş konseptinde, konvansiyonel harekâtın yanı sıra, algı yönetimleri, yalan haberler, siber müdahaleler, ekonomik manipülasyonlar, medya operasyonları, muhasım gücün mukavemetini kırıcı diğer araçların tümü devreye alınmaktadır.</p>
<p>Son günlerde Ukrayna’nın Buça şehrinde yaşandığı iddia edilen sivil ve masum insanların katledilmesiyle ilgili haberlerin sağanak halinde gündeme yansıması her açıdan incelenmeye, önü ve arkası irdelenmeye muhtaç bir meseledir.</p>
<p>Buça’daki bir kilisenin bahçesinde ortaya çıkarıldığı söylenen toplu mezarda 410 sivilin cansız bedenine ulaşıldığı ve bunun Rusya tarafından işlenmiş bir savaş suçu, hatta katliam olduğu ifade edilmiştir.</p>
<p>T<strong>eşhiri yapılan toplu mezar ve diğer vahşet manzaraları beklendiği üzere dünya kamuoyunda büyük ses getirmiş, ciddi tepkilere neden olmuştur.</strong></p>
<p>Ayrıca elleri arkadan bağlanarak ve yakın mesafeden ateş edilmek suretiyle katledilen sivillerin paylaşılan görüntüleri ilk bakışta insanlık vicdanında infiale yol açmıştır.</p>
<p><strong>Rus askeri birliklerinin çekilmesinden 4 gün sonra karşılaşılan trajik ve yürek yaralayıcı sahnelerin düzmece bir olay mı veya gerçekten bir katliam mı olduğu henüz açıklığa kavuşmamıştır.</strong></p>
<p><strong>Biz, hiç kimsenin sefil propagandasına yataklık yapamayız, refakat edemeyiz, bu kapsamda ilerletilen kara kampanyalara, nifakla pekişmiş psikolojik harekatlara alet olamayız.</strong></p>
<p>Şuurlu ve uyanık hareket etmek önümüzdeki sis bulutunun içinde güvenli yol bulmamızı temin edecektir.</p>
<p>Gözümüzün içine kadar sokulan dehşet verici tablo karşısında, yaşasın veya kahrolsun kamplarına da ayrılmamız irade hürriyetimizin inkârından başka bir şey değildir.</p>
<p>Burada asıl can alıcı husus, derinlemesine kazınması gereken püf nokta, Rusya ile Ukrayna arasında yeşeren ateşkes ve barış görüşmelerinin istikrarla mesafe aldığı bir zaman aralığında, sivil katliamların dünya kamuoyuna birden bire ve bomba gibi düşmesidir.</p>
<p>Rusya Federasyonu yönetimi Buça’daki katliam iddialarının kurgu ve yalan olduğunu açıklamış, beklendiği üzere tekzip etmiştir.</p>
<p><strong>Ancak ABD’den Fransa’ya, AB’den NATO’ya kadar niyeti bildik ve tanıdık ülke ve kuruluşlar Buça’da savaş suçu işlendiğini alelacele duyurmuşlardır.</strong></p>
<p><strong>İhtimalen ve ihtiyatlı şekilde söylersek, savaşın bitmesine tahammülü olmayan ülkeler iğrenç bir senaryoya bel bağlamışlardır.</strong></p>
<p>Savaş ve çatışmalar sırasında yalan ve saptırılmış haberlere maalesef sürekli ihtiyaç hissedilmiştir.</p>
<p>Hatırlasınız, Irak işgalinde kimyasal silahlar gerekçe gösterilmişti.</p>
<p><strong>Dönemin ABD Dışişleri Bakanı, 2003 yılında Birleşmiş Milletler toplantısında yaptığı bir konuşmasında kitle imha silahlarının varlığını ileri sürerek Irak’a hemen müdahale edilmesini savunmuştu.</strong></p>
<p>Ne var ki iddiası asılsızdı, bu nedenle sözü edilen konuşmasını müteakip süreçte kariyerinin kara bir lekesi olarak nitelemişti.</p>
<p>Kuveyt’in işgal edildiği yıllarda, Irak askerlerinin hastanelerde bulunan kuvözlerdeki 312 bebeği yere atarak öldürdüğü sözde görgü tanıklarının anlatımıyla söylenmişti.</p>
<p>Fakat gerçek bambaşkaydı ve görgü tanığı olarak kullanılan şahsın hiçbir hastanede çalışmadığı, sözü edilen vahşete şahit olmadığı, böyle bir şeyin de yaşanmadığı ilerleyen yıllarda ortaya çıkmıştı.</p>
<p>Yine Irak’ın Kuveyt işgali esnasında, kuyulardan sızan petrole bulandığı açıklanan karabataklar her gün medyada çarşaf çarşaf deşifre edilmişti.</p>
<p>Irak ordusunun petrol kuyularını bombalayarak ekolojik ve çevre yıkımına yol açtığı devamlı gündemde tutulmuştu.</p>
<p>Hâlbuki sonraki yıllarda, petrole bulanmış karabatak fotoğraflarının Kuveyt’te değil, Fransa sahillerinde çekildiği anlaşılmış, gerçekler gecikmeyle de olsa yalanları silip atmıştı.</p>
<p>Şayet dikkatli ve temkinli olmazsak, medya ve kurulmuş propaganda düzenekleri mazlumu cani, caniyi de mazlum lanse edecek kadar ölçüyü kaçırabilecektir.</p>
<p>Buça’da gerçekten de bir sivil katliamın yapılıp yapılmadığına ilişkin bir görüş bildirmemiz, bir kanaat paylaşmamız şu anda oldukça güçtür.</p>
<p>Elbette katliam varsa, bu kanlı hadise herhangi bir şaibeye ve soru işaretine açık kapı bırakmadan tespit edilmişse, sorumlularından en ağır şekilde hesap sorulması insanlık görevi, evrensel adalet ve hukuk kuralıdır.</p>
<p>Sivil ve masum insanların katlini hiçbir bahane haklı gösteremez.</p>
<p>Suçsuz ve günahsız insanların ölümüne hiçbir vicdan sessiz kalamaz.</p>
<p><strong>Ne var ki bize dayatılan ve teyit edilmemiş fotoğraf ve haberlerle kesin yargıya varmak peşin hükümlülüktür.</strong></p>
<p><strong>Kalbi ve kafası kirli malumatlarla zehirlenmiş kişiler esasen yaşayan ölü gibidirler.</strong></p>
<p><strong>Üzerinde durulması gereken konu, neden böyle bir zamanda bu katliam iddiasının gündeme taşındığıdır.</strong></p>
<p><strong>Buna niye gerek duyulmuştur? Kimler gerek duymuştur?</strong></p>
<p><strong>Rusya ile Ukrayna arasında süregelen müzakerelerin kesilmesini isteyenler vardır ve gün yüzündedir.</strong></p>
<p>Savaşın cari şiddet dozajının artışını hedefleyenler vardır ve açıktadır.</p>
<p>Türkiye’nin kolaylaştırıcı diplomasi hamlelerinden, bölgesel ve küresel profilindeki yükselişinden, savaşan iki ülkeyle de doğrudan doğruya konuşabilme kabiliyetinden rahatsız olan bozguncular vardır ve bellidir.</p>
<p>Özellikle geçtiğimiz hafta İstanbul Dolmabahçe Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi’nde Rusya ve Ukrayna temsilcilerinin Türkiye’nin arabuluculuğunda bir araya gelmeleri, doğrusunu isterseniz pek çok ülkeyi ürkütmüş, telaşlandırmıştır.</p>
<p>Bize göre, katliam iddialarının İstanbul’da kurulan müzakere masasından sonra gündeme taşınması ya bir tesadüf ya da kahredici bir tezgâhtır.</p>
<p>Yaygınlaşan komplolara rağmen, Türkiye barışın yanında, barışsever adım ve atılımların arkasındadır.</p>
<p>Bu yol çetin bir yoldur, fakat vicdanın, mutabakatın, anlaşmanın, huzurun ve adaletin yolu olduğu da hepimizin malumudur.</p>
<p><strong>CHP’nin ne dediği, İP’in neyi üfürdüğü, diğer zillet partilerinin hangi yalanlara başvurduğu değersizdir, önemsizdir, nihayetinde takip ve temin edilen milli ve sağlam bir dış politika vasıtasıyla uzun vadeli çıkarlarımız desteklenmektedi</strong>r.</p>
<p>Dünya üzerinde savaşın durmasına, silahların susmasına, masumların hayatta kalmasına Türkiye’den başka samimiyetle hizmet eden ikinci bir ülke, ikinci bir devlet yoktur, şu ana kadar da görülmemiştir.</p>
<p>Kimin kiminle yürüdüğünü, nasıl bir planlama içinde olduğunu, gelişmelerin ilerleyiş yönünü bilen, gören, değerlendiren bir akla sahibiz.</p>
<p>PKK/YPG’ye 2023 bütçesinde yüz milyonlarca dolar para ayıran, müttefiklik hukukunu çiğneyen ABD’nin maksatlı tazyik ve telkinlerine nasıl itibar edelim?</p>
<p>Ellerinde hançerle devamlı rehavet anımızı kollayan, punduna getirdiklerinde yapmayacakları kötülük bulunmayan sözde dostlarımıza nasıl güven duyalım? Onların kara propagandalarına neden kulak verelim?</p>
<p><strong>Geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğinde, Amerikan politikalarına hakim olan ana fikir, barış ve demokrasi istikametinde ilerleyen bir dünyanın gerçekleşmesine yardımcı olmaktı.</strong></p>
<p><strong>Bunun ne kadar olup olmayacağı ayrı bir tartışma konusudur, kaldı ki bizim meselemiz özü itibariyle ve şimdilik bu değildir.</strong></p>
<p>1900’lü yılların ikinci yarısında ise dünya dost ve düşman arasında, işbirliği alanlarıyla çıkarların biteviye çarpıştığı bloklar olarak taksim edilmiş, ABD ise bu taksimde Sovyetler Birliği ile iki farklı uca sabitlenmişti.</p>
