<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MHP TBMM Grup toplantısı &#8211; Radyo Ülkü FM 100.1 Konya</title>
	<atom:link href="https://ulkufm.com.tr/tag/mhp-tbmm-grup-toplantisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulkufm.com.tr</link>
	<description>Gönüllerin Radyosu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Jul 2023 09:51:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>
	<item>
		<title>-MHP Lideri Bahçeli; &#8220;Dağ ne kadar yüksek olsa da üstünden bir yol geçecektir.&#8221;</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2023/07/11/8284/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2023/07/11/8284/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jul 2023 09:51:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=8284</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’ncü yıldönümünde milli birlik ve kardeşlik ruhuyla her meselenin üstesinden geliriz, bunu da başarmaya azimli ve muktediriz.” Dedi. Konuşmasında, Cumhur ittifakının önemine değinen Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak milletimizin sesine ses, özlemlerine nefes, hedeflerine de beden olmaya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, “<strong>Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’ncü yıldönümünde milli birlik ve kardeşlik ruhuyla her meselenin üstesinden geliriz, bunu da başarmaya azimli ve muktediriz.”</strong> Dedi.</p>
<p>Konuşmasında, Cumhur ittifakının önemine değinen Bahçeli, <strong>“Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak milletimizin sesine ses, özlemlerine nefes, hedeflerine de beden olmaya her zaman varız ve hazırız. Biz öylesine bir feragat şuuruna sahibiz ki, yeri ve zamanı gelirse dost için ölmesini, düşman için de dirilmesini hamd olsun biliriz.”</strong> Sözleri dikkat çekti.</p>
<p>Geçmişte yaşanan birçok gelişmeden ders alınması gerektiğini belirten Devlet Bahçeli, “Türk siyasetinin, ahlaki ve milli uzlaşma vasatından bir yanda kaçıp diğer yanda korkanların elinde itibar ve irtifa kaybına acıklı şekilde maruz kalmakta olduğunu iddia ettiği konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>“Değerli Milletvekilleri, </strong><strong>Muhterem Misafirler, </strong><strong>Basınımızın Mümtaz Temsilcileri,</strong></p>
<p>Her Salı günü mutat ve muntazam şekilde yaptığımız haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.</p>
<p>Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından takip eden tüm vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda birlik ve dirlik mücadelesi veren tüm kardeşlerimize bu vesileyle selamlarımı iletiyor, en kalbi şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p>Evvela şunu ifade etmeliyim ki, milletimizin her sorunu bizim sorunumuz, bu sorunlara çare ve çözüm bulunacak adres de Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.</p>
<p>Bu kutlu çatı altında demokratik ve dengeli uzlaşma ortamının köklü reformlara refakat edeceğini, aynı şekilde fikirlerin yarışmasına ve somut teklif mahiyeti almasına mihmandarlık yapacağını unutmamak lazımdır.</p>
<p>Merhum vatan şairimiz Namık Kemal’in deyişiyle, <strong><em>“<u>Barika-i Hakikat, Müsademe-i Efkardan Doğacaktır.”</u></em></strong></p>
<p>Bu sözün anlam çizgilerini kazıyarak gün yüzüne çıkardığımızda, esas itibariyle fikirlerin çatışma ve çarpışmasına atıftan ziyade rekabet ve mücadelesiyle hakikat ışığının parlayacağı berrak ölçüde görülecektir.</p>
<p><strong>Bir başka anlatımla ahlaki zeminde fikirlerin rekabeti ortak aklın ihata duvarlarını inşa edecektir.</strong></p>
<p>Tarihin hangi dönemine, hangi perspektif ve görüş açısıyla bakarsanız bakınız, dünyada asıl kuvvetin bir fikri temsil edenler olduğunu görmeniz mukadderdir.</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi de milli iradenin tecelligahı olmakla birlikte Türk milletinin istiklal ve beka fikriyatının tarih, kültür ve demokrasi sacayağında tecessüm etmiş medarı iftiharıdır.</p>
<p>Siyaseti, dağınık çıkarların temininde, çarpık heveslerin tahkiminde, güdük ve hödük emellerin takviyesinde bir vasıta olarak ele alanlar için uzlaşmak tehlikeli bir tavizdir.</p>
<p>Türk siyaseti, ahlaki ve milli uzlaşma vasatından bir yanda kaçıp diğer yanda korkanların elinde itibar ve irtifa kaybına acıklı şekilde maruz kalmaktadır.</p>
<p>Bu kaybın önüne geçmek, bu kaybın zarar ve ziyanlarını telafi etmek sahici ve samimi siyaset yapanların öncelikli vazifesidir.</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Ekim 2023 tarihine kadar çalışmalarına ara vermeden gündemde bulunan kanun tekliflerini sırasıyla kabul ederek milletimizin haklı beklentilerini karşılamak durumundayız.</p>
<p>Özellikle 6 Şubat Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin neden olduğu ekonomik hasarların telafisi için bazı düzenlemeler yapılacaktır.</p>
<p>Bu düzenlemeler can sıkıcı olsa da daha güzel ve gelişmiş bir ülke tablosuna vasıl olmak için dişimizi sabırla sıkmamız işin doğası gereğidir.</p>
<p>Nimet-külfet dengesi adaletle kurularak depremin ağır sonuçları inanıyorum ki en aza indirilecektir.</p>
<p>Bildiğiniz gibi depremin neden olduğu sosyal, toplumsal, sosyolojik ve psikolojik maliyetlerin yanında kabarık ekonomik faturası yaklaşık 104 milyar dolar düzeyindedir.</p>
<p>Devlet deprem bölgesinde seferber olmuştur.</p>
<p>Bütün imkanlar harekete geçirilmiş, mağdur vatandaşlarımıza el uzatılmıştır.</p>
<p>Bunun yanı sıra, depreme karşı güvenli konutların temel atma ve yapım süreçleri tavsamadan ve teklemeden devam etmektedir.</p>
<p>Olağanüstü bu mücadele sürecinin desteklenmesi, depremzede vatandaşlarımızın her türlü ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla 2023 yılı Merkezi Yönetim Bütçesine ilave ödenek eklenmesi söz konusudur.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak, TBMM’de görüşülecek kanun tekliflerini tereddütsüz destekleyeceğimizi, vatanımızın ve milletimizin başta deprem olmak üzere, farklı sebeplerden kaynaklanan akut ihtiyaçlarının karşılanması için yapıcı ve müspet irademizi göstereceğimizi huzurlarınızda açıklamak istiyorum.</p>
<p>Siz değerli milletvekillerinden ricam Genel Kurul çalışmalarına aktif ve eksiksiz şekilde katılmanızdır.</p>
<p>Bu hususta da Grup Başkanvekilleri gerekli takip, dikkat ve özeni hassasiyetle göstereceklerdir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak milletimizin sesine ses, özlemlerine nefes, hedeflerine de beden olmaya her zaman varız ve hazırız.</p>
<p>Biz öylesine bir feragat şuuruna sahibiz ki, yeri ve zamanı gelirse dost için ölmesini, düşman için de dirilmesini hamd olsun biliriz.</p>
<p>Ağzı yalan ve palavra ambarına dönmüş olanlara kulak asmayız.</p>
<p>Tezvirat ve tefrikalarıyla vapur bacası gibi ses çıkaran bedhahlara aldanmayız, hiç de aldırış etmeyiz.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’ncü yıldönümünde milli birlik ve kardeşlik ruhuyla her meselenin üstesinden geliriz, bunu da başarmaya azimli ve muktediriz.</p>
<p>Ekonominin fırtınalı denizlerden güvenli limana yüzerek demirleyeceğine, günün sonunda insanımızın yüksek refah standardına ulaşacağına; yakın vadede kalkınmış, büyümüş, zenginleşmiş, fiyat ve finansal istikrarıyla, gelir ve servet dağılımı adaletini sağlamış bir Türkiye’nin yıldız gibi parlayacağına yürekten inanıyorum.</p>
<p>Hayat pahalılığı kaderimiz değildir.</p>
<p>Kur, faiz ve enflasyondaki oynaklıklar sağlıklı bir yönetim sistemi, güçlü bir iktidar ve millet desteğiyle gündemdeki ağırlığını inşallah kaybedecektir.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi siyasal ve ekonomik istikrarın güvencesidir.</p>
<p>Böylelikle ekonomide huzur ve refah sökün edecektir.</p>
<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 3 Haziran 2023 tarihinde açıklanıp göreve başlayan ikinci dönem Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Türkiye ekonomisinin maruz kaldığı risk ve tehlikeleri en aza çekmek için kolları sıvamıştır.</p>
<p>Biz gelecekten umutluyuz.</p>
<p>Çünkü Türkiye’mizi seviyor, milletimize güveniyoruz.</p>
<p>El ele verdikçe her zorluğu yeneceğimiz kanaatindeyiz.</p>
<p>Demir dağları eriterek hürriyet meşalesi yakan bir milleti, çağlar boyunca zulme demir yumruğu indirmiş bir milleti, en müşkül şartlarda demir ağları örerek makus talihini değiştirmiş bir milleti, demir gibi sert engellerin durduracağını zannetmek izansızlık tuzağı, akıl tutulmasıdır.</p>
<p>Yanılgıların dehlizinde böyle bir gaflete kapılanların önce aklına şaşar, sonra da alınlarını santim santim karışlarız.</p>
<p>Hiçbir vatandaşımızı enflasyona ezdirmeme gayesi taşıyan bir iktidar görevinin başındadır.</p>
<p>Biz de bu gayenin sonuna kadar yanındayız.</p>
<p>Memurlarımıza ve emeklilerimize yapılacak zamların da destekçisiyiz.</p>
<p>Ekonomik şartlar iyileştikçe, ekonomik toparlanma genişledikçe, ümit ediyorum ki memur ve emeklilerimizin maaşları çok daha yüksek düzeylere ulaşacaktır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi işçinin, memurun, esnafın, emeklinin, çiftçinin, sanayici, müteşebbisin,  bakıma muhtaç her insanımızın şartta arkasındadır.</p>
<p>1 Temmuz 2023 itibarıyla tüm kamu görevlilerimizin maaşlarında, ilk 6 aylık enflasyon farkına ek olarak yılın ikinci yarısı için toplu sözleşmeden kaynaklanan oranla toplam yüzde 17,55’lik zam ve seyyanen net 8 bin 77 liralık artış yapılacaktır.</p>
<p>Gönül isterdi ki, bu maaş yükselişi daha fazla olsun.</p>
<p>Ancak bütçe imkanları bellidir, Türkiye ekonomisinin türbülanstan çıkma sürecinin zorlukları ortadadır.</p>
<p>Kamu çalışanlarımızla ilgili gelişmeler böyleyken, sayıları 15,9 milyona ulaşmış emeklilerimize yapılan yüzde 25’lik maaş artışı gördüğümüz kadarıyla makul ve yeterli bulunmamıştır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak açık ve samimi teklifimiz şudur:</p>
<p>İlk olarak, memur maaşlarına ilavesi planlanan 8 bin 77 liralık seyyanen artışın kök ücrete ve aynısıyla emekli maaşlarına yansıtılması beklentimiz ve talebimizdir.</p>
<p>İkinci olarak, Perakende Kanununda haksız rekabeti önleyecek değişiklikler yapılması, SGK üst limiti, gelir vergisi dilimleri ve kıdem tazminatıyla ilgili düzenlemeler işçi ve işveren yararını dikkate alacak şekilde gözden geçirilmelidir.</p>
<p>Enflasyondaki düşüşe eşzamanlı olarak, işçilerimize ve asgari ücretle geçinen kardeşlerimize yapılan iyileştirmelerle beraber memur ve emeklilerimizin maaşlarının artırılması satın alma gücünü nispeten koruyacaktır.</p>
<p>Milletimizin her güzel insanına ne yapsak eksik, ne versek azdır.</p>
<p>Döviz fiyatlarındaki dalgalanmalardan haksız fiyat artışlarıyla istifadeye kalkışan, fiyat etiketlerini güncellemek bahanesiyle acımasızlığa ortak olan, vatandaşımızın kesesine, devletimizin kasasına göz koyan fırsatçılarla da amansız şekilde mücadele edilmelidir.</p>
<p>Hiç kimse ahlaksız bir kazanç hırsının yanlarına kalacağını sanmamalıdır.</p>
<p>Vatandaşlarımızın ekmeğinden aşıranlara kesinlikle göz açtırılmamalıdır.</p>
<p>Harç ve vergilerdeki yeni düzenlemeler karşısında kaşıkla verilip kepçeyle alınıyor diye yaygara koparan müflis siyasetçileri de iyi niyetten yoksun, samimiyetten uzak, ekonominin gerçeklerinden tamamıyla kopuk olduğunu hem not hem de teyit ediyoruz.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türkiye ekonomisi hakkında söyleyeceği pek çok şey vardır ve bunlar temelsiz değildir.</p>
<p>Bu kapsamda parti olarak “<strong><em><u>Ekonomik Büyüme, Sosyal Gelişme ve Milli Bütünleşme”</u></em></strong> temelinde <strong><em><u>“Geleceğin Ekonomi Vizyonu”</u></em></strong>nu 20 uzman ve akademisyenimizin iştirakiyle hazırlayıp kamuoyunun bilgisine sunduğumuz hafıza kaybına uğramamış her insanımızın, her dava arkadaşımızın, konuyla ilgilenen herkesin malumudur.</p>
<p>Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın başucu eseri <strong><em><u>“Üç İstanbul”</u></em></strong> isimli romanında, <strong><em><u>“kazanıp sırıtanlarla kazanamayıp somurtanların”</u></em></strong> Birinci Dünya Savaşı yıllarında ülkenin genel tarifi olduğu yazılıdır.</p>
<p>Romanın bir başka yerinde de şu ifadeler satırlara işlenmiştir:</p>
<p><strong><em><u>“Bizde ihtiyarlamadan zengin olanı dağdan şehre inmiş canavar gibi taşlıyorlardı.”</u></em></strong></p>
<p>Bu ekonomi politik mahiyetli tespitlerin o dönemin hayat gerçeğiyle bağdaşıp bağdaşmadığı başka bir tartışma konusu olsa da, adil bölüşümün ve hakkaniyetli paylaşımın insan ve toplum huzurunun vazgeçilmez bir öğesi olduğunu bir an olsun dikkatlerden kaçırmamak hedef tayin edilmelidir.</p>
<p>Çok yiyenle hiç yemeyen arasındaki uçurum kapanmadan dünya genelinde çatışma ve gerilimlerin eksen kaymasına uğraması neredeyse muhal bir hayaldir.</p>
<p>Bizim için ekonomik hayat, tıpkı merhum Prof.Dr.Sabri Fehmi Ülgener’in isabetle kaydettiği gibi, yalnız verilerin bir araya gelişinden ibaret bir madde dünyası değildir.</p>
<p>Kendine has tavır ve davranışlarıyla özümsenmesi gereken insan gerçeği ekonominin olmazsa olmaz kemer taşıdır.</p>
<p>Bugüne kadar, insanın değerleri ve duygusal eğilimleri tarihin akışına her şeyden daha fazla yön vermiştir.</p>
<p>İnsanı unutan ideolojik ve siyasi akımların ekonomiyle ilgili söyleyecekleri tek bir kelamları yoktur.</p>
<p>Ve insan nasıl teşekkül ettiği muamma olan rasyonel dürtülerle sadece ekonomik çıkarlar peşinde koşan bir varlık da değildir.</p>
<p>Şu doğru soruyu on yıllar evvel Merhum Prof.Dr İdris Küçükömer sormuştur:</p>
<p><strong><em>“Varsayalım ki ekonomi büyüdü, işsizlik azaldı, enflasyon aşağılara çekildi. Bunlar yurdumuz insanının var olma sorununa ışık getirmiş olur mu?”</em></strong></p>
<p>Yani rakam ve oranlar müreffeh ve muzaffer bir zirveden ekonomik aydınlığı müjdelerken bizim için her şey bitmiş, her sorun çözülmüş, her kumpas ve karanlık kampanya son bulmuş olacak mıdır?</p>
<p>Elbette bu sorulara müspet cevap vermekten mazur ve uzağız.</p>
<p>Anadolu coğrafyasını vatan yapmamızın bir bedeli vardır ve bu bedelin sancılarına ebediyete kadar muhatap kalıp mukavemet göstermemiz kaçınılmazdır.</p>
<p>Ne zaman ki, nihai hedefimiz olan İ’la-yi Kelimetullah dünya çapında hasıl ve hakim olur, işte o zaman çağa ve insanlığın çağrısına Müslüman Türk milleti mühür vuracaktır.</p>
<p>Dağ ne kadar yüksek olsa da üstünden bir yol geçecektir.</p>
<p>Her gecenin bir sabahı vardır ve olacaktır.</p>
<p>Bu nedenle hiçbir saldırıya ve sorun kuşatmasına teslimiyetimiz düşünülemeyecektir.</p>
<p>Neo-Liberal tasallutun milli ve manevi ruh kökümüzü sömürmesine, yozlaşmış ve insani mirastan yoksun kalmış ideolojik tazyik ve telkinlerin milli varlığımızı çürütmesine direneceğiz, direneceğiz, direneceğiz ve asla boyun eğmeyeceğiz.</p>
<p>Hani Milliyetçi Hareket Partisi ne yapıyor diye maksatlı şekilde soruyorlar ya, emin olunuz ki, Milliyetçi Hareket Partisi birilerinin hayal ve havsalasının almayacağı işler yapıyor, hayatın ve hadiselerin pasif izleyicisi değil, bizzat inisiyatif üstlenip kendi yatağını kendi açan coşkun nehirler gibi hedefleri doğrultusunda durmaksızın ilerliyor.</p>
<p>Bizim tarih ve kültür imbiğinde damıtılmış bir misyonumuz, bu misyonun omuzlarından yükselerek ufuk ötesini kavrayan kutlu bir ülkümüz, bunları gerçekleştirecek plan, proje, vizyon, irade, inanç, iman ve kadrolarımız vardır; nitekim merak eden, ihtiyaç hisseden olursa da ülkemiz yararına cömertlikle paylaşacağımız açıktır.</p>
<p>Türkiye’nin sorunlarına resmini çekecek gibi hesaplı bir mesafeden bakanlardan değiliz.</p>
<p>Biz Türkiye’nin virane değil kaşane; berhane değil bereket diyarı olmasının yılmaz savunucusuyuz.</p>
<p>Lafla yürüyen bir gemi işletmiyoruz, ipin üzerine çıkıp da cambazlık yapalım demiyoruz.</p>
<p>Bilakis adamlığın hakkını veren, anıtlaşmış ahlakın sembolü olan ülkücü ömürlerin kesintisiz fedakarlıklarıyla, vatan ve millet sevgisiyle dolup taşan her insanımızın alın ve akıl terlerinin mecmuuyla istikbali kucaklamaya anbean hazırlık içindeyiz.</p>
<p>Biz ay yıldızlı al bayrağın gölgesinde üç hilalin hatıra ve haysiyetiyle istikbal ve istiklal muhafızlığı mevkiine erişmiş Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.</p>
<p>Biz tertemiz millet evlatlarının karanlık 15 Temmuz gecesinin ateşle çevrilmiş meydanlarında kurduğu Cumhur İttifakı’yız.</p>
<p>Biz Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine kan ve renk verecek vatan ve millet sevdalısı serdengeçti yürekleriz.</p>
<p>CHP’de çarşı karışmış, İYİ Parti’de sular ısınmış, bizi ne ilgilendirir?</p>
<p>Yüzde 1 oy bile alamayan partiler grup kuruyormuş, bizim ne işimiz olur?</p>
<p>Birbirlerini dolandırıp tek ayaküstünde satıyorlarmış, alan biz değiliz, satan biz değiliz, bizim ne alakamız vardır?</p>
<p>Biz millete bakarız, ne diyor, ne istiyor, varlığını ve devamlılığını nasıl koruyor diye.</p>
<p>Biz devlete bakarız, ne yapıyor, hangi zorluklarla savaşıyor diye.</p>
<p>Biz vatana bakarız, ihtiyaç baş gösterirse belki feda oluruz diye.</p>
<p>Biz al bayrağa bakarız, yan bakan çıkarsa gözünü oyarız diye.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p><strong><em>Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri</em></strong> arasında, 4 Nisan 1949 tarihinde Washington’da imzalanan Kuzey Atlantik Anlaşması yalnızca askeri ve güvenlik boyutuyla değil, siyasi ve ekonomi müktesebatıyla da dünya dinamiklerini birçok cepheden etkilemiştir.</p>
<p>Anlaşmanın 2’nci maddesinde, taraf ülkelerin uluslararası ekonomi politikalarındaki bütün aykırılıkları izaleye çalışacakları vurgulanarak bir yönüyle küresel kapitalizm güvenlik şemsiyesi altına alınmıştır.</p>
<p>74 yıllık mazisi olan NATO Soğuk Savaş’ın iki kutbundan birisini teşkil etmiştir.</p>
<p>Bilindiği üzere, Türkiye’nin Kuzey Atlantik Anlaşmasına Katılım Protokolü 17 Ekim 1951’de Londra’da tanzim edilmiş, mezkur anlaşma ve protokolün kabulüyle ilgili kanun teklifi 18 Şubat 1952 Pazartesi günü TBMM’de onaylanmış, 19 Şubat 1952 tarihli Resmi Gazetede de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>Türkiye’nin NATO’yla ittifak kültürü 71 yıllık gelgitli bir maziye dayanmaktadır.</p>
<p>Ne var ki köprülerin altından çok sular akmıştır.</p>
<p>Ne dünya eski dünyadır, ne de Türkiye 1950’li yılların Türkiye’sidir.</p>
<p>Bir defa bu yalın ve yakın gerçeğin telaffuz sorumluluğu bihakkın omuzlarımızdadır.</p>
<p>Türkiye, NATO hukuku çerçevesinde üstlendiği askeri, stratejik ve siyasi misyonları harfiyen yerine getirirken aynı hakkaniyeti, aynı hassasiyeti maalesef ittifak ortaklarından görmemiştir.</p>
<p>Bugüne kadar hiçbir görevden, hatta hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan Türkiye’nin milli güvenliği hemen hemen her seferinde göz ardı edilmiştir.</p>
<p>Finlandiya’nın katılımıyla NATO üyesi ülkelerin sayısı 31’e çıkmıştır.</p>
<p>Şimdi üyelik peronuna İsveç yanaşmıştır.</p>
<p>Bu ülkenin üyeliğine karşı Türkiye’nin haklı ve meşru itirazları vardır.</p>
<p>İsveç’in terörle arasına mesafe koymaktan ısrarla imtina ettiği malumlarınızdır.</p>
<p>Üstelik İsveç hükümetinin Kur’an-ı Kerim’e yönelik şerefsiz ve vandal saldırıları sürekli alttan aldığı, görmezden geldiği, sıkışınca da durumu kurtarmak için cılız kınama mesajları yayımladığı bilinen bir husustur.</p>
<p>Türkiye dayatmaları sineye çekecek kabile devleti değildir.</p>
<p>NATO’nun açık kapı politikasının maksat ve mahiyeti de milli bekamızdan, egemenlik haklarımızdan, iç ve dış güvenlik mülahazalarından daha mühim, daha öncelikli olamayacaktır.</p>
<p><u>Geldiğimiz bu aşamada cevabını aradığımız sarsıcı soru şudur:</u></p>
<p>Milli varlığımızı doğrudan tehdit eden kanlı terör örgütlerine kucak açan, bunların terörist devşirmesine ve haraç toplamasına kendi başkentinde göz yuman mahut ülkeyle bir güvenlik mimarisinin bünyesinde nasıl buluşacağız? Böylesi bir acizliğe nasıl göz yumacağız? Bunu nasıl hazmedeceğiz?</p>
<p>Sadece ABD istedi diye, F-16’yla ilgili parmak sallanıyor diye zillete tamam mı diyeceğiz?</p>
<p>İsveç, PKK’nın Avrupa’daki mağarasıdır.</p>
<p>Kandil Dağı neyse Stockholm aynısıdır.</p>
<p>İsveç hükümeti bugüne kadarki köhne ve kötürüm politikalarından 180 derece dönüş yaparsa, bu çerçevede bir ıslah ve terbiye hali müşahhas ölçülerde görülürse, bizim diyeceğimiz bir şey yoktur, nitekim karar Sayın Cumhurbaşkanımızındır.</p>
<p>Kaldı ki, İsveç askeri unsurları fiilen NATO operasyonlarına dahil olmaktadır.</p>
<p>26 üyesi NATO ülkesi olan Avrupa Savunma Birliği içinde İsveç de yer almaktadır.</p>
<p>İsveç’in dolaylı yollardan NATO korumasına alındığı, ABD’nin Avrupa’daki ana üstlerinden birisi olduğu meydandadır.</p>
<p>19 Haziran 2023 tarihinde ABD’ye ait 2 adet B-1B Lancer uzun menzilli stratejik bombardıman uçağının İsveç’e konuşlanması tesadüf değildir.</p>
<p>Kuşkusuz NATO’nun da Türkiye’nin ahlaki ve hukuki tezlerini, milli güvenliğiyle ilgili duyarlılık ve taleplerini gözetmesi ihmali ve inkarı olmayan bir sorumluluğudur.</p>
<p>Bir defa ABD başta olmak üzere, NATO üyesi bazı ülkelerin PKK/YPG’yle irtibat ve ilişkileri kabul ve izah edilemez boyutlardadır.</p>
<p>ABD’li yetkililerin, PKK/YPG terör örgütüyle <em><u>“taktiksel ve dönemsel ittifak”</u></em> içinde olduklarını açıklamaları kaygı ve utanç verici bir ilkellik, NATO ittifak ahlakına şirret bir suikasttır.</p>
<p>ABD, terör örgütüyle ittifak halindeyse, Türkiye’yle yaptığı ve kurduğu ittifaka ne diyeceğiz? Bunu nasıl ifade edeceğiz?</p>
<p>Bu yaman çelişki NATO’nun itibar ve inandırıcılığını, ABD’nin dostluk ve müttefiklik iradesini yıllar içinde aşındırmıştır.</p>
<p>Biz, gündüz şapkalı gece külahlı ne dost istiyoruz, ne de ittifak ortağı arıyoruz.</p>
<p>Müttefik olacaksak mertçe olalım, adam gibi olalım, karşılıklı hak ve çıkarlara sonuna kadar da saygılı olalım.</p>
<p>12 Eylül’de söylenen “bizim çocuklar başardı” itirafını unutmadık.</p>
<p>15 Temmuz gecesi tepemizde uçuşan NATO uçak ve helikopterlerini, bunları kullanan alçak ve ahlaksızları unutmadık.</p>
<p>Türkiye’yi içeriden çökertmek, milli bağları çözmek, devlet ve millet varlığını çürütmek için NATO oyunlarını ve küresel emperyalizmin komplolarını asla hatırımızdan çıkarmadık.</p>
<p>15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan vahşet ve ihanetin henüz NATO namına kuşkulu ve tartışmalı pek çok noktası olduğunu da biliyor ve gerilen sinirlerimizle yumruğumuzu sıkıyoruz.</p>
<p>FETÖ’cü alçaklar, Fransa’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin önünde miting yaparken NATO müttefiklerimizden gık çıkmadı.</p>
<p>Teröristbaşı Gülen’in Pensilvanya’dan yaka paça alınıp ülkemize iadesi bugüne kadar bir türlü gerçekleşmedi.</p>
<p>Hala FETÖ’nün kripto damarının siyaset, bürokrasi, eğitim, ekonomi, medya ve diğer alanlarda dip dalga halinde faaliyet içinde olduğunu bilmeyen, duymayan, görmeyen kalmadı.</p>
<p>FETÖ’yü başımıza bela eden azgınlaşmış Türk ve İslam düşmanlarıdır.</p>
<p>Aynısını PKK/YPG için de söylemek mümkün ve mutlaktır.</p>
<p>Bizim nezdimizde PKK neyse FETÖ odur.</p>
<p>Ve bu iki hunhar terör örgütünün acımadan, gözünün yaşına bakmadan kökü kazınmalıdır.</p>
<p>Gerekirse NATO üyesi bir kısım ülkeyle yüzleşmek, hesaplaşmak, sayfaları ıstırapla damgalanmış kara kaplı defterleri açmak kaçınılmaz bir mecburiyet olarak gündeme gelebilecektir.</p>
<p>15 Temmuz 2016’da vatan kurtarılmıştır.</p>
<p>15 Temmuz 2016’da devlet kurtarılmıştır.</p>
<p>15 Temmuz 2016’da mukaddesat kurtarılmıştır.</p>
<p>15 Temmuz 2016’da işgal ve istila hevesleri hainlerin ve haşhaşilerin kursağında bırakılmıştır.</p>
<p>NATO heyecanlı bir futbol müsabakasını seyreder gibi ihaneti seyretmiş, hatta zemin hazırlamıştır.</p>
<p>Bizim NATO’ya bakışımız bellidir.</p>
<p>Esasen hiç değişmemiştir.</p>
<p>Dünya’nın NATO’dan ve ABD’den ibaret olmadığı bilinmelidir.</p>
<p>Fakat Türkiye’nin stratejik tercih ve kararlarının da arkasında duracağımızı, Litvanya zirvesini tek yürek halinde takip edip ülkemizin çıkarları neyi gerektiriyorsa onun yanında olacağımızı üstüne basa basa ifade ediyorum.</p>
<p>15 Temmuz 2016’da asrın yüzüne kahramanlık ve fedakarlık mesajını kanlarıyla, canlarıyla haykıran, içinden geçtiğimiz dönemde terörle mücadele esnasında kara toprağa düşen aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle, hürmetle yad ediyor, gazilerimize uzun ömürler diliyorum.</p>
<p><u> </u></p>
<p><u>Merhum Hüseyin Nihal Atsız’ın dediği üzere;</u></p>
<p><strong><em>Gerilir zorlu bir yay,</em></strong></p>
<p><strong><em>Oku fırlatmak için;</em></strong></p>
<p><strong><em>Gece gökte doğar ay,</em></strong></p>
<p><strong><em>Yükselip batmak için.</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>İnsan büyür beşikte,</em></strong></p>
<p><strong><em>Mezarda yatmak için,</em></strong></p>
<p><strong><em>Ve kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için.</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birinci beş yıllık dönemi başarılarla geçmiş, iç ve dış cepheye yığınak yapan menfur ve muhasım çevreler zehirlerini akıtacak açık kapı-pencere bulamamıştır.</p>
<p>Geride kalan beş yıllık sürede, onca zorluğa, onca kumpasa rağmen milli ve manevi alanlarda farklı bir anlatımla ve adeta Türk Rönesans’ı yaşanmıştır.</p>
<p>Tarih gözlerini açmış, coğrafya tuğu kaldırmıştır.</p>
<p>Uzun yıllar geçmişine küsen, bazen utanan, bazen de yok sayan sefil ve temelsiz bir anlayışın komplekslerine şahit olduk.</p>
<p>Cumhuriyet Türkiye’si ile Osmanlı İmparatorluğu’nu dengelenmesi imkansız iki ayrı kefeye, kavuşması hayal mahsulü olan iki ayrı kutba yerleştirenler Türkiye’ye çok büyük kötülük yaptılar.</p>
<p>Sanki Türk tarihinde koskoca 624 yılı çekip çıkardılar, mankurtluğu çağdaşlık ve modernlik olarak tanımladılar.</p>
<p>Halbuki iyisiyle kötüsüyle, zaferiyle yenilgisiyle, yükselişiyle gerilemesiyle tarih bizim tarihimizdi.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nu utana sıkıla, kimi zaman da yok sayarak anlatanlar deyim yerindeyse tarihimize kefen biçip musalla taşına yatırmak istediler.</p>
<p>En namussuz sözleri en namuslu yüzle söyleyenlerin elinde Türk tarihi; milli vakarın ve ibret alınması gereken vakaların hazinesi değil, menfaatperestlerin ve sömürülmüş merd-i Kıptilerin oyuncağı haline geldi.</p>
<p>Mete Han’dan Bilge Kağan’a, Selçuk Bey’den Osman Gazi’ye, Fatih’ten Kanuni’ye, 2.Abdülhamit’ten Mustafa Kemal’e kadar tarih yazanlar, tarihi yapanlar, tarihe nal sesi dinletenler, kılıçların parlaklığıyla cihanı aydınlatanların hepsi Türk’tü, hülasa bizdik, ta kendimizdik.</p>
<p>Geçmişe sövmenin, töremizi, gelenek ve göreneklerimizi silip atmanın geçer akçe sayıldığı tahrik ve tahrip yüklü hazin dönemlere şahit olduk.</p>
<p>Yeri geldi zembereği sökülmüş saat gibi, yeri geldi dümeni kırık metruk tekne gibi, yeri geldi yatağına ve karışacağı ummana küsmüş ırmaklar gibi olduk.</p>
<p>Bizi tarihimizden koparmak istediler, çünkü tekerrür etmesinden korkuyorlardı.</p>
<p>Bizi ecdadımıza hasım etmek istediler, çünkü Türk milletinin sinesinden yeni kahramanların çıkmasından ödleri patlıyordu.</p>
<p>Hürriyet, uhuvvet ve müsavat çığlıklarıyla 2’nci Abdülhamit’i istibdatla özdeşleştirip tarih yapraklarımızdan 33 seneyi kopardılar.</p>
<p>Sömürgeciler arkeoloji diplomasiyle İmparatorluğumuzun ruhunu çalarken, içimizdeki mandacı, teslimiyetçi ve yabancı hayranları tarihte husumet kazısıyla dünümüzü işbirlikçiliğin değirmeninde öğütmeye kalkıştılar.</p>
<p>Yaşanan yaşandı, hepsi de ibret levhası gibi gözümüzün önüne tıpkı bir perde gibi gerildi.</p>
<p>Tarihiyle barışık olmayan bir milletin gelecek hedefleri olamaz.</p>
<p>Türkiye’nin bölgesel ve küresel güç olma süreci, köklü tarihi referanslara dayanmaktadır.</p>
<p>Tarihsel etki alanlarımız jeopolitik hesaplaşmaların ağırlık merkezidir.</p>
<p>Tarih boyunca su uyusa da düşmanın uyuduğu görülmemiştir.</p>
<p>Emperyalizmin kilit aktörleri, bin yıllık bir nefretle Türk’ü önce Avrupa’dan atmaya, sonra doğu ve güney vilayetlerinden koparmaya, hitamında da Anadolu’da küçük bir havzaya sıkıştırıp orada imha etmeye niyetlendiler.</p>
<p>Bir zamanlar hâkimiyetimizde olan coğrafyaların sınırlarını masa başında cetvelle çizip ecdadımıza silah zoruyla ve tehdit yoluyla dayattılar.</p>
<p>Bugün ne yaşıyorsak, neyle mücadele edip sınanıyorsak, biliniz ki, Birinci Dünya Savaşı’yla ilişkilidir.</p>
<p>Ve bu savaş henüz bitmemiştir.</p>
<p>Bugünün ve geleceğin sorunları 1914-1918 arasındaki yılların dünyasında mahfuzdur.</p>
<p>Kan revan içindeki Ortadoğu 100 yıllık kanlı ve kahredici bir yanlışın mahkumudur.</p>
<p>19 Ağustos 1914’de Sofya’da çıkan Hoydan Ermeni Gazetesindeki şu manşet her şeyin özetidir.</p>
<p>Bu manşet diyordu ki: <strong><em>“Dünya Türk denen musibetten kurtulmalıdır.”</em></strong></p>
<p>Her şeyin özü ve özeti bu cinnet ve cinayet halinde temerküz etmiştir.</p>
<p>Biz de diyoruz ki, Dünya’dan Türk’ü çekip çıkarın geriye yalnızca boş bir küre, boşuna dönen bir gezegen kalacaktır.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması ve paylaşılması için sömürgeci güçler 1913-1917 arasında 5 gizli anlaşma yapmışlardı.</p>
<p>Hasta adamın başına yedi düvel üşüşmüştü.</p>
<p>Çok şükür hasta adam dediklerinin korku tanımayan ahvadı artık zulme ve zulmete kök söktürmekte, Dünya’ya Türk milletinin varlığını gururla tebliğ etmektedir.</p>
<p>Unutmayalım ki, hem İmparatorluğumuza hem de Cumhuriyetimize keyfi dayatmaların son siperi, son kalesi, son direnci çok sağlam ve haklı bir belge olan Misak-ı Milli’dir.</p>
<p>Misak-ı Milli’yi kabul eden Meclisi Mebusan’dır.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyet’i Osmanlı İmparatorluğu’nun varisi ve devamıdır.</p>
<p>Bir plan mucibince, Cumhuriyetle Osmanlı arasına mayın döşeyenler, Mustafa Kemal’le 2’nci Abdülhamit arasında nifak ve düşmanlık üretenler devşirilmiş haçlı tortuları ve torunlarıdır.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti ne kadar bizimse Osmanlı İmparatorluğu da o kadar bizimdir.</p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne kadar milli ve tarihi bir kahramanımızsa Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm padişahları da o kadar milli ve kahramandır.</p>
<p>Gelecek ülkülerinde kenetlenmek, milli birlik ve dayanışma ruhunu canlı tutmak, bugünkü sorunları aşmak tarih ve coğrafyamızla barışmanın yegane ön şartıdır.</p>
<p>Fesle kalpak ihtilafı yok hükmündedir.</p>
<p>Bizim dileğimiz tarihçilerimizin konunun üzerine dikkatle eğilmeleri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ikinci döneminde amaçladığımız her alandaki uzlaşma arzusuyla birlikte tarihimizle de her yönüyle barışma, buluşma ve kucaklaşma ikliminin gecikmeksizin tezahür etmesidir.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>28’nci Dönem TBMM’nin 1’nci Yasama Yılının son grup toplantısını kapatmadan evvel, hepinizin yaz ayları süresince seçim çevrelerinizde vatandaşlarımızla iç içe olmanızı, gönül ziyaretleri yapmanızı istiyorum.</p>
<p>Bunu da yakından takip edeceğimi özellikle bilmenizde fayda addediyorum.</p>
<p>Partimizin ve Cumhur İttifakı’nın siyasi mesaj ve hedeflerini sade, samimi ve selis bir dille anlatmanızı hassaten rica ediyorum.</p>
<p>Hepinize şimdiden başarılar diliyorum.</p>
<p>Ayrıca yurdumuzun farklı bölgelerinde yaşanan ve birçok ilimizi tesir altına alan sel felaketi sebebiyle vefat eden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmetler, bölge insanlarımıza da geçmiş olsun niyazlarımı bildiriyorum.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken hepinizi saygılarımla selamlıyor, Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2023/07/11/8284/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-14 Mayıs’ta yeni bir demokrasi zaferiyle Türk ve Türkiye Yüzyılının parlak sayfası Allah’ın izniyle açılacaktır.</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2023/03/08/14-mayista-yeni-bir-demokrasi-zaferiyle-turk-ve-turkiye-yuzyilinin-parlak-sayfasi-allahin-izniyle-acilacaktir/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2023/03/08/14-mayista-yeni-bir-demokrasi-zaferiyle-turk-ve-turkiye-yuzyilinin-parlak-sayfasi-allahin-izniyle-acilacaktir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 08:39:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Parti Grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=8147</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı toplantıda,  İP başkanı Meral Akşener’in çelişkili hamlelerine karşı; “Kazanamaz dediği Cumhurbaşkanı adayının dönüp dolaşıp yanında hizalanmak ilkesizliğin daniskası değildir de nedir?” eleştirisinde bulundu. Konuşmasında muhalefet partilerinin tutumuna değinen MHP Lideri Devlet Bahçeli; “Fikri ve siyasi namusu ortalığa saçılmış olan siyasetçilerin ilkeli ve irade [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı toplantıda,  İP başkanı Meral Akşener’in çelişkili hamlelerine karşı; <strong>“Kazanamaz dediği Cumhurbaşkanı adayının dönüp dolaşıp yanında hizalanmak ilkesizliğin daniskası değildir de nedir?”</strong> eleştirisinde bulundu.</p>
<p>Konuşmasında muhalefet partilerinin tutumuna değinen MHP Lideri Devlet Bahçeli;<strong> “Fikri ve siyasi namusu ortalığa saçılmış olan siyasetçilerin ilkeli ve irade sahibi olması muhal bir hayalden ibarettir. Bunlar aynı zamanda demokrasinin ve milli iradenin karşıtıdır, karşı siperidir.”</strong> Dedi.</p>
<p>Her zaman olduğu gibi önemli açıklamalar yaparak gündeme dair  mesajlar veren Bahçeli konuşmasında şu ifadeler eyer verdi;</p>
<p><strong>“Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p><strong>Muhterem Misafirler,</strong></p>
<p><strong>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</strong></p>
<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başarılı ve huzurlu bir hafta geçirmenizi diliyorum.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyorum.</p>
<p>Türkiye’miz son bir asrın en büyük felaketine maruz kalmış olsa da, insanüstü nitelikli mukavemet ve mücadele kanalıyla yaralar sarılmakta, hayranlık uyandıran dayanışma ve yardımlaşma hasleti sahnelenmektedir.</p>
<p>Acımız ve kaybımız ne kadar fazla olursa olsun, onları hazmedecek ve hafifletecek maşeri ve manevi vicdan Allah’a şükür ayaktadır.</p>
<p>Devlet milletiyle bir ve beraber olmuş, felaketin derin izleri silinmeye, mağduriyetlerin geniş etkisi giderilmeye hızlı bir şekilde başlanmış, hatta şu ana kadar da çok ciddi mesafeler alınmıştır.</p>
<p><strong><em><u>“Yeni Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Hayat”</u></em></strong> sacayağında umutlar dirilmiştir.</p>
<p>Bununla da kalmamış ufkumuza çöken kara bulutlar dağıtılmış, kabus senaryoları berhava edilmiştir.</p>
<p>Bizim anlayışımızda, kardeşlik ve kaderdaşlık ortak paydasında insan insana candır, kandır, dayanaktır, hayattır.</p>
<p>Derdi de, sevinci de özden paylaşmak civanmert bir asalettir.</p>
<p>Bir aydır her insanımızın kalbi deprem bölgesinde atmaktadır.</p>
<p>85 milyon Türk vatandaşı aynı duygu ve duyarlılık mihverinde kenetlenmiştir.</p>
<p>Zafer dönemleri kadar hüzün ve hüsran dönemleri de millet olma şuurumuzu çelik ve çevik bir kıvama yükseltmektedir.</p>
<p>Nitekim bugüne kadarki milli ve tarihi tecrübeler buna işaret etmektedir.</p>
<p>Hiçbir mazlum insanımızı darda ve zorda bırakmama iradesi siyasetimize hâkimdir.</p>
<p>Viranelerin içinden cennet bahçesi çıkarmak, çökmüş yuvaların yerine daha güzelini ve güvenlisini yapmak bizim en temel gündemimizdir.</p>
<p>Bu hedeften asla taviz vermeyeceğiz.</p>
<p>Bu hedefin gerisine kesinlikle düşmeyeceğiz.</p>
<p>Siyaseti fitne kumkumasına, çadır tiyatrosuna, kavga ve kutuplaşma arenasına çeviren fırıldakların, U dönüşleriyle meşhur devşirmelerin tertiplerine itibar etmeyeceğiz, nahoş tezgahlarına gelmeyeceğiz.</p>
<p>Cumhur İttifakı olarak sağa sola bakmadan, şuna buna aldırmadan adanmış yüreğimizle Türkiye’ye ve Türk milletine hizmet edeceğiz.</p>
<p>Başkaları gevezelik yapacak, gerzeklikte sınır tanımayacak; biz yüksek bir gayeye ulaşmak için tüm gayretimizle çalışacağız.</p>
<p>Başkaları dedikodu çarkına kapılacak, densizlikte rekorlar kıracak; biz dağları aşacağız, suları taşıracağız, ümitleri canlandıracağız.</p>
<p>Başkaları polemik batağında debelenecek, kaos ve kriz pozunda buluşacak; biz huzur, barış ve kardeşliğin manifestosunu yazacağız.</p>
<p>Fikir kubbemiz merhum Ziya Gökalp’e göre, <strong><em>vatan</em>,<em> uğruna hayatlar feda olunan mukaddes bir ülkedir.</em></strong></p>
<p>Büyük felaketler zamanında genelin ruhundan milli şahsiyetin doğacağını söyleyen ve bu şahsiyete sahip olanların adeta kendinden geçip milletin istiklaliyle ve istikbaliyle yoğurulacağını açıklayan da merhum Gökalp’tir.</p>
<p>İşte bunun apaçık delilini, Kahramanmaraş depreminden sonra yükselişe geçen mefkûre seviyesindeki davranış ve dayanışma ahlakında görmek mümkündür.</p>
<p>Ebediyete uğurladığımız vatandaşlarımızın geride bıraktıkları anılarını, hatıralarını ve emanetlerini titizlikle muhafaza etmeye, onları yaşatmaya son derece kararlıyız.</p>
<p>Zorlukları yeneceğiz, engelleri aşacağız.</p>
<p>Denizi geçtik, derede boğulmayacağız.</p>
<p>Millet gönlünü açmış, devlet kanatlarını aralamış, bu kapsamda depremden zarar gören insanlarımıza samimi ve sıcak bir hissiyatla sahip çıkılmış, aynı şekilde şefkat, merhamet ve cömertlik pınarları çağlamış coşmuştur.</p>
<p>Düşünce hayatımızın dev isimlerinden birisi olan Yusuf Has Hacib Kudatgu Bilig’de diyor ki:</p>
<p><strong><em>“Başkalarına yararlı olmayan ölü gibidir,</em></strong></p>
<p><strong><em>Yararlı ol, ölü olma ey yiğit.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Kime devlet gelirse güçlü olur onun eli,</em></strong></p>
<p><strong><em>Bütün eğrisi doğru, sözü olur bilgi.”</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>İnancımız ve itikadımız odur ki, insanın en hayırlısı yine insana faydalı olandır.</p>
<p>Devletimiz bütün kapasite ve kabiliyetiyle depremden ağır yara alan insanlarımızın yanındadır.</p>
<p>Kahramanmaraş merkezli doğal felakette 46 bin 104 vatandaşımız maalesef hayatını kaybetmiş, 115 bin vatandaşımız da yaralanmıştır.</p>
<p>Niyazım, vefat eden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’ın rahmetiyle ve merhametiyle muamele etmesidir.</p>
<p>Bir başka niyazım da, tedavi gören vatandaşlarımızın bir an evvel şifa bulması, normal hayatlarına dönmeleridir.</p>
<p>Deprem bölgesinde iş makineleri geceli gündüzlü faal haldedir.</p>
<p>Hasarlı binalar yenilerinin yapılması amacıyla yıkılmaktadır.</p>
<p>Önümüzdeki kısa sürede 405 bin afet konutuyla birlikte 83 bin köy evinin inşa edileceği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Yerleşim yerlerinin ovalardan dağlara doğru kaydırılması öngörülmektedir.</p>
<p>Depremden etkilenen 11 ilimizin her birinin tarihi, coğrafi ve kültürel dokusuna uygun özel master planları hazırlanmaktadır.</p>
<p>Yeni yapılacak konutların güvenli şehir üçgeni çerçevesinde zemin artı 3 veya 4 katı geçmeyeceği açıklanmıştır.</p>
<p>Bu durum isabetli ve kayda değer bir gelişmedir.</p>
<p>3 Mart 2023 Cuma günü, Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesinde düzenlenen; jeoloji, sismoloji, şehircilik, inşaat, mimarlık ve sosyoloji gibi alanlarda uzman ve bilim insanlarının da katıldığı Ulusal Risk Kalkanı Toplantısı bize göre çok hayırlı bir adım, gelecek için umut verici bir atılımdır.</p>
<p>Her neviden risk ve tehditlere kalkan olacak munzam ve mutlak bir iradenin devlet politikası haline gelmesi son yüzyıllık tarihimizde ilk kez ortaya çıkan stratejik mahiyetli bir karardır.</p>
<p>Deprem başta olmak üzere; sel, yangın, heyelan, kuraklık, salgın hastalıklar, terör, sığınmacı sorunu ve ekonomik krizler gibi ülkemizin karşı karşıya olduğu yakın tehlikelerin bütüncül bir anlayışla afet kavramı altında toplanacak olması çok doğru bir karardır. Ve desteğimiz tamdır.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki 9 politika kuruluna 10’uncusu olarak <em>‘Afet Yönetimi Politikalar Kurulu’</em>nun eklenme tercihi de takdirle karşıladığımız siyasi, idari ve stratejik bir vizyonun mahsulüdür.</p>
<p>Kurulların ve kurumların ilgili bakanlıklarla eşgüdüm halinde çalışması muhtemel felaketlere karşı direnci ve işbirliğini doğal olarak güçlendirecektir.</p>
<p>Deprem riskine ve yapılacak zemin etütlerine göre şehirleşmenin, bu alandaki dönüşüm çabalarının önemi tartışma götürmez bir ihtiyaçtır.</p>
<p>Her şeyden evvel deprem gerçeğini kabul ederek buna karşı her anlamda kalıcı ve köklü tedbirler geliştirmek, dayanıklı binalar inşa etmek bundan sonra vazgeçilmeyecek bir hedefimizdir.</p>
<p>Şu ana kadar yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı 230 bin binada 645 bin bağımsız bölümün tespit edildiği dikkatle tefrik edildiğinde önümüzdeki kısa sürede yapılması gereken çok iş olduğu görülecektir.</p>