<p>Soğuk Savaş’ın ardından halka halka genişleyen sıcak çatışmalar dönemi, çok kutuplu ve sancılı bir dünya tablosunun teşekkülüne karine teşkil etmiştir.</p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasındaki sertleşen krizin devamını arzulayan, kayıplardan ve yıkıcı cepheleşmeden nemalanma arayışında olan ülkelerin demokrasi iddiaları defoludur, barış talepleri sözdedir, üstelik insanlık değerleriyle çelişmektedir.</p>
<p>Ateşkes ve barış özlemlerinin kuvveden fiile geçmesine Türkiye haricinde hiçbir ülkenin yanaşmadığı, buna teşne olmadığı somut delillerle ortadadır.</p>
<p><strong>Rusya’nın doğalgaz satışında dost olmayan ülkelere karşı Ruble kozunu masaya koyması küresel siyasi, ticari ve ekonomik faaliyetlerin yeni baştan ele alınma sürecini de hızlandıracaktır.</strong></p>
<p>Artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır.</p>
<p>Uluslararası siyaset ve ekonomik aktiviteler kırılgan hale gelmekle birlikte, güvenlik ve diyalog açıkları da günden güne genişlemektedir.</p>
<p>Türkiye bütün karşı çıkışlara, bütün kumpaslara, bütün yıldırıcı stratejilere rağmen barışçıl politikaların güzergâhından sapma göstermeyeceğini bugüne kadar ispat etmiştir.</p>
<p>Buça hadisesinden sonra müzakerelerin nasıl sürdürüleceği, bunun hangi formatta olacağı kısa sürede anlaşılacaktır.</p>
<p>Bizim arzu ve arayışımız bellidir.</p>
<p>Putin ile Zelenski’nin İstanbul ya da Ankara’da bir araya gelip birbirlerine el uzatmaları, ezcümle bu savaşa son vermeleri mutlak beklentimizdir.</p>
<p>Bu savaşın kaybedeni öncelikle Ukrayna, sonra da Rusya ve bu ülkelerin halklarıdır.</p>
<p>Kimin ya da kimlerin stratejik kazançlar elde ettiği artık gizlenemez boyutlardadır.</p>
<p>Ülkemiz barışın filizlenmesi için mücadele ederken, hem kendi güvenliğini, hem de dünya güvenliğini muhafaza için çabalamaktadır.</p>
<p>Bu sağlam duruşumuzla haklının ve hakkaniyetin yanında pozisyon alıyorken, müttefik sandığımız ülkelerin aynı anda nalına ve mıhına vurmaları utanç verici bir tenakuzdur.</p>
<p><strong>Bildiğiniz gibi, Avrupa Birliği’nin savunma ve güvenlik alanında gelişmesi ve karar almasında operasyonel rehber niteliği taşıyacak “Stratejik Pusula” isimli belge, Dış İlişkiler Konseyi’nde 21 Mart 2022 tarihinde onaylanmıştır.</strong></p>
<p><strong>Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, AB ülkelerinin silahlı kuvvetler bazında, bir yanda kendi içinde diğer yanda da dış alanlara dönük intikal kabiliyetini güçlendirme ihtiyacını tetiklemiştir.</strong></p>
<p>Muhtemel krizlere anında cevap vermeyi amaçlayan AB, beş bin kişilik hızlı intikal gücü kurulmasına karar vermiştir.</p>
<p>Stratejik Pusula isimli belgenin ülkemizi hedef alan kısımları ikiyüzlülük, çifte standartlık ve ayıplıdır.</p>
<p><strong>Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklüğü’nün Doğu Akdeniz’deki haklarını yok sayan, uluslararası hukuka müzahir çalışmalarımızı kışkırtıcı olarak değerlendiren AB’nin, Rum tezlerine ve Yunan emellerine tutsak düştüğü açıktır.</strong></p>
<p>Bahse konu belge stratejik değil statükocu, pusula değil ikircikli politikaların putlaştırılmasıdır.</p>
<p>Türkiye’nin NATO üyesi olması hiç dikkate alınmamıştır.</p>
<p>AB ile ilişkiler hiç göz önünde tutulmamıştır.</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımız ile ABD Başkanı Biden arasında Ekim 2021 tarihinde gerçekleşen görüşmede tezahür eden mutabakat gereğince, Türkiye-ABD Stratejik Mekanizması 4 Nisan 2022 tarihinde Ankara’da başlatılmıştır.</p>
<p><strong>Nitekim ekonomik ve savunma işbirliği, terörle mücadele, bölgesel ve küresel meseleler dahil olmak üzere iki ülkenin ortak çıkarlarının öne çıktığı konu başlıkları gözden geçirilmiştir.</strong></p>
<p>ABD’yle kurulan bu mekanizmanın hangi sonuçlara kapı aralayacağı, AB ile ilişkilere nasıl yansıyacağı yakın vadede netleşecektir.</p>
<p>Bilhassa değinmek ve telaffuz etmek isterim ki, Türkiye’nin direnci ve diri tutumu olmadan Avrupa güvende olamaz, güvenceye ulaşamaz.</p>
<p>Yeni bir dünya düzeni kurulacaksa, bu düzende Türkiye ve Türk milleti hafife alınamaz, hor görülemez, rencide edilemez.</p>
<p><strong>AB’nin vizyon eksikliği, stratejik iflası, siyaset körlüğü, diplomasi başarısızlığı kendi kendini yiyen bir organizmaya dönüştüğüne çok açık işarettir.</strong></p>
<p><strong>Türkiye ne doğudan ne de batıdan kopacak bir ülkedir.</strong></p>
<p><strong>Aynı anda hem doğuyu hem de batıyı kavrayan ve eşitlik temelinde yaklaşan bir tarih derinliğinden bugüne ulaşan Türk-İslam medeniyetinin timsalidir.</strong></p>
<p>Bizim kitabımızda yüzüstü gelenin sırtüstü itilmeyeceği yazmaktadır.</p>
<p>Ardışık ve çok yönlü süreçlerde, uzatılan hiçbir el bizim nezdimizde geri çevrilmez, dosta dost, düşmana da düşmanlık fıtratımız gereğidir.</p>
<p><strong>Bizim inancımızda ise mütevazı ve mültefit olanı rahmet-i rahman büyütecektir.</strong></p>
<p>Merhum Hocamız Prof.Dr.Sühely Ünver’in dediği gibi, <strong><em>“<u>dünya dünya olur, ama dünya Türk’süz olmaz, olamaz.</u>”</em></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Dost ve kardeş ülke Pakistan’ın içine çekilmek istendiği anafordan demokratik iradeyle çıkma mücadelesini takdirle karşılıyoruz.</p>
<p>Bu ülkenin Başbakanı İmran Han’ın dirayetli ve tavizsiz mücadelesi pek çok ülkeye emsal teşkil edecek karakter ve kararlılık örneğidir.</p>
<p>Tunus’ta, halk iradesinin tecelli ettiği Temsilciler Meclis’inin feshedilmesi hukuk ve demokratik ilkelerinin açıkça ihlaline ve hiçe sayılmasına neden olmuştur.</p>
<p>Bizim beklentimiz Tunus’un siyasi istikrar ve dengeye kavuşması, halkın tercihlerine saygı gösterilmesidir.</p>
<p>Bir başka ele alınması gereken çarpıcı siyasi gelişme Macaristan’da yaşanmıştır.</p>
<p>Başbakan Viktor Orban liderliğinde kurulmuş ittifak, muhalif altı partinin ittifakını ters köşeye yatırmış, Soros’u kendi ülkesinde boşa düşürmüş, AB’nin engellerini aşma becerisi göstermiş ve dördüncü defa seçimlerde zafer kazanmıştır.</p>
<p>Dış destek ve tazyiklerin işe yaramadığı, başkalarına kurşun askerlik yapanların sonunun iyi olmadığı Macaristan örneğiyle bir kez daha anlaşılmıştır.</p>
<p>Ümit ve temenni ederim ki, içimize yuvalanan zillet ittifakının Macaristan’a bakıp sonuç çıkarması, ders ve ibret almasıdır.</p>
<p>Milletin dışında ikinci bir dayanak, ikinci bir egemen, bir başka karar ve irade kudreti yoktur, arayanlar, himaye altına girmeye özenenler zilletin ta dibindedir.</p>
<p>İktidarın vizesi sandıkta ve bizzat milli irade tarafından verilmektedir.</p>
<p>Bunun dışında icazet arayışına çıkanlar, yabancı ülkelerin ağzının içine bakanlar, bana ne düşer diye el avuç ovuşturanlar 85 milyon Türk vatandaşının hakkını hukukunu iki paralık etmek üzere harekete geçmiş siyasi işbirlikçilerdir.</p>
<p>Türkiye’nin geleceğini işbirlikçiler değil, iffet, ilke ve irade sahibi Cumhur İttifakı tayin edecektir.</p>
<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıl dönümü büyük gelişmelere, kutlu yükselişlere gebedir.</strong></p>
<p><strong>Biz geleceğimizden tasarruf edemeyiz, bu nedenle sorumlu, dikkatli, ağız birliği halinde mücadelemizi sürdürmek durumundayız.</strong></p>
<p>Bugünkü şartlarda enflasyon artmış olabilir, hayat pahalılığından şikayet ve sızlanmalar da görülebilir, ama Allah’ın izniyle bunların hepsi geçicidir.</p>
<p>Daha huzurlu, daha güvenli, daha müreffeh günlere ulaşabilmek için sabırla, sağduyuyla ve metanetle tarihi yolculuğumuza devamdan başka seçeneğimiz yoktur.</p>
<p>Kovid-19’un yaraları henüz sarılmamıştır.</p>
<p>Salgının neden olduğu tıkanmalar henüz açılmamıştır.</p>
<p>Dünya çapında makroekonomik dengeleri istikrarlı hiçbir ülke, hiçbir devlet de yoktur.</p>
<p>Beşeriyete musallat olan hastalık bütün beklentileri bozmuş, bütün dengeleri sarsmış, bütün hedefleri kesintiye uğratmıştır.</p>
<p>Çünkü insan ve toplum sağlığının müdafaası için her devlet imkanları nispetinde seferber olmuş, kaynaklar bu uğurda harcanmıştır.</p>
<p>Salgın geçti geçiyor derken, 24 Şubat’tan itibaren Rusya ile Ukrayna’nın savaşı enerji ve gıda güvenliğini zedelemiş, bundan mütevellit zincirleme sorunlar bütün coğrafyaları sarmıştır.</p>
<p>Objektif bir şekilde diyebiliriz ki, ülkemiz ve tüm dünya benzerine çok az rastlanan bir sınavdan geçmektedir.</p>
<p><strong>Bunu görmeden, buna dikkat etmeden, Türkiye ekonomisiyle ilgili felaket tamtamları çalmak; bittik, tükendik, iflas ettik, perişan olduk masalları anlatmak sorumlu bir tavrın alameti olarak değerlendirilemez.</strong></p>
<p>Hiç kimsenin mağdur olmasını istemeyiz.</p>
<p>Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmasına göz yumamayız.</p>
<p>Allah nimetin kefilidir, bugün elimizde yoksa, yarın olacağına inanırız.</p>
<p>Ancak pirenin deve yapılmasına, bir kaşık suda fırtınalar koparılmasına asla duyarsız, asla ilgisiz kalmayız, kalamayız.</p>
<p>Unutmayalım ki, insan kemale erdikçe tavır ve davranışlarında sükûnete ulaşacak, bu da hüsnü tabiatını gösterecektir.</p>
<p>Boşa sallayıp dolu tutmanın merak ve arayışında olanlar suizan içindedir ve zillet çarkına kapılmışlardır.</p>
<p>KDV indirimlerine rağmen hala fiyat etiketlerini indirmeyenler insafsızlığın ve izansızlığın pençesindedir.</p>
<p>Stokçuluk kanalıyla cebini ve cüzdanını düşünenler ülkesine ve milletine nankörlük ve namertlik yapan fırsatçılardır.</p>
<p>Bizim fırsatçılığı, karaborsacılığı geçim kapısı görenler değil faziletli duruşa ve basirete sahip olanlar baş tacımızdır.</p>
<p>Çıkan enflasyon elbirliğiyle indirilecektir, dün yaptık, gene yaparız.</p>
<p>Hayat pahalılığının üstesinden milli birlik ve dayanışma ruhuyla geliriz.</p>
<p>CHP’nin, İP’in ve diğer güdümlü zillet partilerinin küresel ekonomideki sarsıntıların Türkiye’ye yansımasından rant devşirme gayesi ve bunu istismar etme hırsları hastalıklı bir siyasettir.</p>
<p>Türk milleti hangi geceyi görmüştür de sabahına çıkamamıştır?</p>
<p>Türkiye hangi sorunlara muhatap olmuştur da bunu çözme feraseti sergileyememiştir?</p>
<p>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu haksız ve hayasız eleştiriden başka bugüne kadar ne yapabilmiş, hangi yaraya merhem olabilmiş, taş üstüne taşı ne zaman koyabilmiştir?</p>
<p>Acıda yoklar, tasada yoklar, sevinçte yoklar, mücadelede yoklar, fedakarlıkta yoklar, ahlakta yoklar, millikte yoklar, Türkiye’nin hak ve çıkarlarını savunmakta hiç yoklar.</p>
<p>Ancak yalan oldu mu varlar, talan oldu mu yarıştılar, iftira oldu mu meydandalar, sahtelik ve yüzsüzlük oldu mu rekor üstüne rekor kırarlar.</p>
<p>Bakarsınız Kobani’ye selam salarlar, bakarsınız PKK/YPG’ye arka çıkarlar, sonra da dönüp biz Kuvayı Milliye’yiz deyip kafalarına geçirdikleri kalpakla fotoğraf verirler.</p>
<p>Bu zillet taifesine sesleniyorum, kalpak da taksanız, fistan da giyseniz, masaya da otursanız sizi bekleyen akıbetten, sizin yolunuzu gözleyen mağlubiyetten kurtulamayacaksınız.</p>
<p><strong>Cumhurun iradesinden asla kaçamayacaksınız.</strong></p>
<p><strong>CHP’si, İP’i, HDP’si ve alayı birden Sorosçu Kavala’yla yatıp kalkıyorlar, terörist Demirtaş’ı cezaevinden çıkarmayı planlıyorlar.</strong></p>
<p>Teröristi serbest bırakacağız diyen Kılıçdaroğlu, sorarım sana, gazileri içeri mi tıkacaksın? Şehitlerimizin kemiklerini mi sızlatacaksın? Terörle mücadeleyi mi keseceksin?</p>
<p>Türkiye’yi peşinde sürüklendiğin küresel siyaset ve cinayet baronlarına peşkeş mi çekeceksin?</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, sen aslında çift kişiliksin, birincisi karanlıkta uyanık, ikincisi de aydınlıkta gafilsin.</p>
<p>CHP, HDP ile can ciğer kuzu sarması, aynı yumurta ikizidir.</p>
<p>Terörist Demirtaş bunların ortak paydasıdır.</p>
<p>Ne tuhaftır ki, İP’in başkanı da terörist Demirtaş ile Sorosçu Kavala’nın hukuki süreçlerini şaibeli olarak görüyormuş.</p>
<p>Bir teröristin, bir ajanın cezaevinde olmasını, dolambaçlı yollarla adalet ve hukukun olmadığına yormuş.</p>
<p>Dokunulmazlığı kaldırılan HDP’li bir milletvekilinin yasa dışı yollardan Suriye’ye geçtiği, terörist arkadaşlarına sığındığı, buna da hiç kimseden ses çıkmadığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>CHP kuzuların sessizliğine gömülmüştür.</p>
<p>İP deseniz, o zaten üç maymunu oynamakla meşguldür.</p>
<p><strong>Hukuken ve ne acıdır ki, TBMM üyesi olan bir şahsın terör örgütüne doğrudan katılması üzerine yapılması gereken ilk iş, bu kadının milletvekilliğinin derhal düşürülmesidir.</strong></p>
<p><strong>Biz TBMM’de terörist ve terör örgütü sempatizanı görmek, seslerini duymak, aynı havayı teneffüs etmek istemiyoruz.</strong></p>
<p>Bir tarafta milletvekili maaşı alıp, diğer tarafta terör kamplarına kaçmak hainliktir.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu neyi bekliyorsun, neden susuyorsun, haydi bunu da eleştir?</p>
<p>Mertsen bu rezalete de tepki göster?</p>
<p>Sadece dokunulmazlığı kaldırılmış bir milletvekilinin PKK/YPG’nin arasında ne aradığını, ne yaptığını, Suriye’ye nasıl geçtiğini yürekliysen sor, adamsan üstüne git?</p>
<p><strong>Bu vatanın ekmeğini yiyip devletten maaş alanların düşman saflarına irtica etmeleri, buna destek verilmesi, bu kepazeliğe göz yumulması şerefsizlik değildir de nedir?</strong></p>
<p><strong>Siyasi dolandırıcılığın, siyaset kalpazanlığının hakim olduğu bir düzende, gerçeği haykırmak, maskeleri indirmek iftihar edeceğimiz Ülkücü bir erdemdir.</strong></p>
<p>Islanmışın yağmurdan pervası olmaz.</p>
<p>İhanetin de milli duruşun karşısında ayakta kalması söz konusu olamaz.</p>
<p>Türkiye işin aslında siyaset vasıtasıyla çok ciddi bir tehdit altındadır.</p>
<p>Tehdidin adı zillet ittifakıdır.</p>
<p>Tehdidin bileşenleri, CHP, İP, HDP ve diğer vagon partilerdir.</p>
<p>2023 yılının Haziran ayında yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi’nde doğru ile yanlış, hak ile batıl, sadakat ile sahtelik, millet ile zillet, istiklal ile ihanet arasında bir tercih yapılacaktır.</p>
<p>İnanıyorum ki, Türk milleti zillete Türkiye’nin kaç bucak olduğunu gösterecektir.</p>
<p>İnanıyorum ki, geliyor gelmekte olanlar tantanasıyla avunanlar, siyaset çöplüğüne atılacaktır.</p>
<p>İnanıyorum ki, kazanan Türkiye olacak, zafer Türk milletinin hanesine yazılacaktır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin 2023 çağrısı <u>açıktır ve şunlardır: </u></p>
<p>Yeni sistem, güçlü siyaset, milli destek, kutlu emanet; gönüllerde fütüvvet, siyasette müessiriyet, saygıda mecburiyet, sevgide mazhariyet, ekonomide hakkaniyet, mücadelede celadet, terörde mahkûmiyet, zorluklarda mukavemet, diyaloglarda hususiyet, bekada ebediyet, dünyada mevcudiyet, millette memnuniyet, ülkede mensubiyet, insanda meftuniyet, devlette muzafferiyet, zillette mağlubiyet, sandıkta ekseriyet, Cumhur İttifakı’nda da muvaffakiyettir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Muhterem Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Türk Polis Teşkilatımız 177 yıldır milletinin yanında ve hizmetindedir.</p>
<p>4-10 Nisan tarihleri arasında kutladığımız Polis Haftası aynı zamanda bir hatırlamanın, bir gönül almanın, bir vefanın, kahramanlarımıza bir şükranın ifadesidir.</p>
<p>Biz Türk polisinin her zaman arkasındayız.</p>
<p>Onlar varsa güvendeyiz, onların fedakârlıklarıyla huzur buluyoruz.</p>
<p>Polislerimizin mesleki ve özlük haklarıyla ilgili taleplerinin bilincindeyiz ve her zaman da destekçileriyiz.</p>
<p>Üzerimize ne düşüyorsa yapmanın azmi içindeyiz.</p>
<p>Bu vesileyle Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 177’inci yıl dönümünü kutluyor, bütün polislerimizi kucaklıyorum.</p>