<p>Cumhur İttifakı bu yükün, bu enkazın, bu hasarın, bu yıkımın altından kalkmaya, yeni bir hayatı kurmaya mahir ve muktedirdir.</p>
<p>İnsan odaklı siyasetimizle her vatandaşımızın elinden tutup kutlu ve mutlu bir geleceğe taşıma amacımız hiçbir müflis siyaset anlayışıyla mukayese edilemeyecek kadar zinde ve zirvededir.</p>
<p>Bizim sevdamız Türkiye’dir.</p>
<p>Bizim mensubiyet onurumuz Türk milletidir.</p>
<p>Vakit kaybedemeyiz, çer çöple meşgul olamayız.</p>
<p>Önce ülkem diyoruz.</p>
<p>Aziz milletim sıra sende diyerek sesleniyoruz.</p>
<p>Tatbik ve temin edeceğimiz siyasetimizi seçim gününe kadar depremde hayatlarını kaybetmiş insanlarımızın ruhlarını muazzep etmeyecek ölçüde kılı kırk yararak ifa edeceğiz.</p>
<p>Çok dikkatli, temkinli, sorumlu, hassas, teenni içinde ve soğukkanlılıkla hareket edeceğiz.</p>
<p>Derin acılar yüreklerimizi kaplamışken seçim müziği kullanmayacağız, kuşkusuz taşkın heyecanlara prim vermeyeceğiz, sağduyumuzu her şartta koruyacağız.</p>
<p>Yapıcı, destekleyici, ön açıcı ve pozitif gündemli siyasetimizi her zaman olduğu gibi ülke geneline yansıtacağız.</p>
<p>Milletimizle her an ve her alanda iç içe olacağız, birebir temas ve ziyaretlerimizle partimizi ve Cumhur İttifakı’nı tüm yurt sathında anlatmaya devam edeceğiz, adayımız belli kararımız net diyeceğiz.</p>
<p>Felaketin kanamasını faziletli güç birliğiyle dindireceğiz.</p>
<p>Önemle ve özellikle hatırlatmak isterim ki, milliyetçilik yalnızca gözyaşından ibaret bir duygu seli, sadece heyecanla söylenen bir nutuk, coşkuyla dinlenen bir marş değildir, bu kalıp ve kapsamda da olmamalıdır.</p>
<p>Milliyetçiliğe asıl anlamını veren; ideal ile gerçeğin, imkân ile mümkünün, olmuş ile olanın, akıl ile inancın mantık ve makulde buluşturulmasıdır.</p>
<p>Bizim siyasetimizin ve siyasi hedeflerimizin uygulama alanı evvelemirde Türkiye&#8217;dir.</p>
<p>Pergelin sabit ucu başkent Ankara’ya tutunmuş, hareketli ucuyla da 360 derecelik bir görüş ve münasebet ağı teşekkül etmiştir.</p>
<p>Türk-İslam coğrafyalarına bakışımızın ve kavrayışımızın ağırlık merkezi Türkiye’dir.</p>
<p>Ülkemiz güçlü olmadığı ve insanlarımız ileri hayat seviyesine ulaşamadığı takdirde ülkülerimizin hayalden öteye geçme şansı yoktur.</p>
<p>Geçmişte bahsettiğim gibi, Milliyetçi Hareket Partisi&#8217;nin siyaset anlayışının öznesi insan, nesnesi devlet, yüklemi demokrasi, cümlesi ise millettir.</p>
<p><u>Bunun anlamı şudur:</u></p>
<p>Biz, insanı merkeze alarak, yine insan için yola çıkmış,</p>
<p>Devleti, insan için bir haysiyet, hizmet ve hükümranlık aracı gören,</p>
<p>İnsan-millet,  insan-devlet ilişkilerini demokrasi ile sağlamayı amaçlamış,</p>
<p>Ve bunların tamamının yalnızca millet içinde anlam bulacağına inanan kutlu bir davanın, 54 yıllık bir siyasetin mensuplarıyız.</p>
<p>Bizim başkaları gibi devletle, cumhuriyetle, milletle, ortak değerlerle ve demokrasiyle hiçbir devirde sorunumuz olmamıştır, olmayacaktır, olması da beklenmemelidir.</p>
<p>Bize göre, bunlardan birini diğerine tercih ederek yapılacak siyaset eksiktir, kusurludur, batıldır ve sakattır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi, kendisini millet üstü görenlerin dayatmaları karşısında her zaman milletinin yanında yer almıştır.</p>
<p>Millet ne diyorsa fikrimiz ve fiilimiz odur.</p>
<p>Devletin bütünlüğü ile temel değerlerine yönelik yoğun tehlikeler baş gösterdiği her dönem ve şartlarda, devletin nasıl korunması gerektiğini dosta da düşmana da gösteren Milliyetçi-Ülkücü Hareket’tir.</p>
<p>Bu hususta hiç kimseye rüştümüzü ispat etmeye merakımız yoktur.</p>
<p>Buradan açık yürekle, tam bir inançla ifade ediyorum ki, Milliyetçi Hareket Partisi milletimiz için öngördüğü tehlikeler karşısında geçmişte olduğu gibi, bugün de, yarın da sonuna kadar direnecek, yeri gelirse her bedeli ödemeye hazır olacaktır.</p>
<p>Bu vatan çaresiz ve sahipsiz değildir.</p>
<p>Bu devlet önüne gelenin sövüp sayacağı, kırıp dökeceği, yakıp yıkacağı sömürge bakiyesi değildir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı devlet vakarının, millet varlığının boyun eğmeyecek bayraktarıdır.</p>
<p>Bilinmelidir ki, Cumhur İttifakı yalnızca bir seçim ittifakı değildir.</p>
<p>Türkiye’yi hedef alan iç ve dış husumet cephesine karşı milli, ahlaki ve tarihi bir birlikteliğin unvanıdır.</p>
<p>İttifakımızda parti çıkarları değil, Türkiye’nin çıkarları esastır.</p>
<p>Duruşumuz Türk milletinin asırlar içinde teşekkül ve tezahür eden muhteşem duruşuyla bir ve aynıdır.</p>
<p>Kararlılığımız, işbirliğimiz ve ittifak kültürümüz; Türkiye’yi bölgesel güç ve lider ülke yapacak 2023 hedeflerini gerçekleştirmenin yanı sıra, İ’la-yı Kelimetullah uğruna asırlarca dünya barışının ve adaletinin güvencesi İslam aleminin ve bütün mazlum toplumların yegane ümidi olan Türkiye’yi küresel güç haline getirecek, 2053 ve 2071 vizyonlarının alt yapısını adım adım tesis edecektir.</p>
<p>Bu nedenle istikbalin yol haritası 14 Mayıs 2023 tarihinde netleşecek, egemenliğin ve iradenin sahibi aziz Türk milleti kesin hükmünü sandıkta gösterecektir.</p>
<p>14 Mayıs’ta yeni bir demokrasi zaferiyle Türk ve Türkiye Yüzyılının parlak sayfası Allah’ın izniyle açılacaktır.</p>
<p>Cumhur İttifakı, Türkiye Cumhuriyeti’ni yeni yüzyıla güvenli, huzurlu, kardeşlik ve kucaklaşma bağlarıyla ulaştıracaktır.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Devletimizin egemenlik ve hükümranlık haklarını, milletimizin varlık ve birlik hassasiyetini açıktan hedef alan, milli ve manevi değerlerimizin zedelemesine hizmet eden, toplumsal kaos çıkarılmasına çanak tutan sinsi bir provokasyon senaryosu devamlı körüklenmektedir.</p>
<p>Depremi fırsat bilen ahlaksızlar Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimlerini sabote etmek, olay çıkarmak, kavga ortamının fitilini tutuşturmak maksadıyla tedavüldedir, teyakkuz halindedir.</p>
<p>Doğal afetlerin teslim alamadığı Türkiye’yi, doğal olmayan şiddet ve gerilim ataklarıyla diz çöktürmeye, pes ettirmeye, boyun eğdirmeye çabalayan mihrakların alayını birden görüyor, biliyor, nefesimizle de enselerinde olduğumuzu buradan açıklıyorum.</p>
<p>Altılı masanın iflah olmaz bir krize yakalandığı bugünlerde, sokakları tahrik etmeye, Türk-Kürt karşıtlığını üretmeye çabalayan dış bağlantılı soysuzların ateşle oynadığı bariz olarak meydandadır.</p>
<p>Tribünlerde münferiden seslendirilen hükümet istifa sloganları Türkiye düşmanları tarafından sipariş ve imal edilen, üstelik çok tehlikeli sosyal ve toplumsal hadiselere kapı aralayabilecek karanlık bir planın ön hazırlığıdır.</p>
<p>Türk sporuna husumet hançerini vurma arayışında olan çevreler eşzamanlı olarak milli hislerimizi kaşımanın, kutuplaşmayı kamçılamanın çabasındadır.</p>
<p>Siyasi muhalefetin kızışan pazarlıklara gömülmesiyle birlikte toplumsal muhalefeti tahrik edip kışkırtan, bu suretle yıkıcı dil ve eylem taktikleriyle çatışma iklimini yeşertmenin peşinden koşanlar unutmasınlar ki, kendi kazdıkları kuyuya bodoslama düşmekten kurtulamayacaklardır.</p>
<p>Türkiye sokakta bulunmadı, tribünlerde kurulmadı, üç beş çapulcunun, beş on haydudun eliyle ve emeliyle de harap olmayacak, bitap düşmeyecektir.</p>
<p>Herkes aklını başına almalıdır. Rüzgar estiren fırtınayla devrilecektir.</p>
<p>Türk milletinin acılı, kritik ve hassas dönemini istismara kalkışanlar, zilleti siyasetten toplumsal zemine indirmeye gayret edenler karşılarında Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Cumhur İttifakı’nı bulacaklardır.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta sonu Bursaspor ve Diyarbakırspor arasında oynanan futbol müsabakası esnasında, tribünlerden sallanan provokatif mahiyetli görsellerin, yaşanan taşkınlıkların sporun ahlak ve doğasına bütünüyle aykırı olduğu hepinizin ve herkesin malumudur.</p>
<p>Bize göre Amed diye bir yer yoktur, Amedspor diye bir kulüpten de bahsedilemeyecektir.</p>
<p>Diyarbakırspor’un Amedspor olarak isimlendirilmesi bizim nezdimizde yok hükmündedir.</p>
<p>Bursaspor taraftarlarını buradan selamlıyorum.</p>
<p>Milli duruşlarından dolayı tebrik ediyorum.</p>
<p>Ancak şunu da söylemem lazımdır ki, Bursa’da küçük bir azınlık olan terör yandaşlarının ve bölücü alçakların stadyumu tahrik etmesi, çıkan olayların Kürt kökenli kardeşlerimle ilişkilendirilmesi bir defa cinayettir, melanettir, rezalettir.</p>
<p>Kürt kökenli kardeşlerim başkadır, huzur ve asayişimize kast eden şerefsizler başkadır.</p>
<p>Kürt kökenli kardeşlerim başkadır, bölücü teröristler bambaşkadır.</p>
<p>Türk ile Kürt arasına kan serpiştirmeye, düşmanlık tohumu ekmeye kalkışan, buna teşne olan kim varsa koparılması gereken çıbanbaşıdır, kesilmesi gereken kanser hücresidir, başı ezilmesi gereken emperyalizmin piyonudur.</p>
<p>Bursa nasıl gözbebeğimizse Diyarbakır da öyledir.</p>
<p>Bursa nasıl bir Türk kenti ise Diyarbakır da aynısıdır.</p>
<p>Bursalı kardeşlerimle Diyarbakırlı kardeşlerim birdir, kardeştir, bozgunculuk yapanlar ise kalleştir, kahpedir.</p>
<p>Siyasi dağınıklıklarını ve tükenmişliklerini stadyumları kullanarak ikame etmeye niyetlenen düşük ayarlı, çürük yapılı, çarpık zihniyetli muhalif partilerin hesabı tutmayacaktır.</p>
<p>Milli şairimiz Mehmet Emin Yurdakul’da, yüzyıl önce anlamını bulduğu gibi <u>Türkiye sevdalıları;</u></p>
<p>En hakir insanı kardeş sayan bir erdem,</p>
<p>Esir yaratmayan Allah&#8217;a yürekten iman,</p>
<p>Paçavralar altındaki yoksulun yaraladığı vicdan,</p>
<p>Mazlumların intikamını almak için doğduğuna inanan bir kudret ile yekvücut olmuşlardır.</p>
<p>Bu amaçlar doğrultusunda ilerlerken, üzerinde titrediğimiz bin yıllık kardeşliğimizin zehirli emeller uğruna israf edilmesine, sonu uçurum olan istikametlere sürüklenmesine göz yummamız takdir edersiniz ki mümkün değildir.</p>
<p>Milli birlik ve kardeşlik mirasımıza sahip çıkamazsak, Türk milletine olan mensubiyet bağlarını kopartmadan korumak ve geleceğimizi bu coğrafyada, bu devlet çatısı altında, bu beşeri bütünlükle paylaşma arzusunu diri tutmak, herkesi uyarıyorum ki, imkânsız hale gelecektir.</p>
<p>Bu beka düzeyindeki konu, muhalefetin kesintisiz tahrikleriyle beraber yaşanan günlük siyasi çekişmelerle, ucuz polemiklerle geçiştirilemeyecek kadar ciddidir.</p>
<p>Süregelen tartışmalar devlet ve millet hayatımızın devamını derinden etkileyecek kadar önemli boyutlardadır.</p>
<p>Bu derece hassas noktaya kadar gelinmesinde en büyük sorumlu ve suçlu bölücü teröre sevimli görünerek kokuşmuş siyasi ilişki ağlarını örmeye çalışan, sonunda da Türkiye düşmanlarının eline ve emrine mahkum hale gelen zillet ve hezimet ittifakıdır.</p>
<p>Gelişmeler karşısında Türkiye Futbol Federasyonu’nun atıl ve aciz kaldığı, proaktif davranış sergileyemediği hususunda yaygın kanaat ve görüşlere kulak verilmeli, ciddiye alınmalıdır.</p>
<p>Türk sporu dostluğun ve kardeşliğin vadisidir.</p>
<p>Türk sporu birliğin ve beraberliğin vahasıdır.</p>
<p>Bilhassa futbol sahalarından kaos çıkarmayı düşünmek bu ülkeye, bu millete, gelecek nesillere yapılabilecek en büyük kötülüktür.</p>
<p>Biz de kötülüğe müsaade etmeyeceğiz, kötülere müsamaha göstermeyeceğiz, oyuna gelmeyeceğiz, huzurumuzu kaçırmaya uğraşanlara fırsat vermeyeceğiz.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Merhum Yakup Kadri Karaosmanoğlu, anılarını yazdığı ” Politikada 45 Yıl” adlı eserin bir yerinde küçük politika deyimini anlatarak şunları söylemiştir:</p>
<p><strong><em>“Her türlü samimi fikir ve kanaat muhtevasından yoksun ya da fikir ve kanaatleri şahsi emri altına alan sözde bir takım siyasi mücadeleler ve siyasetçiler küçük politika kapsamındadır.”</em></strong></p>
<p>Politikasızlık ne kadar vahimse küçük politika da o denli trajik bir hezeyan ve hüsrandır.</p>
<p>Politikanın büyüğü küçüğü olur mu diye aklından geçirenlere, çıkarlarının ikmaline odaklanan siyasetçileri ve siyaset mücadelelerini dikkatli ve uyanık bir gözle elekten geçirmelerini hassaten tavsiye ederim.</p>
<p>İşte o zaman eleğin altına düşenlerle üstünde kalanların hal-i pürmelali tam manasıyla belli olacak, bütünüyle ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Bu ülkenin başına ne gelmişse, milletimiz hangi badire ve belalara uğramışsa küçük politikalardan ve küçülmüş politikacılardan kaynaklandığı bilinen ve çarpıcı şekilde göz önünde olan bir gerçektir.</p>
<p>İnsani, manevi ve milli değerlerden soyutlanmış siyasi ihtiraslar iki dost kalbin arasında bile dipsiz uçurumlar açmaktadır.</p>
<p>İlkeli olmak demek, her şeyden önce insanın kendisine olan sadakati demektir.</p>
<p>Bundan mahrum olanların vatana ve millete sadakat göstermesi, sevgi beslemesi, fedakarlık yapması, taş üstüne taş koyması olacak iş değildir.</p>
<p>İyiyi kötüden ayıramayan, doğruyu yanlıştan ayıklayamayan her kimse vicdanen hastadır, karar ve iradesi mefluçtur.</p>
<p>Fikri ve siyasi namusu ortalığa saçılmış olan siyasetçilerin ilkeli ve irade sahibi olması muhal bir hayalden ibarettir.</p>
<p>Bunlar aynı zamanda demokrasinin ve milli iradenin karşıtıdır, karşı siperidir.</p>
<p>Akla hayale sığmayan yalan ve iftiralarla siyaset yapanlar, maske takarak servet, şöhret ve makam iştahını kapatmaya çalışanlar ilkesizliğin ve samimiyetsizliğin elebaşlarıdır.</p>
<p>Milletimiz depremin ağır enkazıyla ve feci sonuçlarıyla mücadele ederken siyasi istismara tevessül etmek, devleti ve hükümeti suçlamak, yıkıma devam etmek ilkesizliğin, hatta ihanetin alenileşmesidir.</p>
<p>Hatay’daki bir hastanede jeneratör devreye girmediği için tedavi gören hastaların öldüğünü, içecek suyun bulunmadığını iddia edenler ilkesiz ve vicdansızlığın marka yüzleridir.</p>
<p>Kızılay’ın kan sattığını söyleyenler, AFAD’a kara çalanlar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin felakete neden olduğunu ileri sürenler ilkesizliğin çukurlaşmış fertleridir.</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte Elbistan ziyaretimiz sırasında nezaketsizce ortalığı karıştırmaya çalışan görevli ve siyasi provokatörler, ardından da sosyal medyada kara kampanya düzenleyenler hem ilkel hem de ilkesiz bir güruhtur.</p>
<p>Bir yıldır Cumhurbaşkanı adayını yıpranmasın diye açıklamayıp, bir günde toz duman olanlar ilkesizliğin canlı timsalleridir.</p>
<p>Ortak aday anlayışı üzerinde uzlaşıp 24 saat bile geçmeden atılan imzayı inkar edenler ilkesizliğin ana damarıdır.</p>
<p>Bir yıl boyunca oturduğu eğri bacaklı masayı; kumar masası, şahsi hırsların masası, küçük hesaplar masası, noter masası, kuyruklu yalanlar masası diyerek önce devirip, sonra zoru görünce tekrar oturanlar ilkesizliğin ve yüzsüzlüğün numuneleridir.</p>
<p>İttifak yaptığı partinin mensuplarını isyana çağırmak ilkesizliğin ve siyasi ahlak eksikliğinin adeta fermanı değildir de nedir?</p>
<p>Kazanamaz dediği Cumhurbaşkanı adayının dönüp dolaşıp yanında hizalanmak ilkesizliğin daniskası değildir de nedir?</p>
<p>Diğer yandan dayatmalara rıza gösterip, bu çirkinliğe onay verip masayı devirene tekrar sandalye sunmak çürümüş bir siyasetin ilkesizliği değil midir?</p>
<p>Mahut belediye başkanlarının Cumhurbaşkanı yardımcısı olması yönündeki baskılara boyun eğerek bu şahıslara hem oy veren vatandaşlarımıza hem de siyasetin ilke ve ahlakına suikast yapılmasına tamam demek esir edilmiş, yerin dibine geçmiş küçük bir siyaset çirkinliği değil midir?</p>
<p>Makam ve mevki pazarlıklarıyla masaya geri oturan İP başkanı, söylediği ağır sözlerin altından nasıl kalkacak, insanımızın yüzüne utanmadan, sıkılmadan nasıl bakacaktır?</p>
<p>Türk siyaseti bu tip bir ilkesizliği ne görmüş ne de muhatap olmuştur.</p>
<p>Geçmişte demiştim, yine söylüyorum:</p>
<p>Bir kere satan yine satar, yine satar, yine satacaktır.</p>
<p>Gidişata göre renk değiştirerek girecekleri şekil belli olmayan ilkesizler yokken, biz yine vardık, var olacağız ve yine milletimizin kalbinde bulunacağız.</p>
<p>Siyasetin muhalefet cenahında yaşanan kargaşa ve kaotik tabloya bakınca ülkemiz adına üzülmekten kendimizi alamıyoruz.</p>
<p>Milletimiz ve Türkiye’miz böyle bir muhalefete asla müstahak değildir.</p>
<p>Masada oturmayı dahi beceremeyen, ortak bir siyasi planlama ve hedefte bile buluşamayanların 85 milyon Türk vatandaşına hizmet etmesi, ilkeli ve dürüst şekilde siyasi duruş göstermesi beyhude bir beklentidir.</p>
<p>Yusuf Has Hacib’ten esinlenerek zillet ittifakına diyorum ki: Bozulur bu yaptıklarınız, saçılır bu topladıklarınız, kırılır bu çevirdiğiniz çarkınız.</p>
<p>Zillet düşmüştür, Cumhur İttifakı’nın siyasi alternatifi de kalmamıştır.</p>
<p>Koca Cafer Paşa Temeşvar Kalesi’ni nasıl savunmuşsa,</p>
<p>Tiryaki Hasan Paşa Kanije Kalesini nasıl müdafaa etmişse,</p>
<p>Osman Paşa Plevne’de kuşatmaya nasıl direnmişse,</p>
<p>Çanakkale’de zalimlerin en kesif saldırıları nasıl püskürtülmüşse,</p>
<p>Milli Mücadele’de yedi düvele karşı nasıl mücadele edilmişse,</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti milletimizin emsalsiz irade ve hamiyetiyle nasıl kurulmuşsa,</p>
<p>Aynı şekilde, aynı şevkle, aynı inançla, aynı ahlak ve kahramanlıkla Türkiye’yi hiç kimseye mihnet ve minnet ettirmeyeceğiz, Cumhur İttifakı olarak bayrak diyeceğiz, vatan diyeceğiz, millet diyeceğiz, devlet diyeceğiz, henüz tüyü bitmemiş yetimlerimizin, mazlum ve mağdur insanlarımızın haklarını son nefesimize kadar ayağa düşürmeyeceğiz.</p>
<p>Bu saatten sonra zillette fırtına kopsa bizde yaprak bile kımıldamayacaktır.</p>
<p>Bu saatten sonra zilletin ciddiye alınacak, mesele edilecek, önemsenecek hiçbir siyasi tasavvur ve teklifi de olamaz, olsa bile bizim için yalnızca boş beleş bir sızlanmadır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifakı’nın varlığından ve hedeflerinden rahatsızlık duyanlar artık bizim nazarımızda hükümsüzdür.</p>
<p>Biz kendimizi bilir, hasmımızı bilmezsek başarısızlık mukadderdir.</p>
<p>Kendimizi bilmez, hasmımızı bilirsek başarısızlık yine kaderdir.</p>
<p>Ancak hem kendimizi hem de hasmımızı biliyorsak, o zaman başarı kaçınılmazdır.</p>
<p>Kim Türk milletinin hasmı ise bizim de sonuna kadar hasmımızdır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Cumhur İttifakı’nı her zaman doğru anlayan, doğru anlatan, ona her zaman sahip çıkan Türkiye sevdalıları hep var olacaktır.</p>
<p>Ve onlar her geçen gün daha da büyüyüp güçlenecek ve her türlü oyunu bozacaktır.</p>
<p>Çünkü bizler, varlık sebebimizin milletimizin geleceği olduğunun bilinci içerisindeyiz.</p>
<p>Çünkü bu toprakların kolay vatan olmadığının, milli birliğin kolay temin edilmediğinin farkındayız.</p>
<p>Bu nedenle de, ne engellerden yılarız, ne de mücadele etmekten yoruluruz.</p>
<p>Türk ve Türkiye Yüzyılına ulaşmaktan başka bir seçenek de tanımıyoruz, tanımayacağız.</p>
<p>Zillete değil, millete bakacağız.</p>
<p>Zayıflamayacağız, zaafa düşmeyeceğiz, Türk milletini zafer günlerine elbirliğiyle taşıyacağız.</p>
<p>Başaracağız, asrın idrakine Türk milletinin şanını ve şerefini gururla söylettireceğiz.</p>
<p><strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Medeni dünyanın gerekleri ve insanlığın ilerleyiş istikameti ülkelerini yönetme görevi üstlenmiş devlet ve siyaset insanlarına iki temel değerin sorumluluğunu aynı anda yüklemiştir.</p>
<p>Bunlardan birisi ekonomik refahın adil ve eşit dağıtılması, diğeri de toplumsal huzur ve esenliğin sağlanmasıdır.</p>
<p>Huzurun olmadığı bir refahın ya da refahın sağlanamadığı bir huzurun vasat bulabilmesi çağımızın değerler sisteminde çok zordur.</p>
<p>Refah için topyekûn üretime, kolektif çıkarlara dönük tasarrufa, köklü yatırım hamlelerine, topluma dönük hizmetlere, temel insan ihtiyaçlarının karşılandığı hakkaniyete, dengeli gelir ve servet paylaşımına ihtiyaç vardır.</p>
<p>Huzur için refahı sağlayan unsurlar çok önemli ve gereklidir.</p>
<p>Ancak bunlardan da öncelikli olan toplumu bir arada tutan değerlerin devamlılığı olmalıdır.</p>
<p>Ahlak, inanç, töre ve hukuktan oluşan bu değerler manzumesinin birinin zayıflaması ya da zayıflayanın yine toplumsal normlarla telafi edilememesi buhran olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Bugün özellikle cinnet, cinayet, katliam, şiddet ve istismar olarak görülen zincirleme buhranların varlığı, refaha kavuşmuş olsak bile huzura kavuşmakta zahmet çekeceğimizin işaretidir.</p>
<p>En utanç verici ve aşağılık suçlar,</p>
<p>Kadınlara yönelik saldırı ve şiddet sarmalı,</p>
<p>Akrabalarına katliam düzenleyen caniler,</p>
<p>Trafik tartışmasından cinayete varan kavgalar,</p>
<p>Hak ve adalet duygusunu sarsan siyasi istismarlar,</p>
<p>Evlerden okullara, hastane acil servislerinden otoparklara, spor müsabakalarından düğün eğlencelerine kadar uzanan yaygın bir şiddet dalgası günümüzün çok vahim sorunları haline gelmiştir.</p>
<p>Allah kimseye göstermesin, ama bugüne kadar bu olayların sizlere ve yakınlarınıza uğramamış olması, bundan sonra da uğramayacağı anlamını taşımamaktadır.</p>
<p>Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü karşılayacağız.</p>
<p>Bu konuda vicdani farkındalık düzeyinin küresel ölçekte yükselişi memnuniyet verici olsa da, hala kadınla şiddetin yana yana gelmesi bir skandaldır.</p>
<p>Biz kadın deyince ne anlamalıyız?</p>
<p>Beşik sallayan, çocuğunu doyurup, giydirip, büyüten anneyi mi?</p>
<p>Biz kadın denildiğinde neyi görmeliyiz?</p>
<p>Evini çekip çeviren, eşine destek veren, aşını işini dert eden bir fedakârlık anıtını mı?</p>
<p>Biz kadını nasıl tarif etmeliyiz?</p>
<p>Şeref ve namus timsali, ar ve iffet simgesi mi?</p>
<p>Kadına baktığımızda neyin mahcubiyetini yaşamalıyız?</p>
<p>Dinmeyen şiddetin mi? Verilmeyen değerin mi? Eksilmeyen istismar ve cinayetlerin mi?</p>
<p>Kadına baktığımızda, üzücü olsa da bu söylediklerimin hepsi fazlasıyla vardır ve karşımızdadır.</p>
<p>En temel sorun, en bariz ayıp kadının bir insan olduğu gerçeğinin unutuluyor, umursanmıyor oluşudur.</p>
<p>Kadın her şeyden önce bir insan, her şeyden önce eşref-i mahlûkattır.</p>
<p>Kadınlar şiddete, istismara, tacize maruz kalmaktadır ki, bu dehşet tablosu insanım diyen, vicdan sahibi her kişi için bir utançtır.</p>
<p>Hz. Mevlana diyor ki: <em>“Gönül yıkmak, Kâbe yıkmaktan daha büyük bir günahtır.”</em></p>
<p>Eğer var olacaksak, eğer geleceği şuurla kavrayıp, irademizle kaleme alacaksak kadına yönelik şiddeti durdurmalı, katilleri ve şiddet faillerini toplumdan tecrit etmeliyiz.</p>
<p>Kadınlarımız hak ettiği toplumsal mevkii almalı, siyasetten ticarete, ekonomiden sanata, eğitimden spora layık olduğu mertebelere yükselmeli, yalnızca şiddet konuşulurken hatırlanmamalı, yalnızca 8 Mart’a sıkıştırılmamalıdır.</p>
<p>Bu sorumluluk hepimizin omuzlarındadır.</p>
<p>Unutmayınız ki, kadınlar kadar güçlüyüz, kadınlar kadar insanız, kadınlar kadar medeniyiz.</p>
<p>Bugünkü grup toplantımıza teşrif eden hanımefendiler başta olmak üzere, tüm kadınlarımızın, aziz şehitlerimizin tüm muhterem annelerinin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.</p>
<p>Sözlerime son vermeden evvel, Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası kadınlar üç adım atlamada altın madalya kazanan Tuğba Danışmaz kardeşimizi gönülden tebrik ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2023/03/08/14-mayista-yeni-bir-demokrasi-zaferiyle-turk-ve-turkiye-yuzyilinin-parlak-sayfasi-allahin-izniyle-acilacaktir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; Devleti ve Hükumeti Suçlayan Güruh Arızalıdır, Arsızdır, Art Niyetlidir.</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2023/02/28/devleti-ve-hukumeti-suclayan-guruh-arizalidir-arsizdir-art-niyetlidir/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2023/02/28/devleti-ve-hukumeti-suclayan-guruh-arizalidir-arsizdir-art-niyetlidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 08:38:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Habaerleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM grup konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi hareket partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=8142</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada,  “Hükümeti istifaya davet etmek, tribünlerde siyasi kaos üretimine heves etmek bir avuç fanatik ve holigan gruba sipariş verilmiş iç ve dış bağlantılı zillet komplosudur.” Dedi. Depremde zarar gören ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın konutlarının yapılacağını, felaketin psikolojik, sosyolojik ve ekonomik travmasını tamir, diğer hasarlarını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada,  <strong>“Hükümeti istifaya davet etmek, tribünlerde siyasi kaos üretimine heves etmek bir avuç fanatik ve holigan gruba sipariş verilmiş iç ve dış bağlantılı zillet komplosudur.”</strong> Dedi.</p>
<p>Depremde zarar gören ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın konutlarının yapılacağını, felaketin psikolojik, sosyolojik ve ekonomik travmasını tamir, diğer hasarlarını da zamanında telafi edeceğini söyleyen MHP lideri Devlet Bahçeli konuşmasında Şu İfadeler eyer verdi;</p>
<p><strong>“Değerli Milletvekilleri, </strong></p>
<p><strong>Muhterem Misafirler,</strong></p>
<p><strong>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</strong></p>
<p>Bu haftaki Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor; başarılı, sağlıklı ve huzurlu bir hafta geçirmenizi Allah’tan niyaz ediyorum.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyorum.</p>
<p>Bilim insanları Evren’in yaşını 13,7 milyar; Dünya’nın yaşını da 4,5 milyar yıl olarak tahmin etmektedir.</p>
<p>Yine yapılan araştırmalar kapsamında, insanlığın 3 milyon yıla, düşünen ve konuşan insanın da 1 milyon yıla uzanan bir geçmişi olduğu ileri sürülmektedir.</p>
<p>Elbette hayatı bahşeden bellidir.</p>
<p>Bu değişmez ve değiştirilemez ilahi bir hüküm, aynı şekilde ezeli bir takdirdir.</p>
<p>Nitekim Allah’tan geldiğimiz, yine O’na döneceğimiz manevi bir hakikattir.</p>
<p>Dünya’nın dönmeye başladığı andan bugüne kadar yerin altıyla yerin üstünde şiddeti farklılaşan doğal hareketler biteviye yaşanmış, hayatın ve coğrafyaların istikameti buna muvafık oluşmuştur.</p>
<p>İnsanın yerkürede varlığıyla beraber doğal ve doğal olmayan felaketlere direnme macerası eşzamanlı şekilde başlamış, zamanla daha da karmaşık bir hal almıştır.</p>
<p>Bu dünyevi gerçekle yaşamak, buna müzahir bir hayat planlaması yapmak şüphe yok ki zaruridir.</p>
<p>Modifiye edilmiş hayat formlarının tartışıldığı; biyo-cerrahi, enformatik, nano-teknolojiler, bağlı nesneler, şeylerin interneti, büyük veri, 3D yazıcılar, sibernetik ve yapay zeka gündemli insanlığın bugünkü dönemiyle ilkel dönemler arasında felaketlerin zuhuru bakımından çok az fark vardır.</p>
<p>Göze çarpan en müessir farklar ise felaketler karşısında somutlaşan; mukavemet aklının derinliği, mücadele şuurunun enginliği, müdahale ve münasebet ağının genişliğiyle metanet duygusunun genelliğidir.</p>
<p>Tanımadığı, tanımlayamadığı, anlayamadığı, aklıyla kavrayamadığı her şeyden korkan ve kaçan insandan, her neviden korkuya savaş açan insana ulaşılması çağların adeta su gibi akışıyla; bilinç, bilgi ve inanç düzeyinin yükselişiyle mümkün olmuştur.</p>
<p>Asırlarca ödenen bedellerin mecmuundan, hayat tecrübelerinin damıtılmasıyla oluşan kültür mefhumundan sırasıyla medeniyetler ve milletler doğmuştur.</p>
<p>Çetin şartların aşılması aynı zamanda tarihsel ilerleyişi de sağlamış, hatta vaki ilerleyişi hızlandırmıştır.</p>
<p>Gerçi her ilerleyişin bir değişim, fakat her değişimin bir ilerleyiş hali olmadığı bilinen bir husustur.</p>
<p>Tarih sürecini, felaketlere göğüs gererek ayakta kalmayı başarmış toplum ya da milletlerin marifet ve mükafatı olarak tarif etmek sanıyorum yanlış bir değerlendirme olmasa gerektir.</p>
<p>Bu açıdan baktığımızda, Türk milletinin hem tarih yapan hem de tarih yazan bir millet olduğu hemen fark edilecektir.</p>
<p>Felaket zamanlarında feragat kültürümüz ve fedakârlık künhümüz hamd olsun göz kamaştırıcı düzeyde serpilip sivrilmektedir.</p>
<p>Acıların kaldırılması kolay olmayan hamulesi paylaşıldıkça hafiflemektedir.</p>
<p>Dayanışma ve yardımlaşma hissiyatı bir yanda gönülleri birleştirirken, diğer yanda ortak hedefler doğrultusunda gövdeleri kenetlemektedir.</p>
<p>Bize özgü hasletler, bize has değerler, bizimle mündemiç vasıflar felaketler karşısındaki yegane dayanağımızdır.</p>
<p>Tarihi deneyimlerle sabittir ki, milletimizin ruh kökü, maddi ve manevi dirayeti her türlü musibetle başa çıkmaya ziyadesiyle kafidir.</p>
<p>İslami, insani, vicdani mirasımız zorluklarla mücadelede feyiz kaynağımız, koruyucu kalkanımızdır.</p>
<p>Nimete de mihnete de şükür eden; dikene kızmak yerine içindeki gülü görmesini bilen bir inanç haysiyetine sahip olduğumuz tartışma götürmez bir başka gerçektir.</p>
<p>Bu zamana kadar, doğal felaketler bize sadece dayanışmanın ve kardeşliğin ne kadar muazzez olduğunu öğretmekle kalmamış, aynı zamanda bunu hayatımızın her alanına teşmil edecek manevi ve kültürel zenginliğe sahip olduğumuzu da göstermiştir.</p>
<p>Yine felaketler karşısında, günübirlik tavır ve tepkiden daha üst, daha kalıcı, daha dayanıklı bir davranış güzelliği hamd olsun gelişmiş ve yerleşmiştir.</p>
<p>Bu nedenle gelecek umutlarımız her şartta diri kalmıştır.</p>
<p>Gücümüz milli birliğimizdir, güvencemiz devletimizin meselelere hakimiyeti ve tüm cömertliğiyle mağdur ve mazlum insanlarımızın yanında oluşu, arkasında duruşudur.</p>
<p>6 Şubat 2023 tarihinde Pazarcık ilçesi merkezli 7,7 büyüklüğündeki depremle Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğündeki iki deprem yaygın bir kayba ve yıkıma yol açmıştır.</p>
<p>Bu hazin tablo yediden yetmişe, kuzeyden güneye, doğudan batıya her vatandaşımızı, her insanımızı hüzün ve hüsranla sarsmış, yüreklere ateş düşürmüştür.</p>
<p>20 Şubat 2023 tarihinde de, Hatay’ın Defne ilçesi merkezli 6,4 büyüklüğündeki depremin yanında Samandağ merkezli 5,8 büyüklüğündeki deprem ile Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde dün meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki deprem yine acılarımıza acı katmış, endişeleri artırmıştır.</p>
<p>Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ illerimizde toplam <strong><em>44 bin 375</em></strong> vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.</p>
<p>Sayıları 100 bini aşan vatandaşımız da yaralanmıştır.</p>
<p>Bu vesileyle depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, tedavi gören vatandaşlarımıza şifalar diliyorum.</p>
<p>Başımız sağ olsun diyorum.</p>
<p>Depremlerin ardından 10 bin 282 artçı sarsıntı meydana gelmiştir.</p>
<p>Şu ana kadar afet bölgesindeki illerimizden 563 bin vatandaşımız tahliye edilmiştir.</p>
<p>Doğduğu, doyduğu ve büyüdüğü köy, ilçe ve illerden koparak muhtelif şehirlerimize gitmek zorunda kalan vatandaşlarımızın uygun yerleşim yerlerini oluşturarak tekrar geri dönüşlerini sağlamak, anılarıyla buluşturmak ihmali olmayan görevlerimiz arasındadır.</p>
<p>Depremden zarar görmüş her yeri eskisinden de güzel ve yaşanabilir hale getirerek sahip çıkmak durumundayız.</p>
<p>Ayrıca afet bölgesinde ve haricinde; çadır, konteyner, yurtlar, oteller, kamu misafirhane ve tesisleriyle diğer barınma alanlarında 1 milyon 914 bin 292 vatandaşımıza hizmet sunulmaktadır.</p>
<p>İçi dışı, yanı yöresi, önü arkası fitne fesat yumağına dönen bazı münafık siyasetçilerin çadır üzerinden sürdürdükleri iftira sağanağına rağmen, 335 bin 382 çadırın kurulumu gerçekleştirilmiş ve bu kapsamdaki çalışmalar da devam etmektedir.</p>
<p>Bölgeye günlük 10 binin üzerinde çadır sevk edilmektedir.</p>
<p>Şu ana kadar 287 çadır kent kurulmuştur.</p>
<p>Kaldı ki çarpıcı gerçekler her şeyiyle ortadadır.</p>
<p>Devleti ve hükümeti suçlayan güruh arızalıdır, arsızdır, art niyetlidir.</p>
<p>Ayrıca 10 il ve 130 noktada konteyner kentler canla başla hayata geçirilmektedir.</p>
<p>Bunun yanında Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde prefabrik ve tuğla evlerinin kullanıma hazır olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Aynı anda hem zamanla hem de zorlu şartlarla mücadele edilmektedir.</p>
<p>Depremlerden zarar gören insan sayımız çok fazla, coğrafi sahamız çok geniştir.</p>
<p>Bu çerçevede ister istemez bazı eksikliklerin, amaçlanan ve arzulanan hizmetlerin temininde bazı yetersizliklerin vuku bulması normaldir, olağandır, beklenmelidir.</p>
<p>Mühim olan gösterilen çok boyutlu çabalardaki samimiyet, yapılan geceli gündüzlü çalışmalardaki yoğun gayret ve sürekliliktir.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti devleti tüm unsurlarıyla görevinin başındadır, mağdur vatandaşlarımızın sonuna kadar da yanındadır.</p>
<p>Hiç kimse yalnız, kimsesiz ve sahipsiz değildir.</p>
<p>Felaketten siyasi ve ekonomik rant devşirmeye heveslenenlerin devleti töhmet altında bırakıp mesnetsiz şekilde karalama arayışı tek kelimeyle bozgunculuktur.</p>
<p>Ahlaki ve vicdani dayanışmadan mahrum zihniyetlerin açtıkları iftira cephesine devamlı yığınak yapmaları utanç verici bir ayıptır.</p>
<p>İçinden geçtiğimiz çok kırılgan, bir o kadar da nazik günlerde Türk sporunu siyasi kutuplaşmanın içine çekmek için kıvrananlar, tribünleri ajan provokatörlerin güdümüne havale etmek maksadıyla oyun kuranlar tarihi bir yanlışın tam ortasındır.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta sonu yapılan bazı futbol müsabakaları esnasında, stadyumlardan hükümet istifa bağırtısının koro halinde seslendirilmesi deprem felaketinde hayatlarını kaybetmiş vatandaşlarımıza ve depremzede kardeşlerimize vahim bir saygısızlıktır.</p>
<p>Türkiye’nin, depremin ağır sonuçlarıyla kıyasıya mücadele ettiği bir süreçte, Türk futbolunu lekelemeye, Türk sporunu siyasileştirmeye, kutuplaşma dalgasını sahalara yansıtmaya çalışanlar alçakça bir kurgunun içindedir.</p>
<p>Spor demek dostluk, kardeşlik ve centilmenlik demektir.</p>
<p>Spor demek ahlaklı olmak demektir.</p>
<p>Spor demek takım ruhuyla, yani dayanışma ve yardımlaşmayla hareket etmek demektir.</p>
<p>Hükümeti istifaya davet etmek, tribünlerde siyasi kaos üretimine heves etmek bir avuç fanatik ve holigan gruba sipariş verilmiş iç ve dış bağlantılı zillet komplosudur.</p>
<p>Herkes yerini yurdunu, haddini hududunu bilmelidir.</p>
<p>Sahalardan sokak aralarına gerilim ve çatışma tahviline yeltenenlere müsamaha gösterilmeyecektir.</p>
<p>Müşterek acılarımızın üzerine basarak, depremin hasar ve enkazından yararlanarak zillete yardım ve yataklık yapanlar, Türkiye düşmanlarının değirmenine su taşıyanlar kim olursa olsun ülkesine ve milletine sırt dönmüş odaklardır.</p>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu ve bütün futbol kulüpleri tarih ve millet önünde milli, ahlaki ve hukuki sorumluluklarını yerine getirmek, müsabakalarda istikrarı, insicamı ve huzuru sağlamakla mükelleftir.</p>
<p>Tribünler çürük siyasi sloganların atılacağı mekânlar olamaz.</p>
<p>Kalabalıkların arasına sızarak devlete ve hükümete meydan okunmasını provoke edenlerin önce tespiti, ardından da tecziyesi mutlaka yapılmalı, Türk sporu düştüğü karanlık dehlizden el birliğiyle çıkarılmalıdır.</p>
<p>Bu hedef gerçekleşene kadar gönül verdiğim Beşiktaş Jimnastik Kulübü üyeliğinden ayrıldığımı tekraren ifade etmeyi milletime sadakat ve vefa borcu, felaketler karşısında da sorumluluk duygusu olarak addediyorum.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Bu sıkıntılarla perçinlenmiş ortamda, 20 Şubat 2023 Pazartesi günü Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte önce felaketin acıklı sonuçlarına maruz kalan Hatay’ı ve ilçelerini ziyaret ettik.</p>
<p>Müteakiben Kahramanmaraş’a geçtik.</p>
<p>Bir gün sonra da Osmaniye ve Gaziantep il merkezinde ve depremden zarar gören ilçelerinde detaylı incelemelerde bulunduk.</p>
<p>Dün Adıyaman’a gittik, bugün öğleden sonra da inşallah Malatya’da olacağız.</p>
<p>Bir defa şunu ifade etmek boynumun borcudur ki, yaralar hızla sarılmakta, her insanımızın elinden tutulmakta, hiç kimse aç ve açıkta bırakılmamaktadır.</p>
<p>Hizmetlerde süreklilik esastır.</p>
<p>Toplumsal rahatlama, sosyal ve ekonomik toparlanma hız kazanmaktadır.</p>
<p>Vatandaşlarımız devlete güven duymaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte mevcut sorunlarının aşama aşama çözüleceğine inanmışlar, bunun da ikna edici örneklerine şahit olmaya başlamışlardır.</p>
<p>Devlet çevik ve çelik iradesiyle, sahip olduğu bütün imkanlarıyla alandadır, milletiyle iç içedir.</p>
<p>Bakanlarımız, bürokratlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, yardım gönüllüsü insanlarımız, yerli ve yabancı arama kurtarma ekipleri 7 gün 24 saat teyakkuzdadır.</p>
<p>Yüzyılın dehşet verici felaketine yine yüzyılın kutlu mücadelesiyle direniş gösterilmektedir.</p>
<p>Deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın ızdırabı tarifsiz olsa da, gözlerinde elemin derin izleri yer alsa da, buna karşı harekete geçen yardımlaşma ve seferberlik ruhu tüm sorunlara rağmen hayranlık uyandırmaktadır.</p>
<p>Kuşkusuz yıkılan her binanın yenisi yapılacaktır.</p>
<p>Bu yeniden inşa ve ihya hamlesinin ilk adımı geçen hafta atılmış, toprak ilk kazma vuruşuyla buluşmuştur.</p>
<p>11 ilimizi kapsamına alan yeni yerleşim alanları haritası kamuoyuyla paylaşılmış, bölge insanımız ve milletimiz derin bir nefes almıştır.</p>
<p>Sağlam zemine ve az katlı olmak suretiyle ilk etapta 199 bin 739 kalıcı konut ile 73 bin 972 köy evi yapılması kararlaştırılmıştır.</p>
<p>Gaziantep’in Nurdağı ile İslahiye ilçelerinde temel kazı çalışmaları 24 Şubat 2023 Cuma günü başlamıştır.</p>
<p>Yapılan binaların ilk teslimatının 7 ay sonra gerçekleşmesi hedeflenmektedir.</p>
<p>Bir yıl içinde de yıkılan il, ilçe ve köylerimizin yeni baştan inşası bitmiş olacak, neticede hak sahibi mağdur vatandaşlarımıza güvenli konutların teslimi sağlanacaktır.</p>
<p>Bu durum muazzam bir atılım, müstesna bir kararlılık işaretidir.</p>
<p>Göz alıcı gelişmeler Türkiye’nin ulaştığı saygın ve sayılı güç seviyesinin aleni ibrası ve ilanıdır.</p>
<p>Kalbi Türkiye sevdasıyla çarpan her kardeşimiz gelecekten ümitlidir.</p>
<p>Yeis ve yılgınlığa hiç gerek yoktur.</p>
<p>Cumhur İttifakı ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın hem konutlarını yapacak, hem de felaketin psikolojik, sosyolojik ve ekonomik travmasını tamir, diğer hasarlarını da zamanında telafi edecektir.</p>
<p>24 Şubat 2023 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 126 Sayılı <strong><em>“Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi”</em></strong> bazı etkili tedbirlerin hayata geçirilmesini esas almaktadır.</p>
<p>Bu kararnameye göre, afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, afetten etkilenenlerin geçici ve kesin iskan alanları; fay hattına mesafesi, zeminin elverişliliği, yerleşim merkezine yakınlığı gibi kriterler gözetilerek, AFAD Başkanlığı’nın yeni yerleşim yerlerinin tespitine ilişkin görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca resen ilgili kurumlara bildirileceği,</p>
<p>Bu bildirim yapılırken gereklilik bulunması halinde, Mera Kanunu ile Orman Kanununun Ek 16’ıncı maddesinde belirtilen alanların da kullanılabileceği ifade edilmiştir.</p>
<p>Alınması öngörülen önemli tedbirlerin bir kısmı bu şekildedir.</p>
<p>Ek 16’ıncı madde, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler ile üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlar tanımlanmaktadır.</p>
<p>Bir defa mezkur kararnamede Mera Kanunuyla Orman Kanununun ilgili maddesinde sözü edilen alanların doğrudan kullanılacağı değil, gerekirse kullanılabileceği dikkatle belirtilmiştir.</p>
<p>Peki bunun neresinde mahsur vardır?</p>
<p>Bazı köşe yazarları, bir kısım tetikçi medya organları ağız birliği halinde, orman alanlarının da konut için kullanıma açılacağını hangi bilgi ve belgeye dayanarak söylemektedir?</p>
<p>Orman vasfını kaybetmiş taşlık, kayalık ve verimsiz alanlar üzerinde, ihtiyaç hasıl olması halinde konut yapmanın, evsiz barksız insanlarımıza başlarını sokacak bir göz ev inşa etmenin neresinde sakınca olacaktır?</p>
<p>Deprem kadar tehdit saçan bu taş kalpli Türkiye muhalifleri gerçekleri saptırarak neye ve kime hizmet etmektedir?</p>
<p>126 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini asıl manasından koparanların ya okuma-yazma-anlama özürleri korkunç boyutlardadır ya da iflah olmaz bir gaflet ve hatta hıyanet salgınına yakalandıkları barizdir.</p>
<p>Şu marazi ve maksatlı eleştirilere bakar mısınız:</p>
<p>Deprem sonrası bölgeye yardım ulaştırmakta geç kalan iktidar inşaatlar için jet hızıyla kararname çıkarmış.</p>
<p>Konutlar için mera ve ormanlar kullanılacakmış.</p>
<p>Plan ve imar onayı beklenmeyecekmiş.</p>
<p>İtiraz hakkı olmadığı gibi ekolojik tehlikeler de dikkate alınmamış.</p>
<p>Doğal felaket kadar zararlı bu kötürüm ve köhne anlayış sahiplerinin depremzede vatandaşlarımıza hassasiyet ve hürmet göstermemesi yenilir yutulur bir ahlaksızlık değildir.</p>
<p>Bunların, bir yıl içinde konutların yapılıp teslim edilecek olmasından dolayı ödleri kopmaktadır.</p>
<p>Yaşadıkları kabus alayını titretmektedir.</p>
<p>Bunlar, milletimizin derdiyle dertlenmeyen, sevinciyle sevinmeyen, acısına üzülmeyen, ülkemize yönelik tertip edilmiş beşinci kol faaliyeti içinde sıraya dizilen sevimsiz ve seciyesi bozuk çevrelerdir.</p>
<p>İnsanlık değerlerinden yoksun ve yoksul düşmüş namertlere söylenecek en etkili sözü millet yakında demokratik iradesiyle ve güçlü şekilde haykıracaktır.</p>
<p>İşte o zaman hesap zamanıdır.</p>
<p>İşte o zaman geldiğinde kötü niyet sahiplerinin bühtanları burunlarından fitil fitil getirilecektir.</p>
<p>Haydi konutu geçtik, bari bir kümes yapın da görelim desek yetersizlikleri ve yeteneksizlikleri birer birer ortaya çıkması kaçınılmaz olan kifayetsizlerin her yapılana kara çalması karanlık mizaç ve meşreplerinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>İnsanlarımıza yuva yapılmasına karşı çıkanlar, bahane üretenler, dedikodu yayanlar, akılları bulandırmak için tezgâh kuranlar milli ve manevi değerlerimize de karşı olan gayri ahlaki, gayri milli, gayri insani yüzlerdir.</p>
<p>Bilinmelidir ki, yaparsa Cumhur İttifakı yapar ve kesinlikle yapacaktır.</p>
<p>Başarırsa Cumhur İttifakı başarır ve mutlaka başaracaktır.</p>
<p>Türk milleti zelzelenin üstesinden cesaret ve sabırla gelecek, yedi düvelin kurşun askeri olan zillete de asla müsaade etmeyecektir.</p>
<p>Zaferin büyüklüğü, mücadelenin zahmetiyle ölçülmektedir.</p>
<p>Mücadelemiz zor olsa da, zaferimiz inşallah büyük olacaktır.</p>
<p>İlerlediğimiz yolda hiçbir sorunla karşılaşmıyorsak, biliniz ki o yol bizi hiçbir yere götürmeyecektir.</p>
<p>Ok ancak geri çekilerek atılmaktadır.</p>
<p>Hayatın olağan akışı içinde çetin imtihanlarla sınanıyorsak, emin olunuz ki, daha yükseğe fırlamak, daha ileriye atılmak sadece bir zaman, sadece bir sabır meselesidir.</p>
<p>Sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır.</p>
<p>Allah bizimledir, yar ve yardımcımızdır.</p>
<p>Huzurun, güvenliğin, bereketin, esenliğin, selametin parlak ışıkları milli birlik ve sağduyunun enerjisiyle yanacaktır.</p>
<p>Türk ve Türkiye Yüzyılı çağların yüksek hisarlarında milli azim ve erdemle aydınlanacak ve anıtlaşacaktır.</p>
<p>Felaketin yükü ağırdır, bunu kaldırmak ise iman, irade ve dayanışma aklıyla mümkün olacaktır.</p>
<p><strong>Muhterem Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Merhum vatan şairimiz Akif’in aynen dediği gibi:</p>
<p><strong><em>“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;</em></strong></p>
<p><strong><em>Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”</em></strong></p>
<p>Tefrikadan beslenen, tezvirattan geçinen tıyneti ve niyeti tartışmalı olan zevat ne iyi günümüzü paylaşacak yakınlığı ne de kötü günümüzü kalbinde hissedecek duyarlılığı sergilemektedir.</p>
<p>Organize bir kötülük maalesef gün geçtikçe etkinlik ve derinlik kazanmaktadır.</p>
<p>Düşünüyorum da, ne ara bu kadar devlet ve millet düşmanı türemiştir?</p>
<p>Hangi ara bu kadar husumet yandaşı mevzi almıştır?</p>
<p>Gocunanlar olabilir, ancak bu soruları sormayalım mı? Tarafımızı ve duruşumuzu belli etmeyelim mi?</p>
<p>Sahne alan tahammülsüzlükler, seriye bağlanan önyargılar, seyrekleşen bağlılıklar, serpiştirilen nifaklar, sertleşen acımasızlıklar, afetin göbeğine siyasi istismar şantiyesi kuran seviyesizler ne kadar fırsat düşkünü olduklarını böylesi bir zamanda da açıkça tevsik ve teyit etmişlerdir.</p>
<p>Geçmişte CHP’den milletvekili de seçilen bir kalem sahibi, işgal ettiği bir gazete köşesinde 23 Şubat 2023 tarihinde şöyle yazmıştır:</p>
<p><strong><em>“Depremin üzerinden iki hafta geçti. İnsanlar hala başını sokacak çadıra muhtaç. Gördük ki, çadır devleti bile değiliz.”</em></strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti devletini çadır devletinin de aşağısına çekmeye kalkışan bu sabık milletvekili ve çürük köşe yazarı bir defa edepsizdir, kemiksizdir, ciğersizdir, vicdanını da kin ve nefret sarmıştır.</p>
<p>Hatta diyor ki, kabile devletlerinde kabile reisi bile ülkemizdeki durumu görse ar edermiş.</p>
<p>Asıl utanması, ar etmesi gereken bu uslanmaz ve ıslah olmaz devlet ve millet karşıtlarıdır.</p>
<p>Çadırının kenarında, naylon leğende bulaşık yıkayan ve devlete dua eden fedakar bir hanımefendinin sahip olduğu asaletin kırıntısı bu paçozlarda yoktur.</p>
<p>Erzurum’da bir ineğini satıp gelirini depremzedelere bağışlayan muhterem hanımefendinin vakar ve haysiyetinin zerresi bu aymazların ömrü hayatında erişemeyecekleri bir zirvedir.</p>
<p>Fedakarlık, empati, kardeşlik ve kader ortaklığı bilinci bunların semtine uğramamıştır.</p>
<p>Deprem bölgesinde tek bir çadırın olmadığını iddia etmek rezil bir siyasi saplantının, meczup ve muzır bir ideolojik savrulmanın hezimet dolu iftirasıdır.</p>
<p>Bir kez olsun insan olmayı denemiyorlar.</p>
<p>Bir kez olsun acılarımızı paylaşmayı göze alamıyorlar.</p>
<p>Bir kez olsun şerefli davranmayı başaramıyorlar.</p>
<p>Aynı yalana CHP Genel Başkanı da tevessül etmiş, son grup toplantısında gene hezeyandan hezeyana sürüklenmiştir.</p>
<p>Demiş ki; <strong><em>“Depremzedelere çadır, konteyner, mobil duş ve tuvalet götüremediniz.” </em></strong></p>
<p>Öyle anlaşılıyor ki, Kılıçdaroğlu komadadır, aklını ve siyasi ahlakını taşeronu olduğu mihraklara devretmiştir.</p>
<p>Tek ayakta kırk yalan söyleyen, hiç durmadan provokasyon yapan, devamlı karamsarlık aşılayan, devlete ve millete şaşı bakan CHP Genel Başkanı’nın kendi içinde korkunç çelişkilere gömüldüğü ortadadır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, bu ülkede acıların paylaşılmadığını söylemiş.</p>
<p>Söylemiş de, bedeninin burada, ruhunun Türkiye düşmanlarının elinde olduğunu nedense itiraf etmemiş, edememiştir.</p>
<p>Bu zat bilmiyor olabilir, fakat acımız da birdir, sevincimiz de birdir.</p>
<p>Çünkü biz Türk milletiyiz. Çünkü biz Türkiye’yiz.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun millete mensubiyet duygusunu baştan ayağa gözden geçirip kontrol etmesinde, kimlerin çıkarına hizmet ettiğini bir kez daha değerlendirmesinde bize göre yarar vardır.</p>
<p>Böyle gelse bile böyle gidemez, bu Kılıçdaroğlu’ndan da hiçbir şey olamaz.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı adayı olmak, Türkiye’ye ve Türk milletine muhabbet ve hürmetten çok mu önemli, çok mu önceliklidir?</p>
<p>CHP Meclis Grubu adına Cumhurbaşkanı seçimi konusunda bundan sonraki bütün siyasi süreçlerde yetki alman neyi değiştirecektir?</p>
<p>Önce ülkem, önce milletim diyemiyorsan ne oturuyorsun Aziz Atatürk’ün koltuğunda?</p>
<p>Hiç mi yüzün kızarmıyor? Hiç mi vicdanın sızlamıyor? Hiç mi mahcubiyet duymuyorsun?</p>
<p>Muhalefet olmak, her şeye karşı olmak, felakete yandaşlık yapmak, acılardan istifade etmek değildir.</p>
<p>Muhalefet olmak, devleti ayağa düşürmek, milleti kötülemek ve değerlerimizi örselemek için çırpınmak hiç değildir.</p>
<p>Kentsel dönüşüme itiraz eden bu Kılıçdaroğlu değil miydi?</p>
<p>Felaketin daha ilk günlerinde birlik ve beraberlik çemberi kurulması gerekirken buna tepki gösteren, ancak HDP’yle yanak yanağa vermekten de kaçınmayan bu Kılıçdaroğlu değil miydi?</p>
<p>İmar affıyla ilgili kanun teklifi veren bu CHP değil miydi?</p>
<p>Depremi bile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne bağlayan bu ucube ve köksüz CHP yönetimi değil miydi?</p>
<p>CHP yönetiminin asıl gündemi deprem veya yeniden inşa amacı değildir.</p>
<p>Bunların duygudaşlık bağları körelmiş, millete ve insanlık değerlerine yabancılaştıkları artık netleşmiştir.</p>
<p>Görülüyor ki, Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı, nasıl olacağı, uzlaşmanın ne zaman sağlanacağı bir numaralı gündem konularıdır.</p>
<p>İP’in Başkanı altılı masanın noter işlevi görmediğini üst perdeden ifade ederek seçilecek aday vurgusunu ısrarla tekrarlamış, Kılıçdaroğlu’na ve bazı CHP’li yöneticilere çatık kaşlarla aba altından sopa göstermiştir.</p>
<p>Bu arada altılı masa müdavimi bazı parti başkanları da şimdiden bakanlık dağıtımını bile yapmışlardır.</p>
<p>Kaygıları ikbaldir, sancıları koltuk ve makam bölüşümüdür.</p>
<p>Sevdaları şahsi ve siyasi çıkarlarını tahkim etmektir.</p>
<p>Korkuları ise büyük Türk milletinin muhteşem iradesidir.</p>
<p>Milletimiz neyle meşguldür, bunlar neyle oyalanmaktadır.</p>
<p>İP Başkanı’nın ayar verici diklenmesine, dozajı ağır sert ifadelerine tek bir CHP’linin çıkıp da itiraz edememesi yalnızca ürkeklik değil, aynı zamanda CHP’ye oy veren kardeşlerimize haksızlıktır.</p>
<p>Zillet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı belirleme süreci sarpa sarmıştır.</p>
<p>Bir masa etrafında anlaşmaktan ve uzlaşmaktan aciz olanların Türkiye’yi yüksek hedeflere götürmesi hayal mahsulüdür.</p>
<p>Aday kim olursa olsun artık önemsiz ve değersizdir.</p>
<p>Türkiye olağanüstü bir dönemden geçmektedir.</p>
<p>Önümüzde yeniden ayağa kaldırılacak 11 ilimiz vardır.</p>
<p>Ve bu hedef bir yıl içinde Allah’ın izniyle gerçekleştirilecektir.</p>
<p>Zillet ittifakının bırakınız bir ev yapmasını, tek göz kulübe yapacak ne bir müktesebatı, ne bir hazırlığı, ne de bir vizyonu vardır.</p>
<p>Altılı masa enkazın altından kalkamaz.</p>
<p>Yaraları saramaz.</p>
<p>Türkiye’yi kalkındıramaz, yıkımı kaldıramaz.</p>
<p>Hatta tek bir adım dahi atamaz.</p>
<p>Atmaya da takati yetmez, yetemez, buna siyasi fıtratları elvermez.</p>
<p>Huzurlarınızda, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın kararlılığını ve fikriyatını bir kez daha vurgulamak istiyorum.</p>
<p>Büyük Türk milleti, yeni Türk devletinin ilk ve son sözünü 29 Ekim 1923 tarihinde Aziz Atatürk ve kurucu kahramanlar aracılığıyla söylemiş ve bu konu ilelebet kapanmıştır.</p>
<p>Cumhuriyet, maşeri vicdanda kökleşmiştir.</p>
<p>29 Ekim 1923 millet egemenliğinin tescili ve tezahürüdür.</p>
<p>Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü, cumhurun irade ve tarihsel kazanımlarını Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefine kahramanca taşımak için emsalsiz bir fırsat, parlak bir eşiktir.</p>
<p>Kurtuluş fikriyle kurucu felsefe gözü kara şekilde muhafaza edilecektir.</p>
<p>Felaket günlerimizde veya diğer zamanlarda kimler hangi oyunları tertip ederlerse etsinler, hangi ihanetlerin içine girerlerse girsinler <u>bir kez daha ilan ediyorum ki;</u></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti tektir, milli ve üniter bir devlettir.</p>
<p>Türk milleti ayrılık kabul etmeyen tarihi, kültürel ve beşeri bir bütündür.</p>
<p>Türk vatanı ebedi yuvamızdır.</p>
<p>Al bayrağımız, bağımsızlığımızın ve egemenliğimizin sembolüdür.</p>
<p>Türkçemiz, bizleri bir arada tutan resmi dilimizdir.</p>
<p>İstiklal Marşımız, kahramanlık ve bağımsızlık destanımızdır.</p>
<p>Milli birlik ve bütünlüğümüzün temelleri <u>tek devlettir, tek millettir, tek bayraktır, tek vatandadır, tek dil ülküsüdür.</u></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, ebedi vatanında milli varlığını, milli birliğini sonsuza kadar koruyacaktır.</p>
<p>Bunlar, Cumhurun varlık ve yaşama nedenleridir.</p>
<p>Bunlar bizim, vazgeçilmez ilke ve yeminimizdir.</p>
<p>Bilinmelidir ki, bu aziz vatan hepimizindir.</p>
<p>Türkiye’mizin, doğal veya doğal olmayan felaketler kanalıyla bir yıkıma sürüklenmesini önlemek hepimiz için milli bir görevdir.</p>
<p>Herkes üstüne düşen sorumluluğu, siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmek zorundadır.</p>
<p>Gün birleşme günüdür.</p>
<p>Gün dayanışma günüdür.</p>
<p>Cumhur İttifakı’nın gönlünde herkese yer vardır.</p>
<p>Bizim yüreğimiz herkesi kucaklamaya yetecektir.</p>
<p>Bize göre bütün vatandaşlarımız Cenab-ı Allah’ın bir emanetidir.</p>
<p>Biz herkesi büyük Türk milletinin saygıdeğer bir evladı olarak görüyoruz.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı milletimizin her ferdine kucağını açmaktadır.</p>
<p>Bu topraklara vatanım diyen herkese soframız açıktır.</p>
<p>Bu insanlara milletim diyen herkese kapımız açıktır.</p>
<p>Bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlümüz açıktır.</p>
<p>Her vatan evladına sesleniyorum; bu düşüncelerim sizlere yabancı gelmiyorsa,</p>
<p>Paylaştığım değerlerde bir sıcaklık buluyorsanız,</p>
<p>Gelin bir olalım, diri olalım, iri olalım, nihayet hep birlikte Türkiye olalım.</p>
<p>Bu ülkenin geleceğini beraberce inşa edelim.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son veriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2023/02/28/devleti-ve-hukumeti-suclayan-guruh-arizalidir-arsizdir-art-niyetlidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-Fetöyle Pensilvanya’da işbirliği yapıp Türkiye’de Milliyetçi Hareket’in üzerine saldırmak isteyen kim varsa şerefsiz oğlu şerefsizdir.</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2023/01/10/fetoyle-pensilvanyada-isbirligi-yapip-turkiyede-milliyetci-hareketin-uzerine-saldirmak-isteyen-kim-varsa-serefsiz-oglu-serefsizdir/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2023/01/10/fetoyle-pensilvanyada-isbirligi-yapip-turkiyede-milliyetci-hareketin-uzerine-saldirmak-isteyen-kim-varsa-serefsiz-oglu-serefsizdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2023 09:46:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli TBMM Grup Toplantısında konuşma yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[Sinan Ateş suikastı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=8071</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, “Türklüğü Anayasadan ayıklayıp etnik kimlik mertebesine çekecek bir şerefsiz henüz anasından doğmamıştır.” Dedi. Konuşmasında muhalefetin tutumunu sert bir dille eleştiren Bahçeli; “Bak Sayın Kılıçdaroğlu, senin sağında solunda, yanında yörende konuşlanan teröristlerle Ülkücü Türk gençliğini sakın ola karıştırma aymazlığına düşme, bu gaflete kapılma.” İkazında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, <strong>TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, “Türklüğü Anayasadan ayıklayıp etnik kimlik mertebesine çekecek bir şerefsiz henüz anasından doğmamıştır.”</strong> Dedi.</p>
<p>Konuşmasında muhalefetin tutumunu sert bir dille eleştiren Bahçeli; <strong>“Bak Sayın Kılıçdaroğlu, senin sağında solunda, yanında yörende konuşlanan teröristlerle Ülkücü Türk gençliğini sakın ola karıştırma aymazlığına düşme, bu gaflete kapılma.</strong>” İkazında bulundu.</p>
<p>MHP lideri Bahçeli, Sinan Ateş cinayetinde karanlık noktaların olduğuna dikkat çekerek, Cinayetin gölgesi birden bire Milliyetçi Hareket Partisi’ne düşürülmek istendiğini ve iç hesaplaşmanın olduğu devamlı surette iddia edilip gündemde tutulduğunu söyledi.</p>
<p>Birçok konuda önemli açıklamalar yapan Devlet Bahçeli konuşmasında şu ifadeler eyer verdi;</p>
<p>“<strong>Değerli Milletvekilleri, </strong><strong>Aziz Dava ve Yol Arkadaşlarım,</strong></p>
<p><strong>Basınımızın Muhterem Temsilcileri,</strong></p>
<p>Bu haftaki Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, başarılı ve huzurlu bir hafta geçirmenizi diliyorum.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyorum.</p>
<p><strong>Sözlerimin başında, bütün gazetecilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü tebrik ediyorum.</strong></p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta, Sakarya Meydan Savaşı için <strong><em><u>“Melhame-i Kübra”,</u></em></strong> yani çok kanlı savaş manasına gelen terimi kullanmıştı.</p>
<p>Gerçekten de öyleydi ve bu savaş Milli Mücadele’nin dönüm noktasıydı.</p>
<p>22 gün 22 gece süren ve nihayetinde zaferle mükafatlanan Sakarya Savaşı bütün menfi ahvale rağmen istiklal umudunu yeşertmişti.</p>
<p>Bu savaş sonucunda bir hilal uğruna 5 bin 713 şehit vatan topraklarına aşılamaz ve alınamaz mukaddes bir sur çekmişti.</p>
<p>Merhum dava büyüğümüz Dündar Taşer’in bu muazzam zaferle ilgili isabetli yorumu da şöyleydi:</p>
<p><strong><em>“Türk’ün cezri, -diğer bir ifadeyle geri çekilmesi- Sakarya’da bitmiştir. Yeni bir med devrine -kısaca yükseliş dönemine- girme çabasındayız. Bu med olacak ve Türk milleti eski azametine kavuşacaktır. Bunun sancıları ve ızdırapları içerisindeyiz.”</em></strong></p>
<p>Sakarya Savaşı devam ediyorken Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa, kendisine intikal eden raporlardan etkilenmiş, bu suretle orduyu daha gerilerde sağlam bir hatta çekerek savunma yapılmasını Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’ya teklif etmişti.</p>
<p>Fevzi Paşa ise bu düşünceyi reddetti ve <strong><em>“Adım Adım Savunma yaparak başarıya ulaşılacağını” </em></strong>açıkladı.</p>
<p>Nitekim dediği gibi de oldu ve zafer Türk milletinin hanesine yazıldı.</p>
<p>102 yıl evvel “adım adım savunma stratejisiyle” Türk’ün makus ve meyus talihi değişmiş, müstevli ilerleyişi püskürtülerek Cumhuriyet’e giden yolların taşları döşenmişti.</p>
<p>Bugün de planlayıp tatbik ve temin ettiğimiz “adım adım 2023 stratejisiyle” Cumhuriyet’in 100’üncü yılına giden sürecin dört başı mamur hazırlıkları yapılmaktadır.</p>
<p>Biz adımlarımızı adam gibi attıkça önümüze engeller çıkmaktadır.</p>
<p>İstesek de istemesek de hayatın ve siyasetin doğasında yer etmiş çetin mücadelelere zaman zaman maruz ve muhatap kaldığımız hepinizin şahit olduğu gerçekler arasındadır.</p>
<p>Varsın olsun, ne gam ne tasa, yaşadığımız müddetçe gecesine dalıp da şafağıyla uyanmadığımız hiçbir gün şimdiye kadar olmamıştır.</p>
<p>Gene merhum Dündar Taşer’in dediği üzere, <strong><em>“çadırımızı sırtlanların yolu üzerine kurduğumuz da tarihi tecrübelerle</em></strong> <strong><em>sabit ve varittir.”</em></strong></p>
<p>53 yılını geride bıraktığımız siyasi mücadelemizin her etabı zorluklarla geçmiş, yürüdüğümüz her yol dikenlerle tuzaklanmıştır.</p>
<p>Elbette bu kutlu yolculuk ikna edilmişlerle değil inanmışlarla, kapı arasından bakanlarla değil kapıyı omuzlayıp içeri giren serdengeçtilerle yürünmüş, bundan sonra da böyle olacaktır.</p>
<p>Aka karışmayıp tavaya bulaşmayanlarla, balkondan seyredip suya sabuna dokunmayanlarla ne can beraberi olunacak, ne de ülkülerimizin peşinden gidilecektir.</p>
<p>Türk milletinin karşısında birikmiş tehditler, bilenmiş tehlikeler aynısıyla Milliyetçi-Ülkücü Hareket içinde geçerlidir ve bu durum normaldir.</p>
<p>Çünkü bizim siyasetteki gayemiz Türk milletinin hayat ve varlığının muhafazası, yeri gelirse de hesapsızca müdafaasıdır.</p>
<p>Bu yıl içinde yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri için vakit daraldıkça, zaman kısaldıkça, vade yaklaştıkça hain proje elemanları, oyun uşakları, siyaseti zillete düşmüşlerin iç yüzü birer birer deşifre olmaktadır.</p>
<p>Diyebiliriz ki, 2023 yılı bir turnusol kağıdı gibi her melaneti, her rezaleti, her melun niyeti açığa ve ortaya çıkaracaktır. Hatta bu süreç başlamıştır.</p>
<p>2023 seçimleri, iftira ile iffet, irade ile ihanet arasında geçecektir.</p>
<p>2023 seçimleri, üniter milli devlete sadakat besleyen Türkiye sevdalılarıyla; geleceklerini dağılmaya, çözülmeye, ufalanmaya bağlayan federasyoncular arasındaki bir seçime sahne olacaktır.</p>
<p><strong>Türkiye’nin önünü kesmek, yükselişini durdurmak, ayağına zincir vurmak, onca yapılanı yıkmak, onca yatırımı ve hizmeti baltalamak amacıyla faal halde olanlar aynı kuyrukta sıraya girmişlerdir.</strong></p>
<p>Karşımızda belirginleşen husumet cephesi kalabalık ve karanlıktır.</p>
<p>Seçime kadar her türlü provokasyonun sahnelenmesi muhtemeldir, beklenmelidir.</p>
<p>Zillet ittifakına aleni dayanak ve destek olan küresel emperyalizm bütün çakallarını aramıza salmıştır.</p>
<p>Yıkım kuryeleri, hıyanet yetiştirmeleri, Soros’un uşakları, FETÖ’nun itleri, PKK’nın piyonları, yabancı istihbarat örgütlerinin taşeronları, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünü, Cumhur İttifakı’nın kutlu yürüyüşünü sekteye uğratmak amacıyla zillet ittifakının yanında hizalanmışlar, ikmal kanallarını da ardına kadar açmışlardır.</p>
<p>Nitekim iğrenç oyunu görüyoruz, beşinci kol faaliyetinin açıkça farkındayız.</p>
<p>Çorak tarlada bostan bitirmeye çalışan müptezellerin siretlerini de, suretlerini de az çok tanıyoruz.</p>
<p>And olsun, alayına birden Türk’ün gücünü göstereceğiz.</p>
<p><strong>Türk milletiyle uğraşmanın, Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifakı’na kumandalı saldırı pozisyonuna geçmenin bedelini çok ağır ödeteceğiz.</strong></p>
<p>Zillet ittifakının siyasetsizliği ortadadır.</p>
<p>Program, hedef ve vizyon yokluğu tescillenmiştir.</p>
<p>Türkiye’ye bağlılıkları, Türk milletine mensubiyetleri ise komalıktır.</p>
<p>5 Ocak 2023 tarihinde 10’uncu toplantısını yapan bu kirli ve kriminal siyaset ittifakı yine aday çıkaramamış, yine aday belirleyememiştir.</p>
<p>Yaklaşık 9,5 saat toplantı yapıp da Cumhurbaşkanı adayını tespit edemeyen, üstelik nevzuhur bir aday üzerinde uzlaşmak için yeni bir istişare süreci başlatma kararı alan zillet partileri bir bakıma iflas bayrağını çekmişlerdir.</p>
<p>Ortak aday çıkarmak için altılı masadaki parti başkanları görüşmüşlere başlayacaklarmış.</p>
<p>İnsan merak etmeden duramıyor, peki bugüne kadar ne görüştünüz, neyle avundunuz, neleri konuştunuz, neyin hesabını yaptınız?</p>
<p>12 Şubat 2022 tarihinden bu tarafa toplanıp toplanıp dağılıyorlar, boşa dönen değirmen taşı gibi patırtı gürültü çıkarmaktan başka hiçbir şey yapmıyorlar.</p>
<p>Tarafsız bir Cumhurbaşkanı hedefini telaffuz etmelerine rağmen, altılı masanın himaye ve vesayetine A’dan Z’ye bağlanmış bir Cumhurbaşkanı kararında fikir ve görüş birliğine varmış durumdalar.</p>
<p>Altılı masanın adayı şayet Cumhurbaşkanı olursa Türkiye’yi birlikte yöneteceklermiş.</p>
<p>Bu nasıl bir hezeyan, nasıl boş bir kafadır?</p>
<p>Bu nasıl bir yozlaşmış siyaset ve demokrasi anlayışıdır?</p>
<p>Doğru kararlar üretmeye yatkın bir demokrasi siyasal istikrar ve itibarın vazgeçilmez ilkesidir.</p>
<p>Bu ilkenin çizik yemesi adalet ve hukuk ihlallerini teşvik etmekle kalmayacak ülkeyi yönetilemez hale sokacaktır.</p>
<p>Asıl düşünüp tedbir almamız gereken hususlardan birisi de demokrasilerde süreç ve içerik sorunlarının yaygın cesametidir.</p>
<p>Bu sorunun müsebbipleri her şeyden önce demokrasinin soysuzlaşmasına, gerçek manasından koparılmasına hizmet eden laçkalaşmış zihniyetlerdir.</p>
<p>Serok Ahmet’in, “<strong><em>Cumhurbaşkanı içeriden veya dışarıdan olsun, genel başkanlar her stratejik kararda imza yetkisine sahip olacaklar”</em></strong> itirafı altılı masanın mahvı perişanlığını resmetmiş ve belgelemiştir.</p>
<p>Böylelikle zillet ittifakının tüm tezleri, tüm önermeleri çürümeye terk edilmiştir.</p>
<p>Siyasetlerinin çatısı çökmüş, koltuk krizi, güç rekabeti, yetki karmaşası, ikbal kaosu, rant paylaşımı, makam hırsı bunların maskelerini düşürmüştür.</p>
<p>Kaldı ki biz farklı hiç bir şeyi zaten düşünmedik.</p>
<p>Sağ olsunlar, bu kokuşmuş siyasetle ilgili öngörülerimizde yine yanılmadık.</p>
<p>CHP’sinden İP’ine, Deva’sından Serok’una kadar hiçbir zillet partisinin Türkiye’ye hizmet, millete dev eserler kazandırmak gibi bir derdi, özlemi, gayesi, niyeti yoktur, olmasını beklemek ise tamamıyla beyhudedir.</p>
<p>Zillet ittifakı bir alternatif değildir.</p>
<p>Zillet ittifakı hazır değildir.</p>
<p>Zillet ittifakı yerli ve milli hiç değildir.</p>
<p>Milletimiz bunların asıl maksatlarının, asıl yüzlerinin tamamıyla farkındadır.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Lütfen dikkat buyurunuz, Milliyetçi Hareket Partisi ne zaman itibar ve iftira suikastlarına uğrasa anbean gözden kaçırılmak istenen, saman altından su gibi yürütülmesi arzulanan bir tertip, bir tezgah, bir plan derhal devreye alınmaktadır.</p>
<p>Bize yönelik saldırılarla aziz milletimizi hedef alan tahrip düzeyi yüksek hazırlıklar yakın benzerlikler taşımaktadır.</p>
<p>Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin son kalesi, son siperi, düşman karşısında atılacak son kurşunudur.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’ni akıllarınca meşgul ettiklerini zannedip haklı ve tarihi mücadelesinde kuşkular uyandırmak isteyenler Türkiye’nin ve Türk milletinin kuyusunu kazmak için gemi azıya alan işbirlikçi güruhtur.</p>
<p>Olan biten ne varsa biliyor, izliyor, çok sıkı bir şekilde takip ediyoruz.</p>
<p>Londra tefecilerinden, Newyork bankerlerinden, küresel sermaye çetelerinden ilhamını alıp, İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin günümüz ayağına talip olan Demokrasi ve Atılım Partisi’nin başındaki zat, Anayasa’nın 66’ıncı maddesini 2 Ocak 2023’te tartışmaya açma cüreti göstermiştir.</p>
<p>Açıkladığı Temel Haklar ve Eylem Planı sömürgecilerin siparişidir.</p>
<p>Selamsız sabahsız Babacan aynısıyla, <em>“Anayasamızın 66’ıncı maddesini, çağımızın gereği olarak kapsayıcı bir anlayışla yeniden ele almayı” </em>teklif etmiştir.</p>
<p>Anayasanın mezkûr maddesi “Türk Vatandaşlığı” üst başlığıyla şöyledir:</p>
<p><strong><em>“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türk’tür. Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir. Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz. Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.”</em></strong></p>
<p>Devası derdine kafi gelmeyen bu tulumba partisinin Kurumsal İletişim ve Tanıtım Başkanı da, kendisine sorulan, Anayasadan Türklüğü çıkarıyor musunuz?” sorusuna “doğru” cevabını vermiştir.</p>
<p>Bu kurşun gibi sözlere CHP’den tek bir itiraz gelmemiştir.</p>
<p>İP’ten tek bir tepki duyulmamıştır.</p>
<p>Zilletin diğer paydaşları da suspus vaziyettedir.</p>
<p>Şimdi sormak lazımdır, Devanın icazetli başkanını Türklüğün nesi ve neresi rahatsız etmektedir?</p>
<p>Türklüğü Anayasadan çıkarmayı cesedimizi çiğnemeden nasıl başaracaktır?</p>
<p>Buna nasıl kalkışacaktır?</p>
<p>Zillet ittifakının her bir ortağı aynı görüşte midir, aynı düşüncede midir?</p>
<p>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na danışmanlık yapan bölücü bir şahsın parti genel merkezinde verdiği bir röportaj sırasında, orada bulunan Türk bayrağını kaldırtması yalnızca skandal değil suçtur, cinayettir, kepazeliktir, bağımsızlığımızın sembolü al bayrağa adice bir hakarettir.</p>
<p>Bunlar bayraksızdır, bunlar milliyetsizdir, bunlar cibilliyetsizdir.</p>
<p>Allah muhafaza, eğer ellerine fırsat geçerse Türkiye’yi emperyalizmin kursağına teslim etmeleri kaçınılmazdır.</p>
<p>Bu azgın tehdide seyirci kalamayız, bu alçak teşebbüse sabır gösteremeyiz, tahammül edemeyiz, asla da etmeyeceğiz.</p>
<p>Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünde, Türklükle hesaplaşma sayfası açanların, özerklik emelini canlandıranların, HDP’nin sırtını sıvazlayanların, PKK’yla dayanışma içinde olanların akıl hocaları, ahlaksız rehberleri esasen her vatan sevdalısının hafıza kayıtlarında mahfuzdur.</p>
<p>Türklüğü Anayasadan ayıklayıp etnik kimlik mertebesine çekecek bir şerefsiz henüz anasından doğmamıştır.</p>
<p>Böylesi bir hıyanet ve hezimete her kim teşne ise karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır.</p>
<p>Şeytan oradaysa iman buradadır, haydi hodri meydan.</p>
<p>Biz adamı yüzünden, satılmışı da gözünden tanırız.</p>
<p>Milletimin hiçbir ferdi yılgınlığa kapılmasın, düzelir böyle kalmaz, yıkılır güze kalmaz, hesap sorulur mahşere bırakılmaz.</p>
<p>Cıngıllı fistan olanlar karşımıza geçip güllü gülistanlık taslıyor.</p>
<p>Delikli kapla su taşımanın çabasıyla oyalanıyorlar.</p>
<p>Çürük merdiven bulmuşlar dama çıkmanın arayışındalar.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’ni olmadık suçlamalarla durdurmaya, Cumhur İttifakı’nda çatlak oluşturmaya çalışıyorlar.</p>
<p><strong>Bizim görüş açımızı kapatarak 2023’te Türk’e kefen biçmek için kumpas planları yapıyorlar.</strong></p>
<p>Yunanistan’ın Ege’deki tacizlerine sesleri çıkmaz.</p>
<p>Bölücülere, teröristlere, canilere hiçbir tavır gösteremezler.</p>
<p>Dahası Türkiye lehine tek bir laf etmezler, edemezler.</p>
<p>Zalimlerin yanında, yeminli Türkiye düşmanlarının yolundadırlar.</p>
<p>Türkiye zillet ittifakına bırakılmayacaktır.</p>
<p>Cumhur İttifakı Türkiye’ye sahip çıkacaktır.</p>
<p>Cumhur İttifakı Türk ve Türkiye Yüzyılını inanç ve irfanla inşa edecektir.</p>
<p>Yorulmayacağız, yolumuzdan dönmeyeceğiz.</p>
<p>Düşmanca senaryolara taviz vermeyeceğiz.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’ni sosyal medyaya yuvalanmış trol teröristler eliyle fitne anaforuna çekmeyi amaçlayıp çarşaf çarşaf iftira kusan vatansız namussuzlara, 2023’ü zilletle karalamak isteyen devlet muhalifi namertlere Allah şahit olsun ki müsaade etmeyeceğiz.</p>
<p>Endülüs’ü fetheden Tarık Bin Ziyad’ın dediği gibi, arkamızda düşman gibi deniz, önümüzde deniz gibi düşman olsa da geri dönmeyeceğiz, sabır ve sadakatle ömür verdiğimiz haklı mücadelemizden ödün vermeyeceğiz, menfur bir cinayetin içine tertemiz davamızı, pirüpak dava arkadaşlarımızı çekmek için kudurmuş gibi faaliyete giren kansızlara eyvallah etmeyeceğiz, tamam demeyeceğiz.</p>
<p>Sabrın boyun eğmek değil, mücadele etmek olduğunu cümle aleme hep birlikte göstereceğiz.</p>
<p>Allah’tan korkmayıp cennetten çıkmayanlar, çakal olup Bozkurt’a diş gösterenler, münafıklığın her türlü yüzünü sahneye sürenler, densizin devesi gibi çan çan ötenler, şunu özellikle unutmasın ki, tek başıma kalsam da davayı çiğnetmeyeceğim, tek bir ülküdaşımı ezdirmeyeceğim, sonu ölüm de olsa surda gedik açtırmayacağım.</p>
<p>Karın ağrısı çekenlere, bir cinayet üzerinden siyasi kurgu yapanlara tekrar haykırıyorum, adayımız belli, kararımız nettir.</p>
<p><strong><em><u>Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.</u></em></strong></p>
<p>Acaba yutar mıyız diye hesap yapanlara sesleniyorum, deneyin de görün anyayı Konya’yı, Cumhur İttifakı haram otobanı olmuş pis boğazınızda lokma lokma kalacaktır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi aklınızı alacak, şer odaklarını şaşkına çevirecektir.</p>
<p>Davamız dualıdır, Türk milletinin hasıdır, Türk-İslam ülküsünün sancağıdır, siyasetteki şehitlik anıtıdır, Kızılelmanın duvağıdır, Turan ülküsünün ve İ’la-yi Kelimatullah’ın eğilmeyecek duruşudur.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisini suç örgütleriyle ilişkilendirip Türkiye üzerinde hain projelerini uygulamaya heveslenenlerin son neferimize, son nefesimize, son damla kanımıza kadar karşısındayız, karşısında duracağız.</p>
<p>2023’e girdik gireli kapımızın önünde nümayiş yapan, açığımızı kollayan, ensemizde boza pişiren, bizi terörize ederek köşeye sıkıştırma amacı güden hangi mendebur varsa bugüne kadar konuştu, şimdi sıra bizdedir.</p>
<p>Madem herkes sırasını savdı, madem herkes eteğindeki irili ufaklı taşları döktü, o halde şimdi söz sırası bize gelmiş demektir.</p>
<p><strong>Değerli Dava Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Buradan aynı zamanda aziz milletimle ne var ne yok paylaşacağım.</p>
<p>Uğradığımız ağır haksızlıkları birer birer anlatacağım.</p>
<p>Aynı şekilde vefakar, cefakar, fedakar camiamıza; Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in her onurlu ve şerefli mensubuna sesleneceğim.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi Fena Fi’d Millet, Fena Fi’d Devlettir.</p>
<p>Yani milletinde ve devletinde erimiş, bu uğurda her meşakkati göze almış bir kahramanlık mefkûresidir.</p>
<p>Allah’ın dağına göre kar verdiğini biliyorum.</p>
<p>Dağ başlarının da dumansız olmadığının bilincindeyim.</p>
<p>30 Aralık 2022 Cuma günü, Ankara’nın Çukurambar semtinde hunhar bir suikast vuku buldu.</p>
<p>Bu kanlı olay gerçekleşir gerçekleşmez, perde arkasının aralanması, sislerin dağılması, önünün ve arkasının aydınlığa kavuşması amacıyla sabır ve sebatla beklemeye koyulduk.</p>
<p>Adli ve idari soruşturma sürecinin teferruatla ve titizlikle yapılabilmesi maksadıyla her gelişmeyi yakından takibe başladık.</p>
<p>Zira ortada güpegündüz işlenmiş bir cinayet vardı.</p>
<p>Dibi görünmeyen kuyudan su içmediğimiz, bilmediğimiz göle girmeyeceğimiz herkesin malumudur.</p>
<p>Ancak kanlı saldırı gerçekleştikten hemen sonra, adeta tek bir merkezden emir almışçasına Milliyetçi Hareket Partisi’ne organize ve örgütlü bir saldırı ivme alarak hız kazandı, sürekli olarak da kamçılanıp körüklendi.</p>
<p>Tüm FETÖ’cüler partimize karşı algı operasyonları kanalıyla yeni bir kalkışma başlattılar.</p>
<p>Cinayetin gölgesi birden bire Milliyetçi Hareket Partisi’ne düşürülmek istendi.</p>
<p>Bir iç hesaplaşmanın olduğu devamlı surette iddia edilip gündemde tutuldu.</p>
<p>Böyle zamanlar duygusal taşkınlığın akli melekeleri kilitlediği kaotik ve kargaşa zamanlarıdır. Ve dikkat, temkin, tedbir, sabır, uyanıklık şarttır.</p>
<p>Üstelik bu sıkıntılarla karılmış zamanlar, fitnenin sadağından çıkmış ok gibi sağa sola saplanmak için hedef aradığı alacakaranlık zamanlardır.</p>
<p>İmam Şafi’ye sormuşlar, fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız?</p>
<p>Cevap vermiş: <strong><em>“Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.”</em></strong></p>
<p>Biz de bu manevi öğüde riayet ederek düşman oklarını takip ettik.</p>
<p>Nihayetinde tehlikeyi sezdik, hücumu gördük.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları’yla en küçük bağ ve bağlantısı olması şöyle dursun, devamlı kundaklayıp kurutmaya çalışan etki ajanları, içimizden devşirilmiş siyaset artıkları, HDP’sinden CHP’sine, komünistinden bölücüsüne, FETÖ’cüsünden PKK’lısına kadar tüm şirret ve nefret odakları bizi cinayetle aynı karede göstermek gibi vahim bir günaha ortak oldular.</p>
<p>Hiç kimse aklından çıkarmasın, kurt kışı geçirir, ama yediği ayazı unutmaz, unutamaz, unutmayacak.</p>
<p>Adına zafer denilen yenilmiş ve casusların şebekesine dönmüş marjinal bir partinin ümitsiz vakası, <em>“hepimiz katilin kim olduğunu biliyoruz”</em> açıklamasıyla Cumhuriyet savcılarının görev alanına giren bir açıklamada bulundu.</p>
<p>Bu istihbarat fosiline bildiklerini sormak kuşkusuz şerefli Türk savcılarının ana görevi olduğunu buradan hatırlatmak, gereğinin yapılmasını istemek hem çağrım hem de görevimdir.</p>
<p>Şimdi de parti binalarına “yerli ve milli katil kim” yazılı afişler asacak kadar küçülüp yeri dibine geçtiler.</p>
<p>Cinayeti müfterilik şovuna dönüştüren, itibar cellatlığını pusula yapan, Cumhur İttifakı’nı sarsmayı ve Milliyetçi Hareket Partisi’ni anılan saldırıyla irtibatlandırmak için binlerce FETÖ hesabı açıldı.</p>
<p>Pensilvanya menşeli ve merkezli sosyal medya saldırıları yoğun olarak yaşandı, yaşatıldı.</p>
<p>Azılı MHP düşmanları günbegün bu konuyu gerçek mecrasından saptırarak siyasi bir hesaplaşmaya çevirdiler.</p>
<p>TBMM’de yuvalanan terörseviciler soru önergesi vererek meseleyi iyice kanatmayı ve karıştırmayı denediler.</p>
<p>Sosyal medyada, yakalanan cinayet faillerinin ifade tutanakları kripto damar vasıtasıyla devamlı servis edildi.</p>
<p>Bir yumrukla adeta ağaç devirmenin çabasına giren akıl, vicdan ve izan özürlü insanlık fukaraları ortalığa döküldü.</p>
<p>Aleyhimize, aslı astarı olmayan ihbar ve itham dolu düzmece iddialar başta CHP olmak üzere diğer zillet partilerinin, teröristlerin, bölücülerin, küreselcilerin, kozmopolit mankurtların, tescilli devlet ve millet muhaliflerinin eline tutuşturulup tıpkı suç örgütlerine sözcülük yaptıkları gibi meseleyi sahiplenmeleri için siyasi iklim ve istismar ortamı açıldı.</p>
<p>Biz damgalı iftiracıları, bunlara figüranlık yapan onursuzları tanıyoruz.</p>
<p>Nefesimizle de enselerinde olduğumuzu ifade ediyoruz.</p>
<p>Milletvekillerimiz ahlaksızca suçlandı.</p>
<p>Başkanlık Divanı üyesi arkadaşlarım töhmet altında bırakıldı.</p>
<p>Ülkü Ocakları hain bir kuşatmaya alındı.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’ne cinayetin ihale edilmesi amacıyla şiddetli bir cephe açılıp ittifakla harekete geçildi.</p>
<p>Ne tuhaf ki, Ülkücüyü öteki gören, Mehmetçik katilleriyle el birliği yapan Kılıçdaroğlu da geçen hafta paylaştığı bir sosyal medya mesajıyla, suskunluğumuzun nedenini sorma gereği duydu.</p>
<p>Hz.Mevlana’nın aynen dediği gibi, <strong><em>“Suskunluğumuz asaletimizdendir. Lakin bir lafa bakarız laf mı diye, bir de söyleyene bakarız adam mı diye.”</em></strong></p>
<p><strong><em>Edebimiz el vermez,</em></strong></p>
<p><strong><em>Edepsizlik edene.</em></strong></p>
<p><strong><em>Susmak en güzel cevap,</em></strong></p>
<p><strong><em>Edebi elden gidene!</em></strong></p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, suskun değilim, sadece firavun taktiklerinizi, edepsiz imalarınızı, seviyesiz ithamlarınızı seyredip gerekli notlarımı aldım, alıyorum.</p>
<p>Bu siyaset defosu, gençlerimizin mafyacılık oynadığını, onları teslim etmem gerektiğini, gündemdeki meseleyi 3-5 torbacıyla da geçiştiremeyeceğimi ileri sürdü.</p>
<p>Neyi kast ettiği ayan beyan ortaya çıkmış oldu.</p>
<p>Bak Sayın Kılıçdaroğlu, senin sağında solunda, yanında yörende konuşlanan teröristlerle Ülkücü Türk gençliğini sakın ola karıştırma aymazlığına düşme, bu gaflete kapılma.</p>
<p>Sen her şeyinle zaten teslim olmuşsun, sen ihanete el sallamış bir kimliksizsin,  azılı katillerin dümen suyuna çoktan girmişsin, bizim aramızda senin bildiğin ve yakın mesai içinde olduğun tiplerden tek bir genç yoktur, olmamıştır, olmayacaktır.</p>
<p>Her bir ülkücü genç, Türk-İslam Ülküsünün örnek bir şahsiyeti, davasının yılmaz bekçisidir.</p>
<p>Her bir genç kardeşim, imanlı, kanaatkâr, berrak fikirli, elmas gibi pırıl pırıl, keskin görüşlü, kıvrak zekalı, milletimizin derin ve saf kültürüyle mücehhez, insan sevgisiyle dopdolu, asaletiyle, efendiliğiyle, delikanlılığıyla, engin kültürüyle bu çağın imrenilecek değeridir.</p>
<p>Ülkücü Türk gençliği, vatanın ve milletin içinde bulunduğu şartları bir varoluş mücadelesi olduğunu bilerek, Akif’in “Asım’ın Nesli” dediği dinine, milliyetine, kültürüne, tarihine sonuna kadar bağlı bir gençliktir.</p>
<p>Bizim zamanı geldiğinde teslim edeceğimiz sadece Allah’a can borcumuzdur.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, şayet yüreğin varsa, gözün kesiyorsa buraya gel, tek bir evladımı al da senin ciğerinin kaç okka ettiğini göreyim.</p>
<p>PKK’nın boyunduruğuna girmiş bir partinin, siyasi bölücülüğü bağrından çıkarıp Türkiye’nin başına bela etmiş kuluçka bir siyasetin bize parmak sallayıp sütten çıkmış ak kaşık pozu vermesi milletimizin aklıyla ve ferasetiyle alay etmektir.</p>
<p>Çünkü CHP demek, HDP ve PKK’yla koyun koyuna yatan parti demektir.</p>
<p>Böylesi tezgâhlara karnımız toktur, CHP’yi bilen bilir, Milliyetçi Hareket Partisini de bilen bilir.</p>
<p>Elinde Ülkücü kanı olanlardan, Ülkücüye en ağır bühtan ve küfrü reva görenlerden ne duyacağımız, ne de öğreneceğimiz bir şey vardır.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl siyasi cinayet iddiasında bulunan Kılıçdaroğlu, neleri bildiğini, kimlerin kulağına ne fısıldadığını, muhtemel istikrarsızlık sarmalında kendisine hangi görevin verildiğini açıklamak durumundadır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun aklından 12 Eylül öncesinin tekrar vasat bulması geçiyorsa, bunun için baskı altındaysa diyeceğim odur ki, telkinlere ve teşvik edici kışkırtmalara kapalıyız; ancak vatanın, milletin ve devletin varlığı, birliği ve selameti için de hiçbir fedakârlıktan kaçınmayız.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’ni uyuşturucu çeteleriyle, kiralık tetikçilerle, torbacılarla, cinayet örgütleriyle, eşitlemeye, bir göstermeye, aynı kazana atmaya niyetlenmiş, buna heves etmiş kim varsa şerefsiz kere şerefsizdir.</p>
<p>Bizim üzerimize kan sıçratmak, katil yaftası vurmak, sokağa çıkmamızı tahrik etmek, Türkiye’yi bir kavga iklimine çekmek için el ovuşturan kim varsa şerefsiz kere şerefsizdir.</p>
<p><strong>    Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e çirkefçe çamur atıp 2023 seçimlerini zillet ittifakının lehine dönüştürmek için ganimet avcılığına soyunanlar şerefsiz kere şerefsizdir.</strong></p>
<p>Fetöyle Pensilvanya’da işbirliği yapıp Türkiye’de Milliyetçi Hareket’in üzerine saldırmak isteyen kim varsa şerefsiz oğlu şerefsizdir.</p>
<p>Allah’ın izniyle muvaffak olamayacaklardır.</p>
<p>Oyuna gelmeyeceğiz, tuzağa düşmeyeceğiz.</p>
<p>Biz kaybedilmiş bir medeniyeti tekrar tesis edecek iman erleriyiz, Lider Ülke Türkiye’nin umudu ve ufku olan Cumhur İttifakı’yız.</p>
<p>Ölüsüyle dirisiyle, sözüyle duruşuyla, tavrıyla tarzıyla, şekliyle şemaliyle düşmana ganimet olanları iki cihanda da affetmeyeceğiz, haklarımızı helal etmeyeceğiz.</p>
<p>Şu paylaşacağım söz Mecelle kuralıdır: <strong><em>&#8220;Def-i mazarrat celb-i menafiden evladır</em></strong><em>.&#8221;</em></p>
<p>Yani zararları def etmek, faydalara talip olmaktan daha iyidir.</p>
<p>Bir diğer Mecelle kuralı da şudur:<strong> <em>&#8220;Zarar izale olunur.”</em></strong></p>
<p>Yani zararın giderilmesi de ancak usulü dairesinde olmalıdır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi, dört bir koldan süregelen nifak saldırısını, bundan kaynaklı zararlı akımları ve aktörleri muhakkak def edecek, şerefli mazisini ve mücadele geleneğini heba ettirmeyecektir.</p>