<p>Polise, askere saldıran, işkenceci diyen alçaklarla da her zemin ve ortamda mücadele edeceğimizin güvencesini veriyorum.</p>
<p>Görevi başında şehit olan kahraman polislerimiz başta olmak üzere, ebediyete irtihal etmiş tüm polislerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.</p>
<p>Gazilerimize ve emeklilik günlerini yaşayan polislerimize uzun, sağlıklı ve bahtiyarlıkla geçecek bir ömür diliyorum.</p>
<p><strong>Ayrıca, Macaristan, Azerbaycan ve Almanya’da yapılan Güreş, Jimnastik ve Paralimpik Yüzme Şampiyonalarında göğsümüzü kabartan, al bayrağımızı dalgalandıran, milletimizi sevince boğan evlatlarımızı, ailelerini, antrenörlerimizi, teknik heyetimizi ve federasyon yönetimlerimizi tebrik ediyor, hayırlı uğurlu olsun diyorum.</strong></p>
<p>Bu vesileyle, Rıza Kayaalp, Taha Akgül, Yasemin Adar Yiğit, Sümeyya Boyacı, Evin Demirhan Yavuz, Buse Tosun Çavuşoğlu, Yunus Emre Başar, İbrahim Çolak, Ferhat Arıcan, Emre Mutlu ve Ahmet Uyar kardeşlerimin gözlerinden öpüyor, başarılarının artarak devamını diliyorum.</p>
<p>Sözlerime son verirken, mübarek Ramazan ayının altıncı gününde oruç ve ibadetlerimizin kabulünü temenni ediyor, hepinizi muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/04/07/mhp-lideri-zor-gunlerin-asilacagini-soyledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; Bahçeli, TBMM Parti Grubunda Önemli Mesajlar Verdi.</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2021/11/16/bahceli-tbmm-parti-grubunda-onemli-mesajlar-verdi/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2021/11/16/bahceli-tbmm-parti-grubunda-onemli-mesajlar-verdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Nov 2021 10:44:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Lideri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7503</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM parti grup toplantısında yaptığı konuşmada her zaman olduğu gibi yine önemli konulara değinerek, önemli mesajlar verdi. Sosyal, siyasi, ,ç ve dış konularla birlikte muhalefeti sert bir dille eleştiren Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Muhterem Arkadaşlarım, Değerli Basın Mensupları, Bu haftaki Meclis Grup Toplantımız münasebetiyle yapacağım değerlendirmelere [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM parti grup toplantısında yaptığı konuşmada her zaman olduğu gibi yine önemli konulara değinerek, önemli mesajlar verdi.</strong><br />
Sosyal, siyasi, ,ç ve dış konularla birlikte muhalefeti sert bir dille eleştiren Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi;<br />
<strong> “Muhterem Arkadaşlarım, Değerli Basın Mensupları,</strong><br />
<strong>Bu haftaki Meclis Grup Toplantımız münasebetiyle yapacağım değerlendirmelere geçmeden hepinizi muhabbetle selamlıyorum.</strong><br />
<strong>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyor, şükranlarımı sunuyorum.</strong><br />
Hepinizin bildiği ve bizatihi içinde olduğu üzere, il il Anadolu’yu geziyoruz, adım adım 2023’e yürüyoruz.<br />
Bu yürüyüş, korkaklara karşı cesurların yürüyüşüdür.<br />
Bu yürüyüş, ahlaksızlığa karşı namusun yürüyüşüdür.<br />
Bu yürüyüş, yalana ve yozlaşmaya karşı faziletin yürüyüşüdür.</p>
<p><strong>Bu yürüyüş, hainlere, eli kanlı teröristlere, yedi düvele, bunlarla aynı hizaya giren işbirlikçilere karşı onur yürüyüştür.</strong><br />
<strong>Bu yürüyüş, en samimi ve saf duygularla mukaddesatımıza sahip çıkanların yürüyüşüdür.</strong><br />
<strong>Biz yürüyünce korkaklar sinecektir.</strong><br />
<strong>Biz yürüyünce zalimler kaçışacaktır.</strong><br />
<strong>Biz yürüyünce fitne barikatları yıkılacak, karamsarlık bulutları dağılacaktır.</strong><br />
Vatanımızı karış karış dolaşıyoruz, gönüllere misafir oluyoruz.<br />
Milliyetçi Hareket Partisi olarak aziz milletimizle buluşmaya, konuşmaya, dertleşmeye, fikir alış verişine hevesle, heyecanla, yüksek bir hedefle devam ediyoruz.<br />
Hem adımlarımızı hem de saflarımızı sıklaştırıyoruz.<br />
Mücadelemizi sabırla, sağduyuyla, samimiyetle, safiyetle yoğunlaştırıyoruz.<br />
30 Ekim 2021 tarihinde, “İl İl Anadolu, Adım Adım 2023” temasıyla başlattığımız siyasi çalışmalarımızı bir gönül seferberliği kıvamında, bir sevda kervanı halinde, bir iman ve irade hareketi şeklinde yurdumuzun her köşesine yaygınlaştırıyoruz.<br />
Bugüne kadar 40 ilimize giderek vatandaşlarımızla kucaklaştık.<br />
Nitekim sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldik.<br />
<strong>    Esnaflarımızla, çiftçilerimizle, işçilerimizle, memurlarımızla muhtarlarımızla, emeklilerimizle, meslek örgütleriyle görüştük, düşüncelerini öğrendik, hedeflerimizi paylaştık.</strong><br />
<strong>Hamd olsun teşkilatlarımız disiplinli, dengeli ve düzeyli olmakla birlikte; diridir, dirayetlidir, dinamiktir, dikkatlidir, meselelerin takipçisidir.</strong><br />
Başkanlık Divanımızın muhterem üyelerini, MYK ve MDK üyelerimizi, siz değerli milletvekili arkadaşlarımı, il ve ilçe başkanlarımızı, her kademedeki teşkilat mensubu aziz dava arkadaşlarımı fedakarca çalışmalarından dolayı yürekten kutluyorum.<br />
Siparişle çalışan kamuoyu araştırma şirketlerinin abuk sabuk anketleri neyi söylerse söylesin 2023 Cumhur İttifakı’nın, Türk milletinin, Türkiye’nin zafer yılı olacaktır.<br />
Bizim anketimiz tuttuğumuz ellerdir, girdiğimiz gönüllerdir, tebessümle parlayan yüzlerdir, konvoylarımızı selamlayan yüreklerdir, kucak açan müşfik bedenlerdir, dua eden ihlaslı kalplerdir, yapılan köprülerdir, açılan yollardır, devasa şantiyelerdir, ezcümle büyüyen Türkiye’dir.<br />
<strong> Bizim anketimiz, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınar Harekâtlarıdır.</strong><br />
<strong>Bizim anketimiz Türk milletinin vicdanı, istiklal haysiyetidir.</strong><br />
<strong>Bizim anketimiz coğrafyanın dört bir yanında kahramanca ve dik duruşla mücadele eden Türkiye’yi “yarı yolda bırakmayacağım” diyen sessiz çığlık, seciyesi göz kamaştırıcı aziz millet evlatlarıdır.</strong><br />
Yok MHP’nin oyu buymuş, yok AK Parti’nin oyu şuymuş diyerek aldıkları paraların bedelini yalan anket düzenleyerek ödeme kuyruğuna giren kurşun askerler sözüm sizedir, Türk milletinin bağımsızlığına, muazzam eserlere, dev yatırım hamlelerine nasıl sahip çıktığını eninde sonunda göreceksiniz.<br />
Yediğiniz şamarı ömrünüz boyunca unutamayacaksınız.<br />
Hiç durmayacağız, hiç duraklamayacağız.<br />
<strong>Cumhur İttifakı olarak hep bir adım önde olacağız, hep daha ileriye bakacağız.</strong><br />
<strong>Asla oyalanmayacağız, bir günümüzü diğeriyle eşitlemeyeceğiz.</strong><br />
<strong>Milliyetçi Hareket; kulislerin partisi değildir, lobilerin partisi değildir, çıkar gruplarının partisi değildir, karanlık senaryoların partisi değildir, haciz altında, iradesine ipotek koyulmuş bir parti hiç değildir, bugüne kadar olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.</strong><br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi’nin kökü mazide, kökeni Türk tarihinde, közü Türk</strong> <strong>kültüründe, ruhu ise tamamıyla büyük Türk milletindedir.</strong><br />
<strong>Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümüne tertemiz umutlarımızı bağladık.</strong><br />
<strong>21’inci yüzyıla Türk mührünün vurulması, yeni bir Türk mucizesinin yaşatılması, Türkiye’nin medeniyetler zirvesine sıçraması için yola koyulduk.</strong><br />
<strong>Sefer bizden, zafer Allah’tandır dedik.</strong><br />
<strong>Cumhur İttifakı olarak muazzez ve muazzam bir siyaset ahlakıyla kenetlendik; milletimize, ülkemize, gelecek nesillere karşılıksız hizmetle mükellef olduğumuzun bilinciyle duruşumuzu güçlendirdik.</strong></p>
<p>Cumhur İttifakı halinde atacağımız her adım;<br />
Daha huzurlu, daha güvenli bir Türkiye’ye doğru yol alıştır.<br />