<p>Vatansızların taşlamasıyla kervanın yolundan geri döndüğü nerede görülmüştür?</p>
<p>Biz bir işin önüne değil, arkasına ve sonuna bakarız.</p>
<p>Şimdi bakıyoruz, bütün kirli çamaşırları, hasmane bağlantıları, FETÖ operasyonunu, gavur uzantılarını, batıla esir düşmüş mihrakları birer birer teşhis ediyoruz.</p>
<p><u>Büyük Türk düşünürü Yusuf Has Hacib diyor ki:</u></p>
<p><strong><em>Her sözü dinle, hemen inanma.</em></strong></p>
<p><strong><em>Gönül sırrını açma, sıkıca sakla.</em></strong></p>
<p><strong><em>Doğru ol, dürüst davran,</em></strong></p>
<p><strong><em>İki dünyayı da kazanır doğru olan.</em></strong></p>
<p>Gönlümüzü de dilimizi de doğru tutuyoruz.</p>
<p><u>Ve Allah’tan niyaz ediyoruz ki: </u></p>
<p><strong><em>Tenimizden çıkarken canımız,</em></strong></p>
<p><strong><em>Şehadet ile kesilsin son nefesimiz.</em></strong></p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi muazzez bir huyu vardır.</p>
<p>O zaman geldiğinde saldırganların, koro halinde zehir saçan müfterilerin, bilmiyorduk, farkında değildik, kullanılmışız, kandırılmışız, hata etmişiz, pişmanız demelerine hiç kimse aldırış etmeyecektir.</p>
<p>Bunların yaptıklarını ne yarına ne de yanlarına bırakacağız.</p>
<p>Bizi cinayete karıştırmak için tezvirat üretenleri de hem Allah’a hem de hukuka havale etmek vazifemizdir.</p>
<p>İşleyen yargı sonucunu sabırla bekleyip suikastın maksat ve motivasyonunun iç örgüsünü tam anlamıyla görmek kanaatimce en doğru olanıdır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurumsal ve tüzel kişiliğini bu cinayetle irtibatlandıranlar iddialarını ispat etmezlerse şerefsizdir ve onların peşlerini asla bırakmayacağımızı bilmelerinde yarar vardır.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Genel Başkan olarak sorumluluk taşıdığım süre içerisinde, kendimde sır olarak sakladığım görevden alma nedenlerini yeri geldiğinde paylaşırım. Onlara şu an yandaşlık yapmış görev kaçkınlarını da o zaman tekrar hatırlatırım.</p>
<p>Hayatları boyunca bir Ülküdaşımızın elinden tutmamış, şehitlerimize rahmet okumamış, hayrı dokunmamış, dokunaklı ve güzel bir sözüne tesadüf edilmemiş, acımızın ve sevincimizin içinde yer almamış ne kadar haşarat varsa cinayeti malzeme olarak kullanmaktadır.</p>
<p><u>Diyor ya Merhum Ziya Paşa:</u></p>
<p><strong><em>“Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkar! Katır mühürdar oldu, eşek defterdar.”</em></strong></p>
<p><u>Merhum Kazım Karabekir Paşa’nın dediği gibi:</u></p>
<p><strong><em>“Öyle puslu ki hava, şeytan bile Müslüman mintanı giyiyor.”</em></strong></p>
<p>Mezar başında video çekip yayınlayanlar, sürekli ajitasyon yapanlar, gözyaşı dökerken kayda aldıranlar esasen fırsatçı vampirlerdir.</p>
<p>Bizim vampirlerle işimiz olmayacaktır.</p>
<p>Yurt dışında kaçak halde bulunan hainlerin, organize suç örgütü mensuplarının, mafyatik yapılanmaların, bunlara yardım ve yataklık yapan esfele safilinlerin iki elimizle yakalarından tutacağımız günler de uzak değildir.</p>
<p>“Alan aldı oyuna gitti, çoban aldı koyuna gitti” demeyeceğiz, hakkımızı, haysiyetimizi ve hukukumuzu ziyan ettirmeyeceğiz.</p>
<p>Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi’ni mafyayla ilişkilendirmek başlı başına bir cürümdür, cinnettir.</p>
<p>Ülkücünün mafyası olmaz, mafyadan Ülkücü olmaz.</p>
<p>Müfteriden Ülkücü olmaz, Ülkücüden iftira ve gıybet duyulamaz.</p>
<p>Bilmeyenlere hatırlatırım ki, davamız mazlumların iç çekişidir.</p>
<p>Davamız hak arayanların içkin sesidir.</p>
<p>Davamız Türklüğün bayraktarıdır.</p>
<p>Davamız hak yoludur, hakikat yoludur, Allah’ın yoludur.</p>
<p>Bu dava güneşi mazlum milletin, bu dava her şeyden her şeyden çetin, bu yolda dert, hüzün, gurbet bizimdir.</p>
<p>Gerek İbni Sina, gerekse de İbni Rüşd İslam felsefesinde doruk isimler arasındaydı.</p>
<p>Bu iki büyük düşünür, aklın ve ahlakın doğru ve gerçek olanı kavradığını iddia etmişlerdi.</p>
<p>Dürüst yönetimin temeli olarak da meşruiyet ve ahlaki sağlamlığı göstermişlerdi.</p>
<p>Adaleti ise toplumsal dirliğin ve düzenin esası görmüşlerdi.</p>
<p>Bu dirlik ve düzenin özü ise insanın edep anlayışında gizliydi.</p>
<p>Mevlana’dan Hacı Bektaş’a, Taptuk Emre’den Yunus’a birlik ve düzen ruhu <strong><u>“edep, ya hu”</u></strong> olarak ifade edilmişti.</p>
<p><u>Diyor ya Yunus;</u></p>
<p><strong><em>Gezdim Halep Şam,</em></strong></p>
<p><strong><em>Eyledim ilmi talep,</em></strong></p>
<p><strong><em>Meğer ilim bir hiçmiş,</em></strong></p>
<p><strong><em>İlla edep illa edep.</em></strong></p>
<p>Edep, nefsini tanıyıp haddini bilmektir.</p>
<p>Edep, kul olduğunu anlayıp Cenab-ı Allah’a yönelmektir.</p>
<p>Edep, kibri kırıp tevazuya sarılmaktır.</p>
<p>Edep, hayâlı ve vefalı olmaktır.</p>
<p>Kısaca edep, güzel ahlâktır.</p>
<p>Milliyetçi-Ülkücü Hareket edeplidir, bundan mülhem de güzel ahlakla bezenmiştir.</p>
<p><u>Hz.Mevlana ne kadar da anlamlı söylemiş:</u></p>
<p>Aklım kalbime, iman nedir diye sordu. Kalbim ise aklımın kulağına eğilerek, <strong><em><u>“iman edeptir”</u></em></strong> dedi.</p>
<p>İmansızlara itibarımız yoktur.</p>
<p>Türk düşmanlarının kara kampanyalarına inanacak tek bir dava arkadaşım yoktur, olmayacaktır.</p>
<p><strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Bildiğimiz ayranı bilmediğimiz yoğurda hiç değişmedik.</p>
<p>Özü itibariyle bizden olmayıp, biz gibi davranmayıp, anılarımızı, acılarımızı, bizi biz yapan hasletleri siyasi ve dünyevi çıkarlarına alet edenlere karşı her zaman dikkatli, şuurlu ve uyanık olduk.</p>
<p>Başını Ülkücünün çekmediği hiçbir olayda yerimiz yoktur.</p>
<p>Bundan sonra söylenecek her söz ayaklarımızın altındadır.</p>
<p>Türk ve Türkiye husumetinden nemalananların hepsine karşı bir olacağız, hazırlıklı olacağız, adam gibi duracağız, mertçe mücadele edeceğiz, Bozkurt gibi dikileceğiz, 2023 yılında cumhurun zaferine hep beraber ulaşacağız</p>
<p>Sanmasınlar bu tekerlek kalır tümsekte, yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.</p>
<p>Dilimizi gıybetten, kalbimizi hasetten, midemizi haramdan, davranışlarımızı riyadan, mücadelemizi de kem gözlerden koruyacağız.</p>
<p>Biliniz ki, asiller idare, acizler şikâyet, basitler ise yalan söyleyip iftira eder.</p>
<p>Unutmayınız, Allah sabredenlerle beraberdir.</p>
<p>Yine unutmayınız, zafer inananların olacaktır.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygılarımla selamlıyor, Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2023/01/10/fetoyle-pensilvanyada-isbirligi-yapip-turkiyede-milliyetci-hareketin-uzerine-saldirmak-isteyen-kim-varsa-serefsiz-oglu-serefsizdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri; &#8220;Bizim Başarımız Cumhurun Başarısıdır.&#8221;</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/11/29/mhp-lideri-bizim-basarimiz-cumhurun-basarisidir/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/11/29/mhp-lideri-bizim-basarimiz-cumhurun-basarisidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Nov 2022 11:39:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli TBMM Grup Toplantısında konuşma yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Lideri Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=8030</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, muhalefetin tutumunu eleştirerek; “Zillet ittifakının Anayasa değişiklik önerisi tarihi geriye sarmak, akıntıya karşı kürek çekmek, devletin temellerine dinamit yerleştirmek, güçlenen Türkiye’ye pranga vurmak, milletin takdir ve tercihine kara çalmaktır.” Dedi. Televizyonlarda yapılan programları ve her konuda yerli yersiz konuşan katılımcılara dikkat çeken Bahçeli; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, muhalefetin tutumunu eleştirerek; “Zillet ittifakının Anayasa değişiklik önerisi tarihi geriye sarmak, akıntıya karşı kürek çekmek, devletin temellerine dinamit yerleştirmek, güçlenen Türkiye’ye pranga vurmak, milletin takdir ve tercihine kara çalmaktır.” Dedi.</p>
<p>Televizyonlarda yapılan programları ve her konuda yerli yersiz konuşan katılımcılara dikkat çeken Bahçeli; <strong>“Bunlardan bıktık usandık, bu edepsiz, bilgisiz, cibilliyetsiz ve ciddiyetsiz ekran yüzlerinden gerçekten midemiz bulanmaktadır.”</strong> Diye konuştu.</p>
<p>Yaptığı açıklamalarda, terörle mücadele, hayvan hakları, muhalefetin açıkladığı “Anayasa Değişikliği Önerisi” gibi birçok önemli konuların yanı sıra 2023 yılı seçimleri, cumhur ittifakında MHP’nin duruşunu ve partisinin 100 maddelik anayasa teklif metnini dile getiren Bahçeli, konuşmasında şu ifadeler yer verdi;</p>
<p><strong> “Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,</strong></p>
<p><strong>Saygıdeğer Misafirler,</strong> <strong>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</strong></p>
<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi en iyi dileklerimle, hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum.</p>
<p>Tarih, geriye doğru akıp giden, aynı zamanda geleceğin çizgilerini ve çerçevesini belirleyen bir zaman kavrayışının tanımıdır.</p>
<p>Geçmişin geleceğe ve geleceğin de geçmişe ışık tutması, tarihin hem temellendirilmesi hem de açıklanmasıdır.</p>
<p>Geçmiş, insanın geleceğiyle birlikte yaşamaktadır.</p>
<p>Diyebilirim ki, tarih, insan ile geçmiş arasında inşa edilmiş bir köprü işlevi görmektedir.</p>
<p>Yaratılmış hiçbir varlık yoktur ki ister beşeriyet, ister tabiat, ister maneviyat; tarihin tesirine girmemiş ve ondan izler taşımamış olsun.</p>
<p>Esasen bugün olanlar dünün sonucudur.</p>
<p>Yarın yaşanacaklar ise bugünün eseri olacaktır.</p>
<p>Kimsenin önüne geçemeyeceği ilahi nizam bu şekildedir.</p>
<p>Yaradılışın bu muhteşem işleyişini yakalayamamış olan insanların ve toplumların ömürlerinin kısa, izlerinin silik, varlıklarının geçici olması kaçınılmaz bir hayat gerçeğidir.</p>
<p>Bir diğer yönüyle tarih, hayata tutunamamış, sürekliliğini sağlayamamış sayısız toplumlar için onları acımasızca öğüten bir değirmenin tasvir ve tarifidir.</p>
<p>Dünya coğrafyası, ayakta duramamış, varlığını sürdürememiş, saman alevi gibi parlayıp sönmüş yüzlerce toplumun bugün enkaz ve harabe haline gelmiş kalıntılarıyla doludur.</p>
<p>Buna karşılık, var oluşa anlam kazandıran, dün, bugün ve yarın arasındaki muazzam terkibin farkına vararak; aldığı miras üzerinden müşterek bir şuur geliştiren, bir kültürü bayrak yapan ve bu bayrağı taşıyacak nesiller yetiştiren toplumlar ya da milletler tarihe yön vermeyi başarmışlardır.</p>
<p>Hayat ve siyaset tarih kulvarında sürekli akış halindedir.</p>
<p>Bu akışın içinde, ceddini tanıyan, cesareti taşıyan, özünü bilen, öz değerlerinin aydınlığıyla uyanışa geçen, doğrulup etrafında ne olup bittiğinin farkına varan toplum ve milletler zamanın pasif bir ögesi değil, aktif ve atılgan bir övüncü haline gelmişlerdir.</p>
<p>Böylesi bir durum tarih olanla tarihe geçen ayrımını da netleştirmektedir.</p>
<p>Bize göre Türk milleti tarihe geçen bir kudretin adıdır.</p>
<p>Elbette bu soylu millet gerçeğinin tarih kaydını silmek, tarihi varlığına kast etmek hiç kimsenin yapabileceği veya üstesinden gelebileceği bir şey değildir.</p>
<p>Siyaset dediğimiz dinamik süreç, aklın rehberliğinde, hayatın olağan veya olağanüstü seyri içindeki kör düğümlerin çözülmesi ya da sorunların sürüklediği çıkmaz sokaklardan kurtulma becerisidir.</p>
<p>Siyaset eğer tarihe sırtını vermezse, gücünü ve güvenini milletten almazsa, üstelik değerlerle bütünleşemezse üreteceği yalnızca kriz ve kutuplaşma olacaktır.</p>
<p>Şu anda rehin altındaki muhalefet partilerinin açmazı da buradadır.</p>
<p>Doğru siyaset için evvela aranılan cevapların doğru olması gerekmektedir.</p>
<p>Zillet ittifakının ne cevabı cevaptır, ne de siyaseti siyasettir.</p>
<p>Biz kimin ne söylediğine değil, ne yaptığına bakıyoruz.</p>
<p>Çünkü söylenenler bir iddia, yapılanlar ise bir ispattır.</p>
<p>Doğru cevabı bulmak için de sorulan her sorunun isabeti vazgeçilmez önemdedir.</p>
<p>Misal olarak, somut gerçeğin yükselen maddi ve manevi ihtiyaçlarına milliyetçilik nasıl cevap vermeli, ağırlaşıp karmaşıklaşan meselelere hangi merkez ve mihverden bakmalıdır?</p>
<p>Tarihi ve milli bütünlük içinde geleceğin Türkiye’sinin karşılaşacağı risk ve tehditlerin değişken ve çok cepheli boyutlarıyla başa çıkabilmek için temin edilecek stratejik mücadelenin dayandığı esaslar yeni yüzyılın şartları dikkate alındığında nasıl olmalı, nasıl planlanmalıdır?</p>
<p>Cumhuriyet’in birinci yüzyılına ulaştıran milli ve manevi mukavemet ölçülerimizle, kültürel ve tarihsel müktesebat ölçeğimizin Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına yol kazalarına, iç ve dış şoklara maruz kalmadan vasıl olabilmesi için şimdiden yapılması gerekenlerin mahiyet ve muhtevası nasıl ve ne şekilde tasarlanmalıdır?</p>
<p>13 asır önce Ötüken&#8217;den kutlu hakanların buyruğu olarak yola çıkan mesajlar bizi milletler mücadelesinde bugün var edebiliyorsa;</p>
<p>Bugün hem söyleyip hem de yapacaklarımızın Türk milletinin devamını ve yükselişini yeni bir 13 asır daha taşıması neden mümkün olmasın?</p>
<p>Hayat bizimle sınırlı değildir.</p>
<p>İstisnalar dışında, nasıl ki yüz yıl evvel bugünün hiçbir insanı hayatta değilse, yüz yıl sonra da bugünün hiçbir yaşayanı yeryüzünde bulunmayacaktır.</p>
<p>Hiç şüphesiz bizim düşünmemiz gereken bir gelecek vardır.</p>
<p>Bu geleceğin muharrik ve müessir kaldıracı da Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümüdür.</p>
<p>Başkaları günü birlik siyaset yapabilir.</p>
<p>Başkaları sadece çıkarlarının peşinden koşabilir.</p>
<p>Ancak biz öyle yapamayız, öyle davranamayız.</p>
<p>Bizim farkımız Türk milletine duyduğumuz aidiyet bilinciyle engin sevgide saklıdır.</p>
<p>Bizim aklımızın bütününde Türklüğün ve Türkiye’nin kıyamete kadar varoluşu yer almaktadır.</p>
<p>Bu nedenle çalışıyoruz, çabalıyoruz, milletimizin her güzel insanıyla kucaklaşıyoruz.</p>
<p>Bir yanda<strong><em> “Adım Adım 2023; Köyüm Benim Sohbet Toplantıları”</em></strong>nı sürdürürken, diğer yanda vatandaşlarımızla yüz yüze teması esas alan <strong><em>“Komşum Nasılsın” </em></strong>çalışmalarımıza da geride kalan hafta içinde başladık.</p>
<p>Artık ev ev dolaşıyoruz, kapıları çalıp kalplere misafir oluyoruz.</p>
<p>Komşularımızla buluşuyor, hatırlarını soruyor, onları hem dinliyor, hem de düşüncelerimizi anlatıyoruz.</p>
<p>2023 yılı için söz birliği, inanç birliği, hedef birliği yapıyoruz.</p>
<p>Biliyoruz ki, komşu komşunun külüne muhtaçtır.</p>
<p>Ülkemizin her hanesini komşu kapısı haline getirmek muradımızdır.</p>
<p>İyi komşu demek aile demektir.</p>
<p>Aile demek tek yürek olmuş insanlar demektir.</p>
<p>Nitekim biz doğudan batıya, kuzeyden güneye büyük bir aile olan Türk milletiyiz.</p>
<p>Bizim inancımıza ve tarihi hasletlerimize göre, evden önce komşu, yoldan önce yol arkadaşlığı, yolculuktan önce de yol azığı lazımdır.</p>
<p><u>Büyük Türk düşünürü Yusuf Has Hacib diyor ki:</u></p>
<p><strong><em>“Ev almak istersen komşusunu sor, yer almak istersen suyunu sor.”</em></strong></p>
<p>Biz komşularımıza elimizi uzatıyor, komşuluk hukukunun çemberinde onların yareni ve ümit çeşmesi olmak için samimiyetle sorumluluk üstleniyoruz.</p>
<p>Ayrıca <strong><em>“2023’e Doğru: Aday Belli, Karar Net Temalı”</em></strong> açık hava toplantılarımızın bir yenisini 18 Aralık 2022 tarihinde Mersin ilimizde yapacağız.</p>
<p>Meydanlardan dolup taşacağız, hanelere sığmayıp coşacağız, nihayet Türkiye’yi zilletin boyunduruğuna almak için fırsat kollayanlara asla göz açtırmayacağız, asla müsaade etmeyeceğiz.</p>
<p>Elbette yapacağız, her birlikte başaracağız.</p>
<p>Nerede bir insanımız varsa iradesine talibiz.</p>
<p>Hiç kimseyi ayırmadan, hiç kimseyi ayrı görmeden, herkesi kardeş bilerek, her insanımızı kutsal bir emanet sayarak Cumhur İttifakı’nın muhteşem zaferine Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümünde birlikte imza atacağız.</p>
<p>Buluşmanın adresi Türk milletidir.</p>
<p>Birleşmenin yeri al bayrağımızın altıdır.</p>
<p>Lider Ülke Türkiye’ye ulaşmak ise hepimizin boyun borcu, tarihimize ve milletimize ihmal edemeyeceğimiz görevdir.</p>
<p>Biz dün görevden kaçmadık, milletimizi canımızdan aziz bilmekten ve sevdasıyla mücadele etmekten yorulmadık, bundan sonra da yorulmayacağız.</p>
<p>Bölünmeye, kardeş kavgalarına, ayrışmaya, cepheleşmeye hayır diyenlerle aynı yolun yolcusu, aynı parlak amacın takipçilereyiz.</p>
<p>Biz hedefleri büyük, hevesleri küçük bir hareket olarak kalamayız.</p>
<p>Biz lafla peynir gemisi yürütenlerle, oturduğu yerden ahkam kesenlerden olamayız.</p>
<p>Merhum Vatan Şairimiz Mehmet Akif Ersoy “Nevruz’a” isimli şiirinde duruş ve düşüncemizi özetleyerek bakınız ne demişti:</p>
<p><strong><em>İhtiyar amcanı dinler misin oğlum Nevruz?</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işte gerek.</em></strong></p>
<p><strong><em>Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme;</em></strong></p>
<p><strong><em>Sözü sağlam, özü sağlam adam ol, ırkına çek.</em></strong></p>
<p>Hamd olsun sözümüz sağlamdır, özümüz sağlamdır, gönlümüz sağlamdır, gövdemiz sağlamdır, 53 yıllık siyasi mazimiz şahittir ki, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in çizgisini bozmayan her mensubu da adam gibi adamdır.</p>
<p>Allah’tan niyazım emeklerimizi, çalışmalarımızı, niyetlerimizi, karşılıksız bırakmaması, bizleri mahcup etmemesidir.</p>
<p>Biz sefere talip olduk, zafer Cenab-ı Allah’tandır.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Beyoğlu İstiklal Caddesi saldırısından hemen sonra bölücü terör örgütüne çok daha şiddetli darbeler vurulmuş, teröristlere kaçacak ve saklanacak muhit bırakılmamıştır.</p>
<p>Şu anda temizlik ve imha harekâtı kararlılıkla ve kahramanca devam etmektedir.</p>
<p>Türkiye 2023 yılında, yani Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümünde terör belasından Allah’ın izniyle kurtulacak, tek bir terörist dahi yakayı kurtaramayacaktır.</p>
<p>Sabır ve tahammülümüz kalmamıştır.</p>
<p>Bebek, çocuk ve kadın katillerine, mehmetlerimizin, polislerimizin ve korucularımızın kanını döken canilere ihanetlerinin bedeli mutlaka ödettirilecektir.</p>
<p>Terörle mücadelemiz hakkın, hukukun ve helalin müdafaasıdır.</p>
<p>Terörle mücadelemiz asayişin, bekanın, güvenliğin, huzurun ve egemenlik çıkarlarının meşru gerekçesidir.</p>
<p>Son günlerde maalesef bölücü terör örgütünün hain ve hunhar saldırılarında şehit olan kahramanlarımız yüreklerimize hem ateş düşürmüş, hem de mücadele azmimizi kamçılamıştır.</p>
<p>25 Kasım 2022 tarihinde, Teğmen Duabey Onur Öztürkmen, Sözleşmeli Er İsmail Ünal, Uzman Çavuş Mustafa Yıldız; 26 Kasım 2022 tarihinde, Uzman Çavuş Eyyüp Uğurlu, Sözleşmeli Er Mehmet Demir, Uzman Çavuş Mustafa Işık, Sözleşmeli Er Hakan Köroğlu 28 Kasım 2022 tarihinde Uzman Çavuş Halil İbrahim Yiğit şehadete yürümüşlerdir.</p>
<p>Şehitlerimiz vatan topraklarına emanet edilmişlerdir.</p>
<p>Acıları acımız, sorulacak hesapları da namusumuzdur.</p>
<p>Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, menzilleri ve şehadetleri mübarek olsun diyorum.</p>
<p>Geride kalan ailelerinin, silah arkadaşlarının ve milletimizin başı sağ olsun.</p>
<p>Sınırlarımızın mücavir bölgelerinde bütün hainler açık hedefimizdir.</p>
<p>Münbiç, Tel Rıfat ve Ayn El Arap mıntıkasında canlı terörist bırakılmamalıdır.</p>
<p>Alayı birden ekin gibi biçilmeli, silindir gibi ezilmelidir.</p>
<p>Kaç gündür dikkatimizi çekmektedir, önüne gelen, dili olan, askerliğin temel kurallarından bihaber, yanaşık düzen nedir bilgisi bulunmayan, askerlik yapıp yapmadıkları dahi belli olmayan ne kadar geveze yorumcu, sözde uzman varsa televizyonlardan Türkiye’nin kara harekatı şu günde olacak, bugünde yapılacak diye konuşmaktadır.</p>
<p>Deprem olur, bunlar ekrana çıkar. Sanırsınız fay hatlarını avuçlarının içi gibi bilirler.</p>
<p>Domates, patates, soğan mevzu bahis olur, bunlar sırasıyla ahkam keserler. Zannederseniz ekonomi dehasıdırlar, marketten, pazardan, bakkaldan neredeyse çıkmadıkları izlenimi verirler.</p>
<p>Hep aynı isimler, hep aynı simalar, hep aynı maskaralıklar, hep aynı akıl danelikleri devamlı surette gözümüzün içine sokulmaktadır.</p>
<p>Hallerine bakmazlar, Hasan Dağına oduna giderler.</p>
<p>Türkiye’nin askeri stratejisini küçücük akıllarınca belirlemeye çalışırlar.</p>
<p>Aslında potansiyel maksatları terörle mücadeleyi sabote etmek, terör örgütünün muhtemel gelişmelerden haberdar olmasını sağlamaktır.</p>
<p>Bunlardan bıktık usandık, bu edepsiz, bilgisiz, cibilliyetsiz ve ciddiyetsiz ekran yüzlerinden gerçekten midemiz bulanmaktadır.</p>
<p>Türkiye’nin ne zaman ve hangi şartlarda muhtemel kara harekâtı yapacağının yetki ve görevi olmayan kişiler tarafından ulu orta dillendirilmesi güvenlik zaafıdır, buna da muhakkak bir sınır konulmalıdır.</p>
<p>Havadan yapılan operasyonların ateş destek vasıtalarıyla yerden tahkim edilmesi, nihayetinde kahraman Türk askerinin makul ve planlanmış bir zamanda karadan intikal ederek bölücü terörü kaynağında vurması, böylelikle güney sınırlarımızın A’dan Z’ye emniyete alınması önümüzdeki temel gündemlerden birisidir.</p>
<p>Dost ve müttefik pozu veren ülkelerin teröristlere canlı kalkan olması mücadelemizi sekteye uğratmamalıdır.</p>
<p>Karşımıza kim çıkarsa sonu teröristlerin sonu gibi olmalıdır.</p>
<p>Saykıs-Pico haritasının paramparça edilme vakti gelmiştir.</p>
<p>Dayatılan coğrafyaların sorgulanma vakti gelmiştir.</p>
<p>Masa başında cetvelle sınır çizen sömürgeci anlayışın açtığı dipsiz kuyuların kapatılması milli varlığımız ve milli güvenliğimiz adına bir mecburiyet, bir mesuliyettir.</p>
<p>Kandil’den Ayn El Arap’a kadar havadan tahrip, karadan da süpürme harekatıyla bölücü terör örgütünün kafası koparılmalıdır.</p>
<p>Binlerce kilometre uzaktan gelip sınırlarımızın dibine konuşlanan ülkelerin terörle mücadelemize karşı çıkması, PKK/YPG’yi korumaya alması haksızlığın ve hukuksuzluğun tescilinden başka bir şey değildir.</p>
<p>İkili anlaşmalara uymayan, terör örgütünün yuvalandığı alanlardan çıkarılacağını söyleyip sonra da bu sözü yiyip yutan ülkelerden duyacağımız ve öğreneceğimiz bir şey de olamayacaktır.</p>
<p>Kurt kendi işini kendi gördüğünden dolayı boynu kalındır.</p>
<p>Bu kalınlık dosta güven, düşmana da korkudur.</p>
<p>Göbek bağımızı kendimiz kesebilecek yeterlilikteyiz.</p>
<p>Yurt içinde ve sınır ötesinde hiçbir terör örgütüne sessiz ve seyirci kalamayız, kalmadık, kalmayacağız.</p>
<p>Buradan Türk’e kefen biçmeye hazırlananları bir kez daha <u>uyarıyorum:</u></p>
<p>Türk milleti, kokuşmuş zillet zihniyetinden ibaret değildir.</p>
<p>Sakın aldanmayın. Yanlış hesap yapmayın.</p>
<p>Bu hatanın bedelini Çanakkale’de ödediniz.</p>
<p>Bu yanlışın faturasına Kocatepe’de katlandınız.</p>
<p>İşbirlikçilerinize bakarak milletimizi çaresiz sanmayın.</p>
<p>Türk milleti, Türkiye sevdalıları, Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhur İttifakı alçak emellere göz yummayacak, izin vermeyecek, ön açmayacaktır.</p>
<p>Hiçbir gafil, hiçbir hain, hiçbir zalim Türkiye’nin yıkımını göremeyecektir.</p>
<p>Ey Türk ve Türkiye düşmanları, bu davayı aşamazsınız.</p>
<p>Türkiye’yi yenemezsiniz, teröristlerinizi üzerimize salsanız da hiçbir sonuç alamazsınız.</p>
<p>Milliyetçi-Ülkücü Hareket dimdik ayaktadır.</p>
<p>Cumhur İttifakı sıkılmış yumruk gibidir.</p>
<p>Devletimiz, tarihimiz, mukaddesatımız aradığı inancı, gücü ve kararı <u>Cumhur İttifakı’nda bulmuştur.</u></p>
<p>İnsanımız, kendisini kucaklayan, hasretle sarılan, el ele tutuşan gerçek sevdayı <u>Milliyetçi Hareket Partisi’nde görmüştür.</u></p>
<p>İhanete dur diyenler, zillete karşı çıkanlar, Cumhuriyet’in yeni yüzyılını Türk ve Türkiye yüzyılı yapmak amacıyla harekete geçenler Cumhur İttifakı’nda birleşmiş ve kenetlenmiştir.</p>
<p>Önümüzde Türk milleti ve elbette ki onunla anlam taşıyan Milliyetçi Hareket Partisi için zorlu bir dönem vardır.</p>
<p><u>Bu nedenle sizlere diyorum ki;</u></p>
<p>Cılız bir ideolojik destekle, olan biteni hariçten seyretmek yoktur.</p>
<p>Anıları kafi görerek geleceğin analizini yapmadan mevcutla oyalanmak yoktur.</p>
<p>Her söylenene inanarak, hiçbir katkı sağlamadan eleştiri üzerine eleştiri yapmak yoktur.</p>
<p>Yalnızca heyecandan ibaret bir destek ile sağduyudan uzak macera arayışına yer yoktur.</p>
<p>Çağa ve hayata bakmadan günübirlik yaşamanın ve yorumlamanın kimseye ve elbette ki Türkiye’mize bir desteği olamayacaktır.</p>
<p>Türkiye’yi siyasi ve ekonomik türbülansa sokmak için geceyi gündüze katan iç ve dış odaklara karşı uyanık durmalıyız.</p>
<p>En küçük ihmalimiz büyük badirelerin kapılarını açabilecektir.</p>
<p>En küçük rehavet ve zaafımız tahmin edemeyeceğimiz sorunlara davetiye çıkarabilecektir.</p>
<p>Doğru zamanda uygulayacağımız yanlış bir siyasetin bizleri ve bize umut bağlamış milletimizi felakete götüreceğini biliyoruz.</p>
<p>Yanlış zamanda uygulayacağımız doğru siyasetin de bize ve bize inanlara bir şey kazandırmayacağının farkındayız.</p>
<p>Çarenin tükenmediği ve ışığın tamamen kaybolmadığı hiçbir ortamda &#8220;ya hep ya hiç&#8221; diyerek yol alamayız.</p>
<p>Bizim siyaseten ilerleyişimizin yol haritasında akıl, sabır, şuur, inanç, iman, denge, ihtiyat yer almaktadır.</p>
<p>&#8220;Dibi görünmeyen kuyulardan su içmemek&#8221;ten anladığımız da budur.</p>
<p>Bize yol gösteren en önemli kılavuz, tarihimizin bilhassa ibret ve ders almamız gereken ıztıraplı sayfalarıdır.</p>
<p>Ancak sürekli arkamıza bakarak önümüzdeki engelleri görmemiz de çok zordur.</p>
<p>Kalıcı, sürekli hamleleri ve hedefleri savunarak popülist siyasetin kirliliğinden hep uzak durduk.</p>
<p>Zira bizim hedeflerimiz büyüktür.</p>
<p>Gözlerimizin fecri ufuk ötesini aydınlatacak derecede keskin ve kuşatıcıdır.</p>
<p>Zor ve zahmetli bir mücadele ise sağlam bir karakterin ve feda edilmiş ikballerin sonucudur.</p>
<p>Bu yüzden sürekli olarak, <strong><em>“önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben”</em></strong> dememiz boşuna değildir.</p>
<p>Terörün kökü kazınana kadar durmayacağız.</p>
<p>Türkiye’nin çevresini kuşatmaya alan küresel emperyalizme aman vermeyeceğiz, boyun bükmeyeceğiz.</p>
<p>Cumhur İttifakı olarak mutlaka başaracağız.</p>
<p>Bizim başarımız cumhurun başarısıdır.</p>
<p>Bizim başarımız Cumhuriyet’in başarısıdır.</p>
<p>Bizim başarımız Türk tarihinin haysiyet ve hüküm fermanıdır.</p>
<p>Artık Türkiye tarihinin ana yatağına dönmüştür.</p>
<p>Merhum Şairimiz Necip Fazıl Kısakürek’in “Zindandan Mehmed’e Mektup” isimli şiirinde ifade ettiği üzere;</p>
<p><strong><em>Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!</em></strong></p>
<p><strong><em>Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!</em></strong></p>
<p><strong><em>Ölsek de sevinin, eve dönsek de!</em></strong></p>
<p><strong><em>Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!</em></strong></p>
<p><strong><em>Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!</em></strong></p>
<p><strong><em>Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!</em></strong></p>
<p>Emin olunuz, inanınız, itimat ediniz, irade gösteriniz, şunu da unutmayınız, ilk zafer de, son zafer de elbette bizimdir.</p>
<p>Boşuna hayal kurulmasın, boş yere meşgul olunmasın:</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, içinde milletin olmadığı hiçbir hedefi asla kabul etmez, etmeyecektir.</p>
<p>Zafer hak edenindir, layık olanındır, o da ezelden gelip ebede giden Türk milletinin hanesine yazılacaktır.</p>
<p><strong>Muhterem Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Fikir, ülkü ve iyi kalp sahibi bir insan hem bugününün hem de geleceğin ahlak ve şefkat mimarıdır.</p>
<p>Pişmanlıklarla geçen bir ömrün veya bir mücadele sürecinin en başta inanç ve irade temelli zayıflık olduğunu ifade etmek abartılı veya afaki bir değerlendirme sayılmamalıdır.</p>
<p>Nefes almak bile şükredeceğimiz bir nimettir.</p>
<p>İnsan eşrefi mahlukat sıfatıyla Allah’ın en büyük ayetidir.</p>
<p>Hem insana hem de yaratılmış her canlıya saygı duymak, varlık haklarına riayet etmek manevi bir sorumluluktur.</p>
<p>Allah’ı sevmek insanı sevmektir, yaratılan her mahlukata sevgiyle bakmak ve dokunmaktır.</p>
<p>Konya’da bir meczubun hayvanlara yönelik kürek ve sopayla saldırısı hakikaten de insani ve manevi değerlerin ayaklar altına alındığının çok açık resmidir.</p>
<p>Hayvanlara sevgi beslemeyen birisinin insan sevgisine haiz olması beklenmemelidir.</p>
<p>Her hayvan emanettir, tıpkı her insanın dünyada emanet olduğu gibi.</p>
<p>Hayvanlara eziyet büyük bir vebaldir.</p>
<p>Hz.Ömer diyor ya, <strong><em>“dağlara buğdaylar saçın, Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler.”</em></strong></p>
<p>Allah bütün canlılara merhamet edilmesini buyurmaktadır.</p>
<p>Bu itibarla hayvanlara kötü muamele eden kim varsa kınanmalıdır.</p>
<p>Aynı şekilde sahipsiz ve başıboş gezen hayvanların da özellikle farklı mahallerde çocuklarımıza, kadınlarımıza ve savunmasız insanlarımıza saldırıları sık sık gözlemlenmektedir.</p>
<p>Bu sorunun önüne geçmek öncelikle yerel yönetimlerin görevidir.</p>
<p>Son zamanlarda yaşanan müessif olaylar, yaralanan veya hayatını kaybeden insanlarımızın varlığı elbette hüznümüzü artırmıştır.</p>
<p>İnsan-canlı dengesinin güvenli bir şekilde kurulması elzemdir.</p>
<p>Ne insanımızın hayatından taviz veririz, ne de bir hayvana yapılan işkenceye sessiz kalırız.</p>
<p>5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile bu kanunda 9 Temmuz 2021 tarihinde yaptığımız değişiklikleri dikkate alarak uygulamadan doğan eksiklikleri bertaraf etmek, hayvan sağlığı ile insan güvenliğini hassas bir şekilde kurgulamak zorundayız.</p>
<p>Hem insanımız zarar görmesin, hem de hayvanlarımız zulme maruz kalmasın düşüncesindeyiz.</p>
<p>İnsan haklarına nasıl hürmet ediyorsak, hayvan haklarına da aynı oranda bağlı olmalı, saygı duymalıyız.</p>
<p>Zulmün pişmanlığı olamaz.</p>
<p>Mazluma kimliği sorulmaz, acının cinsiyet ve türü de sorgulanamaz.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>2023 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimlerine çok sıkı bir hazırlık döneminden geçiyoruz.</p>
<p>Bu süreci sandıkların açıldığı ana kadar da devam ettireceğiz.</p>
<p>2023’e doğru adayımız belli, kararımız nettir.</p>
<p>Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.</p>
<p>Cumhur İttifakı’nın TBMM’de nitelikli çoğunluğa ulaşıp, milletimize ve ülkemize yeni bir anayasa kazandırması başlıca gayemizdir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak 4 Mayıs 2021 tarihinde, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünü kucaklayacak 100 maddelik yeni bir anayasa teklif metnini milletimizle ve siyasi muhataplarımızla paylaşmıştık.</p>
<p>O tarihte düzenlemiş olduğumuz basın toplantımızda demiştim ki:</p>
<p><strong><em>“Bugünkü siyaset sahnesinde, her partinin yeni bir anayasa konusunda destekleyici tavrı görülmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hiçbir parti veya hiçbir sivil toplum kuruluşu ortaya çıkıp da, yamalı bohçaya dönen, maddeleri arasındaki tutarsızlığı aleni olan darbe anayasasından memnuniyet duyduklarını ileri sürmemiş, sürememiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>En azından herkes ittifak halinde yeni bir anayasadan bahsetmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu ilk aşamada konuşmak, görüşmek, farklı düşünce ve teklifleri paylaşmak için müsait bir zeminin varlığına işarettir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ancak sıra nasıl bir anayasa yazılsın sorusuna cevap aramaya geldiğinde ne yazık ki, potansiyel anlaşmazlıklar, kutuplaşmış üsluplar kuvveden fiile geçmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Her partinin samimi bir durum muhasebesi yapmasında sonsuz yararlar vardır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Önyargıların giyotinine, siyasi angajmanların mayınlı alanına ülkemizi teslim etmek vatan ve millet sevgisiyle şüphesiz bağdaşmayacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Şayet bir toplum sözleşmesinin hazırlanmasına güçlü vurgu yapıyorsak, önce uzlaşmanın erdemine bağlanmamız, sübjektif değerlendirmelerin tutsaklığından da derhal sıyrılmamız gerekecektir.</em></strong></p>
<p><strong><em> Daha iyiyi bulmak, daha güzele ulaşmak, daha kaynaşmış ve kucaklaşmış bir devlet ve toplum düzenine vasıl olmak ütopya olarak görülmemelidir.”</em></strong></p>
<p>Hatırlarsanız düşüncelerimin bir kısmı buydu.</p>
<p>Ayrıca bahse konu basın toplantısında şu görüş ve kanaatlerimi de açıklamıştım:</p>
<p><strong><em>“Şu anda önümüzde tarih nehri akmaktadır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu nehri yalnızca seyir mi edeceğiz, yoksa yatağını değiştirmek için devreye mi gireceğiz?</em></strong></p>
<p><strong><em>Elbette karar milletindir, takdir milletindir, irade milletindir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Fakat bizim de milletimizin temsilcileri olarak, onun namına taşıdığımız sorumluluklar vardır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yaptıklarımız kadar yapamadıklarımızdan, hatta yapmaktan kaçındıklarımızdan da hem bugüne hem de geleceğe karşı mesul olduğumuzun farkındayız.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu farkındalığın herkese nüfuz etmesi gönülden temennimizdir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Artık uzlaşmak ve yeni bir anayasa hazırlamak milli vecibedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Buna dudak bükenler, sırt dönenler, yapay kriz çıkaranlar, ipe un serenler, fuzuli bahanelerle konuşmaya bile kapalı duranlar tarih ve millet huzurunda demokratik hesaba şimdiden hazır olmalıdır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Cumhuriyetimizin 100’üncü yıldönümünü yeni bir anayasayla taçlandırmak Milli Mücadele kahramanlarına, Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, milletimizin bizatihi egemenlik haklarıyla Türk tarihinin şerefli anılarına hürmetin ve gelecek nesilleri düşünen sorumluluk bilincinin gereğidir.”</em></strong></p>
<p>Önerimiz ve önceliğimiz 12 Eylül darbe anayasasında tadilat yapmak değildir.</p>
<p>Maksadımız yırtıklara yama dikmek, eksik ve gedikleri pansumanla kapatmak hiç değildir.</p>
<p>Zillet ittifakının dün açıkladığı “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi” ölü doğmuş, deyim yerindeyse dağın fare doğurması bile mümkün olmamıştır.</p>
<p>1982 Anayasasının 84 maddesinde, 9 bölüm başlığı, alt başlık ve madde başlığında yapılan değişiklik önerileri tamamıyla avunma ve avutmaya dayalı beyhude bir çabadır.</p>
<p>Birbirlerinin kulağını çekmek için pozisyon alanların ortak bir akılla anayasa yazması, anayasa hazırlaması ham bir hayaldir.</p>
<p>Bu kadar zahmete niye girdikleri, bugüne kadar zillet partilerinin 55 defa birbirlerini hangi amaçla ziyaret ettikleri, 9 defa niçin toplanıp dağıldıkları belirsizliğin kuytusunda asılmış bir muamma levhası olarak karşımızdadır.</p>
<p>Bunların kafası karmakarışıktır.</p>
<p>1982 Anayasasında çalakalem yaptıkları mevzi değişiklikleri, 150 yıllık Anayasa geleneğinde yeni bir sayfa açmanın heyecanı ve gururu olarak takdim etmeleri kelimenin tam manasıyla zırvadır, işin özünde de tevili imkansız bir çarpıklıktır.</p>
<p>Zillet ittifakının Anayasa değişiklik önerisi tarihi geriye sarmak, akıntıya karşı kürek çekmek, devletin temellerine dinamit yerleştirmek, güçlenen Türkiye’ye pranga vurmak, milletin takdir ve tercihine kara çalmaktır.</p>
<p>Zillet ittifakı Türkiye’nin çivisini çıkarmak için zehirli önerilerini sıralamış, esas itibariyle de geçmişin tezahüründen başka hiçbir şey söyleyememiştir.</p>
<p>Ülkemizin hızını kesmek için bariyer oluşturan, barikat diken, hendek açan, siper kazan zillet ittifakının hevesi kursağında kalacak, yayından çıkan ok bir daha sadağına girmeyecektir.</p>
<p>Bölücü ve teröre batmış sözde siyasi partilerin kurtarılması, hatta aklanması amacıyla parti kapatılmasını özde hukukun konusu olmaktan çıkarıp yasama organının takdirine bağlayan zillet ittifakının akıl hocası HDP’dir, PKK’dır, terör yedekleridir.</p>
<p>Hazırlanan önerinin amacı olarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni yürürlükten kaldırıp Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçişi sağlamak olarak gösterilmesi özürlü bir siyasi zekanın komplosudur.</p>
<p>Diyorum ki, bunlardan hiçbir yol, hiçbir halt olmaz, olamaz.</p>
<p>Bunların yapacağı veya değiştireceği anayasa yıkım anayasası, yenilgilerin egemen olduğu toplum sözleşmesidir.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine keyfi demek, anayasal hak ve hürriyetleri güvencesiz bıraktığını iddia etmek, hukuk devletinin mekanizmalarını tamamıyla aşındırdığını ileri sürmek çok ağır bir bühtandır, bu bühtan faillerinin yakasına kara bir leke gibi yapışmıştır.</p>
<p>Şayet bugünkü gibi temel hak ve hürriyetler hakim olmasaydı, televizyon ekranlarından tutun da sokak aralarına ve toplantı salonlarına varıncaya kadar Türkiye’ye hakaret edenlere fırsat verilir miydi? Ağızlarını her açtıklarında nifak saçabilirler miydi?</p>
<p>Milletimizin sinir uçlarını zedeleyen küstahlıklar bu güruhun yanına bırakılır mıydı?</p>
<p>Yarının Türkiye’sini inşa edeceklermiş.</p>
<p>Halbuki 1982 darbe yıllarının Türkiye’sinin tıpkısının aynısına hizmet ettikleri yalın ve sarsıcı bir gerçek halinde ortadadır.</p>
<p>Halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanını tek dönemle sınırlayıp sembolik hale getirme önerisi cahilliğin ve milleti tanımayan kadir bilmezliğin bubi tuzağıdır.</p>
<p>Zillet ittifakını oluşturan partilere çağrım, gelin Cumhur İttifakı’nın yeni anayasa hazırlığına ve hedefine siz de katılın.</p>
<p>Gelin siz de bu tarihi sorumluluğa ortak olun.</p>
<p>Geçmişe takılarak geleceğin vizyonunu kurmak gibi bir hezeyandan geri dönün.</p>
<p>Gelin Türkiye’nin yanında durun.</p>
<p>Gelin bu milli şerefe siz de katkı verin.</p>
<p>Bunu yapmazsanız tarih ve millet huzurunda nankör ve inkarcı olarak anılacaksınız, hiçbir zaman da milletimizden geçer not alamayacaksınız.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’nin arayıp bulduğu şifadır.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Lider Ülke Türkiye’nin, Süper Güç Türkiye’nin, İ’la-yı Kelimetullah’ın, Kızılelma ülküsünün önsözüdür, önyüzüdür, taşıyıcı kolonudur, devlet ve millet dayanışmasının kırılmaz ve yıkılmaz kuvvetidir.</p>
<p>Bu sistemden geriye dönüş yoktur.</p>
<p>Türkiye’nin film şeridi gibi geriye sarması diye bir şey de söz konusu olamayacaktır.</p>
<p>Muhalefet partilerini izana davet ediyorum.</p>
<p>Bunların kazanacak aday girdabında birbirlerini yemeyi bırakmalarını, kulak çekme işine son vermelerini, enseye tokat siyasetinden vazgeçmelerini millet için, devlet için, demokrasi için gerekli ve acil olduğunu huzurlarınızda ısrarla dile getiriyorum.</p>
<p>Yaparlarsa ne ala, yapamazlarsa pekâlâ der işimize ve ileriye bakarız.</p>
<p>Allah’ın izniyle zillet ittifakını yürüyüşümüzden çıkacak tozumuzla baş başa bırakırız.</p>
<p><strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifiyle 2021 Yılı Kesin Hesap Kanun Teklifinin Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri 25 Kasım 2022 Cuma günü tamamlanmıştır.</p>
<p>Şimdi sırayı Genel Kurul safhası almıştır.</p>
<p>5 Aralık 2022 Pazartesi gününden itibaren TBMM Genel Kurulu’nda bütçe görüşmeleri başlayacak, 16 Aralık 2022 Cuma gününe kadar süreç devam edecektir.</p>
<p>Bu kapsamda grup toplantılarımıza da ara vereceğiz.</p>
<p>Her zaman olduğu gibi sizlerden beklentim, Genel Kurul’da yapacağınız konuşmalarda yapıcı, nezih, katkı veren, ön açan, temiz ve dengeli bir dille konuşmanız, hazırlıklarınızı tam ve eksiksiz ikmal etmenizdir.</p>
<p>Bütçe görüşmeleri esnasında sizlerin parti politikalarından ve Cumhur İttifakı’nın ana ilkelerinden ayrılmamanızı hassaten rica ediyorum.</p>
<p>Ayrıca bütçe sürecinde disiplinli ve devamlı bir şekilde Genel Kurul’da bulunmanızı ümit ve temenni ediyorum.</p>
<p>Şimdiden açıklıyorum ki, Milliyetçi Hareket Partisi 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifinin yasalaşması hususunda destekleyici tavrını her aşamada gösterecek ve bütçeye evet oyu kullanacaktır.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.</p>