Daha müreffeh, daha zengin, daha kaygısız bir hayata yöneliştir.<br />
Daha adil, daha hakkaniyetli bir geleceğe bağlanıştır.<br />
Daha dik baş, daha tok karın, daha mutlu yarına hiç tökezlemeden ilerleyiştir.<br />
Bilhassa söylemek isterim ki, Cumhur İttifakı’nda çatlak, patlak olmaz, ama ittifakımızı hazmedemeyip çatır çatır çatlayanların varlığı ise her türlü izahtan varestedir.<br />
Cumhur İttifakı, geçmişle gelecek arasındaki köprüdür.<br />
Türkiye sevdasının siyasi bir hüviyete bürünerek kökleşmesidir.<br />
Bizim ittifakımız proje, plan veya pazarlık usulüyle tescillenmiş bir ittifak olmayıp, Türk milletinin özlemlerinin tezahürü, Türkiye’ye ölüm fermanı hazırlamak için kolları sıvayan iç ve dış yıkım cephesine karşı mukadder direnişin tecessümüdür.<br />
Biz başkalarına, başkalaşarak siyasi çizgisine yabancılaşan siyasetçilere, fırsat düşkünü siyasi ittifaklara kesinlikle benzemeyiz.<br />
<strong>Başkaları gibi gözü başka kaşı başka oynayanlarla mukayese edilemeyiz; dili başka dimağı başka, fikri başka zikri bambaşka olanlar gibi da davranamayız.</strong><br />
<strong>Bilindiği gibi, geçen haftaki grup konuşmam hafta içinde epey tartışılmıştır.</strong><br />
<strong>Özellikle bir değerlendirmem siyasetçisinden gazetecisine, sözde aydınından televizyonlarda sabitleşmiş sabit fikirli yorumcusuna kadar pek çok kesim tarafından ziyadesiyle çarpıtılmıştır.</strong><br />
<strong>Hatırlarsınız, aynısıyla dedim ki:</strong><br />
<strong>“Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı’nın bir ortağı olsa da işlevi ve üstlendiği demokratik sorumluluğu muhalefettir, bunun yanı sıra TBMM’de denge ve denetleme göreviyle mesuldür.”</strong><br />
Bu mülahazamın, bu kanaatimin neresi yanlıştır?<br />
Neresinde Cumhur İttifakı’na soğuk veya mesafeli bakış hakimdir?<br />
Hükümet bellidir, çok şükür görevinin başındadır.<br />
Siyasi iktidarın nasıl tecelli ve teşekkül ettiği aziz milletimizin iradesiyle malumu alilerinize zaten tevdi edilmiştir.<br />
<strong>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tedavüle gireli yaklaşık 3,5 yılı bulmuştur.</strong><br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi fırsatçılık yapmaz, yangından mal kaçırmaz, minderden kaçmaz, gizli siyasi gündemlerin anaforuna kapılmaz.</strong><br />
<strong>Biz siyaseti mertçe yaparız, adam gibi yaparız, çünkü özümüz sözümüzün kefilidir. Bundan da şaşmayız.</strong><br />
Şunu herkes bilmelidir ki, hükümet değilsek de, hükümete bakan vermemiş olsak da, Cumhur İttifakı’nın sevabına da günahına da sonuna kadar ortağız, anca beraberiz, kanca beraber olacağız.<br />
CHP’nin gayri milli muhalefetini ele alıp, nasıl muhalefet yapılması gerektiğini partimizin tutumuyla tavzih ve tarif etmeye gayret ederken az evvel paylaştığım tespitlerimi başka yerlere çekmek sinsi bir kurnazlık, sivri bir kifayetsizliktir.<br />
Çalı arkasına saklanıp dedikodu üretenlerin alayı tepeden tırnağa açıktadır, hepsi birden baltayı taşa vurmuş, boşa düşmüş, boşlukta sürüklenip gitmişlerdir.<br />
Tavsiyem kötürüm beyanat sahiplerinin evvel emirde kendi işlerine bakmaları, kendi önlerinden yemeleri, kendi dertlerine yanmalarıdır.<br />
Niyet okuyuculuğu falcılıktır, fala bakacaklarına, bunca zahmete katlanacaklarına onu bunu bırakıp faziletli olmayı tercih etmelidirler.<br />
Hele bir köşe yazarının, tanıdık ve bildik bir ismin, geçtiğimiz pazar günü, yuvalandığı bir gazete köşesinde; “Erdoğan’la Bahçeli arasında sistem gerilimi var” başlıklı yazısı A’dan Z’ye yalan, saptırma ve nifakla bulanmıştır.<br />
Bu şahıs, canı öyle istediği için kalemini de zillet mürekkebine batırmış, köşe yazısını vicdanı gibi bayağılaştırmıştır.<br />
Az yalan olmaz, biraz yalan olmaz, küçük yalan olmaz, zira bir yalan bin yalanın kuluçkasıdır.<br />
<strong>Gerçek tıpkı güneş gibidir, bakmasını bilmeyenlerin gözlerini yakar.</strong><br />
<strong>Cumhur İttifakı Türk milletinin gerçeği, Türkiye’nin gücüdür.</strong><br />
<strong>Sayın Cumhurbaşkanımızla aramızda gerginlik değil, muhabbet vardır, hürmet vardır, anlayış vardır, güven vardır, gerisi lafügüzaftır.</strong><br />
<strong>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi milletimizin bir başarısı, geleceğinin müjdesi, milli bekanın güvencesi, milli birlik ve dayanışmanın zırhı, devlet yönetiminin milli hedeflerle birleşmesidir.</strong><br />
Bu sistemin demokratik meşruiyet temeli yüzde 50 +1’dir.<br />
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçildiği ve hükümet TBMM’den güvenoyu almadığı için “yönetimde istikrar” ilkesi kendiliğinden gerçekleşmiştir.<br />
Bu itibarla yüzde 50+1 oyla Cumhurbaşkanı seçilmesi çoğulcu demokrasinin dünyaya emsal teşkil edecek, model olacak bir şeklidir.<br />
Dikkat buyurunuz, milletvekili seçmiyoruz, belediye başkanı seçmiyoruz, muhtar seçmiyoruz, cumhurun bütününü temsil edecek Cumhurbaşkanı seçiyoruz.<br />
Yüzde 50+1 oy nisabını eleştirenleri anlayışla karşılamamız, bunu felaket olarak yorumlayan karamsarları makul bulmamız abesle iştigaldir.<br />
<strong> Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Sayın Cemil Çiçek, yüzde 50+1’in hem bugün hem de gelecekte önemli sıkıntılara sebebiyet vereceğini, Türkiye’yi bir kaosa sürükleyeceğini iddia ediyor.</strong><br />
<strong>Bu tuhaf ve tahrip gücü yüksek sözlerin benzerini Türkiye’nin istikrarsızlığa gömülmesini, siyasi anlaşmazlıkların içine düşmesini isteyen çevreler de ileri sürüyor.</strong><br />
<strong>Sayın Çiçek, sizin kafanızda, dilinizin altında sakladığınız bir oran var mıdır? Varsa ne zaman açıklamayı düşünüyorsunuz?</strong><br />
<strong>Açıkla da bilelim, niyetini öğrenelim.</strong><br />
<strong>Türkiye’nin kaostan, işgalden, imhadan kıl payı kurtulduğunu ne çabuk hafıza kayıtlarınızdan çıkardınız?</strong><br />
<strong>Buradan nereye ulaşmaya, ne yapmaya, kimlere şirin görünmeye çalışıyorsunuz?</strong></p>
<p>FETÖ’cü Fehmi Koru da aynı şeyleri söylüyor, farkında mısınız?<br />
Yüzde 50+1 kaos olmasın diye belirlendi, bunu da mı inkar ediyorsunuz?<br />
Altı partinin güçlendirilmiş parlamenter sistem arayışları için seri toplantılar düzenlediği bir dönemde, tesadüfe bakınız ki, Sayın Çiçek’in beyanatı her anlamda dikkat çekicidir. Ve bize göre kuşku vericidir.<br />
Hem teorik olarak hem fiili uygulamaları açısından Cumhurbaşkanı’nın yüzde 50+1 oyla seçilmesi meşruiyet sancılarını baştan ortadan kaldıracak, demokrasi güvenliğini de temin ve teyit edecektir.<br />
Yüzde 50+1, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin mihveridir, ne var ki buradan başlayacak bir tartışma, hatta taviz yeni yönetim sisteminin işleyiş ve ilerleyişini melezleştirip sakatlayacaktır.<br />
Bize göre bu tartışma gereksiz ve şu an için yersizdir.<br />
Henüz yapmamız gereken pek çok şey vardır.<br />
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarıyla derinlik ve işlerlik kazanmasına, yerleşip olgunlaşmasına çabalamak varken, yüzde 50+1 üzerinden farklı bir tartışma sayfası açmak sistemin itibar ve inandırıcılığını da zedeleyecektir.<br />
Bizim görüşümüz, konuya bakışımız, bu çerçevedeki kavrayışımız kısaca bunlardan ibarettir.</p>
<p><strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong><br />
<strong>Allah’ın verdiği canı Allah’tan başka hiç kimse alamaz, buna manen ve madden mezun olamaz.</strong><br />
<strong>İnancımıza göre, kim bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş sayılır, kim bir can kurtarırsa bütün insanların canını kurtarmış olur.</strong><br />
<strong>Kadınlarımıza, kızlarımıza, masum yavrularımıza, suçsuz günahsız insanlarımıza musallat olan, hayatlarına kast eden eli kanlı canilerin iki dünyada da yatacak yerleri yoktur.</strong><br />
<strong>Yalnızca son bir hafta içinde işlenen kadın cinayetlerine baktığımızda nasıl bir kördüğümün içinde bocaladığımız açıkça görülecektir.</strong><br />
10 Kasım sabahı Hatay’ın Payas ilçesinde Senem Kafalı kardeşimiz, 11 Kasım sabahı İstanbul Bahçelievler’de Hanife Demirci kardeşimiz, 11 Kasım akşamı Ordu Korgan’da Selime Pişkin kardeşimiz, 13 Kasım günü de İstanbul Küçükçekmece’de Gülsüm Yarış kardeşimiz şiddet kurbanı olmuşlardır.<br />
Bu acı verici cinayetler bir hafta içindeki kayıplarımızdan sadece bir kısmıdır.<br />
Karşımızdaki bu kanlı tablo hepimizin yüreklerini kavurmaktadır.<br />
Bir başka feci cinayet de 9 Kasım günü İstanbul Ataşehir’de işlenmiştir.<br />
Ankara’dan İstanbul’a bir iş münasebetiyle giden 28 yaşındaki Mimar Başak Cengiz kızımız, sokakta yürürken hiç tanımadığı, daha önce hiç rastlamadığı, herhangi bir temasının olmadığı bir manyak, bir sadist, bir canavar tarafından maalesef hayattan koparılmıştır.<br />
Eline aldığı samuray kılıcıyla gözüne kestirdiği masum bir canı almak için sokağa çıkan bu cani, hedef olarak seçtiği Başak kızımızın hiç acımadan kanını dökmüştür.<br />
<strong>Bu aşamada kuracağımız her cümle anlamsız, dile getireceğimiz her söz yararsızdır.</strong><br />
<strong>Artık zaman konuşma zamanı değil, acileyet kesbeden tedbirleri sırasıyla alma, gereğini önşartsız icra etme zamanıdır.</strong><br />
<strong>Biz konuştukça, biz geciktikçe bir yerlerde kadınlarımıza saldırı yapılmaktadır.</strong><br />
<strong>Bu arada Mersin Gülnar’da kaybolan Müslüme yavrumuzu bulmak için de belediyemiz ve tüm teşkilatımız seferberlik halindedir.</strong><br />
Cesameti gittikçe artan şiddet selinin önünü almak, bu barbar akının önüne geçmek mecburiyetindeyiz.<br />
İnsanlık onurunu çiğneyen mahluklara bu dünyayı zindan etmek zorundayız.<br />
Kadınlarımız ölüyorsa medeniyetimiz can çekişiyor demektir.<br />
Kızlarımız, çocuklarımız, ağzı süt kokan sabilerimiz feryat figan ediyorlarsa, biliniz ki, ileri sürülecek hiçbir bahane yüzümüzün kızarmasına, kalbimizin sızlamasına, vicdanımızın hırpalanmasına mani olamaz.<br />
<strong>  İnsanlık değerlerini ayaklar altına alan, yaşama hakkını gasp eden hiçbir caniye tahammül edemeyiz, sabır gösteremeyiz, kulağımızın üstüne yatamayız.</strong><br />
<strong>Şiddete sıfır toleransla yaklaşmaktan başka alternatifimiz yoktur.</strong><br />
<strong>Kadın cinayetleri iç barış ve huzur ortamımızı tahrip edecek boyutlardadır.</strong><br />
<strong>Ülkemizin sokaklarını, caddelerini, hanelerini, işyerlerini güvenli hale getirmek başlıca görevimizdir.</strong><br />
Artık klişe sözler geçersizdir, şablon ifadeler hükümsüzdür, vakit şiddetin kökünü kurutma vaktidir.<br />
Anlaşılıyor ki, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu yeni baştan gözden geçirmek, dahası güçlendirmek, uygulanmasını harfiyen sağlamak durumundayız.<br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi’nin, kadınlara reva görülen şiddetin engellenmesi, mütemadiyen yaşanan cinayetlere bir son verilmesi hususunda görüş ve önerileri özet olarak şunlardır:</strong><br />
<strong>1- Ailenin korunması, şiddetin önüne geçilmesi konusunda kapsamlı bir Ruh Sağlığı Yasası’na ihtiyaç duyulduğu tartışmasızdır.</strong><br />
<strong>Şiddetin ruhsal ve psikolojik yönü mutlak surette analiz edilmelidir.</strong><br />
<strong>Bunun yanında yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.</strong><br />
<strong>Evlilik hazırlığı içinde olan insanlarımızın ruhsal dengesinin yerinde olup olmadığı tartışması bu çerçevede ele alınmalıdır.</strong><br />
<strong>Parti olarak, 26’ıncı dönemde TBMM’ye sunmuş olduğumuz ve uzun bir hazırlığın mahsulü olan Ruh Sağlığı Yasa Teklifi’nin bir an evvel görüşülüp yasalaşması arzumuz ve isteğimizdir.</strong><br />
<strong>2- Şiddeti durdurmak maksadıyla hem güvenlik önlemleri hem de cezai müeyyideyeler derinliğine ve genişliğine arttırılarak hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır.</strong><br />
<strong>Mahkemeler cinayet davalarında süratle karar vermeli, iyi hal indirimi, akli denge sorunu veya bir başka sebeple canilerin ceza indirimiyle taltif edilmelerine imkan tanınmamalıdır.</strong><br />
<strong>Çocuk istismarı, kadın cinayetleri, tecavüz suçlarında caydırıcı, kalıcı ve kapsayıcı sonuçlar alabilmek için gerekirse idam cezası bile tartışmaya açılmalıdır.</strong><br />
<strong>3- Medyada kadınlara yönelik cinayetlerin tekrar tekrar gösterim ve ifşasına kesinlikle son verilmeli, şiddeti özendirip teşvik edecek her türlü yayın ve haberden kaçınılmalıdır.</strong><br />
<strong>4- Son yıllarda yaygınlaşan, milli ve manevi değerlerimizi hedef alan dizi filmler geldiğimiz bu aşamada toplumsal hayatımızı zehirlemektedir.</strong><br />
<strong>Mülevves sahneler, müptezel ilişkiler, kokuşmuş hayatlar, şiddeti kışkırtan roller, kadın-erkek diyaloglarını yozlaştıran örnekler aile birliğimizi, manevi dengemizi, toplum düzenimizi doğrudan çürütme risk ve tehlikesi taşımaktadır.</strong><br />
<strong>Kazanç hırsıyla, rating uğruna bu kötülüğü milletimize teşmil etmeye hiç kimse hakkı yoktur.</strong><br />
<strong>Bizi bize anlatan, değerlerimizle beslenen, aldatmanın, cinayetin, şiddet dilinin gösterilmediği dizi filmlerin hazırlanması aynı zamanda senaristlerin, oyuncuların, ajansların ve medya patronlarının yegâne sorumluluğudur.</strong><br />
<strong>5- Üniversitelerin sosyoloji, psikoloji, psikiyatri, felsefe, ilahiyat gibi bölümlerinde görev alan değerli akademisyenlerin öncülüğünde ülkemizin şiddet haritası çıkarılmalı, şiddetle mücadelede ufuk ve yol açıcı çalışmalar tavsamadan yerine getirilmelidir.</strong><br />
<strong>6- Ayrıca ve önemle paylaşmak isterim ki, alanlarında parmakla gösterilen ilim ve gönül insanlarımızın emsalsiz çalışmalarıyla hazırlanan, insanlığa ve istikbale bakış vizyonumuzu belgelendiren “İnsanlığın Huzuru Projemiz”in her yönüyle tanıtılması, tartışılması ve toplumun her kesimine takdimi yaşadığımız şiddet buhranından çıkış arayışında müessir ve müstesna bir yol haritası gösterecektir.</strong><br />
<strong>Kim huzur istemez ki? Kim huzura sırtını dönebilir ki?</strong><br />
<strong>Biz huzuru bir proje kalıbına döktük, bunu da insanlarımızın ve tüm insanlığın takdirine sunduk.</strong><br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi huzurun safında, şiddetin de sonuna kadar karşısında yerini alacaktır.</strong><br />
<strong>Bu konuda asla tavizimiz olmayacaktır.</strong><br />
Orhun Anıtları’nda devletin çöküşü toplumsal uyum ve dengenin bozuluşuna bağlanmıştır.<br />
Şiddet sarmalı bu bozuluşun ilk etabıdır. Ve kesinlikle üstesinden gelinmelidir.<br />
Kadın onuru insan onurudur.<br />
Bu onuru lekeleyenler en ağır şekilde bedel ödemelidir.<br />
Başak Cengiz kızımızın muhterem babasına söz verdim, arkasından da İstanbul İl Başkanlığımıza hukukçularımızla davaya müdahil olmaları ve gerekli hukuki desteği vermeleri konusunda talimatımı ilettim.<br />
Katilin hak ettiği cezayı alması için avukatlarımızın girişimiyle masumiyetin ve mazlumiyetin yanında duracağız; merhume kızımızın ve değerli ailesinin haklarını savunmak amacıyla ne gerekiyorsa yapacağız.<br />
Acı bizim acımızdır, hesabını sormak da bizim vazifemizdir.<br />
Başak Cengiz kızımıza, saldırı ve şiddet sonucunda hayatlarını kaybetmiş bütün kadınlarımıza Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, hepimizin başı sağolsun diyorum.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong><br />
<strong>Geçen haftaki grup konuşmamın bir yerinde şunları söylemiştim:</strong><br />
<strong>“Türkiye’nin istikrarsızlık dönemleri, kriz yılları, toplumsal çalkantıları, siyasi bunalımları, ekonomik kıtlıkları, kardeş kavgaları, fren tutmayan kutuplaşma fırtınaları aslında CHP’nin tarihiyle özdeştir. Bir nevi CHP’nin tarihidir.</strong><br />