<p>2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifiyle 2021 Yılı Kesin Hesap Kanun Teklifinin hayırlı olmasını, aziz milletimize ve devletimize nice güzelliklere vesile olmasını diliyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/11/29/mhp-lideri-bizim-basarimiz-cumhurun-basarisidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri Bahçeli; &#8220;Türkiye&#8217;mizle iftihar ediyoruz.&#8221; Dedi</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/11/08/mhp-lideri-bahceli-turkiyemizle-iftihar-ediyoruz-dedi/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/11/08/mhp-lideri-bahceli-turkiyemizle-iftihar-ediyoruz-dedi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2022 09:09:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Lideri Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM grup konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında konuştu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7991</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Kılıçdaroğlu’nun Türkiye aleyhinde açıklamalar yaptığını belirtti ve kaynak bulduğu iddialarına ise; “Kılıçdaroğlu’nun anlata anlata bitiremediği temiz para mavrasının perde arkasında kanlı bir geçmiş, sömürülmüş coğrafyalar, yağmalanmış medeniyetler, çalınmış emekler, gasp edilmiş servetler vardır.” sözleri dikkat çekti. Türkiye gündemini meşgul eden iç, dış, ekonomik, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Kılıçdaroğlu’nun Türkiye aleyhinde açıklamalar yaptığını belirtti ve kaynak bulduğu iddialarına ise; <strong>“Kılıçdaroğlu’nun anlata anlata bitiremediği temiz para mavrasının perde arkasında kanlı bir geçmiş, sömürülmüş coğrafyalar, yağmalanmış medeniyetler, çalınmış emekler, gasp edilmiş servetler vardır.”</strong> sözleri dikkat çekti.</p>
<p>Türkiye gündemini meşgul eden iç, dış, ekonomik, sosyal ve siyasal birçok konu hakkında önemli açıklamalar yaparak Cumhur ittifakının önemine değgine MHP lideri devlet Bahçeli Konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>“Değerli Arkadaşlarım, </strong><strong>Muhterem Misafirler, </strong><strong>Sayın Basın Mensupları,</strong></p>
<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımız münasebetiyle yapacağım konuşmaya geçmeden evvel hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyorum.</p>
<p>Doğan her canlının vakti saati geldiğinde taşıdığı ruh emanetini teslim etmesi mukadderdir. Bundan kaçış yoktur.</p>
<p>Her nefsin ölümü tadacak olması ilahi bir takdir hükmüdür.</p>
<p>Büyük halk ozanımız Aşık Veysel Şatıroğlu’nun isabetle vurguladığı gibi;</p>
<p><strong><em>Can kafeste durmaz uçar,</em></strong></p>
<p><strong><em>Dünya bir han, konan göçer,</em></strong></p>
<p><strong><em>Ay dolanır, yıllar geçer,</em></strong></p>
<p><strong><em>Dostlar beni hatırlasın. </em></strong></p>
<p>Nitekim mühim olan gök kubbede hoş bir seda bırakmak, duayla, şükranla hatırlanmaktır.</p>
<p>Mütemadi ve mükerrer olan gerçek, doğum ile ölümünün birbirini takip etmesi, tabir yerindeyse birbirini tamamlamasıdır.</p>
<p>Kutlu bir hayat uzun bir hayat değil, haklı bir davayla, haysiyetli bir mücadeleyle dolu dolu geçen hayattır.</p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk 84 yıl evvel ebediyete irtihal etmiştir.</p>
<p>Buzdağının yalnızca görünen kısmı olan 57 yıllık hayatına bir asırda bile yaşanmayacak olayları sığdırmayı başarmıştır.</p>
<p><strong>Aziz Atatürk, Emperyalizmle vuruşa vuruşa İmparatorluğumuzun enkazı altında tomurcuklanmış yeni Türk devletini iman ve irade gücüyle ortaya çıkardı.</strong></p>
<p>Selanik’teki pembe boyalı ahşap evde doğup Türk vatanını zulmetin pençesinden kurtarıp Cumhuriyet’in doğuşunu sağladı.</p>
<p>Babasının vefatından sonra annesiyle birlikte gittikleri Dayısı Hüseyin Efendinin köyünde bakla tarlası bekledi, bu esnada karga kovaladı; gün geldi tıpkı kargalar gibi düşmanı da İzmir’e kadar kovalayıp vatanın izzetine, iffetine ve ismeti haremine gölge düşürmedi.</p>
<p>Selanik Mülkiye Rüştiyesinde öğretmeni olan ve haksız muamelelerine uğradığı Hafız Kaymak’ı hiç unutmadı, yeni nesillerin sevgiyle büyümesi, hoşgörüyle ve modern bir tedrisatla yetişmesi için elinden geleni çabayı gösterdi.</p>
<p>O tarihlerde, Annesi Zübeyde Hanımın bir rüyasında, evladının elinde altın tepsi ile bir minareye çıktığını görmesi Mustafa Kemal’in istikbali için parlak bir alamet olarak değerlendirilmişti.</p>
<p>Gerçekten de Türk milletinin istikbal ve istiklali onun emsalsiz mücadelesiyle, adanmış yüreğiyle, anıtlaşmış yüksek ülküleriyle pırıl pırıl parladı.</p>
<p>Yetim büyüdü, velakin milletini yetim bırakmadı.</p>
<p>Selanik Askeri Rüştiyesinden Harbiye Mektebi de dahil bütün eğitim süresinde büyük bir kumandan ve devlet adamlığı vasfının hamuru yoğruldu.</p>
<p>Atatürk demek inanmış bir vicdan, üstün nitelikli bir dava adamı demektir.</p>
<p>Atatürk demek vatan ve milletin saadeti, selameti ve seciyesi demektir.</p>
<p>Atatürk demek Milli Mücadele’nin başı, Cumhuriyet’in başarısı, Türkiye’nin banisi demektir.</p>
<p>O bir insandır, kuşkusuz fanidir ve şimdi naçiz vücudu uğruna her şeyi göze aldığı vatan toprağına emanettir.</p>
<p><u>Bizzat kendisi demişti ki:</u></p>
<p><strong><em>“Bana insanüstü bir doğuş yakıştırmaya kalkmayınız; doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.”</em></strong></p>
<p>Atatürk kurucu bir liderdir.</p>
<p>İlk Cumhurbaşkanımızdır.</p>
<p>Ömrünü Türk milletine vakfetmiştir.</p>
<p>İlk devletimiz Büyük Hun İmparatorluğu’nu kuran Teoman,</p>
<p>Göktürk İmparatorluğu’nu kuran Bumin Han,</p>
<p>Avar İmparatorluğu’nu kuran Bayar Kağan,</p>
<p>Uygur Devleti’ni kuran Kutluğ Kül Bilge Kağan,</p>
<p>Karahanlılar Devleti’ni kuran Bilge Kül Kadir Han,</p>
<p>Gazneliler Devleti’ni kuran Alp Tekin,</p>
<p>Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nu kuran Selçuk Bey,</p>
<p>Anadolu Selçuklu Devleti’ni kuran Süleyman Şah,</p>
<p><strong>Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran Osman Bey ve tarihteki diğer Türk devletlerini kuran ecdadımız neyse, Türk milletinin gönlündeki yerleri nasılsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk de tıpkısının aynısıdır.</strong></p>
<p>Türk devlet zincirinin halkaları kesinlikle birbiriyle iç içe geçmiştir.</p>
<p>Biri olmadan diğerinin ne anlamından ne de varlığından bahsedilebilecektir.</p>
<p>Bu kapsamda Gazi Mustafa Kemal hem Türk Tarihinin, hem Türk milletinin, hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin asal paydası, asıl payesi, ortak kıymetidir.</p>
<p>Kuruluşumuzun ve kurtuluşumuzun fikri panzeri Türk milliyetçiliğidir.</p>
<p>Nitekim Türk milliyetçiliği Türkiye’nin bağımsızlığını temin etmekle kalmamış, aynı zamanda demokratik yönetimi tesis gayretinin de temel taşı olmuştur.</p>
<p>Atatürk liderliğindeki milliyetçi ve kurucu kahramanlar, esaret ilkelliğine ve sömürgecilik ihtirasına karşı Türk milletinin iradesini Türk milliyetçiliğiyle perçinlemişlerdir.</p>
<p>Kim ne söylerse söylesin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e çok şey borçluyuz.</p>
<p>Hepsinden ve her şeyden önce vatan ve varlık borcumuz tartışmasızdır.</p>
<p>10 Kasım Aziz Atatürk’ü anlamak, anlatmak, tanımak ve tanıtmak amacıyla 84 yıllık bir tarih tecrübesidir.</p>
<p>10 Kasım bir matem günü değil, yaşanmış onca hadisenin bir idrak, bir ifade, bir ihtiram günüdür.</p>
<p>Az sonra detaylarıyla temas edeceğim üzere, Atatürk’ün kurduğu partinin hasbelkader başına oturan zatın bile isteye sömürgecilerin eline düşmesi, siyasi koloniye dönüşmesi maalesef Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş esaslarına tümüyle itiraz, hatta ihanettir.</p>
<p>İki gün sonra vefatının 84’üncü yıl dönümünü anacağımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk tam bağımsızlık düşkünü, antiemperyalist karakterli bir asker, milletine sevdalı bir siyaset ve devlet adamıdır.</p>
<p>Şu hususu tarih ve millet huzurunda ifadeye vazifeliyiz ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetleri Milliyetçi Hareket Partisi’nde ve Cumhur İttifakı’ndadır, bu milli emanetlere de asla leke sürdürülmeyecektir.</p>
<p><strong>Aramızdan ayrılışının 84’üncü yıl dönümünde Aziz Atatürk’ü hürmetle, rahmetle, minnetle, tazimle yad ediyorum.</strong></p>
<p>Kurucu kahramanlarımıza, fedakârlık nişanesi şehitlerimize, elleri öpülesi muhterem ceddimize Allah’tan rahmetler diliyorum.</p>
<p>Biz hepsinden razıyız, Rabbim de razı olsun diyorum.</p>
<p>Ruhları şad, mekanları cennet olsun niyazındayım.</p>
<p><strong> Cumhuriyet’e yıkım projesi diyen arsız ve ahlaksız bölücüler inanıyorum ki milletin iradesiyle yıkılacaklar ve hesap verecekler, sonuçta Aziz Atatürk’ün en büyük eserim dediği Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacak ve yaşatılacaktır.</strong></p>
<p>Hiç unutulmasın ki, bu güçlü kararlılık büyük Türk milletinin hükmü şahsiyetiyle mündemiçtir.</p>
<p><strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Merhum büyüğümüz Osman Yüksel Serdengeçti <em><u>“İmparatorluğa Mersiye”</u></em> isimli manzum seslenişinde mazinin özlemini çekmiş, elimizden kayıp giden vatan beldelerinin acısına adeta tercüman olmuş ve nihayetinde şöyle demişti:</p>
<p><strong><em>Bin yıl oldu toprağına basalı,</em></strong></p>
<p><strong><em>Hayli oldu kılıçları asalı,</em></strong></p>
<p><strong><em>Bülbüllerin onun için tasalı,</em></strong></p>
<p><strong><em>Sazlar kırık, ayar tutmaz telleri,</em></strong></p>
<p><strong><em>Biz neyledik o koskoca elleri?</em></strong></p>
<p><strong><em>Yol görünür, hakan emir verirdi,</em></strong></p>
<p><strong><em>Dalga dalga ordularım yürürdü,</em></strong></p>
<p><strong><em>Hamlemizden dağlar taşlar erirdi,</em></strong></p>
<p><strong><em>Dolu dizgin aştık nice belleri,</em></strong></p>
<p><strong><em>Biz neyledik o koskoca elleri?</em></strong></p>
<p><strong><em>Kosovalar, Plevneler bizsizdir,</em></strong></p>
<p><strong><em>Yosun tutmuş camilerim ıssızdır,</em></strong></p>
<p><strong><em>Boynu bükük minareler öksüzdür,</em></strong></p>
<p><strong><em>Açmaz olmuş kızanlığın gülleri,</em></strong></p>
<p><strong><em>Biz neyledik o koskoca elleri?</em></strong></p>
<p>Yıllarca içten içe dövündük, yıllardır kayıplarımıza üzüldük.</p>
<p>Çünkü üç kıtaya tutunmuş, diğer medeniyet ve milletlere tur üstüne tur bindirmiş bir imparatorluk bakiyesini kalbimizde taşıyorduk.</p>
<p>Boynu bükük halde çekildiğimiz toprakları hiç unutmadık.</p>
<p>Arkamızda bıraktığımız mazlum yüzleri, asırlarca birlikte yaşadığımız cefakar kardeşlerimizi hiç aklımızdan çıkarmadık.</p>
<p>Merhum Prof.Dr.Nurettin Topçu Hocamız, <em><u>“Büyük Fetih”</u></em> isimli eserinde fetihleri üçe ayırmıştı:</p>
<p>Birincisi, Cengiz Han’ın fethi gibi yükselmeyi gaye edinen ve hırsla yapılan fetihlerdi.</p>
<p>İkincisi, Hz.Mevlana’nın fethi gibi aşk ile yapılan, Allah’a yükselmek için vasıtaya ihtiyaç duymayan fetihlerdi.</p>
<p>Üçüncüsü de, Fatih’in fethi gibi Hakk’a taşıyan istikametleri arayan fetihlerdi.</p>
<p>Merhum Topçu, bu üçüncü fethi, <em><u>“İnsanla Allah’ın terkibi olan hareket”</u></em> biçiminde düşünmüş ve tanımlamıştı.</p>
<p>Kaldı ki fethin kalıcı ve kuşatıcı olması için de başka bir seçenek yoktu.</p>
<p>Tarihimizin her noktasında, derinlere tutunmuş manevi bir hissiyatın, akıl ve ahlakla takviye edilmiş hassas bir fikri muhtevanın berrak izlerini görmek mümkün ve muhtemeldir.</p>
<p>Geçmişe hasret duymak halden memnuniyetsizlik veya gelecekten umutsuzluk karinesi değildir.</p>
<p>Ancak ihmal edemeyeceğimiz bir gerçek varsa o da şudur: Bizim için milli hafızada yer etmiş her toprak parçası vatandır ve öyle de kalacak, ilelebet nesilden nesile bir dua gibi anlatılarak intikal edecek ve yaşayacaktır.</p>
<p>Artık sızlanmaya gerek yoktur, buna ihtiyaç yoktur.</p>
<p><strong>Türk milleti belini doğrultmuş, düştüğü her muhitten daha güçlü bir şekilde silkinip kalkmayı bilmiştir.</strong></p>
<p>Dünyanın konuştuğu bir Türkiye tablosu hamd olsun değer biçilemeyen bir resim gibi karşımızda asılıdır.</p>
<p>Mazlumlara elini uzatan, gariplerin gönüllerine dokunan, mağdurların sesi olan bir Türkiye gerçeği hepimize kibre varmayan bir gurur yaşatmaktadır.</p>
<p>Ülkemiz doğuyla batı, kuzeyle güney rotaları arasında uzadıkça uzayan bir köprü, bir buluşma potası, bir kucaklaşma sahası, ümitleri yeşerten bir yardımseverlik şahikası olarak sivrilmiştir.</p>
<p>Bölgesel ve küresel krizlere karşı atıl, edilgen ve pasif bir halden aktif ve atılgan bir diplomasiyle müdahil duruma gelen bir Türkiye’ye ulaşılmıştır.</p>
<p>Bu hayranlık uyandıran muvaffakiyetin arkasındaki yegane kuvvet Türk milletidir, onun ruh kökünden doğan Cumhur İttifakı’dır, dahası milli hedeflere ve tarihi müktesebata müzahir şekilde ihya edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir.</p>
<p>Türkiye, mahir bir siyaset eliyle pergelin sabit ayağını başkent Ankara’ya koyup diğeriyle 360 derecelik bir görüş açısına erişmiş ve dünyayı bu şekilde kavramıştır.</p>
<p>Bilindiği gibi, Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklamayla, 29 Ekim 2022’den itibaren Karadeniz Girişimi tarafından tanımlanan güvenlik koridoru boyunca gemi trafiği askıya alınmış, bu çerçevede tahıl sevkiyatı da güvenlik kaygılarından dolayı durdurulmuştu.</p>
<p>İnsani yardım koridorlarının kısa süreliğine tıkanması özellikle gıda mağduriyetiyle çırpınan ülkeleri telaşlandırmıştı.</p>
<p>Kapanan tahıl koridoru, Sayın Cumhurbaşkanımızla Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin’in sorumlu ve duyarlı işbirliği marifetince 2 Kasım 2022 tarihinde tekrar açılmış, açlık ve yoksulluk çeken toplum ve ülkelere merhamet seferleri yeniden başlamıştır.</p>
<p>Hatta Sayın Erdoğan ile Putin arasında varılan mutabakat esasına göre, tahılın Cibuti, Somali ve Sudan gibi Afrika ülkelerine ücretsiz nakli kararlaştırılmıştır.</p>
<p>Türkiye’nin yapıcı arabuluculuğuyla, Rusya’nın iyi niyetli tutumuyla çok şükür açlar doyurulacak, ihtiyaçlar giderilmiş olacaktır.</p>
<p>Bu oldukça sevindirici bir gelişmedir.</p>
<p>Tüm dünya bu pozitif gelişmeyi takdir ve tebrikle karşılamıştır.</p>
<p>Tahıl koridorundaki ısrar ve iradenin Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakere ortamını da canlandırması, bu doğrultuda İstanbul’da kurulacak bir masada barışın yeşermesi samimi dileğimiz ve içten beklentimizdir.</p>
<p>Açılan koridordan bugüne kadar 10 milyon tondan fazla tahıl taşınmıştır.</p>
<p>Bu miktarın aslan payını yüzde 47’yle Avrupa ülkeleri alırken, yüzde 13’lük kısmı Afrika ülkelerinin hissesine düşmüştür.</p>
<p>Gıda fiyatlarındaki artış, enflasyondaki yükseliş dünyayı kasıp kavurmaktadır.</p>
<p>Sosyal ve ekonomik alaboralar gittikçe yaygınlaşmaktadır.</p>
<p>Türkiye, tahılın ihtiyaç sahibi toplumlara ulaştırılması konusunda bütün ülkelere insanlık dersi vermektedir.</p>
<p>Batı kendi karnını, kendi sofrasını düşünürken, Türkiye komşusunun ne yiyip ne içtiğiyle ilgilenmekte, çare ve umut kalesi gibi yükselmektedir.</p>
<p>İnsan haklarını sözde değil özde ve samimiyetle savunan ülke Türkiye’dir.</p>
<p>Batılı ülkeler insani değerlerin siyasetini ve ticaretini yaparken Türkiye bu alanda tıpkı bir bayrak gibi dalgalanmakta, vicdan seferberliğiyle yardım yolu gözleyenlere koşmaktadır.</p>
<p>Bu mesele bir iman meselesidir.</p>
<p>Bu mesele insan onurunu sahiplenme meselesidir.</p>
<p>Avrupa’yı bahçeye benzetip dünyanın geri kalanını ormanla özdeşleştiren AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi’ne hatırlatırım ki, sonsuz bahçeye ulaşmak için gönüllerin dikenden temizlenmesi genel geçer tek yoldur.</p>
<p>Hz. Mevlana diyordu ki; <strong><em>“kalp bir bahçe gibidir, onda mutlaka bir şeyler bitecektir. O halde güzel şeyler ekin ki,  güzel şeyler bitsin.”</em></strong></p>
<p>Biz kalp gözünden bakıyoruz, Batı kâr gözüyle bakıyor.</p>
<p>Biz insani ve vicdani hasletlere bağlıyız, Batı istilacı ve istismarcı açmazlarıyla bağlanıyor, battıkça batıyor.</p>
<p>Bilinmelidir ki, mazlumların çığlığını duymayanlar, duysa bile oralı olmayanlar sağır değil, sahte ve samimiyetsiz odaklardır.</p>
<p>Aynı şeyi dolar milyarderi, petrol zengini bazı İslam ülkelerinin yöneticileri için de söylemek ahlaki tutarlılık gereğidir.</p>
<p>Türkiye doğal gazda inşallah merkez ülke konumuna da gelecektir.</p>
<p>Enerji jeopolitiğinde stratejik üstünlüğün akmaz çatısı sabırla örülmektedir.</p>
<p>Türkiye barışçıl ve milli politikalarıyla, güven veren, caydırıcılık niteliği taşıyan sağlam adımlarıyla, hizipleri ve husumetleri bertaraf eden sağlıklı yaklaşımlarıyla mazimizdeki asalet ve görkemi geleceğin ufkunda aşma beceresini Allah’ın izniyle gösterecektir.</p>
<p>Türkiye’mizle iftihar ediyoruz.</p>
<p>İnkâr ve ithama heveslenenleri de elimizin tersiyle itip boşluğa bırakıyoruz.</p>
<p>Mensubiyetinden onur duyduğumuz milletimizle övünüyoruz.</p>
<p>Satanlarla, sövenlerle, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek için fırsat kollayanlarla çetin bir hesaplaşmaya girmekten asla kaçınmayacağımızı açık seçik haykırıyoruz.</p>
<p>Cumhuriyet’in yeni yüzyılının Türk ve Türkiye yüzyılı olacağına candan inanıyoruz.</p>
<p>Geride kalan yüz yılın karanlık ve kalpazan yüzlerine yeni yüzyılın bakir ve tertemiz sayfalarında dipnot olarak bile yer bulunmayacağına yürekten kaniyiz ve kuşkusuz bu kanaatteyiz.</p>
<p>Zaman Türkiye zamanıdır.</p>
<p>Zemin Türk vatanı, Türk-İslam coğrafyalarıdır.</p>
<p>Zafer ise Türk milletinindir, cumhurun yıldızlaşan ve yıldırımlara taş çıkartan bıçkın mücadelesiyle bu zafer 2023 yılında Lider ülke Türkiye idealiyle tezahür edecektir.</p>
<p>Elbette yapacağız, hep birlikte başaracağız.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Bugün ABD’de ara seçimler yapılacaktır.</p>
<p>Amerikan halkı 36 eyaletin valisini seçmekle birlikte, 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamını ve 100 sandalyeli Senato’nun 35’ini oylarıyla belirleyecektir.</p>
<p>ABD sosyal, ekonomik ve siyasi kördüğümün pençesindedir.</p>
<p>Toplumsal uzlaşma kanama geçirmektedir.</p>
<p>Siyasetteki sert kutuplaşma ABD’yi A’dan Z’ye kuşatmıştır.</p>
<p>Başkan Biden, bugünkü ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ile Senato’da çoğunluğu kazanması halinde kendisi hakkında azil sürecini başlatacaklarını açıklamıştır.</p>
<p>Biz ABD’de yapılan ara seçimlerde kimin kazanıp kaybettiğinden, azil sürecinin ne zaman başlayıp başlamayacağından daha çok demokratik süreçlerin harfiyen ve hassaten işlemesini, sandık sonuçlarına saygı ve riayeti tavsiye ve temenni ediyoruz.</p>
<p><strong>Kaos içindeki bir ABD’nin, bölünme ve ayrışma kulvarına girmiş bir küresel gücün dünyanın diğer ülkelerine de az ya da çok olumsuz tesiri olacağını düşünüyoruz.</strong></p>
<p>Ancak önümüzdeki yılların çok kutuplu dünya panoramasında ABD’nin parçalı ve zayıf güç yapısıyla küresel sahnenin dışına doğru kayacağını öngörüyor, dünya barışı ve beşeri huzur adına bunun ise kaçınılmaz olduğunu değerlendiriyoruz.</p>
<p>Diğer yandan Brezilya’da da seçimler yapılmış, 11 yıl aradan sonra Lula tekrar Devlet Başkanı seçilmiştir.</p>
<p>Fakat bu ülkedeki siyasi tansiyon henüz düşmemiş, kaybeden tarafın demokrasi dışı müdahale çağrıları sonlanmamıştır.</p>
<p>Ayrıca Kore yarımadasında gerginlik günbegün tırmanmaktadır.</p>
<p>Kuzey ile Güney arasındaki karşılıklı güç gösterileri tehlikeli ve tehdit dozu yüksek gelişmeleri tetiklemektedir.</p>
<p>Doğu Asya küresel hegemonik mücadelelerin ağırlık merkezlerinden birisi haline dönüşmüştür.</p>
<p>Bunun yanında Güney Asya’da da sular durulmuş değildir.</p>
<p>Pakistan eski başbakanı İmran Han’a yapılan suikast girişimi bu dost ve kardeş ülkenin siyasi ve toplumsal yapısına hakim olan kırılganlıklara yeni bir çatlak eklemiştir.</p>
<p>Bu ülkede kitlesel protestoların, iç barış ortamını sekteye uğratan derin anlaşmazlıkların kapağı iyice açılmıştır.</p>
<p>Birleşik Krallık siyasi ve ekonomik çalkantılarla boğuşurken, diğer Avrupa ülkeleri yaklaşan kış aylarından dolayı ısınma ve aydınlanma endişesiyle panikleyip kıvranmaktadır.</p>
<p>Çok şükür Türkiye bu konuda çok rahattır, aksini iddia edenler zillete düşen müfteriler korosudur.</p>
<p>İsveç’te yapılan seçimlerden sonra kurulan hükümetin Türkiye’ye sıcak mesajları, yeni başbakanın ülkemize yapacağı ziyareti dikkatimizi çekmektedir.</p>
<p>Bu ülkeyle beraber Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği meselesi iç ve dış siyasetimizin öne çıkan gündem konularından birisidir.</p>
<p>NATO’nun Madrid Zirvesi’nde imza altına alınan üçlü muhtıra gereğince İsveç ve Finlandiya’nın hangi somut adımları attıkları, terörle aralarına nasıl bir sınır koydukları bize göre etraflıca ve titizlikle incelenmesi gereken bir husustur.</p>
<p>İsveç Dışişleri Bakanı’nın, ülkesinin terör örgütü PKK/YPG ile arasına mesafe koyacağını söylemesi yalnızca bir vaattir.</p>
<p>Henüz ikna edici ve Türkiye’nin taleplerini bihakkın karşılayan bir sonuç alınmış veya görülmüş değildir.</p>
<p>İsveç’in yeni hükümetinin PKK/YPG’yle köprüleri atma tasavvurunun mesela bu ülkedeki Sosyal Demokrat Partili eski adalet bakanı tarafından “endişe verici ve çirkin” bulunması oldukça düşündürücü ve düşüklüktür.</p>
<p>Anlaşıldığı kadarıyla İsveç iç muhalefeti PKK/YPG’nin gıyaben ve fiilen denetim ve kontrolündedir.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta Türkiye’yi ziyaret eden NATO Genel Sekreteri de, İsveç ve Finlandiya’nın üçlü muhtıranın gereklerini yerine getirdiğini, artık tam üyelik zamanının geldiğini, üyeliklerinin de ülkemiz tarafından en kısa sürede onaylanmasını beklediğini açıklamıştır.</p>
<p>NATO Genel Sekreteri’nin bu dili buyurgan bir dildir ve yaralayıcıdır.</p>
<p>NATO Genel Sekreteri’nin TBMM’ne ne yapacağını, nasıl bir karar alacağını dikte etmesi, talimat verir gibi konuşması bize göre edepsizliktir.</p>
<p>Her defasında ifade ettiğimiz gibi, hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.</p>
<p>Türk milleti adına vekâlet görevini üstlenen muhterem milletvekillerinin NATO Genel Sekreteri’nin beyanatıyla hareket etmesi milli iradenin yok sayılmasıdır.</p>
<p>Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur.</p>
<p>NATO, TBMM’nin üzerindeki bir organ değildir.</p>
<p>Biz kararımızı alırken sadece ve sadece Türkiye’mizin çıkarlarına bakarız, Türk milleti ne diyor ona kulak veririz.</p>
<p>NATO Genel Sekreteri boyunu aşan sularda kulaç atmaktan vazgeçmeli, TBMM’ne ödev verme densizliğinden derhal geri dönmelidir.</p>
<p>Şayet İsveç ve Finlandiya’nın geçen Haziran ayında imzalanmış Madrid Muhtırası kapsamında sahici ve somut adımları varsa, hükümetimiz bunu tespit ve teşhis etmişse o halde mesele yoktur.</p>
<p>Bu iki ülkenin NATO üyelikleriyle ilgili onay sürecinin önünde herhangi bir engel de kalmayacaktır.</p>
<p>Yok hala kuşkular yakın ve yoğunsa, Türkiye kurnazca oyalanıyorsa, bilinsin ki, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği önünde aşılamayacak bir millet iradesi duracak, bu tarihi irade de asla teslim olmayacaktır.</p>
<p>Türk milleti bildiği ayranı, bilmediği yoğurda değişmeyecektir.</p>
<p><strong>Muhterem Milletvekilleri,</strong></p>
<p><strong><em>“Nasıl ki insan, başkalarının ruhuyla yaşayamazsa, bir millet de başka tarihlerin hadiseleriyle yaşatılamaz. Hayatımızı hakimiyeti altına alan milli kültürümüz gerçek sahibimizdir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Biz onun zaruri kıldığı, bizi çevirdiği istikamette hareket etmeye mecburuz. Etmezsek, başka milletlerin kültürünü taklide yeltenirsek, varlığımızda buhranlar başlar.”</em></strong></p>
<p>Bu sözleri Merhum Hocamız Prof.Dr.Nurettin Topçu, “Kültür ve Medeniyet” isimli eserine kaydetmiştir.</p>
<p>Aynı eserindeki bir başka değerlendirme de şudur:</p>
<p><strong><em>“Bir nesil kendi varlığını arıyor. Mektebe giden mektepte, mabede giden mabette, servete giden servette, şöhrete giden şöhrette kendi şifasını bulamıyor ve bunun için ruhuna daha ziyade düşman, mukadderatına daha fazla garazkâr olmakta devam ediyor. Niçin, nedir bu sefaletin sebebi? Bunun sebebi iç dünyamızı kaybetmemizdir: İç gözlem terbiyesini bırakarak hep kendi dışımızdaki eşyaya çevrilmemizdir.”</em></strong></p>
<p>Türk siyasetindeki muhalefet anlayışı başkalarının ruhuyla var olma arayış ve arzusundadır.</p>
<p>Çarpıklık da buradadır.</p>
<p>Ve mezkur muhalefet tantanası iç dünyasını hepten kaybetmiş, ülkesine yabancı başkentlerin prizmasından bakmayı alışkanlık haline getirmiştir.</p>
<p>Gayri milli çoraklığın kaynağı da burada aranmalıdır.</p>
<p>Adına zillet dediğimiz muhalefet partileri buhrandan buhrana sürüklendikçe milletine ve ülkesine iftiralarla saldırmayı geçim kapısı görecek kadar aşağılık bir seviyeye kapılanmaktadır.</p>
<p>Geldiğimiz bu aşamada sayıları altı mı, yedi mi, yoksa sekiz mi olduğu bile muamma hale gelen zillet ittifakı değerler anarşisine kapılmış, dedikodunun anaforuna düşmüştür.</p>
<p>Ahlak kaidelerini, milli karakteri, manevi vecibeleri hiçe sayan bir muhalefetin demokrasiyi yozlaştıracağını sadece kitaplar değil, tecrübeler de deşifre etmektedir.</p>
<p>Türkiye’nin an itibariyle en ciddi sorunu, öne çıkan en temel zorluğu muhalefetin meflûç, melez, menfur ve gayri meşru bir çizgide sabitlenmiş olmasıdır.</p>
<p>Dış güçlerin içerideki etki ajanı veya ücretli acentesi gibi faaliyet gösteren, bu savrulmaya siyaset diyen, bunu da utanmadan demokrasiyle maskeleyen zillet ittifakı bir bakıma demokrasinin cellat başıdır.</p>
<p>Gerçi arsıza sözün, kokmuşa tuzun fayda etmeyeceğini bilsek de millet namına bu tespitleri yapmak, lazım gelen uyarıları paylaşmak ana görevimiz, milli mesuliyetimizdir.</p>
<p>Doğruya doğru demeyi inançla sürdüreceğiz.</p>
<p>Yanlışa düşenlerin de ipliğini pazara çıkaracağız.</p>
<p>Lütfen bir an olsun şu söylediklerimi gözünüzün önünde canlandırmanızı rica ediyorum:</p>
<p>Almanya’nın muhalefet partisi başkanı İstanbul’a gelse ve Taksim İstiklal Caddesi’nde video kaydı yapıp ülkesine verip veriştirse, ne düşünürdünüz?</p>
<p>Ya da Birleşik Krallığın muhalefet partisi İşçi Partisi’nin başkanı Ankara Kızılay’da sokağa çıkıp video çekse ve bunu da sosyal medyasından paylaşsa bunu nasıl yorumlardınız?</p>
<p>Amerika’da muhalefette bulunan Cumhuriyetçilerin ileri gelen bir yöneticisi Çankaya’da ülkesi hakkında ileri geri konuşup bunu da videoyla servis etse buna nasıl bakardınız?</p>
<p>Bir de şöyle sorayım, bu tahayyülünü ifade ettiğim manzaraların size göre gerçekleşme ihtimali ne kadardır? Böyle bir zillete düşmeleri akla ve mantığa muvafık mıdır?</p>
<p>Düşünsenize azgelişmiş bir ülkenin muhalif bir isminin Türkiye’de sokağa düşüp ülkesi aleyhine uluorta konuşması bile hayal sınırlarımızı ihlal eden marjinal bir hal özeti sayılmayacak mıdır?</p>
<p>Bunların hepsini CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yapmış ve imkansızı başarmıştır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu CHP’nin başına paraşütle indirilmiş ve özel görevle yetkilendirilmiş taşeron bir siyasetçidir.</p>
<p>Bu görev Atatürk’ü itibarsızlaştırma ve CHP’yi silme görevidir.</p>
<p>Bu görevin temelinde Dersim isyanının rövanşını almak yatmaktadır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun hiçbir söz ve eylemi CHP’nin önceki genel başkanlarıyla bağdaşmamaktadır.</p>
<p>Bu tavizkar zihniyetin siyaseti hasım ve hezimet siyasetidir.</p>
<p>Kılıçdaroğlu zihnen tutsak, siyaseten de zincirlidir.</p>
<p>Kendisi zalimlerin balmumundan mührü olduğunu, yalan ve iftiralarla bezenmiş parşömen kağıda basıldığını göremeyecek kadar şaşkın ve şuursuzdur.</p>
<p>ABD’den sonra Birleşik Krallık’ta soluğu alan Kılıçdaroğlu eşik bekleyip ışık bulacağını sanacak kadar hezeyan nöbetine girmiştir.</p>
<p>Kayıp sekiz saatin ve hamurgerli gezinin hemen ardından Birleşik Krallığın sokaklarında kendisini ve partisini de rezil etmiştir.</p>
<p>Biz bundan üzüldük, ama kendisi üzülmemiştir.</p>
<p>Biz bundan hicap duyduk, ama kendisi duymamıştır.</p>
<p>Bir ara Londra tefecilerine ağzına geleni söyleyen Kılıçdaroğlu bu kez tefecilerin kafesine kanadı kırık bir kuş gibi girmiş ve yemlenmek için el avuç açmıştır.</p>
<p>Özellikle söylemek isterim ki, kara para aklama ve terörün finansmanı konusunda eksiklikleri bulunan ve risk içeren ülkelerin yakın gözetim altında tutulması demek gri listeye dahil olmaları demektir.</p>
<p>Türkiye’nin gri listede olduğunu saygısızca lanse eden Kılıçdaroğlu, bizim için simsiyah bir şahsiyettir, yalan fabrikasıdır, iftira madenidir.</p>
<p>Birleşik Krallığın gri listede olduğunu bilmeyecek, bilse de itiraf etmeyecek kadar da Türkiye karşıtıdır.</p>
<p>Parlak Türkiye için yatırımcılarla konuşmuş, başka, dünyada toplam beş trilyon dolarlık fon yöneten yatırım bankalarıyla görüşmüş, başka, yüz milyar sterlin yatırım yapmış 14 fonla temas kurmuş, başka, 342 milyar dolarlık büyüklüğüyle teknoloji yatırımı yapan bir yatırım grubuyla buluşmuş.</p>
<p>Bu arada gençlere de seslenen Kılıçdaroğlu, ihtiyaçları olan parayı bulduğunu açıklamış.</p>
<p>Temiz, teknolojik ve iklim dostu parayı Türkiye’ye getirecekmiş.</p>
<p>Bu söylediklerim kamera şakası falan değildir.</p>
<p>Bir başka anlatımla trajikomik bir film senaryosu da değildir.</p>
<p>Kılıçdaroğlu Türkiye aleyhine kurulan sahnede figüranlık yapmıştır.</p>
<p><strong>     Bu sahne, Atatürk’ün kurduğu partiye başkanlık eden şahsın nasıl kafa kola alındığını, nasıl tuzağa çekildiğini, tefeci ithamıyla mangalda kül bırakmadığı çevrelere nasıl da alın beni kullanın, Cumhurbaşkanı adayı yapın diyerek boyun eğdiğini ifşa eden maskaralık sahnesidir</strong>.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun anlata anlata bitiremediği temiz para mavrasının perde arkasında kanlı bir geçmiş, sömürülmüş coğrafyalar, yağmalanmış medeniyetler, çalınmış emekler, gasp edilmiş servetler vardır ve Kılıçdaroğlu işte böylesi bir dipsiz kuyuya merdivensiz inmiştir.</p>
<p>Temiz para derken Türkiye’yi narko devlet olarak yabancı ülkelerde ispiyonlayan Kılıçdaroğlu bizim gözümüzde bu devrin Sait Molla’sı, Ali Kemali, sömürgeciliğin inzibat görevlisidir.</p>
<p>Bir değil bin kere yazıklar olsun diyorum.</p>
<p>Birleşik Krallık’ta kanun kaçaklarıyla görüşmesini de utanç vesikası ve suç ortaklığı olarak görüyorum.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu şu düştüğün duruma hiç kafa yordun mu?</p>
<p>Hiç mi etrafında sevenin kalmadı?</p>
<p>Ne yapıyorsun, nereye hizmet ediyorsun, kimlere diyet ödüyorsun diyen hiç mi aklı başında birisi çevrenden çıkmadı?</p>
<p>Temiz bahanesiyle peşine düştüğün parayı emirler listesini eline tutuşturmadan kim sana vaat edecek, kimler buna tamam diyecek?</p>
<p>Kılıçdaroğlu sen herkesi kör, alemi sersem mi sanıyorsun?</p>
<p>O temiz dediğin paraya, bu yılın başında tefeci parası diyordun.</p>
<p>Ey Kılıçdaroğlu, beylik lahana pazarında satılmaz.</p>
<p>Çuvalında buğday yok, boş değirmen arıyorsun.</p>
<p>Bir yanın et kavuruyor, diğer yanın harman savuruyor.</p>
<p>Bir yanın sazlık samanlık, diğer yanın tozluk dumanlık.</p>
<p>Sözde temiz paralarına mihnet ettiklerin yarın seni ayaza çıkarır, bunu da mı bilmiyor, bunu da mı göremiyorsun?</p>
<p>Türk milletinin bir kuruşu bile temizdir, helaldir, alın teridir.</p>
<p>Türkiye’de paraya istikbalini satacak gençlik yoktur.</p>
<p>Türk milleti cebi para dolsun diye ruhunu kiraya asla vermeyecektir.</p>
<p>Para her şeyi yapan diyenler, para için her şeyi yapan çıkarcılardır.</p>
<p>Türkiye’yi sağda solda, ülke içinde ülke dışında, parti odalarında veya grup kürsülerinde kara parayla itham edenler, Türk askerine, Türk polisine uyuşturucu ticaretiyle ilgili çamur atan kim olursa olsun, bizim gözümüzde tescilli vatan hainidir.</p>
<p>Cari açığı kapatmak için uyuşturucu ticaretine göz yumulduğunu iddia etmek çok kirli bir FETÖ ağzıdır.</p>
<p>Bu ağız kanlı bir terör ağzıdır.</p>
<p>Bu ağız Kılıçdaroğlu’yla bütünleşmiş bir ağızdır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun söylediği söze bakın, girdiği ilişki ağlarına bakın.</p>
<p>Çömleğine göre turşu kurmuyor, müfterilikte sınır tanımıyor.</p>
<p>Kılıçdaroğlu kara para görmek istiyorsa HDP’yi incelesin, bölücü terör örgütünün hunhar ve karanlık servetiyle ilgilensin.</p>
<p>Türkiye’yi suçlamak şerefli bir tavır değildir.</p>
<p>Kaldı ki doğru değildir, meşru değildir, adil değildir, haklı değildir.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, sandık Londra’da, Washington’da, Berlin’de kurulmayacak.</p>
<p>Oylar Brüksel’de sayılmayacak.</p>
<p>Demokrasinin er meydanı Türkiye düşmanlarının nezaretinde açılmayacak.</p>
<p><strong><em>Şu yeryüzü er meydanı,</em></strong></p>
<p><strong><em>Gönül sevmez her meydanı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yüreksize yorgan döşek,</em></strong></p>
<p><strong><em>Koç yiğide ver meydanı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Atlar dizgin dolduranda,</em></strong></p>
<p><strong><em>Malazgirt’te, Çaldıran’da,</em></strong></p>
<p><strong><em>Sakarya’da gör meydanı, </em></strong></p>
<p><strong><em>Kaytan bıyık bura bura.</em></strong></p>
<p><strong><em>Gakkoş, Dadaş sıra sıra,</em></strong></p>
<p><strong><em>Elaziz’de Çayda Çıra,</em></strong></p>
<p><strong><em>Erzurum’da bar meydanı,</em></strong></p>
<p><strong><em>Ey içi boş, dışı süslü!</em></strong></p>
<p><strong><em>Eli kirli, yüzü paslı!</em></strong></p>
<p><strong><em>Yetişsin Asım’ın nesli,</em></strong></p>
<p><strong><em>Etsin sana dar meydanı!</em></strong></p>
<p>Türk milleti Türkiye’yi karalayanlara, yabancı ülke sokaklarında jurnalcilik yapanlara demokrasi meydanını dar edecektir.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, burası Türkiye Cumhuriyeti, burada sana ekmek yoktur, buradan sana çıkış da yoktur.</p>
<p>Allah bir insana verirse, yel getirir, sel getirir, el getirir.</p>
<p>Allah bir insandan alırsa, yel götürür, sel götürür, el götürür.</p>
<p>Zillet ittifakını da Türk milleti geri gelmemek üzere götürecektir.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak başörtüsünü güvenceye alan ve ailenin korunmasını hedefleyen anayasa değişikliğini sonuna kadar destekliyoruz.</p>
<p>Bizim görüşümüz bellidir. Karar ve irademizde bir değişiklik yoktur.</p>
<p>Bu anayasa değişiklik teklifini ya geniş bir mutabakat halinde TBMM’de ele alıp sonuca gidelim ya da halk oylamasıyla milletimizin takdirine sunalım. Biz iki seçeneğe de varız ve hazırız.</p>
<p><strong>CHP dürüstse, sözünün arkasındaysa, başörtüsüne bez parçası demekten pişmansa buyursun, hep birlikte bu meseleyi köklü çözümle buluşturalım.</strong></p>
<p>Bu arada AK Parti heyetinin anayasa değişikliğini görüşmek amacıyla Meclis’te grubu bulunan siyasi partileri ziyaret etmesi de son derece doğal ve doğru bir adımdır.</p>
<p>HDP’yle niye görüşülmüş? Biz buna ne diyecek, nasıl bir tepki gösterecekmişiz? Günlerdir cevabı aranan marazi sorular bunlardır.</p>
<p>HDP’ye nasıl baktığımızı tekrar etmeye lüzum bile duymuyorum.</p>
<p>AK Parti heyetinin CHP’yle kurduğu temasa ses çıkarmayanların bizim sırtımızdan HDP’yi dillerine dolamaları müflis ve müfsit bir tavırdır.</p>
<p>Zira bizim gözümüzde HDP neyse, CHP’de odur ve aynısıdır.</p>
<p>Biz kiminle görüşüldüğüne değil, makul ve demokratik çözümün nasıl olacağına bakıyoruz.</p>
<p>Zarfla değil mazrufla ilgileniyoruz.</p>
<p>Kabuğa değil öze odaklanıyoruz.</p>
<p>Emeklilikte yaşa takılan kardeşlerimizin taleplerinin karşılanmasıyla birlikte bütün sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesini bekliyor ve bunu destekliyoruz.</p>
<p>Bizim gündemimiz milletimizin gündemidir.</p>
<p>Sosyal medyadan Milliyetçi Hareket Partisi’ne asla istikamet çizilemeyecektir.</p>
<p>Fitne tezgahı açanlara, el ovuşturan asalaklara, bozguncu telkinlere, iki yüzlü tahriklere, oyun içinde oyun kuranlara, onunla görüştü, bununla buluştu masalı anlatanlara, Cumhur İttifakı’nı sorgulayanlara kapalıyız, alayına birden de yüzümüzü dönmüş durumdayız. Topuna diyorum ki, haydi başka kapıya.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken siz değerli milletvekili arkadaşlarımı en iyi dileklerimle selamlıyor, başarılı, sağlıklı ve verimli bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/11/08/mhp-lideri-bahceli-turkiyemizle-iftihar-ediyoruz-dedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-MHP Lideri, 2023  Yılında Yapılacak Seçimlerden Cumhur İttifakının Zafer ile Çıkacağını Söyledi.</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/10/26/mhp-lideri-2023-yilinda-yapilacak-secimlerden-cumhur-ittifakinin-zafer-ile-cikacagini-soyledi/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/10/26/mhp-lideri-2023-yilinda-yapilacak-secimlerden-cumhur-ittifakinin-zafer-ile-cikacagini-soyledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Oct 2022 08:45:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Lideri önemli açıklamalar yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7973</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli,  TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada Gündemi ilgilendiren önemli açıklamalar yaptı. Konuşmasında, Türk Tabipleri Birliği Başkanının Almanya’da katıldığı konferansta yaptığı açıklamaları eleştiren Bahçeli; “Şerefli Türk hekimlerini hariç tutuyorum, Türk düşmanı bir birliğin isminin başında Türk olamaz, Türk yazılamaz. Türk askerine hainlerin ve zalimlerin ağzıyla kimyasal silah çamuru atanları, mesela [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli,  TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada Gündemi ilgilendiren önemli açıklamalar yaptı.</strong></p>
<p>Konuşmasında, Türk Tabipleri Birliği Başkanının Almanya’da katıldığı konferansta yaptığı açıklamaları eleştiren Bahçeli; “Şerefli Türk hekimlerini hariç tutuyorum, Türk düşmanı bir birliğin isminin başında Türk olamaz, Türk yazılamaz. Türk askerine hainlerin ve zalimlerin ağzıyla kimyasal silah çamuru atanları, <strong>mesela Türk Tabipleri Birliği Başkanıyla diğerlerinin Türk vatandaşlığından çıkarılması, vatansız ve ülkesiz olmaya mahkum edilmesi akla en yatkın yollardan birisidir.</strong></p>
<p>Türk Tabipleri Birliğinin başkan ve yöneticileri hakkında en ağır cezai işlemlerin tatbik ve temin edilerek, bu birliğin kapısına kilit vurulmasını, doktorlarımızın bu kuruma mecburi üyelik şartlarının kaldırılarak özgürleşmelerini tarihi önemde addediyorum.” Dedi.</p>
<p>Muhalefet partilerinden oluşan ittifakı “zillet” olarak niteleyen Bahçeli; “Zillet ittifakını oluşturan partiler arasındaki görüş ayrılıkları rekabeti kızıştırıyor, aynı şekilde sinir harbini kamçılıyor.</p>
<p><strong>Doğmayan oğul, bitmeyecek tarlaya nasıl buğday ekiyorsa, zillet partileri de susuz vadide küreksiz tekneyle mesafe almaya çalışıyor</strong>.</p>
<p>Buna da uyum diyorlar, bunu da aynı şeyleri düşünmek şeklinde formüle ediyorlar. İttifak ortakları arasında aldatma ve ayak oyunları alıp başını gidiyor. Madenli tepede ot bitirmeye çalışıyorlar.Meşe gibi dikilmek yerine, kavak gibi eğilmekten medet umuyorlar.” Diye konuştu.</p>
<p>MHP Lideri konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>“Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p><strong>Saygıdeğer Misafirler,</strong></p>
<p><strong>Sayın Basın Mensupları,</strong></p>
<p>Bu haftaki Meclis Grup Toplantımız vesilesiyle yapacağım konuşmaya geçmeden evvel hepinizi muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyorum.</p>
<p>İnsanlık tarihini genel hatlarıyla incelediğimizde, mücadele ve muharebelerin ortaya çıktığı anda değil, bilhassa planlama ve hazırlık aşamasında kazanıldığı görülecektir.</p>
<p>Hazırlığın yoğun olması kadar hedefin de doğru konulması lazımdır.</p>
<p>Bu da yetmez, haysiyet ve hayatiyet mücadelesinin her cephesinde haklı olmak, haktan yana durmak, halka hizmetle dolup taşmak kuşkusuz mühim bir husustur.</p>
<p>Yığınakta yapılacak bir hatanın sonuca negatif etkisi her zaman başlangıçtaki cesametinden çok daha fazla olacaktır.</p>
<p>Stratejik çelişkilerin taktik müdahalelerle telafi edilemeyeceği, tıpkı birisi düşünce diğerlerini de düşüren domino taşları gibi, zaaf ve zayıflıkları teker teker ortaya dökeceği unutulmamalıdır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak stratejik koordinatlarını belirlediğimiz hedefleri insan, zaman ve mekân çerçevesinde isabet, ihtiyat ve itinayla tayin ve tespit kabiliyeti gösterdik, buna da aynen devam ediyoruz.</p>
<p>Siyasi mücadelede, muhalefet partilerine göre bir adım önde olmamızın esası ve sırrı burada aranmalıdır.</p>
<p>Gündeme hâkim olmanın yanında, gelişmeleri hakşinas bir olgunlukla, hakiki bir fikir mukavemetiyle, hakkaniyete saygılı bir üslupla ele almak bizim için her zaman önemli ve öncelikli bir gayedir.</p>
<p>Hiçbir zaman çorak yere tohum ekmedik.</p>
<p>Hiçbir zaman çuvalın ağzı dururken dibini açmadık.</p>
<p>Hiçbir zaman da gölün kenarına kuyu kazmadık.</p>
<p>Öteden beri, siyasetin doğruluğu kadar zamanın da doğru olması gerektiğine yaptığımız vurgunun özü doğrusunu isterseniz bu değerlendirmelerimde saklıdır.</p>
<p>İlkelerimizden ödün vermedik, irademizden şaşmadık.</p>
<p>Tutarlığımızdan caymadık, irfanımızdan sapmadık.</p>
<p>Birileri gibi ülkü ve ülke sevdamızı asla ve kat’a bahis konusu yapmadık, siyasi müzayedeye bırakmadık, pazarlık malzemesi görecek kadar alçalmadık, ufalmadık, ufalanmadık.</p>
<p>Biz milletimizin uğruna varlığımızı adadık</p>
<p>Bir doğrunun imanının, bin eğriyi düzelteceğine inandık.</p>
<p>Ezbere bir hayatın izini takip etmedik.</p>
<p>Eskiyle yeninin arasına sıkışıp kalmadık.</p>
<p>Fildişi kulelerde milliyetçilik taslamadık.</p>
<p>Milletimizle iç içe olduk, milletimizle aynı hizada durduk, hülasa millet biziz dedik.</p>
<p>Siyasi muhitler arası sürekli göçenlerle, çıkarlarının gemiyle yön değiştirenlerle ne işimiz olmuş, ne de ilişkimiz olacaktır.</p>
<p>Biz bakacak yüze basmayız, bastığımız yüze de asla bakmayız.</p>
<p>Buz üstüne bina yapıp içine girenler, ilk güneşte batacaklarını peşinen hesap etmelidir.</p>
<p>Terazisi çamurdan olanların dirhemi kumdandır.</p>
<p>İnancı sahte olanların iradesi kumandalıdır.</p>
<p>Nasıl ki, bir topal pire bir gecede yedi yastık dolaşırsa, siyasi devşirmeler de hiç ara vermeksizin buradan oraya savrulup duracaklardır.</p>
<p>Kendi evindeki dolu testiyi, kendi evindeki bol tepsiyi görmeyip, başkasının avucundan damla damla su içmeye kalkanların, lokma lokma ekmek yemeye çalışanların ne kandığı, ne de doyduğu görülmüş, duyulmuş şey değildir.</p>
<p>Çam dalından ağıl olmayacağına göre, biliniz ki bu tiplerden de adam olmaz, olmayacaktır.</p>
<p>Biz milletimize nasıl hizmet edeceğimizin amacıyla yoğruluyoruz.</p>
<p>Biz lider ülke Türkiye’yi inşa, imar ve ihyanın peşindeyiz.</p>
<p>Hiç kimse kusura bakmasın, küçülmüş siyasetçilerin küçük hesaplarına kafa yoracak değiliz.</p>
<p>Dertli olanın dertten anlayacağını, eğri olanın da yoldan kayacağını biliyor ve buna inanıyoruz.</p>
<p>Çok şükür meydanlardan taşıyoruz, her gittiğimiz yerde hüsnü kabul görüyor, destek topluyor, milletimizin emsalsiz takdir ve teveccühüyle gücümüze güç katıyoruz.</p>
<p>Hiç aklınızdan çıkarmayınız ki, çalışan dağları aşacak, çalışmayan yolları şaşacaktır.</p>
<p>Biz sıra dağları birer birer aşmaya azmettik, bariyerleri yıkmaya söz verdik, kazanmaya da yemin ettik.</p>
<p>2023 yılında, 1923 yılının ilkelerini kesintiye uğratmayacağız.</p>
<p>2023 yılında, 1923 yılının ruh ve mirasını yağmalatmayacağız.</p>
<p>2023 yılında, 1923 yılının eser ve emanetlerini yıktırmayacağız.</p>
<p>Batan kayık gibi yan giden zillet taifesine Türkiye’yi rehin bırakmayacağız.</p>
<p>Emek veriyoruz, çaba gösteriyoruz, zaman ayırıyoruz, sürekli faal halde bulunuyoruz, bin defa helal olsun, yeter ki cumhur kazansın, yeter ki Cumhuriyet’in önü açılsın, yeter ki Sayın Recep Tayyip Erdoğan bir kez daha Cumhurbaşkanımız olsun.</p>
<p>Geldiğimiz yer belli, durduğumuz yer bellidir.</p>
<p>Tarafımız belli, tahayyülümüz bellidir.</p>
<p>Ve bizim adayımız belli, kararımız nettir.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta sonu Manisa Açık Hava Toplantımız yine dost sevindirmiş, düşman çatlatmıştır.</p>
<p>Geliyor gelmekte olan diyorlar ya, asıl gelenin Cumhur İttifakı, asıl gelmekte olanın Milliyetçi Hareket Partisi olduğunu ne görüyorlar, ne de göstermeye ciğerleri yetiyor.</p>
<p>Sivas’tan Bursa’ya, Kayseri’den Erzurum’a, Konya’da Manisa’ya kadar vatan evlatları birleşmiş, kenetlenmiş, çok şükür kafileler eşliğinde gelmeye başlamıştır.</p>
<p>Biz yürüdükçe dağılıyorlar, biz yükseldikçe kaçışıyorlar.</p>
<p>Üç kuruşa beş köfte sırasına giren süfli zihniyetler boşuna nefes tüketmesin, bizim bölünecek vatanımız yoktur, bizim inecek bayrağımız yoktur, bizim susacak ezanımız yoktur, bizim zillete düşecek ülkemiz yoktur.</p>
<p>Yarınlar bugünden çok daha güzel olacaktır.</p>
<p>Türkiye’nin yolu da, bahtı da ardına kadar açıktır.</p>
<p>Karamsarlarla işimiz yoktur.</p>
<p>Ümit çeşmesi kurumuş olanlarla irtibatımız yoktur.</p>
<p>Gücümüz Türkiye, güvencemiz büyük Türk milletidir.</p>
<p>Milliyetçi-Ülkücü Hareket sağlı sollu tahriklere, kara kampanyalara, yalan haberlere, yalancıların oyunlarına hem kapalı, hem de karşıdır.</p>
<p>Algı operasyonları bizi yolumuzdan döndüremeyecektir.</p>
<p>Allah’a şükürler olsun ki, açık hava toplantılarımız başarıyla geçmiştir.</p>
<p>Bu demokratik süreç, vatandaşlarımızla buluşma ve kucaklaşma gayretimiz seçim gününe kadar artarak devam edecektir.</p>
<p>Meydanların dili cumhurun zaferini muştulamaktadır.</p>
<p>Meydanların sesi Türkiye’nin yükseliş umutlarına tercümanlık yapmaktadır.</p>
<p>Buradan Milliyetçi Hareket Partisi’nin fedakar ve vefakar teşkilatlarına, asil dava arkadaşlarıma, milletimin her güzel insanına, siz değerli milletvekillerimize gönülden teşekkürü bir vefa borcu kabul ediyorum.</p>
<p>Allah hepsinden, hepinizden razı olsun diyorum.</p>
<p><strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Aşağı yukarı 1,5 yıldır zillet ittifakının Cumhurbaşkanı adayının hüviyeti üzerinde papatya falları açılıp çekilişler yapılıyor.</p>
<p>Aday o mu olacak, bu mu olacak sorusuna cevap aranıyor.</p>
<p>Sistematik bir propaganda sürekli tedavülde tutuluyor.</p>
<p>Ismarlama anketler yayımlanıyor, isimler parlatılıyor.</p>
<p>Zillet ittifakını oluşturan partiler arasındaki görüş ayrılıkları rekabeti kızıştırıyor, aynı şekilde sinir harbini kamçılıyor.</p>
<p>Doğmayan oğul, bitmeyecek tarlaya nasıl buğday ekiyorsa, zillet partileri de susuz vadide küreksiz tekneyle mesafe almaya çalışıyor.</p>
<p>Buna da uyum diyorlar, bunu da aynı şeyleri düşünmek şeklinde formüle ediyorlar.</p>
<p>İttifak ortakları arasında aldatma ve ayak oyunları alıp başını gidiyor.</p>
<p>Madenli tepede ot bitirmeye çalışıyorlar.</p>
<p>Meşe gibi dikilmek yerine, kavak gibi eğilmekten medet umuyorlar.</p>
<p>Yabancı ülkelerde Türkiye’yi ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı yüzleri kızarmadan, vicdanları sızlamadan, kalpleri teklemeden şikayet sırasına giriyorlar.</p>
<p>Televizyon ekranlarına baktığınızda, neredeyse her akşam üç-beş sabitleşmiş sabit fikirli sözde uzman yorumcu ve kerameti kendinden menkul akademisyenler bağıra çağıra zillet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı üzerinde toto oynuyorlar.</p>
<p>Öyle isimler servis ediliyor ki, öyle isimler ortaya atılıyor ki, bu girişimin bir tertip olduğu her açıdan belli oluyor.</p>
<p>Halbuki Cumhur İttifakı’nın adayı belli, kararı nettir.</p>
<p>Bir kafa karışıklığı yaşamamız söz konusu değildir.</p>
<p>Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, tecrübesiyle, birikimiyle ve devlet adamlığı vasfıyla gündeme taşınan isimlerle mukayesesi her şeyden önce izanın ve insafın ayaklar altına alınmasıdır.</p>
<p>Dahası bilinçli bir kampanya mucibince hiçbir karşılığı olmayan silik ve sipariş isimlerle tartılması, hatta gıyaben yarıştırılması en başından itibaren mutlak butlanla batıldır.</p>
<p>Ankara’yı yavaşlatması yetmiyormuş gibi, Türkiye’nin hızını da yavaşlatmak için pusuya yatanların umut olarak takdimi hangi akla, hangi mantığa, hangi makuliyete hizmettir?</p>
<p>İstanbul’u mahvı perişan eden aciz, acul, arızalı, aidiyet ve ahlaki sancıları olan başarısız şahsın devamlı ön plana çıkarılması kimin telkini, kimlerin tembihidir?</p>
<p>“Kadından imam olmaz, ben başbakan olacağım” diyen malum siyasetçinin, doğrudan değil de yancıları aracılığıyla Cumhurbaşkanı adaylığı için yeniden kulisleri kaynatması fırsatçılık değil midir? Altılı masada fesat çıkarmak şeklinde okunmayacak mıdır?</p>
<p>Bunların hangisi Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la bir tutulabilir?</p>
<p>Bunları hangisi Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığına layık olabilir?</p>
<p>Pazarsız dükkan açanlar, parasız akşam ederler.</p>
<p>Paslı tenekeden kova yapmak için çırpınanlar sadece kulakları tırmalayan gürültü çıkarırlar.</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımızı ve 2023’te Cumhurbaşkanı adayımızı sorunlu isimlerle eş tutmak, onlarla yarıştırmaya niyet etmek bir defa klasik bir FETÖ yöntemidir.</p>
<p>Nitekim bunun bir başka adı da yenemeyeceksen yıprat taktiğidir.</p>
<p>Gözümüzden kaçtı sanılmasın, zillet ittifakının muhtemel Cumhurbaşkanı adayı etrafında biriken tartışmaları ilk olarak dış güçler kışkırtmaktadır.</p>
<p>İkinci olarak söz konusu tartışmanın ateşini PKK, FETÖ ve bölücü odaklar körüklemektedir.</p>
<p>Üçüncü olarak da ülke içine yuvalanmış menfaat ve müstevli kalıntıları bu tartışmayı diri tutmaktadır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu Sivas’ta yerel bir televizyon kanalına çıkarak vatandaşlarımızın şunları düşünüp söylemelerini istemiş: <em>“Bir de şu Kılıçdaroğlu’nu deneyelim, nasıl bir adam bir görelim. Verdiği sözün arkasında durur mu durmaz mı bir görelim.”</em></p>
<p>Tevek dikmeden kabak büyütmeye çalışan bir insan günün sonunda nasıl bir hayal kırıklığı yaşıyorsa, emellerinin ve hedeflerinin bilinmediğini, kendisinin de tanınmadığını zanneden Kılıçdaroğlu aynı derecede hayal kırıklığına mahkum olacaktır.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı, yapboz tahtası, deneme yanılma sahası değildir.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı, staj yapma yeri, acemi eğitim alanı değildir.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı, yalvarmayla, yakarmayla, sızlanmayla, el avuç açmayla oturulacak bir makam değildir.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı, cumhurun irade külliyesi, itibar kubbesi, iffet, iddia ve ifade köşküdür.</p>
<p>Cumhurbaşkanını seçen millettir, bu milletin adı da Türk milletidir.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu hiç durma, boş hayallerinin peşinde koşmaktan vazgeçme, 2023’te yorulacak, geri dönmemek üzere dinlenmeye çekileceksin.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, nasıl bir adam olduğunun görülmesini istiyormuş.</p>
<p>Arife tarif gerekir mi? Bilinen bir gerçeği tekrar duymaya ihtiyaç olur mu? Uçan kuştan haber sorulur mu? Balsız kovanda arı durur mu? Usta hırsıza kapı dayanır mı? Diyeceğim odur ki, Türkiye’nin karşısına dikilen bir şahsa adam denilir mi?</p>
<p>Kılıçdaroğlu açık açık adayım diyemiyor veya adayını ilan edemiyor.</p>
<p>Zillet ittifakının ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı belirsizliğini ısrarla koruyor.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, iki de bir meydan okuyacağına, cesaretin varsa milletimizin huzuruna çık da adaylığını ilan et, adayım diyerek kararını zikret.</p>
<p>Açıkla da Türk milleti seni tartıya alsın, bakalım kilon kaçmış, ederin neymiş, çapın nasılmış.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, Sivas’ta başörtüsünü ben çözdüm demiş.</p>
<p>Madem bu sorun çözüldü, peki neden kanuni düzenlemeye ihtiyaç duydun?</p>
<p>Bu istismara neden heves ettin?</p>
<p>Maksadın neydi, nereye ulaşmayı istedin?</p>
<p>İşte sana bir fırsat, işte sana bir çıkış, işte sana kalıcı bir çözüm, başörtüsünü anayasal güvenceye haydi buyur birlikte kavuşturalım.</p>
<p>Bu meseleyi beraberce ele alalım.</p>
<p>Anayasa’nın 24 ile 41’inci maddelerini hep birlikte değiştirelim.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, dürüstsen, iyi niyetliysen, başörtüsü üzerinden siyasi rant devşirmeyi aklından geçirmiyorsan merdane gibi dönmeyi bırak, işte sana demokrasi meydanı, gel burada duruş göstermeye bak.</p>
<p>Bir demet gülün, bir harman ottan iyi olacağını da asla unutma.</p>
<p>Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, bunu da aklından çıkarma.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Terörle mücadelemizi karalamak ve kundaklamak isteyen iç ve dış işgal cephesi her seferinde yalan ve iftirayla bezenmiş iddialarla karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin kimyasal silah kullandığını şerefsizce dillendirenlere aldanacak ve kanacak hiç kimse yoktur.</p>
<p>Irak ve Suriye’de benzeri karanlık algı oyunlarının görüldüğü, işgal için bahaneler oluşturulduğu bilinen bir geçektir.</p>
<p>Türkiye’den bir Irak, bir Suriye çıkarmak için ortam yoklayanlar sömürge piyonlarıdır, mahcup ve mağlup olmaları da kaçınılmaz bir akıbettir.</p>
<p>CHP’li bir milletvekilinden HDP’lilere, terörist Demirtaş’tan Türk Tabipleri Birliği Başkanı’na kadar düşman safında toplananlar, terörün değirmenine su taşıyanlar açıktadır, hepsi de alçaktır.</p>
<p>İP Başkanı’nın Türk Tabipleri Birliği’ne övgüleri, bizi de suçlayan sözleri hala hafızalarımızda olup, en son dehşet verici iftiraya ne diyeceği, nasıl bir yorum getireceği pek tabii merak konusudur.</p>
<p>Herkesi uyarıyorum, Türk askerine düşmanlık, düşmana askerliktir.</p>
<p>Teröristlere basamak olanlar, sözcülük yapanlar su katılmamış teröristtir.</p>
<p>Türk askerine aslı astarı olmayan suçlamalar da bulunanlar terörizme beşinci kol faaliyeti yapan kansızlardır.</p>
<p>23 Ekim 2022 tarihinde, Almanya’nın Köln kentinde, Dayanışmanın Sesi Derneği isimli husumet oluşumu tarafından düzenlenen konferansta PKK-FETÖ ve yeminli Türkiye düşmanları yine sahneye çıkmışlardır.</p>
<p>Türk Tabipleri Birliği Başkanı da bu Konferans’ta, terör örgütleriyle iltisaklı oldukları gerekçesiyle hapis cezası alanların hak ihlaline uğradığını ileri sürmüş, kimyasal silah yalanının ardında olduğunu dile getirmiştir.</p>
<p>Şerefli Türk hekimlerini hariç tutuyorum, Türk Tabipleri Birliği’nin başkan ve yöneticileri hakkında en ağır cezai işlemlerin tatbik ve temin edilerek, bu birliğin kapısına kilit vurulmasını, doktorlarımızın bu kuruma mecburi üyelik şartlarının kaldırılarak özgürleşmelerini tarihi önemde addediyorum.</p>
<p>Türk düşmanı bir birliğin isminin başında Türk olamaz, Türk yazılamaz.</p>
<p>Türk askerine hainlerin ve zalimlerin ağzıyla kimyasal silah çamuru atanları, mesela Türk Tabipleri Birliği Başkanı’yla diğerlerinin Türk vatandaşlığından çıkarılması, vatansız ve ülkesiz olmaya mahkum edilmesi akla en yatkın yollardan birisidir.</p>
<p>Zira tahammülümüz bitmiş, sabır taşımız çatlamıştır.</p>
<p>Türk Tabipleri Birliği’nin tıpla, hekimlikle, sağlıkla uzaktan yakından ilgisi kalmamıştır.</p>
<p>Bunların tahrikleri çizmeyi aşmıştır.</p>
<p>Zillet ittifakının dış bağlantılı senaryoları, FETÖ’nün kumpasları, PKK’nın ve bölücü mihrakların iftiraları devam ederken, Danıştay 5’inci Dairesi’nin FETÖ’den ihraç edilen 178 hakimi görevlerine iade kararı, üstelik faiz ilaveli tazminata hükmetmesi yenilir yutulur şey değildir.</p>
<p>Bu kararı milletimize hakaret sayıyoruz.</p>
<p>Türkiye’nin kafese sokulmak için tuzak kurulduğunu apaçık şekilde görüyoruz.</p>
<p>15 Temmuz’un rövanşını almak için müsait zaman kollayanlara boyun eğemeyiz, hoşgörü gösteremeyiz, 251 şehidimizin kemiklerini sızlatamayız.</p>
<p>Herkes aklını başına alsın, Türkiye’nin istiklali ve istikbalini gerekirse can pahasına sonuna kadar müdafaa eder, bedeli neyse de seve seve katlanmasını biliriz.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Tarih, beşeri tecrübenin verimli bir laboratuvarı, çağlar ve zamanlar arasında yapılan mukayeselerin ana yatağı, gelecek planlamalarının kilit taşıdır.</p>
<p>Sosyal olaylarla siyasal müesseselerin insan hayatını aşan bir geçmişleri vardır ve etkileyici gerçekleri varittir.</p>
<p>İnsanın ufuk derinliği kazanabilmesinin, hatta ufuk ötesini görebilmesinin kalitesi şahsi tecrübe sınırlarını aşıp daha geriye gitmesine bağlıdır.</p>
<p>Merhum Hocamız Prof. Dr. Erol Güngör’e kulak verirsek, bir şeyin izahını yapmak, her şeyden önce onun tarihine bakmak demektir.</p>
<p>Yine Güngör Hocamıza göre, milli devletler <strong><em>“Milli tarih şuuru”</em></strong> üzerine kurulmuştur.</p>
<p>Tarih şuuru ise tarihin akışı hakkında belli bir görüş sahibi olmak, tarih olaylarını manalı bir bütün içindeki parçalar halinde görmektir.</p>
<p>Bu sayede arkamızda sonsuz bir geçmişin bulunduğunu, önümüzde de sonsuz bir geleceğin durduğunu kavrar, kararlarımızı buna müzahir şekilde oluştururuz.</p>
<p>Türk milliyetçileri olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna tutarlı ve tafsilatlı bir tarih şuuruyla bakıyor, bu şekilde yorumluyoruz.</p>
<p>Maziye önem vermemiz, özlem ve hürmet duymamız, bugüne yönelik bir memnuniyetsizlik hali veya bir mahrumiyet halsizliği olarak okunmamalıdır.</p>
<p>Tarihimizin görkemi her milletperver, her vatansever için gıpta edilecek bir gurur kaynağıdır.</p>
<p>Gerçekçi olmak lazım gelirse, biz saadeti geçmişimizin sayfalarında değil, onu her seviyede geçme başarısı göstermiş bir istikbal yükselişinde görüyor ve değerlendiriyoruz.</p>
<p>Ancak geçmiş bazen geleceği perdeleyecek kadar gözlerimizi kamaştırabilir, hatta gerçeklerden kopartabilir.</p>
<p>Bu durum bir hamaset çıkmazıdır.</p>
<p>Unutmayalım ki, zaman tünelinden geçip bugüne ulaşan, hatta karmaşıklaşıp yeni boyutlar kazanan her neviden sorunu dünün ilhamıyla, bugünün imkânlarıyla çözmekten başka seçeneğimiz yoktur.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarını şuurla idrak edemeyenler için hataya düşmek, çelişkide bocalamak, değişime ve gelişime direnç göstermek kaçınılmazdır.</p>
<p>Bizim tarih anlayışımız devrevi, coğrafya algımız dönemsel değildir.</p>
<p>Tarih ve coğrafyaya baktığımızda gördüğümüz dağınık parçalardan, birbirinden kopuk paydalardan müteşekkil bir yapı da değildir.</p>
<p>Tarih birdir ve bütündür, adı da Türk tarihidir.</p>
<p>Coğrafya birdir ve bellidir, adı da Türk vatanıdır.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, binlerce yıllık Türk tarihinin ana güzergâhından kategorik bir kopuş, kesif bir ayrılış, keskin bir sapış olarak görülemeyecek, asla gösterilemeyecektir.</p>
<p>Yani Cumhuriyet şerefli geçmişimizin bir antitezi değildir.</p>
<p>Cumhuriyet’in Türk kültürüne, Türk diline, düşünme setlerimize zarar verdiğini iddia edenler talihsiz, tarifsiz ve temelsiz bir yanlışın pençesindedir.</p>
<p>Önyargıların hükmüyle, ideolojik katılıklarla Cumhuriyet’in anlaşılması ve anlatılması mümkün değildir.</p>
<p>Bugünkü Türkçe’mizle düşünce oluşturamayacağımızı söylemek gerçekleri çarpıtmaktır, nesnel gelişmelere aykırıdır, dilimizi karalamaktır, nihayetinde özgüven eksikliğidir.</p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 14 Ekim 1925’te İzmir’de yaptığı konuşmasında, Cumhuriyet’in milletin kendi istek ve arzusu ile oluştuğunu söylemişti.</p>
<p>Hatta Samsun’dan Sadarete gönderdiği 22 Mayıs 1919 tarihli raporunda, <em>“Millet, millî hakimiyet esasını ve Türk milliyetçiliğini kabul etmiştir. Bunun için çalışacaktır.”</em> demek suretiyle milli iradeye dayanarak milletin kaderini çizmişti.</p>
<p>Samsun’dan sonra Anadolu’nun içlerine doğru ilerleyerek, vilayetlere ve kolordu kumandanlarına gönderdiği meşhur Amasya Genelgesi’nde Türk yurdunun, Türk istiklâlinin kurtarılması yolundaki parolayı şu şekilde dile getirmişti:</p>
<p><em><u>“Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”</u></em></p>
<p>Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet fikrini ta Milli Mücadele yıllarına kadar bir sır gibi vicdanında taşımıştı.</p>
<p>Erzurum Kongresi’nin toplanmasından önce, Mazhar Müfit Kansu’nun, ileride kurulmasını düşündüğü hükümet biçiminin ne olacağı sorusuna şu cevabı vermişti: <em>“Açıkça söyleyeyim, hükümet biçimi zamanı gelince Cumhuriyet olacaktır.”</em></p>
<p>İşte beklenen o zaman 99 yıl önce gelmiş, 28 Ekim 1923&#8217;te Çankaya Köşkü&#8217;nde milletvekilleri ve yakın arkadaşlarının bulunduğu yemek masasında; <em>&#8220;Efendiler! Yarın Cumhuriyet&#8217;i ilan edeceğiz&#8221;</em> diyerek kurtuluşun eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kuvveden fiile çıkarmıştı.</p>
<p>Cumhuriyet, Türk milletinin bağımsızlık onurudur.</p>
<p>Bir başka ifadeyle Cumhuriyet, demokrasinin en gelişmiş halidir.</p>
<p>Ve Cumhuriyet, milletin üstünde hiçbir otorite veya makam tanımayan, dayandığı esas milli egemenlik olan fazilet demektir.</p>
<p>Hüküm milletindir, hükümet millettir.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, nice fedakârlıkların, nice mücadelelerin, nice kahramanlıkların mecmuudur.</p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu gerçeği şöyle ifade etmişti:</p>
<p><em>“Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmaya hazırız.” </em></p>
<p>Her karış toprağıyla bölünmez bütün olan Türkiye Cumhuriyeti; Edirne’den Kars’a, İzmir’den Hakkari’ye, Sinop’tan Hatay’a devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin, her bir insanımızın ortak iradesi, ortak sevdası, ortak değeridir.</p>
<p>Cumhuriyet, Milli Mücadele’nin taçlanmış, milli gönüllerde taht kurmuş halidir.</p>
<p>Şehit ve gazilerimizin bedelini çok ağır ödediği kahramanlık beratıdır.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti; duymasını bilene ses, almasını bilene nefes, gitmesini bilene hedef, sevmesini bilene yürek, savaşmasını bilene ebedi zaferdir.</p>
<p>Cumhuriyet’in 100’üncü senesine bir yıl kala, Türkiye’nin yükseliş çabası her türlü engellemeye rağmen kararlılıkla devam etmektedir.</p>
<p>Cumhur İttifakı vatan ve millet sevdasıyla yedi düvele direnmektedir.</p>
<p>Fikri hür, vicdanı  hür, irfanı hür, istikbali hür Türk milleti, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne toz kondurmama amacındadır.</p>
<p>Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin muharrik ve muhkem vasfıyla Türkiye Cumhuriyeti prangalarını kırmış, kronik sorunlarına neşter vurmuştur.</p>
<p>Cumhur ile Cumhuriyet ayrılmamak üzere kucaklaşmıştır.</p>
<p>Geçmiş ile gelecek, ülke ile ülkü, tarih ile coğrafya, akıl ile duygu, duruş ile yükseliş birleşmiş, bütünleşmiş, kenetlenmiştir.</p>
<p>Devlete hakim olan güç ve yetki kargaşası sonlanmıştır.</p>
<p>Onun bunun kirli senaryolarına boyun eğen değil gerekirse boyun eğdiren, yeri gelirse kafa tutan bir kudret sivrilmiş, bir kuvvet serpilmiştir.</p>
<p>Yönetim sistemimizdeki reform Türkiye’nin önünü açmıştır.</p>
<p>Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümüne giden süreçte sistemsel aksaklıklar telafi edilmiş, devlet yönetimindeki zaaflar demokratik vasıtalarla giderilmiştir.</p>
<p>Türk milletinin karakterine ve tarihi müktesebatına en uygun idare şekli olan Cumhuriyet, en az bu kadar milletimizin ruh kökünü yansıtan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle iyice güçlenmiş, sağlam ve sağlıklı bir bünyeye kavuşmuştur.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin daha mesut, daha muasır, daha müreffeh olmasının önünde hiçbir pürüz kalmamıştır.</p>
<p>Öncelikli stratejik hedefimiz Cumhur İttifakı’nın devamıyla birlikte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarıyla oturması, devlet ve toplum hayatına kök salarak olgunlaşmasıdır.</p>
<p>Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem amaçlayanların ne hallere düştükleri, nasıl bir tenakuz ve tutarsızlığın içine yuvarlandıkları ortadadır.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne mesnetsiz eleştiri getirenlerin iddiaları çürük, ithamları güdük, isnatları düşüktür.</p>
<p>Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme dönüş emeli taşıyanlar, önce kendilerine çeki düzen vermeli, öncelikle alev alan çatılarını söndürmenin arayışında olmalıdır.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Parlamenter Sistemle mündemiç kriz damarını kesip atmıştır.</p>
<p>Hastalık tedavi edilmiştir.</p>
<p>Bu damara bağlananların, bununla birlikte eski alışkanlıklardan kurtulamayanların hala birbirlerine nasıl tuzak kurdukları, nasıl taarruz ettikleri malumdur, tüm çıplaklığıyla bilinmektedir.</p>
<p>Kriz severlerin, kavgadan ve kutuplaşmadan beslenenlerin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem arayışları doğal ve normaldir.</p>
<p>Çünkü bu tip siyaset anlayışlarının gıdası cepheleşmedir, kaldı ki Cumhur İttifakı karşısında tutunma ihtimalleri olmadığı gibi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uyum sağlamaları da eşyanın tabiatına bütünüyle aykırıdır.</p>
<p>Türk milleti kimin kime hangi yalanları fısıldadığını açıkça görmekte, lazım gelen notlarını sandık vaktinde değerlendirmek üzere almaktadır.</p>
<p>Zillete düşenlerin birbirini yemeleri, birbirlerini kötüleyip uluorta ele vermeleri bir siyaset değil, kaotik ve hazin bir çarpıklığın özetidir.</p>
<p>Milletimizin istediği kaos ve kriz değil; refahtır, huzurdur, sükûnettir, zenginleşmedir, büyümedir, gelişmedir, güvenliktir, birlik ve beraberliktir.</p>
<p>Kulislerin ve hiziplerin partisi olan ne CHP, terörün yedeği ve teröristlerin siyasi yeleği olan ne HDP, ne de karanlık bir projeden mütevellit olan İP aziz Türk milletine bir gelecek vaat edemeyecektir.</p>
<p>Aziz Atatürk’ün en büyük eserim dediği Cumhuriyet ilelebet yaşayacak, nesilden nesile taşınıp yaşatılacaktır.</p>
<p>Bu eser istiklalimizin muhafızı, Türk tarihinin geleceğe uzanan var oluş sancağıdır.</p>
<p>Sancak inmeyecek, Türkiye Cumhuriyeti incitilmeyecektir.</p>
<p>Hesap hatası yapanlar dökülen şehit kanlarını unutmasınlar.</p>
<p>Hıyanete yakasını kaptıranlar Türk milletinin muazzam ruhunu hatırlarından çıkarmasınlar.</p>
<p>Yerli ve yabancı husumet cephesine dünyayı dar edecek imanımız vardır, her zorluğa göğüs gerecek irademiz vardır, her saldırıyı, her işgal girişimini def edecek, yerin yedi kat dibine gömecek imanımız vardır.</p>
<p>Denemek isteyen varsa buyursun denesin, hainler nerede olurlarsa olsunlar, millet sevdalıları sonuna kadar buradadır, vatanın burcunda Ulubatlı Hasan olmaya hazır ve buna da kararlılardır.</p>
<p>Bu hafta sonu karşılayacağımız Türkiye Cumhuriyeti’nin 99’uncu yıldönümünü iftiharla kutluyorum.</p>
<p>Cumhuriyetimizin 100’üncü yıl dönümünde, muhteşem bir geleceğin kapısının aralanacağını bugünden görüyor, milletimizin de buna bütünüyle destek olacağına inanıyorum.</p>
<p>İlk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, kurucu kahramanları, aziz şehitlerimizi, cephelere can ve kan nakli yapmış kutlu ceddimizi rahmetle, hürmetle, minnetle yad ediyorum.</p>
<p>Cumhuriyet sonsuza kadar korunup kollanacak, milletimizin can beraberi olacaktır.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken hepinizi bir kez daha muhabbetle selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/10/26/mhp-lideri-2023-yilinda-yapilacak-secimlerden-cumhur-ittifakinin-zafer-ile-cikacagini-soyledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; Lider Bahçeli Önemli Mesajlar verdi</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/10/12/lider-bahceli-onemli-mesajlar-verdi-2/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/10/12/lider-bahceli-onemli-mesajlar-verdi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 06:46:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Lideri Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Grup toplantısında konuşan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7951</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada,  gündemi ilgilendiren önemli açıklamalar yaptı. Lider Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Muhterem Milletvekilleri, Değerli Misafirler, Basınızın Değerli Temsilcileri, Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları, sosyal medya platformları vasıtasıyla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada,  gündemi ilgilendiren önemli açıklamalar yaptı.</strong></p>
<p>Lider Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>“Muhterem Milletvekilleri, </strong><strong>Değerli Misafirler, </strong><strong>Basınızın Değerli Temsilcileri,</strong></p>
<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p>Yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları, sosyal medya platformları vasıtasıyla toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımızı, gönül ve kültür coğrafyalarımızda nice zorluğa direnerek varoluş mücadelesi veren kardeşlerimizi içtenlikle selamlıyor, hepsini kucaklıyorum.</p>
<p>Nasıl bir hayat sorusuna verilecek en makul ve muhtevalı cevap nasıl bir siyaset sorusuna yüklenecek anlam halkalarında gizlidir.</p>
<p>Siyaset özü itibariyle bir mesuliyet, bir meftuniyet, bir mecburiyettir.</p>
<p>Aynı zamanda ahlaki, insani, vicdani ve fikri temellere dayanması, sınır hatlarının milli ve manevi ilkelerle ihata edilmesi hem gerekli hem de gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.</p>
<p>Uçta yatıp ortada duranlar, tarlası sırtında gezip hilenin harmanını yapanlar, rüzgâra göre yelken açıp ilk sallantıda gemiden kaçanlar, kulaksıza küpe burunsuza hızma olanlar, sözlerini heybenin delik gözüne koyanlar, suyu kesik değirmen gibi boşa dönüp duranlar elbette ne siyaset ne de samimiyet iddiasında bulunabilirler.</p>
<p>Siyaset, soğuk tandırdan sıcak ekmek alma hesabı yapanların, rüyasında sinek avına çıkanların, şapkayı ayağına çarığı başına giyenlerin, yalanı kana kana içip de bir damla hakikati yudumlamaktan mahrumiyet çekenlerin hakkı ve harcı olamaz.</p>
<p>Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikamet ve ilhamını milletimizin hedef ve özlemlerinden alan büyük bir atılım haline ileri düzeyde ihtiyacı vardır.</p>
<p>Kabuk bağlamış yaraları deşerek siyaset üretilemez.</p>
<p>Uçurum kenarında sahte pehlivanlık pozu vererek siyaset yapılamaz.</p>
<p>Toplumsal yapıyı önce ideolojik mahallelere ayırıp sonra da iki ayrı yakayı birleştirmek amacıyla köprü kurmaya çalışmanın adı da siyaset olamaz.</p>
<p>Kutuplaşmaya can suyu verenlerin kucaklaşma söylemi kuyruklu yalandır.</p>
<p>İstismar çarkıyla inkar tekerini çevirip eşzamanlı barışma masalı anlatanlar palavracı tiplerdir.</p>
<p>CHP Genel Başkanı, “Türkiye’yi barıştıracağım” diyor.</p>
<p>Helalleşme çağrısı yaparak geçmişi değil de geleceği kurtarmaya çalıştığından bahsediyor.</p>
<p>Barışmak için küslüğün ve küslerin olması gerekmiyor mu?</p>
<p>Türkiye’nin barışması için doğudan batıya, kuzeyden güneye küslüğün hâkimiyeti lazım değil mi?</p>
<p>Peki bu küslük nerededir? Birbirine küsen kimledir? Kılıçdaroğlu’nun görüp de bizim göremediğimiz, müşahede ve mülahaza edemediğimiz bu küsler nereye saklanmış, nerede sadır olmuştur?</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun ya ruh sağlığında kaygı verici bir bozulma vardır, ya da siyaseti akıl dağılması, rota sapması yaşamaktadır.</p>
<p>İki durum da kendisi ve partisi adına buhrandır.</p>
<p><u>Kılıçdaroğlu’nun vaki durumu aynen şöyledir:</u></p>
<p><strong><em>“Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin.”</em></strong></p>
<p>Aklı arkada tutup ahmaklığı kılavuz yapan Kılıçdaroğlu ve CHP yönetiminin hali pürmelali tamı tamamına budur.</p>
<p>Türk milleti birlik ve beraberliğin iftiharıdır, itibarıdır, ibrasıdır, ihyasıdır.</p>
<p>Türkiye barış ve huzurun, sevgi ve saygının gıpta edilen ülkesidir.</p>
<p>Üzerinde yaşadığımız topraklarda bin yıldır kardeşlik hüküm sürmektedir.</p>
<p>Türkiye küs değildir, tam tersini iddia eden Kılıçdaroğlu ve çıkarcı ortakları kündeye gelmiş müfteriler koalisyonudur.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’na tavsiye ediyorum, diken olup ayağa batıncaya kadar, gül ol da yakaya takıl.</p>
<p>Namertliğin izini süreceğine mertliğin kulvarına gir de adamlıkla anıl.</p>
<p>Fakat ne gezer, ne söylesek nafile, ne yapsak beyhude, bir kulağından girip diğerinden çıkıyor, sanki duvara konuşuyoruz, aynı tas aynı hamam.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun siyaseti siyaset değildir,  yolu yol değildir, çizgisi belirgin ve net değildir.</p>
<p>Bildiğiniz üzere, başörtüsü meselesi milletimizin kalıcı ve köklü mutabakatıyla çözülmüş bir meseledir.</p>
<p>Bu konuyu ısıtıp tekrar gündeme getirmenin, yeniden kısır bir tartışma ortamı yaratmanın hiç kimseye bir faydası dokunmayacaktır.</p>
<p>Türkiye’de başörtüsü sorunu bitmiş, mağduriyetler dönemi kapanmıştır.</p>
<p>Ancak Kılıçdaroğlu’nun derdi başkadır, hesabı başkadır, hedefi başkadır, hevesi başkadır.</p>
<p>Bu kapsamda CHP’nin geçen hafta hazırlayıp TBMM’ne vermiş olduğu kanun teklifi samimiyetsiz, tutarsız, içerik itibariyle de baştan savmadır.</p>
<p>Kaldı ki yeni bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç da yoktur.</p>
<p>Hatırlatırım ki, 9 Şubat 2008 tarihli 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla Anayasa’nın 10. maddesinin dördüncü fıkrasına “<strong><em>bütün işlemlerinde”</em></strong> ibaresinden sonra gelmek üzere “<strong><em><u>ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında”</u></em></strong> ifadesiyle,</p>
<p>42.maddesine altıncı fıkradan sonra gelmek üzere, <strong><em><u>“kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğretim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanılmasının sınırları kanunla belirlenir”</u></em></strong> fıkrası eklenmişti.</p>
<p>Ak Partiyle birlikte yaptığımız bu değişiklik esas itibariyle başörtüsü meselesini tamamen çözerek anayasal güvenceye kavuşturmuştu.</p>
<p>411 milletvekilinin eli adalet için, inanç ve ifade hürriyeti için kalkmıştı.</p>
<p>Ancak CHP Anayasa Mahkemesi’nin kapısında soluğu alarak bu kanunu iptal ettirmişti.</p>
<p>Bu nedenle, Kılıçdaroğlu’nun 3 Ekim 2022 gecesi sosyal medya hesabından bir video yayımlayarak başörtüsüne yasal düzenleme çağrısı yapması, müteakiben hazırlanmış teklifin TBMM Başkanlığına sunulması baştan ayağa sahtekarlık, savrukluk, sakatlık ve saçmalıktır.</p>
<p>Biz o günlerde 411 el kaosa kalktı manşetlerini unutmuş değiliz.</p>
<p>Biz o günlerde, bizzat Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne bez parçası dediğini unutmuş değiliz.</p>
<p>Bugün ise Kılıçdaroğlu’nun başörtülü kardeşlerimize rehine iftirasını da unutacak değiliz.</p>
<p>Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi şayet samimiyse, şayet mazilerindeki ayıplı sayfalardan nedamet duyuyorlarsa, buyursunlar, gündemdeki anayasa değişiklik teklifine destek versinler.</p>
<p>Başörtüsü meselesini yasal değil, anayasal güvenceye kavuşturmak için haydi gelin elinizi taşın altına koyun, dürüstseniz gereğini yapın, karnınızdan konuşmayın, işte er meydanı, işte demokrasi imtihanı, işte tutarlılığınızı göstermenin altın fırsatı.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi başörtüsü sorununun bütünüyle gündemden çıkarılması amacıyla hayırlı bir girişim olarak değerlendirdiği anayasa değişikliğine sonuna kadar vardır ve sözünün de 2008 yılında olduğu gibi arkasındadır.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, minderden kaçma, kaçak güreşme, bahane arama, açık sofraya oturmak için teklif ve ısrar bekleme.</p>
<p>Gerçi sütünde olanın tırnağında getireceğini biz gayet iyi biliriz.</p>
<p>Niyet okumasak da, geçen hafta CHP sözcülerinin açıklamalarıyla yine pişmiş aşa su kattıklarına, anayasa değişikliğine sıcak bakmadıklarına şahit olduk.</p>
<p>Her şeye rağmen umudumuzu kaybetmek istemiyoruz, CHP’den milli iradeye, inanç hürriyetine saygı bekliyoruz.</p>
<p>Ziyaret çalısı gibi, gelene takılan gidene takılan, erken kalkanın elinde kalan, yangına çırayla koşan, suyu yüzeyde kaynatmanın peşine düşen CHP’nin ve diğer zillet ortaklarının ne yapacağını, nasıl bir tutum takınacağını eninde sonunda Türk milleti görecek ve bir kez daha teyit edecektir.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Türkiye’nin geçmişten tevarüs edip geleceğini risk ve tehlikelere sevk eden sorun alanlarına ciddiyetle eğilmek, bu mahut sorunları cesaretle de ele almak evvela siyaset müessesinin başlıca sorumluluğudur.</p>
<p>Anlaşmazlıkların, görüş ayrılıkların, soğuk bakışların, katılaşmış diyalogların, yanlış anlamaların, canlı önyargıların muhakkak bitirilmesi halisane dilek ve temennimizdir.</p>
<p>Toplumsal yaraların sarıldığı, kronik meselelerin köklü çözümlerle buluşturulduğu, milli ve manevi değerlerle kenetlenmiş bir Türkiye’ye Allah’ın izniyle vasıl olmak hepimizin müşterek gayesidir.</p>
<p>Elbette her alan ve sahada bir uzlaşma vasatı tezahür etmelidir.</p>
<p>Yalnız başına uzlaşmak da yetmeyecektir, nitekim mühim olan doğruda uzlaşmak, adalette uzlaşmak, ahlakta uzlaşmak, vicdanda uzlaşmak, huzurda uzlaşmak, ebediyete kadar birlikte yaşamakta uzlaşmaktır.</p>
<p>Bize göre uzlaşmanın adresi de büyük Türk milletinin kutlu varlığıdır.</p>
<p>Bizim üstesinden gelemeyeceğimiz, altından kalkamayacağımız hiçbir sorun yoktur.</p>
<p>Sürekli erteleyerek, sürekli yok sayarak, bunların yanı sıra ihmal ve iradesizliğin pençesine düşerek ulaşacağımız hiçbir yer yoktur, olamayacaktır.</p>
<p>Vakit yüreklerin toplu vurma vaktidir.</p>
<p>Vakit el ele vermenin vaktidir.</p>
<p>Bildiğiniz gibi, Alevi İslam inancına sahip kardeşlerimizin haklı ve meşru talepleri vardır ve bu talepler temiz bir mizaçla, kardeşliğin alicenaplığıyla; adil, eşitlikçi, insani, tarihi, kültürel, hukuki ve hakkaniyetli ilkeler mihverinde karşılanmalı, ortak akıl ve geniş bir uzlaşma zemini oluşturulmalıdır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi olarak kanaatimiz hep bu yönde olmuştur.</p>
<p>Alevi İslam inancına sahip kardeşlerimiz bizim canımız, can beraberimizdir.</p>
<p>Ne ayrımız ne de gayrımız vardır.</p>
<p>Cami ne kadar bizimse Cemevi de o kadar bizimdir.</p>
<p>Saz bizim söz bizimdir, cem bizim semah bizimdir.</p>
<p>Hamd olsun hepimiz Müslümanız, Allah’ımız bir, Peygamberimiz bir, kıblemiz bir, kitabımız bir, imanımız bir, acımız bir, sevincimiz birdir.</p>
<p>Mezhepçilik fitnesini yayanlar, bu çerçevede yıllarca husumet aşısı yapanlar bizden olmayan, bizim gibi hissetmeyen, bizim gibi inanmayan bozgunculardır.</p>
<p>Hz.Ali diyordu ki, <strong><em>“gönülleriniz bir olmadıkça sayıca fazla olmanızın bir anlamı yoktur.”</em></strong></p>
<p>Bizim gönlümüz birdir, bu suretle maksadımız gönüller yıkmak değil, gönül üstüne gönül yapmak, gönülleri kazanmaktır.</p>
<p>Kerbela ortak sızımız, Hz.Ali manevi büyüğümüz, Cennet gençlerinin efendileri Hz.Hasan ile Hz.Hüseyin başta olmak üzere zulme uğrayan, kanları dökülen ehlibeytin muhterem isimleri yaslı gönüllerimizin şehit abideleridir.</p>
<p>Geçmişin karanlık dehlizlerinde geleceğin saadet ve selamet cevherini bulamayız.</p>
<p>Geçmişteki bazı müessif ve münferit olaylara saplanarak cephelere ayrılamayız, yarınlarımızı heba edemeyiz.</p>
<p>Önemli olan her acıklı ve hepimizi hüzne boğan hadiselerden ders ve ibret almak, tekerrürünün önüne geçmektir.</p>
<p>Hep dedik, yine diyoruz, Alevi kardeşlerimizin hayatında tartışılmaz bir yer etmiş olan Cemevi gerçeği, siyasi kaygılardan uzak, Cami-Cemevi karşıtlığına dönüştürülmeden kabul edilmelidir.</p>
<p>Cemevi inanç ve kültür hayatımızın vazgeçilemez bir gerçeğidir.</p>
<p>Bu gerçeği tahrip ederek asıl manasından ve müktesebatından koparmak çok tehlikelidir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin dayandığı asırlık Türk milliyetçiliği düşüncesi, hiçbir zaman ayrımcı ve uzaklaştırıcı olmamış; toplumun tamamını temel değerler ekseninde buluşma ve kucaklaşmaya çağıran bir anlayışın temsilciliğini üslenmiştir.</p>
<p>Bizim gönlümüzde herkese yer vardır.</p>
<p>Bizim sevgimiz herkese yetecektir.</p>
<p>İster Alevi, ister Sünni, ister Caferi olsun, yöresi, kökeni, anasının dili de ne olursa olsun, milletimizin her güzel insanını muhabbetimiz ve müşfik tavrımız kucaklamaya kafi gelecektir.</p>
<p>Asırlar boyunca oluşan ve olgunlaşan kaynaşma kültürümüz kardeşlik bağlarımızın güvencesi, ülkemizi küresel bir güç yapma hedefinde takip etmemiz gereken yolun da rehberidir.</p>
<p>Dün de söyledik, bugün de söylüyoruz:</p>
<p>Gelecek ay yıldızlı bayrağın altındadır. Türkiye’nin birliği, refahı ve geleceğinin teminatı al bayrak altında birleşmekten geçmektedir.</p>
<p>Bu milletin şerefi ve haysiyeti, kardeşlik ve kahramanlık üzerine inşa edilmiş milli birliğidir.</p>
<p>Milli birliğimiz yara alır, kardeşlik ruhumuz sarsılırsa, bunun geriye dönüşü mümkün değildir.</p>
<p>Türk milleti yapay ayrımlara, sinsi çabalara fırsat vermeyerek beraberliğini sonsuza kadar mutlaka sürdürecektir.</p>
<p><strong><u>18 <em>Kasım 2008 tarihli Grup Konuşmamda demiştim ki:</em></u></strong></p>
<p><em>“Büyük Türk milletini meydana getiren muhteşem beşeri varlığın bir bölümünün Alevi İslam inancını benimsediği ve bu kardeşlerimizin inanç ve kültür temelli bazı sorunları, sıkıntıları ve beklentileri olduğu bir gerçektir.</em></p>
<p><em>Bu durumun görmezden gelinemeyeceği ve bu sorunların milli bütünlük, toplumsal hoşgörü ve dayanışma ruhu ile ele alınıp çözüm yolları üzerinde iyi niyetle ortak çaba gösterilmesi gerektiği açıktır.</em></p>
<p><em>Esasları ve hedefleri doğru konulmuş sağlıklı bir tartışma ve değerlendirme ortamının şartlarının hazırlanması devlet ve toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluğudur.</em></p>
<p><strong><em>√ </em></strong><em>Bu konuda başta siyaset kurumu, parlamento ve hükümet olmak üzere devletin ve toplumun tüm kurumlarına, Aleviliğin çatı kuruluşlarına, inanç önderlerine, üniversiteler ve akademik çevrelere önemli görevler düşmektedir.</em></p>
<p><strong><em>√ </em></strong><em>Bu çabalarda temel amaç, Türk milletinin birliğini ve beraberliğini koruyarak toplumsal huzursuzluk alanlarının cepheleşmelere dönüşmesini önlemek ve herkesin inancına saygı duyarak birlikte yaşama ideali etrafında kenetlenip toplumsal sıkıntı ve sorunları çözmek olarak görülmelidir.</em></p>