CHP’yle yüzleşmek demek, Türkiye’nin huzursuzluk devirlerine ayna tutmak demektir.”<br />
Cumhuriyet Halk Partisi’nin son 50 yılının şifreleri çözüldüğünde Türkiye’nin yaşadığı yol kazalarının, yıkıcı sarsıntılarının mahiyet ve muhtevası da anlaşılmış olacaktır.<br />
Darbe dönemlerinden tutun da vesayetçi ve anarşi dayatmalarına kadar CHP’nin olmadığı, bulunmadığı, Türkiye’nin ayaklarına pranga vurmaya azmetmediği yıl neredeyse yoktur.<br />
CHP’nin son 50 yıllık tarihi aynı şekilde huzursuzluğun tarihidir.<br />
Kılıçdaroğlu ve yönetimi bu sisli tarihin mecmuudur, mihrakıdır.<br />
Bizim CHP’ye oy veren kardeşlerimizle bir sorunumuz yoktur, elbette olamayacaktır.<br />
Ancak bizim şuursuz Kılıçdaroğlu ve şaşkın yönetimiyle sorunumuz sonuna kadar vardır ve bu sorunumuzun çözüm adresi 2023 yılı Haziran ayında kurulacak sandıktır.<br />
Kılıçdaroğlu geçen haftaki konuşmamdan sanıyorum etkilenmiş, tahmin ediyorum uykuları kaçmış, bu suretle günah çıkarmak, geçmişiyle yüzleşmek için devreye girmiş.<br />
Biz bunların uykularını kaçırmaya devam edeceğiz.<br />
Biz Türkiye’nin karşısına geçen, milli meseleleri kundaklamak için faal halde bulunan, emperyalizme figüranlık yapan hiç kimseyi rahat bırakmayacağız.<br />
Nefesimizi bunların enselerinde her daim hissettireceğiz.<br />
Kılıçdaroğlu diyor ki, “İktidar değişiyor, korkunç bir enkaz bırakarak gidiyorlar. Farklı topluluklar çok farklı yaralar taşıyor. Onun için artık helalleşme zamanıdır. Benim liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır. Uzun süredir de o yaraları yaratan sistemi değiştirmek için uğraştım. Şimdi ise dışarıya dönme zamanı. Ben bu yaraların kapanması için helallik isteme, helalleşme yolculuğuna çıkıyorum.”</p>
<p><strong>Sayın Kılıçdaroğlu sana güle güle, uğurlar olsun, madem bir yolculuğa çıkıyorsun, o zaman biletini tek yönlü alman gönülden temennimdir.</strong><br />
<strong>Türkiye’de iktidar değişmiyor, değişmesi için bir ortam veya demokratik bir neden bulunmuyor.</strong><br />
<strong>Korkunç bir enkaz falan da görülmüyor, bilakis ülkemiz yükseliş de sınır ve eşik tanımıyor.</strong><br />
<strong>Ama Kılıçdaroğlu’nun şu ifadesi doğrudur, CHP’nin geçmişte ve günümüzde yarattığı derin yaralar vardır.</strong><br />
<strong>Bizim de söylediğimiz budur.</strong><br />
<strong>Kılıçdaroğlu’nun bizim çizgimize gelmesi, itirafçı olması bir gelişmedir.</strong><br />
<strong>Fakat kastettiği derin yaraları Aziz Atatürk’ün üzerine yıkmak için fırsat kolluyorsa, zemin hazırlıyorsa bu fırsatçılığının, bu simsarlığının sonuçları ikazen hatırlatırım ki, çok ağır olacaktır.</strong><br />
Gerçekten de CHP yaradır, yıkımdır, Türkiye düşmanlarının taşeronudur.<br />
Helalleşmeye gelince, Sayın Kılıçdaroğlu, şunu bil ki, hesaplaşmadan helalleşmemiz asla söz konusu olmayacaktır.<br />
CHP yönetimi PKK’yla helalleşmiş, terörle mücadeleye hayır demiştir.<br />
CHP yönetimi, FETÖ’yle helalleşmiş, 15 Temmuz’a tiyatro, masal, düzmece iftirası atmıştır.<br />
CHP yönetimi, şehit bacısına küfredenlerle helalleşmiş, alçaklığı provokasyon maskesiyle örtmeye kalkışmıştır.<br />
CHP yönetimi, HDP’yle helalleşmiş, yüzsüzce ittifak kurmuş, meşru ilan etmiştir.<br />
CHP yönetimi, YPG ile helalleşmiş, kendi vatanlarını koruyan örgüt olduğunu açıklamıştır.<br />
CHP yönetimi terörist Demirtaş’la, Soros’çu Kavala’yla helalleşmiş, cezaevinden çıkarılmalarını istemiştir.<br />
<strong> CHP yönetimi sömürgecilerle helalleşmiş, ne işimiz var Libya’da, ne arıyoruz Suriye’de, ne geziyoruz sınır ötesinde diyerek onlara zeytin dalı uzatmıştır.</strong><br />
<strong>Kılıçdaroğlu helal ile haram arasındaki ince çizgiyi silip atmıştır.</strong><br />
<strong>YPG’li terörist Ferhat Abdi Şahin CHP’yi umut verici bulduğundan dolayı mağara deliklerine davet etmiş, ağırlamak istediğini duyurmuştur.</strong><br />
Ne günlere kaldık? Nelerle sınanıyoruz? Daha neleri yaşayıp göreceğiz?<br />
Kılıçdaroğlu’nu destekleyen, CHP’yi tebrik eden, İP’i beğenen PKK’lı terörist Duran Kalkan da geçen hafta şunları açıklamış:<br />
“Seçimi beklemeyin. Sokağa çıkalım. Erdoğan yönetimi istifaya zorlanmalı. Bu yönetimi çökertmemiz lazım. Muhalefete daha çok destek vermeliyiz. Erdoğan iktidarını indirmeli dıştan destek verilmeli. Hükümeti düşürmek gerekli.”<br />
Terör örgütü elebaşlarını şımartan, pervasızlaştıran CHP’dir, zilletin diğer ortaklarıdır, bunların yörüngesine girip fırıl fırıl döndükleri HDP’dir.<br />
Türkiye’de hainin hukuku değil, milletin hukuku geçerlidir.<br />
Şerefsizliğin hukuku değil, şeref ve namus güvencesi Türk hukuku egemendir.<br />
Helalleşme peşinde koşan Sayın Kılıçdaroğlu, haydi PKK’lı hainlere bir şey söyle de görelim.<br />
“Ne sokağı, kimi indiriyorsunuz, dış destek nedir” diyerek höykür de durduğun yeri öğrenelim.<br />
<strong>CHP’nin kumanda odası ele geçirilmiş, yönetimi işgal edilmiştir.</strong><br />
<strong>Buradan bakınca, PKK’yı HDP’den, HDP’yi CHP’den ayırt etmek imkansız bir hal almıştır. </strong><strong>Sokağa çıkarak iktidarı indirmek için pusuya yatmayı planlayanlara, Türk milleti hiçbir şart altında izin vermeyecektir.</strong><br />
Terörist Duran Kalkan’ın CHP’ye nüfuz etmesi, bu partinin Kandil’den yönetilmeye başlaması ilk önce CHP’ye oy veren kardeşlerime kesif bir hakaret, devamında vatana ve millete karşı da affı imkansız bir suçtur.<br />
İnanıyorum ki, bu Kalkan haininin ineceği günler de çok uzak değildir.<br />
Sayın Kılıçdaroğlu, helalleşmeye geçmeden evvel üzerindeki ambargodan, terör yaptırımlarından, Türkiye düşmanlarının çekim alanından kurtulmayı denersen en doğru şeyi yapmış olursun.<br />
<strong>HDP, PKK’nın bir yüzüyse, CHP de artık diğer yüzüdür.</strong><br />
<strong>Babası Tevfik Fikret’in “Beklerim bir zafer esasen ben, kılıcından ziyade kalbinden” diyerek yurt dışına gönderdiği Haluk 1943’te kendisini tamamıyla Hristiyanlığa vermişti.</strong><br />
<strong>Bize kalırsa, Haluk’un dramı kimliğini ve kişiliğini bulamamış aydın ve siyasetçilerin ortak paydasıdır.</strong><br />
Merhum Cemil Meriç diyordu ki, “Haluk bir cins isimdir, tarihten kaçanların ismi.”<br />
Bugünün Haluk’u Kemal Kılıçdaroğlu ve yakın çalışma ekibinin şahsında tecessüm etmiştir.<br />
CHP dipsiz bir çukurdur ve bunların hakkından Allah’ın izni ve inayetiyle Türk milleti gelecektir.<br />
Kaçsınlar kaçabildikleri kadar, ancak yakalandıkları yerde inşallah hesap vereceklerdir.<br />
Türk milleti ayakların baş, başların da ayak olmasına müsaade etmeyecektir.</p>
<p>Değerli Arkadaşlarım,<br />
Biz onlarca yıldır Turan ülkümüzü seslendirdik.<br />
Bunun bir hayal olmadığını ısrarla, inançla gündeme taşıdık.<br />
Büyük fikir dehamız Merhum Ziya Gökalp’in dediği gibi;<br />
Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan,<br />
Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan.<br />
<strong>Türklük kan ve ırk meselesi değil, bir kültür, bir tarih, bir şuur, bir duruş, bir duyuş, bunlardan mülhem birlikte yaşama mevzudur.</strong><br />
<strong>Türk dedik, ırkçısın dediler.</strong><br />
<strong>Türk dedik, faşist çamuruyla karşılık verdiler.</strong><br />
<strong>Halbuki, ırkçılık bizim mazimizin hiçbir döneminde görülmedi, yaşanmadı.</strong><br />
<strong>Polonya-Belarus sınırında vahim şartlarda bekleyen sığınmacılara “bırakın donarak ölsünler” diyen zorba ve zelil zihniyet ırkçılığın kitabını yazdı.</strong><br />
<strong>Irkçılık 17’inci-18’inci yüzyıl Aydınlanma dönemi keşfiydi.</strong><br />
<strong>Avrupalı filozoflar ilk kez 18’inci yüzyılla beraber insanları ırklara göre ayırmaya başlamışlardı.</strong><br />