<p><em>Alevilik, tıpkı diğer inanç alanlarında olduğu gibi siyasi istismar ve rant aracı olmaktan çıkarılmalı, şahsi ve kurumsal nüfuz ve iktidar alanı olarak görülme eğilimleri terk edilmelidir.</em></p>
<p><strong><em>√</em></strong><em> Bu konuyu inancın dışında başka mecralara çekme, ideolojik muhteva ve nitelik kazandırma ve politik bir akım haline getirerek siyasallaştırma çabalarına itibar edilmemelidir.</em></p>
<p><strong><em>√</em></strong><em> Bir inancın ifadesi olan bu anlayış, karşıtlık ilişkisi ve zıt kutupların çatışması denklemine hapsedilmemeli, Sünni-Alevi; Cami-Cemevi karşıtlığı olarak görülmemeli ve bu noktaya indirgenmemelidir.</em></p>
<p><strong><em>√</em></strong><em> Karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışı hakim kılınmalı, hiçbir inanç, kültür, gelenek ve değeri aşağılamanın hiç kimsenin hakkı ve haddi olmadığı unutulmamalıdır.</em></p>
<p><strong><em>√</em></strong><em> Toplumsal hassasiyet taşıyan konularda küçümseyici ve dışlayıcı ifade ve tavırlardan özenle kaçınılmalıdır.</em></p>
<p><strong><em>√</em></strong><em> Konunun kavramsal çerçevesi doğru koyulmalı ve anlaşılmalı, çözüm imkanları, bütüncül bir çerçeve içinde ele alınmalıdır.”</em></p>
<p><strong><u>24 Kasım 2009 tarihli Grup Konuşmamda da;</u></strong></p>
<p><em> Aleviliğin öncelikle nitelikli eğitim ve nitelikli kadro ihtiyacını karşılayacak “Türkiye Alevilik Araştırmaları Merkezi”nin devlet desteğinde kurulmasını, bu merkezin genel bütçeden ayrılacak ödenekle desteklenerek idari bakımdan özerk olmasını,</em></p>
<p><em>Alevi inanç önderlerinin akademik seviyede eğitilmesi için İlahiyat Fakültelerinde “Tasavvuf İlimleri Bölümü” kurulmasını,</em></p>
<p><em>Milli Eğitim Bakanlığınca din derslerinin müfredatına, doğrudan Alevi toplumunun katılımıyla şekillenmiş doğru, objektif ve bilimsel bilgilerin girmesini,</em></p>
<p><em>Bu kapsamda olmak üzere Alevi İslam inancı önderlerinden, konusunda uzman ilahiyatçılardan ve akademisyenlerden oluşan “Özel İhtisas Komisyonu” kurulmasını,</em></p>
<p><em>Kültür Bakanlığı ve ilgili kuruluşların işbirliği ile Alevi İslam inancının ve tarihi-kültürel şahsiyetlerinin envanteri ve külliyatının çıkarılmasını, varsa yabancı dilde olanların Türkçe’ye çevrilmesini,</em></p>
<p><em>Alevi İslam inancını da bünyesinde temsil edecek şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı’nda yapısal düzenlemeye gidilmesini,</em></p>
<p><em> Cemevi gerçeğinin kabul edilmesini,</em></p>
<p><em>İnanç ve kültür hayatımızın bir unsuru olan Cemevlerine devlet yardımı yapılmasını, genel bütçeden ödenek tahsis edilmesini” </em>önermiştim.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin konuya günübirlik siyasetin dışında ve üstünde bir anlayışla yaklaştığını da ayrıca vurgulamıştım.</p>
<p>Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimiz, Cemevinin ibadethane olarak tarif ve tanımlamasının arzusundadır.</p>
<p>Aleviliğin hem inanç boyutu hem de kültürel bir yapısı vardır.</p>
<p>Şayet Alevi kardeşlerimiz Cemevini ibadethane görüyorsa, ki öyledir, bize düşen buna saygı duymak ve peşin hükümlerin ambargosundan kurtularak yapıcı ve destekleyici bir tavır almaktır.</p>
<p>Bunda çekinecek, tereddüt edecek, endişeye kapılacak hiçbir şey olamayacaktır.</p>
<p>Kimin nerede ve nasıl ibadet edeceğinin yazılı bir kuralı, bağlayıcı bir hükmü, genel geçer bir ilkesi yoktur.</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından geçtiğimiz hafta Cuma günü Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimize yönelik iyileştirici ve müspet açıklamaları tümüyle destekliyor, çok isabetli bulduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum.</p>
<p>Ankara, Elazığ, Erzurum, Erzincan’da açılışı yapılan,</p>
<p>Kütahya, Burdur, Denizli, Bilecik, Kayseri, Aydın ve Kırklareli’nde temeli atılan Cemevlerinin de hayırlı olmasını diliyorum.</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulacağının,</p>
<p>Cemevi hizmetlerinden eğitim faaliyetlerine kadar tüm çalışmaların, bu kurumsal yapı altında kamu güvencesi desteği ve denetimiyle yürütülecek olmasının,</p>
<p>Cemevlerinin aydınlatma, içme ve kullanma suyu, yapım, onarım, bakım giderlerinin karşılanması ve imar planlarındaki yeriyle ilgili tüm sorunların çözüleceğinin,</p>
<p>Cemevlerinde erkân hizmetlerini yürütmekten sorumlu Alevi Bektaşi inanç önderlerinden talep edenlere de bu kurumsal yapı bünyesinde kadro verileceğinin bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız marifetiyle ilan edilmesi milli birlik ve beraberliğimize muazzam bir katkıdır.</p>
<p>Bu reform mahiyetli demokratik, kültürel ve inanç bazlı adımların Alevi kardeşlerimize bir lütuf değil, gecikmiş haklarının önemli bir kısmının verilmesiyle ilgili karar olduğunu ifade etmek de boynumuzun borcudur.</p>
<p>Bizim geçmişten bugüne söylediğimiz de bunlardır.</p>
<p>Unutmayalım ki, yürekleri volkan gibi patlayanların avuçlarında çiçekler açamaz.</p>
<p>Acılar, ahlar, kötü anılar üzerinden bir gelecek inşa edilemez.</p>
<p>Alevi kardeşlerimizi istismar etmek için kuyruğa girenlerin, yüce dinimizi karalamak için fırsat kollayanların, mezhepçiliğin ihtilaf bakiyesini diri tutarak milli bünyemizi yarmaya çalışanların ne soyu soydur, ne huyu huydur, ne de iddiaları iffetle maluldür.</p>
<p>Hiç şüphesiz Allah indinde son din İslam’dır.</p>
<p>Ve tüm Müslümanlar da kardeştir.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>ABD ve Avrupa ülkelerinin inatçı faiz artırımları, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’yla IMF’nin yüksek faiz kaygısı, bununla mündemiç küresel ekonomiyi çembere alan resesyon tehlikesi, aynı zamanda gıda ve enerji güvenliğinde yaşanan darboğazlar sıkıntılı bir sürece açıkça işarettir.</p>
<p>Küresel ekonominin bu yıl için tahmin edilen büyüme oranının yüzde 3,2’ye, 2023 için de yüzde 2,9’a düşürüleceği İMF Başkanı tarafından açıklanmıştır.</p>
<p>Ayrıca Rusya’dan Almanya’ya direkt olarak doğalgaz taşıyan hatlar olan Kuzey Akım 1 ile Kuzey Akım 2’de meydana gelen sızıntılar, üstelik bu sızıntıların sabotaj neticesinde olabileceğine dair iddialar enerji alanında kargaşa ve kutuplaşmaya yeni bir boyut katmıştır.</p>
<p>Artık enerji ihtiyacını güvenceye alma stratejisinin önümüzdeki dönemde dış politikaların ana parametresi olacağı anlaşılmaktadır.</p>
<p><u>Enerji güvenliğinin dört ayağı vardır:</u></p>
<p>Birincisi, enerji kaynağının mevcudiyeti,</p>
<p>İkincisi, enerji kaynağına kesintisiz erişim,</p>
<p>Üçüncüsü, enerjinin uygun maliyeti,</p>
<p>Dördüncüsü de, enerjinin kabul edilebilirliğidir.</p>
<p>Bunlardan birisi yoksa enerji güvenliğinden bahsetmek mümkün değildir.</p>
<p>Bugünkü zaman diliminde küresel ölçekte enerji tüketiminin yaklaşık üçte ikisi petrol ve doğalgaza dayanmaktadır.</p>
<p>Enerjinin rezerv ve tüketim noktaları arasında güvenli iletimi her ülke için stratejik hedeflerden birisi haline gelmiştir.</p>
<p>Avrupa’ya enerji nakleden kuzey rotası artık güvensizdir.</p>
<p>Enerji jeopolitiği açısından gelişmeleri yorumladığımızda, Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Kafkasya’daki zengin gaz ve petrol kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasında en emin ve güvenli terminal Türkiye’dir.</p>
<p>Ukrayna, Polonya ve Baltık Denizi’ndeki tehditleri ve belirsizlikleri dikkate aldığımızda Hazar Bölgesi’nden Avrupa’ya ulaşan TANAP, diğer yandan Rusya’dan çıkıp Türkiye’den geçerek Avrupa’yla buluşan Türk Akım en emniyetli hatlara dönüşmüştür.</p>
<p>Ülkemizin Libya ile imzaladığı hidrokarbon anlaşması da tarihi nitelikte olup Batılı ülkeleri bir hayli rahatsız etmiştir.</p>
<p>Enerjinin üretimi, tedariki ve iletimi konusunda mukayeseli avantajları olan ülkeler büyük bir koza sahip duruma gelmişlerdir.</p>
<p>Türk Akımının hedef alındığına yönelik iddialar da dikkatle takibi gereken bir tehdittir.</p>
<p>Bu iddianın sahibi Putin, suçlanan ülke de Ukrayna’dır.</p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasında; askeri, enerji ve iletişim altyapılarına uzun menzilli yüksek hassasiyetli füzelerle yapılan saldırıların ağır maliyetleri olacağı şüphesizdir.</p>
<p>İki ülkenin de aklıselim bir çizgiye gelmesi bölge ve dünya barışı adına bir mükellefiyettir.</p>
<p>Diğer yandan Yunanistan’a enerji taşıyan hat TANAP’tır.</p>
<p>Bu ülkenin Türkiye’ye parmak sallamaktan vazgeçip sabrımızı taşırmaktan uzak durması enerji güvenliği açısından lehine bir durum olacaktır.</p>
<p>Avrupa ülkeleri bu kış nasıl ısınacaklarını, nasıl aydınlanacaklarını kara kara düşünmektedir.</p>
<p>Çok şükür Türkiye’nin böyle bir sorunu, böylesi bir korkusu asla yoktur.</p>
<p>Zillet ittifakı kuru gürültü yapsa da, ülkemiz enerji jeopolitiğinde kilit bir aktördür, tatbik ve temin edilen aktif, dengeli, milli ve çok boyutlu dış politika milletimize refah ve huzur olarak yansımaktadır.</p>
<p>Zillet partilerinin Türkiye’nin büyüklüğünü anlayacak ne basiretleri, ne siyasetleri, ne de ufukları vardır.</p>
<p>Zira her şey ortadadır.</p>
<p>Türkiye’nin Putin’e teslim olduğunu vahim, cehil ve çürük bir dille ileri süren İP Başkanı’nın bu işleri zaten kafası almaz, devleti, milleti, dış politikayı bilmesi de söz konusu olamaz.</p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta taraf tutan, Türkiye’yi bir kampa yerleştirmeye, dahası cepheye sürmeye çalışan zillet ittifakının ilkel dürtülere, iradesiz politikalara rehin düştüğü tartışmasızdır.</p>
<p>Rusya ile Ukrayna arasında Türkiye şayet bir tarafsa, bu da barışın, huzurun, silahların susmasının tavizsiz tarafıdır.</p>
<p>İç ve dış odaklar bu sabit gerçeği kesinlikle ihlal edemeyecektir.</p>
<p>Allah muhafaza, Türkiye’yi zillet partilerinin koalisyonu yönetiyor olsaydı, ABD’nin sınır devriyesi, ileri karakolu, tetik çeken eli olmaya ne kadar hevesli oldukları çok büyük badire ve belalar eşliğinde görülür ve ortaya çıkardı.</p>
<p>Türkiye’yi yönetmek için mangal gibi yürek lazımdır.</p>
<p>Türkiye’yi yönetmek için milli onur ve milli mensubiyet şuuru şarttır.</p>
<p>Türkiye’yi yönetmek için nereden gelip nereye gittiğimizi gösteren tarihi süreci bilmek hayat memat konusudur.</p>
<p>Zillet ittifakında bunların hiç birisi yoktur.</p>
<p>Süpürülmedik eve bilinmedik misafir gelirmiş, bunların ellerine yetki geçmiş olsaydı, Türkiye’yi her türlü tehdit ve felakete maruz hale getirirler, sonunda da adımız hıdır elimizden gelen budur diyerek teslimiyetçiliğin dibini boylarlardı.</p>
<p>Su tersine dönünce uyuz keçi nasıl öne düşerse, zillet ittifakı da ancak dünya tersine dönerse karışık ve kirli emellerinde muvaffak olabileceklerdir.</p>
<p>Bir kez daha ifade ediyorum, Türkiye savaşın değil barışın tarafındadır.</p>
<p>Çevremizde bir barış kuşağının tesisi öncelikli amacımızdır.</p>
<p>Ümit ediyoruz ki, Rusya ile Ukrayna arasında süregelen ve çetrefil bir hal alan kanlı savaşın İstanbul’da kurulacak muhtemel bir müzakere masasıyla kalıcı bir çözüme ulaşması da inşallah gerçekleşecektir.</p>
<p>Barış istiyoruz, barış diyoruz ve bunu çok acil bekliyoruz.</p>
<p>Zillet ittifakının akıl ve siyaset rehberi ABD Başkanı Biden, nükleer savaş riskinin 1962 Küba Krizi’nden bu yana en yüksek seviyede olduğunu geçen hafta açıkladı.</p>
<p>Hatta dedi ki: <strong><em><u>“Putin nükleer silah kullanırsa dünya Armageddon ihtimaliyle karşı karşıya kalır.”</u></em></strong></p>
<p>Tehdit tonu çok yüksek olan, adeta alarm zilleri çalan bu skandal açıklama dünyayı anında tesiri altına almıştır.</p>
<p>Altını kalın bir şekilde çizerek diyorum ki, Evangelist Hristiyanlar, Hz.İsa’nın yeryüzüne geleceğine, Deccal ile savaşacağına ve Kıyamet Savaşı denen bu savaşın Tel Aviv yakınlarındaki Armageddon denilen yerde olacağına inanmaktadır.</p>
<p>Bu durum sadece siyasi değil inanç temelli bir konudur.</p>
<p>Evangelistlerin ABD siyasetindeki özgül ağırlığı çok fazladır.</p>
<p>Beyaz Saray’da nüfuz gücü olan bazı Evangelistler, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali üzerine, Putin’in bir süre sonra Ortadoğu’ya yöneleceğini, bunun da Kıyamet Savaşı’nı başlatacağını söylemişlerdir.</p>
<p>Biden’in beyni sulansa da, akli melekeleri tartışılsa da, Armageddon tehlikesini gündeme taşıması bize göre tesadüfi değildir.</p>
<p>ABD Başkanı’nın bu açıklamasından hemen sonra, Ukrayna Devlet Başkanı da Putin’in nükleer saldırıya hazırlandığını, sivil yerleşim yerlerinin vurulduğunu duyurmuştur.</p>
<p>Muhtemel felaketin gerçekleşmesi demek beşeriyetin hayat ve varlık haklarına kast etmek, dünyanın yıkımına çanak tutmak demektir.</p>
<p>İnsanlık böylesi bir vahşeti asla kaldıramayacaktır.</p>
<p>Nükleer savaş ihtimalinin konuşuluyor olması bile fecaattir.</p>
<p>Dünya ortak akıl ve iradeyle, barışçıl çabalarla bugünkü tehlikeli ortamdan çıkmalıdır.</p>
<p>Bu işin şakaya gelir hiçbir yanı yoktur.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun bu gelişmelerin gölgesinde apar topar ABD’ye gitmesi talihsizliktir, densizliktir, pervasızlıktır, düşüncesizliktir.</p>
<p>Gerekçeyi de hazırlamışlar, neymiş, ziyaretin amacı teknolojik ve bilimsel gelişmelere yönelik görüş alışverişinde bulunmakmış.</p>
<p>Cumhuriyet’in ikinci yüzyıl vizyonunu en parlak beyinlerle tartışacaklarmış.</p>
<p>Utanın, utanın; parlak beyin arıyorsanız milletimizin gözleri çakmak çakmak parlayan evlatlarına bakın.</p>
<p>“Bir Türk dünyaya bedeldir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına sarılın.</p>
<p>Muhtaç olduğunuz kudreti uzaklarda değil eğer varsa damarlarınızda arayın.</p>
<p>Merakımız şudur: Kılıçdaroğlu teknolojik ve bilimsel gelişmeler hakkında ne söyleyecek, neyi duymayı umut edecek, hangi parlak beyinlerle bir araya gelecektir?</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, bırak bu işleri, geç bu masalları, ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi olur. Buna da çok dikkat et.</p>
<p>Herkes biliyor ki, ABD’ye Cumhurbaşkanı adaylığı için icazet almaya ya da işaret edilecek müstakbel zillet adayının ismini öğrenmeye gittin.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’na diyorum ki, denenin döne dolaşa geleceği yer ya bir kursak ya da bir değirmen taşıdır.</p>
<p>Su yatağını, yel de tepesini mutlaka bulacaktır.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, ağaca dayanma bükülür, suya güvenme dökülür, ABD’ye bel bağlama seni bir dolara ele verir.</p>
<p>Sen sen ol, gene de tedbiri elden bırakma, ne de olsa Türkiye Cumhuriyeti vatandaşısın, sabahın soğunu sayma, akşamın ayazına kalma, Biden ve çevresinin telkinlerine, Pensilvanya’nın tembihlerine asla inanma, sakın kulak kabartma.</p>
<p>Dolduruşa gelip ona buna fazla güvenme, sonra dost bildiklerin postunu doldurur.</p>
<p>Şeytanla aşık oynayanların sonu hüsrandır.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun malum ziyareti nefretle hazırlanmış, Türkiye husumetiyle yazılmış talimat listelerini almak maksadıyla planlanmış ve uygulamaya geçirilmiştir.</p>
<p>Zehirden nasıl şifa olmazsa, zillette de vefa olmaz, Türkiye’ye bir fayda beklenmez.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, açma kapıyı el ucuyla, açarlar kapını el gücüyle, yel gücüyle, fitne gücüyle.</p>
<p>CHP Genel Başkanı’nın ABD’ye yüz sürmesi, el açması, aman dilenmesi tek kelimeyle acizliktir, yetersizliktir, milletine sırt dönmektir.</p>
<p>Teslim olmuş başa devlet konmaz, konsa bile çok durmaz, duramaz.</p>
<p>Kılıçdaroğlu barışma ve helalleşme hikayesini anlatadursun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir cenaze nakil aracında yüklü miktarda uyuşturucu yakalanmıştır.</p>
<p>Meğer İstanbul Belediyesi gerçekten de çok çalışıyormuş!</p>
<p>Bunlara kalsa, kaçakçılık meşru, hırsızlık olağan, yağma sıradan, ihanet de demokratik bir haktır.</p>
<p>Zillet ittifakı işte budur. CHP’nin gerçek yüzü suçtur, kirdir, çamurdur, kokuşmuştur.</p>
<p>İnanıyoruz ki, Allah bilir kulunu, ona göre verir çulunu.</p>
<p>Zilletin çulu Türkiye’nin başına geçirilmek istenen deli gömleğidir.</p>
<p>Ülkemizin Parlamenter Sisteme geri dönmesi söz konusu değildir.</p>
<p>Henüz Cumhurbaşkanı adayını bulamamış, bulmak için de okyanus ötesinde gezip tozmayı iş edinmiş sömürülmüş bir zihniyete Türkiye teslim edilir mi? Milli gelecek emanetlerine bırakılır mı?</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türk ve Türkiye yüzyılının stratejik gücü, yönetim güvenliğidir.</p>
<p>Cumhur İttifakı zalime aman vermeyen, teröriste fırsat tanımayan, Türk düşmanlarına göz açtırmayan, egemenlik haklarımızı, hükümranlık yetkilerimizi, milli çıkarlarımızı kürenin her köşesinde serdengeçti bir yürekle savunan muktedir ve muhteşem bir millet iradesidir.</p>
<p>Bu bıçkın irade kilitleri açacak, perdeleri aralayacak, ufku aydınlatacak, sis bulutlarını dağıtacak, 2023 ve takip eden yıllarda küresel güç Türkiye’yi inşa ederek zalime Yavuz, mazluma Yunus, mağduriyetin kuyusunda kalmış biçarelere Yusuf olacaktır.</p>
<p>Ağaç gider çalı kalır, çalı gider çakıl kalır, yiğit gider namı kalır, Türk nereye giderse şanı kalır, saygıyla ve şerefle anılır.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Ampute Futbol Dünya Kupası Şampiyonu olan Ampute Futbol Milli Takımımızı ve teknik heyeti gönülden tebrik ediyor, bütün sporcularımızın gözlerinden öpüyor, hayırlı olsun diyorum.</p>
<p>Asıl engel bedende değil kalpte olandır.</p>
<p>Ve engeller aşılmak, zorluklar yenilmek için vardır.</p>
<p>Engelleri geçip dünyaya Türkiye ismini şampiyon diyen söyleten evlatlarımızla gurur duyuyor, başarılarının devamını diliyorum.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken hepinizi bir kez daha hürmet ve muhabbetle selamlıyor, güzelliklerle dolu bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/10/12/lider-bahceli-onemli-mesajlar-verdi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; MHP Lideri Gündeme İlişkin Önemli Mesajlar Verdi</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/05/25/mhp-lideri-gundeme-iliskin-onemli-mesajlar-verdi/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/05/25/mhp-lideri-gundeme-iliskin-onemli-mesajlar-verdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 May 2022 08:57:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi hareket partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7781</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Sultan 2’inci Abdülhamid’i cepheleştiren, sudan sebeplerle karşı karşıya getiren kanı bozukları asla affetmeyiz.” Dedi.  Konuşmasında oldukça önemli konulara değinen Bahçeli, NATO’nun konumu ve tutumu hakkında; “Eğer şartlar içinden çıkılmaz hale bürünürse NATO’dan ayrılmak bile alternatif bir tercih olarak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Sultan 2’inci Abdülhamid’i cepheleştiren, sudan sebeplerle karşı karşıya getiren kanı bozukları asla affetmeyiz.” Dedi.</p>
<p><strong> Konuşmasında oldukça önemli konulara değinen Bahçeli, NATO’nun konumu ve tutumu hakkında; “Eğer şartlar içinden çıkılmaz hale bürünürse NATO’dan ayrılmak bile alternatif bir tercih olarak gündeme alınmalıdır. NATO’yla var olmadık, NATO’ suz da yok olmayız.” Sözleri dikkat çekti.</strong></p>
<p>MHP lideri gündem yaratan konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</p>
<p><strong>“Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,  </strong><strong>Medyamızın Değerli Temsilcileri,</strong></p>
<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımız münasebetiyle hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.</p>
<p><strong>    Yurt içinde ve yurt dışında yaşayan, toplantımızı televizyon ekranlarından, radyo kanallarından, sosyal medya platformlarından takip eden aziz vatandaşlarımızı, gönül ve kültür coğrafyalarımızda hayat mücadelesi veren muhterem kardeşlerimizi selamların en güzeliyle selamlıyorum.</strong></p>
<p>Kalbi vatan ve millet sevdasıyla çarpan her insanımızı hasretle, hürmetle, hususiyetle kucaklıyorum.</p>
<p>Türkiye ne zaman atağa geçse, ne zaman bölgesel ve küresel meselelerde öne çıkıp sivrilse gecikmeksizin siyasi, diplomatik ve ekonomik operasyonlar birbiri ardına sökün etmektedir.</p>
<p><strong>Milletimizin refahından, devletimizin bekasından rahatsızlık duyan iç ve dış işgal cephesiyle yeminli Türkiye düşmanları diriliş ve yükseliş ruhunu baltalamak maksadıyla dört bir koldan harekete geçmektedir.</strong></p>
<p>Aç gözlü faiz ve rant lobisine eşlik eden menfur döviz kuru spekülasyonları, bunun yanında uluslararası derecelendirme kuruluşlarının ahlaksız ve tarafgir tutumları artık sabır ve tahammül sınırlarını çoktan aşmıştır.</p>
<p>Nitekim mızrak çuvalı delip geçmiştir.</p>
<p>Türkiye’nin risk priminde gerçekçi temellere dayanmayan artışları bahane ederek yabancı sermaye girişini kesintiye uğratıp yatırım, ihracat ve büyüme seferberliğini boğmak isteyen, eşzamanlı olarak borç ödeme kabiliyetinde zaaf oluşturmayı amaçlayan kötü niyetli bir tertip körüklenmektedir.</p>
<p>Ekonomik güvenliğimiz, ekonomik istikrarımız, ekonomik geleceğimiz maalesef yayılım ateşine tutulmuştur.</p>
<p><strong>Buna rağmen ekonomideki konjoktürel sarsıntıların atlatılması, döviz fiyatındaki suni yükselişin frenlenmesi, enflasyondaki tırmanışın engellenmesi amacıyla hükümet tedbir üstüne tedbir almaktadır.</strong></p>
<p>Konu ekonomik beka konusudur.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi devletimizin ve hükümetimizin alacağı her kararın yanındadır, destekçisidir.</p>
<p>Çünkü Türkiye hepimizindir.</p>
<p>Mevziimiz aynıdır, cephemiz aynıdır, sinemiz aynıdır, bakışımız aynıdır, bir elin nesi varsa Cumhur İttifakı’nın iradesi vardır ve aleyhe çalışan şer odaklarının alayını birden karşılamaya çok şükür kudretimiz yetecektir.</p>
<p>Sürdürdüğümüz mücadele muhasır ve müreffeh bir geleceğin inşa çabasıdır.</p>
<p>Bu yoldan dönmeyeceğiz, geri adım atmayacağız, aciz düşmeyeceğiz, Türkiye sevdamızdan bihakkın ödün vermeyeceğiz.</p>
<p>Özellikle kur ve enflasyonda ekonomik gerçeklerle ters düşen artışların bir süre sonra normalleşeceğine, hazmedilebilir ve makul seviyelerde istikrar kazanacağına inanıyoruz.</p>
<p><strong>Ancak vatandaşlarımızın kesesine dokunan, mutfağına adeta dinamit koyan, geçim şartlarını ağırlaştıran ve şikayetlerinin yaygınlaşmasına neden olan fiyat artışlarının önünü arkasını dikkatle incelemek durumundayız.</strong></p>
<p>Biz daha önce FETÖ’nün sekiz ayağından bahsetmiştik.</p>
<p>Bunların yanında FETÖ’cülerin ticaret hayatını zehirleyerek ekonomik istikrarın bozulması için sürekli arayış içinde oldukları da yadsınmayacak bir gerçektir.</p>
<p>Nitekim Türkiye’yi ekonomik olarak zora sokan, vatandaşlarımızın alım gücünü zayıflatan güdümlü ve siparişi yapılmış fiyat artışlarının geri planında bize göre Türkiye’den intikam almayı hedefleyen mihraklar vardır ve açıkça meydandadır.</p>
<p>Dikkatinizi çekiyorum, FETÖ bu kumpasın tam ortasında bulunan maşadır.</p>
<p>Ülkemizin Rusya-Ukrayna krizine yönelik takdir toplayan dengeli duruşunun, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine sağlam ve tutarlı karşı pozisyonunun, terörle mücadeledeki göz kamaştıran seviyesinin, ekonomi üzerinden açılan kara deliğin genişletilerek tesirsiz hale getirilmesi planlanmaktadır.</p>
<p><strong>FETÖ’cüler, sıcak para çeteleri, köksüz sermaye grupları, bunların yerli uzantıları, içimize kadar sızmış meşum ayakları, küresel tefeciler, ekonomik tetikçiler, emperyalizme gönüllü casusluk yapan kokuşmuşlar Türkiye’nin ekonomik olarak köşeye sıkışması, milletimizin hayat pahalılığın içine gömülmesi amacıyla faaliyet içindedir.</strong></p>
<p>Konut fiyatlarıyla birlikte kiralardaki haksız, hukuksuz ve ahlaki hiçbir yanı olmayan artışların sorarım sizlere gerçek sebebi, asıl gayesi nedir?</p>
<p>Kiracılarla ev sahipleri arasındaki ihtilafın yoğunlaşmasına hizmet eden, vatandaşlarımızı mağdur hale getiren, ayrıca bakkalda, pazarda, zincir marketlerde soğandan patatese, peynirden yumurtaya, etten süte, bakliyattan diğer gıda ürünlerine varıncaya kadar fiyat etiketlerinin kabarmasına yol açan kim ya da kimler varsa maşeri vicdan karşısında suçludur, sahnelenen kirli oyunun bir parçasıdır.</p>
<p>Kiralardaki denetimsiz ve dengesiz yükselişlere sessiz kalamayız.</p>
<p>Konut fiyatlarındaki anormal yükselişleri atıl vaziyette seyredemeyiz.</p>
<p>Vatandaşlarımızın memnuniyetsizliği bizim de memnuniyetsizliğimizdir.</p>
<p>Fakat Türkiye’ye karşı tertip ve temin edilmiş alçak kampanyayı da görmek lazımdır.</p>
<p>Kira artışlarıyla konut fiyatlarındaki vahim artışları sınırlandırmak,  dar ve orta gelirli vatandaşlarımızı düşünmek, taleplerine kulak vermek mecburiyetindeyiz.</p>
<p>Haksız kazanç peşine düşen, doymayan kursaklarıyla insanımızın sofrasına ve tenceresine göz koyan fırsatçıların elbette yakasından tutmalıyız, bedelini de ödetmeliyiz.</p>
<p>Gıda ürünlerindeki fiyat artışlarının kontrolünü sağlayarak, denetimleri sıklaştırarak cebini doldurmaya çalışan utanmazları cümle aleme hem deşifre hem de rezil etmeliyiz.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşanan iç ve dış mahreçli ekonomik saldırıların, ekonomide kurulan tuzakların bir benzerine bugün de şahit oluyoruz.</p>
<p>Ancak buna tamam demeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz.</p>
<p><strong>CHP’nin, İP’in, zillet ittifakının diğer ortaklarının felaket korosunda buluşmaları beyhudedir, Türk milleti bu sahte demokratlara, safralaşmış demagoglara aldanmayacak, aldırmayacaktır.</strong></p>
<p>Mazisinde karneyle ekmek verilen hüzün dolu yılların olduğu CHP’nin ve başındaki zatın konuşmaya esasen yüzü bile yoktur.</p>
<p>Ekonomik kanaldan yürütülen sistemli ve şiddetli baskılara ant olsun sonuna kadar direneceğiz, milletimizin ve devletimizin yanında sapasağlam yerimizi alacağız.</p>
<p>Ruhu bedeninden başıboş gezenlerin bize anlatacak hiçbir şeyi yoktur.</p>
<p>Tasarlanmış kahramanlıklara karnımız toktur.</p>
<p>Proje siyasetçilere mesafemiz kapanmayacak derecede çoktur.</p>
<p>Biz mürekkebin bile olmadığı yıllarda, soba borularında biriken kurumları toplayarak bezir yağıyla karıştırıp yazıya döken bir ceddin ahfadıyız.</p>
<p>Milli Mücadele’nin en zorlu zamanlarında, biriktirilmiş kefen paralarını devletine bağışlayan vatanperver yüreklerin mirasçılarıyız.</p>
<p><strong>Ekmek yerine süpürge tohumunun yenildiği, kavrulup öğütülen, sonra da kaynatılan nohudun kahve niyetine içildiği dönemleri unutmuş değiliz</strong>.</p>
<p>Gazyağı yokken, lambada haşhaş yağı kullanılan yıllar aklımızdan çıkmamıştır.</p>
<p>Milli güvenliğimiz neyse ekonomik güvenliğimiz odur.</p>
<p>Biz tarihten dersimizi aldık, aynı yerimizden bir defa daha ısırılmamak için de karar verdik, irade gösterdik, yemin ettik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kılıçdaroğlu mahcup olacağı hevese şimdiden kapılmasın, diğer zillet yedekleri boşuna heyecan yapmasın, Türkiye’miz manda ve himayecilere, emperyalizme kul köle olanlara, Sorosçu Kavala’yla terörist Demirtaş’ın hayasız hayranlarına teslim olmayacak, teslim edilmeyecek, emanet yere düşürülmeyecektir.</p>
<p>Sabırla, sebatla, salabetle, metanetle, dayanışmayla, bir ve beraberce zorlukları aşacağız; sanal korkulukları devirip kavga ve kutuplaşmadan beslenen, yalan ve iftiradan nemalanan firavunları ve yezidin izinden yürüyenleri Allah’ın izniyle mağlup edeceğiz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değerli Dava Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıl dönümü olan 2023 aynı zamanda istiklal haysiyetimizin, aynı şekilde istikbal hedeflerimizin daha da müessir adımlarla ileriye taşınmasını sağlayacak tarihi bir eşiktir.</p>
<p><strong>Cumhuriyet’in kurucu değerleri, kuruluşun felsefi derinliği cumhurun iradesiyle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin demokratik itibar, irat ve irtifakıyla gücüne güç katacaktır.</strong></p>
<p>100 yıllık hayranlık uyandıran müktesebat 2023’de perçinlenerek önümüzdeki bin yılların hamurunu yoğuracaktır.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, Türk’ün ateşle imtihanından alnının akıyla çıkışının aziz emaneti, bir diğer anlatımla Milli Mücadele’nin inkarı ve ihmali mümkün olmayan zafer tacıdır.</p>
<p>1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda Yeşilköy’e kadar gelen ve burada karargâh kuran muhasım güçlerin komutanı dönemin Rus Çarı’na şu telgrafı göndermişti:</p>
<p><strong><em>“Uzakta Ayasofya’nın minareleri görünüyor. Bizi durduracak hiçbir kuvvet yok. İstanbul’a girmek için müsaadenizi bekliyorum.”</em></strong></p>
<p>Söz konusu mütekebbir komutanın beklediği izin verilmese de, müteakip dönemler İmparatorluğumuz adına acıklı, hüzünlü ve kayıplarla dolu fırtınalı yıllardı.</p>
<p>1923’e gelesiye kadar pek çok badireye maruz kaldığımız tarihi vesikalarla, yaşanmış ızdırap verici gelişmelerle sabittir, varittir.</p>
<p>Her gün bir yerinden yara alan, her fırsatta saldırı ve suikasta maruz kalan Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim kademesinde elbette sorumsuz, düşüncesiz, hatta işbirlikçilik anaforuna kapılmış yöneticiler de vardı ve biliniyordu.</p>
<p>Milletin onur ve şerefini, göğüslerinde iftiharla taşıdıkları nişan ve madalyalar kadar dert etmeyen, önemsemeyen, değer vermeyen devşirilmiş ve iradesini devretmiş bir kısım devlet ricali makus çöküşe doğrudan veya dolaylı hizmet etmişlerdi.</p>
<p>Ancak şu mutlak gerçeğin altı da çizmelidir ki, Osmanlı İmparatorluğu’nda tahta çıkan hiçbir padişah asla ve kat’a kendi çıkarını devletinin ve milletinin çıkarı üstünde görmemiştir.</p>
<p>Bunun yanında Oğuz soyundan kesinlikle hain çıkmamıştır.</p>
<p>Son günlerde Osmanlı İmparatorluğu’nun 34’üncü padişahı olan Sultan 2’inci Abdülhamid Han’la ilgili tartışmalar yine alevlenmiştir.</p>
<p><strong>33 yıllık hükümdarlık döneminde yedi düvelle mücadele eden; aklıyla, ahlakıyla, imanıyla, zekâsıyla, sezgisiyle, siyasi maharetiyle İmparatorluğumuzu ayakta tutan hünkârımızı istibdatla bir ananlar tarih cahili olmaları bir yana, milli tarihimize yabancıların gözüyle bakan sefillerdir.</strong></p>
<p>Abdülhamid’i kimler sevmiyorsa, tedavi edilmemiş kuyruk acısını hala kimler çekiyorsa, onlara dikkat edeceğiz, çünkü onlar Batı’nın içimize yuvalanmış etki ajanlarıdır, üstelik 1900’lü yılların başında sahnelenen kahpe oyunların günümüzdeki mültezimleridir.</p>
<p><strong><em>“Bütün hayatın boyunca vasati bin kişi tanıyacaksın. Bunun beş yüzü seni sevecek, diğer beş yüzü sevmeyecek. Herkes seni seviyorsa sen iki yüzlüsün. Seni hiç kimse sevmiyorsa bu durumda sen kötüsün. Fakat yarısı sevip yarısı da sevmiyorsa sen mükemmel bir insansın, evliyadan birisin.” </em></strong>diyen ve taşı gediğine yerleştiren Merhum Hocamız Prof.Dr. Süheyl Ünver haksız mıdır? Hatalı mıdır?</p>
<p>Abdülhamid Han’ın seveni kadar sevmeyeni de vardır ve doğaldır.</p>
<p>Bu sevmeyenler güruhu bizim de sevmediklerimizdir, bizim de sırtımızı döndüğümüz sömürge bakiyeleridir.</p>
<p>Abdülhamid’i Ermeni çetecileri sevmez, Siyonizmin müellifleri sevmez, sömürgeciler sevmez, casuslar sevmez, Türk ve İslam düşmanları hiç sevmez.</p>
<p>Hamd olsun onu sevenler ona yetecek, Müslüman Türk milleti her daim aziz hatırasını sevgiyle, hürmetle ve rahmetle hatırlayacaktır.</p>
<p><strong>Madem tarihi bilmezler, o halde ne diye gerçeğe kara çalmaya çalışırlar? Bu cüretkârlığı, bu küstahlığı nasıl yorumlayalım?</strong></p>
<p>Gafiller ne istiyorlar tarihimizden? Neyin istibdadından bahsediyorlar?</p>
<p>Bilmedikleri, bilemeyecekleri, tanımadıkları, tanımaya da kafalarının ve kalplerinin yetmeyeceği büyüklerimizi tevsik edilmiş hangi bilgi ya da belgelerle itham ederler?</p>
<p>Eğer Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bugünün Abdülhamid’i olarak görülüyorsa, bizce bunun hiçbir mahsuru yoktur, bilakis gurur duyulacak bir övgünün tezahürü ve tezekkürüdür.</p>
<p>Hürmetle, rahmetle andığımız Merhum Hünkârımız 2’inci Abdülhamid Han hatıralarında şöyle demişti:</p>
<p><strong><em>“Ben hiçbir vakit haşa müstebitlik etmedim. Mutlaka kendi fikrimin de kabul olunmasını istemedim. Cumhur da olsa tabiidir ki kendi fikrini vükelasına bildirecek… Benim fikrim bu meselede şu merkezdedir… Siz de müzakere edin… Kabul ederseniz icra edersiniz. Bir mahsuru varsa tabii icra edilemez demeye hakkınız vardır…”</em></strong></p>
<p>Yine demişti ki, namertle mücadele ederken mert kalmak zordur.</p>
<p>Fakat her zaman mert oldu, namerdin oyununu bozdu, hain ve işbirlikçilerin uykularını kaçırdı.</p>
<p>Şu hatırlatmayı da özellikle yapmam gerekiyor; 2’inci Abdülhamid’i ilk savunan, bu kapsamda kalem ve kelam imtiyazına sahip olan değerli şahsiyet ve fikir insanımız Merhum Hüseyin Nihal Atsız’dır.</p>
<p>Ülkü Ocakları’nın Atsız kolundan geldiğini uyduran fasa fiso zihniyetler bu hakikatin ne farkındadır ne de itiraf edecek seciyeye sahiptir.</p>
<p><u>Merhum Atsız açık açık diyordu ki:</u></p>
<p><strong><em>“Abdülhamid, gafletin ve biçareliğin zıddı ne ise, onun en muhteşem temsilcisidir.”</em></strong></p>
<p>Ve “Ulu Hakan Abdülhamid” isimli bir broşürle üretilmiş yalanlara cevap vermiş, kızıl sultan iftirasına Gök Hakan diyerek karşı koymuştu.</p>
<p>Abdülhamid’le ilgili temelsiz görüş ve kanaat paylaşımını kendilerinde hak görenler, önce halkın hissiyatını anlamak, hakikatin imbiğinde damıtılmak zorundadır.</p>
<p><strong>Biz ecdadımıza dil uzattırmayız, tarihimize laf ettirmeyiz, zillete düşenlere geçmişimizi yargılatmayız, devşirmelere akıllarını başlarına devşirmelerini de hassaten tavsiye ve tebliğ ederiz.</strong></p>
<p>Hele hele, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Sultan 2’inci Abdülhamid’i cepheleştiren, sudan sebeplerle karşı karşıya getiren kanı bozukları asla affetmeyiz.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu bizimdir, Türkiye Cumhuriyeti bizimdir, Atatürk bizimdir, Abdülhamid Han da bizimdir.</p>
<p><strong>Fitne çıkaranlar, nifak elebaşları, müzevirler, müstebit zihniyetler, münafık ve müfsit emeller bizim gibi görünseler de katiyen bizden değildir.</strong></p>
<p>Atatürk Ankara ise Abdülhamid Han İstanbul’dur.</p>
<p>Atatürk Dolmabahçe ise Abdülhamid Han Yıldız’dır.</p>
<p>Atatürk al yıldızlı al bayrak Abdülhamid Han da üç hilaldir.</p>
<p>İkisini birbirinden ayırmak ne mümkün, Türk milletinin iki büyük değeri, hayır duayla anılacak iki kutlu ismidir.</p>
<p>Dedelerimize hakaret edenler zillettedir.</p>
<p>Milli ve manevi değerlerimize dil uzatanlar ziyandadır ve istikametleri mefluçtur.</p>
<p><strong>Şunu da temiz bir vicdanla ifade ve iddia ederiz ki, Atatürk’ü seven Abdülhamid’i de sever, birisini diğerine tercih eden, birisini diğerinden üstün tutan bataktadır, sakat ve savruk bir mantığın esareti altındadır.</strong></p>
<p>İyisiyle kötüsüyle geçmişte yaşamış her kim varsa ve yaşanmış her ne olay bulunuyorsa duygularımızla değil, bugünün ölçüleriyle değil, şuurumuzun pırıltılarıyla ve kendi zamanlarının şartlarıyla değerlendirmeliyiz.</p>
<p>Bu vesileyle başta 2’inci Abdülhamid ve Aziz Atatürk olmak üzere, muhterem büyüklerimizi, büyük ceddimizi rahmetle, minnetle, hürmetle anıyor, Rabbim her birisinden razı olsun diyorum.</p>
<p><strong> Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>İsveç ve Finlandiya’nın geçtiğimiz hafta içinde NATO üyeliğine resmen müracaat etmesi, bu müracaatın zamanlamasıyla birlikte gerekçeleri, Türkiye’nin haklı itirazlarının yanı sıra bahse konu iki ülkenin küresel güvenlik mimarisine muhtemel etkileri tüm boyutlarıyla tartışılmaktadır.</p>
<p>NATO Genel Sekreteri Finlandiya ile İsveç’in üyelik müracaatlarının bir an evvel işleme sokulmasını ifade etmiş, bu minvalde karşılıklı istikşafi görüşmeler de başlamıştır.</p>
<p><strong>ABD Başkanı Biden, bu iki ülkeyle sıcak ilişki halindedir ve resmi üyelikleri için sabırsızlanırken tam destek açıklaması yapmıştır.</strong></p>
<p><strong>Ayrıca ABD yönetimi Finlandiya’yı pozitif ayrıştırıp İsveç’i dışarıda bırakacak bir çözüm teklifine mesafeli pozisyonunu ısrarla ve inatla korumaktadır.</strong></p>
<p>Çünkü ABD ile İsveç arasında savunma, istihbarat ve askeri alanlarda köklü işbirliği süreci uzun bir süredir devrededir.</p>
<p>Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği hususundaki isabetli çekinceleri, düştüğü makul şerhleri, gündeme getirdiği haklı itirazları henüz muhatapları tarafından dikkate alınmamıştır.</p>
<p>Laf kalabalığı vardır, ama sonuç yoktur.</p>
<p>Finlandiya Cumhurbaşkanı Türkiye’nin endişelerini görüşmeye hazır olduklarını söylemiştir.</p>
<p>Bildik bir endişeyi müzakere etmek zaman kaybı değildir de nedir?</p>
<p>İsveç ve Finlandiya’nın bölücü terör örgütüyle yakın ve dostane irtibatları saklanamaz düzeydedir.</p>
<p>Asıl gündem Türkiye’nin endişesini görüşmek değil, kalıcı olarak gidermek ve telafi etmektir.</p>
<p>İsveç, PKK’nın önde gelen silah tedarikçileri arasındadır.</p>
<p>PKK’lı teröristler İsveç menşeli silahları Türkiye’ye doğrultmuşlar, tetiğe defalarca basmışlardır.</p>
<p><strong>Dökülen şehit kanlarında İsveç ve Finlandiya’nın parmak izini nasıl yok sayacağız? Üstelik ıslah olmamış, pişmanlık emaresi göstermemiş, hala sokaklarında teröristleri gezdiren bu devletlere nasıl anlayış göstereceğiz?</strong></p>
<p>Bizim değerlendirmemiz şudur: Bilhassa İsveç, bölücü terörün Kuzey Avrupa’daki kundağı, kuluçkası ve kumanda odasıdır.</p>
<p>İkinci Kandil Dağı İsveç’tedir.</p>
<p>İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’ye karşı yaptırım uyguladığı biliniyorken, bu iki devletle NATO’nun güvenlik şemsiyesi altında eşit sorumluluklarla yer almamız nasıl ve hangi hakla beklenmektedir?</p>
<p>Uzaktan bakılınca eline vurulup ekmeğinin alınacağı bir ülke olduğumuz mu zannedilmektedir?</p>
<p><strong>Katillere, canilere, teröristlere kol kanat geren ülkelerle aynı safta, aynı hizada, aynı güvenlik mimarisi çatısı altında bulunursak, şehitlerimize, gazilerimize, aziz milletimize ne söyleriz, haklarını helal etmelerini hangi yüzle isteriz?</strong></p>
<p>Türkiye’ye silah ambargosu uygulayan, terörizme çanak tutan sabıkalı ülkelerle bir ve beraber olmamız akıl harcı mıdır?</p>
<p>Az evvel dile getirmiştim, Türkiye’nin risk primindeki yükselişi ifade etmiştim.</p>
<p>İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine engel çıkarınca Türkiye’nin risk primi son 14 yılın rekorunu kırmıştır.</p>
<p><strong>Yurt dışına satılan hazine bonosu ve devlet tahvillerinin geri ödenmesine karşı belirlenen sigorta bedeli olan risk priminin silah olarak kullanılması dost ve müttefikliğin neresine, hangi kitabına sığmaktadır?</strong></p>
<p>Türkiye’nin susması, sinmesi ve sessiz kalması mı amaçlanmaktadır?</p>
<p>Siyasi ve diplomatik vasıtalarla sonuç alamayanlar bu defa da ekonomi kartını masaya mı sürmektedir? Bu edepsizliği, bu hasmane tavrı görmezden mi gelelim? Olağan mı karşılayalım? Buyurun, emriniz neyse onu yapalım mı diyelim?</p>
<p>Türkiye bağımlı ve tutsak bir ülke değildir.</p>
<p>Türkiye sömürgeleşmiş bir ülke olamayacaktır.</p>
<p><strong>Biz kendi kararımızı, kendi duruşumuzu milletimizin ve devletimizin hak ve çıkarlarına göre tayin ve tespit edecek kadar cesuruz ve kararlıyız.</strong></p>
<p><strong>Hiç kimse Türkiye’yi tehdit etmeye yeltenmesin.</strong></p>
<p>Terör örgütü PKK/YPG’yi İsveç ve Finlandiya üzerinden NATO’ya fiili ortak yapmaya asla teşebbüs etmesin.</p>
<p>Yanlış adımın döneceği mercii başkent Ankara’nın tarihi iradesi, Türk milletinin asil varlığıdır.</p>
<p><strong>İsveç hükümeti, terörizme mali imkan sağladı, silah verdi, teröristleri ülkesinde ağırladı, yaralı hainleri tedavi ettirdi, bununla yetinmedi parlamentosuna taşıdı, Başbakanının bile göreve gelmesinde terör örgütü uzantılarının dahli ve desteği görüldü.</strong></p>
<p>Şimdi bu İsveç’in NATO’ya girmesi nasıl mümkün olacak?</p>
<p>Türk milleti bu zillete nasıl tamam diyecek?</p>
<p>FETÖ’cülere muhalif grup diyenler, PKK/YPG’li teröristleri aktivist diye tanımlayanlar Türkiye’yle müttefikliği nasıl hak edecek? Türk milletinin terazisi bu melanet ağırlığı nasıl çekecek?</p>
<p>Anlayan ve anlatmaya hazır olan varsa beri gelsin.</p>
<p>Diyor ya Merhum Sezai Karakoç; “<strong><em>anlamak masraflı iştir: Emek ister, samimiyet ister. Yanlış anlamak kolaydır oysa; biraz kötü niyet, biraz da cahillik kafidir.”</em></strong></p>
<p>Onlar bizi yok saysalar da biz daha çok var olacağız.</p>
<p>Onlar bizi hafife alsalar da biz daha güçlü duracağız.</p>
<p>Onlar karşımızda saf saf toplansalar da, hepsinin bileğini Cumhur İttifakı olarak bükeceğiz.</p>
<p>Hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz, hakkımızı yedirmeyeceğiz, asrın idrakine Türk milletinin şan ve şerefini şakır şakır söyleteceğiz.</p>
<p><strong>İsveç ve Finlandiya, jeopolitik özerklik olarak ifade edilebilecek pozisyonlarını terk ederek kolektif bir savunma güvenliği içinde yer alma gerekçesini NATO ile Rusya&#8217;nın karşılıklı genişleme hamlelerinin ortaya koyduğu güvenlik endişeleriyle açıklamışlardır.</strong></p>
<p>Her iki Kuzey Avrupa ülkesinin şimdiye kadar NATO&#8217;ya üye olmamasının asıl nedeni Rusya&#8217;nın NATO&#8217;yu dengeleyici askeri kabiliyetidir.</p>
<p>Şayet Rusya Ukrayna’da hedeflerine ulaşmış olsaydı İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği hususunda bugünkü gibi iştahlı ve istekli davranmayacağını söylemek afaki bir değerlendirme sayılmamalıdır.</p>
<p>Mevcut şartlarda, NATO içinde PKK/YPG terör örgütünün arkasında duran, askeri, siyasi ve finansal bazda destek veren ülkelerin varlığı hepimizin malumudur.</p>
<p>Gerek İsveç, gerekse de Finlandiya bu desteği aleni şekilde, hiçbir utanma emaresi göstermeden vermektedir.</p>
<p>Teröristlerin Türkiye’ye iade talepleri her seferinde reddedilmektedir.</p>
<p>PKK’lılar, FETÖ’cüler ellerini kolları sallayarak bu ülkelerde cirit atmaktadır.</p>
<p><strong>Bu gelişmeleri dikkate aldığımızda İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelikleri terörizme evet demek, Türkiye düşmanlarına olur vermek anlamına gelecektir.</strong></p>
<p>Türkiye tamam demeden, vize vermeden, rızası alınmadan bu iki ülkenin hukuken NATO üyesi olması imkansızdır.</p>
<p>Haziran ayının sonunda Madrid’te toplanacak NATO Liderler Zirvesi’ne kadar İsveç ve Finlandiya’nın karar ve iradesinde keskin bir dönüş yapacağına dair herhangi bir emare de henüz ortada yoktur.</p>
<p>Türkiye’nin baskı ve dayatma altına alınıp sürecin oldubittiye getirilmesiyle İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya dahil edilmesi karşısında Ankara kriterleri anında işleme koyulmalıdır.</p>
<p>Türkiye seçeneksiz değildir.</p>
<p>Türkiye çaresiz değildir.</p>
<p><strong>Eğer şartlar içinden çıkılmaz hale bürünürse NATO’dan ayrılmak bile alternatif bir tercih olarak gündeme alınmalıdır.</strong></p>
<p>NATO’yla var olmadık, NATO’suz da yok olmayız.</p>
<p>Türkiye 1952 yılından bu tarafa NATO üyesidir.</p>
<p><strong>Velakin Türkiye NATO’nun doğudaki karakol ülkesi olarak muamele görmüş, krizlerin, darbelerin, toplumsal ve siyasal çalkantıların tahrik merkezinde hep NATO’nun bulunduğu sürekli gündemi işgal etmiştir.</strong></p>
<p>Türkiye’nin itirazları ciddiye alınmıyorsa NATO’daki varlığı da ciddiye alınmıyor ve saygı görmüyor demektir.</p>
<p>Alsınlar İsveç’i, alsınlar Finlandiya’yı tepe tepe kullansınlar, Rusya’ya karşı yeni bir siper açsınlar.</p>
<p>İhtiyaç hasıl olursa, gelişmeler başka bir seçenek bırakmazsa, Türkiye’nin, Türk dünyasının ve 57 İslam ülkesinin da içine katılacağı yeni bir güvenlik teşkilatının kurulması mümkündür, belki de en doğrusu budur.</p>
<p>Mesela, <strong><em><u>“Asya ve Ortadoğu Güvenlik Örgütü”</u></em></strong> ismiyle kurulacak güvenlik teşkilatı aynı zamanda NATO’nun dünya genelinde dengelenmesini de sağlayacaktır.</p>
<p>Kim nereye doğru genişliyorsa genişlesin, NATO kimi üye yapıyorsa yapsın, buna karşılık Türk ve İslam ruhunun ayağa kalkıp genişlemesi küresel dengeleri kökten değiştirecek, bölgesel hesapları muhataplarının kursağında bırakacaktır.</p>
<p>Geldiğimiz bu aşamada Milliyetçi Hareket Partisi’nin değerlendirmesi ve önerisi ana hatlarıyla budur.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Yunanistan Başbakan’ın ABD ziyareti, bu ziyaret esnasında yaşanan kuşkulu ve ilkesiz sahneler, Türkiye ve Kıbrıs Türklüğü’ne karşı derinleşen önyargıyı tekraren gözler önüne sermiştir.</p>
<p>ABD ile Yunanistan aynı çizgide buluşmuşlardır.</p>
<p><strong>Yunanistan Başbakanı’nın ABD Kongresi’nde yaptığı 42 dakikalık konuşmasının 10’u ayakta olmak üzere 37 kez alkışlanması bize göre oldukça düşündürücüdür.</strong></p>
<p>Kongre üyelerinin Miçotakis’in konuşmasında ne bulduklarını bilemiyoruz, ama bildiğimiz bir şey varsa o da Türkiye’ye karşı ortak bir paydada yer almış olmalarıdır.</p>
<p><strong>1974 Kıbrıs Barış Harekatını kast ederek, Helenizmin 48 yıldır büyük acı çektiğini, kapanmayan bir yarasının bulunduğunu iddia eden Yunanistan Başbakanı gerçekleri yok saymış, barbarlığı maskelemeye çalışmıştır.</strong></p>
<p>Bir defa şunu herkes bilmelidir ki, Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır.</p>
<p>Başbakan Miçotakis ne kadar karşı gelse de, Kıbrıs’ta egemen ve eşitlik temeline dayalı iki devletli çözümden başka bir çıkış yoktur.</p>
<p>Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklüğünün iradesi bu yöndedir.</p>
<p>Ya bunu seve seve kabullenecekler, ya da söke söke bu hedef gerçekleşecektir.</p>
<p>Helenizmin sözde acılarını ileri süren Yunanistan Başbakanı, Kıbrıs Türklüğüne yapılan katliamları, kanlı saldırıları, işkence ve mezalimleri ne zaman hatırlayacak, ne zaman itiraf ve ifade edecek şerefli duruşu gösterecektir?</p>
<p>Kıbrıs’ın kaderi Helenizm değil, Türklüktür.</p>
<p>ABD’nin kanatları altına korkakça sığınıp ileri geri konuşan bu Başbakanının Batı’nın piyonluğuna talip olması tarihi bir kırılma, onursuz bir acziyettir.</p>
<p><strong>Mavi Vatan haritasını ABD Başkanıyla görüşmesinde gündeme getirip Türkiye’yi aklınca şikayet eden Miçotakis, dedeleri gibi sinsidir, namerttir, Türkiye düşmanlığını siyasi rant kapısı görecek kadar küçülmüş ve hesap hatası yapmıştır.</strong></p>
<p>Türk milleti Yunanistan’ın taciz ve tahrik siyasetine sonuna kadar direnecek, Akdeniz ve Ege’deki saldırganlıklara her şartta göğüs gerecektir.</p>
<p>Türkiye çevresindeki kuşatmayı yaracak, muhasımların projelerini buruşturup yüzlerine fırlatacak azim ve kararlılıktadır.</p>
<p>Tüm bunlar oluyorken, zillet ittifakının Türkiye’nin yanında duruş gösterdiğini, milli haklarımızı ve milli güvenliğimizi savunduğunu duyanınız, göreniniz var mıdır?</p>
<p>Yunanistan’a karşı sesini yükselten bir CHP’den bahsetmek mümkün müdür?</p>
<p><strong>İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğiyle ilgili tartışmalarda Türkiye’nin lehine bir yorum, bir değerlendirme, bir görüş paylaşan, bu kapsamda milletimizin hissiyatına tercüman olan muhalefet zihniyetinden söz edilebilecek midir?</strong></p>
<p>Bu zillet ittifakı kimlerin dümen suyundadır?</p>
<p>Kimlerin talimatı, telkini ve tembihi altındadır?</p>
<p>Bre Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar, Türkiye’nin milli çıkarlarını, milletimizin tarihi emanetlerini ne zaman müdafaa etmeyi düşünüyorsunuz? Daha ne olmasını bekliyorsunuz?</p>
<p>Bunların ağzını bıçak açmıyor, sanki hiçbir şey olmamış ve olmuyor gibi siyasi istismarlarına devam ediyorlar.</p>
<p>Ne acımızda varlar, ne de sevincimize ortaklar.</p>
<p>Fedakarlık deseniz ortaklıkta hiç yoklar.</p>
<p>Faziletleri kalmamış, millet ve vatan sevgileri bitmiş ve tükenmiş.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu’nun, 21 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul Maltepe’de yaptığı miting esnasında, platforma üşüşen bir avuç hainin <em>“her yer kandil, her yer direniş” </em>sloganına ne bir tepki ne de bir itiraz duyulmuştur.</strong></p>
<p>ABD Büyükelçiliğinin mezkur miting öncesi kendi vatandaşlarını muhtemel olay çıkabileceği yönünde uyarması ise işin özünde CHP’yle paslaşmak, danışıklık dövüş bir kurgu, provokatif bir hamledir.</p>
<p>Bunu görüyoruz, emel ve hedef birlikteliği içinde olanların farkındayız.</p>
<p><strong>Sayın Kılıçdaroğlu, Yozgat’ta hani Kandil’i yerle yeksan edeceğini söylüyordun? Boş beleş konuşuyordun. Boşa sallayıp dolu tutmanın arayışındaydın. Ne oldu? “Milletin Sesi” ismiyle düzenlediğiniz mitinge Kandil’i taşımak isteyen vatan hainlerine niye bir şey demedin, diyemedin?</strong></p>
<p>“Ne geziyorsunuz, ne yapıyorsunuz, ne Kandil’i, PKK terör örgütüdür, siz de teröristsiniz” çıkışını neden yapamadın?</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun Maltepe Mitingi, HDP’nin, PKK’nın, FETÖ’nün, Pontus özlemi çeken çürümüşlerin mitingidir.</p>
<p><strong>Atatürk Havalimanı’nı kast ederek, “bu işte bir damla mürekkebi olan herkes vatan hainidir” diyen Kılıçdaroğlu asıl damgalı hainleri,  asıl gedikli işbirlikçileri görmek ve bilmek istiyorsa derhal çevresine ve ittifak içinde olduğu cinayet ve suç örgütlerine bakmalıdır.</strong></p>
<p>Ülke elden gidiyormuş, Kılıçdaroğlu’nun iddiası budur.</p>
<p>Ülkenin bir yere gittiği falan yoktur, giden, gidecek olan ve bir daha da dönmesi hayal olan zillet ittifakının ta kendisidir.</p>
<p>Cumhurbaşkanı adaylığına iyice ısınan, ittifak ortaklarına çalım atan Kılıçdaroğlu, “mükemmel olmasak da mükemmel bir göreve talibiz” diyecek kadar akli ve zihni melekelerini yitirmiştir.</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, Dersim sayfasını yeniden açıp yeni bir isyan teşebbüsünü aklından geçiriyorken, Türk milleti seni Cumhurbaşkanı yapmaz, yapamaz, yapmayacaktır.</p>
<p><strong>Boşuna çırpınma, layık olmayan, ehil olmayan, milli olmayan, yeterli olmayan, dahası yüreğinde kin ve nefreti barındıran şahsına cumhurun başkanlığı reva ve müstahak görülemez.</strong></p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun yolu yol değildir.</p>
<p>Birlikte yürüdüğü çıkar ortakları kendisi gibi doğru değildir.</p>
<p>Türk milleti 2023 yılının Haziran ayında seçimini yapacak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bir kez daha ve açık ara farkla seçilecektir.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı da tarihi bir zafere imza atacaktır.</p>
<p>O zaman geldiğinde zillet ittifakı yalnızca nal toplayacak, Kılıçdaroğlu ile yuvarlak masada oturan marjinalleşmiş parti başkanları saklanacak yer arayacaklardır.</p>
<p><strong>Muhterem Arkadaşlarım,</strong></p>
<p>Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası’nda 5 altın, 2 bronz madalya; Avrupa Tekvando ve Para Tekvando Şampiyonası’nda da 9 altın, 5 gümüş, 5 bronz madalya kazanan evlatlarımızı, antrenörlerini ve federasyon yönetimlerini yürekten kutluyorum.</p>
<p>Bizlere haklı bir gurur yaşatan kardeşlerimize özellikle teşekkür ediyorum.</p>
<p><strong>Anadolu Efes basketbol takımımızın üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonu olmasından dolayı da büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.</strong></p>
<p>Final karşılamasında Real Madrid’i yenen Anadolu Efes’in değerli oyuncularını, teknik kadroyu, federasyon yönetimini ayrı ayrı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.</p>
<p>Çok şükür peş peşe aldığımız sevindirici haberlerden birisi de voleybol alanındadır.</p>
<p>Vakıfbank Kadın Voleybol Takımımız, Avrupa Voleybol Konfederasyonu Şampiyonlar Ligi Süper Finali’nde İtalyan rakibini yenerek 2021-2022 sezonunda bir kez daha şampiyon olmuştur.</p>
<p><strong> Şampiyon takımımızı, başarılı sporcularımızı, teknik ekibi ve federasyon yönetimini candan kutluyorum.</strong></p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken siz değerli milletvekili arkadaşlarımı hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.</p>
<p><strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/05/25/mhp-lideri-gundeme-iliskin-onemli-mesajlar-verdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8211; MHP Liderinden Önemli Mesajlar</title>
		<link>https://ulkufm.com.tr/2022/05/11/7760/</link>
					<comments>https://ulkufm.com.tr/2022/05/11/7760/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ulkufm]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 May 2022 16:56:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM grup konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[MHP TBMM Grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulkufm.com.tr/?p=7760</guid>

					<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada ülke gündemini ilgilendiren iç ve dış konularda önemli açıklamalarda bulundu.      MHP Lideri konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Saygıdeğer Milletvekili Arkadaşlarım, Medyamızın Değerli Temsilcileri, Bu haftaki Meclis Grup Toplantımızda sizlerle paylaşacağım düşüncelerime geçmeden evvel hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Yurt içinde ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada ülke gündemini ilgilendiren iç ve dış konularda önemli açıklamalarda bulundu.</strong><br />
<strong>     MHP Lideri konuşmasında şu ifadelere yer verdi;</strong><br />
“Saygıdeğer Milletvekili Arkadaşlarım,<br />
Medyamızın Değerli Temsilcileri,<br />
Bu haftaki Meclis Grup Toplantımızda sizlerle paylaşacağım düşüncelerime geçmeden evvel hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.<br />
Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranları, sosyal medya platformları, radyo kanalları vasıtasıyla toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyor, şükranlarımı sunuyorum.<br />
Geçtiğimiz hafta mübarek Ramazan Bayramı’yla müşerref olduk, bayram günlerinin müstesna heyecanını milletçe ve hep birlikte yaşadık.<br />
Bu nedenle grup toplantımıza ara verdik.<br />
Kovid-19 salgının iyice zayıfladığı, menhus etkisinin en aza indiği bir dönemde umutla karşıladığımız Ramazan Bayramı’nı mana ve ruhuna müzahir şekilde kutladık.<br />
Doğudan batıya, kuzeyden güneye büyük bir aile olan aziz Türk milleti bayramlaşmanın mehabetiyle, vuslatın muhabbetiyle, kucaklaşmanın meftuniyetiyle kenetlendi.<br />
Bayram münasebetiyle gönüller alındı, ziyaretler yapıldı, mesafeler kısaldı, dargınlıklar atıldı, küçükler sevildi, büyükler saygıyla hatırlandı.<br />
<strong> Bayramlar, bizi bir yapan, aynı hissiyatla yoğuran, tecelli eden birlik ve kaynaşma halinden bir millet ve medeniyet incisi çıkaran kültürel ve manevi kaynaklarımızdan birisidir.  </strong><strong>Bayram kardeşliktir, barıştır, kader ortaklığıdır, milli karakterin karşılıklı diyalog ve ilişkiler kalıbına dökülmesidir.</strong><br />
Bizi ayırmaya, ayrıştırmaya, aramıza fitne tohumları saçmaya heveslenen menfur çevrelere en güçlü cevaplardan birisi hiç kuşkusuz bayramlardır.<br />
Bayram vesilesiyle sergilediğimiz birlik ve dayanışma ruhunu şayet hayatın ve zamanın diğer etaplarına taşıyabilirsek inanıyorum ki, hiçbir alçak emel, hiçbir hain hedef surumuzda gedik açamayacaktır.<br />
El ele verdiğimiz müddetçe hiçbir oyun bize sökmeyecektir.<br />
Omuz omuza duruş sergilediğimiz sürece kanlı ve kalleş senaryoların akıbeti sadece yırtılıp atılmak olacaktır.<br />
Hakkâri’den uzanan eli Edirne’de tutan, Trabzon’dan uzatılan ikramı Mersin’de alan, Kars’tan söylenen selama İzmir’de aleyküm selam diyen milli yürekler oldukça ve bu asil yürekler toplu vurdukça, ne tefrikanın hükmü geçecek, ne de tezviratın hücumu sonuç verecektir.<br />
Türk milleti bayramıyla, barışıyla, bayrağıyla, bakışıyla, bağımsızlığıyla, bağlanışıyla, tüten bacasıyla, açık bahtıyla tarih boyunca mazluma ses, zalime de set olmuştur.<br />
Bu duruş şanlı mazimizin altın sayfalarından aynısıyla tebarüz edilmiş, bundan sonra da tezahürüyle birlikte dosta güven düşmana korku salmaya Allah’ın izniyle devam edecektir.<br />
Siz değerli arkadaşlarımın, aziz milletimizin, Türk-İslam âleminin bir kez daha Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyor, Allah’tan tekrarına hep birlikte ulaşmayı diliyorum.</p>
<p>Muhterem Milletvekilleri,<br />
<strong>Öz, kabuk tarafından esir alınırsa, maneviyatın yerini maddiyat alırsa, samimiyet sahtelikle aşınırsa, dürüstlük dalavereyle alçalırsa, mertlik namertlikle aşağılanırsa hayatın ve siyasetin olağan akışı tıkanmakla kalmayacak, insan ve toplum huzuru bütünüyle sarsılacaktır.</strong><br />
İkbal hırsları ilkesel hassasiyetlerinin, ülke haysiyetlerinin önüne geçen siyasetçilerin vatana ve millete sadakat duymaları, sevgi beslemeleri, kalpten hizmet etmeleri boş bir beklentidir.<br />
Hadiselerin akış demetine hesabi yaklaşanların ne sözü sözdür ne de adamlıkları bahis mevzudur. Bugüne kadar milletimizin sinesinden öyle muhteşem ve mücessem namus insanları çıkmıştır ki, tıpkı bir dağ silsilesini geziyor gibi, her seferinde onların bir başka zirvede görülmesi mukadder bir akıbet olmuştur.<br />
Yeri gelince emeğini, yeri gelince alın terini, yeri gelince malını, yeri gelince de canını vatanı ve milleti için feda etmekten zerre miskal kaçınmayan fedakârlık simgeleri her zaman geleceğimize ışık tutmuşlardır.<br />
Çıkarlarıyla değil çınar gibi yüksek iradeleriyle var olan feragat timsalleri tarihe hem nam hem de iz bırakmışlardır.<br />
Bu değerlerimizin hatırı bizim nezdimizde tarifsiz ve tanımsızdır.<br />
Nefislerini terbiye etmiş yüce gönül sahipleri bizim her zaman ilhamımızdır.<br />
Kibrin tasallutuna boyun eğen, cehalet ve dalaletlerini cüretkarlık şalıyla örten zübük zadelerin maalesef kaynağı halen kurumamıştır.<br />
Merhum Yahya Kemal Beyatlı diyor ki, “bu halka vakfedecek milk-ü malimiz yoktur, beş on gazelle şu kalb-i harabdan başka.”<br />
Bizim ise vakfedecek yegâne mülkümüz, vazgeçecek yegâne mirimiz bilinmesini isterim ki, taşıdığımız can emanetinden başka bir şey değildir.<br />
Ve bu vatana, bu millete, bu devlete de bin defa helali hediyedir.<br />
İstismarı ve inkârı siyasi mücadelelerinin cümle kapısı haline getirmiş bozuk ve bulanık zihniyet sahiplerinin bizim tavrımızı, bizim tarzımızı, bizim tahayyülümüzü anlaması eşyanın tabiatına aykırıdır.<br />
Siyasetteki gelecek tasavvurlarını dış mihrakların insaf ve icazetine bağlayan yerli işbirlikçi güruh her fırsatı ganimete çevirmenin kuralsızlığıyla ve kurnazlığıyla meşguldür.<br />
Tanzimat devrinde Batı’yı taklit etmek suretiyle gerilemenin ortadan kalkacağını iddia eden bir avuç kaygısız zümre ve kaymak tabaka, bu yolla İmparatorluğumuzu ayakta tutan iç dinamiklerin yıkılışına bilerek ya da bilmeden hizmet etmişlerdi.<br />
O yıllarda, hatırlı ve yetkili bazı devlet ricaline hâkim olan yabancıların gözüne şirin görünme, onların ağzına bakma merakı ne yazık ki makûs talihin, meşum tarihsel anların çatısını örmüştü.<br />
Bugün de ülkemizin asıl sorunlarından birisi değişmeyen bu kafa yapısıdır.<br />
Türkiye’nin siyasi ve demokratik varlığına, egemen devlet vasfına, tarihsel kazanım ve çıkarlarına yabancı başkentlerin prizmasından bakanlar düştükleri zilleti, yuvarlandıkları rezaleti fark edemeyecek kadar körleşmiş ve kaskatı kesilmişlerdir.<br />
Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi bizatihi kendi geçmişiyle, mirasına konduğu tarihi birikimle, dahası aziz Atatürk’ün tam bağımsızlık idealiyle tenakuz halindedir.<br />
Öyle bir zaman aralığındayız ki, maalesef dağda çakal, ormanda tilki kalmamış, hepsi siyasetin sağ ve sol kanadına kapılanmıştır.<br />
CHP’ye bakınız bunu görürsünüz.<br />
Zillet ittifakının diğer paydaşlarına bakınız aynısıyla karşılaşırsınız.<br />
Aylardır devam edegelen cumhurbaşkanı adayının kim olacağı sorusuna henüz kalıcı bir cevap verilebilmiş değildir.<br />
Israrlı arayışlar inatçı görüş ayrılıklarını derinleştirmiştir.<br />
Zillet ittifakı partileri birbirlerine çalım atmayı, minder dışına itmeyi, birbirlerini faka bastırmayı, zorda bırakmayı adeta meslek edinmişlerdir.<br />
CHP’de hayır yoktur, umut yoktur, gelecek yoktur.<br />
Çünkü CHP yönetiminin, ismi tedavüle sokulan müzmin aday adaylarının itibarı yoktur, iradesi yoktur, inandırıcılığı hiç yoktur.<br />
Kılıçdaroğlu’nun aday olma iştahı, aday gösterilme isteği her seferinde yeni bir karşı duruşla kırılmaktadır.<br />
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bayramda Karadeniz turuna çıkıp Trabzon ve Rize’de belediye bütçesiyle dar katılımlı mitingler düzenlemesi ortamı tekrar kızıştırmış, 6+1 formatlı masaya baskı kurmuştur.<br />
Bizim anlayamadığımız, açıklamakta müşkülat çektiğimiz can alıcı husus, bu belediye başkanının hangi şehrimizin siyasi sorumluluğunu üstlenmiş olduğudur.<br />
Otobüse doldurduğu gazetecilerle bu belediye başkanı nereye gidiyor? Hangi gizli ve siyasi gündemlerin peşinden sürükleniyor?<br />
Doğrusunu isterseniz biz de merak içindeyiz, İstanbul’un şehremini bayram günlerinde Karadeniz’de ne aramıştır? İstanbul’u yüz üstü bırakıp gitmesi siyasi ahlakın neresine sığmıştır?<br />
Bir belediye başkanının şehrini terk edip siyasi hesaplar içine girmesi, vızır vızır ortalıkta gezinmesi hangi akla, hangi amaca hizmettir?<br />
Bu şahıs, cumhurbaşkanı adaylığı için sorulan bir soruya, “bu sadece siyasetin işi değil, 6’lı masanın işi değil, milletin işidir” cevabını vermek suretiyle Genel Başkanı’yla açık bir çatışma içine girmekte herhangi bir beis ve sakınca görmemiştir.<br />
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı şayet cumhurbaşkanı adayı olmak arzusundaysa, dış bağlantılı bir talimat veya tembihat almışsa, karşımıza çıkıp mertçe itiraf etsin, etsin ki, biz de ona göre muamele, ona göre mukabele edelim.<br />
Bizim tespitimiz nettir ve o da şudur: İstanbul, İstanbul olalı böylesi bir zillet, böylesi bir hezimet ne görmüş ne de yaşamıştır.<br />
Asıl vız gelecek tırıs gidecek şahıs İmamoğlu’dur ve iradesi de ipoteklidir.<br />
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, emanetine tevdi edilen göreve layık olmadığını defalarca ispatlamıştır.<br />
İstanbul ziyan edilmiştir.<br />
İstanbul kaderiyle baş başa bırakılmıştır.<br />
Bu ayıbın kara lekesi hem belediye başkanının hem de parti yönetiminin alnına kazınmıştır.<br />
Kılıçdaroğlu, “bayramı karamsar geçirdik. Gülümsemeyi unuttuk.” diye mesaj yayımlamış.<br />
Sayın Kılıçdaroğlu bayramda bol yıldızlı otellerde tatil keyfi sürerken neşeni kaçıran, seni karamsarlığa iten asıl sebep İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamında oturan zattan başkası olmadığını artık çocuklar bile duymuştur.<br />
Bu gidişle Kılıçdaroğlu’nun merhum şairimiz Akif’in şu dizelerini okuması hiç kimseyi şaşırtmamalıdır:<br />
“İlâhî! Pek bunaldım, nerde nurun? Nerde gufranın?<br />
Cehennem gezdirip dursun mu afakımda hicranın?”<br />
<strong>CHP’de sular durulmaz.</strong><br />
<strong>CHP’de fırtına dinmez.</strong><br />
<strong>CHP’de fitne bitmez.</strong><br />
<strong>Çünkü CHP kulislerin, kuryelerin, hiziplerin, menfaat yarışlarının partisidir.</strong><br />
Zillet ittifakı kimi aday çıkarırsa çıkarsın, 2023 yılının Haziran ayında sandıktan volkan ağzı gibi fışkıracak, sağanak olup yağacak, sel olup taşacak, sevda olup bayraklaşacak irade Cumhur İttifakı’dır, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da yeniden ve açık ara farkla seçilecektir.<br />
Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri 2023 yılının Haziran ayında yapılacaktır.<br />
Seçimlerin erkene alınması diye bir şey söz konusu olamayacaktır.<br />
<strong>Türk milleti belirsizliğe prim vermez.</strong><br />
<strong>Türk milleti kuzguna gönül vermez.</strong><br />
<strong>Türk milleti maceraya heves etmez.</strong><br />
<strong>Verir oyunu sağlam iradeye, bozar alayını inceden inceye.</strong><br />
2023’de Cumhuriyeti’mizin yüzüncü yıl dönümünü cumhurun muazzam başarısıyla süsleyeceğiz.<br />
Milliyetçi Hareket Partisi’nin TBMM’de milletvekili sayısı itibariyle çok güçlü bir şekilde temsili için adeta ışık hızıyla çalışacağız.<br />
Kurtuluşumuzun aziz hatıraları, kuruluşumuzun mümtaz hakikatleri zilleti yıkıp geçecek, cumhuru yeniden yükseltecektir.<br />
2023’de yalan, yıkım ve yozlaşma kaybedecektir.<br />
2023’de ihanet, ilkellik ve işbirlikçilik kaybedecektir.<br />
2023’de tarih tekerrür edecek, müstevliler ve onların taşeronları mağlup edilecektir.<br />
Kazanan Türkiye, kazanan Türk milleti, kazanan Türk vatanı, kazanan Cumhur İttifakı, kazanan Milliyetçi Hareket Partisi olacaktır.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong><br />
<strong>Huzurumuzu kaçırmak, iç barış ortamımızı karıştırmak ve kargaşaya hapsetmek için faal halde bulunan odaklar bayramda iyice su üstüne çıkmışlardır.</strong><br />
<strong>Türkiye’de bulunan yabancılarla ilgili duygusal tonu ağırlıklı, tepkisel yönü baskın, provokasyon dozajı yüksek kirli malumatlar, gerçek dışı iddialar, çarpıtılmış haber ve fotoğraflar özellikle sosyal medya kanalıyla yoğun olarak servis edilmiştir.</strong><br />
Kabul edilmelidir ki sığınmacı meselesi ülkemizin yumuşak karnı, istismara müsait bir zaafı haline gelmiştir.<br />
Öncelikle sağduyulu ve soğukkanlı kavrayış ihmal edilemez bir zorunluluktur.<br />
Önü arkası hesaplanmadan, sonuçları basiretle öngörülmeden atılacak her adım, toplumun sinir uçlarını tahriş ve tahrip edecek her yaklaşım doğruca uçuruma açılacaktır.<br />
Anlaşılan sığınmacılar konusunun kaşınıp kanatılmasıyla ilgili vahim bir tertip ve tezgâh artan ölçekte körüklenmektedir.<br />
Dikkatli, tedbirli, temkinli, donanımlı ve gelecek perspektifli politikalar partiler üstü bir anlayışla ele alınıp kademe kademe tatbik edilmelidir.<br />
Elbette Türkiye yolgeçen hanı, göçmen ve sığınmacı kampı değildir.<br />
Elbette Anadolu coğrafyasına mühür vuran aziz millet varlığının demografik özellikleri, sosyal dokusu, kültürel müktesebatı korunmalıdır.<br />
Bunlara titizlik gösteriyorken, yabancı düşmanlığını ve ırkçılığı teşvik eden boyunduruk altındaki çevrelerin söz, yazı, açıklama ve şedit tuzaklarına da azami derecede uyanık olmak şarttır.<br />
Biz gelecek nesillere her anlamda güvenceye kavuşturulmuş bir vatan, bir millet, bir devlet emanet etmekle mesul ve mezunuz.<br />
Biz il sayısı 100 olan, nüfusu da 100 milyona ulaşmış bir Türkiye’yi hedefliyoruz.<br />
Şunun da farkındayız ki, sığınmacı sorunu Türkiye’nin uzun yıllar taşıyabileceği, hazmedebileceği ve tahammül edeceği bir sorun olmaktan tamamen çıkmıştır.<br />
Ancak bu çarpıcı gerçek ülkemizde misafir halde bulunan sığınmacılara cephe açmak, sosyal ve ekonomik hayattan tecrit etmek anlamına gelmemelidir, bize göre de gelmeyecektir.<br />
Nihayetinde Suriyeli sığınmacılar bugün misafirimizse, yarın komşumuz olacaklardır.<br />
Komşu komşunun külüne de her zaman muhtaçtır.<br />
Bir defa Türkiye’nin sığınmacı akınına ve düzensiz göçe karşı alacağı etkili önlemler; geniş çaplı, gerekçesi ve gelecek hedefleri isabetle belirlenmiş milli siyaset planlamasıyla gerçekçi bir boyut kazanmalıdır.<br />
Çünkü sığınmacı sorunu aynı zamanda kapalı devre faaliyet gösteren örgütlerin, istihbarat kuruluşlarının telkin, tazyik ve yönlendirmesine son derece açık haldedir.<br />
Üstelik toplumsal tansiyonu yükseltmek, birkaç münferit asayişsizliği sanki her yerde yaşanıyormuş gibi takdim ve teşhir etmek için pusuda bekleyen sorumsuz ve hastalıklı zihniyetlerin son zamanlarda tehlikeli şekilde yaygınlaştığı da malumlarınızdır.<br />
Bu karanlığın içinde Türkiye aleyhtarı ajanların cirit attıklarını ileri sürmek de bir vehim olarak değerlendirilmemelidir.<br />
Bazıları çıkmış sığınmacı sayısını 8 milyon, bazıları da 10 milyon olarak iddia ediyor.<br />
Bunların hepsi palavradır ve temelsiz iddiadır.<br />
Devletin kayıtları ortadadır ve bizi bağlayan da bu kayıtlardaki verilerdir.<br />
Yapılan son resmi açıklamalara bakarsak, ülkemizde 5 milyon 500 yüz bin 690 yabancı bulunmaktadır.<br />
<strong>Türkiye genelinde sığınmacı sayısı 4 milyon 82 bin 693’tür.</strong><br />
<strong>Bu toplam içinde geçici koruma statülü Suriyeli sığınmacı sayısı da 3 milyon 762 bin 686’dır. </strong><strong>2017 yılından buyana Suriyeli sığınmacılara yeni katılımların olmadığı anlaşılmaktadır. </strong><strong>Ülkemizde 1 milyon 417 bin yabancının ise ikamet izni bulunmaktadır. </strong><strong>Bunların 300 bini uluslararası koruma kapsamındadır.</strong><br />
Bunun yanında düzensiz göçle ülkemize gelenler vardır ve bunların uyrukları da bellidir.<br />
Sığınmacılar mülteci değildir, göçmenler de sığınmacı değildir.<br />
Evvela kavramların hukuki netliği mutlaka sağlanmalıdır.<br />
Türkiye’nin geçici koruma statüsüyle ağırladığı Suriyelileri gönüllü, güvenli ve onurlu şekilde yurtlarına ve yuvalarına sevk etmeleri önümüzdeki en önemli gündem konularından birisi olmalıdır.<br />
Ayrıca düzensiz göçe kesinlikle müsaade edilmemeli, yakalananlar hemen ülkelerine gönderilmelidir.<br />
Suriyeli sığınmacıların ülkelerinden kopuşlarına neden olan iç çatışma ortamı geçer geçmez, yanan ateş söner sönmez, kaos ortamı biter bitmez, sükûnet sağlanır sağlanmaz ülkelerine dönüşleri elbirliğiyle, güç birliğiyle, insan haklarına muvafık şekilde ve hepsinin rızasıyla hayata geçirilmelidir.<br />
Suriye devlet başkanının 30 Nisan 2022 tarihinde ilan ettiği genel af kararı mühim ve geri dönüşleri kolaylaştırıcı bir gelişmedir.<br />
Bu kapsamda hükümetin uygulayacağı her politikayı sonuna kadar destekleyeceğimiz herkes tarafından bilinmelidir.<br />
Fırat Kalkanı, Barış Pınarı ve Zeytin Dalı Hareket Bölgeleri’nde Türkiye güvenliği temin etmiştir.<br />
Bugüne kadar Afrin, Azez, El Bab, Cerablus, Mare, Tel Abyad ve Resulayn’a toplamda 490 bin Suriyeli yerleştirilmiştir.<br />
Uluslararası finansman imkanlarından istifadeyle, yani külfetin eşit paylaşımıyla, terörden arındırılmış bölgelerde insani yaşam alanlarının kurulması ve Suriyelilerin yurtlarına emniyet içinde kavuşmaları mümkündür.<br />
Kaldı ki hükümetin iradesi de bu yöndedir.<br />
Ancak hiçbir sığınmacıyı, hiçbir masumu elinde hançerle bekleyen cellatlara teslim edemeyiz, böylesi bir vahşete ortak olamayız.<br />
Bize göre briket evlerin yapımı değerli bir adım, insani ve vicdani bir atılımdır.<br />
<strong>Geçici koruma statüsü altında bulunan Suriyeli kardeşlerimizi kavganın ve kutuplaşmanın içine çekmek isteyen, bu suretle milletimizi tahrik ve tacize yeltenen kim ya da kimler varsa Türkiye’nin hasmıdır.</strong><br />
Bunlar aynı zamanda görevli provokatörlerdir.<br />
Türkiye’nin yarınlarında sığınmacı sorunu inşallah olmayacaktır.<br />
Bu sorun çözüm iradesiyle buluşturularak demografik istikbalimizin güvenliği sağlanacaktır.<br />
Cumhur İttifakı’nın kararlılığı budur.<br />
Fakat şunu da unutmayalım ki, Türk milleti kapısını ve gönlünü açtığı hiçbir mazluma sırt dönmemiş, bundan sonra da dönmeyecektir.<br />
Aziz varlığına sığınanlara yüzünü çevirmemiş ve çevirmeyecektir.<br />
Yabancı düşmanlığıyla siyaset yaptığını zannedenler Türk milletinin asaletini bilmeyen, ahlakını ve soylu duruşunu tanımayan gafillerdir.<br />
Tekraren ifade etmeyi mecburi addediyorum ki, sınır aşan göç konusunu bir proje olarak hazırlayan, nesnel tekliflerini kamuoyuyla paylaşan, mültecilere, sığınmacılara, göçmenlere karşı takip edilecek politikaları sosyolojik, ekonomik, psikolojik ve tarihsel boyutlarıyla analiz edip siyaset oluşturan tek parti Milliyetçi Hareket Partisi’dir.<br />
<strong>Cumhur İttifakı ne yaptığının farkındadır.</strong><br />
<strong>Milliyetçi Hareket Partisi ne söylediğinin şuurundadır.</strong><br />
<strong>Gerginlik çıkararak düşmanlığa yatırım yapanlar art niyetlidir.</strong><br />
Bunların lügatinde kardeşlik, hoşgörü ve duyarlılık diye bir şey yoktur.<br />
Gitsinler demekten başka bir şey söylemekten aciz olanlar Türkiye’nin imajını ve itibarını karalayan hastalıklı zihniyetlerdir.<br />
Her türlü sorunu milli, manevi ve tarihi tecrübeyle çözecek tek irade Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.<br />
Gerisi sadece köhne ve küstah sokak dedikoducularıdır.<br />
Türk milliyetçiliği ırkçılığı kesin bir dille reddeder.<br />
Türk milliyetçiliği yabancı düşmanlığını amasız, fakatsız telin edip elinin tersiyle iter.<br />
Hiç kimse sırtımızdan kurban kesmeye heveslenmesin.<br />
Hiç kimse rol çalıp bizim değerlerimiz ve fikriyatımız üzerinden ahkâm kesmeye teşebbüs etmesin.<br />
Biz evimizin önünde gecekondu dikmeye hazırlanan siyaset simsarlarına izin vermeyiz.<br />
Türk milliyetçiliği bir gönül hareketi, bir sevda seferberliği, bir ahlak meziyeti, milletine aşkla ve karşılık beklemeden bağlanmış bir şehadet ve kahramanlık kervanıdır.<br />
Kervanımızı taşlayan olursa, yolumuza çıkan bulunursa, tekerimize çomak sokmak için fırsat kollayan görülürse, buradan hepsini uyarıyorum, sanmasınlar kapandı kara kaplı defterler, bir gün mutlaka ödenecek en ağır bedeller.</p>
<p><strong>Değerli Arkadaşlarım,</strong><br />
<strong>Rusya ile Ukrayna arasında süren savaşın 76’ıncı gününde tarafların ateşkese bir türlü yanaşmaması, barışçıl hamlelerin şu ana kadar sonuç vermemesi endişeli bekleyişlerin tırmanmasına neden olmaktadır.</strong><br />
Nükleer savaş ihtimalinin son günlerde sık sık telaffuz edilmesi de bir başka kâbus senaryosu olarak dünyanın gündem başlıkları arasındadır.<br />
Nükleer başlıklı Rus füzelerinin Ukrayna’ya en çok silah gönderen ülkelerin başkentlerini vurma süreleri de zaman zaman farklı kanallardan paylaşılmaktadır.<br />
Cepheleşme Rusya ile Batı bloku arasında gittikçe sertleşmektedir.<br />
Putin yönetimi NATO’yla dalaşmaktadır.<br />
Karşılıklı yaptırım kararlarının, tehditvari mesajların seriye bağlanması, silah ve füze dilinin olağanlaşması barış umutlarını ne yazık ki sekteye uğratmaktadır.<br />
Putin, 9 Mayıs Zafer Bayramı münasebetiyle yaptığı konuşmada, “küresel savaşın dehşetini durdurmak için elimizden geleni yapma görevimiz var” sözleriyle bir bakıma çok tehlikeli bir ihtimali tekrar gözler önüne sermiştir.<br />
Küresel savaş riski insanlık için şüphesiz bir felakettir.<br />
Bunun önüne geçmek, barışın müdafaasını yapmak tüm ülkelerin güvenlik ve gelecekleri için tarihi görevdir.<br />
Her zamanki gibi bizim temennimiz Rusya ile Ukrayna arasındaki krizin derhal ve kalıcı olarak çözüme kavuşmasıdır.<br />
Bu arayış zor gibi görünse de imkansız değildir.<br />
İnanıyorum ki, Türkiye bu süreçte aktif, çok yönlü ve bütün taraflarla masaya oturabilme ve konuşabilme özelliklerinden dolayı barışın yeşermesine güçlü destek vermeyi sürdürecektir.<br />
ABD’den AB’ye kadar Ukrayna savaşının devamını amaçlayan ülkelerin doğru, tutarlı, adil ve ahlaki bir çizgide olmadıklarını insanlık vicdanı bir gün mutlaka haykıracaktır.<br />
Enerji ve gıda arz güvenliği konusunda beşeriyet çetin bir imtihandan geçmektedir.<br />
Savaş her ülkeyi doğrudan veya dolaylı, az ya da çok etkilemektedir.<br />
Diğer yandan Türkiye’nin terörle mücadelesi kararlılıkla sürmektedir.<br />
Bölücü terör örgütü darbe üstüne darbe yemektedir.<br />
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, emniyet teşkilatımız canla, başla ve kahramanlıkla vatan savunmasını yerine getirmekte, terör örgütüne kök söktürmektedir.<br />
Komuta heyetimiz sınır hattındadır.<br />
Gözler ufukta, eller tetiktedir.<br />
Sıcak gelişmeler anbean takip edilmektedir.<br />
Allah hepsinden razı olsun diyorum.<br />
<strong> Niyaz ediyorum ki, ayaklarına taş değmesin, yolları açık, gazaları da mübarek olsun. </strong><strong>Terörle mücadele esnasında şehit olan evlatlarımıza da Rabbim merhamet ve rahmetiyle muamele etsin.</strong><br />
Milli bekamızı, milli güvenliğimizi koruma ve kollama sorumluluğunu eksiksiz yerine getiren kahramanlarımıza, devlet ve siyaset adamlarımıza milletimiz müteşekkirdir.<br />
Ukrayna’da savaş hakimken, Türk devleti bütün imkanlarıyla bölücü terör örgütünün kökünü kazıma mücadelesi veriyorken kurgulanmış kara propagandalara tetikçilik yapanlar Türkiye karşıtı odakların değirmenine su taşımakla vakit harcamaktadır.<br />
Terörle mücadelenin en kilit bakanlıklarından birisi İçişleri Bakanlığı’dır.<br />
İçişleri Bakanımız bayramı Hakkari Şemdinli’de kahraman Mehmetlerimizle ve yöre insanımızla karşılamıştır.<br />
<strong> Bugüne kadar İçişleri Bakanlığı’nın önünde eylem yapmak, olay çıkarmak sadece ve sadece teröristlerin gayesi olmuş, çok şükür buna da şu ana kadar muvaffak olamamışlardır.</strong><br />
Geçtiğimiz hafta nefret ve öfkesine hakim olamayan marjinalleşmiş siyasetçiler tarafından İçişleri Bakanımızın hedef alınması, bunların mezkur bakanlığın önüne yığınak yapmaları milletimizde haklı bir tepkiye yol açmıştır.<br />
Terörle mücadelede büyük başarısı olan bir bakanı ve onun şahsında hükümeti parmak sallayarak tehdit etmek utanç verici bir alçalma halidir.<br />
İçişleri Bakanlığı’nın önüne gelenler Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlerdir, terörün ömrünü uzatmak için çırpınan zavallılardır.<br />
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli komutanlarına, kahraman askerlerimize, İçişleri Bakanımızla Milli Savunma Bakanımıza bühtan içinde olanların, sanki komut almışçasına saldırı düzeneğine geçenlerin, bir senaryo dahilinde yıpratmaya kalkışanların tam karşısında Milliyetçi Hareket Partisi vardır ve taviz vermesi imkansızdır.<br />
Teröristlerin dahi cesaret edemediği protestolarla İçişleri Bakanı’mıza saldırmak, itibarsızlaştırmaya çabalamak su katılmamış edepsizliktir, hainlere yol açan, yol gösteren densizlik ve terbiyesizliktir.<br />
Buna da hiç kimsenin hakkı olamayacaktır.<br />
Kimin bir meselesi varsa, kimin bir hesabı bulunuyorsa hukuk yolu açıktır.<br />
İçişleri Bakanlığı’nın önünde toplanıp tehditler savurmak, sayın bakana ismiyle ve kaba bir şekilde hitap etmek devlet umurunu, devlet vakarını saygısızca ayaklar altına almak demektir.<br />
<strong>Hiçbir bakanlığımız gelişigüzel nümayiş yeri değildir.</strong><br />
<strong>Hiçbir bakanlığımız siyasi rant devşirmenin alanı değildir.</strong><br />
<strong>Devletin itibarını lekelemeye çalışanlar önce kendi itibarsızlıklarına, kendi izansızlıklarına kafa yormalıdır.</strong><br />
İçişleri Bakanı’mıza ismiyle hitap edip erkeklik hatırlatması yapan ve aklınca meydan okumaya kadar işi götürenler öncelikle hangi melanetin ümidi, hangi kumpasın figüranı olduklarını düşünmelidir.<br />
Bir kez daha dile getiriyorum, terörle mücadeleyi muazzam bir irade ve inanmışlıkla icra eden devlet ve siyaset adamlarımıza dil uzatanları sonuna kadar kınıyor, akıllarını da başlarına almalarını hassaten tavsiye ediyorum.<br />
Meydan boş değildir.<br />
Kuru gürültüye pabuç asla bırakılmayacaktır.</p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri,</strong><br />
<strong>Zillet ittifakının terörist Demirtaş ile Soroscu Osman Kavala hayranlıkları, bu Türkiye düşmanlarına methiyeler düzmeleri akılla, mantıkla izah edilemeyecektir.</strong><br />
Osman Kavala hakkında verilen mahkumiyet kararından sonra CHP’sinden İP’ine kadar zillet partilerinin hepsi zıvanadan çıkmışlar, hop oturup hop kalkmışlar, maksat ve meşreplerini tamamıyla deşifre etmişlerdir.<br />
Bu şer cephesi hangi milli meselede bu kadar ortalığa dökülmüşlerdir?<br />
Bu Osman Kavala’nın sırrı nedir?<br />
CHP’deki ağırlığı, diğer zillet partilerindeki sempati halkası, hayran kitlesi nasıl yorumlanmalıdır?<br />
Gezi Parkı olaylarında baş aktör olan, 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsünün öncesi ve sonrasında karanlık ilişkiler ağı içinde bulunan bir suçlunun avukatı kesilen siyasetçiler ihanete destek çıktıklarını ne zaman göreceklerdir?<br />
Adliye binalarının önünde nefretlerini kusanlar Soros’un kuklaları, zalimlerin Truva atlarıdır.<br />
Bunlar ne adalet bilirler, ne hukuk tanırlar, ne de milli ve manevi değerlere saygı duyarlar.<br />
Cumhurbaşkanı’na hakareti normal, bir suçlunun ceza almasını anormal görecek kadar çılgına dönen bu ucubelere Türkiye emanet edilemez, Soros kalıntılarına Türk milleti müstahak olamaz.<br />
Sorosçu Osman’la yatıp Sorosçu Osman’la kalkanlara özellikle hatırlatırım ki;<br />
Biz Hz. Osman’ı biliriz, Osman Gazi’yi biliriz, Plevne kahramanı Osman Paşa’yı biliriz, dahası Topal Osman’ı biliriz, ancak Soros’a ruhunu satmış Osman Kavala’yı bilmeyiz, bilmeyeceğiz.<br />
Bizim diğerleriyle aramızdaki fark buradadır.<br />
Çok şükür bizim mazimizde pek çok imrenilecek Osman vardır ki, bunlardan birisi de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en yakınında bulunan, cesaretiyle nam salmış Topal Osman’dır.<br />
Ankara’da Papaz’ın Bağı’nda düzenlenen suikastla hayatını kaybeden Topal Osman’ın aziz anıları duruyorken, Osman Kavala’nın peşine düşenler tarihin yanlış tarafına savrulan işgal tortularıdır.<br />
Rahmetle ve hürmetle yad ettiğimiz merhum Topal Osman’ın hakkının yendiği, haksızlığa uğradığı sonraki yıllarda tescil edilmiştir.<br />
Madem bir hak teslimi zaruridir, o halde Türklüğün bu bıçkın, korkusuz ve aslan parçasına iadei itibarı da yapılmalı, vatan ve millete hizmetleri takdirle ve hürmetle sahiplenilmelidir.<br />
Bizim Osmanlarımız bize sonuna kadar yeter.<br />
Türk düşmanlarının Osmanlarına, onlara omuz verenlere, onlarla işbirliği yapanlara ruhumuzla karşı durmaya, şuurumuzla karşı çıkmaya, hesaplarını bozmaya muktediriz, hepsinin bileğini Allah’ın izniyle de bükeriz.<br />
Bizim Osmanlarımız soyludur, dualıdır, vatanseverdir.<br />
Onların Kavalalı Osmanı da Türkiye’nin sabıkalı düşmanıdır.<br />
<strong>Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken, hepinizi bir kez daha hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başarılı ve sağlıklı bir hafta geçirmenizi diliyorum.</strong><br />
<strong>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulkufm.com.tr/2022/05/11/7760/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