İnsanların deri rengine ve kan niteliğine bakarak tasnif edilmesi korkunç çatışmalara, kamplaşmalara, insani felaketlere kapı aralamıştı.<br />
Batı asırlar boyunca çelişkiler içinde bocalamıştı.<br />
“Bütün insanlar eşit yaratılmıştır” ifadesinin Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nde yer almasını sağlayan Thomas Jefferson’un onlarca kölesi bulunuyordu.<br />
Bugün Türk coğrafyası uyanmaktadır.<br />
Türkistan ruhu dirilmektedir.<br />
<strong>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki samimi gayret ve mücadelesi her türlü takdir ve tebrikin üstündedir.</strong><br />
<strong>Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Konseyi 12 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da “Dijital Çağda Yeşil Teknolojiler ve Akıllı Şehirler” temasıyla toplanmıştır.</strong><br />
<strong>Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlık ettiği bu toplantıya; Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Kazakistan Cumhurbaşkanı, Kırgızistan Cumhurbaşkanı, Özbekistan Cumhurbaşkanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanı, Macaristan Başbakanı katılmışlardır.</strong><br />
Bu toplantıda “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi”nin adı “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirilmiş ve sönmeyecek bir meşale yakılmıştır.<br />
Rüyaların gerçeğe dönüşmesi için güçlü adımlar atılmıştır.<br />
12 Kasım Zirvesi’ne katılan bütün cumhurbaşkanlarımıza bu vesileyle müteşekkir olduğumuzu ifade ediyorum.<br />
Merhum Cemil Meriç’in söylediği gibi, ışık doğudan gelmeye, dalga dalga yayılmaya başlamıştır.<br />
İstanbul Zirvesi bu kapsamda bir milat olmuştur.<br />
Türk Dünyası 2040 Vizyonu ise Türk devletlerinin ortak çıkarlarının bulunduğu muhtelif alanlarda geleceğe dönük işbirliğine rehberlik edecek stratejik bir belge olarak kabul edilmiştir.<br />
<strong>  15 Kasım 2021’de kuruluşunun 38’inci yıl dönümünü kutladığımız KKTC’nin önümüzdeki yıl yapılacak zirveye davet edilmesi tam isabet kaydeden bir karar olmuştur. </strong><strong>Türk Dünyası 2040 Vizyonu, üye devletlerin, halklarının ihtiyaç ve isteklerine hizmet etmek için idari kapasitelerini daha da geliştirmeleri adına bireysel ve ortak eylemi yönlendirecektir.</strong><br />
Dört ana ilkeye dayanan vizyon, her üye devleti halihazırda mevcut uluslararası taahhütlerine halel getirmeksizin, milli temelde ve bir grup olarak daha güçlü kılmayı vaat eden stratejik bir yaklaşım sağlamaktadır.<br />
<strong> Türk Devletleri Teşkilatı’nın inşa etmeyi amaçladığı işbirliği, gelişme ve dayanışma alanı, kardeşlik bağıyla kurulan karşılıklı çıkarlar, güven ve saygıya dayanmayı hedeflemektedir. </strong><strong>Daha geniş hedefleri göz önüne alındığında, diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla olumlu etkileşimin bu Teşkilat için kilit bir eylem planı olacağı anlaşılmaktadır.</strong><br />
Milliyetçi Hareket Partisi Türk Devletleri Teşkilatı’nı bütün yüreğiyle desteklemektedir.<br />
Türk dünyası ekseninde yeşeren ümitlerin her alana yayılmasını, kutlu bir dilek gibi milli vicdanda mahfuz tutulan Türk birliğinin bu yüzyıl içinde gerçekleşmesini bütün hissiyatımla diliyorum.</p>
<p><strong>Dilde birlik diyoruz, fikirde birlik diyoruz, işte birlik diyoruz, maya tutarsa irade de birlik kararındayız.</strong><br />
<strong>Birlikte hayır, ayrılıkta hüzün vardır.</strong><br />
<strong>Bir olursak gelecek nesillerimiz tıpkı ahfadımız gibi hür doğar, hürriyet içinde yaşar. </strong><strong>Türk’ü Türk’ten ayıracak ne bir sınır, ne bir engel, ne bir duvar, ne de bir bariyer tanımadık, tanımıyoruz, tanımayacağız.</strong><br />
Hedefimiz Kızılelma’dır, ülkümüz Turan’dır, yeminimiz istiklaldir, gayemiz insanlığın çehresini, coğrafyaların kaderini, medeniyetlerin ana yatağını huzur, istikrar, demokrasi, insana saygı, adil paylaşım, adaletli muameleyle değiştirmektir.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong><br />
<strong>Biz verdiğimiz sözleri unutmadık, çünkü biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.</strong><br />
<strong>Hiçbir vatandaşımızın hayalleriyle oynamayı aklımızdan geçirmedik.</strong><br />
<strong>24 Haziran Seçimlerine giderken hazırlamış olduğumuz Beyannamemizde neyi vaat etmişsek arkasındayız.</strong><br />
Mesela, “Emeklilikte Yaşa Takılan” kardeşlerimizin sorunu bizim sorunumuzdur.<br />
Sayıları 6,3 milyonu bulan bu kardeşlerimizin mağduriyetlerinin telafisi bizim amacımızdır.<br />
Bütçe imkanları doğrultusunda, kademeli geçiş uygulamasını dikkate alarak, geniş bir siyasi uzlaşma kapsamında EYT sorunu TBMM’de çözülerek gündemden tamamıyla çıkarılmalıdır.<br />
Diğer yandan polislerimize, öğretmenlerimize, hemşirelerimize, imamlarımıza, uzman jandarmalarımıza, uzman çavuşlarımıza 3600 ek göstergenin verilmesi maksadıyla hükümete her desteği vereceğiz, her çalışmanın içinde olacağız.<br />
<strong>Biz emeğin ve emekçi kardeşlerimizin her zaman yanındayız.</strong><br />
<strong>Asgari ücretle geçinen yaklaşık 8 milyon kardeşimizin enflasyona ezdirilmemesi, insanca yaşayacakları bir ücret seviyesine çıkarılmaları beklentimizdir.</strong><br />
<strong>Asgari ücret tanımı itibariyle, “İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek” ücrettir.</strong><br />
Şu kış kıyamette insanlarımızın haklı taleplerini karşılamak hepimizin sorumluluğu altındadır.<br />
Aralık ayının ilk haftası toplanacak olan “Asgari Ücret Tespit Komisyonu”nun enflasyonun üzerinde bir zam belirlemesi, ekonomik zorluklara direnen kardeşlerimizin yüreğine su serpmesi Milliyetçi Hareket Partisi’nin samimi çağrısıdır.<br />
<strong>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken hepinizi saygılarımla selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi içtenlikle temenni ediyorum.</strong><br />
<strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2021/11/16/bahceli-tbmm-parti-grubunda-onemli-mesajlar-verdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-MHP Lideri Basında ki Yozlaşmaya Dikkat Çekti.</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2021/03/11/mhp-lideri-basinda-ki-yozlasmaya-dikkat-cekti/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2021/03/11/mhp-lideri-basinda-ki-yozlasmaya-dikkat-cekti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2021 10:30:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli basın]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Lideri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ulkufm.com.tr/?p=2537</guid>

					<description><![CDATA[  Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabı twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, Medyadaki yozlaşmaya karşı gençleri iletişim fakültelerinde görev almalarındaki öneme dikkat çekti. Bahçeli mesajında şu ifadelere yer verdi;  “Medyayı kuşatma altına almış, yabancı ve yozlaşmış ideolojilere saplanmış gazeteci ve yorumculardan Türkiye’yi arındırmak amacıyla, milli ve şuurlu vatansever gençlerimizi üniversite tercihlerinde İletişim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>   Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabı twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, Medyadaki yozlaşmaya karşı gençleri iletişim fakültelerinde görev almalarındaki öneme dikkat çekti.</strong><br />
Bahçeli mesajında şu ifadelere yer verdi;<br />
<strong>  “Medyayı kuşatma altına almış, yabancı ve yozlaşmış ideolojilere saplanmış gazeteci ve yorumculardan Türkiye’yi arındırmak amacıyla, milli ve şuurlu vatansever gençlerimizi üniversite tercihlerinde İletişim Fakültelerini dikkate almalarının milli bir görev olduğuna inanıyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2021/03/11/mhp-lideri-basinda-ki-yozlasmaya-dikkat-cekti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
